+ Konuyu Yanıtla
2 / 2 İlkİlk 12
32 sonuçtan 21 --- 32 arası gösteriliyor

Konu: 40 Yıllık NURCU abisinin itirafı

  1. #21
    enteresan dostumuz düşmanımız belli olsun demi ama:(

  2. #22
    bu abi ablarlrın peşınden gidenlere sesleniyorum onların sizin aklınızı kullanmalarına yönlendirmelerine ve sizi yönetmelerine fırsat vermeyin onlardan kurtulup kendi aklınızı ve iradenizi kendiniz kullanın diyorum yani hür olun

  3. #23
    Kayıtsız
    Misafir

    cok talihsiz bir kelime

    değerli arkadaşalar olan olmuştur rabbim onlarıda ıslah eylesin
    onları sevecez koruyacaz içlerinde bazı insanlar siyasete cok soguk
    bakmaktadır güneydogudaki bizim nurcular onlardan cok farklıdır..
    biliyorsunuz ta eski dönemlerden beri hep siyaset yapmamaları için
    korkutulmuşlardır . okuma hakkı ellerinden alınmış türban meselesi yüzünden
    yıllarca farklı muamelelere maruz kalmişlardır ..nurcu deyince aklıma hep ticaret geliyor..
    çünkü ticareti cok iyi yapmaktalar örnekmi istiyorsunuz biraz beyazıt tarafını ve ticaret merkezlerine uğrayın bakalım....siyasal islam deyince akla erbakan hoca gelmektedir..
    çünkü yılllarca bu davaya emek vermiş hakkı batıldan üstün kılmış dünyada sevginin saygının hoçgörünün tesis edilmesi için gecesini gündüzüne katmış tek lider var oda pof.dr necmettin erbakandır iran islam cumhuriyeti de yüzyıllarca islam toprağında apayrı bir yer edinmiştir bizim yegane kardeşlerimiz ve dostlarımızdır aynı inancı paylaşıyoruz ..
    dileğim nurcu kardeşlerimiz artık silkinip dünyadaki olan bitenlerden haberdar olmalarıdır..
    siyaset her zaman allah için yapılır yoksa kan gözyaşı avrupa sevdası dinler arası diyalogla bu işler yürümez rabbimize emanet olun hiç kimsenin kalbini kırmadan
    bu işleri başaracağımıza söz verdik...selam ve dua ile...(garipyolcu2008)
    istanbuldan hüseyin zaric ...

  4. #24
    Ben bu cemaat mensuplarını bir türlü anlayamıyorum,Allahu Teala bunlara akıl ve irade vermemiş mi,hiç düşünmezler mi...?Kimi rehber olarak seçtiniz denilse hep bir ağızdan Muhammed sav.derler ama peygamber efendimizin hayatı boyunca İSLAM devletini kurmak ve büyütmek için uğraştığını anlamazlar ya da işlerine gelmez anlamamazlıktan gelirler.Cihat'ın ehemmiyetini bilmeyen kılarım beşimi bilirim işimi mantığı,bahane de hazır efendim şöyle dedi efendim böyle dedi...Rabbim hiçbir efendi ve cemaat mensuplarını cihat ruhundan ayırmasın,hepimizi birer davalı yapsın(MİLLİ GÖRÜŞ),Hakkı Hak bilip bu yolda çalışan,batılı batıl bilip sakınan kullardan eylesin...Bütün karddeşlerime canı gönülden selamlar...

  5. #25

    aman dikkat

    Alıntı Taner PINAR tafarından gönderildi Mesajı Göster
    bunu önemli konu yapsakmı diyorum..

    portalın baş sayfasına da eklesek orda dursa çok güzel olacak..

    " bediüzzaman siyasal islamı kabul etmiyor ..."
    bu sözü ile dahi insan küfre girebilir değil mi? İslami esaslara göre siyaset yapmayı kabul etmiyor , şeytani esasları destekliyor..
    çok iyi be .. .:)
    yine fetva verir olmuşsunuz taner bey..ama fikir güzel anasayfadaki konular daha demokratik bir şekilde tartışılıyo..said nursi nin sözününde küfre gitiğini düşünmüyorum doğrusu..neticede sizden bizden alim insan neyin küfür neyin zikir olduğunu daha iyi bilir ona göre davranır değilmi?

    nurcuların siyasetine gelince..ben Türkiye'de ki cemaatlerimizin siyasete karışmamaları gerektiğini düşünüyorum, çünkü siyasete karışıpta bu konuda hiçbir eğitim vermemeleri insanlara sadece "şuna oy verin"demeleri insanların öz iradesini elinden almak demektir...hangi cemaat siyasi eğitim yada ders yahutta sohbet verip sonrada şuna oy verelimmi diye soruyor.anlamıyorum doğrusu..neden bu parti yada bu adam diye sorulduğundada hocamız öyle dedi,abimiz öyle dedi gibi cevaplarla insanları sorgusuz itaate davet etmeye çalışıyorlar..

    ne nurcular ne diğerleri bıraksınlar siyasetçileri desteklemeyi,hangi partiye oy vereceğini kararlaştıracağını,dengeleri kurup bozacağını da, talebelerine dini eğitim versinler, sadece ve sadece uzman oldukları işi yapsınlar...

  6. #26
    OFLU-1453
    Misafir
    Alıntı B.Avni ÇOLAK tafarından gönderildi Mesajı Göster
    yine fetva verir olmuşsunuz taner bey..ama fikir güzel anasayfadaki konular daha demokratik bir şekilde tartışılıyo..said nursi nin sözününde küfre gitiğini düşünmüyorum doğrusu..neticede sizden bizden alim insan neyin küfür neyin zikir olduğunu daha iyi bilir ona göre davranır değilmi?

    nurcuların siyasetine gelince..ben Türkiye'de ki cemaatlerimizin siyasete karışmamaları gerektiğini düşünüyorum, çünkü siyasete karışıpta bu konuda hiçbir eğitim vermemeleri insanlara sadece "şuna oy verin"demeleri insanların öz iradesini elinden almak demektir...hangi cemaat siyasi eğitim yada ders yahutta sohbet verip sonrada şuna oy verelimmi diye soruyor.anlamıyorum doğrusu..neden bu parti yada bu adam diye sorulduğundada hocamız öyle dedi,abimiz öyle dedi gibi cevaplarla insanları sorgusuz itaate davet etmeye çalışıyorlar..

    ne nurcular ne diğerleri bıraksınlar siyasetçileri desteklemeyi,hangi partiye oy vereceğini kararlaştıracağını,dengeleri kurup bozacağını da, talebelerine dini eğitim versinler, sadece ve sadece uzman oldukları işi yapsınlar...

    Tarikatlar eğitmese bile Milli Görüş teşkilatları eğitiyor.Müslüman bir kişi Milli görüş teşkilatı üyesi olmasa bile TV'den,İnternetten,Gazeteden veya kitaplardan Erbakan Hocanın görüşlerini öğrenebilir. Bu görüşler "MİLLİ GÖRÜŞLER"dir.1990'dan beri pek methedilen Avrupa'nın ve ABD'nin bize dayattığı "GLOBAL GÖRÜŞLER" değildir. "GLOBAL GÖRÜŞLER" olmadığı için 21.yüzyılın en büyük kitle imha silahı "MEDYA" tarafından desteklenmez, propagandası
    yapılmaz, aksine bu görüşleri çürütmek için bu görüş sahiplerine her türlü iftirayı atarlar
    ve "DELİ-HAYALPEREST" damgasını vurarak bu görüş sahiplerini halktan soğuturlar.

    Durum böyleyken, aklı başında dinini,vatanını,tarihini seven "KOYUN VE KÖLE OLMAYAN"
    her müslüman tercihini doğal olarak "MİLLİ GÖRÜŞLERİ" savunanlardan yana kullanmalıdır. Yoksa o onu der, bu bunu der, medya İRAN damgasını vurur diye korkarak "MİLLİ GÖRÜŞLERİ" benimsemeyenler ya zihnen "KOYUN VE KÖLEDİR" yada "HAİN"dir.

    Milli Kurtuluş Savaşına canı pahasına destek olan ülkenin "MİLLİ MENFAATLERİNİ" sürgüne gönderilmek ve * "DELİ-HAYALPEREST" damgası yemek uğruna savunan Bediüzzaman'ın izinden gidenlerin "HAİN" olduğuna asla inanmam. Olsa olsa zihinleri, Emperyalizmin ve Siyonizmin silahı Medyanın tesiri ile bulanıp "KÖLE VE KOYUN" haline gelmişlerdir.


    * ne tesadüftürki, Erbakan Hocada Bediüzzaman gibi Milli Görüşleri savunduğu için "DELİ-HAYALPEREST" damgası yemiştir.

  7. #27
    Bediüzzaman siyasal islamı kabul etmiyor. Burası kafamı karıştırdı. Ya bu adamlar bediüzzamanın söylediğini tam anlayamıyor ya da bediüzzaman çok yanlış konuşuyor.

    Mesela Dünyamızda olan herşeyin bir hak olanı birde batıl olanı vardır. Cinsel ilişki gibi zina olanı var birde islam evliliği ile haram olanı var. Elmayı helal olanında yersiniz yada haram olanındanyersiniz. Alnınızın terini dökmeden izinsiz...

    Devlette böyledir. Devlet insan için vardır. İnsanların üç güveniliğini temin edebilmek için can, mal ve namus bir devlet bunu yapabilmeli. Şayet şeytan insanın hem can, hem mal, hemde namusunu tehlikeye düşürebilmek için çalışır. Bunu siyaset yaparakta gerçekleştirmeye çalışır bazı aracılarıyla. Demekki hem şeytani batıl siyaset hemde islami hak siyaset vardır. Müslümanlarda ben siyasetin dışındayım istediğim kadar desin asla dışında olamazlar.

    Siyaset kavramı ile ilgili literatürde değişik bakış açılarına sahip pek çok tanım ve değerlendirme bulunuyor. Bu bakış açılarından birine göre siyaset, “toplumdaki farklı sosyal sınıflar, çıkarlar ve taleplere sahip bireyler arasındaki paylaşım ve bölüşüm mücadelesi”dir. Siyasetin temelini farklı çıkar ve düşünce odaklarının çekişmesinden doğan “çatışma” oluşturmaktadır. Toplumdaki değerlerin ve kıt kaynakların paylaşılması çabası bu çatışmanın nedenini oluştururken, paylaşımı kolaylaştırmanın yolunun ise iktidara sahip olmaktan geçtiği ifade edilmektedir.

    Siyaseti “değerlerin paylaşılmasına hizmet eden bir araç” olarak görme yaklaşımını benimseyenler ise, siyasetin toplumda uzlaşmayı ve bütünlüğü sağladığına inanıyorlar. Bu yaklaşıma göre siyaset, kişisel çıkarları değil kamu yararını, insanların ortak iyiliğini gözetmekte, herkesin yararına bir toplum düzeninin kurulması için çaba harcamaktadır.

    Siyaset Bilimci Van Dyke siyaseti “kamuyu ilgilendiren sorunlarda kendi tercihlerini kabul ettirmek, uygulatmak, başkalarının tercihlerinin gerçekleşmesini engellemek üzere çeşitli aktörlerin yürüttükleri bir mücadele” olarak görmektedir. Dyke’in tanımı dikkat edilirse siyasetin yalnızca “çatışma” boyutuna vurgu yapmakta, uzlaşma ve işbirliği boyutlarını gözardı etmektedir.

    Siyasal Bilimlerin bir diğer önemli ismi David Easton’a göre ise siyaset “maddi ve manevi değerlerin otoriteye göre dağıtılması sürecini” ifade etmektedir.

    Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere siyaset öncelikle kamusal bir olaydır. Siyaset insanların toplum içinde yaşamasına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Çok sayıda insanın bir arada yaşaması tek başına siyasetin varlığını açıklamaya yetmemektedir. Çok sayıda insanın etkileşim içinde bulunması, bir arada huzur ve güven içinde yaşamayı becerebilmesi, çeşitli bağlarla birbirlerine bağlanabilmeleri gerekmektedir. İşte bu bağı oluşturmak, siyasetin en önemli görevlerinin başında gelmektedir.

    Siyaset Bilimi literatüründe siyaset kavramını tanımlayan ve açıklayan her iki yaklaşımın da bugün siyaset dünyamızda karşılığı vardır. Siyaseti paylaşım aracı olarak gören, siyasal rant elde etmek için çaba harcayan, kişisel çıkarlarını her şeyin üstünde tutan siyasal partiler ve siyasetçiler olduğu gibi, siyaseti toplumun ortak yararı için araç olarak gören, iyiliğin ve güzelliğin peşinde koşan siyasetçiler ve siyasal partiler de bulunmaktadır.

    Prof. İlter Turan, “Siyasal Sistem ve Siyasal Davranış” isimli önemli eserinde, “Toplumun her niteliği, siyasetin açıklanmasında aynı ölçüde yararlı olamıyor” saptamasını yaptıktan sonra farklılıkların yönetimi konusuna dikkat çekiyor:

    “Toplumun siyaseti saptayan boyutlarını belirlemeye kalktığımızda ilk gördüğümüz şey; toplumun organik bir bütün olmasına rağmen karşılıklı bağımlılık içinde olan çok sayıda alt topluluğun varlığıdır. Burada karşımıza toplumun belirgin bir özelliği çıkmaktadır: Farklılaşma... Toplumsal farklılaşma çeşitli nedenlere dayanmaktadır. İlk akla gelen farklılaşma örneği, gelir farklılaşmasıdır; meslek, din, etnik köken, bölge ve benzeri etkenler de farklılaşmanın boyutlarını oluşturmaktadır. Her toplum, varlığının devamı, bütünü ilgilendirdiği düşünülen sorunların çözümü, bazı hizmetlerin sağlanması gibi nedenlerle bir yönetim örgütlenmesi göstermektedir. Bu örgütlenme, büyük ve farklılaşmanın yaygın olduğu toplumlarda “devlet” adını alırken, daha küçük ve ilkel görünümlü toplumlarda başka isimlerle adlandırılmaktadır. Toplumu yöneten ve adına “siyasal sistem” denilen bu örgütü, toplumdaki diğer örgütlerden ayıran en önemli unsur, aldığı kararların tüm toplum üyelerini bağlamasıdır. Bireylerin, siyasal sistemin kararları karşısında bunlara uyup uymama diye bir tercihleri bulunmamakta ve uymayı kabul etmeyenler yaptırımlarla cezalandırılmaktadır…”

    Siyaset olgusunun odak noktasını, “farklılıkları yönetebilme” becerisini gösterebilmek oluşturuyor. Farklılıklar yönetilemediği zaman, toplumsal hoşgörü ve güven zedeleniyor, sadece bir grubun ya da partinin görüşü tüm topluma dayatılmaya kalkışılıyor, “tek adam rejimine” kapı aralanıyor.

    Siyaset olgusuna nasıl yaklaşıldığı, aynı zamanda “yönetimin biçim ve tarzını” da belirliyor. Siyaseti “paylaşım aracı” olarak gören zihniyet iş başına geldiğinde yolsuzluklar, vurgun ve talanlar artıyor; siyaseti “değerlerin paylaşım aracı” olarak görenler ülkeyi yönettiklerinde ise kamusal çıkar ve toplumsal kalkınma her şeyin önüne geçiyor.

    Siyasetin temelini; Ahlak oluşturuyor. Ahlaklı siyaset ve siyasetçilerin hakim olduğu yönetimin başarılı olmaması için hiçbir neden bulunmuyor.

    Siyaset dediğimiz şey insanların yararınada kullanılabilir insanların zararınada biz müslümanlara düşen şey ise daima islah düzeninin yanında olmak. Aksi takdirde biz şeytanın yolundan yani gazaba uğramış ve sapmış kimselerin yolundan gider ve ona göre bir siyasal yol bulursak kendimize buda ifsaadın yolu oluyor işte o zaman halimiz vahim.

    Sözümü Bediüzzamanın Allahım sen beni şerrin siyasetinden koru, ifaadesiğle bitirmek istiyorum.

  8. #28
    Kayıtsız
    Misafir

    onlar hkında kusara kalmayın hiçbirsey bilmiyorsunuz

    bir evin projesini ögrenmek için oeve girmek gerekir görülür güzelligi ve çirkinligi elestirilir.kusura kalmayın sizler tam manada görmemissiniz. onların hizmetleri siznkilerini katletmiştir.ben bir milligörüşlüyüm.anadolugençligindenim.hizmetleri muazzamdır ALLAH hizmetlerinin devamını getirsin.muhabet fedaileridirler.

  9. #29
    İsmail
    Misafir
    İRAN DAMGASI YEMEMEK İÇİN KURANIN AYETLERİNDEN BİR KISMINI ÇIKARSAK
    HİÇ BİR SORUNUMUZ KALMAYACAK DİYEN BİRİNİ DESTEKLEMEYİ TERCİH EDENLER
    HALA BUNU ÖVÜNE ÖVÜNE ANLATIYOR...

    Yazık konu nasıl da saptırılmış. Bu cümleyi, o kişinin açıklamasının neresinden çıkardınız? Neyse onu boşverdik o konuşulan kişi bir ferddir, belki yanlış bir cümle de kurmuş olabilir. Nasıl ki bir kısım insanlar -islamı hakkıyla yaşamayan insanlara bakarak- islamiyeti eleştirmeye kalkışıp insafsızlık ediyorlar. Aynen öyle de bir gruptaki, bir cematteki bazı ferdlerin sözlerine, davranışlarına bakarak, o grubu, o cemaati eleştirmek, yerden yere vurmak o derece insaf sınırları dışındadır. Bu yerden yere vurulmak siz ve tüm gruplar için de geçerlidir.

    Bağırarak söylüyoruz: Haydi çıkın Bediüzzamanı'ın, eserlerinde Kur'an'ın ayetlerinden bir kısmının çıkarılması yönünde bir ifade yazın buraya. Bekliyoruz. Tabi bunun için hiç yapmamış olduğunuz, kulaktan dolma sözlerle yetindiğiniz ve üzerinde belki konularca, sayfalarca tartıştığınız Risale-i Nur Külliyatını baştan aşağı, satır satır, kelime kelime okumanız gerekir. Tavsiyemizdir okuyunuz! ve Bediüzzaman'ı Bediüzzamandan; Kur'an'ın bu zamana bakan tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatını Risale-i Nur Külliyatından sorunuz. Yoksa o zatın vermiş olduğu mücadele, külliyat içindeki hakikatler ve o cemaate mensup tüm insanların vebali altında kalınır ki bunu hiç bir ferd yüklenemez...Ne kadar ağır bir yük değil mi!!!

    Eleştiriye maruz kalan Bediüzzamanı'ın ve Külliyatın içeriğinden ehl-i imanı uhuvvete ve muhabbete davet eden bu kısmı okumanızı şiddetle tavsiye ederim::: http://www.sorularlarisale.com/index...=118&sayfa=373

  10. #30
    burda yazılanlara üzüldüm. merak edenler bu linkten erbakan hoca rahmetlinin nurcularla alakalı fikirlerini kendisinden dinleyebilirler. m.youtube.com/watch?v=8FQisEybTg&guid=&hl=tr&gl=TR&client=mv-google

  11. #31
    Kayıtsız
    Misafir

    Siyonizmin yeni projesi;

    Siyonizm 2013 ve 2014 yılını cemaatler çatışması olarak planlamış. Milli Görüşcüler buna alet olmayacaktır. Herkes söylemde ve eylemde Dr Muhammed Ali Fatih Erbakan'ı izlemek durumundadır. Hükümet Cemaat çatışması da bir yemdir, dikkatli olunmalıdır.
    Milli Görüşcüler bütün cemaatlere hatasıyla sevabıyla katdeş gözüyle bakmaktadır.

  12. #32
    İnsanda taklit temâyülü vardır. Bu müsbet de olabilir, menfî de. Kişi, mânevî seviyesine göre taklit edeceği insanı seçer. Meselâ, süflî bir insan, süfliyatın zirvesindekileri taklit eder, onlar gibi giyinir, onlar gibi görünmeye, onlar gibi davranmaya çalışır.
    Sâlih ve sadık bir insan ise, Hak dostlarını, gönül erlerini örnek alır. Onların hâli, kāli, oturması, kalkması, konuşması, edebi nasılsa onları taklit eder.
    Bunun içindir ki Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:
    “Ey îmân edenler! Allah’tan korkun ve sâdıklarla beraber olun!” (et-Tevbe, 119)
    İslam cemaatsiz,Cemaat imamsız
    İmam biatsiz,Biat de itaatsiz olmaz!

+ Konuyu Yanıtla
2 / 2 İlkİlk 12

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •