8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor

Konu: Patani

  1. #1
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,606
    Blogdaki Konular
    5

    Patani

    Patani

    İsmen bizlere çok uzak kalmış İslam coğrafyasının mazlum halklarından olan Patani halkının direnişi, bilinmeye değer bir özgürlük mücadelesidir. Yıllar süren direniş sürecinde Patanililerin elde etmek istedikleri şey ise Tayland tarafından Malay-Müslüman kimliklerinin kabul edilmesi. Bundaki ısrarlarının sebebi ise Güneydoğu Asya’da bir zamanlar var olan bir güçlü bir İslam krallığının varisleri olmaları.


    Yüzölçümü: 13.721 km2

    Nüfusu: 3milyon

    Dini: İslam

    Patani, Tayland’ın güneyinde yer alan ve Tayland sınırları içerisinde, nüfusunun %80’ini Malay Müslümanların oluşturduğu Yala, Narativat, Satun ve Patani eyaletlerinden oluşan bölgenin Malay literatüründeki adıdır. Köken olarak Malay ırkına ait olan Patani halkı, günümüzde Tay Müslümanları olarak bilinir. Patani; Malezya, Singapur, Endonezya ve Brunei’nin oluşturduğu Malay takımadasının, Asya’ya uzantısının son kısmıdır. Bu yüzden Malay yarımadasının bir parçası olarak kabul edilir.

    Güneydoğu Asya’da 15. yüzyılda bir İslam krallığı olarak ortaya çıkan Patani’nin kökeni, Malay takımadasının en eski Malay krallıklarından olan Langasuka’ya dayanmaktadır. Bu krallık Güneydoğu Asya’da 7.yüzyıla kadar meşhur bir Budist merkezi olarak bilinmekteydi.

    9. yüzyılın başlarında ise, Çin’e ticaret yapmaya giden Yemenli Arap ve Hint tüccarlarla, bölge İslam ile tanıştı. 300 yıl içerisinde krallığın tümüne yayılan İslam, Patani’de 1457’de resmi din olarak kabul edildi. Böylece Budizmin merkezi olan bu topraklarda ilk defa İslami bir sıfatla “Patani İslam Krallığı” tarih sahnesindeki yerini aldı.

    Patani Krallığı İslam’ı kabulüyle tarihinin en parlak yıllarına ulaştı. Krallığın, 1584 yılında başlayan yükselişi 1688’e kadar sürdü. Fakat Patani’de 1729 yılında başlayan iç savaş krallığı büyük ölçüde yıprattı. Bu arada yanı başındaki Ayuthaya Tay Krallığı ise, iç savaşların etkisiyle sarsılan Patani’yi etkisi altına almaktaydı. Sonunda Patani Krallığı, 1786’da Ayuthaya ile girdiği savaşı kaybederek bu krallığın kontrolü altına girdi.

    Bu yıllardan sonra Patani, Ayuthaya Tay Krallığı’nın tedrîci asimilasyonuna maruz kaldı. Bu süreci kabullenemeyen Malay halk ise sık sık isyanlar çıkarmakta ve tekrar kendi özerk bünyelerine kavuşmak için mücadele etmekteydi.

    1900’lü yılların başına kadar devam eden direniş süreci, o zamanlar, bölgede hâkimiyetini sürdüren İngiltere’nin Malezya’daki sömürge topraklarını büyük ölçüde tehdit etmekteydi. Patani’de artan olaylar üzerine, isyanların, kendi sömürge topraklarına yayılmasından korkan İngiltere, Tayland’ı bir sınır anlaşması yapmaya zorladı. Böylelikle 10 Mart 1909’da İngiltere ve Tay Krallığı arasında yapılan Anglo-Siyam Antlaşması’yla, Malezya ve Tayland arasındaki günümüz sınırları meydana geldi. Bu antlaşma sonunda, Patani resmen Tayland toprakları içersine katıldı.

    Bu süreçte Tayland’a resmî olarak da bağımlı hale gelen Patani’de, yoğun bir baskı süreci başlatıldı. En son 1938’de yönetime gelen askerî rejimle, Patani Malay Müslümanları büyük baskılara maruz kaldı. Tay yönetiminin, ülkedeki azınlıkların hızlı bir asimilasyon sürecine girmeleri için başlattığı reform hareketleri en çok Malay Müslümanları etkilemişti. Çünkü bu reformlar dinlerinden dillerine kadar Malayların tüm özgürlüklerine müdahale etmekteydi.

    Bu baskılar sonucu Patani, özellikle 1950’den sonra siyasi direniş oluşumlarına sahne oldu. Bu oluşumlardan en önemlileri;

    -Büyük Patani Malay Birliği Hareketi (Gabungan Melayu Patani Raya=GAMPAR)

    -Patani Milli Kurtuluş Cephesi (Barisan Nasional Pembebasan- National Liberation Front of Patani=BNPP)

    -Milli Devrimci Cephe (Barisan Revolusi Nasional- National Revolutionary Front=BRN)

    -Patani Birleşik Kurtuluş Örgütü (Patani United Liberation Organisation=PULO)

    Yoğun olarak 1950 ve 1970 yılları arasında Patani’de meydana gelen bu siyasi oluşumlar sonrası, Tay yönetimi ve Malay halk arasındaki gerilim had safhaya ulaştı. Farklı örgütlenmeler ve metotlarla beraber, özellikle Patani’de konumlanmış olan Tay ve Malay komünist hareketlerle yapılan işbirliği sonrası, hükümetin ağır askeri operasyonlarına maruz kalan bu oluşumlar, maddi imkânsızlıklar, liderlerinin ölmesi sonrasındaki boşluklar ve kendi içlerindeki bölünmelerle büyük oranda dağıldı. Bu dağılmalara neden olan en büyük etkenlerden biri ise, 1981’de siyasi uzlaşmayı hedefleyen yeni hükümetin ılımlı politikalarıydı. Ekonomik gelişme ve halkın yönetime katılmasına, saf askeri stratejilerden daha çok vurgu yapan yeni yönetim Patani’de şiddet eylemlerini büyük ölçüde azaltmada işe yaradı.

    Tayland’da 1980 ve 1990 yılları arasında idari ve güvenlik alanlarında yeniden yapılanmalara gidildi. Birçok Tay komünist ve Patanili direnişçi genel aftan yararlandı ve birçoğu da Tay siyasetine katılma sürecine gitti. Malayların ekonomik seviyeleri de eskisine nazaran daha iyi bir düzeye ulaştı. 1990 ve 2000 yılları arasında ufak çaplı da olsa bazı direniş hareketleri yeniden gün yüzüne çıktı. Fakat Tay hükümetinin uygulamaları ile bu oluşumlar hızlı bir şekilde bastırıldı.

    Bununla beraber Patani’deki bu gelişmeler, bugüne dek devam eden iki önemli problemi gideremedi. Bunlardan biri, idari yolsuzluk diğeri ise, siyasi entegre politikalarının devamıydı. Patanililer bu düzenleme ve iyileştirmeler sonrasında bile, kendi Malay kimliklerini ifade edememekten şikâyetçiydiler. Onların bu talepleri, Tay Devleti tarafından ayrılıkçı akımlara yeniden yol açacağı korkusuyla, her zaman için reddedilmekteydi. Son olarak 2001’de göreve gelen yeni yönetim ve Amerika’daki 11 Eylül olayları, Patani’deki küllenmiş direnişi yeniden alevlendirdi. Güneydoğu Asya’yı terörizmle savaşta ikinci hedef haline getiren, 2001’de Endonezya’nın Bali Adası’nda meydana gelen bombalama eylemlerinin, Patani’de planlandığı iddiası üzerine Tayland, bir kez daha burayı mercek altına aldı.

    Endonezya hükümetinin bu iddiaları çürütmesine rağmen, Tayland bu küçük topluluğu, terörizmle savaşta Güneydoğu Asya’nın Afganları olarak ilan etti ve son yıllarda Patani’deki şiddet olayları tekrar tırmanışa geçti. Yaklaşık 20 yıldır, direniş hareketlerinin askıya alındığı Patani’deki son gerginlikler, 2004’de Tayland yönetiminin bölgede, Patanili bir grubun askeri cephaneden silah çaldığı ve burada bazı devlet okullarını kundakladığı iddiası üzerine sıkıyönetim ilan etmesiyle tırmanışa geçti.

    Patani’de 2004’ün Ocak ayında ilan edilen sıkıyönetim süreci içinde iki önemli olay meydana geldi. Bunlardan biri 28 Nisan 2004’te Patani’nin en önemli ve tarihi camisi Krue-Se camisine, Malay militanların sığındığı gerekçesiyle Tay yönetimi tarafından yapılan baskındı. Resmi kaynaklara göre, 107 Patanilinin öldürüldüğü bu baskının yerel kaynaklara göre olan bilânçosu ise, 120 kişiydi.

    Krue-Se Camisi’nde meydana gelen bu olaydan altı ay sonra, 25 Ekim 2004’te Narativat’ın Takbay bölgesindeki karakolda tutuklu bulunan altı Patanilinin serbest bırakılması için, 1500 kişinin katılımıyla yapılan protesto gösterileri Tay yönetimi tarafından tekrar kana bulandı. Tay güvenlik güçlerinin müdahalesi ile gösteri alanı, bir savaş meydanına döndü. Narativat’ın Takbay kasabasında meydana gelen bu gösteriler sırasında ve gözaltı boyunca, 85 Patanili Müslüman Tay güvenlik güçleri tarafından öldürüldü. Ölenlerden yedisi açılan ateş sırasında, 78’i ise, gözaltında polis karakoluna götürülürlerken hayatını kaybetti. 1300 kişinin gözaltına alındığı, Ramazan ayında meydana gelen bu olayda, gözaltına alınma aşamasında bu kadar insanın ölümüne neden olan durum ise, Tay güvenliğinin akıl almaz tasfiye operasyonuydu.

    Patani’de son yirmi yıldır küllenmiş olan olayların, 11 Eylül saldırıları sonrasındaki yıllarda baş göstermesi bir tesadüf değil. Özellikle, Amerika’nın sözde terörizmle savaşta ikinci hedef bölgesi olan Güneydoğu Asya’daki, Filipin Moro Müslümanları, Endonezya ve Malezya’daki bazı cemaatlerle beraber, Patani Malaylarının da mercek altına alındığı, gözle görülür bir gerçek.

    Güneydoğu Asya’da, Amerika’nın en büyük müttefiki konumunda olan Tayland’la, ‘terörizmle savaş’ta geliştirdiği ortak stratejiler ve Tay hükümetinin her adımıyla Amerika’yı taklit etmesi, şu an yaşanmakta olan olaylara, davetiye çıkarmış durumda. Başta Tay kamuoyu olmak üzere birçoğuna göre, Tayland bölgede istikrarı sağlamak adına, sıkıyönetim uygulayıp insanlara kâbus yaşatmak yerine, yıllarca ekonomik olarak zor günler yaşamış, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüş bu halkla uzlaşma yoluna gidebilir ve bu sorunu insanların canına mal etmeden çözebilir. Fakat akıl hocası Amerika olan Tayland, şu an itibariyle, bu süper gücün metotlarını kullanarak, hem kendi halkını hem de başka halkları mağdur etmekte, ısrarlı görünüyor.

    İsmen bizlere çok uzak kalmış İslam coğrafyasının mazlum halklarından olan Patani halkının direnişi, bilinmeye değer bir özgürlük mücadelesidir. Yıllar süren direniş sürecinde Patanililerin elde etmek istedikleri şey ise Tayland tarafından Malay-Müslüman kimliklerinin kabul edilmesi. Bundaki ısrarlarının sebebi ise Güneydoğu Asya’da bir zamanlar var olan bir güçlü bir İslam krallığının varisleri olmaları.

    Hazırlayan: Emrin Çebi

    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  2. #2
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,606
    Blogdaki Konular
    5

    Patani Müslümanlarıyla Ne Kadar Kardeşiz?

    Patani Müslümanlarıyla Ne Kadar Kardeşiz?


    Uzakdoğu - Güneydoğu Asya müslüman halklarla dayanışma amaçlı ziyaretimizden hemen sonra, genelde Uzakdoğu Müslümanlarının durumu, özelde ise ismi çokca duyulmamış Güneydoğu Asya'da Tayland Krallık rejiminin katliamları ve baskıları altında yok edilmeye çalışılan Patani Müslümanları ile ilgili bir yazı hazırlamayı düşünüyorduk, dönüşümüzle birlikte, Lübnan'a gitmek zorunda kalışımız bu yazının gecikmesine sebebiyet verdi. Bu yazıya müteakip, sitemizde muhtasar bir şekilde haber olarak yayınladığımız Lübnan izlenimleri dışında, Lübnan'daki İslami Direniş ile ilgili edindiğimiz genel malumatları, elimizden geldiğince sizlere aktarmaya gayret edeceğiz Rabbimizin izniyle.

    Bir dönem Türkiye Müslümanlarının gündeminde geniş yer bulan Asya İslami Hareketleri ve özgürlük mücadeleleri, uzun bir süredir gündem dışında kaldı. Şehid Metin Yüksel ve arkadaşlarının Fatih başta olmak üzere İstanbul'un bir çok semtini Moro İslami Direniş Hareketine destek içerikli afişlerle donatmaları, 1990'ların İslami dergilerinde Endozneya'nın Açe Müslümanlarına zulmü ile alakalı dosyalar bulunması bu hususta verilebilecek örneklerdendir. Son dönemde ise, Güney Asya'daki durum -Patani başta olmak üzere- daha da vahimleşmesine ve bölgede olumlu yönde ciddi değişikler olmamasına rağmen, konu bilenlerin zihninde silikleşti, yeni nesil tarafından ise hiç bilinmeyen bir mesele haline geldi maalesef. Müslümanlarının tüm baskılara ve din eksenli kıyımına karşın var olma mücadelesi verdiği Patani de, Güneydoğu Asya'da işgal ve zulme maruz kalan, 40.000 Müslümanı İşgalci Tayland Krallığınca şehid edilen, mazlum topraklardan...

    Patani, belki çoğumuzun adını dahi daha önce duymadığı bir İslam beldesi. Coğrafi olarak, Tayland'ın güneyinde bulunan Patani'de, halkın büyük çoğunluğu Müslüman ve Malay kökenli. 1909 yılında Malezya ve Tay Krallığı arasında imzalanan anlaşma ile Malezya tarafından yalnız bırakılan Patani, o tarihten beri fiilen Tayland Krallığının işgali altında. Tay Krallığında 1938'de iş başına gelen askeri yönetim, uyguladığı asimilasyon politikaları ile Patani Müslümanlarını kendi dillerinden, dinlerinden ve kimliklerinden soyutlamaya gayret etti. Buna karşın halk, tüm katliamlara, tecavüzlere, siyasi baskılara ve yıldırma politikalarına rağmen -müslüman malay- kimliklerini yitirmemek için büyük bir azim gösterdi ve 1950'li yıllardan itibaren, çeşitli görüşlerdeki siyasi direniş örgütlerini ortaya çıkardı. Nihayetinde neredeyse bir yüzyıldır süregelen işgal, Patani halkının bağımsızlık iradesini, dilini ve dinini aynen muhafaza etmesine engel olamadı bilakis gözlemlerimizde Patani halkının en gencinden yaşlısına kadar, sağlam temellere dayalı bir İslami şuuru kuşanarak, bu bilinçle işgale karşı dik duruşlarını muhafaza ettiklerini net bir şekilde müşahede ettik.

    Siyasi açıdan, Patani'nin kurtuluşu için halk tarafından ortaya koyulan belirgin iradenin, İşgalci Taylar nezdinde dikkate dahi alınmaması ve İşgalci Tayların, bölgedeki Müslümanlara yönelik giderek artan saldırganlıkları sebebiyle, halk kendini savunmak için elindeki imkanları kullandı uzunca bir süre. Köylere gelen ve halka yönelik ağır işkencelerde bulunan modern donanımlı işgalcilere karşı, Patani halkı onurunu ve namusunu geleneksek kılıçlarıyla müdafaa etti ve etmeye devam ediyor. Bu süreçte, ortaya çıkan ve Patani halkını bütün mütecavizlere karşı savunmak için, silahlı mücadele başlattığını ilan eden Patani İslami Hareketi, Patani Milli Kurtulus Partisi ve taraftarlarının çok az olmasına karşın Patani Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi kısa sürede, bağımsızlık yanlısı halk için bir umut kaynağı haline dönüştü. Önceleri, geleneksel yöntemlerle direnişi sürdüren ve kılıçlarını kullanarak işgal güçlerine karşı bölgeyi savunan Patani İslami Hareketi, son bir kaç yıldır Güneydoğu Asya'daki diğer direniş hareketleri ile irtibata geçerek -Filipinler başta olmak üzere- modern silahlar da kullanmaya başladı.

    Ziyaretimizde bizi misafir eden Abdul Menaf Hüseyin'in emirliğini yürüttüğü Patani İslami Hareketinin adı, ilk kez 2004 yılında Patani'de sıkıyönetim ilan edilmesiyle dünya medyasında duyuldu. Sıkıyönetim sürecinde, Patani İslami Hareketini ve direnişini bitirmek için bütün imkanlarını seferber eden, A.B.D.'nin siyasi ve İsrail'in askeri desteğini arkasına alan İşgalci Tay Ordusu, 2004 yılının Nisan ayında Patani İslami Hareketine mensup mücahidlerin saklandığını öne sürerek bölgenin en büyük camiine(Krue-Se Camii) bir baskın düzenledi. Baskında 150'den fazla Müslüman Patanili şehid olurken, yüzlerce Patanili de İşgalci Taylar tarafından tutuklandı. Bölgede yaşanan olaylar ise, bununla sınırlı kalmadı, yaşanan olaylara karşı sözümona "insan hakları savunucusu" Uluslararası Örgütlerce kayda değer bir tepkinin ortaya konmaması ve İslam Alemini temsil eden devletlerin büyük kısmının o bilinen "üç maymun" rolüne bürünmesi İşgalci Tayları daha da cesaretlendirdi. 11 Eylül sonrası, müttefiki A.B.D.'nin "Önleyici Saldırı/Savaş Doktirini"ni kendi topraklarında tatbik ettiğini ve öldürdüğü herkesin "terörist" olduğunu iddia eden Taylar, 2004 yılının Ramazan Ayında, dünyanın gözleri önünde bir etnik temizlik operasyonu başlattılar. Gözaltına tutulan Patanililerin serbest bırakılması için gösteri düzenleyen halka saldıran Zalim Tay Güçleri, 100'den fazla Müslümanı şehid ederek bölgeden çekildiler. Bu katliamdan sonra Patani'nin farklı yerlerinde yaşanan diğer olaylarda ise yine yüzlerce müslüman kadın-erkek şehid edildi. Yaşanan bir diğer trajedi ise, hava almayan kamyon kasalarına doldurularak gözaltına alınan yüzlerce Müslümanın, havasızlık sebebiyle yaşamını yitirmesiydi. Bu toplu katliamların dışında Patani'de hala hemen hemen her gün kadın-erkek, çocuk-yaşlı demeden müslümanlar öldürülüyor veya tutuklanarak bir daha akibetlerinden haber alınamıyor. Yine bölgedeki direniş ve meydana gelen katliam ve zulüm politikalarının duyulmaması için, İşgalci Tay Yönetiminin, yoğun bir sansür politikası uygulaması da, Patani'deki işgalin geniş kitlelere duyurulmasının önündeki en ciddi engellerden.

    Bölgede yaşanan sorunların bir diğeri ise, Patani'yi ekonomik açıdan da bir sömürge olarak gören ve ulusal gelirinin çok büyük bir kısmını turizmden sağlayan Tay Krallığının, yöreyi turistik açıdan kullanarak mali gelir elde etme hedefinde olması. Topraklarının büyük bir kısmı el değmemiş doğal ve tarihi güzelliklerle dolu olan Patani'yi bu amaç dahilinde istediği gibi kullanmak isteyen yönetim, halkın topraklarında böylesi bir kirlenmeye müsaade etmeme yönündeki kesin kararlığı sebebiyle de isteklerini gerçekleştiremiyor. Patani halkı, dilini, dinini ve kimliğini oluşturan diğer unsurları bütün mütecavizlere karşı müdafaa ediyor. Aynı zamanda bölgenin okyanusa açılan kıyı şeridini teşkil eden Patani topraklarında, Tay topraklarındaki turistik hareketliliğin aksine turizme dayalı ciddi bir yapılaşmanın ve ahlaki açıdan yozlaşmanın mevcut olmayışı, bu kararlığın başarısını ispatlar mahiyette.

    Yukarıda yaşam şartlarını anlatmaya çalıştığımız Patani Halkı ise bizden "hatırda tutulmak" ve "dualarda unutulmamak" haricinde bir beklenti içinde değil. Bunca işgal, işkence ve baskıya karşı, görüşmemizde "Biz burada olduğumuz müddetçe, Patani'yi özgür kılana kadar mücadele etme azmindeyiz. Ya zafer bize gelinceye kadar ya da her birimiz şehid oluncaya kadar İşgalcilere karşı mücadelemiz bitmeyecek. Tayland Yönetimi de işgal, zulüm ve baskıdan vazgeçecek ya da krallığının çöküşünü seyredecek." cümlesiyle düşüncelerini ifade eden Patani İslami Hareketi Emiri Abdulmenaf Hüseyin'in bu kararlılığı bizce bu feryadı duyan bütün Müslümanlara kardeşlik hukukumuz gereği bir sorumluluk yüklemektedir. Keşmir ve Açe gibi, zihinlerden silinen mazlum coğrafyalarımızı hatırlamak için Patani'yi de büyük bir felaketin vurmasını mı bekliyoruz acaba? Şu halde, bize düşen sorumluluk, sivil toplum kuruluşlarımızın bölgenin, kamuoyu ve ilgili merciler nezdinde gündeme alınması için baskı oluşturması, yardım kuruluşlarımızın ise bölge halkına yardım için daha ciddi projeler üretmesidir.

    Yeryüzünün kan ağlayan, mazlum bir çok coğrafyasını unuttuğumuz gibi, Patani'yi de uzunca bir süre unutulmuş ve kendi haline terkedilmiş bir halde bırakmamız, Patani halkıyla "kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlamayışımız." , iman iddiasında bulunduğumuz "Ancak Mü'minler kardeştir." düsturuna zıtlık arz etmiyor mu? Gelinen bu noktada, küresel zulüm düzenin İslam'a açtığı savaşın Güney Asya cephesi Patani, direnişiyle Ümmetin yüzünü ağarttı ve ağartmaya devam ediyor, biz de "Özgür Kudüs'e" varana dek devam etme azminde olduğumuz bu yolda, binlerce şehidinin yolunu sürdürmeye kararlı Patani halkının ve kutlu direnişinin yanında olduğumuzu ve olacağımızı bu vesile ile bir kez daha beyan ediyoruz.

    “İnsanlar, onlara “haberiniz olsun düşmanlarınız size karşı çok büyük bir ordu hazırladı, onlardan korkun” dediklerinde, bu onların imanını arttırdı da “Allah bize yeter, o ne güzel vekildir” dediler.” Al-i İmran 173


    Muhammed Cihad SAATÇİOĞLU
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  3. #3

  4. #4
    "Patani Halkı ise bizden "hatırda tutulmak" ve "dualarda unutulmamak" haricinde bir beklenti içinde değil."

    hiç unutmamak....

    dualarımızda kardeşlerimize yer açalım...

    Allah'ım sen dilersen dilediğine dilediğin şekilde lutfedersin;zalimlerin oyunlarını başlarına çal...dualarımızı kabul buyur,kardeşlerimize bu zulümlere direnme gücü ver,imanlarını dimdik ayakta tut...ve bu sessizliğimiz için bizleri de ıslah eyle...affeyle...

  5. #5
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Alıntı hada-loca tafarından gönderildi Mesajı Göster
    "Patani Halkı ise bizden "hatırda tutulmak" ve "dualarda unutulmamak" haricinde bir beklenti içinde değil."

    hiç unutmamak....

    dualarımızda kardeşlerimize yer açalım...

    Allah'ım sen dilersen dilediğine dilediğin şekilde lutfedersin;zalimlerin oyunlarını başlarına çal...dualarımızı kabul buyur,kardeşlerimize bu zulümlere direnme gücü ver,imanlarını dimdik ayakta tut...ve bu sessizliğimiz için bizleri de ıslah eyle...affeyle...
    AMİNNN
    Sosyofobi..

  6. #6
    Yukarıda yaşam şartlarını anlatmaya çalıştığımız Patani Halkı ise bizden "hatırda tutulmak" ve "dualarda unutulmamak" haricinde bir beklenti içinde değil. Bunca işgal, işkence ve baskıya karşı, görüşmemizde "Biz burada olduğumuz müddetçe, Patani'yi özgür kılana kadar mücadele etme azmindeyiz. Ya zafer bize gelinceye kadar ya da her birimiz şehid oluncaya kadar İşgalcilere karşı mücadelemiz bitmeyecek. Tayland Yönetimi de işgal, zulüm ve baskıdan vazgeçecek ya da krallığının çöküşünü seyredecek." cümlesiyle düşüncelerini ifade eden Patani İslami Hareketi Emiri Abdulmenaf Hüseyin'in bu kararlılığı bizce bu feryadı duyan bütün Müslümanlara kardeşlik hukukumuz gereği bir sorumluluk yüklemektedir. Keşmir ve Açe gibi, zihinlerden silinen mazlum coğrafyalarımızı hatırlamak için Patani'yi de büyük bir felaketin vurmasını mı bekliyoruz acaba? Şu halde, bize düşen sorumluluk, sivil toplum kuruluşlarımızın bölgenin, kamuoyu ve ilgili merciler nezdinde gündeme alınması için baskı oluşturması, yardım kuruluşlarımızın ise bölge halkına yardım için daha ciddi projeler üretmesidir.

    Yeryüzünün kan ağlayan, mazlum bir çok coğrafyasını unuttuğumuz gibi, Patani'yi de uzunca bir süre unutulmuş ve kendi haline terkedilmiş bir halde bırakmamız, Patani halkıyla "kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlamayışımız." , iman iddiasında bulunduğumuz "Ancak Mü'minler kardeştir." düsturuna zıtlık arz etmiyor mu? Gelinen bu noktada, küresel zulüm düzenin İslam'a açtığı savaşın Güney Asya cephesi Patani, direnişiyle Ümmetin yüzünü ağarttı ve ağartmaya devam ediyor, biz de "Özgür Kudüs'e" varana dek devam etme azminde olduğumuz bu yolda, binlerce şehidinin yolunu sürdürmeye kararlı Patani halkının ve kutlu direnişinin yanında olduğumuzu ve olacağımızı bu vesile ile bir kez daha beyan ediyoruz.

    “İnsanlar, onlara “haberiniz olsun düşmanlarınız size karşı çok büyük bir ordu hazırladı, onlardan korkun” dediklerinde, bu onların imanını arttırdı da “Allah bize yeter, o ne güzel vekildir” dediler.” Al-i İmran 173


    Bizler, mars'ta canlı varmı diye düşünürken malesef dünyamızdaki müslüman kardeşlerimizden bihaber yaşıyoruz...
    Kendileri için en azından dua edebiliriz...Allah'ım Patani direnişçilerine ve dünyanın bir çok yerinde zulme uğrayan mazlumlara sen yardım et, direnişlerini zaferle sonuçlandır...(amin)

  7. #7
    Alıntı vera keskin tafarından gönderildi Mesajı Göster

    [sıze=3][ı]bizler, mars'ta canlı varmı diye düşünürken malesef dünyamızdaki müslüman kardeşlerimizden bihaber yaşıyoruz...[/ı][/sıze]


    kendileri için en azından dua edebiliriz...allah'ım patani direnişçilerine ve dünyanın bir çok yerinde zulme uğrayan mazlumlara sen yardım et, direnişlerini zaferle sonuçlandır...(amin)


    sadece bu cümlelerin altını bir kez daha çizmek, kalben ve fiilende desteklediğimi belirtmek için yazıyorum........
    Alemin nakşını hayal görürüm. O hayal içre, bir cemal görürüm.
    Cümle mevcudat ki, mazhar-ı Hak'tır. Anın içün, kamu kemal görürüm.
    Tecelli cilvesi, cümle gölgeler. Her zerresi binbir ismin belgeler.
    Hay varken hayale kanmaz bilgeler. Zat-ı Hak'tan gayrı zeval görürüm.

  8. #8
    Şuurlu Gençlik Ekrem GÖK kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Jul 2011
    Konum
    İstanbul
    Yaş
    26
    İletiler
    198

    İHH Güney Asya Koordinatörü Faruk Aktaş ile...

    PATANİ GÜNEY ASYA’DAKİ FİLİSTİNDİR

    Öncelikle Pataniyi genel hatları ile okurlarımıza tanıtalım isterseniz. Türkiye’de maalesef pek bilinmeyen bir cihat bölgesi olan Patani neresidir? Orada neler olmakta?

    Patani Tayland’ın güneyinde Malezya ve Tayland arasında kalan bir bölgedir. Patani’nin 13.721 metre karedir. Yaklaşık 3 milyon Müslüman Patani’de yaşamaktadır. Patani’nin %80’ni Müslüman’dır. Daha önceleri bu oran %100 civarındaymış ancak Tayland, İsrail’in Filistin’de güttüğü siyaseti Patani’de güderek bölgeye Budist Taylandlıları yerleştirmeye başlamış.

    İslam ile nasıl tanışmış Patanililer?

    Patani halkı 15. Yüzyılda bölgeye giden Müslüman tüccarlar ve davetçiler vasıtasıyla İslam’la tanışmış ve daha sonra güçlenerek bir devlet halini almış. Patani krallığı her ne kadar inişli çıkışlı dönemler yaşasa da 1786 yılında Tayland’ın eline geçene kadar bir İslam ülkesi olarak varlığını devam ettirmiş. Patani’nin Budistler tarafından işgal edilmesini kabullenmeyen Patani halkı o tarihten başlayarak günümüze kadar defalarca yönetime isyan etmiş ve hiçbir şekilde bu işgali kabullenmemiş. O günden başlayarak devam direniş her ne kadar her seferinde kanlı bir şekilde bastırılsa da günümüze kadar farklı şekillerde varlığını kuruyarak günümüze kadar gelmiş.

    Siz bir süredir Patani’deydiniz. Neden gittiniz?


    Pataniye gitmemizin temelde iki sebebi vardı. Birinci hedefimiz Patani’deki kardeşlerimizi biraz daha yakından tanımak. Onların sıkıntılarını kendilerinden dinlemek ve birebir gözlemlemekti. Patani’ye gidişimizin ikinci sebebi ise ileriye yönelik orada yapabileceğimiz projeler için bir ön araştırma yapmaktı. Bildiğiniz gibi bir yardım kuruluşu olarak İHH’nın en çok önem verdiği konulardan birisi yetim meselesidir. Patani’de şu anki haliyle babaları Tayland hükümeti tarafından işkence, suikast gibi nedenler sonucu şehit edilen binlerce yetim bulunmaktadır. Bunlara diğer yetimleri de eklediğinizde yetimlerin sayısı on binleri geçmektedir. Patani’deki bu durumdan haberdar olduğumuz için özellikle yetimlere yönelik yapılabilecek yetimhane inşası, yetim destekleme gibi projeler başta olmak üzere orada gerçekleştirebileceğimiz projeler için araştırma yapmak için Patani ziyaretinde bulunduk

    İHH Patani’de neler yapıyor?

    Patani’de başta kurban çalışmaları olmak üzere İHH’nın farklı çalışmaları bulunmakta. Özellikle her kurban bayramında İHH’den bir ekip Patani’ye giderek bölge halkına Türkiye’deki Müslümanların selamını götürdüğü gibi oradaki insanlara Türkiye’den gönderilen kurbanların etini ulaştırıyor ve onlarla beraber bayramın güzelliğini paylaşmaya çalışıyor. Aslında Patani halkı ümmet tarafından unutulmuş bir halk olduğu için halk olarak yetim vasfını alabilecek bir halk. Bundan dolayı bayramdan bayrama da olsa, kardeşleri tarafından ziyaret edilmeleri onları bir yetim kadar çok sevindiriyor. Oraya gittiğinizde bu sevinci parıltısını ta onların gözlerinin derinliklerinden okuyabiliyorsunuz. İHH’nın Patani’de düzenli olarak Kurban ve Ramazan ayında gerçekleştirdiği projelerin yanında eğitim alanında da yaptığı destekler de var.

    İleriye dönük hedefler neler?

    İHH’nın ileriye yönelik hedeflerinden bir tanesi Patani’yi Türkiye halkına tanıtmak, Türkiye’yi uzak diyarlardaki unutulmuş kardeşlerimizin problemlerinden haberdar etmektir. Bununla birlikte yeteri kadar fon bulabilmemiz durumunda ilk aşamada Patani’de 50 yetimin barınacağı bir yetimhanene inşaatını gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. İkinci olarak ise orada destekleyeceğimiz yetimlerin sayısını artırmak istiyoruz. Tabi bunlar kısa vadede hedeflediğimiz bazı projeler. Ancak uzun vadede bu projelerin sayısını artırmayı hedefliyoruz. Doğrusunu sorarsanız Türkiye halkının Patani’deki kardeşlerimizin dramından, çektikleri sıkıntılardan gerçek manada haberdar olmaları durumunda çok şey yapacakları kanaatindeyim. Bundan dolayı Patani halkının burada tanıtılmasını önemsiyorum.

    Patanililerin Türkiye’ye bakışı nasıl?

    Patatanililerin Türkiye karşı olağan üstü bir sevgileri var. Bundan dolayı bize karşı çok ilgi gösterdiler. Osmanlı kelimesi geçince hemen yüzlerinde özlem ifadesi belirmeye başlıyor. Bu açıdan Türkiye onlar için ayrı bir umut. Türkiye ile ilgili olayları yakından takip etmeye çalışıyorlar. Türkiye’deki gelişmeleri konuşmaya başlayınca bazı Patanilerin bizim kadar Türkiye’deki olaylardan haberdar olduklarını fark ettim.

    Türkiye Patani için neler yapabilir?

    Patani halkı mazlum ve yeterince sahip çıkılmayan bir halk. Bu açıdan Türkiye’nin Patani için yapabileceği en güzel şey Patani halkına sahip çıkabilmek, iyi günlerinde de kötü günlerinde de onların yanlarında olmaya çalışmaktır. Patani halkı Türkiye konusunda çok umutlu ve bizden beklentileri çok fazla. Onların bu umutlarını boşa çıkarmamalı ve onların yanlarında olduğumuzu hissettirmeliyiz. Ben bu konuda Türkiye’nin yapabileceği çok şey olduğunu düşünüyorum.

    Siz Patani’de neler gördünüz? Patani sizin için ne anlam ifade ediyor?

    Tabi çok uzak diyarlardaki kardeşlerimizle görüşmek onlarla hasbihalde bulunmak çok güzel bir duygu. Patani halkı çok cana yakın bir halk. İlk defa oraya gitmemize rağmen kesinlikle yabancılık çekmedik. Bize hizmet etmek, bizim için bir şeyler yapabilmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Bununla birlikte Patani’de olağanüstü hal uygulamasıyla Tayland devleti tarafından sindirilmeye çalışılan bir halk gördük. Her adım başında karşınızda bir grup asker görürsünüz. Çoğu yerde birkaç kilometre başında kontrol noktaları var. Kontrol noktalarında çok da güzel bir tavır takınmıyor. Özellikle rütbeli askerlerin davranışları çoğu yerde küçük düşürücü. Akşam karanlığının çökmesiyle herkes evine çekiliyor ve çok mecburi olmadıkça hiç kime evinden çıkmıyor. Sadece şehir merkezinde biraz hareketlilik görebilirsiniz ki o da karanlığın çökmesinden bir ya da iki saat sonra sona eriyor. Bunun sebebi ise Tayland askerlerinin rast gele, gelip geçen arabalara ataş etmesi.

    PATANİ’DE ZULÜM DEVAM EDİYOR


    Bu kadar kötü yani.

    Maalesef. Yolda geçen bir arabanın yaylım ateşine tutulması için askerlerin birisinden şüphelenmesi ya da bir ihbar alması yetiyor. Bizim orada kaldığımız gece bile arabayla yolda geçen dört kişi askerler tarafından açılan yaylım ateş sonucu can vermiş. Yine bizim gidişimizden bir iki gün önce bir lokantaya askerler tarafından rastgele açılan ateş sonucu dört kişi öldürülmüş. Bundun dolayı insanların yüzündeki gerginlik ve askere karşı nefret ilk anda okunabiliyor. Tabi bölgede olağan üstü hal ilan edildiği için kimse askerlere hesap soramıyor. Özellikle 2004 yılından bu yana binlerce Patanili bu şekilde şehit edilmiş ya da ortadan kaybolmuş ve kaybolanlara ne olduğu konusunda hiç kimsenin bir fikri yok.

    Patani halkının çok dindar olduğu söylenir. Sizin izlenimleriniz nasıl?

    Her şeyden önce Patani çok güzel bir yer. Çok sakin her kesin kendi halinde olduğu bir yer. Patani halkının dindarlığı her halinden göze çarpıyor. Bu açıdan Tayland ve Patani tamamıyla farklı iki dünya. İnsanların dine meyilleri oldukça fazla. Orada en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de hiçbir imamın camide yaptığı görevden dolayı para almaması. Patani’de daha çok zengin olup maddi açıdan kimseye muhtaç olmayan insanlar imam oluyor. Yani orada imamlar maaş almak yerine çoğu yerde çevrelerindeki insanlara maddi ve manevi açıdan yardımcı oluyorlar.

    Malezya’nın Patani ile alakası nasıl? Neden cihada yardım etmiyor?


    Malezya Patani’ye komşu ülke olmakla beraber Patani halkıyla çok eskiye dayanan bir yakınlıları var. Her şeyden önce Patani halkı da Malay ırkından, dilleri ortak bu açıdan özellikle sınır bölgesinde Malezyalı birisiyle Patanili birisini bir birinden ayırmak çok zor. Malezya her ne kadar el altından Patani halkını desteklese de, ne yazık ki siyasi arenada Patani halkını destekleyen bir tutum sergilemekten geri duruyor. Tayland bölgedeki ülkelere göre askeri açıdan güçlü bir ülke ve özellikle 11 Eylül olaylarından sonra Amerika’nın desteğini de büyük oranda alan bir ülke. Bu açıdan da Malezya siyasi duruşunu çok fazla ortaya koymuyor. Ancak durum ne olursa olsun yönetimleri harekete geçirecek olan o ülkenin halklarıdır ve Malezya halkında da Patani konusunda yeni bir uyanış var. Bu açıdan Malezya’nın Patani’ye yönelik siyasetinde hızlı olmasa da bazı olumlu gelişmeler olabilir.

    Eklemek istedikleriniz?


    Patani’deki kardeşlerimizi anlatabilmemiz için bu konuda fırsat verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Sizin de bildiğiniz gibi Patani konusunda Türkiye medyasında çok fazla haber yok. Bu açıdan bu gibi haberlerin Patani halkı için hayra vesile olacağını umuyorum. Bizler kardeşinin dertleriyle dertlenen ve onların derlerini kendi derdi gibi bilen bir ümmetiz. Allah’ın izniyle bu kuralı burada da tatbik edecek ve Türkiye insanı olarak elimizden gelen her şeyi yapacağız inşallah.

    Patani’nin yetimleri bizi bekliyor

    İHH’nın Güney Asya Koordinatörü Faruk Aktaş ile Patani’yi konuştuk. 3 Milyon Müslüman’ın Patani’de Tayland zulmü altında yaşadığını söyleyen Aktaş; “Patanililer ümmetin yetimleridir. Ümmet onları unuttu. Aynı İsrail’in Filistinlilere yaptığı zulüm gibi Patanililere de Taylandlılar zulüm yapıyor. Dünya habersiz, Müslümanlar habersiz, Türkiye habersiz” şeklinde konuştu. İHH’nın Patani ile sürekli ilgilendiğini belirten Aktaş; “Şimdi de bir babaları şehit düşmüş minik yürekler için yetim okulu açma projemiz var. Patani’nin yetimleri bizi bekliyor” dedi.

    M. MUSTAFA UZUN ‘un söyleşisi

    http://www.beyazhaberler.com/?p=798
    İman varsa imkan da vardır, milli görüşçü asla vazgeçmez...

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •