+ Konuyu Yanıtla
3 / 3 İlkİlk 123
55 sonuçtan 41 --- 55 arası gösteriliyor

Konu: Milli Çözüm Dergisi

  1. #41
    Alıntı Enes ARSLAN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    genel merkezimiz yasaklamıstır buna saygi duyariz ve elimizden geldigincede dikkate aliriz fakat genel merkezinde üstünde erbakan hocamız bulunmaktadır kendisinin agzından boyle birsey duymadık bügüne kadar ..
    enes arslan kardeşim çok doğru bir tesbitte bulunmus.Hocamın ağzından milli cozumden uzak durun gibi bir uyarı duymadığını yazmıs.Bende duymadım,milli cozumde hizmet eden kimsede duymadı.Ve Allah sahittirki bir gun bunu hocam soylerse,bırakın soylemeyi bunu ruyalarında bile gorurlerse, bu dergi bir daha asla yayın yapmaz.Hocamın bir isaretine bakar hersey.

  2. #42

    yanlış bilgi

    Alıntı Harun KÜÇÜKKESKİN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    http://www.millicozum.com/

    arkadaşlar burdaki arkadaşlar hakkında biraz bilgi vereyim
    kendileri koyu milli görüşçü ve yayın tamamen milli görüşü savunduğunu iddia
    ediyor ve ediyor
    buradaki arkadaşların hemen hepsi parti kadrolarında çalışmıştır
    yazılarında parti içindeki farklı nıyetlerle çalışan insanlarada bulaşmak ve onların foyalarını ortaya ispat ederek çıkarmak,fakat fazla isim vermeden.
    fakat hepsinin ortak özelliği parti kadrosunda çalışmamak kendilerini milli görüşün bir yayın organı görmeleridir.
    birisiyle yakınen tanışıyorum.
    ben kendisine kişilere takılmamalarını ve insanlara ortamı daha iyi nasıl anlatırızın yoluna bakmamız lazım nasılki ebu talib ben koyunlarımdan mesulüm
    kabenin sahibi var dediyse bizde yaşadığımız yerden mesulüz
    dergide olsun ama kadroşarda çalışmamak kendinizi soyutlamak niye
    ahmet akgülün neden kadrolarda çalışmaya teşvik etmediğini anlamıyorum
    art niyet düşünüyorum. bu konuyu bu platformda tartışmak ne kadar doğrudur bilmem ama birazda tedirgin oldum fakat milli gazetenin koç un reklamlarını vermesiyle ''gazete kimlere çalışıyor acaba'' yorumunu yapmalarını kınıyorum
    okadar değil bence
    SİZCE...???
    Bakıyorumda gene yargısız ve bilgisiz infaz var.bu söylediklerinizi samimi olarak söylediğinizi varsayarak cevaplıyorum.ismim enes kazancı.daha önce ankara gençlik kollarında görev yapıyordum ve teşkilattan kendim ayrılmadım.şimdi görev alabilsem keşke.ben milli çözüm dergisi ankara temsilcisiyim.sizce beni teşkilata alırlarmi,kendiniz bi sorun isterseniz...umarım bu soruyu gençlik kollarındaki kardeşlerimize sorar ve bizim yıllardır aldığımız cevabı birde siz alır ve bize şu'i zan beslemekten artık vazgeçersiniz.son cümle şahsıniza değil,böyle düşünen herkeze.ahmet hoca bu güne kadar hiç bir zaman teşkilatta çalışılmasına eleştiri getirmemistir.tam tersine teşkilata olmanın önemini her sohbetinde dile getirmektedir....keşke yarım yamalak bilgilerle müslüman kardeşleriniz hakkında tahminler yürütmeseniz

  3. #43
    Ercan Tekin
    Misafir

    Erbakan hocamızdan Ahmet Akgül yorumu

    Tokat'da ilçe başkanı olan bir abimizin Erbakan hocamızı ziyaretinde şöyle sual edildi:

    ''Hocam, Ahmet Akgül sizin mehdi olduğunuzu iddia ediyor öyle birşey varmı?''

    Erbakan hoca: ''Ahmet Akgül şapıtmış'', dedi.

    Gelelim Haber5'e geçen bir Ahmet Akgül haberine:


    'O hiç zaman Milli Görüşçü olmadı'
    'O hiç zaman Milli Görüşçü olmadı'

    Bugün başlayan Ergenekon 'un 7.dalgası kapsamında gözaltına alınan Ahmet Akgül 'ün Milli Görüş bağlantılı olduğu iddialarına Milli Görüş 'ten sert yanıt geldi.

    Saadet Partisi Genel Başkan Danışmanı ve Milli Görüş kurmay kadrosundan Oğuzhan Asiltürk , Ergenekon Operasyonu kapsamında gözaltına alındığı iddia edilen Ahmet Akgül 'ün Milli Görüş ile ilişkilendirilmesi çabalarına karşılık, Ahmet Akgül - Milli Görüş ilişkisine açıklık getirerek 'Ahmet Akgül , hiçbir zaman Milli Görüşçü olmadı.' şeklinde konuştu.

    Ahmet Akgül 'ün şahsının ve ekibinin, bugün veya geçmişte Milli Görüş kadrolarında yer almadığını belirten Asiltürk , fakat Ahmet Akgül 'ün dışarıya kimliğini bu şekilde yansıttığını ifade etti.

    'Bizim ilkelerimize uymayan davranışlarından ötürü kendisini kadrolarımıza dahil etmedik, fakat Milli Görüşçü gençliği çeşitli yollarla etrafında toplayıp bir gazete ve mecmua çıkarıp Milli Görüşçü olduğunu iddia ediyordu. Ancak Saadet Partisi Genel Merkezi 'nin Milli Görüş Lideri Sayın Necmettin Erbakan 'ın talimatıyla yayınladığı bir bildiri neticesinde bütün kurumlarımızdan uzaklaştırılmıştı.'

    Oğuzhan Asiltürk 'ün açıklaması ile gözaltında olduğu öne sürülen Ahmet Akgül ile Milli Görüş arasında bir ilişki olmadığı ortaya çıkarken, medyanın bundan sonraki tavrının nasıl olacağı merak ediliyor.

    ASİLTÜRK VE KAZAN 'I TOPA TUTTULAR

    Milli Görüş çevresinde 'Elazizciler Gurubu' olarak bilinen Ahmet Akgül ve yakın arkadaşları, Necmettin Erbakan 'a tam bağlılık gösterirken, Hoca'nın yakın kurmayları Oğuzhan Asiltürk , Şevket Kazan 'a yıllarca muhalefet etti.

    Kazan ve Asiltürk , bu gurubun çıkardığı Elaziz isimli haftalık gazeteyi partide yasakladı...

    Haber5.com

  4. #44
    milli çözüm dergisi ergenekon soruşturması içinde basılmış,derginin yazarlarından bir kaçı göz altına alınmıştı. ben ilk o zaman duydum bu dergini varlığını. kanal d haberde yayınlanmıştı bu haber. hatta milli görüş camiası basın bilgilendirmesi yapmıştı, 'milli çözüm dergisiyle hiç bir alakamız yok' diye. zaten haberde de milli görüşten koptuklarını söylediler.
    iyiyim ben, hep aynı şeyler işte, uyku hapları yalan dolan gülümsemeler...
    son defa...

  5. #45
    MURAT SOLAKOĞLU
    Misafir

    Hiç bir zaman milli görüşçü olmadı

    HABER5.COM / ÖZEL

    Saadet Partisi Genel Başkan Danışmanı ve Milli Görüş kurmay kadrosundan Oğuzhan Asiltürk, Ergenekon Operasyonu kapsamında gözaltına alındığı iddia edilen Ahmet Akgül'ün Milli Görüş ile ilişkilendirilmesi çabalarına karşılık, Ahmet Akgül- Milli Görüş ilişkisine açıklık getirerek "Ahmet Akgül, hiçbir zaman Milli Görüşçü olmadı." şeklinde konuştu.

    Ahmet Akgül'ün şahsının ve ekibinin, bugün veya geçmişte Milli Görüş kadrolarında yer almadığını belirten Asiltürk, fakat Ahmet Akgül'ün dışarıya kimliğini bu şekilde yansıttığını ifade etti.

    "Bizim ilkelerimize uymayan davranışlarından ötürü kendisini kadrolarımıza dahil etmedik, fakat Milli Görüşçü gençliği çeşitli yollarla etrafında toplayıp bir gazete ve mecmua çıkarıp Milli Görüşçü olduğunu iddia ediyordu. Ancak Saadet Partisi Genel Merkezi'nin Milli Görüş Lideri Sayın Necmettin Erbakan'ın talimatıyla yayınladığı bir bildiri neticesinde bütün kurumlarımızdan uzaklaştırılmıştı."

    Oğuzhan Asiltürk'ün açıklaması ile gözaltında olduğu öne sürülen Ahmet Akgül ile Milli Görüş arasında bir ilişki olmadığı ortaya çıkarken, medyanın bundan sonraki tavrının nasıl olacağı merak ediliyor.

  6. #46
    Kayıtsız
    Misafir

    bu grup ergenekon bağlantılı bir gruptur

    Konya polisinin Ergenekon örgütü ile irtibatlı olduğu iddiası ile operasyon yaptığı Milli Çözüm dergisinin 800 abonesinin emekli general olduğu ortaya çıktı.

    Bu bilgi derginin sahibi Ahmet Akgül'ün 21 Aralık 2007 tarihinde Milli Gazete yazarlarında Afet Ilgaz ile yaptığı telefon görüşmesinde ortaya çıktı.

    Konya Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından geçen yıl gerçekleştirilen operasyonun teknik takip aşamasında Milli Çözüm Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Akgül ile Ilgaz arasında şu görüşme yaşandı:

    -Ahmet Akgül: Bu bizim Milli Çözüm bu generaller ve aydınlar üzerinde çok etkili oluyor.

    -Afet Ilgaz: Evet çok etkili.

    -Ahmet Akgül: Bizim 800 abonemiz general zaten emekli ve çalışanlar bu çok etkili oluyor.

    -Afet Ilgaz: Evet.

    -Ahmet Akgül: Geçen bir korgeneral aramış Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Daire Başkanı, adres değiştirdim genelkurmaya dergimi gönderin diyor

  7. #47
    Alıntı Enes KAZANCI tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Bakıyorumda gene yargısız ve bilgisiz infaz var.bu söylediklerinizi samimi olarak söylediğinizi varsayarak cevaplıyorum.ismim enes kazancı.daha önce ankara gençlik kollarında görev yapıyordum ve teşkilattan kendim ayrılmadım.şimdi görev alabilsem keşke.ben milli çözüm dergisi ankara temsilcisiyim.sizce beni teşkilata alırlarmi,kendiniz bi sorun isterseniz...umarım bu soruyu gençlik kollarındaki kardeşlerimize sorar ve bizim yıllardır aldığımız cevabı birde siz alır ve bize şu'i zan beslemekten artık vazgeçersiniz.son cümle şahsıniza değil,böyle düşünen herkeze.ahmet hoca bu güne kadar hiç bir zaman teşkilatta çalışılmasına eleştiri getirmemistir.tam tersine teşkilata olmanın önemini her sohbetinde dile getirmektedir....keşke yarım yamalak bilgilerle müslüman kardeşleriniz hakkında tahminler yürütmeseniz
    biz ahmet hoca yı sırf adalet çerçevesinde savunduğum için kısıtlanmış üyeyim hocam
    bizim bir derdimiz varsa oda islamın zaferidir yarab islamın zaferini görmeden canımı alma senden cenneti değil islam sancağının dalgalandığı semaları istiyorum...

  8. #48
    vuslatım vahdet
    Misafir

    bu ne çelişki

    Alıntı Enes KAZANCI tafarından gönderildi Mesajı Göster
    enes arslan kardeşim çok doğru bir tesbitte bulunmus.Hocamın ağzından milli cozumden uzak durun gibi bir uyarı duymadığını yazmıs.Bende duymadım,milli cozumde hizmet eden kimsede duymadı.Ve Allah sahittirki bir gun bunu hocam soylerse,bırakın soylemeyi bunu ruyalarında bile gorurlerse, bu dergi bir daha asla yayın yapmaz.Hocamın bir isaretine bakar hersey.

    şimdi sizler bunu soylerken hocamızı genel merkezden ayırıp uzerınde bır mercı olarak gorup genel merekzın duyurusunu kulak ardı mı edıyorsunuz??
    bizde herşey ıstışare ıle karar verılır ve genel merkezımızın vermıs oldugu bu duyurunun kı karar nıtelıgındedır erbakan hocamızın haberı olmadan verılebılecegını nasıl dusunebılırsınız..

    teşkilatla beraber calışmak ıle taşkilatla baglantısız bır sekılde calısmak arasında FARK var..
    genel merkezımızın almıs oldugu her karardan ve herseyden erbakan hocamız haberdardır.. aksının dusunulmesı yok efendım "hoca kendı agzı ıle soylese bır ısaretı yeter" gıbı aslında kendınızın dahi ınanmadıgı cumleler kurmayınız.
    madem bu ınsanlar, calışırken uzaklaştırıldıklarından dolayı bu gıbı bır calısma ıcerısıne gırmısler ve kendılerınce olması gerekenıde bılıyorlar o halde gercekler acıdır kardeşler hocamızdan illede birebir işitmek ıstıyorsanız gıdın ısaret te eder..

    ya bu arada teşkilattan nıye uzaklaştırılmışlar??
    oyle zannedıyorum kı teşkılataikende zarar verıyorlardı :S

    saygılar...

  9. #49
    İsmail Nur
    Misafir
    s.a milli çözümün milli gazetede reklamı çıktığına inanmak çok güç. ben görmedim.ayrıca bildiğim kadarıyla milli çözüm ile el-aziz arasında bir birliktelik yok.

  10. #50
    Kurşun KALEM
    Misafir
    milli çözüm dergisini okumuş biri olarak gördüğüm tekşey kavgacı bir tutum izlemesi.güzel konularda yok değildi ama bu kadrolarda çalışmış nice insanı teşkilat düşmanı ilan etmesi idi.bu da insanda güven problemi doğurmaya yeterli.
    milli gazetede çıkması ise şu sebebtendi bizden olmadığını bizzat erbakan hocanın ilan etmesiydi.ondan sonrada almadık.şahislar için değil davamız için varız......

  11. #51
    ecz.ihsan
    Misafir

    milli çözüm dergisini okumadan yorum yapmak haksızlık değilmi?

    Ben yaklaşık haziran2011 den itibaren Milli Çözüm dergisini okuyorum.Dergi elime geçmeden internet sitesinde çıkan yeni yazıları okuyor sonra dergi gelince diğer tüm yazılarıda 1haftada bitiriyorum.Ayrıca fikirlerini merak ettiğim onlarca konu hakkındaki yüzlerce yazıyı sitedeki arama motorundan arayıp okudum, ilaveten en çok okunanlar kısmındaki tüm yazıları okudum, yani yaklaşık en az 300civarı yazı okumuşumdur ki belirtmeliyim ki bu yazıların birçoğu çok uzun yazılardı.İfade etmem lazım ki o uzun yazılar bana kısalıveriyor, cahilliğimi giderme arzuma yeniliyordu.Tarihimizdeki karanlıkta kalmış önemli konuları, 5000 yıllık kabala inancını, siyonizmi, illuminatiyi, sabetaizmi, masonları,küreselcileri,abd'yi, israil'i, Osmanlı'nın son devrelerini, Cumhuriyetin kuruluşunu, Atatürk'ü, İnönü'yü,Menderes'i, 28Şubatı, Darbeleri, Emperyalizmi,Tayyibi(Teyup),Ilımlı İslamcıları,Pkk'yı,Barzaniyi,sözde Arap baharını, sözde Vadedilmiş topraklar meselesini, Milli Görüşün başına bela olanları vs.vs...kısaca geçmişte yaşanmış ve günümüzde yaşanan, bir Milli Görüşçü olarak bilmemiz,idrak etmemiz, ve tedbir almamız gereken hayata dair ne kadar elzem konu varsa hepsini Milli Çözüm dergisinde buldum.Dünyaya, Türkiye'ye, olaylara bakış açım daha bir farklılaştı, öğrendikçe okudum, okudukça dün cahimişim dedim ve bu kendimi yetiştirme serüveni halen devam ediyor.Milli Çözüm dergisi okudukça doğru kaynaktan okumadan, çok farklı kaynaklardan teyitleyemeden gizli gerçeğine ulaşmanın çok zor olduğu birçok hayati konuları öğrenme, aydınlanma fırsatım oldu.Şimdilerde eskiye nazaran dünyayı,Türkiye'yi ve özellikle siyonistlerin ülkemizde ve bölgemizdeki oyunlarını çok daha iyi fark ediyor, birsonraki hamlelerini tahmin edebilip, çevremi uyarmaya gayret ediyorum.Milli Çözüm sayesinde tam yerlerine oturtamamdığım taşlar gediğine oturuyor, resmi çok daha net olarak görebiliyor, kısaca kafamdaki birçok soru cevabını buluyordu.Bir yandan cehaletten kurtulmaya çalışırken internetten karşıma gelen Milli Çözüm dergisi hakkındaki aleyhlerindeki iddilarda gözüme takılıyor,merak edip araştırıyordum ve hala araştırıyorum.Araştırmalarımda özetle Ahmet Akgül'ün Ulusal kanaldaki proğramı ve Ergenekonla ilgili gözaltıları ön plana çıkıyordu.Ergenekonla alakaları olmadıkları, suçsuz oldukları ilan edilip, berat ettiler.Ulusal kanaldaki bulabildiğim tüm proğramları da izledim ve en ufak sıkıntılı bir durum yoktu bilakis çok faydalı proğramlardı, Proğramda kendisinin Milli Görüşçü olduğunu belirterek Dini konuları, siyonizmi, emperyalistlerin akp aracılığıyla ülkemize verdiği zararları anlatıyordu.Birde partimizden uzaklaştırılması meselesi varki şahsi kanaatimce bunu konu daha önceleri Dergilerde Milli Görüşe zarar vermek için görevli olduğuna inandıkları Oğuzhan Asiltürk ve Şevket Kazan'la alakalı.Ahmet Akgül'ün, Milli Görüş içindeyken ilerde bunlar Milli Görüşe zarar verecek, bunlar gerçek Milli Görüşçü değil, farklı amaç için burdalar deyipte Milli Görüşçüleri hıyanetleri hakkında uyardığı Recep Teyup, Bülent Arınç, Şevki Yılmaz,Abdullah Gül, Numan Kurtulmuş vs tüm kişiler maalesefki Ahmet Akgül'ü haklı çıkarıyordu.Ne zamandır aynı uyarıları Şevket-Oğuzhan ikilisi için yapıyorlar, uzaklaştırılmalarının müsebbi olan bu konudada haklı çıkarlarsa bu partiden uzaklaştırılma konusunda da aklanacaklardır,bakalım göreceğiz .Okuduğum yüzlerce yazı ve izlediğim onlarca videoda Dinimize,itikate aykırı birşey göremedim, yalanlarını,yanlışlarını göremedim, lakin 2 istisnada hala soru işaretim var.O 2 istisna konuda Atatürk'ün Mason ilişkisi ve Erbakan'ın Mehdiliği hakkında.Bu 2 konuyu muallak olarak ileriye bıraktım, takılmayıp yoluma devam ediyorumsonra dönmek üzere.Çok sevdiğim 2 söz vardır, 1-ayinesi iştir, kişinin lafına bakılmaz, yani Milli Çözümün ve Ahmet Akgülün yaptıkları ortada, aynası Erbakan ve Milli Görüş hakkındaki kitap ve yazıları, kimin ne dediğinin pek bir önemi yok, mahsul ortada, gizli değil.2-amacım üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil, yani ben Milli Çözüm ve Ahmet Akgül'den Allah'ın bana yüklemiş olduğu, Dinimize düşmanlık besleyenleri, yahudilerin yanlışlarını,Müslümanlara zulüm yapanları öğrenip, gardımı alıp islam'ı yaşama ve gereklerini yapma, Cihad görevlerim vs. hakkında ihtiyacım olan bilgileri alıyorum.Ağzıyla Milli Görüşçüyüm deyip, tüm yazılarıyla da olduğunu gösteren bir ekip hakkında hüsnü zan yapmak düşer bize diye düşünüyorum.Bir hafta öncesinde Erbakan Hocamızla,Ahmet Akgül hocamızı ve Ufuk Efe'nin 3ünüde samimi haldeyken, tek bir karede gördüğüm bir fotoğraf ise içime serin bir su serpiyordu.Tüm Milli Görüşçülere ve özellikle Milli Çözüm okuyan Milli Görüşçülere Gönülden Selam olsun.Allah'a emanet olun.Hakkınızı Helal ediniz, sorumluluk gereği bu yazıyı yazan cahile. Eğer benim bu yazdıklarımda bilmeden yanlışlarım varsa Allah bana da bu yazıyı okuyanlara da doğrusunu öğretsin, doğru yola iletsin, bizlere dosdoğru yol olan İslam'da yaşamayı ve son nefesimizi Mümin Müslüman olarak Kelime-i Şehadetle vermeyi nasip etsin.Amin.

  12. #52
    Kayıtsız
    Misafir

    Erbakan ve Milli Çözüm

    ERBAKAN VE MİLLİ ÇÖZÜM



    05 ARALIK 2009 – Saat: 17: 00 / Balgat – Ankara

    Daha önce Mehmet Karaman Bey’e, faksla iletilen Milli Çözüm ekibi olarak, Muhterem Hocamızla görüşme talebimiz Hocamız tarafından uygun bulunarak belirlenen gün ve saatte konuta davet edilmiştik.

    Saat 16:00’da Hocamızın evine gittik. Kapıdaki görevlilere Milli Çözüm Dergisi olarak Hocamızla randevumuz olduğunu söyledik. Milli Çözüm Yazarlarımızın Hocamızı evinde ziyaretini zaten biliyor ve bekliyorlardı. Bizi içeri aldılar, bir odada bir saat kadar oturduk. O sırada odaya Osman Akgün geldi ve bizimle sohbet ve sitem etti.

    “Ahmet Hoca benimle konuşmuyor. (Kütahya’dan topluca Altınoluk’a gittiğimizdeki olayı hatırlatıp) 40 kişi dediniz, 80 kişi geldiniz, Beni zor durumda bıraktınız” dedi. Biz de kendisine ailelerimizle birlikte oraya geleceğimizi faksta belirttiğimizi söyledik… “Konyalı kardeşlerimize: “Cuma namazına bir daha gelmeyin Hoca izin vermiyor” diyen Muhittin Yıldırım meselesini Erbakan Hocamıza bizzat sorduğunu ve “gelmelerinde bir sakınca bulunmadığını ve böyle bir talimatın söz konusu olmadığını” belirtiklerini nakletti. Sonra “Ahmet Hoca’nın Muhittin’i arayıp terslemesinden dolayı ben sıkıntı çektim” dedi (oysa böyle bir olay asla yaşanmamıştı) ve bazı güncel konulardan bahsetti. “Elazizcilerin de Hocamızla görüşmek üzere kapıya geldiklerini… Hocamızın görüşmek istemediğini… Elazizcilerin de “Hocamızla görüşmeden buradan gitmiyoruz” demeleri üzerine Hocamızın onlarla görüşmek zorunda kalıp aşağı indiğini… Görüşme sonrası giderlerken “paralarının bittiğini veya yolda düşürdüklerini” söylemeleri üzerine, Osman’ın kendi cebinden 300 veya 400 dolar onlara verdiğini… Ama onların gazetelerinde “Hoca bize şu kadar para verdi” diyerek konuyu istismar ve bu iyiliği suiistimal ettiklerini” anlattı.

    Birtakım kişilerin kendisinden (kim olduklarını söylemedi) “Hocamızla olan anılarını yazmasını” istediklerini, ama kendisinin bunları çarpıtırlar veya yanlış yorumlarlar diye yapmak istemediğini ve yapmayacağını belirtip, “Benimle beraber anılarımızda mezara gidecek” diye söyledi.

    Konu bir yere geldiğinde İsmet Abi “Bu millet Hocamızı çok arayacak ve pişmanlıkla dizine vuracak” sözü üzerine Osman Abi: “Aramaz bu millet” gibi bir ifade kullandıktan sonra, tarihten Hz. Hüseyin Efendimize yapılanları anlattı ve “Hocamız iktidara gelir mi veya gelmez mi? bilmiyorum” mealinde bir şeyler söyleyip “Bakın Özal Cuma namazına giden bir Cumhurbaşkanıydı, şimdi ise hanımının başı örtülü bir Cumhurbaşkanı var, bundan sonra nasıl biri Cumhurbaşkanı olacak bilmiyoruz” dedi. “Hocamız iktidarda olmasa da Allah zaten dinini tamamlıyor, her şey aslına dönüyor” gibi bir şeyler söyleyince…

    Biz, söze girip: “Osman Abi, Hocamız en son ESAM’da yaptığı Adil Düzen konferansında, buğday alımlarında silolarda toplanan veya azalan buğday miktarına göre fiyatlarını On-Line izlenerek nasıl değişken bir şekilde hesaplanacağını belirttiğini… Bunun gibi, yine Adil Düzen konferanslarını anlatırken, Hocamızın 90’lı veya 91’li yıllarda da aynı örneği verdiğini hatırlattık. Ama o zamanlar internetin henüz olmadığını ve insanların çoğunun bu örnekten bir şey anlamadığını, oysa bugün 19 sene sonra Hocam aynı örnekle Adil Düzeni anlatınca şimdi herkesin bunun mümkün olduğunu kavradığını, hayal olarak algılamadığını anlattık. Öyleyse Hocamızın “olacak ve kurulacak” dediği diğer şeylerin de, Hocamızın programlarıyla ve O’nun sadıklarıyla olacağını ve bizim böyle inandığımızı vurgulayınca, “Evet, Devrim Otomobilinin de direksiyonu o gün bile dizaynı Hocam tarafından yapıldığından “direksiyonu ayarlı olarak (aşağı yukarı) yapılmış, bugün bile çoğu arabada yok ve yeni konuluyor” diye başka bir örnek vererek bir nevi bizi tasdik etti.

    Sonuçta Osman Ağabey bizi iyi karşıladı, bir nevi geçmişte bize karşı olan soğuk davranışlarının mazeretlerini izah etmeye çalışıyor gibi davrandı.

    “Şimdi Erbakan Hocamız diğer odada, birileri ile konuşması bitince sizi oraya alacağız” dedi. Biz akşam namazını ne yapacağız diye sorunca, bize: “Hocamızla beraber kılacağız” dedi. Nihayet yan tarafta Hocamızın bulunduğu odaya girdik. Hocamız saf tutmuştu. Biz de safa durup namazımızı kıldıktan sonra elini öptük. Hocamız “buyurun ayakta kalmayın, siz masaya oturun, ben ellerimi yıkayıp geliyorum” dedi. Hocamız dönüp teşrif edince, masanın baş tarafında kendine özel ayrılan sandalyeye buyurdu. Bizler tekrar elini öptük, izin verince oturduk. Bir Fatiha okuyalım dedi, Fatiha okuduk.

    “Hoş geldiniz, ayaklarınıza sağlık; bu ziyaretlerinizle büyük ecir aldınız. Bir Fatiha daha okuyalım” buyurdu. (odada bizden başka kimse yoktu) “Evet, bizde önce misafire söz verirler. Buyurun bakalım” dedi. Bu arada Hocam, “ne içersiniz, çay, kahve, su veya soğuk bir şey?” diye sordu. Biz ses çıkarmayınca, Hocam: “Bana açık çay, arkadaşlara da çay getirin” dedi ve çaylar geldikten sonra, görevliye kapıyı kapatmasını söyledi. Ali kardeşimiz gördüğü rüyayı okudu. Hocamız duygulandı. Sonra ben (Nevzat) Ahmet Akgül Hocamızın şu yazısını okudum. Hocamız “çok doğru ve güzel tespitler yapmışsınız” buyurdu.

    İşte O Yazı:

    “Efendim bir sohbetinizde şunları buyurmuştunuz:

    “Biz Neyiz?

    Cenab-ı Hakkın bu sonsuz kâinatının içerisinde yarattığı “Eserden müessire intikal etme kabiliyeti” verdiği tek mahlûk insanlardır. Akıl ve vicdan sahibi kimseler için; bitki, hayvan ve insan olarak dünyadaki milyarlarca harika yaratığa ve şu muazzam ve muntazam kâinata dikkat ve ibretle bakıp, bütün bunların Yüce yaratıcısını hatırlayıp hayran olmamak imkânsızdır.

    Allah insanları kendisini bilsinler diye yaratmıştır. Ancak biz Cenab-ı Allah’ı göremiyoruz, gücümüz Cenab-ı Allah’ı görmeye yetmiyor. Musa A.S. Cenab-ı Allah’ı görmeği arzuladığını, Cenab-ı Allah dağa tecelli edince ona dayanamadığını, Kur’an-ı Kerim haber veriyor. Çünkü bizim yapımız zayıf olduğundan dünyada iken Cenab-ı Allah’ı görmeye tahammül edemiyor. İnşallah Cennette göreceğimiz Hadisi Şeriflerle müjdeleniyor.

    Öyle ise Allah’ı bilmek için ne yapmamız gerekir? Allah insanlara “eserden müessire intikal etme kabiliyeti” vermiştir. İnsan bir esere bakarak o eseri yapanı tanıyabilir. Bir resme bakarsanız ressamını hatırlayıp hayranlık duymak tabiidir.

    Başımızı gökyüzüne çevirip baktığımız zaman ne görüyoruz? Sonsuz bir kâinat, sonsuz bir güzellik ve sanat, sonsuz bir nizam O kadar büyük bir kâinat ki, sadece 1. tabaka gök içersindeki bir yıldızın ışığı diğer bir yıldıza 100 milyon senede bile gidemiyor. Oysa ışık bir saniyede 300 bin km. yol almaktadır. Cenab-ı Allah yedi kat gök yaratmıştır. Her bir gök, bir üsteki yanında, sahra çölleri içindeki bir yüzük kadar kalmaktadır. Onun üzerinde Arş vardır. Arş’ın üzerinde Kürsü bulunmaktadır. Bu ne büyük azamettir Ya Rabbi.”

    Şimdi Muhterem Hocam, bu gerçeği şöyle anlayıp açıklamak doğru mudur? diye Zatı alinizden öğrenmek istiyoruz.

    “Cenabı Hakkın “Zat”ı, her türlü şekilden, biçimden, cisimden ve hayalden münezzehtir. Yüce Allah’ın Zatı, hiçbir şeye ve hiçbir kimseye asla benzetilemeyecektir. O’nun Yüce Zatını idrak ve ihata etmek, künhüne ermek asla mümkün değildir. Allah (c.c.) ancak yarattıklarında tecelli ve tezahür eden, “esma ve sıfatlarıyla” bilinmekte; kendi mevcudiyetini, kudret ve hikmetini, san’at ve nimetini bizlere böylece göstermektedir.

    Kâinattaki her zerrede ve kürrede, yeryüzünde ve göklerde, her çiçek ve böcekte O’nun tecellisi, kudret ve rahmet eseri sezilmektedir.

    En güzel tecelli ise Hz. Adem ve neslinde, en mükemmel temsili ise Hz. Muhammed Aleyhisselam Efendimizdedir. O, Ahir zaman Nebisidir, tecelli ve tezahürün her bakımdan “son” örneği ve insanlığın ebedi rehberidir. Yüzyıllardır feyiz ve bereketle okunan Mevlid-i Şerif müellifi Süleyman Çelebi Hazretlerinin: “Zatıma mir’at edindim zatını – Bile yazdım adım ile adını” beyitleri de bu hakikatin hikmetli ifadeleridir.

    Geleceği sahih hadis ve haberlere kesinleşen, asırlardır hasret ve hararetle beklenen Hz. Mehdi Aleyhisselam ise, Hz. Peygamber Efendimizin aynen izinde, O’nun dinini ve adalet düzenini hakim kılma ve Siyonist Deccel sistemini yıkma görevinde, O’nun halifesi ve temsilcisi yerinde çok yüksek, mübarek ve özel bir şahsiyettir.

    Kur’an-ı Kerimin talim ve terbiyesinde, Resulullah Efendimizin sünneti ve hayat sistemi çerçevesinde ve Milli Görüş mektebinde; sadece Hz. Allah’ın rızası ve insanlığın hayrı hatırına, nefsi ve siyasi cihadını sürdürenler bu imanın zirvesine ve zevkine erişecektir.”

    Erbakan Hocamız: “Evet, biz neyiz? diyerek yazıyı tekrar özetle şöyle izah buyurdular. “Kemal, Kadir, Sübhanallah” sıfatları üzerinde durdular. “Evet, Arif olan insanlar şu muhteşem âlemlere baktıkça Cenabı Allah’ın 99 sıfatını görür” buyurdular ve kafaya çakılacak 3 çivi konularını, cihadın anlamını ve amacını ve cihadın edasının farzlarını anlattılar. Cihadın edasının farzlarını anlatırken “ittifak ve iyi ahlak” maddelerinde “ümmet içinde tefrika yapılmayacak” diyerek bu iki madde üzerinde biraz daha fazla durdular, birkaç defa tekrarladılar. Hocam bu arada “buyurun çaylarınızı soğutmayın” diyerek kendileri de çayını içmeye başladılar.

    “Şimdi yıldızlardan ve gezegenlerden insanlar bu masanın etrafına gelip toplansalar, hepsi de Müslüman olsalar, önce ne yapmaları lazım? Efendim gelin namaz kılıp tesbih çekelim mi demeleri lazım? Hayır Önce aralarında bir imam seçmeleri ve Emri-bil Maruf Nehyi Anil Münkeri yerine getirmek için Adil Bir Düzeni kurmak üzere çalışmaları, yani cihat yapmaları lazım. İmametle ümmet, aynı harflerden yazılır ve aynı kökten kaynaklanır. Bir kişiye, Allah rızasına ve insanlığın huzuru hatırına itaat edilmesi gerekli kılınmıştır. Niye imama itaat edilecek, çünkü birlik ve dirliğin sağlanması için böyle emir buyrulmaktadır, hayır ve şer Allah’tandır. İmama itaatte bereket vardır.

    Evet, namaz dinin direği, cihat ise zirvesidir. Cihat eden bir insan gece gündüz ibadet ediyor gibidir.

    Sahabeyi kiram bir seferinde Efendimizin huzuruna çıkmadan önce “Biz ne yapalım ki imtihanı kazanalım ve en büyük ecri-sevabı alalım? Cihat dışında böyle bir ibadet var mıdır? diye tek bir soru soralım, fazla zamanını alıp günaha batmayalım”, diye konuştuktan sonra, Efendimizin huzuruna çıkıp sordular. Efendimiz sahabeye “Siz ömrünüz boyunca gündüzleri hiç durmadan ibadet yapsanız ve oruç tutsanız, geceleri de hep Teheccüt kılsanız cihadın ecrine ancak ulaşırsınız ki, buna da dayanamazsınız” buyurdular.

    Şimdi Gebze sizden sorulacaktır, her hafta (bir) sandık bölgesine gidip onlara Hak-Batılı anlatacaksınız. AKP ve CHP’nin aynı olduğunu, temelde hiçbir farklarının bulunmadığını, ABD-AB’nin geçmişinin Firavunlara dayandığını anlatacaksınız. Bizim tarihimize baktığımızda hep adalet vardır. Haftada bir gün tebliğ yapacaksınız. Cuma namazını kılıyoruz, ama hutbe cumanın farzıdır ve hutbede Hakkı anlatmamız lazımdır. Bu yapılmıyor. İşte bu haftalık tebliğ toplantıları Cuma hutbesinin yerine geçecek ki cumamızın eksiği tamamlansın. Maalesef bazı şeyhler ve Hocaefendiler iki torba kömür almak ve çocuğuna iş bulmak, ihale kapmak ve iktidara yaranmak için AKP’li olmuşlar, yanlarına üç beş tane derviş bulmuşlar, “biz ibadetle meşgul olacağız, siyasetle uğraşmayacağız” diyorlar, ama AKP’ye çalışıyorlar…”

    Hocamız Ali’ye dönerek “evet rüyayı sen görmüşsün, şimdi buyur bakalım…” deyince, Ali Milli Çözüm Dergimizi kendilerine takdim etti. Hocam “son sayısı mı” diye sordu ve inceledikten sonra “Allah razı olsun” diyerek tebrik ve takdir buyurdu.

    Böyle, sessizlik içinde biraz beklendi. O sırada İsmet Abi kendini tanıttı, sonra sıra ile biz kendimizi tanıttık.

    Hocamız “bizim bir kardeşimizin yeni damadı Gebze’de Milli Görüşçü oldu. Orada oto ve beyaz eşya yedek parçaları üreten büyük fabrikaları var. O bana “Hocam ben Milli Görüşü yeni anladım. 500 iş adamını toplayıp sizi davet edeceğim” diye söz verdi. Ben de kendisine: “Bak ha, 499 olursa kabul etmem, 500 kişi toplarsan gelirim” dedim. İsmi Abdullah, onunla tanışın, yardımcı olun deyince. Ali bir kâğıda “Abdullah en büyük yedek parça üreticisi, Gebze” diye not aldı. Hocamıza, “Hocam soy ismini veya firma ismini verebilir misiniz” deyince; Gebze’de oto ve beyaz eşya yedek parçası üreten en büyük fabrikayı bulursunuz. Siz onu tanıyorsunuz… O da sizi tanıyor. O beş yüz iş adamını da birçoğunu tanıyorsunuz. Onu kolaylıkla bulursunuz…” dedi. Yola çıkıp arabada gelirken aklımıza yazarımız Abdullah Akgül geldi. Telefonla arayıp, çalıştığı iş yerinde patronların oğullarından Abdullah isminde birinin olup olmadığını ve Hocamızın yakınlarıyla bir akrabalık kurup kurmadığını sorduğumuzda, “evet o ismi taşıyan ve yakın zamanda Hocamızın oğlu Fatih Bey’le bacanak olan biri var” diye öğrenmiş ve bulmuş olduk.

    Hocamız son olarak: “Evet, Kelime-i Şahadet getiren cennete gider, ama eğer günah işlerse ve zulme meylederse o kötülüklerinden dolayı cehenneme girer, cezasını çeker; sonra iman ehli ebedi cennette kalır” buyurdular.

    Önünde duran o günkü çalışma programını bize eliyle göstererek: “Şu anda benim AGD’de olmam lazım, saat 17:00 randevu vermişiz. Sizin hatırınıza 1 saat kadar da geciktim. Şimdi 500 kişi bir salonda toplanmış beni bekliyorlar. Sizi her zaman beklerim. (istediğiniz zaman gelebilirsiniz) Allah razı olsun” deyip bir Fatiha okuttuktan sonra elini öpüp ayrıldık.

    Böylece 1 saat kadar Aziz Hocamızla birlikte kaldık ve yüksek feyiz ve bereketinden nasibimizi aldık.

    Bu arada cihadın farzlarını anlatırken, “iyi ahlak” maddesinde özellikle durduklarını ve “kibar olacaksınız” buyurarak tebliğde ve insani münasebetlerimizde edepli ve erdemli davranmanın önemini ısrarla vurguladıklarını asla unutmayacaktık.

    Şahitler: Milli Çözüm Dergisi Yazarlarımızdan: Nevzat Gündüz, İsmet Sezgin, Ali Çağıl, Osman Eraydın.

    2008 yılı Mayıs ayında (30.05.2008) Altınoluk’taki yazlık çalışma konutunda, yüzlerce Milli Görüşçü misafirin ve konuyu bize nakleden onlarca şahidin huzurunda, Aziz Hocamız;

    Milli Görüş’e bağlı basın yayın kuruluşlarını hatırlatırken, Milli Gazete’den sonra MİLLİ ÇÖZÜM DERGİSİNİ de özellikle ve ismen sayıp vurgulamış ve açıkça Milli Çözüm ekibine sahip çıkmıştı. Bütün bunlara rağmen Milli Çözüm’e yasak koymaya ve dışlamaya çalışan malum birkaç kişinin kime ve neye hizmet ettikleri ve Hocamızın bunlara hangi hikmet ve mazeretlerle fırsat verdikleri de çok yakında izan ve vicdan ehlince ve sadık Milli Görüşçülerce, mutlaka anlaşılacaktı.

    “Erbakan Hoca Ahmet Akgül’ü ve Milli Çözüm’ü yasaklamıştır, dışlamıştır” iddiaları Şevket Kazan ve Oğuzhan Asiltürk’ün uydurup yaydıkları iftiralardı, bizzat Hocamız sağlığında ve hala canlı şahitler huzurunda bunları defalarca yalanlamıştı ve hiçbir hakikat gizli kalmayacak, adalet yerini bulacaktı.

    Yazarımız Fatma Betül Erişkin kardeşimizin ibretli ve müjdeli rüyası

    Bu rüyayı Aziz Hocamızın vefatından ve darı bekaya hicret buyurmasından sonra görüyorum.

    Muhterem Erbakan Hocam telefonla arayıp dışarı çıkmamı emrediyor. Ben de çocukları giydirip bahçeye çıkıyorum. Hocamız sağlığında kullandığı arabada oluyor. Hocam fotoğraflardaki gibi siyah beyaz, ama canlı ve üç boyutlu görünüyor. Ama etraftaki her şey tabii renklerinde duruyor.

    Bana: “Elif’e mi gidecektin?” diye soruyor. “Evet Hocam” diyorum. Çok hızlı bir şekilde aracını kendileri kullanıyorlar ve bir şeyler anlatıyorlardı, ancak hatırlamıyorum. Matbaa gibi bir yere gidiyoruz, demir ve küflü bir garaj kapısını, inerek kendileri açıyor, aynı araçla fabrikanın içinde tur atarken, orada çalışanlara sıra ile selam veriyorlardı. Ancak her masanın başındaki Hocamızın farklı yaşlardaki görüntüsü olmaktaydı. Yani Hocamız kendi kendisine selam vermekte, kendi selamını yine kendisi almaktaydı. O arada tekraren “Elif’e mi gidecektin?” buyurdular. Fabrikada bir yığın bilgisayar, bir yığın makina bulunmaktaydı. İlginç olduğu için bir daha vurgulayalım ki her masada, her makinada ve aynı zamanda arabadaki direksiyonda hep Hoca’nın kendileri vardı. Ama yaşları farklıydı. Derken araçtan indik. Hocam makinanın birine yaklaştı, selam verdi. Bu kişi Hocamızın vefatından evvelki bitkin ve nurani haliydi. O sırada baskıdan Milli Çözüm Dergimizin son sayısı iniyordu. Aziz Hocamız birkaç düğmeye bastı. FİNAL başlıklı tek sayfa bir Milli Çözüm Dergisi çıkardı, içeriğini hatırlamıyorum. Hocam bana dönüp: “Siz, kim olursa olsun, el alemin görüşünü almaya ve gönlünü kazanmaya niye uğraşıyorsunuz? (Yani; Siz Kur’ani ölçülerle, Rabbın rızasını aramakla meşgul olunuz “Eleysellahü bikafin abdehu – Allah kuluna kâfi değil midir? (zavallılar) Sizi Ondan başkasıyla korkutuyorlar” (Zümer: 36) Mevla’nıza güvenip dik durunuz.) Emin ve müsterih olun ki; Biz herkese finali hazmettireceğiz (teslime ve itaate hazır hale getireceğiz), Allah’ın izniyle” buyurdular, öyle uyandım.

    Tefaül sonucu bizi mutmain kılan Ayeti Kerimeler:

    “Allah buyurdu: Senin pazunu kardeşinle pekiştirip güçlendireceğiz. Sizin ikinize de öyle bir imkân ve iktidar (sultan) vereceğiz ki; ayetlerimize (bağlılık) sayesinde (başka kimseler) size yetişemeyecekler. Siz ikiniz ve size tabi olan ekibiniz kesinlikle galip geleceksiniz.” (Kasas: 35)

    “Böylece Emrimiz (ve takdir vaktimiz) geldiği zaman (zalim ve hainlerin düzenlerini) altını üstüne çevirdik (çeviririz) ve üstlerine balçıktan (ve farklı maddelerden) pişirilip (son şekli verilmiş ve) istif edilmiş taşlar yağdırıverdik. Rabbin katında belirli biçimlere sokulup damgalanmış (Füze, roket ve mermiler) olarak (gönderdik ve zalimleri mahfu perişan ettik). Bunlar (her asırdaki) zalimlerden uzak değildir.” (Hud: 82-83)

    “Ey kavmim (artık) yapabileceğiniz her şeyi yapmaktan (çekinmeyin). Şüphesiz ben de yapmam gerekenleri elbette yerine getireceğim. Sonunda) Aşağılatıcı azap kime gelecek ve yalancı kimdir, yakında bileceksiniz.

    (Haydi) Siz de gözetleyip durun, (çünkü) ben de sizinle birlikte gözetleyip beklemekteyim.” (Hud: 93)

    İzmir Kemalpaşa ilçemizin Milli Görüşçü E. Belediye Başkanı sadık dostumuz Sn. Mehmet Ali Özüdoğru’nun, Milli Gazetede anlattığı şu hatıra, oldukça önemli ve anlamlıydı.

    Başkanlığımız döneminde ziyaretimize gelen halen muvazzaf bir generalimizin, çok yüksek bir şuur ve milli onur ifade eden şu itiraf ve iltifatlarını unutmam imkânsızdır:

    “Hizmet ve gayretlerinizden dolayı sizi yürekten kutluyorum; Kemalpaşamızı sanki yıkıp yeniden yapmışsınız. Bu çok şerefli ve kıvanç verici bir başarıdır. Ancak sizin asıl büyük şerefiniz, tebrik ve takdiri hak eden asil karakteriniz; Erbakan Hoca’ya sadık kalmanız, makam ve menfaat kaygısıyla davasından kaytarıp emperyalist odaklara kapılanlara katılmamanızdır”

    Tebrikler Milli Çözüm

    Ahmet Akgül Bey’in ve Milli Çözüm ekibinin katılmadığımız, fazla katı saydığımız kanaat ve tavırları olabilir. Ama tam 35 sene önceki yazdıkları, konuştukları ve kitaplarıyla bugün hala savundukları konular arasında hiçbir çelişki ve tutarsızlık göremezsiniz. Çünkü “değişmeyen doğruları” ölçü edinmişlerdir. Bazen “keşke biraz daha yumuşak ve sivrilikten uzak olsalardı” diye düşünüyorum, ama acaba çelik gibi olmasalardı bu kadar dik durabilirler miydi? Herhalde böylesine sert olmaları, netliklerinin ve mertliklerinin bir gereği ve göstergesi idi…

    Ben, Ahmet Hocanın sohbetlerine katılmış, kitaplarından ve yazılarından oldukça yararlanmış, Onu yakinen tanıma fırsatı yakalamış birisi olarak kendimi şanslı görmekteyim. Bazen anlamadığımdan veya ağabey sandıklarımıza aldandığımdan dolayı aleyhinde konuştuklarım için de, özür dilemekteyim.

    Şöyle bir hatırlayalım:

    Rahmetli Necip Fazıl’ın nefsi ve fevri çıkışlarına ve “Rapor”lardaki ifsat ve iftiralarına, herkesten önce karşı durmuşlar, bu yüzden haddini bilmemekle suçlanmışlar, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
    Rahmetli Esat Coşan’ın haksız itham ve inhiraflarına karşı önce onlar camiayı uyarmış, bu yüzden nice hakaretlere uğramışlar, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
    Korkut Özal’ın sinsi kompleks ve komplolarını önce onlar teşkilata ve tabana hatırlatmış, bu nedenle başlarına gelmeyen kalmamış, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
    Turgut Özal’ın Milli Görüş’ten caymasına, camianın önemli kesiminin Anavatan’a kaymasına önce onlar direnip durmuşlar, hatta milletvekilliği, belediye reisliği ve bakanlık teklifi gibi siyasi rüşvetlere asla tenezzül buyurmamışlar ve sonunda yine onlar haklı çıkmışlardı.
    Cemalettin Kaplan’ın nefsinin ve şer güçlerin tuzağına kapıldığını, boş kuruntular ve kuru kahramanlıklarla camiayı parçaladığını önce onlar haykırmış ve sonunda haklı çıkmışlardı.
    Fetullah Gülen’in ihlas perdeli riyakarlığını, karanlık merkezlere hizmetkarlığını önce onlar ortaya atmış, kendi camiaları ve teşkilatları dahil, herkes hücuma kalkmış, böylesi mübarek bir zata iftira attıklarını söyleyip sataşmış, ama sonunda yine onlar haklı çıkmışlardı. Çünkü herkesi ve her hadiseyi, Kur’an terazisiyle tartıyor ve iman ferasetiyle bakıyor ve hiç kimseden korkmuyorlardı.
    Milli Görüş mutfağında palazlanan ve Milli Gazete’de reklam olup parlatılan Abdurrahman Dilipak gibilerin ve Vakit Gazetesinin, tamirat görünümlü nasıl bir tahribat ekibi olduğunun önce onlar farkına varmış, bunu camiasına anlatmaya çalışmış, bu nedenle nice hücumlara maruz kalmış, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
    Eski Milli Gazete yazarlarının ve Milli Görüşçü sanılanların çıkardığı ZAMAN Gazetesinin, camiamızı haklı yolundan caydırmak ve dini duyarlılıklarımızı yozlaştırmak üzere devreye sokulduğunu, önce onlar açıklayıp anlatmış, bu yüzden nice sıkıntılar yaşamış, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
    Milli Görüş’ün kurmaylarından sayılan bazı beyinsizlerin bile müridi ve temsilcisi oldukları Ali Kalkancı ve Müslim Gündüz gibi bacadan inme tarikatçıların; Ali Bulaç, Mustafa İslamoğlu, Fehmi Koru ve Mehmet Metiner gibi şimdi tamamı ABD uşağı ve AB aşığı olan İslamcı yazarların; Hizbullahçılar, İrancılar ve İBDA-C gibi sahte şeriatçıların bozuk ayarını ve dış bağlantılarını önce onlar ortaya koymuşlar, nice tepkiler ve tersliklerle karşılaşmışlar, ama sonunda onlar haklı çıkmışlardı.
    Başta Recep T. Erdoğan olmak üzere şu AKP’yi kurup ABD’ye taşeronluk ve BOP’a kâhyalık yapanların karakter yapısını ve nefsi hesaplarını, ta ilçe başkanlığı, il başkanlığı ve belediye başkanlıkları döneminden itibaren açıkça konuşup camiasını ve teşkilat mensuplarını dikkatli olmaya çağıran, bu yüzden sürekli dışlanan ve frengili muamelesine tabi tutulan yine onlardı ve işte sonunda yine onlar haklı çıkmışlardı.
    Bir zamanlar Selamet Partisi Trabzon il başkanı olan ve gittiği her yerde Erbakan’ın kerametlerini anlatıp duran; sonra birden bire şeyhliğe, ardından din istismarıyla ticaret yapıp dinar devşirmeye, derken parti şefliğine yükselen şu Haydar Baş’ın, gizli niyetini ve kirli mahiyet ve marifetini önce onlar dile getirip halkı aydınlatmaya ve tuzaklarına kapılmamaya çağırmış, ama bu sebeple aleyhlerinde karalama kampanyaları başlatılmış, sonunda ise onlar haklı çıkmıştı.
    Hatta yıllar öncesinden; enaniyet damarı ve riyaset hırsıyla çırpınan “Elaziz”cilerin, davadan ve Hoca’dan umutlarını kestikleri için yine Erbakancılık kisvesiyle Tayyip Erdoğancılık yapacaklarını ve koyu bir AKP yalakası ve şakşakçısı olacaklarını söylediği zaman,
    “Yok canım, bu kadarı da olmaz, Hoca’ya bu denli bağlı insanlar, yirmi sene aleyhine konuştukları ve hakaretler yağdırdıkları Recep Erdoğan’ın reklamcılığını yapmaz” sanılmıştı, ama sonunda Ahmet Akgül ve ekibi haklı çıkmıştı.

    En son 2008’de SP Genel Başkanlığına hazırlanan Numan Kurtulmuş’un kafa yapısını ve karanlık kasıtlarını ve Genel Başkanlık sürecindeki tahribatlarını sürekli yazan, bu yüzden azarlanan, hırpalanan ve horlanan yine onlardı, ama sonunda bir kez daha onlar haklı çıkmışlardı ve 50’den fazla Milli Görüş sayesinde milletvekili, bakan ve belediye başkanı olmuş nankör, açıkça Hoca’ya ve davaya isyan bayrağı açmışlardı.
    Şimdi olumsuz itham ve iddialarda bulundukları en az yüz kişiden ve onlarca girişimden, 95’i aynen çıkmış ve haklılığı ispatlanmış olan Ahmet Akgül ve Milli Çözüm ekibinin: hala Hoca’nın etrafında ve Milli Görüş’ün baş safında bulunan bazı marazlı ve münafık tiplerle ilgili tespit ve tenkitlerinin de aynen çıkağını söylemek, akla ve vicdana uygun olandır. Çünkü onlar Erbakan’a gerçekten inanmış, Onu anlamış ve sadakatle bağlanmış insanlardır. Evet, Milli Görüş öncülüğünde bir Adil Düzen, hem ülkemizde hem de yeryüzünde kesinlikle kurulacaktır. Bu hem Kur’an’ın ve Resulüllah’ın beyanı, hem de insanlığın ve mazlumların ihtiyacıdır.Üstelik Milli Çözümcülerin arkalarında; Amerikaları, Avrupaları, Siyonist Yahudi odakları ve Mason Locaları yoktu.. Bunların diğerleri gibi medyaları, bankaları, fabrikaları yoktu.. Yetmez, Milli Görüş’ün temel esaslarını koruması ve başarıya ulaşması için bir ömür çırpındıkları halde kendi teşkilat ve camiasının bile destekleri yoktu, köstekleri çoktu.. Ya Rab bu ne şaşmaz bir şuur, bu ne sağlam bir cihat ruhuydu.. Bu elbette onlara, Allah’ın bir lütfuydu, İslam’ın ve Kur’an’ın verdiği huzurdu, imani ve insani bir onurdu… Elbette şımarmaları, şaşırmaları, yorulup usanmaları onların da sonu olurdu…
    Evet, Türkiye’de şu son 40 yıl içerisinde sağcılar değişti, solcular değişti, Milli Görüşçü geçinenler değişti, ülkücüler değişti… Şeyhler değişti, mürşitler değişti, müritler değişti, Süleymancılar değişti, Fetullahçılar değişti… Hepsi rüzgarın yönüne ve konjonktürel süreçlere göre dönekleşti, ehlileşti, pardon, demokratikleşti.. Bir zamanlar hiddetle ve şiddetle itiraz ettikleri; PKK söylemlerini, İsrail’in projelerini, AB’nin Haçlı isteklerini, şimdi hep bir ağızdan sürekli kendileri tekrar etmekteydi.. Dini yozlaştırmanın, dejenerasyona uğramanın, milli değer ve duyarlılıkları ucuza satmanın, kısaca gavurlaşmanın adı artık DEMOKRATİKLEŞMEYDİ.. Bu ne sihirli, bu ne sinsi kelimeydi ve bu ne Siyonist bir hileydi… Ama asla değişmeyen, dengesini yitirmeyen, milli değerlerinden ve haysiyetlerinden taviz vermeyen, İslami ve insani kimliğinden vazgeçmeyen ve bu uğurda ezilmeyi, hakaret edilmeyi ve Allah için üzülmeyi, bir zarar değil en büyük kar ve kazanım kabul eden Milli Çözüm ekibini, şimdi yürekten kutluyorum, onlara hayranlık duyuyorum ve saygıyla selamlıyorum.

    Ve Erbakan Hoca’nın her sohbetinin sonunda vurguladığı:

    “Vel akibetü lilmuttakin – en onurlu ve huzurlu akıbet, muttakilerin olacaktır” hakikatini hatırlatarak, son veriyorum.

    Doç. Dr. Muhittin Adnan ÇALIKUŞU



    Osman ERAYDIN -

  13. #53
    Unregistered
    Misafir

    Nurculuk mu Milli Görüş mü?

    Özellikle bu kısmı önemli!


    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    ERBAKAN VE MİLLİ ÇÖZÜM


    05 ARALIK 2009 – Saat: 17: 00 / Balgat – Ankara

    Hatta yıllar öncesinden; enaniyet damarı ve riyaset hırsıyla çırpınan “Elaziz”cilerin, davadan ve Hoca’dan umutlarını kestikleri için yine Erbakancılık kisvesiyle Tayyip Erdoğancılık yapacaklarını ve koyu bir AKP yalakası ve şakşakçısı olacaklarını söylediği zaman,
    “Yok canım, bu kadarı da olmaz, Hoca’ya bu denli bağlı insanlar, yirmi sene aleyhine konuştukları ve hakaretler yağdırdıkları Recep Erdoğan’ın reklamcılığını yapmaz” sanılmıştı, ama sonunda Ahmet Akgül ve ekibi haklı çıkmıştı.



    Doç. Dr. Muhittin Adnan ÇALIKUŞU



    Osman ERAYDIN -

  14. #54
    Mücahit BACANAK
    Misafir

    Milli çözüm konya'da sp içindeki gizli çıbanları deşiyor

    Milli Çözüm Temsilciliği ve TEZ Organizasyonun ortak gayretiyle, Konya'nın Otel Bera Konferans Salonunda, 10 Ekim 2006 Salı günü bir iftar programı hazırlamış ve Ahmet Akgül Hocamızla sohbet yapılmıştı. Sağ kesimden, sol düşünceden ve Milli görüşten, çok değişik parti ve derneklerden, sıcak bir ilgi ve yoğun bir katılım vardı. Koca salon ağzına kadar dolmuş, sığmayınca otelin başka katlarındaki küçük salonlar ayarlanmıştı. Bazılarının gözlemi ne göre konuklar bin kişiye yakındı. Başı açık kapalı, dindar kalender, Milliyetçi sosyalist, olgunundan gencine, hayat tarzları ve bakış açıları farklı, ama hepsi Türkiye sevdalısı ve emperyalizm karşıtı duyarlı ve tutarlı insanlardı.


    "Medeniyetler Mücadelesi Doğu-Batı mukayesesi ve çözüm projeleri" konulu sohbetin tatlı havasına kapılan Konya'nın Kuvayı Milliyecileri tam bir buçuk saat yerlerinden ayrılmamışlardı. Yapılan mini bir röportajdan anlaşıldı ki: AKP ve MHP'nin kadın komisyonları başkanlarından, SP hanım ve gençlik kollarından, İşçi Partili dostlardan, çok önemli vakıf, dernek ve sivil örgüt başkanlarından, değerli emekli subaylarımızdan, önde gelen basın mensuplarından, şeref madalyaları göğüslerinde muhterem ve mübarek gazi babalarımızdan; velhasıl katılanların tamamının samimi yorumu: Bu konuşulanların hepsinin; ortak konuları ve arzuları olduğunu ve Milli Çözümün yaklaşımının, umduklarından da olumlu ve şuurlu bulunduğunu vurgulamalarıydı. Hatta bazıları AKP yönetiminden istifa edeceklerini açıklayarak ayrılmışlardı. Bu gelişmeler ve gerçekler, herhalde AKP yönetimine ve yetkililere de ulaşmış olacak ki, hemen ertesi gün Milli Çözümü Konyada susturma ve sindirme çabaları başlatılmıştı. Hem de bazı SP'li nasipsizlerin kışkırtmasıyla...

    Şöyle ki:

    Bu söyleşiden bir gün sonra Erbakan Hoca'nın SP'nin düzenlediği bir iftar programına katılacağı kesinlik kazanmıştı. Hem anons arabalarıyla, hem de afiş ilanlarıyla, Hoca'nın konuşmasının herkese açık olduğu duyurusu yapılmıştı... Konya girişinde Erbakan Hocamızı karşılayıp elini öptükten sonra, partililerin tafralarını ve Hoca'nın şefkat tavrını gören Ahmet Akgül ağabeyimiz, manevi bir ikaz ve işaret almış olacak ki, bizlere: " SP'nin düzenlediği iftar'a ve programa katılmamızın münasip olmadığını, bizleri bir provokasyon tuzağına çekmeyi planladıklarını, böylece Hocamızı da sıkıntıya sokmaya çalıştıklarını sezdiğini " hatırlattı. Gerçekten, bu hasmane hesaplardan habersiz, Konferans salonuna giden bazı Milli Çözümcü gençlerimizi, resmi ve sivil polisler "Bize talimat var. Milli Çözüm ekibi bu salona sokulmayacak. İnat ve ısrar ederseniz zor kullanılacak." diyerek yaka paça sürükleyip, polis arabasındaki müdürlerine taşınmıştı. Sonra ne görelim ; Konya'nın sanki bütün güvenlik şubesi ve terörle mücadele ekibi, olağan dışı bir şekilde oraya yığılmıştı. Şimdi merak edip soruyoruz:

    1 - AKP'nin art niyetini ve hıyanetini ortaya koyan ve milli şuura destek sağlayan, Milli Çözümün iftar programı, SP Konya yöneticilerini ve Genel Merkezlerdeki bazı marazlı yetkilileri; sevindirip dua edeceklerine, niye böylesine hırçınlaşmış ve "bunları Hocaya yaklaştırmayın, sakın salona sokmayın" talimatı yağdırmışlardı? Yoksa bunlar gizli AKP hizmetkarımıydı?

    2 - Genel Merkezde malum "ikili" den biri olan ve MSP'den kendisi gibi İçişleri Bakanlığı yapan ve dahi hemşehrisi olan Korkut Özal'la birlikte, Emniyetin zirvesine taşıdıkları, sonra Gaziantep'e vali yaptıkları, şimdi ise GAP bölgemizde İsrail'e toprak satışıyla ilgili özel izinler ve gizli yönergeler çıkaran ve Siyonist güdümlü TESEV'in, ordumuzu yıpratma raporuna, Polis Akademisi Hocalarıyla destek çıkan İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu'ya, Milli Çözümcüleri sıkıştırmak üzere ricada mı bulunmuşlardı ?

    3 - Yoksa Ordumuza ve özelikle yeni Komutanlarımıza, hayırlı ve duyarlı tavırlarından dolayı destek çıktığımız ve AKP'nin gizli ve kirli mahiyetini açıkladığımızdan ötürü mü, Emniyetin yetkilileri, bin türlü sıkıntı ve stres içinde güvenliğimiz için çırpınan vefakar ve cefakar Polis memurlarımızı, görevi ve yetkisi dışında, Milli Çözüm avcılığına yollanmışlardı. Emniyetin, bu gibi toplantılarda dış güvenliği sağlamak dışında, partilerin iç sorunlarına alet edilmesi hangi kanuna uygun bulunmaktaydı?

    4 - Konya'da TEZ Organizasyonda toplanan samimi, seviyeli ve cesaretli bir ekip:

    a) Milli Görüş gayretiyle ve Milli Çözüm çizgisinde çok hayırlı hizmetler veriyor.

    b) Hemen her Cuma Erbakan Hocamızı görmek üzere Ankaraya gidiyor

    c) Partinin; miting, konferans v.b. bütün etkinliklerine, sadece Allah rızası ve davanın hatırı için katılıyor, katkıda bulunuyor.

    ç)E.Necmettin Bişkin'in eşi ve yakın çevresi, fiilen SP Konya Hanım Komisyonlarında yetkili ve Niğde müfettişi olarak büyük bir özveri ve beğeniyle görev yapıyor.

    d) Çok farklı ve aykırı kesimlerin Milli Şuura varması, Kuvayı Milliye ruhuyla tanışması yolunda çırpınıyor.

    e) Bütün bunlara rağmen partiden hiçbir resmiyet, ganimet ve etiket beklemiyor.

    f) Bu denli sıkıştırılmaları ve kışkırtılmaları sonucu doğal olarak verdikleri bazı tepkiler dışında, hala sabrediyor ve sükunetle direniyor.

    g) Ama yine de dışlanıyor, suçlanıyor, haset ve hakaret ediliyor.!?

    Tek bahane: Davamıza sızmış bir iki gizli marazlıya hoş bakmadıkları gösteriliyor. Yahu bu gençler, sizin Rabbinize, Dininize, Peygamberinize, Liderinize, hizmet ve hareketinize, bütün cemiyetinize gönülden bağlı ve sevdalı bulunuyor, ama sadece şüpheli ve şaibeli birkaç kişinin, sizin hala fark etmek istemediğiniz tahribatları nedeniyle onlara buğzediyor diye, bu denli düşmanlık ve kin beslemeniz ve İsrail'in yakını Mossad'ın takımı bazı AKP'li yetkilileri ile devreye sokup Emniyeti harekete geçirmeniz, Ey Konya'nın SP yetkilileri, ve ey Genel merkezin bazı yöneticileri, eğer iman ediyorsanız, bu tavrınızı İslam'a, Kuran'a, insanlığa ve vicdana, nasıl uygun buluyorsunuz? Yoksa her hal ve hareketlerinizden dolayı dünyada ve ahirette, mutlaka ve pek yakında hesaba çekileceğinize iman etmiyor musunuz?
    Ta Elazığ'dan İstanbul'dan Konya'ya gelmiş ve çok ağır hasta olmasına rağmen, sadece Erbakan Hoca'yı dinlemek için dönüşünü ertelemiş olan Ahmet Akgül'ü konferans salonuna sokmamak, girmeye kalkışırsa saldırıp hakarete uğratmak ve kasıtlı bir provokasyonla bir kavga ve kargaşa tuzağına çekip ortalığı karıştırmak gibi tamamen nefsani ve şeytani bir girişimden dolayı hiç Allah'tan korkmuyor musunuz?


    Kökenlerinin, kötülüklerinin, hıyanetlerinin; Ve Hocamızın hangi hikmet ve mazeretlerle bunlara sabrettiğinin bin sayfalık bir kitapla belgelenip inşallah yakında ortaya döküleceği, Milli bir dönüşüm ve değişimle Türkiye'de bütün dengelerin değişeceği günleri hiç düşünmüyor musunuz?

    Ey Teoman Rıza Güneri!

    Ey Zülfikar Gazi!

    İşte bu gizli ve kirli niyetli bir iki yetkilinin keyfi için, Davamıza ve Hocamıza rağmen bir zamanlar, sizin rica ve minnetinizle bin türlü sıkıntılara katlanarak ta Elazığ'dan Konya'ya getirttiğiniz "Allah razı olsun, bize davamızın hakikatini ve Hocamızın mahiyetini anlatıp, rahatlandırıyor ve hizmet sevkimizi ve ümidimizi artırıyorsun" diye dua ettiğiniz Ahmet Akgül'e, şimdi bu hakaretinizden dolayı, sizleri Allah'ın adaletine, Meleklerin lanetine ve müminlerin nefretine havale ediyoruz.

    Allah'ım, fesat çıkarıcı, fırsat kollayıcı birisi isem, beni kahret. Yok dinimin ve davamın gayretini çektiğim ve gerçekleri ifade ettiğim için, bana zulmediliyorsa, sen o hainleri kahret!

    Yoksa kışkırtılan basit "araçlar" arkasındaki kişi ve kesimlerin asıl şeytani amaçları çok daha başkamıydı? Düşünen Milli Çözüm, hangi masonik odakların ve Müslüman-cık münafıkların çıbanlarına çuvaldız sokmaktaydı!

    Bu arada, ferasetli ve faziletli iki Mustafa, Milli Gazete Kulis Ankara'da şunları yazmaktaydı.

    AKP Kulislerinin hit dedikodusu..

    Emeni Kökenli Bakanlar..!

    Bu aralar Başkent kulisleri ilginç bir dedikodunun peşine takılmış gidiyor. "AKP Hükümeti'nin Ermeni Kökenli Bakanları!"

    Başkent kulislerini heyecanlandıran ve bir o kadar meraklandıran bu dedikoduyu başlatan isim Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen oldu. Türkiye haftası dolayısıyla Fransa'da bir konuşma yapan Kürşat Tüzmen, sözde soykırım ile ilgili bir soruyu cevaplarken "Bakanlar Kurulu'na bakarsanız, Ermeni kökenli iki bakan olduğunu görürsünüz. Sözleri gündeme oturdu. Şimdi herkes işi gücü bıraktı, birbirine "Kabine deki Ermeni kökenli iki bakanı" soruyor. Milletvekilleri bile kulislerde Cumhurbaşkanlığı tartışmalarını, yasama çalışmalarını bıraktı bu sorunun cevabını bulmaya çalışıyor. Hemen de birbirinden ilginç bilgiler, iddialar dolaşmaya başladı ortada. Mesela birisinin dedesinin adını bile tespit etmişler lafta.. Bizim duyduğumuza göre Gregorius'muş. Ama Diğerini bir türlü bulamıyorlar. Hatta bize soruyorlar "kim olabilir diye.."

    Bütün bunları okuyunca, kafamız karışıyor. Şu "Pakraduni"ler (Müslüman ve muttaki görünen MSP'den ANAP'a şimdi AKP'ye transfer edilen, Yahudilikten dönme Ermeniler) niye acaba bizim Malatya'mızı mesken tutmuşlardı?

    Milli Çözüm düşmanlıkları, yoksa Pakradunilikten mi kaynaklanmaktaydı? "Eleyses-subhü bikarib" (Ayet). Ve sabah yakın değil mi?

    Şimdi, Milli Çözümcülere böylesine düşmanlıkla kahramanlaşan kimselere soruyoruz, bütün vefakar, cefakar ve sadık camiamızın dikkatini istirham ediyoruz:

    Acaba bunlar; Davamızı ve Hocamızı arkadan bıçaklayıp ayrılan Korkut Özal'a, Turgut Özal'a ve ANAP'lılara, bize olan kinlerinin binde biri bir tepki gösterdiler mi?

    •Hocamıza bantlarla yazılarıyla en çirkin iftira ve hakaretleri reva gören Esat Coşan ve adamlarına hiç buğz ettiler mi?

    •En hassas dönemeçte Milli Görüş gömleğini çıkarıp aslından, amacından, inancından ve iddiasından dönen, ülkemizi ve milletimizi Siyonistlere rüşvet vermekten haya etmeyen şu Tayip Erdoğan'a ve AKP'nin içi kurtlu kurmaylarına bize yaptıkları hakaretlerinin yüzde birini reva gördüler mi?

    Lütfen bir defa olsun, aynanın karşısına geçip kendi kendilerine sorsunlar:

    Yahu biz, gerçekten hangi dindeniz, hangi düşüncedeniz ve hangi taifedeniz?

    Ve sizler,ey nasipsizler,ey Saadet partisi içindeki çağdaş ibni sebe'ler ve çömezleri!. Geçen sene Bursa Gençlik Teşkilatının ısrarlı talepleri sonucu,Hocamız'dan da özel izin alınarak oğlu M.Fatih Erbakan bir programa konuşmacı olarak çağrıldığı,bunun afişlerinin asıldığı ve duyurusunun yapıldığı ve insanlarımız Hocamızın da hasreti ve muhabbetiyle Fatih Erbakan'ı dinlemeye toplandığı halde; hem de salonda tam kürsüye çıkması heyecan'la beklenirken "oğlu Erbakan Hocayı hatırlatıyor ve bizleri gölgede bırakıyor!" gerekçesiyle...Genel Merkezdeki marazlı büyüklerinizin,acele talimatıyla, Fatih'e babasıyla birlikte hazırladıkları, konuşmayı yaptırmayıp geri göndermediniz mi?

    Ve yine ,iki sene önce,Konya daki Gençlerin ve Necmettin Musa Ekibinin hazırladığı bir "Erbakanı Anma"gecesine,Ahmet Akgül'ün de hatip olarak geleceğinin bilinmesine rağmen,önce Hocamız'ın da haberi ve izniyle Fatih Erbakan'ın katılmasına karar verildiği ve bunun ilan edildiği halde,yine aynı marazlı ve garazlı baş münafıkların bastırması ve karşı çıkmasıyla o programıda iptal ettirmediniz mi?

    Yani ey dostlar,artık anlayın ki; Bunların kini aslında Erbakan Hocamız'a yöneliktir. Ancak bunu mertçe ortaya dökemediklerinden , Milli Görüş davasını ve Erbakan Hakikatını anlatmaya ve yazmaya gayret gösteren Milli Çözüm hedef haline getirilmektedir. Ama iyi de olmaktadır. Çünkü çıbanlar deşilmekte, herkes kendi fıtratına uygun tercihini seçmekte ve saflar netleşmektedir!

    " Vel-akibetü lil-muttakin"

    Hayırlı ve başarılı son, elbette muttakiler içindir!...
    Milli Çözüm Araştırma Ekibi -

  15. #55
    Kayıtsız
    Misafir

    kadir ceylan

    bu imtihan sürecinde milligörüşçü kalmamız Allah cc. 'ün izni ve Muhterem Ahmet AKGÜL Hocamızın vesilesiyle olmuştur.Cenabı Hak kendisinden razı olsun,cümlemizi istikametten ayırmasın amin

+ Konuyu Yanıtla
3 / 3 İlkİlk 123

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •