2 / 2 İlkİlk 12
29 sonuçtan 21 --- 29 arası gösteriliyor

Konu: Filistin Cihadının Fıkhi ve Stratejik Yönü

  1. #21
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,606
    Blogdaki Konular
    5
    Bu konudaki hüküm ve tefsirlerden çıkan sonuç şudur: Normal şartlarda ve düşmanın kontrol altında tutulabildiği bir ortamda yapılması caiz olmayan bazı fiiller düşmanın kontrol altında tutulamaması dolayısıyla birtakım sınırları aşması, Müslümanların mahremiyetlerine tecavüz etmesi durumunda caiz olmaktadır. Yahut düşmanı boyun eğmeye veya birtakım aşırılıklardan alıkoymaya zorlamak başka türlü mümkün olamıyorsa yine normal şartlarda yapılmaması gereken bazı fiillerin yapılması caiz olabilir. Örneğin savaşta ağaç kesmek caiz değildir. Ancak Resulullah (s.a.s.) Beni Nadir yahudilerini kalelerinden inmeye zorlamak için ağaçlarını kesmiştir. Yüce Allah da bu konuda şöyle buyurmuştur: "Her hangi hurma ağacı kestiyseniz yahut kökleri üzere ayakta bıraktıysanız Allah'ın izniyle ve yoldan çıkmış olanları rezil etmesi içindir." (Haşr, 59/5) Yüce Allah bu ayetiyle o ağaçların kesilmesinden dolayı Müslümanlara herhangi bir sorumluluk olmadığını bildirmiştir. (Bu konudaki rivayetleri Buhari, Ebu Ya'la ve İbnu İshak nakletmiştir.)

    Filistin topraklarında Müslümanların ne kadar ağır ve zor şartlarda varlık mücadelesi verdiklerini ve ne gibi tecavüzlere maruz kaldıklarını artık bütün dünya biliyor. Çocuklarının kol ve bacak kemikleri kırılıyor, kafaları kalbur gibi delik deşik ediliyor, evleri yakılıp yıkılıyor, topluca yurtlarından çıkarılıyorlar, mukaddes mekanları kirletiliyor, kadınlarına sataşılıyor, işleri ve arazileri ellerinden alınıyor, kısacası tarihin benzerine şahit olmadığı zulümlere maruz bırakılıyorlar. Müslümanların bütün bu zulümlere ve tecavüzlere cevap olarak gerçekleştirdikleri eylemler ise kendilerine yapılanın binde biri kadar bile değildir. Ayrıca Filistin cihadının stratejik yönü hakkında aşağıda vereceğimiz bilgiler siyonist işgalcilerin tecavüzlerine yerine göre misliyle mukabelede bulunmanın zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır.
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  2. #22
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,606
    Blogdaki Konular
    5
    Filistin Cihadının Stratejik Yönü

    Filistin'in bağımsızlığı için sürdürülen mücadele çerçevesinde gerçekleştirilen eylemleri tenkit edenlerden bazılarının da meseleye stratejik yönden yaklaştıklarını ve: "Bu eylemlere belki ilkesel açıdan bazı dayanaklar bulabilirsiniz ama stratejik yönden yanlıştır" dediklerini gördük. Bunu söylerken ileri sürdükleri gerekçelerse bu eylemlerin dünya kamuoyu nezdinde tenkitlere yol açması ve İsrail'in Filistinliler üzerindeki baskı ve şiddetinin daha da artmasıydı. Oysa olaya stratejik yönden yaklaşanların o eylemlerin stratejik hedeflerini de bilmeleri gerekirdi. İnsanların bazıları organik olarak miyop hastalığına yakalandıkları gibi bazıları da zihinsel olarak bu hastalığa duçar olabilmektedirler. Yani uzak hedefleri göremediklerinden hemen önlerine çıkan gündelik olaylara bakarak hüküm vermeye kalkışıyorlar. Oysa her şeyi gündelik sonuçlara göre ele alacak olursak, Allah korusun, cihadı bile gereksiz görme aşırılığına düşebiliriz. Çünkü her cihadda mutlaka birtakım musibetler, zararlar başa gelecektir. Bosna - Hersek Müslümanları Sırplar karşısındaki cihadlarında az mı kayıp verdiler? On binlerce kadının ırzına tecavüz edilmesi olayını gerekçe göstererek Bosna - Hersek Müslümanlarının Sırplara karşı cihada girişmekle stratejik açıdan büyük yanlışlık yaptıklarını ileri sürmek doğru olur mu? Aynı şeyi Çeçenistan ve Afgan cihadı açısından da düşünebiliriz.

    Filistin halkı zaten sürekli baskı ve işkence altındadır. Filistin halkının mücadelesi üstlerindeki baskının hafifletilmesi için verilen bir mücadele değil bir varlık mücadelesidir. Dolayısıyla Filistin cihadının stratejik hedefleri de orada Müslüman varlığının korunmasıyla ilgilidir. Siyonist işgalcilerin Filistinli Müslümanlara karşı izledikleri politikayla neleri hedefledikleri iyi bilinirse Müslüman halkın sürdürdüğü cihadın stratejik hedeflerini de daha iyi anlamak mümkün olur.

    İşgal yönetimi, işgal altında tuttuğu Filistin topraklarındaki yahudi sayısını sürekli artırmak istiyor. Hatta bu topraklarda halen 4,5 milyona yakın olan yahudi sayısını 2000 yılında 8 milyona çıkarmayı hedeflediği söyleniyor. Bu hedefinin önünde duran iki önemli engel var: Birincisi nüfus sorunu, ikincisi de Müslümanların mücadeleleri. 1967'de işgal edilmiş olan kısmıyla birlikte Filistin topraklarının yüzölçümü 29 bin km2'dir. Buralarda yaşayan insan sayısı ise takriben 7,5 milyon civarındadır. (Bunun yaklaşık 4 milyon 400 bini yahudi, 3 milyon 100 bini ise Filistinlidir.) Bu rakamlarla Filistin topraklarında km2 başına düşen insan sayısı 258'i bulmaktadır. 12 bin km2'lik Nakab çölü hesaba katılmazsa, kullanıma elverişli alan üzerinde km2 başına düşen insan sayısının 441'i bulduğu görülür ki, bu da Türkiye'deki nüfus yoğunluğunun beş katıdır. İşte bu sebeplerden dolayı işgal yönetimi Filistinlileri göçe zorlayarak yahudilere yer açmak istemektedir. Bu hususun tafsilatını daha sonra vereceğiz. Ancak ondan önce siyonist işgalcilerin yahudi nüfusu artırma planlarının önünde duran ikinci engelden söz etmek istiyoruz. İkinci engel ifade ettiğimiz gibi Filistinli halkın mücadelesidir. Bu mücadele yahudi göçünü önlemektedir. Yahudiler genellikle rahat edemeyecekleri yere gitmemektedirler. Bundan dolayıdır ki İsrail'in Avrupa'daki ve Amerika'daki yahudileri, yahudi din adamlarını da kullanarak işgal altında tuttuğu Filistin topraklarına göçe yöneltmek için yaptığı teşvikler sonuç vermemektedir. Hatta intifadanın başladığı 1987'den sonra Filistin topraklarına yerleşmiş olan bazı yahudiler dışarıya göç ettiler ve İsrail bundan kaynaklanan nüfus düşüşünü telafi için Etyopya ve Eritre'deki siyah yahudilerle Rusya yahudilerini işgal altında tuttuğu topraklara nakletme yoluna gitti.
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  3. #23
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,606
    Blogdaki Konular
    5
    İşgal rejimi, yahudi göçünün önünde duran engelleri kaldırmak için Filistin halkını dışarıya göç etmeye çalışıyor. Bu amaçla sürekli baskı, fakirleştirme ve işsizleştirme politikasına başvuruyor. Bugün Filistinliler arasında işsizlik oranı % 70'e çıktığı halde İsrail dışarıdan işçi getirterek çalıştırıyor. Filistinlilerin göçe zorlanması halinde hem dışarıdan nakledilecek yahudilere yer açılacağını hem de içerdeki mücadelenin insan gücünden mahrum edileceğini hesap ediyor. İslami yardım kurumlarının çalışmalarının engellenmesi de Filistin halkını göçe zorlama politikasının bir parçasıdır. Çünkü bu yardımların orada varlıklarını sürdürmek ve öz yurtlarını terk etmemek için direnenlere bir destek olduğu düşünülmekte bu yüzden İslami yardım kuruluşlarının çalışmaları engellenmektedir. Hatta bu konuda bazı Avrupa ülkeleri, Arap ülkelerinin büyük bir çoğunluğu ve Müslüman halkların başlarına musallat edilen diğer yönetimlerin birçoğu İsrail'le yardımlaşmaktadırlar. Bugün bazı Arap ülkeleri Filistin'e yardımı engellemek için İslami yardım kuruluşlarının Filistin halkına yardım göndermelerini engellemekle yetinmeyerek, tanınmış inançlı zenginleri her yurt dışına çıkışlarında yanlarına ne kadar para aldıkları konusunda beyanatta bulunmaya dönüşte de yaptıkları harcamaları belgelemeye zorlamaktadırlar. Bu yöndeki engellemeleri haklı göstermek için de Filistin halkına yapılan yardımları "teröre destek" olarak gösteriyorlar. Oysa İslami yardım kuruluşlarının ve genelde Müslümanların Filistin'e yaptıkları yardımların amacı oradaki işsiz ve çaresiz insanlara, babaları siyonist işgalciler tarafından şehid edilen yetimlere, dul kadınlara, İsrail zindanlarındaki esirlere ve onların ailelerine bir maddi katkıda bulunmaktır.

    Filistin halkının varlık mücadelesinin başını çekenler ise cihadın canlı tutulmasıyla hem Filistin halkının birlik ve dayanışma içinde bir arada tutulacağını, hem de dışarıdan Filistin topraklarına gelmek isteyen yahudilere karşı tehdit unsurunun devam edeceğini hesap etmektedirler. Çünkü buradaki yahudi gücünün artması siyonistlerin buraya iyice demir atmaları ve kutsal toprakların yeniden İslami kimliğine kavuşturulması ümidinin son derece zayıflaması sonucunu doğuracaktır.
    Cihadın bir diğer stratejik yönü de şudur: İşgal rejimi Filistinli Müslümanların bağımsızlık mücadelelerini başsız bırakmak amacıyla sürekli bu cihadın başını çekenlere karşı suikastlar düzenlemektedir. İslami Cihad Hareketi'nin lideri Dr. Fethi Şikaki'nin, bu hareketin Gazze sorumlusu Hani el-Abid'in, yine aynı hareketin Gazze'deki ileri gelenlerinden Kemal Havaca'nın, HAMAS'ın askeri kanadının komutanlarından Yahya Ayyaş'ın, yine HAMAS'ın Gazze'deki ileri gelenlerinden ve askeri sorumlularından Kemal Kehil ile beş arkadaşının ve daha birçok kişinin suikastlarla şehid edilmesi hep bu amaç içindi. Bu suikastlarda işgalciler sözde özerk yönetimle de işbirliği yapmaktadırlar. Bütün bu suikastların cevapsız bırakılması siyonist işgalcilere daha da cesaret kazandırmakta ve yeni yeni suikast planları kurmaktadırlar. Ama oradaki bağımsızlık mücadelesinin ileri gelenlerine yönelik suikastların intikamının alınması durumunda işgalciler bir suikast gerçekleştirmeleri halinde oldukça sert bir cevapla karşılaşabileceklerini düşünerek ihtiyatlı olma gereği duymaktadırlar.

    Bunun yanı sıra cihad Filistin davasının canlı ve gündemde tutulmasını sağlamakta, Filistin halkının bağımsızlık davalarından asla vazgeçme niyetinde olmadıklarını bütün dünya kamuoyuna duyurmaktadır. Şunu da özellikle belirtmemiz gerekir ki siyonistler "Büyük İsrail" hayallerinden vazgeçmemişlerdir ve vazgeçmek niyetinde de değildirler. Şu an onların önlerini kesen en önemli engel Filistin'deki cihaddır. Bu cihadı susturmaları ve Filistin'deki İslami varlığa son vermeleri halinde yeni genişleme planlarını gündeme getireceklerdir. İsrail'in son Lübnan saldırısı asla barıştan yana olamayacağının ve barış hikayesini sadece gerçekleştirdiği işgalleri meşrulaştırmak için kullandığının açık bir göstergesidir. Bundan dolayı bütün dünya Müslümanlarının Filistin'deki cihada köstek değil destek olmaları, siyonist işgalcilerin genişleme planlarının önünü kesen bu kutsal mücadelenin sürekli yanında yer almaları gerekir.

    Bazıları "bütün bu stratejik hedefler için daha başka yollara başvurulamaz mıydı?" türünden sorular sorabilirler. Bu tür soruları soranların bilmeleri gerekir ki zaten Müslümanlar da bu yollara isteyerek başvurmuyorlar. İçinde bulundukları şartlar ve ortam kendilerini bu yollara başvurmaya zorluyor. Bu konuda Elmalılı Hamdi Yazır'ın daha önce verdiğimiz sözlerini tekrar etmekte yarar görüyoruz: "Aslında çirkin olan bir şey böyle bazı şartlar altında itibari bir güzellik kazanır. Bundan dolayı ilk başlayanın fiili, gerçekten ve hükmen çirkin ve sırf zarar olduğu halde, onun tepkisi demek olan karşısındakine bir hak vermiş olur."
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  4. #24
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,606
    Blogdaki Konular
    5
    Filistin Cihadını Yıpratma Çalışmaları

    Filistin cihadı mağdur ve mazlum bir halkın haklı ve meşru bir mücadelesidir. Bu mücadele bir grup kavgası veya meşru bir devlete karşı isyan değil toplu bir halk hareketidir. Ama ne yazık ki, bugün insanlar doğruları konuşmaktan ziyade çıkar hesaplarına göre konuşmayı tercih ettiklerinden dolayı günümüz dünyasında çeşme başlarını tutan siyonistler birçoklarını kendi istedikleri gibi konuşturmayı başarıyorlar. Bundan dolayıdır ki, çıkar hesaplarını ve çeşme başlarını tutanlarla olan ilişkilerini öne çıkaranlar görünüşte İslami kılıf taşısalar da Filistin'deki mukaddes cihada çamur atmada birbirleriyle yarışmaya başladılar. İşte bu yarışta bazıları Filistin İslami Direniş Hareketi'ni ABD'nin desteklediği gibi saçma iftiralar attı. Diğer bazıları bu hareketi MOSSAD'ın beslediği saçmalarına sarıldı. Bu arada olayların sıcaklığının devam ettiği sıralarda, siyonist işgal yönetimine çalışan sözde özerk yönetim tarafından HAMAS imzalı birtakım bildiriler yayınlanarak bu hareketin prensiplerine aykırı bazı şeyler hareketin kendi açıklaması gibi basına yansıtıldı. HAMAS içinde bölünme olduğu ileri sürüldü. Bu hareketin cihadı bırakıp tamamen siyasi faaliyetlere yöneleceği ileri sürüldü. Bazıları da işi çok çok daha ileri götürerek kutsal mekanların siyonizm kirinden temizlenmesi mücadelesini "puştluk" olarak niteleyecek kadar haya perdelerini yırttı.

    Aslında bu iddiaların hiçbiri cevaplandırılmaya değecek seviyede değildir. Ancak biz, söz konusu iddiaların etkisiyle bazılarının zihinlerinde birtakım soru işaretlerinin kalmış olabileceği kanaatiyle kısa kısa bazı cevaplar verelim.

    Şair diyor ki: "Dinime ta'n eyleyen bari Müselman olsa!" Biz de, CIA ile ilişkisi olduğundan dolayı hakkında şüpheler bulunan birinin kalkıp HAMAS'ı ABD'nin desteklediği iddiasını ortaya atması karşısında: "Bari sen ABD ve onun uzantıları tarafından beslenen biri olmasan!" deme gereği duyuyoruz. ABD'nin İsrail'e sürekli en büyük desteği verdiğini bütün dünya biliyor. Böyle bir ülkenin İsrail'i yıllardan beri sürekli rahatsız eden bir hareketi desteklediği iddiası kadar gülünç bir iddia olamaz. Adam kalkmış "bozacının şahidi şıracı" misali bir de bu iddiasına Oliver Roy'un yazdıklarını delil göstermiş.

    MOSSAD, HAMAS'ı ne zaman desteklemiş? HAMAS'ın fiilen ortaya çıkmasıyla birlikte intifada başladı. İntifada ise İsrail'e karşı topyekün bir başkaldırı hareketi niteliği taşıyordu. MOSSAD, İsrail'e karşı topyekün bir başkaldırının başını çeken bir hareketi mi desteklemiş?

    Şu an özerk yönetimde görev alanlar intifadanın hareketli olduğu dönemlerde de HAMAS adına bildiriler dağıtarak bu hareket hakkında şüpheler uyandırmaya çalışıyorlardı. Dolayısıyla bugün İsrail tarafından kendilerine geniş yetkiler verildiği dönemde bu işi yapmaları doğaldır. HAMAS'ın silahları teslim edeceği, cihada son vereceği yolundaki açıklamalar hep onların yalanlarıydı. Ama HAMAS bu açıklamaların kendilerine ait olmadığını ve söz konusu haberlerin basına yansımasının tamamen özerk yönetimin oyunu olduğunu çeşitli vesilelerle açıkladı.

    Allah yolunda verilen kutsal mücadeleyi "puştluk" olarak niteleyecek kadar haya perdelerini yırtanlara muhterem Hasan Karakaya bey AYNA köşesinde tek kelimelik ve gayet oturaklı bir cevap vermişti: Hoşt. Buna ekleyecek bir şeyimiz yok.
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  5. #25
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,606
    Blogdaki Konular
    5
    Terör Nitelemesi Kimin İşine Yaradı?

    Siyonist işgalciler bütün dünya medyasının Filistin'deki varlık mücadelesini terör olarak nitelemesinden cesaret alarak Filistin halkı üzerindeki baskı uygulamalarını daha da şiddetlendirdiler. Bu itibarla işgalcilere bu konuda cesaret veren Filistinli mücahitlerin eylemleri değil dünya medyasının Filistin halkının mücadelesini "terör" olarak nitelemede ittifak etmesidir. Şarmu'ş-Şeyh zirvesinin düzenlenmesinde dayanılan gerekçe de bu nitelemedir. Şarmu'ş-Şeyh zirvesinde bir araya gelenler İsrail'in geleceğini kurtarmayı amaçlayan kararlarını "teröre karşı mücadele" olarak dünya kamuoyuna kabul ettirmeye çalıştı ve bunda en çok medyadan yararlandılar. İsrail'in Lübnan'ı işgali ve yüzlerce masum insanı öldürmesi de Şarmu'ş-Şeyh zirvesinde alınan kararların bir uygulamasıydı. İsrail şiddet ve zulüm politikasına hep "terörle mücadele" kılıfını giydirdi ve uluslararası siyonizmin güdümündeki medya ona bu konuda sürekli yardımcı oldu. Ama ne yazık ki İslami kesimden görünen bazı tipler bile Filistin halkının cihadını, Lübnan halkının İsrail işgal kuvvetlerini yurtlarından çıkarmak için verdiği mücadeleyi "terör" olarak nitelemek suretiyle siyonizmin politikalarına alet oldular. Bundan dolayı büyük bir vebal altına girdiklerini düşünmek zorundadırlar.
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  6. #26
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,606
    Blogdaki Konular
    5
    Sonuç

    Değerli okuyucu kardeşlerimden Filistin cihadının ümmet adına verilen bir cihad olduğunun bilincinde olmalarını bekliyorum. Ayrıca şunu da ifade edeyim ki, bilerek ya da bilmeyerek bu cihad aleyhine yürütülen propagandalardan dolayı çevrenizdeki insanların zihinlerinde bazı soru işaretleri kalmış olabilir. Bu insanların zihinlerindeki soruları cevaplandırmak, şüpheleri gidermek ve kendilerini aydınlatmak önemli bir hizmet ve Mescidi Aksa'nın, İslam'ın kutsal beldelerinin kurtarılması için verilen mücadeleye bir katkı olacaktır. O yüzden burada verdiğimiz bilgileri, kendilerine bu bilgiler ulaşmayan tanıdıklarınıza da ulaştırmak suretiyle onları aydınlatmanızı rica ediyorum. Ayrıca şunu da belirtelim ki, Müslümanların bağımsızlık mücadelelerine edep sınırını aşan kelimelerle sataşanların bu hareketlerine mutlaka tepki gösterilmelidir. Tepkilerimizi onların yazılarını yayınlayan yayın organlarına telefon ederek, faks çekerek veya mektupla bildirebiliriz. Sadece % 1 oranında yahudinin yaşadığı Fransa'da, Roger Garaudy'nin yahudi katliamıyla ilgili tarihi yalanları gündeme getirmesinden dolayı gözaltına alınması üzerine ona sahip çıkan eski bir arkadaşı gösterilen tepkiler karşısında, yaptığı açıklamalardan dolayı yahudilerden özür dilemek zorunda bırakıldı. Ama İslami bilince sahip insanlarımızın bile önemli bir yekûn oluşturduğu Türkiye'de İslami mücadelelere yönelik sataşmalar tepkisiz kalırsa sataşanlar daha da cesaret kazanarak kalem saldırılarını artırabilirler.


    Ahmet VAROL
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  7. #27
    evet haklısın biz bilmeyen hem de gözlerini kapayan bir nesil olarak yürüyoruz yeryüzünde...inandığını düşünen de en az inanmadığı için araştırma zahmetine girmeyen kadar cahil ve ben merkezli...bazen bize lütfedileni hak sanıp kibre düşüyoruz! ne garip yanılgıdır bu böyle! belki bir gün dünyadaki bunca acının ve kederin,zulmun izleyicisi kalmakta aynı zamanda ortağı olduğumuzu da anlayabiliriz...ve elimiz koynumuzda izlemekten vazgeçip birşeyler yapabiliriz...cihad sadece meydanlarda savaşmak değildir ya...:yes[1]:

  8. #28
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,606
    Blogdaki Konular
    5
    "Sahih rivayetlerde bildirildiğine göre Resulullah (s.a.s.) Taif halkını kuşatmaya aldığında onların üzerine mancınıkla taş atmıştır. Oysa o zaman o halkın arasında Müslümanlar da vardı" deniyor. Aynı husus Hanefi fıkhının önemli kaynaklarından olan el-Mebsut'ta ve Fetavayi Hindiyye'de de dile getirilmektedir. Mehmed Zihni Efendi'nin Nimeti İslam adlı ilmihalinin sonuna eklenen Cihad bölümünde şöyle deniyor: "Düşman kafirler bazı Müslüman esirleri veya Müslüman çocukları kendilerine siper edinip kalkan gibi kullanıyorlarsa, İslam mücahitleri siper edinilen Müslümanları değil arkalarındaki kafirleri kastederek ateş açarlar. Sonuçta siper edinilen Müslümanların şehid olmasına sebep olunsa da diyet ve keffaret gerekmez." (Nimeti İslam, İslam mecmuası baskısı, İstanbul 1986, sh. 972)
    "Savaşa katkısı olmayan kadın, çocuk, deli, piri fani (yaşlı), yatalak hasta yahut çolak, köle, çaprazlama el ve ayağı kesilmiş veya sağ eli kesilmiş, bunak, manastırına çekilmiş rahip, herhangi bir yer veya kilisede inzivaya çekilmiş rahipler, savaşmaktan aciz olanların ve tarlalarıyla uğraşan çiftçilerin öldürülmeleri caiz değildir. Ancak bunların söz, fiil, görüş yahut her hangi bir mali yardımla savaşa katılmaları halinde caizdir. Bunun delili ise şudur: Rabia b. Rufey es-Sulemi, Huneyn günü Düreyd b. es-Simme'yi yetişmiş ve ancak görüşü ile faydalanılabilecek durumda yüz yaşını aşmış bir piri fani olduğu halde öldürmüştür. Bu durum Resulullah (s.a.s.)'a ulaştığı halde, o buna tepki göstermemişti." (Bkz. Zuhayli, İslam Fıkhı Ans. C. 8, sh. 184) (Dureyd ibnu Sımme el-Cuşemi'nin öldürülmesine dair rivayeti Buhari, Meğazi, 55; Müslim, Fedailu's-Sahabe, 165; İbnu Hanbel, 4/399'da nakletmişlerdir.)
    * Kurtubi, Tefsir'inde, Yüce Allah'ın: "İnsanlardan öyleleri de vardır ki, canlarını Allah'ın rızasını kazanma yolunda feda ederler" (Bakara, 2/207) ayetini bir kimsenin düşmana zarar vermek veya Müslümanlara güç kazandırmak amacıyla şehadete atmasının caiz olduğuna delil göstermiştir. (Bkz. Kurtubi Tefsiri, C. 3, sh. 21)
    Altları çizilmesi gereken bilgiler...
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  9. #29
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,606
    Blogdaki Konular
    5
    her satırı okunası...
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

2 / 2 İlkİlk 12

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •