+ Konuyu Yanıtla
3 / 2 İlkİlk 123 SonSon
56 sonuçtan 21 --- 40 arası gösteriliyor

Konu: Milli Çözüm Dergisi

  1. #21
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,607
    Blogdaki Konular
    5
    Doğru düşünceleri paylaşmışsın Barbaros gerçektende bu Milli Çözüm dergisi hakkında verdiğin bilgiler çok doğru. Bu dergiye karşı dikkatli olmak gerekir.
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  2. #22
    Eser GEDİK kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Dec 2006
    Konum
    vatanın her karışı
    Yaş
    30
    İletiler
    2,784
    Blogdaki Konular
    5
    abi ben konferansına katıldım bizim davadan gidiyorlar hiçbir kabahatlarınıda görmedim dergideki yazılarda çok açık ama ahmet akgül hocamızıda tanıyorum bu yolun yoldaşı oda başakşehirde saadet abili sayesinde tanıştım
    herkes ne söylediğini, nasıl söylediğini bilse. bu işler olmayacaktı sadri abi.

  3. #23
    çok fazla açık konuşmadım aslında konu olarak yazmıştım ama burada değerlendirilmiş
    demek yaklaşık olarak herkes aynı fikirdeymiş
    fakat barbaros kardeş milli görüşle hiçbir bağlantıları yok deme çünki hepsi yönetimde çalışmış.fakat sonradan kandırılmış,farkında olmadan cephe aldıkları insanlara çalıştıklarının farkında değiller ama şundan eminim yazarlar köküne kadar milli görüşçü fakat AHMET AKGÜLÜN neye veya kime çalıştığı
    yorumsuz...
    bizim bir derdimiz varsa oda islamın zaferidir yarab islamın zaferini görmeden canımı alma senden cenneti değil islam sancağının dalgalandığı semaları istiyorum...

  4. #24
    bu aradada el aziz ile hiçbir ilgi ve bağları yok
    bizim bir derdimiz varsa oda islamın zaferidir yarab islamın zaferini görmeden canımı alma senden cenneti değil islam sancağının dalgalandığı semaları istiyorum...

  5. #25
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,607
    Blogdaki Konular
    5
    Bu konuda sana katılıyorum Neyzen, bir ara Milli Görüşte çalışmış bir çok insan var aralarında ancak bugünkü duruşları tamamen partiye uzak. Yani Saadet Partili değiller ve Hocam açıkca bu partiye insanları çağırırken onlar mehdi kabul ettikleri insanın bu çağrısına bile kulak tıkıyorlar. En son Konya da hocamın programanı sabote etmek için ellerinden gelini yaptılar ancak oradaki Milli Görüşcü kadrolar sayesinde emellerine ulaşamadılar. Malesef eski hizmetlerinin kendilerini kurtaracağını ve bu gün dışarıdan Milli Görüşe hizmet edenleri eleştirmenin ve geçmişleri ile ile övünmenin yeterli olacağını düşünüyorlar. İnşallah bu hatalarının farkına varır ve bir an önce Saadet Partisi saflarına dönerler.

    Eser bu yolda gider arkaşdaşlara Saadet Partisinin hizmetlerinde karşılaşmış olmam mümkün elbet, oralara gelip kendi davalarını anlatmak ve mehdiyet kavramı üzerinde kardeşlerimizi yanlarına çekmek için uğraş vermektedirler. Kişisel olarak çok iyi insanlar ve Milli Görüş adına hevesli insanlar olabilirler ama bu gittikleri yanlış yolda onlara yetmeyecektir. Bir emire veya teşkilata bağlanmadan biz direk Erbakana bağlıyız diyerek Erbakan tarafından bile kabul edilmeyen bir yapı içersinde bulunmak yanlış bir iştir.Dergilerini takip edersen ki ben takip ediyorum hocamın çizdiği Milli Görüş tasvirinin dışında Ahmet Akgülün biçimselleştirdiği bir doktrin çerçevesinde tüm parti yapılanmamıza karşı yeni ve kendilerini ortaya koyan bir fikir dünyası ile karşımıza çıkmaktadırlar.

    Ben onların anlattığı ve bizlerin olmadığı bir Milli Görüş anlayışını kabul etmiyor ve Erbakan Hocamın anlattığı teşkilat yapısı ile aktarılan Milli Görüş anlayışının peşinde gidiyorum.

    Selam sevgi ve dua ile...
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  6. #26
    malesef bunların bilincinde olduğum için ve çok yakınım biri
    aralarında yazar nasıl oluyorda bir sürü tuzaklardan oyunlardan bahsediyorlarda kendileri böyle bir tuzağa düşüyorlar çok üzülüyorum
    okadarda tartıştık ama nafile allah ıslah etsin ve biran önce aramıza geri dönmeyi nasip etsin AMİN...
    yazık:( :cray[1]:
    bizim bir derdimiz varsa oda islamın zaferidir yarab islamın zaferini görmeden canımı alma senden cenneti değil islam sancağının dalgalandığı semaları istiyorum...

  7. #27

    Saadet, Millî Çözüm'le ilgisi olmadığını açıkladı


    Saadet Partisi, Milli Çözüm Dergisi ve yaptığı faaliyetlerle hiçbir alakalarının olmadığını açıkladı.

    Parti Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada, “Milli Çözüm Dergisi’nde yayınlanan görüşler ile bunlar tarafından yapılmakta olan faaliyetlerin, teşkilatlarımızla hiçbir alakası bulunmamaktadır. Kamuoyunun bilgisine sunulur.” denildi.

    Kaynak: Milli Gazete

  8. #28
    inşallah herkes anlar
    hayat;iman ve cihattır. Bu iki değer ve dinanizme, kim sahip olursa, zaferi onlar kazanacaktır.

  9. #29
    yakamozaik Samet AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Mar 2007
    Konum
    tabi ki BaLıKeSiR
    Yaş
    26
    İletiler
    2,735
    Alıntı Mustafa ALTINOLUK tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Milli Gazetede Reklamı çıkması ilginç
    sızıntı degisininde milli gazetede reklamı cıkıyor ona bakılırsa
    bir çöl bul kendine
    belki sonra bir Leylâ/n.arıman

  10. #30
    talebe_7
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    Balıkesir
    Yaş
    32
    İletiler
    1,384
    Alıntı Samet AYDIN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    sızıntı degisininde milli gazetede reklamı cıkıyor ona bakılırsa
    bu güzeldi...::)
    toplumsal mesaj:elini vicdanına , çöpünü kutuna...

  11. #31
    talebe_7
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    Balıkesir
    Yaş
    32
    İletiler
    1,384
    Alıntı Yavuz YILDIRIM tafarından gönderildi Mesajı Göster

    Saadet Partisi, Milli Çözüm Dergisi ve yaptığı faaliyetlerle hiçbir alakalarının olmadığını açıkladı.

    Parti Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada, “Milli Çözüm Dergisi’nde yayınlanan görüşler ile bunlar tarafından yapılmakta olan faaliyetlerin, teşkilatlarımızla hiçbir alakası bulunmamaktadır. Kamuoyunun bilgisine sunulur.” denildi.

    Kaynak: Milli Gazete
    böyle bir ilan bekliyordum...
    toplumsal mesaj:elini vicdanına , çöpünü kutuna...

  12. #32
    yakamozaik Samet AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Mar 2007
    Konum
    tabi ki BaLıKeSiR
    Yaş
    26
    İletiler
    2,735
    bunların kesin el azizcilerle bir alakası vardır cünkü ikiside aynı doğrultuda ve aynı düşüncelerle gidiyorlar
    bir çöl bul kendine
    belki sonra bir Leylâ/n.arıman

  13. #33
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,607
    Blogdaki Konular
    5
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  14. #34
    Ufuk abi de yazıyor milli şözüm de. Bir de onun görüşünün alabilseydik...

  15. #35
    milli cözüm kurucuları bildiginiz üzre elazıgımızdan cıkmıs insanlardır baslarında ahmet akgül bulunmakta cevreside milli gorüşcülerle dolu. ben acık konusmak gerekirse o gruptan degilim fakat dergilerinide okurum konferanslarınıda dinlerim . genel merkezimiz yasaklamıstır buna saygi duyariz ve elimizden geldigincede dikkate aliriz fakat genel merkezinde üstünde erbakan hocamız bulunmaktadır kendisinin agzından boyle birsey duymadık bügüne kadar . üstüne bu grupların geneli elazigdan cıkmasına ragmen hocamız halen daha elaziga ayrı bir sevgi ve muhabbet beslemekte üstüne elazigimiza hunkar mahfili demekte şimdi burda insan ikileme düşüyor ne yapmamız lazım bu sorunun cevabi bizdede yok tek cevap verebilecek olan kişi erbakan hocamızdır hocamızın da agzindan talimat gelmedigi sürece dergiyi okumaya devam ederim konferanslarına katılmaya devam ederim çünkü dergilerindede tv programlarındada sürekli islam ve milli gorüş anlatılmakta.
    Sürünenlerin Değil, Direnenlerin Sesiyiz....

  16. #36
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,607
    Blogdaki Konular
    5
    Enes Milli Çözüm dergisi yalancı mıdır ? Ya da diğer bir ifade ile Ahmet AKGÜL kendisini tanıtan yalan bir yazı ile mi bize tanıtılmaktadır. Altta ki satırlar Milli Çözüm dergisinden ya sen bir hata ediyorsun ya da bu dergi bizleri kandırıyor.

    Türkiye'de derin devlet diye bilinen gizli ve etkili güçlerin:

    1-Kirli ve hain Derin Devlet

    2-Milli ve haysiyetli Derin Devlet olarak iki cephede ve çok stratejik ve taktik bir mücadele içinde olduğunu...

    Ve yine yeryüzünde Siyonist Yahudi sermayesinin güdümündeki ABD ve AB'nin başını çektiği ŞEYTANİ ZULMET ittifakına karşı,

    Erbakan Hoca'nın kurduğu D-8'ler çizgisinde ve Rusya-Çin, Hindistan, Kuzey Kore, Venezüella ve Brezilya'nın katıldığı Avrasya çerçevesinde şekillenen İNSANİ ADALET ittifakının bulunduğunu; ilk defa fark edip ortaya koyan ve Kuvay-ı Milliye şuuru etrafında vatansever ve münevver sağcıların, solcuların, gerçek Atatürkçülerin ve Milli Görüşçülerin toparlanması gereğini savunan ilim ve fikir adamlarımızdandır.

    Siyonist ve emperyalist şer ittifakını hedef alan yazı ve kitapları nedeniyle bazı malum merkezlerce takibe alınanlardandır.

    Milli Görüş'ün üst kademelerinde; kasıtlı davranışlarını ve yamuk yaklaşımlarını sezdiği bazı kişilerin art niyetlerini, Hoca'ya ve davaya zarar veren şüpheli ve şaibeli hareketlerini hatırlatıp cemaati uyardığı için; teşkilata katılması, konferansları ve Milli Gazete'de yazması yasaklanmıştır.

    Uzun yıllar birlikte çalıştıkları halde, bazı nefsi saplantılardan ve fevri davranışlarından dolayı "Elaziz" ekibinden de ayrıldı.

    Emekli olduktan sonra kitap çalışmaları hızlanmış, yazdığı eserlerin sayısı 25'e ulaşmıştır.

    2004 Ocağında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul'da aylık olarak yayınlanan "Milli Çözüm" Dergisini çıkarmaya başlamışlardır.
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  17. #37
    Sanırım bütün portal Ufuk bey'in bu konudaki yorumlarını bekliyor. Anladığım kadarıyla Ahmet Akgül ve ekibine itikadi konuda bazı eleştiriler var. Bekleyeceğiz ve göreceğiz:) Sanki biraz heyecan yaptım:)
    Klavye Mücahidi

  18. #38
    Alıntı Barbaros KANDEMİR tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Milli Görüşcü olduklarını idda edip dergilerinin her sayısında parti teşkilatındaki görevlilere hakaret eden, hiçbir teşkilatta görev almayan, hocayı mehdi ilan edip hocamız tarafından haklarında dava açılan, milli görüşle hiçir bağlantıları olmayan, bir başa itaat etmeyen kişilerin çıkardığı milli görüşe çok uzak bir dergi diye biliyorum.
    kardes senin bu anlattıgın el-aziz gazetesidir vede elazizle ahmet akgül ve milli cözümün bir ilgisi yoktur.
    Sürünenlerin Değil, Direnenlerin Sesiyiz....

  19. #39
    Bektaşinin yaptığı gibi (...Namaza yaklaşmayın... Ayetinde olduğu gibi) makaslama veya mana, benim anladığım manadır; doğru benim anladığımdır gibilerinden yorumla yaklaşım insanı pek üzücü sonuçlara sevk edebilir....

    Ahmet Akgül Kimdir ?

    Elbette ömrünü ve tüm varlığını Milli Görüşe adamış bir insanı 1-2- satırla izah etmek, hele hele Türkiye gibi it izi ve at izinin birbirine girdiği bir ortamda sadece göreceli olan doğru-yanlış larla yargılayıp, olayların akabindeki hayır-şer analizini yapmadan hüküm yürütmek yanlıştır.

    Bir insanı tanımanın yönetemleri onun, şunun , bunun yada bir kesimin anlatması olamaz ve olmamalıdır....

    Düşmanları o kişiyi fazla yerebilir, dostları ve sevenleri ise onun kusurlarını örtüp, onu yüceltebilir.... Zanlarımızn ise o kişiler hakkında yanlış hükümler vermemize sebebiyet verebilir...

    Peki bir kişiyi tanımanın ve bir hüküm çıkarmanın en iyi yöntemi nedir ? En iyi yöntem şüphesiz yüve Allah'ın (c.c.) yöntemidir...

    O bizi nasıl ki aklımızdan , zanlarımızından ve kalbimizden geçenlerden sorumlu tutmuyor ise, mahşer gününde ancak kendi bildiği Niyetlerimiz ve Amellerimizle bizleri sarsılmaz ve şaşmaz terazide tartacak ise bizlerde Onun Külli İradesinden bizlere verdiği Cüzzi irademizle tanımak istediğmiz kişilerin kümilatif icraatlarına ve amellerine bakacağız, elbette bizlere kişlerin niyetleri malum değildir ama kendi niyetimiz kendimize malumdur.... Yine İslam hukukunun düsturu ile zahire hükmedecek ve hüsnü zannımız ile Allah'ın rızasına en uygun bir şekilde gereğini yapacağız....


    İslam hukukunda (ki bu diğer hukuklarda da böyledir) ispatı mümkün olmayan isnatların cezası olmaz, bunların suç teşkil edilebileceği dahi söz konusu olamaz... bİzlerde ispat edemeyeceğimiz hususlarda davaya zarar getirecek hususlarda yönlenebilecek mevzulara girmemetye gayret göstereceğiz....



    Kim daha Müslüman, kim daha vatansever, kim oruç tuttu, kim 5 vakit namaz kılıyor, kim salih müslüman bütün bu ve bunun gibi konular Ancak mahşerde gerçek sonucu görülebilecek durumlardır... Ancak bu hareketi ayan beyan halk önünde , ramazan günü bir kişi açıktan oruç yiyiyorsa oruç tutmuyor diyebiliriz, ama bu işi gizliden yapıyorsa bir hüküm veremeyiz vs vs vs gibi...

    Aynı şekilde kim Daha Milli Görüşçü, kim az Milli görüşçü buda yukarıdaki sınıfa girecek durumlardandır...

    Şİmdilerde olduğu gibi kimin avazı daha çok çıkıyorsa onların daha vatansever, milliyetçi sanıldığı bu durumlarda, İslam Hukukunun tartışılmaz bu kuralını kulağınıza küpe edin....

    Aynı bizim şu an ve bundan sonra da konuşacağımız konularda da buna dikkat edilmesi elzemdir... En azından ben dikkat edeceğim ve ispatı mümkün olmayan , ancak lakırdıdan ibaret olabilecek konulara girmedim ve girmeyeceğimde....


    Kişilerin dostları ve yakın çevresi bir anlamda o kişiler hakkıında bir fikir verebilir sizlere,

    Bu forumda yazılarımı belli bir süredir okuyorsunuz ve okuyacaksınız da.... BU dava ile alakalı Ahmet Hocamız ne biliyor ise Erbakan Hocamızdan almış ve öğrenmiştir, O'nun bastığı yerlere basmaya çalışmış ve O'nun izini takip etmiştir.
    Bizlerde, tüm Milli Görüşçülerin de olduğu ve olması gerektiği gibi, Milli Görüş ile alakalı her yazımız, konuşmamız Erbakan Hocamızın izinden ve paralelinde olmalıdır, bizde Ahmet Hocamız sayesinde Erbakan Hocamızı ve Milli Görüşü daha iyi yorumlamış, anlamış (anlamaya halende gayret etmekteyiz) , sevmiş ve bağlanmışızdır...

    Bizden damlayan ne varsa Ahmet Hocamızdan, Ahmet Hocamızdan da damlayan her ne var ise onlarda Erbakan Hocamzıdandır....

    BU davaya ve bu davanın lideri Erbakan Hocamıza, lidere sadakat , itaat ve sonsuz bağlılığı biz ondan öğrendik...

    Ahmet Hocamız adeta Hocamız ile aramızda bir tercüman, bir nakil aracı ve ayna olmuştur.....

    Bizler Ahmet Hocamızı Milli Görüşe ve Erbakan Hocamıza bağlılığı, saygı ve sevgisinden dolayı severiz ve sayarız....

    O bizi Erbakan hocamıza ve Milli Görüş davamıza yakınlaştırır, Erbakan Hocam ve Milli Görüş ise bizleri Peygamberimize, Allah'a ve Gerçek, (Allah İndindeki) İslam'a yakınlaştırdığı için sever, sayar ve itaat ederiz...

    Burada asıl sevilen , sayılan ve itaat edilen Peygamberdir , İslamdır
    kısacası Allah'tır......

    Şüphesiz Rabbimin bütün bu vesilelere ihtiyacı yoktur , lakin merhametinden ve sonsuz rahmetinden dolayı , kendi takdir ettiği düzen , imtihan gereği böyle olduğu için bu şekilde istemiştir...

    Son Olarak Ahmet Hocamızın bize bir sohpetinden aklımda kalanlar ile yazımı nihayetlendireyim...

    Ara ara kendisine atılan bazı iftiralar sonunda bizlere, kendisinin değil her birimizin kendi niyetlerini sorgulamamızı isterdi... Ben bu davaya niçin hzimet ediyorum, Ahmet Hoca aferin desin diye mi ? Yoksa çevremdekiler aferin desin diye mi ? Ben ve ya bir başkası ileride niyetini bozabilir, birileri sizleri kullanabilir ama yapılan ortadadır , davaya hizmettir, sizler bunu Allah rızası için yapıyor iseniz başınızdakinin sizi kullanıyor olmsı veya niyetinin bozuk olması önemli değildir.... Sizler Allah'ın rızası için , hayırlı (bu davaya zarar getirmeyecek faaliyetler) işlerde bulunuyor iseniz bunun ecrini Allah'tan alacaksınız, yok eğer sizin niyetiniz bozuk ise zaten başınızdakinin iyi veya kötü olması bir şey fark ettirmeyecektir....

    Allah Nerde aradığınıza bakmaz, NE ARADIĞINIZA bakar....

    Sizler şan ve söhret, dünya menfaati arıyorsanız bunu pavyonda, siyasette, orda burda, camide, mekkede, bu kutlu dava içinde de arasanız fark etmez sonucu size hayır getirmeyecektir, belki dünyalık bir iki menfaat sağlar ama sonuç hüsrendır...

    Sizer eğer niyetinizi Allah'ın rızası ve bu davaya hizmet ise, bunu yerine getirmeniz için ne bir rütbe, ne bir makam veya mevki gerekmeyecektir...her halikarda ve her şartta siz bu görevi yerine getirecek bir imkan ve şart bulacaksınızdır, Allah size bunu imkan tanıyacaktır...

    Çoğunuz Ahmet Hocamızın Milli Görüş ile alakalı bilgi birikimini bilmekle beraber Hocamız,

    Risale-i Nur'u Türkiyede en iyi bilen ve yorumlayan 1-2 kişiden biridir,

    Atatürk'ün Nutuk kitabını ve kurtuluş harbi ve yakın cumhuriyet tarihimizi yine en iyi yorumlayan ve analiz edebilen nadir aydınlarımızndandır..

    İslam tarihi ile alakalıda bilgi ve birikimide oldukça yüksektir....
    ..............


    Ahmet Hocamızı gerçekten , Allah rızası için tanımak ve bu davaya hayırlı niyetle tanımak isteyenlere son bir sözüm olacak .....

    Hz. Ayşe annemize Hz. Peygamberimizin Ahlakını soranlara, Hz. Ayşe annemizin cevabı çok güzeldir... "Siz Kur'an okumuyormusunuz... Hz.Peygamberin ahlakı Kur'an ahlakıdır" demiştir....... Şİmdi burada, altına sayflarca yazı yazılacak bu sözün derinlerine inip konuyu dağıtmak istemiyorum..

    Ama öncelikle her kim olursa olsun olduğu gibi değil Kur'anda olduğu gibi ahlaklanmalı , emrolunduğu gibi olmalıdır.. BU Birrrr

    İkincisi bir kişi çevresindekilere anlattığı, tavsiye ettiği , peygamberimiz de de olduğu gibi teblip ettiği gibi olmalıdır, eserleri gibi olmalı dır....

    Kur'anı tebliğ eden ve tabsiye eden ve hatasız olduğu Allah tarafından tescil edilen bir peygamber nasıl olmalıydı ki ?

    Teşbiğde hata olmaz prensibine sığınarak bende size Hz. Ayşe annemizin vermiş olduğu cevap ile cevap veriyorum...

    Ahmet Akgül'ü tanımak mı istiyorsunuz ?

    O halde onun yazılarını, eserlerini ve kitaplarını okuyun..

    Milli Görüş içerisinde uzun yıllardır hakkında olumlu ve olumsuz konular konuşulan bu insanı iyice tanıyın ve hakkında ondan şundan bundan duyduğunuza değil,

    "Her sözü (okuyup) dinlemek, ama en güzeline (en doğru ve değerlisine) uyup ona göre hareket etmek"(Zümer-18) Kur'anın bir kuralıdır...

    Niyeti halis ve Allah Rızası olanlar , Hakkı, doğruyu ve hayrı arayanlar için zaten hiç bir zaman kapanmayan kapımız ve hatlarımız açıktır....

    Ama bu forum ehr türlü insana açık olan bir forumdur, burada davaya, ve bu davanın Liderine en ufakda olsa zarar verebilecek ve hatta verme ihtimali olan her türlü kasıtsız ve kasıtlı soruya asgari maslahat güzar tarzda yaklaşacağımı davamızın hayrı ve liderimiz olan Erbakan hocamıza sadakatimden dolayı burda altını çizerek belirtiyorum...

    Veeeee......
    Bütün bu yazdıklarım ve yazacaklarımda ŞAHSIMI bağlar, burda kimsenin veya hiç bir kurumun adına yazmıyor ve çizmiyorum...

    Her türlü yorum ve fikrim şahsıma aittir...




    Şİmdi....

    Milli Çözüm dergimizde yayınlanan ve Ahmet Akgül kimdir başlıklı yazının tamamını sitede bulamayanlar için buraya koymanın daha uygun olacağını düşündüm... Kısa bir biyografisini içeren ve başında da yazdığı gibi sevenleri tarafından derlenen, size ufak bir fikir verebilecek yazıyı linki ile beraber sunuyorum.



    Bunuda cevaptan ziyade ufak bir üşengeçlikten kaynaklanan yanlışı düzeltmek olarak algılayın ve yazının tamamını okumanız için aşağıya da kopyalıyorum...


    İlgili Yazı Nisan 2005 Sayımızdan alıntılanmıştır , Ahmet Hocamızı sevenleri tarafinden derlenmiştir ve yazının tamamı ise aşağıdadır....

    http://www.millicozum.com/index.php?...=543&Itemid=34

    Daha yakından tanımak ve meraklarının yanıtlarını bulmak isteyen değerli okurlarımızdan ve birçok yazar ve fikir adamımızdan gelen yoğun talepler ve teklifler üzerine, başyazarımız ve genel yayın danışmanımız Ahmet Akgül Hocamızın kısa bir özgeçmişini hazırlayıp bilgilerinize sunmayı gerekli saydık...

    Hocamızın özgeçmişini hazırlarken:
    • Daha önce Osman Eraydın'a verdiği bazı notlarından
    • Özel sohbetlerde ilgili sorularımıza verdiği cevaplarından
    • Mutlu bir tevafuk sonucu tanışabildiğimiz bazı okul arkadaşlarının ve talebelerinin hatıralarından
    • Bizzat ziyaret ettiğimiz, öğretmen olarak ilk defa tayin olunduğu Gemlik Şahinyurdu (Yukarı Benli) halkının anlattıklarından
    • Zaman zaman bazı görev ve hizmetler için istenmiş olan özgeçmiş yazılarından yararlandık...


    1949 yılında, Elazığ'ın merkez köylerinden olup şimdi Keban Baraj gölü içerisinde kalan ve tarihe karışan Alişam'da dünyaya gelmiştir. Babası Hacı Behzat Efendi, inşaat ustalığı ve marangozluk yapan ibadet ve istikamet ehli bir derviştir.

    Beş-altı yaşlarından itibaren, babasının seher vakitlerindeki zikir ve ibadetlerinden, evlerinin yanı başındaki tarihi cami ve medresenin manevi atmosferinden oldukça etkilenmiştir.


    Mısır Ezher'de tahsilini tamamlayıp köyüne dönerek açtığı medrese de müderrislik yapan, icazet verdiği talebelerine Elazığ, Bingöl ve Diyarbakır çevresinde yeni medreseler kurdurup ilmi ve manevi hizmetlerini yaygınlaştıran, bütün ömrünü ve servetini bu yolda harcayan ve Harputlu meşhur Ali Rıza Efendiye "Beyzade" lakabını koyan büyük ilim ve irfan sahibi Hacı Ömer Efendi'nin soyundan gelmektedir.


    Rahmetli annesi Muzaffer Hanım: "İlk hamileliği sırasında Kövenkli meşhur Hacı Ömer Hudai Hz.lerinin makamını ziyareti esnasında uyuya kaldığını ve rüyasında şeyh hazretlerinin kendisine: "Bir erkek çocuğun doğacak. Adı Ahmet olacak. Ve çok yaygın ve yararlı hizmetler yapacak" dediğini nakletmiştir.

    Ahmet Akgül'ün çocukluğunun geçtiği Alişam köyü, sayılı âlim ve evliyaların yetiştiği, mektep ve medreseleriyle, ulaşım ve alışveriş imkânları ve mümbit arazisiyle küçük bir ticari ve kültürel merkez gibidir.

    Ahmet Akgül, Kur'anı Kerimi, tecvidi, Osmanlıca mızraklı ilmihali ve diğer temel dini bilgileri, çok küçük yaştan itibaren, köyün hocası ve komşuları olan Hacı Dursun Efendiden öğrenmiştir. Elazığ'da ortaokula giderken, bir yandan da fırsat buldukça Hafız Abdullah'ın ve şu anda Medine'de hocalık yapan âmâ Hafız Mustafa Albayrak'ın ders verdiği Başaran Kur'an kursuna devam etmiştir.

    Daha sonra 7 ilin katıldığı imtihanları 7.ci olarak kazanıp Tunceli Öğretmen Okuluna girmiştir. İlk, orta ve öğretmen lisesinde hep kalburüstü talebeler içerisindedir. Sosyal ve kültürel yönden aşırı, popüler ve biraz da haşarı birisidir.

    15 yaşına kadar sürekli ve sıkı bir disiplin ve denetim altında tutulduktan sonra, öğretmen okulunda aile ve çevre baskısından kurtulmuş olmanın verdiği psikolojik bir şaşkınlık ve taşkınlık dönemi geçirmiştir. Çok farklı köken ve kültürlerden gelen öğrenci ve öğretmenler sayesinde ülkenin acı gerçekleri ve düzenin ahlaken alçaltıcı eğitim sistemiyle yüzleşip, duygu ve düşüncelerini ifade etmek üzere şiir ve edebiyata yönelmiştir.

    Bu devrede, inanç temelleri dâhil, toplumun bütün geleneklerini sorgulamaya ve yargılamaya girişmiştir. Akli ve ilmi gerçekleri esas alarak; muhakeme ve müzakere yoluyla, doğruyu ve yanlışı bulma becerisi ve cesareti güçlenmiş, bağımsız düşünme ve değerlendirme yeteneği filizlenmiştir.

    O zaman, moda salgını gibi türeyen solcuların; "Sosyal adalet kavramı, vahşi kapitalizme ve Amerikan emperyalizmine karşı tavırları" gibi bazı doğru söylemlerine rağmen; tutarlı ve yeterli tedbir ve teorileri olmadığını ve hele, yakın arkadaşlık kurduğu bu tiplerin davalarıyla davranışları, sloganlarıyla yaşayışları ve insanlara yaklaşımları arasında hiçbir uygunluk bulunmadığını sezmiştir.

    Dersler kendisine çok hafif geldiği, sadece sınıfta dinlemekle yetindiği, buna rağmen yüksek notlar alabildiği ve hatta yatılı olduğundan parasız verilen kitapları bile, sene başında fakir ve gündüzlü talebelere hediye ettiği için, zengin okul kütüphanesindeki klasik eserlerden ansiklopedilere, her çeşit kitabı okuma, Batı kültürünü yakından tanıma, Türkiye'nin kimlik bunalımının, milli ve ahlaki yozlaşmasının farkına varma fırsatını yakalamıştır.

    Artık şiirleri de bazı dergi ve antolojilerde yayınlanmaya başlamıştır.

    1966 yılında öğretmen olarak Bursa Gemlik kazası Şahinyurdu köyüne, bir yıl sonra Şahintepe köyüne atanmış, arkasından 4 aylık temel eğitimini Sivas'ta tamamlayıp Van'ın Erciş kazasına tayini çıkmıştır.

    Kısa bir süre de olsa, cahili hayatın bütün cazibelerinin insanı nasıl bir çirkefe ve cehenneme sürüklediğini ve bu duruma düşünlerin ruh sefaletini ve perişan halini yaşayarak ve yakinen anlamıştır.

    Fıtratındaki mertlik ve sertliği; zulme ve zillete karşı cesur ve onurlu tepkisi yüzünden, henüz 18-20 yaşlarında ve gurbette tek başına, çok çetin sıkıntı ve saldırılarla uğraşmak zorunda kalmış, mahkemelik olup sürgüne yollanmıştır. Böylece, sorunlarla mücadele ve musibetlere direnme azmi kamçılanmıştır.

    Bu devrede¸gelip geçici olan ganimet ve güzelliklere, ölümle bitecek ve elden gidecek olan zenginlik ve zevklere, yani tüm dünyalık nimet ve etiketlere karşı büyük bir doygunluk ve soğukluk duygusu başlamış.. Bunların yerine, sonsuz ve kusursuz olanı arama ve mutlak hakikate ve mutluluğa ulaşma arzusu kalbinde yeşerip bütün benliğini kuşatmıştır...
    1967-68 senelerinde; solculuk ve sağcılığın salgın bir hastalık gibi gençliği sardığı ve ülkeyi sarstığı dönemlerde her iki akımın da kendi ifadesiyle nasıl "boş beleş ve toplumun başına tebelleş" olduğunun farkına varmıştır. Sosyal ve kültürel yönden popüler kişiliğinden ve girişkenliğinden yararlanmak hevesiyle, her iki tarafın da üyelik ve temsilcilik tekliflerine ilgi duymamıştır.

    O günlere ait "cahiliye cıncık-boncukları" dediği, bazısı birincilik ve ödül kazanmış bütün şiir, öykü ve denemelerinin hepsini yakmıştır.

    İşte o dönemlerini yansıtan bir şiiri:

    KAHBE DÜNYA!..
    Herkesin tapındığı bu hayat;
    Bana çok yavan geliyor,
    Oldukça basit ve bayat...
    Sevmek ve sarılmak istesem de;
    Garip kuşkular,
    Ve muztarip duygular,
    Hep beni engelliyor!..
    Oysa ben gerçeği arıyorum
    Ama ne camide,
    Ne cümbüşte,
    Bir türlü bulamıyorum.
    Bu ne sahte bir hayat,
    Bunalıyorum!..
    Sonsuzluğu, ölümsüzlüğü özlüyorum
    Bazen seziyorum, yaklaşıyorum
    Ne çare, tutamıyorum, heyhat!..
    Ne göktesin, ne yerdesin
    Ey Yüceler Yücesi, nerdesin?..
    Yalan bir dünya
    Yalama bir toplum
    Rol kesiyor herkes,
    Yüzlerde maske
    Arkadan bıçaklıyor
    En iyi dostum.
    Hiç doğmasaydım keşke..
    Şarkılar yalan
    Aşklar yalan
    Beyefendi sahte, berduşu sahte
    Sarhoşu sahte, sofusu sahte
    İnkâr ederek can verir
    Son nefeste...
    Solculukmuş, sağcılıkmış
    Hepsi tuzak
    Samimiyetten uzak...
    Maneviyat, mezarlıkta kalmış..
    Mertlik, mazide tutsak...
    Bir sürü gavat
    Boynunda gravat
    Kimi din-iman satıyor
    Kimisi avrat!..
    Velhasıl yalan dünya, hayal dünya
    Uydurmaca, masal dünya..
    Bazan tatlı bir rüya gibi,
    Bazan kâbus misali,
    Uyanınca, zeval dün!..
    Kör dünya,
    Kirli dünya
    Döne döne dönekleşmiş,
    Gördün ya!
    Ah be dünya,
    Kahbe dünya!..
    -----------------------------------------------------------------------------------
    Ankara Gazi Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi Bölümüne ve Bursa Eğitim Enstitüsüne girmek üzere yazılı imtihanları kazandığı halde sözlü eleme günü sabahı gözleri şiddetli ağrılarla aniden kapanmış, ama aynı akşam kendiliğinden açılmış olmasının hikmetini, Erciş Kadirasker köyündeki medresesinde muhterem ve muttaki bir zat olan Molla Muhammed (Akkuş)'a talebe olup; kolaylaştırılmış ve kısaltılmış özel bir metotla Arapça ders almaya başlamasına bağlamıştır.

    1970 yılında Elazığ Palu kazası Gülüşkür (Muratbağına) tayini çıkmış, işte bu sırada 21 yaşlarında iken Hacı Haydar Efendiyle tanışıp, sohbet ve ders halkasına katılmıştır.
    Gülüşkür'de kaldığı 7 yıl boyunca bir nevi inziva hayatı yaşamış, ciddi, düzenli ve disiplinli bir ilmi araştırma ve ahlaki olgunlaşma yolunda çabalamıştır. Risale-i Nur üzerinde yoğunlaşması da bu döneme rastlamaktadır.

    Bu arada Mehmet Şevket Eygi'nin Büyük Gazetesinde, Yeni Devir ve Milli Gazete'de yazıları yayınlanmaya başlamış, Elazığ, Malatya, Bingöl, Diyarbakır, Antalya ve Adana gibi illere, Hacı Haydar Efendinin görevlendirmesiyle manevi ve ahlaki terbiye ve tebliğ sohbetlerinde bulunmak üzere ziyaret gezilerine çıkmıştır.

    1977.yılında, hizmet ehli arkadaşlarının isteği ve Hacı Haydar Baba Hz.lerinin izni ile öğretmenlikten ayrılıp, dağılan Akıncılar teşkilatını yeniden kurmak üzere Elazığ'a taşınmış ve Et Balık Kurumu Personel Müdürlüğü görevine atanmıştır.
    Bundan sonra Erbakan Hoca'nın seminer ve sohbetlerinin, miting ve yurt gezilerinin hemen hepsine katılmaya çalışmış, çok geçmeden sürgüne uğrayıp İstanbul'a yollanmıştır.

    Ardından Ankara merkeze alınmış bu da yıldırmayınca, "bir hastane raporundaki tarih okunmuyor" bahanesiyle görevden uzaklaştırılmıştır.

    Yaptığı mücadele ve girişimler sonucu tekrar öğretmenliğe dönmesi sağlanmış, bu arada dışarıdan imtihanlara girerek Eskişehir Anadolu Üniversitesinde Yüksek öğrenimini tamamlamıştır.

    Akıncılar Başkanlığından sonra Mefkûreci Öğretmenler Derneği II. Başkanlığı ve İlim Yayma Cemiyeti Başkanlıkları da yapmıştır.

    Bu arada Milli Gazete yanında, Şura ve Yörünge Dergilerindeki yazıları yoğunlaşmıştır.

    12.Eylül döneminde Malatya Sıkıyönetim Mahkemesinde uzun yıllar yargılanmış ve yine Adana'da bir sohbet sırasında arkadaşlarıyla birlikte tutuklanmıştır.

    İlk bir-iki oturum hariç, Erbakan Hoca'nın 12.Eylül Darbesi sonrası Ankara Mamak Askeri Mahkemesinde görülen duruşmalarının hemen çoğuna katılmış, Refah Partisi'nin Elazığ, Malatya, Bingöl, Adana ve Mersin'deki kuruluş çalışmalarında gönüllü görev almıştır.

    Bu arada sıra ile "İslam Davası, Erbakan Devrimi, Nifak Hareketleri, Ahu Figanım (Şiir), Tarikat Terbiyesi, Yeni Bir Dünya, Mesaj ve Metot (Teşkilatçılık) kitapları yayınlamış, yurt çapında bütün il ve ilçelerde seri konferansları yaygınlaşmış, Avrupa'nın hemen her bölgesine, Libya, Mısır, Suudi Arabistan gibi İslam ülkelerine seminer ve sohbet ziyaretleri sıklaşmıştır.

    Yazıları ve kitapları, yurt dışında ve Türkiye'de bütün Milli Görüşçü teşkilatlarda ders kitabı ve seminer programı olarak takip edilmeye çalışılmış, Kur'ani gerçekleri çağın sorunlarına ve insanlığın ihtiyaçlarına çare ve proje üretecek şekilde yeniden yorumlayan yaklaşımları, gelenekçi ve taklitçi zihniyetin değişmesinde önemli rol oynamıştır.

    1995 RP Adana milletvekili adayı olarak seçimlere katılmış, iki sene sonra da emekliye ayrılmıştır.

    Konferansları ve yazıları yüzünden pek çok mahkeme açılmış, aylarca sorgulanmış, nihayet 312'ye muhalefet bahanesiyle Malatya DGM'nin verdiği yaklaşık 1 yıllık cezanın infazını Keban kapalı cezaevinde yatmıştır.

    Türkiye'de derin devlet diye bilinen gizli ve etkili güçlerin:
    1-Kirli ve hain Derin Devlet
    2-Milli ve haysiyetli Derin Devlet olarak iki cephede ve çok stratejik ve taktik bir mücadele içinde olduğunu...
    Ve yine yeryüzünde Siyonist Yahudi sermayesinin güdümündeki ABD ve AB'nin başını çektiği ŞEYTANİ ZULMET ittifakına karşı,
    Erbakan Hoca'nın kurduğu D-8'ler çizgisinde ve Rusya-Çin, Hindistan, Kuzey Kore, Venezüella ve Brezilya'nın katıldığı Avrasya çerçevesinde şekillenen İNSANİ ADALET ittifakının bulunduğunu; ilk defa fark edip ortaya koyan ve Kuvay-ı Milliye şuuru etrafında vatansever ve münevver sağcıların, solcuların, gerçek Atatürkçülerin ve Milli Görüşçülerin toparlanması gereğini savunan ilim ve fikir adamlarımızdandır.

    Siyonist ve emperyalist şer ittifakını hedef alan yazı ve kitapları nedeniyle bazı malum merkezlerce takibe alınanlardandır.

    Milli Görüş'ün üst kademelerinde; kasıtlı davranışlarını ve yamuk yaklaşımlarını sezdiği bazı kişilerin art niyetlerini, Hoca'ya ve davaya zarar veren şüpheli ve şaibeli hareketlerini hatırlatıp cemaati uyardığı için; teşkilata katılması, konferansları ve Milli Gazete'de yazması yasaklanmıştır.

    Uzun yıllar birlikte çalıştıkları halde, bazı nefsi saplantılardan ve fevri davranışlarından dolayı "Elaziz" ekibinden de ayrıldı.
    Emekli olduktan sonra kitap çalışmaları hızlanmış, yazdığı eserlerin sayısı 25'e ulaşmıştır.

    2004 Ocağında, arkadaşlarıyla birlikte İstanbul'da aylık olarak yayınlanan "Milli Çözüm" Dergisini çıkarmaya başlamışlardır.

    Araştırmacı-Yazar, Düşünür ve Siyaset Bilimci olarak tanınan Hocamız küçük yaştan itibaren özel dersler alarak ve devamlı okuyup araştırarak kendini yetiştirmeye çabalamıştır.
    Uzun süreli, ciddi ve çileli bir manevi terbiye ve terakki dönemi yaşamıştır...

    İnancımız ve ihtiyacımız olan, evrensel hukuk kurallarının; bütün insanlığın ortak değeri ve hayat düzeni haline getirilmesi, "Demokrasi, Laiklik ve özgürlükler" gibi çağdaş kurum ve kavramların; ilmi ve insani temellere göre yeniden şekillenmesi... Ve Türkiye'nin yeni bir barış ve bereket medeniyetine öncülük etmesi konularında yoğunlaşmıştır.
    Milli siyaset ve sorumluluk düşüncesini farklı bir boyutta ele alan ve yorumlayan Hocamız yaklaşık 30 yıldır Türkiye'mizin her yerinde, Avrupa'da ve İslam ülkelerinde, önemli seminer ve konferanslara katılmaktadır.

    Çeşitli konularda yayınlanmış ve hazırlanmış yirmi beş kitabı bulunan üstadımız, evli ve beş çocuk babasıdır.

    Hocamız'ın başlıca kitapları:
    1-İslam Davası
    2-Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya
    3-Mesaj ve Metot (İletişim ve işbirliği)
    4-Dünyanın Değişimi ve Erbakan Devrimi
    5-Siyaset Strateji ve Siyonizm
    6-Medeniyet Mücadelesi ve Mehdiyet Müjdesi
    7-Din, Devlet ve Demokrasi
    8-İnsanın Yozlaşması
    9-Din Dengedir, İslam ilericiliktir.
    10-Sorunlarımız ve Sorumluluklarımız
    11-Nifak hareketleri
    12-Zafer Müjdeleri
    13-Masonluk ve Mafya Medeniyeti
    14-Tarikat Terbiyesi
    15-Kur'ani Kavramlar ve Yorumlar
    16-Dış Politikamız (2. Cilt)
    17-Refah-Yol'la Rantiye Savaşı
    18-Ahu Figanım(Şiir Kitabı)
    19-Cezaevinde yazdıklarım
    20-Ruhlar ve Sırlar
    21-Milli Siyasette Kirli Hesaplar( Basılmadı)
    22-Hikmet Çiçekleri (Şiir)
    23-Bizim Atatürk
    24-Dünya Değişime Hazırlanıyor
    Henüz yayına hazırlanmamış kitapları:
    • Gönül Kapısı (Zikir Zevki ve Nefis Tezkiyesi Üzerinedir)
    • Anıların Anlattıkları ( Unutulmayan hatıralarını içermektedir.)
    Alemin nakşını hayal görürüm. O hayal içre, bir cemal görürüm.
    Cümle mevcudat ki, mazhar-ı Hak'tır. Anın içün, kamu kemal görürüm.
    Tecelli cilvesi, cümle gölgeler. Her zerresi binbir ismin belgeler.
    Hay varken hayale kanmaz bilgeler. Zat-ı Hak'tan gayrı zeval görürüm.

  20. #40
    Arkadaşlar,inşallah herkez bu yazdığımı gorur.Su an Milli Cozum dergisinde çalışan tanıdığım herkez,bir yerde bir insana laf anlatmaya çalısırken milli gorus davası ve Erbakan hocamızın onurlu çalışmaları haricinde bir konuyu konusmuyor.bir yere girdiklerinde milli gazeteye abone yapmaya çalısmaları her zaman birinci hedeftir.parti teskilatlarında çalısmıyorlar gibi bir yorum yapılmıs,Allah rızası için bilmeden yorum yapmayın,butun arkadaslar canla basla parti teskilatlarında gorev yaparlarken bir anda uzaklastırdılar.Hatta konyada Erbakan hocamın katıldığı bir iftar programına bile alınmadılar.Ki bu insanlar memleketin uzak yerlerinden her cuma gunu istisnasız Hocamın elini opmek için gelen insanlar.dertleri ve davaları sizinkinden hiçte farklı değil...
    ŞİMDİ ALLAH RIZASI İÇİN CEVAP VERİN...partiden uzaklastırılan bu insanlar ne yapsaydı?evlerinde oturup gazete mi okusalardı?gunluk ticaretlerinden baska dertleri olmasamıydı?milli gorusçu olupta,dunya ve ahiret sadeti için çalışmak zorunda olduğunu bilmeyen insan olur mu?bi sekilde çalısmak lazımdı ve onlarda bunu yaptılar...ben çok yakiinen konya milli cozum gurubundaki arkadasların her gun yuzlerce milli gazeteyi ucretsiz olarak dağıttıklarını biliyorum.hepsinide kendi paraları ile satın alıyorlar.bu insanlara haiin gozuyle bakmak,,,vallahi Allah sorar.bir fasık size bir haber getirdiğinde once bunun doğruluğunu arastırmak ZORUNDASINIZ.zorundasınız diyrum çunki siz muslumansınız.

+ Konuyu Yanıtla
3 / 2 İlkİlk 123 SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •