+ Konuyu Yanıtla
2 / 2 İlkİlk 12
35 sonuçtan 21 --- 35 arası gösteriliyor

Konu: Dini Nikah ve İmam Nikahı

  1. #21
    Kayıtsız
    Misafir

    İlim ile Gönül Farklıdır

    Bismih.
    Malesef son 85 yıldır ak ile kara birbirine karıştı. Nikah'ın dinisi dinsizi yoktur. İslama göre sadece nikahın şartları vardır. Bunlarda teklif, kabul ve şahittir. Mehir ise nikahın şartı değil sonucudur. Ötesi adet, örf vs.'der. Ne demek bu. Bir Müslüman erkek, her hangi bir kadına iki şahit huzurunda evlilik teklifi yapar, kadın da bunu kabul edip ifade ederse, nikah yerine gelmiş olur.
    Ancak bu sistem incelendiğinde Resullullah as zamanında kayıt için yeterli bir şarttı. Sözlü edebiyatın yaygın olduğu Mekke-Medine toplumlarında şu şunu söyledi diyerek topluma yaymak onun bilinmesi için yeterliydi. Resulullah as.'ın hadislerini düşünün lütfen. Dolayısıyla doğan çocuğun kime ait olduğu kendiliğinden bilinir hale geldi.
    Ancak devletin büyümesi bu şartları zorladı ve ilave kayıt düzenlemeleri mecburi hale geldi. Mesela Osmanlı'da köylere kadar bize bilgi veren nikah kayıt defterleri tutulmuştur. Bu kayıtlar, nikah esnasında yetkili (genellikle köylerde imam, büyük yerlerde kadı) tarafından tutulmuştur.
    Laik rejimle birlikte bu yetki kadı (hakim) ve imamdan alınarak sadece memurların yetkisine tahsis edilmiştir.
    Ancak bu durum halkta nikah dinen geçersiz mi, sorusunun sorulmasına sebep olmuş, içi tatmin olmayan halkın ayrıca imamın huzurunda eski sistemde dua ile nikah yapması şeklini doğurmuştur.
    Şimdi soru şu, bir Müslüman dini nikah yapmadan evlenmişsi yani belediye nikahı ile yetinmişse, bu nikah geçerli olur mu? Cevap: Eğer damat Müslüman ise, kadın da ehli kitap ve bekar/dul ise ve aralarında ırsiyet ve süt bağı yok ise evet.
    Problemin çözümü, devletin nikahın sonunda "amin" diyecek kadar bir duaya müsade etmesiyle halkın manen rahatlamasıyla çözülecek kadar basittir. Ama bunu duygularımızla karıştırıp, Saim Bey'i de töhmet altında bırakarak irdelemek yakışmaz. Bu bir ilim konusudur, mahalle kahvesi konusu değil. Allah rızası için okuyalım. Esselamu aleykum.

  2. #22
    elifpsiko
    Misafir
    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Bismih.
    Malesef son 85 yıldır ak ile kara birbirine karıştı. Nikah'ın dinisi dinsizi yoktur. İslama göre sadece nikahın şartları vardır. Bunlarda teklif, kabul ve şahittir. Mehir ise nikahın şartı değil sonucudur. Ötesi adet, örf vs.'der. Ne demek bu. Bir Müslüman erkek, her hangi bir kadına iki şahit huzurunda evlilik teklifi yapar, kadın da bunu kabul edip ifade ederse, nikah yerine gelmiş olur.
    Ancak bu sistem incelendiğinde Resullullah as zamanında kayıt için yeterli bir şarttı. Sözlü edebiyatın yaygın olduğu Mekke-Medine toplumlarında şu şunu söyledi diyerek topluma yaymak onun bilinmesi için yeterliydi. Resulullah as.'ın hadislerini düşünün lütfen. Dolayısıyla doğan çocuğun kime ait olduğu kendiliğinden bilinir hale geldi.
    Ancak devletin büyümesi bu şartları zorladı ve ilave kayıt düzenlemeleri mecburi hale geldi. Mesela Osmanlı'da köylere kadar bize bilgi veren nikah kayıt defterleri tutulmuştur. Bu kayıtlar, nikah esnasında yetkili (genellikle köylerde imam, büyük yerlerde kadı) tarafından tutulmuştur.
    Laik rejimle birlikte bu yetki kadı (hakim) ve imamdan alınarak sadece memurların yetkisine tahsis edilmiştir.
    Ancak bu durum halkta nikah dinen geçersiz mi, sorusunun sorulmasına sebep olmuş, içi tatmin olmayan halkın ayrıca imamın huzurunda eski sistemde dua ile nikah yapması şeklini doğurmuştur.
    Şimdi soru şu, bir Müslüman dini nikah yapmadan evlenmişsi yani belediye nikahı ile yetinmişse, bu nikah geçerli olur mu? Cevap: Eğer damat Müslüman ise, kadın da ehli kitap ve bekar/dul ise ve aralarında ırsiyet ve süt bağı yok ise evet.
    Problemin çözümü, devletin nikahın sonunda "amin" diyecek kadar bir duaya müsade etmesiyle halkın manen rahatlamasıyla çözülecek kadar basittir. Ama bunu duygularımızla karıştırıp, Saim Bey'i de töhmet altında bırakarak irdelemek yakışmaz. Bu bir ilim konusudur, mahalle kahvesi konusu değil. Allah rızası için okuyalım. Esselamu aleykum.
    bu başlık altında okuduğum en mantıklı cevaptı.

  3. #23
    Kayıtsız
    Misafir

    bırakın tartışmayı da islam devleti için çabalayın..

    Yok dini nikah yok resmi nikah yok kabul yok bilmem ne...Allah için O'nun huzurunda ve şahitler eşliğinde yapılan nikahı Hanefi mezhebi olur kılmıştır..ve kaldı ki kişi yaptığı amelle hesaba çekilir..Hak için Dini için evlenip ve bu değerler için mücadele ediyorsa kimse ona senin resmi nikahın niye yok diye sormaz...Allah'tan gayrı resmiyet yoktur ve O herşeyi kayıt altına alandır.Anadolu coğrafyasında bir çok evlilik bunun üzerine olmuştur(dini nikah) ama sizler şimdi diyorsunuz ki onlar zanidir resmi nikahları olmadıkça..yok yok biz bu tuzakları anlayıp idrak edesiye helak oluruz vesselam..Bilal Kardeşim haklısın haklısın haklısın....

  4. #24
    Belirsiz
    Misafir

    evlilik

    İslami kurallara uygun olan evliliğin sanmıyorum ki normal nikah ile yapılan evlilikten farkı olsun. Tarafları zorla olmadan ve şartları kabul ettikten sonra bir mahzuru olmaması gerekir.
    Hem resmi hem de bir imam nikahı kıyılmasının bir problem olacagını düşünen de yoktur muhakkak.Osmanlı döneminde bile Kadı yapıyordu evliliği ve kayıt altında tutuluyordu.Yani kayıt altında olduktan sonra imam da nikah kıyabilir. Fakat imamın işi kayıt etmek olmadıgı içi ülkemizde bu işi evlendirme daireleri yapıyor. İmamın nikah kıyması bir çeşit gelenektir. Ama iki nikahın da kıyılmasında bir sakınca olmadığını sanıyorum Daha bilgili ilim ve fıkıh sahibi kimselere sormakta yarar var.

  5. #25
    anadoluda (buralarda)nişanlanan çiftlere illa dini nikah ki imam nikahıdır buralarda adı mutlaka kıydırılır.bu da şunun için yapılır mahremiyet kalksın diye:bu mahremiyetlerde konuşmak falan filan için ama düğün gününe resmi nikaha daha seneler aylar vardır..düğün gününe kadar kendini tutamayanlar...dedikodular..bu durumda ayrı konu sanırım..!!!!

  6. #26
    Kayıtsız
    Misafir

    nikah

    Nikah akti ince bir meseledir. Nikah kıymak çok kolaydır ama bunun sadece kolaylığına güvenip düşüncesiz davranmak ileride büyük problemlere yol açar. Bir kadın bir erkek iki şahitle yani toplam 4 kişiyle bile nikah kıyılır ama sonuçlarını incelersek zararlarını görürüz. Gizli nikah mekruh görülmüşdür bu yüzden zaten. Hatta batıldır diyen alimler bile vardır. Dini nikah tabiri çok kullanılıyor. Halk arasında dini nikah imam nikahı gibi tabirler alışkanlık olmuş zaten. İslama göre sahihse zaten dini nikah desekde demesekde problem yok.

  7. #27
    Alıntı Kübra YILMAZ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Anne Baba Rizasi Olmadan Dİnİ Nİkah Kabul Olmaz....okul Ortaminda Maalesef:( Bazi ArkadaŞlarim Gİzlİ De Olsa Dİnİ Nİkahin Kabul OlacaĞini Savunurlardi
    Allah Hepİmİzİ Islah Eylesİn...
    Aynı Sıkıntı Benim Okulumda da Var.
    ;).
    ..Allah katında zafer; akidesini muhafaza edip cihada devam edenlerindir..

  8. #28
    Kayıtsız
    Misafir

    Gizli nikah

    Arkadaşlar gizli nikah mekruh olmakla birlikte sahih oluyor. Hanefi mezhebinde velisiz nikah caiz diye. Bu sadece hanefi fıkhındaki hükmü ama. Yoksa toplumsal yaralara neden olacağı için son derece zararlı bir eylemdir.

  9. #29
    bence imam nikahın asıl rahatsız edici yönü bu nikahı kıyanların amaçlarından kaynaklanıyor.çünkü amaç dini nikahın eksik kalması değil nişanlılık döneminde rahatça gezmek gibi acayip atraksiyonlara girmek isteyenlerin sanki bir dini kılıf uydurn-ması gibi. eğer çok dini nikahı istiyorsak ozaman resmi nikahtan hemen sonra kıyılmalı. tabi amaç farklı. ancak resmi nikaha karşı olan sanırım ahmet davutoğlu hoca gibi biriside var tabi kıyılış şekli açısından karşı çıkıyor. zaten imam nikahındaasıl zararı bayanlar görmektedir. asıl karşı çıkması gerekende onlardır sanırım . inş birgün müftülüklere nikah kıyma hakkı verilirde bu problem tamamen sona erer inş. selametle

  10. #30
    Alıntı Günnur MERTKAYA tafarından gönderildi Mesajı Göster
    anadoluda (buralarda)nişanlanan çiftlere illa dini nikah ki imam nikahıdır buralarda adı mutlaka kıydırılır.bu da şunun için yapılır mahremiyet kalksın diye:bu mahremiyetlerde konuşmak falan filan için ama düğün gününe resmi nikaha daha seneler aylar vardır..düğün gününe kadar kendini tutamayanlar...dedikodular..bu durumda ayrı konu sanırım..!!!!
    Ben bunu anlayamıyorum işte,

    Sınırlarını bildikten sonra nişanlılık döneminde iki insanın el ele tutuşmasında bir sakınca görmüyorum ben.

    Heralde birbirlerine kardeş gözüyle bakmayacaklar, illa bir yakınlaşma olacaktır, bu da bu işin doğasında vardr, sınırlarını belirlemek sana kalmış.

    Dini nikah işin sahtekarlık kısmı gibi geliyor bana,

  11. #31
    Alıntı Nil AHMEDİ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Ben bunu anlayamıyorum işte,

    Sınırlarını bildikten sonra nişanlılık döneminde iki insanın el ele tutuşmasında bir sakınca görmüyorum ben.

    Heralde birbirlerine kardeş gözüyle bakmayacaklar, illa bir yakınlaşma olacaktır, bu da bu işin doğasında vardr, sınırlarını belirlemek sana kalmış.

    Dini nikah işin sahtekarlık kısmı gibi geliyor bana,



    *''Sınırlarını bildikten sonra nişanlılık döneminde iki insanın el ele tutuşmasında bir sakınca görmüyorum ben.''*

    Sanırım bunun sınırlarını siz ya da ben belirleyemeyiz. Allah'ın kitabında bunun sınırları bellidir.

    *''Heralde birbirlerine kardeş gözüyle bakmayacaklar, illa bir yakınlaşma olacaktır, bu da bu işin doğasında vardr, sınırlarını belirlemek sana kalmış.''*

    Burda haklısınız doğal olarak bir etkileşim olacaktır ama zaten asıl olan içimizden gelene değil de inandığımız değerlere uygun olarak hareket etmek değil midir?

    *''Dini nikah işin sahtekarlık kısmı gibi geliyor bana.''*

    Bu son cümleye tamamıyla katılıyorum. Dini nikah günümüzde istismar ediliyor, iki cinsin arasındaki yakınlaşmaya dini engel kalmasın diye uydurulmuş bir nevi kendini ve Yaratan'ı kandırmaya çalışma olayı.

    Yasalarımızda hiçbir yaptırım gücü olmayan dini nikah bozulduğunda taraflar mağdur oluyor, en çok da kız tarafı tabiki.
    Taşlardan putları ya Rab senin yerine koymuşlar.

  12. #32
    Kadın-erkek ilişkilerinde dünya her zaman bir yaşam stili veya kültür oluştıumuştur ve daima bunun sonu kadının sömürülmesine gitmiştir, hem fikiriz burada....

    İslamda kadını korumuştur, amenna...

    Fakat şunu göz ardı etmemek gerekir diye düşünüyorum: Her şey vaktinde yaşanmalıdır. İki nişanlı özel bir paylaşım içine giremeyecekse bence nişan denen bu komedi hiç yaşanmamalı, haftasına evlensin insanlar.

    ....

    Konu beni aşıyor, sıkıldım yazamıcam maalesef,

    Ama,

    Eşimle muhteşem bir arkadaşlık dönemimiz oldu, 3 yıllık birlikteliğimiizn ardından 1 ay kadar nişanlı kaldık, sadece evimizi ve yaşamımızı hal yoluna sokmak için. El ele de tutuştuk, tatilimize de gittik. Yani yaşanması gerektiği gibi yaşadık, onun tanımadığım pek çok özelliğini öğrenmş oldum bu dönemde, hala bir öğrenme sürecindeyiz.

    Fakat yaşanması gereken şeyler vakti zamanında yaşanmıştır, asla çizdiğim sınırlar aşılmamıştır, eşimi bu konuda her zaman taktir etmişimdir.

    Bir kızın elini tuttunuz diye namus elden gitmez arkadaşlar, dini nikahla yapılan işlere bakın siz... Bu tür duyguları şimdi yaşamayacaksanız da ne zaman yaşayacaksınız... Sevdiklerinize sımsıkı sarılın, bir gün bitse de...

  13. #33
    Muhtazaf M. Salih AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Dec 2007
    Konum
    Almanya
    İletiler
    619
    Blogdaki Konular
    1
    Yaradılış itibarıyla medeni bir varlık olan insan iç içe halkalar biçiminde toplumsal örgütler içrisinde yaşarBu toplumsal örgütlerin en alt birimi ailedir Öteden beri toplumun çekirdeği olarak tanımlanan ailenin sosyolaojik önemi tartışma götürmeyecek niteliktedir Bütün fonksiyonlarıyla ailenin yerini tutabilecek başka bir kurum düşünülemez Bu açıdan ailenin gerek kuruluşu ve gerekse devamıyla ilgili çok eskiden beri hukuki düzenlemeler getirilmiştir Islam dini de aileye karşı kayıtsız kalmamış, bu alanda önemli düzenlemeler getirmiştir Islam’ın ana kaynağı Kur’an’da aileye ilişkin yüz civarında ayet tesbit etmemiz mümkündür Sünnette ise aile başlıbaşına bir bölüm konusu edilmiştir Fıkıh kaynaklarımızda da genelde ibadet bölümlerinden hemen sonra “munakâhat” başlığı altında aile hukuku konu edilir(1) Bu bağlamda aile düzenine geçiş akdi olan “nikah akdinin”, kuruluş biçim ve şartlarına ilişkin hukuki düzenlemeler Islam hukukunda önemli bir yer tutar Bu makalemizde nikah akdi ile ilgili devlet denilen müessesenin kontrolü ve bu kontrolün Islam hukuku açısından önemi üzerinde durmaya çalışacağız
    Islam hukukuna göre nikah, aralarında evlenme engeli bulunmayan kadınla erkeğin belli şartları yerine getirerek hayatlarını birleştirmeleridir(2) Kur’an’da evlenmeyi teşvik eden(3), evlilik birliğinin amacına işaret eden(4), tarafların hak ve görevlerini belirleyen(5), evlenmesi yasak olan yakınları belirleyen(6) ayetler olmasına rağmen, evlenmenin kuruluş biçimini tarif eden ayete rastlamıyoruz Bu boşluk, başta Hz Peygamber olmak üzere, kamu düzenini korumakla yükümlü olan otoriteye yani devlete bırakılmıştır Peygamberimiz bu alanda belli düzenlemelergetirerek, evlilik akdinin şahitler huzurunda yapılmasını ve ilan edilmesini, bazı durumlarda velinin izninin bulunmasını şart koşmuştur Hukuki anlamda bu şartlar tahlil edildiğinde, Peygamberimizin bu şartlarla evlilik akdinin amaçlarını gerçekleştirmeyi ve tarafların haklarını yetkili otoritenin garantisi altına almayı amaçladığını görürüz Diğer taraftan evlenme akdini yapan şahısların genel ahlaka aykırı bir tutum içerisinde olmadıkları da ilan ve şahit müessesesiyle tescil edilmiş olur
    Müslüman toplumların tarihlerine baktığımızda herkesin birbirini tanıyabildiği küçük ve fazla komplex bir yapıya sahip olmayan topluluklarda, amaç şahit ve ilanla gerçekleştiği için nikah akitlerinde ilave bir resmi şekil şartına gerek duyulmadığını görürüz Fakat zaman içerisinde nüfusun artması, yerleşim birimlerinin büyümesiyle artık sadece iki şahitle evlilik akdinin tesbiti ve tarafların haklarının korunması zorlaştığından, evlilik akdinin tesciline gerek duyulmuş, nikah akitlerinin devletin resmi memuru (imam, kadı) önünde yapılması şart koşulmuştur Osmanlı devletinde de bu uygulamaya gidilmiştir “Imam nikahı” terimi de Osmanlı’daki uygulamadan doğmuştur Osmanlı devletinde belli bir dönemden sonra nikahların tescil işinin kadı kontrolündeki imamlara bırakılması bu deyimin doğmasına sebep olmuştur Imamlar bulundukları çevrede yapılan nikah akitlerini kaydeder, daha sonra bu bilgileri bağlı bulundukları kadılara teslim ederler(7) Görüldüğü gibi günümüzde imamların böyle bir fonksiyon icra etmesi söz konusu değildir
    Nikah akdinin ilan edilmesinin gerekliliği konusunda islam alimleri arasında görüş ayrılığı yoktur Aynı şekilde gizli nikahın geçersiz olduğu konusunda da fahihler hemfikirdir Ancak nikahın ilanının keyfiyyeti konusunda müctehidler arasında fikir ayrılığı vardır Ebu Hanife ve Imam Şafii, iki adil şahidin hazır bulunduğu nikah akdinin gizli olmaktan çıkacağını ve ilan edilmiş sayılacağını beyan etmişlerdir (8) Iki adil insanın şahitliği, Ebu Hanife ve Imam Şafiinin yaşadığı dönemlerde akdin tesbiti ve tarafların haklarının korunması için yeterliydi Tarafların boşanmaları veya aralarında herhangi bir ihtilafın çıkması durumunda, kamu otoritesini temsil eden merci bu şahitlerin beyanına itibar ediyordu Hz Ömer döneminde cereyan eden şu olay bunu göstermektedir Hz Ömer zamanında bir kadının komşusu, yabancı bir şahsın sürekli kadının evine gidip geldiğini görünce adamın zina ettiğini düşünerek Ömer’e şikayette bulunur Hz Ömer bu şahsı çağırıp durumu sorar Şahıs, kadınla az bir mehir karşılığında evlendiğini ve bu evliliği gizlediğini söyleyince, Hz Ömer şahidin kimler olduğunu sorar Adam şahitlerini gösterince Hz Ömer şahısa herhangi bir ceza uygulamaz, ancak bu nikahın ilan edilmesini emreder(9) Bu olay o dönemde yetkili merciin iki şahidin beyanına itibar ettiğini ve şahitlik müessesesinin gerekli fonksiyonu icra ettiğini göstermektedir. Günümüz açısından olaya bakacak olursak, günümüzde evlenme konusunda bir ihtilafın ortaya çıkması halinde, resmi tescil olmadan, şahitlerin şahitliğine itibar edecek yetkili bir merci bulunmamaktadır Dolayısıyla şahitlik müessesesi, tarafların haklarının korunması açısından kendisiyle amaçlanan hedefi gerçekleştirememektedir Bu durumda sosyal şartların değişmesi sonucu tescil konusunun nikah akdinde tarafların haklarının korunması açısından vazgeçilmez bir öneme sahip olduğunu söylememiz mümkündür Bazen üniversitelerde, bazen iş yerlerinde rastlanan, birbiriyle evlenmeyi düşünen gençler arasındaki birlikte gezip tozmayı meşrulaştırmaya yönelik imam nikahı uygulamalarını nikah akdinin mana ve maksatıyla bağdaştırmak mümkün değildir Çünkü, belli bir süre bu nikaha istinaden birlikte olan gençler arasında bir ihtilaf çıktığında, aralarında bir nikah ilişkisinin bulunduğunu kabul edecek hiçbir resmi merci bulunmamaktadır Bu durumda, bilhassa bayanlar madur olmakta, taraflar arasında husumet ve kavgalar başlamakta ve sosyal barış bozulmaktadır Hatta aynı şeyi nişanlılık dönemlerinde imam nikahı yapanlar için de söylemek mümkündür Nişanlanmada evlilik akdi henüz yoktur Dolayısıyla nişan sadece evlilik vaadinden ibarettir(10) Bu dönemde serbest gezmeyi ve birlikte bulunmayı meşru hale getirmek ve günahtan kurtulmak amacıyla yapılan imam nikahları, nişanın fiilen evlilikle sonuçlanmaması halinde hem dini hem de hakuki açılardan önemli sakıncalar doğurmaktadır Netice olarak, çiftlerin madur olmalarını ve sosyal barışın bozulmasını önlemek açısından, kamu otoritesini temsil eden merci tarafından resmen tescil edilmeyen nikah akitlerinin, dini açıdan geçerli sayılmasının şeriatın maksadıyla bağdaşmadığını düşünüyoruz.

    (1) Ibn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid, II,I
    (2) Hayrettin Karaman, MukayeseliIslam Hukuku,I,233
    (3) Nur Suresi, 32-33
    (4) Rum Suresi, 21
    (5) Nisa, 4-19-20-34-129
    (6) Nisa, 2-3-21-22-23-24; Maide, 5;Nur,3
    (7) Mehmet Akif Aydın, Osmanlı Aile Hukuku, s39
    (8)Ibn Rüşd, Bidayetü’l-Müctehid, II,14
    (9)Ibnu’l-Arabi, Aridatü’l-Ahfezi, IV, 309
    (10) Muhammed Ebu Zehra, el-Ahvalü’ş-Şahsiyye, s34

    Selam ve dua ile.
    Birliğin kederi, ayrılığın safasından daha hayırlıdır. (Yahya bin Muaz)
    www.aydin-aydin.com

  14. #34
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,606
    Blogdaki Konular
    5
    Alıntı Mehmet DAĞDELEN tafarından gönderildi Mesajı Göster

    Kur'an-ı Kerim in en uzun ayeti noterlik ayeti iken.
    hangi ayet şeyhim ?
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  15. #35
    ikimilyon Admin Mehmet DAĞDELEN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    Sakarya
    Yaş
    42
    İletiler
    3,120
    Blogdaki Konular
    18
    BAKARA 282
    Ey o bütün iman edenler! Muayyen bir va'de ile borclaştığınız vakıt onu yazın, hem aranızda doğrulukla tanınmış bir yazı bilen yazsın, bir yazı bilen de kendisine Allahın öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın; bir de hak kendi üzerinde olan adama söyleyib yazdırsın ve her biri Rabbı Allahızülcelâlden korkun da haktan bir şey eksiltmesin; Şayed borclu bir sefih veya küçük veya kendisi söyleyip yazdıramıyacak ise velisi dosdoğru söyleyip yazdırsın, erkelerinizden iki hazırı şahid de yapın, şayed ikisi de erkek olamıyorsa o zaman doğruluğuna emin olduğunuz şahidlerden bir erkekle iki kadın ki biri unutunca diğeri hatırlatsın, şahidler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar, siz yazanlar da az olmuş çok olmuş onu va'desine kadar yazmaktan usanmayın, bu, Allah yanında adalete daha muvafık olduğu gibi hem şahadet için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir, meğer ki aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda size bir beis yoktur, alım satım yaptığınız vakit de şahid tutun, bir de ne yazan ne şehadet eden zararlandırılmasın, eğer ederseniz o mutlak kendinize dokunacak bir fısk olur, hem Allahtan korkun Allah size ilim öğretiyor, ve Allah her şeyi bilir

    Milli Görüş; hakkı üstün tutmaktır!

+ Konuyu Yanıtla
2 / 2 İlkİlk 12

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •