+ Konuyu Yanıtla
15 / 1 1234567811 ... SonSon
287 sonuçtan 1 --- 20 arası gösteriliyor

Konu: Fethullah Gülen'in Papaya Mektubu

  1. #1

    Fethullah Gülen'in Papaya Mektubu

    FETHULLAH AMCAMIN PAPAYA MEKTUBU
    Pek muhterem Papa cenapları,

    Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi
    yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen
    halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman
    ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zatıalilerinize en derin
    kalbi teşekkürlerimizi sunarız.

    Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan
    Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak
    üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu
    ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli
    hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size
    geldik.

    İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan
    Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın
    büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam'ın
    asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını
    bağrına basacaktır.

    Beşeriyet, çelişen görüşler ortaya koydukları gerekçesiyle, zaman zaman
    bilim adına dini, din adına da bilimi inkar etmiştir. Bilginin tamamı
    Allah'a aittir ve din Allah'tandır. O halde bu ikisi nasıl çelişebilir?
    İnsanlar arasında anlayışı ve hoşgörüyü artırmaya yönelik dinlerarası
    diyaloğa yönelik ortak gayretlerimiz çok iş görebilir.

    Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hıristiyan mezheplerinin
    liderleriyle diyalog içinde olduk. Bu naçiz gayretlerin boşa çıkmadığını
    acizane ifade etmek isteriz. Amacımız bu üç büyük dinin inananları arasında
    hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir. Bizler bir araya
    gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek
    isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi,
    isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz.

    Geçen yıl bazı ünlü uluslararası bilim adamlarının katıldığı
    medeniyetlerarası barış ve diyalog konulu bir sempozyum düzenledik. Bu
    gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak
    istiyoruz. Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasındaki bağları
    güçlendirmeye yönelik olarak dinler arası diyalog konusunda Vatikan'ın da
    temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde
    bulunuyoruz.

    Yeni fikirlerimiz varmış iddiasında bulunmuyoruz. Yine müsamahanıza
    sığınarak, bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek
    istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz. Hıristiyanlığın üçüncü
    bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle
    Ortadoğu'daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere
    müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlikler önermek istiyoruz. Bunu Sayın
    Cumhurbaşkanımız Demirel'in, cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur
    kutsal mekanları göstermeye davetini tekrarlamak için bir fırsat
    addediyoruz. Anadolu halkı size misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle
    selamlamayı hararetle beklemektedir. Filistinli liderlerle diyalog kurmak
    suretiyle Kudüs'ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz. Bu
    ziyaret bu mübarek şehri Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların, hiçbir
    kısıtlama, hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği
    uluslararası bir bölge olarak ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adım
    teşkil edebilir.

    Üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile, ilki Washington DC'de olmak üzere
    muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin
    gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz. İkinci serinin zamanı için Hz. İsa'nın
    doğumunun 2000. yıldönümü ideal olabilir.

    Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır. İnançlı genç
    insanların birlikte eğitim görmesi birbirlerine yakınlıklarını artıracaktır.
    Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası olduğu ikrar
    edilen Hazreti İbrahim'in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki
    Harran'da bir ilahiyat okulu kurulabilir. Bu, ya Harran Üniversitesi'ndeki
    programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ihtiyaçlarını da temin
    edecek şumullü bir müfredata sahip bağımsız bir üniversite şeklinde
    gerçekleştirilebilir.

    Önerilen programlar aşırı büyük işler gibi algılanabilir; ama bunlar
    erişilmez değildir. Dünyada iki tip insan vardır. Bazıları kendilerini
    topluma adapte etmeye çalışır. Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu
    kendi değerlerine adapte etmek ister. Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci
    tip insanlara borçludur. Onları yarattığı için Rabb'e şükürler olsun.

    M. Fethullah Gülen / Rabb'in aciz kulu / 9 Şubat 1998
    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  2. #2
    Mektubu başka platformlarda paylaştıgımızda, iftira ediyorsunuz, Hocaefendi böyle bir mektup yazmadı gibi acayip tepkiler gelmişti... Ama mektup Zaman gazetesinde yayınlanmıştı...

    Mektup tek kelimeyle rezalet, birileri tarihe altın harflerle geçecek mektup diye nitelendirse de....

    Mektubun tek güzel imza kısmı sanırım...
    ....

  3. #3
    soru şu; F. Gülen böyle bir mektup yazdımı?


    şahsı fikrim sanmıyorum
    Kaburgası Kırılmış Bir Adamın İsyanı Kadar Cehennemsiyim

  4. #4
    Alıntı zınar tafarından gönderildi
    soru şu; F. Gülen böyle bir mektup yazdımı?
    Cevap Şu: 10/02/1998 Zaman Gazetesi "Dünya barışı için başlığı altında" MESUT ERISEN / MUSTAFA ERMEK'in yazsında , "M. Fethullah Gulen / Rabb'in aciz kulu / 9 Subat 1998" imzalı bir mektup. http://www.zaman.com.tr/1998/02/10/index.html

    Zamanı çıkaranlarda insan ve hata yapabilirler elbette. Yazı ile ilgili bir düzeltme var mı? Benim bildiğim yok...

    Hadi kendimi aştım ve dedim ki Zaman Hocaefendiye iftira etti ve düzeltmedi. (mümkün değilde oldu dedik hadi) Bu yazı için tekzip istemi var mı? Herhangi bir yayın organında yalanlama? Dava? İtiraz? Benim bildiğim yok...

    Bu şartlarda nasıl oluyorda "sanmıyorsunuz" benim aklım almadı...Hoş mektubun metnini bilmesek ne olur ki? Herşey ortadayken...

    Neyse.. Selametle...
    ....

  5. #5
    ikimilyon Admin Mehmet DAĞDELEN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    Sakarya
    Yaş
    39
    İletiler
    3,055
    Blogdaki Konular
    19
    neden aklıma yine "vezir pavlos" geldi acaba?

    Milli Görüş; hakkı üstün tutmaktır!

  6. #6
    Alıntı Bilgi-İman-Eylem tafarından gönderildi
    Cevap Şu: 10/02/1998 Zaman Gazetesi "Dünya barışı için başlığı altında" MESUT ERISEN / MUSTAFA ERMEK'in yazsında , "M. Fethullah Gulen / Rabb'in aciz kulu / 9 Subat 1998" imzalı bir mektup. http://www.zaman.com.tr/1998/02/10/index.html

    Zamanı çıkaranlarda insan ve hata yapabilirler elbette. Yazı ile ilgili bir düzeltme var mı? Benim bildiğim yok...

    Hadi kendimi aştım ve dedim ki Zaman Hocaefendiye iftira etti ve düzeltmedi. (mümkün değilde oldu dedik hadi) Bu yazı için tekzip istemi var mı? Herhangi bir yayın organında yalanlama? Dava? İtiraz? Benim bildiğim yok...

    Bu şartlarda nasıl oluyorda "sanmıyorsunuz" benim aklım almadı...Hoş mektubun metnini bilmesek ne olur ki? Herşey ortadayken...

    Neyse.. Selametle...
    Sayın; B.İ.E ben sizin verdiğiniz linkte yukardaki yazı ile alakalı bir metin bulamadım bu yazı yaklaşık olarak 2 senedir dolaşıyor sanal alemde :)

    şu anda ben kopya yapıştır ile kendime göre editleyebilirim bu yazıyı ve pek ala çoğu sitede yazabilirim altınıda M.F.G. ekleyerek...
    umarım meramımız anlaşılır...

    selam ve dua ile...
    Kaburgası Kırılmış Bir Adamın İsyanı Kadar Cehennemsiyim

  7. #7
    Abi nasıl olmaz? Zaman gazetesi resmi web sitesinden "arşiv arama" bölümüne gir 10/02/1998 tarihli gazeteye git, Solda "Güncel"i tıkla karşına çıkan sayfada "Dünya barışı için" başlıklı yazıyı tıkla... Metinle ilgili haber karşında...

    Ya da tam linki: http://www.zaman.com.tr/1998/02/10/g...olitika/1.html

    Buyur buda kendime göre editlemediğim sayfanın resmi:



    Kusura bakmayın bu konuda ki "meramınıza" bir anlam veremiyorum. Yalancılık ve sahtekarlık ithamınız yazının linkini verdiğim halde bana geliyor? Buna bir anlam veremedim kusura bakmayın :lac[1]:

    Şunu anlarım; "Bu mektupda bir sorun yok, yazmışsa ne olmuş, güzel bir mektup.... vs.".... Diyebilirsiniz... Benim yorumlarımı saçmada bulabilirsiniz.... Farklı düşünebilirsiniz... Bunu anlarım...

    Ama şuan yaptıgınız şeyi anlayamıyorum kusura bakamyın...
    ....

  8. #8
    bide kalkıp eline öpse bari ...
    Düzenlendi: Mehmet DAĞDELEN 18-05-2006 23:09

  9. #9
    etbatan lütfen daha dikkatli ol kardeşim...
    zira bu konular hasas konular, kişileri eleştirebilirsin de hakaret etmek biraz ağar kaçar diye düşünüyorum. şimdi kalkıp biri erbakan hocamıza laf etse ne yaparsın?
    elbette ki bağdaştırmıyorum lakin camiamızın içinde bir dolu nur cemaati üyesi var.ki olmalıda. bu çok güzel. halkların ve cemaatlerin buluştuğu noktada hakkı savunuyoruz omuz omuza. yeri geldiğinde, yanlışlarında bende de çok ağır eleştirilerde bulundum mgf dende aklınızda kaldı ise lakin hakaret yakışmıyor bize...
    allahın gülleri yakanızı bırakmasın...
    kitapları okuyorsun lakin bilgiye sahip değilsin...

  10. #10

    Buyrun buda foruma aktarılan metin ile Zamandaki metnin karşılaştırması...

    FETHULLAH AMCAMIN PAPAYA MEKTUBU


    Evet haklısınız!!! Başlıkta bir değişiklik yapılmış. Değindiğiniz değişiklikler bu değildir herhalde?

    Pek muhterem Papa cenapları,


    Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi
    yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen
    halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman
    ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zatıalilerinize en derin
    kalbi teşekkürlerimizi sunarız.


    Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan
    Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak
    üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu
    ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli
    hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size
    geldik.


    İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın
    büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam'ın
    asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını
    bağrına basacaktır.


    Beşeriyet, çelişen görüşler ortaya koydukları gerekçesiyle, zaman zaman bilim adına dini, din adına da bilimi inkar etmiştir. Bilginin tamamı
    Allah'a aittir ve din Allah'tandır. O halde bu ikisi nasıl çelişebilir?
    İnsanlar arasında anlayışı ve hoşgörüyü artırmaya yönelik dinlerarası
    diyaloğa yönelik ortak gayretlerimiz çok iş görebilir.


    Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hıristiyan mezheplerinin
    liderleriyle diyalog içinde olduk. Bu naçiz gayretlerin boşa çıkmadığını
    acizane ifade etmek isteriz. Amacımız bu üç büyük dinin inananları arasında
    hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir. Bizler bir araya
    gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek
    isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi,
    isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz.


    Geçen yıl bazı ünlü uluslararası bilim adamlarının katıldığı
    medeniyetlerarası barış ve diyalog konulu bir sempozyum düzenledik. Bu
    gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak
    istiyoruz. Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasındaki bağları
    güçlendirmeye yönelik olarak dinler arası diyalog konusunda Vatikan'ın da
    temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde
    bulunuyoruz.


    Yeni fikirlerimiz varmış iddiasında bulunmuyoruz. Yine müsamahanıza
    sığınarak, bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek
    istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz. Hıristiyanlığın üçüncü
    bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle
    Ortadoğu'daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere
    müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlikler önermek istiyoruz. Bunu Sayın
    Cumhurbaşkanımız Demirel'in, cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur
    kutsal mekanları göstermeye davetini tekrarlamak için bir fırsat
    addediyoruz. Anadolu halkı size misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle
    selamlamayı hararetle beklemektedir. Filistinli liderlerle diyalog kurmak
    suretiyle Kudüs'ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz. Bu
    ziyaret bu mübarek şehri Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların, hiçbir
    kısıtlama, hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği
    uluslararası bir bölge olarak ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adım
    teşkil edebilir.


    Üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile, ilki Washington DC'de olmak üzere muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin
    gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz. İkinci serinin zamanı için Hz. İsa'nın
    doğumunun 2000. yıldönümü ideal olabilir.


    Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır. İnançlı genç
    insanların birlikte eğitim görmesi birbirlerine yakınlıklarını artıracaktır.
    Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası olduğu ikrar
    edilen Hazreti İbrahim'in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki
    Harran'da bir ilahiyat okulu kurulabilir. Bu, ya Harran Üniversitesi'ndeki
    programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ihtiyaçlarını da temin
    edecek şumullü bir müfredata sahip bağımsız bir üniversite şeklinde
    gerçekleştirilebilir.


    Önerilen programlar aşırı büyük işler gibi algılanabilir; ama bunlar
    erişilmez değildir. Dünyada iki tip insan vardır. Bazıları kendilerini
    topluma adapte etmeye çalışır. Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu
    kendi değerlerine adapte etmek ister. Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci
    tip insanlara borçludur. Onları yarattığı için Rabb'e şükürler olsun.


    M. Fethullah Gülen / Rabb'in aciz kulu / 9 Şubat 1998
    ....

  11. #11
    sevgili; B.İ.E kusura bakma geç fark ettim evet hayret içinde kaldım doğrusu F.G. bu tarz mektubu senelerdir nette dolaşıyor ama pek doğru olduğu kanısında değildim şimdi tamamen inanmış durumdayım, diyecek fazla bir şey kalmıyor, görünün köy klavuz istemez ama şu var lütfen kardeşlerim nur cemaatini F.G-e maal etmeyin tamamen tehid edin...

    selam ve dua ile...
    Kaburgası Kırılmış Bir Adamın İsyanı Kadar Cehennemsiyim

  12. #12
    Taner PINAR
    Misafir
    eskiden bu tür cemaatlere karşı aşırı gergin oluyordum...

    şimdi geçenlerde bir arkadaşa dediklerimi paylaşmak istiyorum..

    kalabalık bir toplulukta , çarşıda, pazarda , vs..

    nur talebelerini gördüğünüzde tanırsınız.. yani bozuk ahvalde olan insanların arasında hemen sırıtırlar onları ayırd edebilirsiniz.. müslüman kimliği var bu insanlarda , yanlış tevil sonucu bazı eksik fikirlere sahip olabilirler ancak nasıl diğer insanlardan ayırd edebiliyorsak bu kardeşleri aynı şekilde sevgi olarakta diğerlerine göre daha çok sevmemiz kucaklamamız gerekir diye düşünüyorum..

    Doğru olanı anlatıp bazı bozuk fikirlerinden caydırabilirsek ne ala .. yok olmazsa bırakın kendi hallerine ve tekfir etmeyin... sonuç olarak ehli kıble bu arkadaşlar...

    selametle...

  13. #13

    kesşnlikle hakare deil

    hakaret onlara bu sekilde değildir die düsünüorum tuba abla...
    çünkü onlar islamı dünyaya yanlıs tanıtıyorlar.bunlar onlar için bence hakaret deil
    :uzgunum[1]:

  14. #14
    YAHU bunlar İNNEDDİNE İNDALLAHİL İSLAM Ayetini okumuyorlar veya görmüyorlarmı da islam haricindekini din sayıyorlar ALLAH ALLAH.
    Documents and Settings\casper\Belgelerim\Resimlerim\39db57caa7al0.gif

  15. #15
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,140
    Blogdaki Konular
    3
    hıhhh
    yorum yok

  16. #16
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,140
    Blogdaki Konular
    3

    mektup

    mektup kaynağı nerden bulunmuş söleyebilecek olan var mı?

  17. #17
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,446
    Blogdaki Konular
    5
    Alıntı Bilgi-İman-Eylem tafarından gönderildi
    Abi nasıl olmaz? Zaman gazetesi resmi web sitesinden "arşiv arama" bölümüne gir 10/02/1998 tarihli gazeteye git, Solda "Güncel"i tıkla karşına çıkan sayfada "Dünya barışı için" başlıklı yazıyı tıkla... Metinle ilgili haber karşında...

    Ya da tam linki: http://www.zaman.com.tr/1998/02/10/g...olitika/1.html

    Buyur buda kendime göre editlemediğim sayfanın resmi:



    Kusura bakmayın bu konuda ki "meramınıza" bir anlam veremiyorum. Yalancılık ve sahtekarlık ithamınız yazının linkini verdiğim halde bana geliyor? Buna bir anlam veremedim kusura bakmayın :lac[1]:

    Şunu anlarım; "Bu mektupda bir sorun yok, yazmışsa ne olmuş, güzel bir mektup.... vs.".... Diyebilirsiniz... Benim yorumlarımı saçmada bulabilirsiniz.... Farklı düşünebilirsiniz... Bunu anlarım...

    Ama şuan yaptıgınız şeyi anlayamıyorum kusura bakamyın...
    galiba burası.
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  18. #18
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,140
    Blogdaki Konular
    3

    saygı duymak lazım

    merak işte sadece okumak ve inanmak beni tatmin etmiyo.asıl kaynağın nerden geldiğini merak ettim hepsi bu.neyse her ne olursa olsun yine de sağol kardeş

  19. #19
    Esselamu aLEYKÜM ne zaman hazırlandı ve yayınlandığını bilmiyorum ama Nur cemaatinden birilerinin bu mektuba yapılan eleştirilere cevapları var okumanızda fayda görüyorum selam ve dua ile

    http://www.gencadam.net/content/view/149/57/

  20. #20
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,446
    Blogdaki Konular
    5
    Fecr 13 izninle linkteki yazıyı eklemek istiyorum.




    Hocaefendinin Papa'ya yazdığı mektuba gelen itirazlara verilen cevab
    Yazar Dr. Emin Şimşek
    Salı, 25 Ekim 2005




    1-Metin :
    'Pek muhterem Papa Ali Cenapları, '




    İtiraz :

    Peygamberimiz (SAV) mektublarına başlarken mesela "Bismillahirrahmanirrahim! Allah Resûlü Muhammed'den, Habeş Meliki Necâşiye” demektedir. Ayrıca , Hadis-i Şerifte : “Münafığa "efendi" demeyin. Zira eğer o, seyyid olursa (kendine bir değer atfederse) Allah'ı kızdırırsınız."(Ebu Dâvud, Edeb 83,) denmektedir.

    El-Cevab :
    “Papa Ali Cenabları” bir taltif veya tazim değil, bir diplomatik uslubtur! Efendimiz (SAV) , nasılki Hristiyan Bizans Kralı Heraklius’u yazdığı mektubunda, “Rumların Büyük Reisi Heraklius’a” (bakınız.M.Hamidullah, İslâm Peygamberi, I/219) ifadesinde geçen 'Büyük Reis' hitabı nasılki bir diplomatik uslub ise , aynı şekilde 'Papa Ali Cenablarıda' veya "Hazretleride" bir övgü veya tazim değil, Diplomatik bir uslubtur! Efendimiz (SAV) ‘min bir Devlet Başkanı olarak , komşu Devlet Reislerine gönderdiği Mektublarda sizin yukarıda belirttiğiniz şekliyle hem Allah’ın İsmi ile başlaması söz konusu isede , örneğin yine Hudeybiye Barış Antlaşmasında imzaladığı Sözleşmede , muhatabların isteği üzerine sadece kendi isminin geçtiği “Muhammed” şeklinde imza attığını gözden uzak tutmamak lazım. Hudeybiye Barış Antlaşması , İslam’ın müşrik ve gayrimüslimlerle Diyalog kurmasına zemin hazırladığı ve bu vesile ile İslam’ın temsil edilmesine ve tanıtılmasına imkan sağladığı bir dönem olması ayrı bir husustur , Efendimiz (SAV) ‘in diğer Devlet Başkanlarına yazdığı doğrudan Tebliğ içeren mektublar yazması ise apayrı bir husustur ! Siz dininizi temsil etmeye çalıştığınız muhatabınıza herhalde ; “Ey ebedi cehenneme namzed kişi“ kabalığında Hitab edecek değilsiniz! Pek muhterem Yüksek Mühendis Ahmet Beyfendi veya Saygıdeğer Prof.Dr. Mehmet Bey nasılki bir övgü değil bir diplomatik ünvandır . Hadis-i Şerifde geçen "Efendi demeyin" , onu övmeyin anlamındadır. Yoksa , günümüzde bir çok meslek dalındaki insanlarada "Efendi" diye hitab edilmektedir. Diploması terminolojisinden bihaber olan kardeşlerimizin , “Ali Cenablarını” bir övgü ifadesi olarak görmeleri onların bu noktadaki bir Diplomatik uslub fukeralığının göstergesidir.







    2-Metin :
    'Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen Türk halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zat-ı alilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.

    İtiraz : Üç Büyük Din yanlıştır , çünkü tek büyük ve Hak din İslamdır ! Ayrıca Ehl-i Kitaba selam vermek caiz midir ?
    El-Cevab :
    Dinler Kategorize edilirken , Hak ve Batıl olarak tasnif edilmektedir. Bir Dine mensub insanların çokluğu o Dinin büyük olmasını göstermediği kadar , o dinin Hak olmasını gerektirmez ! Diğer yandan ifadede geçen “üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen topraklar” ile Filistin (Kudüs) ve Ortadoğu kast edilmek istenmektedir ! Müşerref olma, tanışma uslubundan kaynaklanmaktadır! Müşrik Mut’im bin Adiyy, Efendimiz (SAV) Taif dönüşü Mekkeye alınmadığında ve kendisinden bir kefil istendiğinde Peygamberimize Kefil olmuş ve peygamberimiz bu iyiliği hayatı boyunca unutmadığı gibi, Mut'imin oğlu Cübeyire Bedir esirlerini taleb ettiğinde : " Senin baban bana o kadar büyük bir iyilik yaptıki , şayet baban gelmiş olsaydı Allah'a dua eder , ölülerinizi tekrar diriltmesini isterdim " diyerek , esirleri vermiş ve babasından müşrik olmasına rağmen iltifat etmiştir ! Ehl-i Kitab ile birlikte müşriklere bile selam verilebilinir (Nisa suresi , 86.Ayet-i Kerime) , hatta muhatab kendini bilmez cahil müşrik bile olsa “selam” diyerek selametle neticelenecek söz söylemelidir . ( Furkan Suresi , 63.Ayet-i Kerime )


    3-Metin :
    Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinler arası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.


    İtiraz : Papalık Misyonunun bir Hırsitiyanlaştırma olduğu bilinmesine karşın Papalık Misyonunun bir parçası olduğunu kabul etmek caiz midir ? Kafirler birbirlerinin yardımcılarıdır (Enfal suresi , 73.Ayet-i Kerime) gereği bu apaçık Küfür değilmidir ?

    El-Cevab :
    Bir kere ifadeyi doğru okumakta fayda vardır : Papalık Konseyinin bir parçası olmaktan bahsedilmiyor , Papalık Konseyinin Dinler arası Diyalog misyonundan bahsediliyor. Çünkü Dinlerarası Diyalog Faaliyetlerinde Hrsitiyanlığı yaymak diye Resmi bir ifade yokki bu cümleye itiraz edilsin! Dinler arası Diyalog Misyonun Ana Görevi: 3 Dinin mensublarının birbirlerini daha yakından tanımalarını sağlamaktır . Doğru temsil, en etkili tebliğ yöntemdir. (Maide Suresi, 67.Ayet-i Kerime ) .Şayet Hıristiyanlaştırma faaliyetlerine yardımcı olunmuş olsa idi , o zaman “Kafirler birbirlerinin yardımcılarıdır” hususu bir geçerlilik kazanabilirdi . 10 yılı aşkın süredir Faal olan Diyalog sürecinde , acaba kaç kişi Hırsitiyan olmuşta bu iddiayı dile getirme cüretini kendinizde buluyorsunuz ? Biz Diyalog faaliyetleri vesilesi ile İslam ile müşerref olan veya en azından hak Din olduğunu kabullenen yüzlerce Ruhani , onbinlerce insan biliyoruz . Buda sizin iddialarınız tekzib etmektedir.




    4-Metin:
    İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam'ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır. Beşeriyet, çelişen görüşler ortaya koydukları gerekçesiyle, zaman zaman bilim adına dini, din adına da bilimi inkar etmiştir. Bilginin tamamı Allah'a aittir ve din Allah'tandır. O halde bu ikisi nasıl çelişebilir? İnsanlar arasında anlayışı ve hoşgörüyü artırmaya yönelik dinler arası diyaloğa yönelik ortak gayretlerimiz çok iş görebilir. '



    İtiraz : İslam’da yanlış olan nedir ? Yoksa Hırsitiyanların hoşuna gitmeyen Ayetlerin Diyaloğa uygun şekilde yorumlanması mı istenmektedir ?

    El-Cevab :
    İslam’da yanlış olan bir husustan bahis yok , yanlış algılanan İslam’dan bahis var ! Yani yanlış bir şekilde bir terör veya barbar dini gibi tanıtılan İslamın Diyalog vesilesi ile doğru tanıtılarak, İslamın temsil edilmesidir. Burda İslami kanadı temsil eden Gazeteciler ve Yazarlar Vakfının kendine biçtiği misyonda budur ! Kur’an-ı Kerimde Diyaloğu emreden Ayetleri , Elmalı Hamdi Yazır Tefsirinden ve Bediüzzaman Hazretlerinin yaklaşımlarından defaatle izah etmiştik. Oraya müracaat edebilirsiniz. Metinde devam eden yaklaşım ile Bilimin, Allah ile çelişmesinin mümkün olmadığını, çünkü bilginin Allah’ın ilminden geldiğini ve birtakım ateistlerin ısrarla bilim ile dini farklı vadilerde göstermelerine karşın, bu konudada işbirliği yapılması gerektiğine bir vurgu yapılmaktadır!




    5-Metin :
    'Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hıristiyan mezheplerinin liderleriyle diyalog içinde olduk. Bu naçiz gayretlerin boşa çıkmadığını acizane ifade etmek isteriz. Amacımız bu üç büyük dinin inananları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir. Bizler bir araya gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz.'



    İtiraz : “Allah indinde Hakdin islamdır” (Ali İmran Suresi , 19.Ayet-i Kerime) ‘sine yine bir muhalefet var. Bakın üç büyük dinden bahsediliyor.

    El-Cevab :
    Yukarıda izah ettiğimiz üzere , Dinler hak ve Batıl dinler olarak tasnif edilmektedir. Din mensublarının çokluğu o Dinin Hak olduğu anlamına gelmez ! Metnin devamında , günümüz dünyasında, gerek medeniyetler arası gerekse kültürler arası bir çatışma ortamı oluşturmak isteyen şaşkınlara karşı, bahse konu Dinler Arası diyalog faaliyetleri bir bariyer görevi görebilir denmiştir.!




    6-Metin
    'Geçen yıl bazı ünlü uluslararası bilim adamlarının katıldığı medeniyetler arası barış ve diyalog konulu bir sempozyum düzenledik. Bu gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak istiyoruz. Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik olarak dinler arası diyalog konusunda Vatikan'ın da temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde bulunuyoruz. Yeni fikirlerimiz varmış iddiasında bulunmuyoruz. Yine müsamahanıza sığınarak, bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz.


    İtiraz : Üç büyük dinin bağlılarından bahsediyor , ne gibi bir bağ var acaba ? İsa Allah’ın oğludur diyen bir zihniyetle nasıl bağ kurulabilir, diyelim kuruldu barış içinde kavga etmeden yaşadılar, güzel bu barış ne zamana kadar sürecek, hiç onlara demeyecek miyiz “Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed onun elçisidir” ,bunu dersek yine kavga başlayacak, demezsek insanı cehennem azabından kurtaracak tek kelime olan kelime-i tevhidi insanlara ulaştırma maksadıyla gönderilen peygamberlerin sünnetine ters iş yapmış olmayacakmıyız? Acaba “Muhammedür Resulullah” gerekli değildir anlamı çıkmıyormu ?

    El-Cevab :
    Ehl-i Kitab ile biz müminlerin arasında ortak olan bir bağdan Kur’an-ı Kerim bahsediyor : “De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın.”(Ali İmran suresi , 64.Ayet-i Kerime) . İşte hernekadar onlar Allah’ın vasıflarında yanılmış olsalarda , Allah’a oğul isnadında bulunmuş olsalarda , Kur’anın ifadesi ile aramızda ortak olan bir söz (Allah inancı) mevcuttur ! Bu ortak bağ , onların Ehl-i necat olmaları için yeterli olmasada , Ayetin devamında dile getirildiği üzere birkaç adım daha atabilirlerse inşallah Ehl-i necat olmaya namzed olacaklardır. İslam tarihine bakacak olursak , Barış dönemi hep İslam’ın lehine gelişmiştir. Hudeybiye Barış Antlaşması sonrası , 2 yıl gibi kısa bir zaman diliminde Mekke’nin Fethini getirmiştir. Çünkü , seviyeli temsil vicdan sahiblerini herzaman müteessir bırakır. Allah’ın birliğine iman eden ve Hz.İsa (AS) mın Allah’ın oğlu değil Allah’In bir peygamberi olduğunu kabullenen insanların , Efendimiz (SAV) ‘min nübüvvetine iman etmemeleri bekelenemez. Niyetleri sorgulamak sadece Allah’a mahsustur ! İtirazlarınızı Niyetleri sorgulamadan yapın....



    7-Metin:


    Hıristiyanlığın üçüncü bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle Ortadoğu'daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlikler önermek istiyoruz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel'in, cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur kutsal mekanları göstermeye davetini tekrarlamak için bir fırsat addediyoruz. Anadolu halkı size misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle selamlamayı hararetle beklemektedir. Filistinli liderlerle diyalog kurmak suretiyle Kudüs'ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz. Bu ziyaret bu mübarek şehri Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların, hiçbir kısıtlama, hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği uluslararası bir bölge olarak ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adım teşkil edebilir. '



    İtiraz : Fethullah Gülen Hocaefendinin , Hıristiyanlığın üçüncü bin yılı kutlamalarından bahsetmesi nekadar doğru ?

    El-Cevab :

    Kutlamalar vesilesi ile birtakım etkinlikler önermektedir. Örneğin Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi yerlere birlikte ziyaretler düzenlenebileceğinden bahsetmektedir. Özellikle Filistin Liderleri ile bir Diyaloğun sağlanmasında ısrarla vurgu yapılmıştır. Ki bu Filistindeki Barış sürecini mtühiş katkısı olacağı kesindir. Ayrıca , Kudüsün hernekadar bugün Yahudi Devleti topraklarındada olsa her üç din mensublarına vizesiz giriş hakkı verilmesini önermiştir ! Metnin bir kısmını delillendirip , diğer kısmını görmemezlikten gelmek sizin gibi Ehl-i iman kardeşlerimize yakışmıyor. Metnin devamında ,
    Dinler Arası Diyalog faaliyetlerine müdahil olmadan öncesinde düzenlenen Medeniyetler arası Barış ve Diyalog sempozyumuna bundan sonra Vatikanın da davetli olduğunu, dönemin Cumhurbaşbakanı Demirel’in resmi davetinin kendilerine iletileceğinide bildirmektedir.



    8-Metin :

    Üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile, ilki Washington DC'de olmak üzere muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz. İkinci serinin zamanı için Hz. İsa'nın doğumunun 2000. yıldönümü ideal olabilir. Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır. İnançlı genç insanların birlikte eğitim görmesi birbirlerine yakınlıklarını artıracaktır. Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası olduğu ikrar edilen Hz İbrahim'in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki Harran'da bir ilahiyat okulu kurulabilir. Bu, ya Harran Üniversitesi'ndeki programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ihtiyaçlarını da temin edecek şumullü bir müfredata sahip bağımsız bir üniversite şeklinde gerçekleştirilebilir. Önerilen programlar aşırı büyük işler gibi algılanabilir; ama bunlar erişilmez değildir. Dünyada iki tip insan vardır. Bazıları kendilerini topluma adapte etmeye çalışır. Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu kendi değerlerine adapte etmek ister. Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borçludur. Onları yarattığı için Rabb'e şükürler olsun.'


    Fethullah Gülen
    (Rabbin aciz kulu)



    İtiraz : ”Rabbin aciz kulu” ifadesi Hırsitiyanların ifadesi değilmidir ?


    El-Cevab :

    Ehl-i Sünnet vel-Cemaat anlayışına göre “Rab “ ismi , Allah’ın umumi isimlerinden biridir. Terbiye eden, yaratan, besleyen, malik, en mükemmel, sahip tutan ve idare eden anlamlarına gelir. “Aciz kul” olma , özellikle Acz-i mutlak , fakr-ı mutlak mesleğine haiz herkesin hayatlarına örnek almaları gerekn bir husustur. Şimdi , bu ifadeler madem Ehl-i Sünnet perspektifinde esastır ve haktır , başkaları da kullanıyor diye , Hocaefendi nasıl bir zan altına alınabiliniyor anlamış değiliz !

    Metnin devamında ;
    Dinler arası Diyalog faaliyetlerinin, tüm dünyanın büyük kentlerinde konferanslar şeklinde tertip edilmesini, karşılıklı öğrenci değişim programının uygulanmasını, Hz.İbrahim (AS) ‘ın doğum yeri Urfa’da her 3 dinin öğrencilerinin eğitim göreceği bir Üniversitenin kurulması, bu vesile ile her üç dinin mensublarının birbirlerini daha iyi tanımaları sağlanmış olacaktır!



    Sonuç olarak diyebilirizki, 09.02.1998 tarihli bu mektub , bazı çevrelerce İlmi ve dini delillerden yoksun olarak eleştiriler getirilsede,bu niyetleri sorgulamadan öteye geçememektedir ve müminlerin ilk şiarı olması gereken hüsn-ü zan müessesesi, adete yok sayılmaktadır !
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

+ Konuyu Yanıtla
15 / 1 1234567811 ... SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •