![]() |
|
|||||||
| Anasayfa | Milli Görüş | Bloglar | Arama | Bugün | Konuları Okundu İşaretle |
| EDEBİYAT Kitap - Dergi - Gazete - Sizin Kaleminiz - Makaleler - Denemeler - Hikayeler - Şiir - Biyografiler |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
#1 |
|
Giriş: Sun May 2006
Konum: İstanbul
İletiler: 3,877
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sezai Karakoç: Yollar...
Ah, yollar, bu yollar!
Yalnızlıkta topluluk içindeymiş gibi, toplulukta yalnızmış gibi, sılada garip, gurbette sıladaymış gibi olanların yolları. Erlerin, erenlerin, pirlerin yolları. Mesnevi’nin, Manevi’nin, ilahilerin, na’tların, Mektubat’ların, Risale’lerin yolları. Kıldan ince, kılıçtan keskin bu yollar. Bu dünyada Sırat’tan haber veren, haber olan bu yollar. Şeytanı taşlama yolları, bu yollar. Çöllerden geçirip Kabe’ye ulaştıran bu yollar. Kıyametten alamet bu yollar. Mahşere pencere bu yollar. * * * Yollar, Ah bu yollar Üveys-i Karani’nin, Cüneyd-i Bağdadi’nin, Beyazid-i Bestami’nin, Hallac-ı Mansur’un, Abdülkadir Geylani’nin, Ahmet Rufai’nin, Muyiddin-i Arabi’nin, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin, Bahaeddin Nakşibend’in, İmam-ı Rabbani’nin, Halid-i Bağdadi’nin, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Hacı Bayram-ı Veli’nin, Akşemseddin’in, Aziz Mahmud Hüdayi’nin, bütün bu hazretlerin ve onlara bağlıların ve daha nice uluların yolları. Bu yollar ki, gidip gidip Ana Yol’la birleşirler. Ana Yol’da toplaşırlar ve Tek Yol olurlar. O yol ki, imamların, sahabelerin, peygamberlerin ve Büyük Peygamber’in yoludur. O yol ki Kur’an Yoludur, Hakikat Yolu’dur. Hakikat uygarlığı olan İslam’ın yoludur. O yol ki, Allah Yoludur. Her insanın mizaç damarından geçen bu yollar! Kanı süte çeviren, sütü bala döndüren, balı kevsere dönüştüren bu yollar. Ah, bu yollar! Aklın, mecnunluğun, meczupluğun ötesinde bu yollar. Seher sarhoşluğu yolları. Miraç gülleriyle donatılmış, ruhuna Sidretül Münteha kokuları sinmiş bu yollar. Vecd yolları. Aşk yolları. Gözün kaymadığı bu yollar, gönlün bulanmadığı bu yollar. Şiirin sözü, semanın raksı, orucun açlığı aştığı yollar. Sohbetin çileyle pekiştiği, ruh direncinin riyazetle sağlamlaştığı, kalbin ruhla desteklendiği, ruhun sırla aydınlandığı, gecenin gündüze döndüğü, gündüzün güneşleştiği bu yollar. Ah, yollar, bu yollar! Yalnızlıkta topluluk içindeymiş gibi, toplulukta yalnızmış gibi, sılada garip, gurbette sıladaymış gibi olanların yolları. Erlerin, erenlerin, pirlerin yolları. Mesnevi’nin, Manevi’nin, ilahilerin, na’tların, Mektubat’ların, Risale’lerin yolları. Kıldan ince, kılıçtan keskin bu yollar. Bu dünyada Sırat’tan haber veren, haber olan bu yollar. Şeytanı taşlama yolları, bu yollar. Çöllerden geçirip Kabe’ye ulaştıran bu yollar. Kıyametten alamet bu yollar. Mahşere pencere bu yollar. Ah, yollar, bu yollar! Ruhun arınma yolları. Uyarış ve uyarılış, muştulanma ve muştulama yolları. Tanık olunma ve tanık olma yolları. Cihadın bin bir türlüsünün yolları. Şeytana matem, nefse imtihan, gönle bayram olan bu yollar. Gerçek kişiliğe ermek için benlik pürüzlerinin ortadan kaldırıldığı bu yollar. İnsan için cehennemi şerha şerha yarıp cennete yol açan bu yollar. İnkar Kızıldenizini ikiye bölüp inanç Tur-ı Sina’sına erdirecek Musa’nın Asası yollar. Ölüyü dirilten İsa nefesi yolları. Allah’ı gören Ulu Peygamber’in izi olan bu yollar. Kandil kandil ışıklanan bu yollar. Türbe türbe aydınlanan bu yollar. Gökte uçan kuşların saf saf geçişi gibi zikir halkaları olan bu yollar. Tanrı yolunda fikir halkaları olan bu yollar. Dostluk ve barış, hakkı teslim yolları. Tanrı’dan razı olma ve Tanrı razılığı yolları. Nefsi ruha, ruhu hakikata adama ve kurban verme yolları. Eleştiriden özeleştiriye, bunalımdan sükunete çıkma yolları. Ah, yollar, bu yollar! Ne kadar uzakta görünürler, ama ne kadar yakındırlar. İnsana şahdamarı kadar yakın bu yollar. Haraplıktan sonra mamurluk, yıkılmaktan sonra yapılma, hastalıktan sonra şifaya erme, tutsaklıktan sonra kurtulma, öldükten sonra dirilme yolları. Mutlak İrade önünde küçük iradelerin baş kesip erdiği büyük irade yolları. Ahlakın en güzeli için örnek alma ve örnek olma yolları. Bütün yaratıklara şefkat, merhamet ve sevgi ile bakan sultanların yolları. Uhrevi alemin Süleyman mührünü taşıyan bu yollar. O mührü Mekke ve Medine’den alıp Kudüs’e, Şam’a, Bağdat’a, Konya’ya, Diyarbekir’e, Bursa’ya, İstanbul’a varmaya giden bu yollar. Ahiret damgalı, kıyamet aşılı şehirler doğuran bu yollar. Kıyılarında cennet üzümlerinin ve narlarının, Ahiret hurmalarının ağaç ağaç, dal dal sallandığı, muştu çiçeklerinin yaprak yaprak parladığı bu yollar. Ne kadar taşlık ve sert görünürler, ama ne kadar yumuşaktırlar. Ab-ı Hayat, Tuba ve Hızır yolları. Her umut kesilen yerde kaybolmuşken yeniden beliren yollar. Ayağa kalkış yolları, diriliş yolları, bu yollar. Ah, yollar, bu yollar! SEZAİ KARAKOÇ'UN 'MAKAMDA' ADLI KİTABINDAN ALINMIŞTIR.
__________________
"Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..." |
|
|
Facebook'ta Paylaş
|
|
|
#2 |
|
Berre
Giriş: Thu May 2006
İletiler: 430
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
YAĞMUR DUASI
Ben geldim geleli açmadı gökler Ya ben bulutları anlamıyorum Ya bulutlar benden birşey bekler Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum Ben geldim geleli açmadı gökler Bir yağmur bilirim bir de kaldırım Biri damla damla alnıma düşer Diğerinde durup göğe bakarım Ne şehir ne deniz kokan gemiler Bir yağmur bilirim bir de kaldırım Nedense aldanmış bir gece annem Bir kadın gömleği giydirmiş bana İşte vuramadı gökler bana gem Dinmedi içimde kopan fırtına Nedense aldanmış ilk gece annem Biri çıkmış gibi boş bir mezardan Ortalıkta ölüm sessizliği var Bana ne geldiyse geldi yukardan Bana ne yaptıysa yaptı bulutlar Biri çıkmış gibi boş bir mezardan İyi ki bilmiyor kalabalıklar Yağmura bakmayı cam arkasından İnsandan insana şükür ki fark var Birine cennetse birine zindan İyi ki bilmiyor kalabalıklar Yağmur duasına çıksaydık dostlar Bulutlar yarılır gökler açardı Şimdi ne ihtimal ne de imkan var Göğe hükmetmekten kolay ne vardı Yağmur duasına çıksaydık dostlar Ben geldim geleli açmadı gökler Ya ben bulutları anlamıyorum Ya bulutlar benden birşey bekler Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum Ben geldim geleli açmadı gökler Sezai Karakoç |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Pasif Üye
Giriş: Mon May 2006
Yaş: 28
İletiler: 28
![]() ![]() |
Donuk Aşk
Yine akşam oldu, Yalnızlık omuzlarıma çivisini çaktı yine, Uzaklık aynı gerçi, Heryerdeyken olan uzaklığın pek değişmedi, Yine akşam oldu orda olduğu gibi, Görebiliyorum seni burdan da, Aynısıydı ordayken de, Uzaklıktan korkmuyorum belki de, Orada da aynıydı uzaklık gerçi Donuklaşmış oldu artık bu, Bir o kadar da hüzünlü romanlar gibi, Galiba ben baştan kaybetmişim, Belki de ben baştan kazanmışım, insanlık kaybetmiş... Sezai Karakoç |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Berre
Giriş: Thu May 2006
İletiler: 430
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Küçük Na't ...
Göz seni görmeli, agiz seni söylemeli
Hafiza seni anmak ödevinde mi Bütün deniz kiyilarinda seni beklemeli Sen eskimolarin isinmasi sevgililer mahseri Aklim yeni bir akildir çiçeklerden Mantigim mantigin üstünde yeni Içimde Nuh'un en yeni tufani Dünyaya ayak basiyorum yeniden Göz seni görmeli agiz seni söylemeli Bütün deniz kiyilarinda seni beklemeli Yüzlerce yil geçiyor belki bir bulut geçiyor Ben yeni dogmus bir çocuk gibi Herkesin konustugu dilden mahrum Ama yepyeni bir dil konusmanin sevinci Bütün deniz kiyilarinda seni anmali Sen buzullarin erimesi eskimolarin isinmasi |
|
|
|
![]() |
| Yer İmleri |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|