+ Konuyu Yanıtla
3 / 3 İlkİlk 123
56 sonuçtan 41 --- 56 arası gösteriliyor

Konu: Kübra YILMAZ 'ın Yazıları

  1. #41
    Kübra Yılmaz'a ithafen,

    Diz boyu hüzün işgaline uğrasada sersefil yüreğim,beni aylarca karnında taşıyan acılar dolu bir kadının gözlerime emanet bıraktığı birkaç damla gözyaşının verdiği cesaretle gidiyorum.Umuda söylenecek sözlerim vardı aslında ama umutlar bir seher vaktinde hunharca kurşunlandı.Tıpkı gözbebeklerimde biriken kan pıhtılarının meydanlara sıçramasıyla yüreğimin şahdamarının kesildiği gibi...

    Bir yanı sitemkâr diğer yanı vefakâr bir yürekle gidiyorum bu şehirden. Yüreğim.Çaresiz ve mecalsiz yüreğim.Onu dünyalara sığdırmaktansa dünyaları ona sığdırmak isterdim.Lakin yüreğimin iskelesinde yaktığım gemileri kanlı sulardan geçirdiğimde gerçeği öğrendim.Bu dünya bir liman değildi.Sadece bir buzul kütlesiydi.Onu sağlam zannedipte hayatta kalmak için üzerine basanların iyice derinlere düşüp boğulduğu bir buzul kütlesi.İşte dünya buydu fakat geç anladım.Şimdi geriye dönüşü olmayan yorgun bir kırlangıç gibiyim.Bir kanadımı çırpsam hüzün.Diğer kanadımı çırpsam acı...

    Kanatsız uçmayı öğrendiğim o ilk günden beri ağlıyorum.Yüreğimden akan kan rengine bürünmüş kızıl gözyaşlarıyla ağlıyorum.Tebessüme aç bir toplumun sahtekâr insanlarına ödediğim bedel olsun akan tüm yaşlarım.Gözlerimin kapanacağı ve gözyaşlarımın toprağa akacağı o mübarek günde kimse ağlamasın etrafımda.Yine gülsünler.Tüm küfürlere inat!Tüm kahpeliklere inat!Tüm zulümlere inat!Gülsünler.Gülsünlerki ben tekrar ağlıyim mezarımda.Ağlıyımki toprağımda daha gür filizlensin ölüme açmak için yüreğime en temiz tohumlarla ektiğim bahar çiçekleri.Ve gökyüzünden akan kanlarla sulanıp yeşersinler.Şehit kanlarının süslediği toprağa bir damar olup dünyadaki"kansızlıklara" inat ilelebet kan pompalasınlar.Ve tüm zulüm yağmurlarına direnip hazanlarda yitirilmiş masum baharlara açsınlar.Bir daha solmamak üzere...
    Kaburgası Kırılmış Bir Adamın İsyanı Kadar Cehennemsiyim

  2. #42
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Niyetli değildim aslında uyumaya günün en hareketli esnasında….
    Ama çöktü omuzlarıma ayakta kaldıramayacağım bir ağırlık
    Dizlerim büküldü dayanak aradım kendime
    Bulamadım tutacak bir el...
    Dayanacak sağlam bir duvar …
    Acısını hissettirmeyeyim kimselere duyurmayayım diye kalakaldım ..
    Nazar değdirdiğini hissettirirmişcesine bakan kem gözleri görmemek
    Yalanı,aldatmaları hayatındaki yaptıkları en güzel şeymiş gibi gösteren dilleri dinlememek....
    Acılar üzüntüler içinde kıvranaduran insanları ellerinin tersiyle iten elleri görmemek...
    Yaptığı iyilikler(!)le böbürlene böbürlene etrafa kabartan sinelerini görmemek

    için uyudum….


    Çaresizliğin girdabına sığınmış aciz insanlar kendini teslim ederler fayda vermeyecek safhalara.....

    Dua dua yalvardım rüyamda..
    Bir kabustan uyanır gibi uyanmak;sevinmek istedim..
    Neyi hayal ettiğini ne olması gerektiğini bilmeyen küçük bir çocuk gibi kararsızdım…
    Ya da yeni doğmuş savunmasız küçük bir kuş…
    Üstelik yuvasında da değil bu ..
    Başkalarının iradesiyle dışarı çıkabilen doğaya hasret
    Annesinden koparılmış başkalarının ellerinde yem verilen bir kuş..
    Oysa ne çok istemişti annesinin ağzına solucan vermesini..
    Oysa ne çok istemişti uçmayı O’ndan öğrenmeyi..

    Bölük börçük mekanlardaydım rüyamda..
    Kasırgalara uçuyodu kuş..
    Kaçmıştı ellerinden yabancı sahiplerinin..
    Hep yabancı gelmişti kendi sahipleri kuşa..
    Gözünü açtığında yanlarında O'nlar vardı ama...
    Kırıldı kanadı..
    Çırpına çırpına düştü yere…
    Bir umut dedi...Uçarsın sen dedi... Ama düştü
    Yabancı sahiplerinin evinin altına..
    Dayanamadılar aldılar ellerine
    “Hürriyetimi anne sevgimi elimden aldınız”diyen kuş şimdi hiç ses çıkarmadan iyileştirmelerini bekliyordu..
    Ama yeri burası değildi..
    Ne kadar sahipleri yanında olsa da o da bir canlıydı işte..
    İsteklerini başkaları yönetsin istemiyodu..


    Savunmasızdım işte…….
    Sosyofobi..

  3. #43
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Hazırlıksız yakalanıyor insan ayrılığa

    Başlık Ali Ulurasba’nın sevgililer gününe denk gelmiş yeni kitabı, “aşk vardı gerisi yalandı”dan düşülmüştür… Eğer, kitabın ismine biraz dikkat ederseniz harflerin puntoları ile oynanarak size şunu söyler kitap: aşk yalandı…


    AŞKın hüznüne kapılıp gitmiş insanlar....


    Kırgınlıkların ve suskunlukların başladığı yerde, aşk oturduğu o tahtında oturamaz olur artık. Kalkar kalkar dolaşır, tekrar yerine oturur ama o eski kurulma halinden, her an gitmeye hazır halde
    gönül kapısında ayak sesleri duymaktadır: AŞK…

    Kapıdakiler ve arkadaşları; yani güvensizlik, kabalık, sevgisizlik, samimiyetsizlik, tahammülsüzlük hepsi beraberdir ve giderek kapıdaki gürültü artmaktadır…
    Aşk da yanından yöresinden bulduğu her yere tutunup gönül köşkünü bunlara kaptırmamanın telaşındadır... Bunlar asla içeri girmemelidir; eğer girerlerse kendisi bir dakika bile duramayacaktır, bu tecrübelerle sabittir… o böyle çok kapılardan çıkmış gitmiştir; kapıdan çıktıktan sonra da elini kolunu paçasını tutup ‘aman n’olur’ diyerek içeri çekenlere ‘dön’ diyenlere asla prim vermemiştir…


    İ.Kaya
    Sosyofobi..

  4. #44
    Eser GEDİK kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Dec 2006
    Konum
    vatanın her karışı
    Yaş
    30
    İletiler
    2,784
    Blogdaki Konular
    5
    tuz yara da ne kadar yabancıysa da..
    şansız sefilliğin var ünlü olduğun yalanlar da
    şimdi sana bir nutuk atardım.! atardım da..
    sızlar,sızlatır,ahlarım..vahlarım..
    son manşet acılarım..
    dehşette kirpik uçlarım..
    kuruduğu okyanusunda..

    Eser GEDİK
    herkes ne söylediğini, nasıl söylediğini bilse. bu işler olmayacaktı sadri abi.

  5. #45
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Aşkı çıkarsan bizden geriye ne kalır ki ?

    Talan olmuş koca bir yalan ve alabildiğine acı ve her günü acılarla yoğrulmuş alabildiğine ayrılık…

    Ayrılık acı, diyor ve ekliyor kitabın bir başka yerine…
    Hazırlıksız yakalanıyor insan ayrılığa…

    Aslında hazırlıksız yakalanmıyor, kubbe çatladıkça hep onarırız zannediliyor… yüreğe talan başlıyor onu da tek o yürek anlıyor ama dillendiremiyor…

    Ve artık kimseye inanmıyorum da gizlidir talan olmuşluk, beni hiç anlamıyor da, bana karşı çok kaba da, bana hiç değer vermiyor da, insanlar içinde beni küçültüyor da…
    Sosyofobi..

  6. #46
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Enkaz yığını var gözümün önünde...

    Saklambaç oynarken evin önünde genelde ambarına saklandığım..


    Altında insan olmadığı halde yanıbaşımda emeklerine ağlayan,toprağının

    kokusunun

    hasretini duymak istemeyen bir an olsun memleketinden kopmak istemeyen

    ninemin ağlamaları enkaz yığının altındaymışcasına

    canımı acıtıyordu...

    Oysa ne çok kızardık farelerin evin içine girmesine ..

    Beton yığınından sıkıldık deyip geldiğimizde yine de hayıflanmadan duramazdık

    ahşapdan ev her zaman daha sağlıksızdır diye..

    Yıkıldı işte...

    Gözümüzün önünde bir dev gibi önümüze dikiliverdi kanunlar...

    Ne fare kaldı ortada

    Ne de saklambaç oynayan yeni nesiller...

    Sinmişti bir köşeye sesleri duymamak için ...

    Geriye kalansa toz toprak..

    Seneler öncesi kimbilir ne kadar susuz kalınmıştı bu evi yapmak için.

    Kimbilir kaç yaşında çocuğuna bakarken yurduna evini kazandırmaya

    çalışıyodu...

    Bir müteahitin dairelerini işçilerine yaptırmasına benzer mi bu....


    Evin yerini ev almıştı belki ama ...

    Ne akan gözyaşları..

    Ne haykırışlar ..

    Ne de harcanan emek unutulmuştu unutulmayacaktı...

    Diken üstünde yaşıyor artık o masum insanlar...

    Her an koparıp alacaklar bizi dalımızdan diye yakınıyorlar..

    Ekilen bahçelerini gezerken ürünlerini koparırken "ya bir daha ekemezsek" diyorlar..
    Sosyofobi..

  7. #47
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Odam hiç bu kadar karanlık ve ürpertici olmamıştı…
    Duvarımdaki gökkuşağı renklerini barındıran tablom bile simsiyah yansıyor gözlerime…
    Düşüncelerimin gözlerimi perdeleyişindenmidir nedir...
    Karanlıktan korktuğumu bile bile neden ışıkları yakmadılar bu gece?
    Lakin aklımdaki soru işaretime ünlemle karşılık verildi gecemin sonunda
    “Ben ışıkları sana yönelttim ama sen kasvete kucak açtığından benim saçtığım ışığı göremedin!!!”

    Ve devam etti beni bana anlatmaya..
    Bu anlatış sandığımdan sorgulu,çetin geçti….
    -Sen ki yolda yürürken dikkatlice atardın adımlarını engebeli yoldaymışcasına..
    Hızlı hızlı atardın adımlarını;amacın gideceğin yere erken varmak değildi belki de zamanını boşa harcamamaktı..
    Şimdiyse düşündüklerini o kadar geç yapıyorsun ki ne attığın adımın hızlılığın önemi kalıyor
    ne de yolun sonuna vardığında yetişmişliğin..
    Yol boyunca ne yaptığını ya ne yapamadığının önemini yitirdin içinde belki de..
    Amacın karanlığa kalmamaktı …
    Korktukların karşına çıkınca nasıl da buçak buçak kaçıyorsun..
    Ama şimdi korktuklarını yok edebilecek hadiseleri göremiyorsun bile…
    Uyan artık …
    …….

    Uykusuzluğuma uyku kazandırabilmek; gözlerimi kapatıp başka alemlere dalmak hiç bu kadar zor olmamıştı..
    Duyulayım diye haykırdım ama ses soluk yok… çırpınıyorum..Yine yok sesime karşılık ses..

    -Yine endişelisin…
    Geceler geçtikçe ve sen bu odaya girdikçe benimle daha çok yüzleşir oldun..
    Bana endişe dolu gözlerinle bakmandan memnun değilim..
    O senin çok korktuğun karanlık,uykuya daldığında da rahat bırakmayacaktır seni…
    Önünde bıraktığın ufak deyip ezip geçtiğin düşler,
    Bile bile gerçeğe dönüştürmediğin…
    Sadece gölge misali etrafında dolandığın …
    Şimdi karabasanla acısını senden çıkarıyorlar.


    Olmuyor… Bir mum yaksam baş ucuma koysam belki dalarım mum eriyene kadar..


    - Mumu yakmak için önce bir ateşe ihtiyacın olacak..
    Bunu hatırlatmak zorundayım....
    Çünkü ateşi yakmadan etrafın ışıldayacağını düşünenlerdensin…
    Böyle değildin sen…
    Rahatlığın kucağına düştüm demez silkinir hep korur kollardın kendini…

    Mumu yakarken kibritin son deminde muma değdirip ateşin çıkmasını isteyenlerdensin..
    Oyun oynamak istersin ateşle nereye kadar yanacak diye..
    Dik tutmasını bilmen gerek..
    Elinin titremesini engellemen gerek..
    Tıpkı düşüncelere olan kararlılığın gibi...
    Ve maalesef elin yanacak..
    Kabuk bağlayacak bir süre sonra ...
    Kimseye muhtaç olmamak için kendi kendini iyileştirmeye çalışacaksın
    Ve hala mumu yakmaya uğraşacaksın..
    Mum yanacak erimeye başlayacak yavaş yavaş…
    Ve sen hala uyuyamayacaksın elinin acısından..

    (Nefsim ve Ben)
    Sosyofobi..

  8. #48
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    .....

    Uykusuz geçirdiğim onca geceye nazaran bir yangınla geceyi,kasveti kol

    kola geçirmek çok daha güçmüş...

    Önce bir kıvıcımdı bu ama bu ne elimin yanmasına benzedi ne de karanlığın

    üzerime üzerime gelmesine...

    Küçük bir kıvılcım öbek öbek alevler oluşturdu çevremde bir anda.

    "İşte" dedim "aydınlandı etrafım karanlık korksun benden" dedim.

    Ta ki aydınlığımın beni yakacağını,yok etmeye hazırladığını anlayana dek...

    Yerimden kalkmama müsaade etmedi alev...Her tarafımı çevreledi

    ama yanıma gelmeye henüz meyilli değildi.. Belli ki kurtulmamı istiyordu ..

    Bir kez olsun yangın yanıma gelmeden söndürülmek istiyordu..

    Bir kez olsun hasret yangınımı kendim söndürmemi istiyordu.

    Teslim edecektim aslında kendimi

    Ömrüme ömür katıyor bu ateşler dedim hayatıma...Bu ateşle buram buram

    terlesem de dayanamasam da

    tüketmiyor.. tüketemiyor içimdeki kıvıcımları...

    "Yanayım" dedim...

    Birdenbire eylül yağmuru odamın camını tıklattı...

    -"Bak İstanbul aylardır susuzluğa mahkum.Ama geldim..Aylar sonra da olsa"...

    Alevi unutmuştum bir anda...Açtım camımı ve bardaktan boşalırcasına yağan

    rahmeti izlemeye başladım...

    Keşke insanlar da hiç bir ayrım gözetmeden senin gibi her tarafa faydalı olsa yağmur...

    Bir tarafa yağıp öbür tarafı kuru bırakmasa....

    Keşke...Keşke her yağmur sonrasındaki toprak kokusunu içimize çektiğimizde

    toprağın kıymetini anlayıp daha düşünceli olabilseydik...


    Her yağmur yağdığında yeşil daha bir canlılık katıyor etrafa...

    Bahçe aylardır sönük gözlerle bakarken şimdi yeşilliğine yeşillik katmış dirilemişti...

    Ne olurdu yağmur gibi tertemiz,faydalı olabilseydik...

    Aleve baktım ve yağmur kadar yararlı olmadığını anımsayarak bir damlasını atıverdim üzerine
    ......
    Ve alev çoktan söndü....
    Sosyofobi..

  9. #49
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Alevin yavaş yavaş kendini kapının dışına doğru küllerini attığını görünce derin bir iç çektim..
    Beni avucunun içine almış Alevin bu kadar kısa sürede küllere dönüştürebileceğimi hiç anımasamamıştım.
    Mahkum ettiğimi düşündüm kendimi Alev'e ..
    Terlemeye.. sonrasında Tüm benliğimi de yakmasına izin vermesine..
    Bazen yanıbaşımıza baktığımız zaman acı veren olgudan uzaklaşmamızı
    bizi yitiren şeyleri ortadan kaldırmamızı sağlayan hadiseler olduğunu görebiliyoruz..
    Yeter ki O’nun acıdan ibaret olduğunu içimize kabul ettirmeyelim..
    Yeter ki korkumuzu bir an için ortadan kaldıralım...
    Ama insanlık hali işte ..
    Bir anlık gaflette bulunup korkularıma yenilmiştim..
    Sonrasında;
    Alev'e “Dön geriye;zig zag çizdiğin yollara…”demesini bildim..
    Beynimin ve kalbimin en ortasında;canımı acıtan en ücra köşesinde kor har har yanıyordu...
    Alev beni yakacak kadar kendine itimatı sonsuzdu..
    Çünkü acizdim ben..
    Suskundum...
    Her canımı acıtışında acıtamıyordum ben de canını...
    Kuvvetli olan,her dakika git gide büyüyen O idi..
    Bilmediği bir şey vardı ama...
    ve ben öğrettim ona bilmediği şeyi yeterince büyüdükten sonra..
    Öğrenmesi güç olacak kadar fazla büyümüştü ama yine de telaffuz ettim
    “Korkularımın,yani senin karşında dimdik duruyorum”…
    Sen ki ilk engelimsin benim yola devam etmemi engelleyen..
    Ben de bilmezdim yeterince canımı acıtmadan önce Sen..
    Susmaktır..
    Zehirini içine akıtıp kendini zehirlemektir derdim..
    Yoluma çıktığından zamandan bu yana karanlıktan korkar ettin beni…
    Oysa ben sonu görünmeyen zifiri karanlık tünellerde bile yürümesini bilirdim
    Sen yokken içimde …
    Koşmadan… ürkmeden..
    Her yürüyüşümde beni güçlü edendi benim sevdiğim Alev..
    İmkansızlık lugatımda yer etmezdi Alev'in yanında..
    Cesaretti benim için..
    Başım dik durmasını bilirdim
    Bilirdim ki zordur seni kazanmak..
    Bilirdim ki paylaşmayı sevmediğimden seni,engebeli yollarda
    düşüp yine en öne geçen ben olacaktım..
    Herkese göre farklı ünvanlar kazanan benim için de isminle anlam kazanandın sen..
    Korkusuzluğu kabul etmezdi..
    Ama acı bir korku saldın içime sen
    Gittiğim yolları haketmeyen...
    Ve artık korkmuyorum senden…
    Şimdi rüzgar küllerini de alıp götürsün ..
    Küllerine dahi tahammülüm yok…
    Sosyofobi..

  10. #50
    teşekkurler kubra hanım güzel yazılarınız için....


    Ve cama vuran yağmur damlacıkları....Her yağmur yağdığında sanki ben de cümlelerimle yağmak istiyorum kendi içimde Yağmur sonraki sessizlikte kendimi dinliyorum.Hayatta herşeyin bizler için yaratıldığını bilmemize rağmen kıymetini bilememiz ne acı bir his!! Hayvanlar,bitkiler,eşyalar,duygular...
    En çok da insanın içinde barındırdığı duygular etkiler hayatını.Vicdanlı biriyse incitemez kimseyi daha az zarar verir insanlara.Bilmese "sevgi" nedir "merhamet" nedir gittiği yolda attığı her adımda birşeyler kaybeder.Aslında hep kazandığını düşünür."Ezdim" der ama bunun ezikliğini geç de olsa farkeder.

  11. #51
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Gece karanlık odam gibi..
    bir şeyler yazmak karalamak istiyorum ama ne olduğunu bilmiyorum
    Olmayan edebiyatımı konuşturmak istemiyorum bu gece..
    Şeytana uymak belki de mübalağa edip bir olayı edebileştirmek..
    Şimdi okudum da nefsimi ve alevi nasıl anlattığımı..
    Nasıl da yazmışım ne kadar da büyütmüşüm gözümde o alevi..
    Ama rahatlatıyor insanı bir şeyler karalamak
    Ya da bizler kendimizi öyle adapte etmişiz..
    Noktası virgülü olmasın bu sefer..
    Gerçi çok da iyi bilmiyorum ama bu sefer sadece üç noktayı kullanayım hayatımdaki belirsizlikler bu yazımda da olsun…
    Ama uyumak için gözlerimi yormalıyım diyorum..
    Sabah saat çaldığında “hele bir akşam olsun hemen yatıp uyucam cumartesinin keyfini geç kalkarak çıkartacağım” diye içimden geçiriyordum şimdiyse çayımı bitirip tazelemek için sabırsızlanıyorum..
    Çayım elimde hafif bayatlamış ama ruhuma oranla taze..
    Kulağımda hafiften ruhumu okşayan bir melodi..
    “yağmur geri verecek buharlaşan sevgimizi”diyor şarkıcı…
    Mevsimler çok şaşırtıcı şu sıralar
    Üstüme üşümeyeyim diye bir şey alsam sıcaktan tekrar elime değiyor montum
    Şemsiyemi yanıma bugün de almayayım desem sırılsıklam işyerinde soluk alıyorum..
    Anlam veremedim hayata anlam veremediğim gibi..
    İnsanları çok irdeler oldum..
    Yolda giderken sadece dikkatimi çeken kıyafetlere gözüm takılırken
    Şimdi etraflıca herkesi inceliyorum..
    Kim nasıl ekmek parası kazanır
    Hangi anne çocuğuna nasıl davranır
    Banka kuyruklarında bekleyen insanların yüzlerindeki kaygıyı
    inceliyorum da inceliyorum..
    Belki de öyle olmak gerekli..
    Hayattan kareleri kendi gözünden objektif bir şekilde yorumlamak..
    Yaşadığımız hiçbirşey tesadüf değil..
    Hiçbirşey…
    Ya bizim ağzımız dilimiz bir şekilde bağlanıyor müdahale edemiyoruz bişeylere.
    Ya da gerçekten biz istediğimiz için yaşıyoruz acı tatlı olayları..
    Evet evet… İnsanın bazen nutku tutuluyor ne ileri ne geri gidebiliyor..
    İşte buna kader diyoruz…
    Günlük oldu sanırım bu
    Uykumun gelmesi için yazdığım günlük..
    Sanırım böyle olmak çok daha güzel..
    Kim ne der diye kendin olmaktan çıkmaktan çok daha ahvaldir..
    Sade sessiz bir uslub..
    En azından ne kimse sana sahtekarsın diye şamar atar
    Ne de sen birileri gülmeni istiyor diye sahte gülücükler atmazsın...
    Sosyofobi..

  12. #52
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Sıkıntılı bir uykunun ardından sabah yine saatin sesiyle uyandım ...
    Hafta sonu olduğunu unutup saati iptal etmeyi unutmuşum..
    Hain unutkanlığım,uykumdan etmişti beni...
    Dalgınlığım hat safhadaydı ..
    Sebebi bir bende saklıydı


    Dışarıda kasvetli bir hava
    Yağmur sesleri çisil çisil geliyodu kulağıma
    Ama kasvetli hava bile uykum bölündüğünde,devam etmeme sebebiyet veriyordu..
    Uyanmıştım bir kere..

    Dışarı baktım
    Camdan "şemsiyeni unuttun diye bağıran" bir bayan
    Eşiydi sanırım ..
    Etraf sakindi..Öyle ya sabah işe koşturan insancıklardan başka kimseler yoktu..
    Aslında ne kadar sığ sessiz olursa olsun
    Ben yine kalabalık insanlar arasındaymışcasına boğulacaktım..
    İçindeki beni bir dinleyebilse insanoğlu..
    Ah bir kulak verebilse bir daha atamaz onu kulağından
    Kaçışlardan kurtulan bitap bir ses..
    En ağır işleyen zamandan sonra en son basacağım adım..
    Bu kargaşanın içinde ne yazılan yazı ne de kulağımdaki tınının bir anlamı var
    aslında...
    Sosyofobi..

  13. #53
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3


    Ben sınavdayken beni bıraktıktan sonra babam babam bahçede yerde küçük bir kozalak bulmuş
    arabaya koymuş bugünün anısına ..
    Baktıkça hatırlansın diye..
    Hatırlamak istemediğimiz günler sadece aklımızın köşesinde değil bazen gözümüzün önüne de
    konabiliyor birileri tarafından...
    Hatta gözümüzün önüne gelse bile biz kötü olduğunu bilmek istemeyiz..
    O günden bu güne hala dipdiri durur odamın köşesinde..
    Ona sevgi göstermesen de sulamasan da hala seneler önceki gibi kendini korur.
    Ne yazık ki ne bir gül kadar güzel kokar kısa süreli de olsa..
    Ne bir papatya gibi insanlara umut verir.
    Ne de bir orkide gibi sevdiğine armağan edebileceğin bir hediyedir..
    Olgunlaşması yıllarını alır ama..
    Çabucak kendine “ben kozalağım”diyemez.
    Belki de göze hitap etmese de farklı kılan olay budur..
    Güzel olan çabuk bitiyor çünkü..
    Çabuk gelişmeye büyümeye yüz tutanlar bir gün acı bir hatırayla noktasını koyabiliyor..
    Ya da noktası konulduğu anda bize çabuk geliyor..
    Aralarına artı koyduğumuz,artı koydukça benliğimizin çoğaldığını hissedemediğimiz zamanlarda da eksilerimiz daha ağır basar olur..
    Zaman,düşman olduğumuz tek nesne güzele ulaşamadığımızda..
    Yok olduğunda güzel olan bir dakikalık zaman diliminin bile ahını çekeriz içimizde..
    Ahı başkalarının dilinde değil kendi dilimizde daha bir acıtır olur.
    Oysa o kadar da hızlı geçmiyor zaman azap çektiğimiz zamanlarda..
    Sosyofobi..

  14. #54
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3



    Koskoca bir yalnızlık besliyorum içimde..

    Doymak bilmiyor... Kana kana su içmek istiyor...

    Şu ortaya çıkardığımız yalnızlığa dönüp baksak ..

    Ne beceriksiz ellerin kucağına düştüğümüzün farkına varırız..

    Kimse bilmiyor senden ve benden başka bu kucağın soğukluğunu..

    Bir varım bir yokum sanırım ...

    Masal gibi düşünürsün beni..

    Sonu iyi ya da kötü..

    Ama merakla dinlenen bir masal..

    Bir de masal bitince uykuya dalıp dalmayacağın meçhul..

    Uyandığında bir rüyaydı deyip tekrar aynı yalnızlara boğulman ...

    Dön tekrar bir bak bunca kalabalık isimlerin arasında boğulup

    yitirdiklerimizin yitmişliğini..

    Dilimizde dolaşan kırgın kelimelerdeki solgun manaları..

    "Hayat; korktuklarına meydan okumaktan ibarettir" derken

    biz içimizdeki sahte korkularla ezildik...
    Sosyofobi..

  15. #55
    solfej
    Misafir

    bunu bile bile sevmenin neresi acı........

    Alıntı Kübra YILMAZ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Seveceksen içten içe,sinsice seveceksin.Öyle gelişigüzel olmaz bu sevda.Asi de olsa yarenin anlamını kavrayamamış da olsa sevdiğin;öylece kalakalırsın içinde yumruk misali...

    Yumruğu her sıkışında açamaz hale gelirsin bir süre sonra parmaklarını ve acıtır içini bakakalırsın düşlerindeki sevgiye!Dönüşü zor olur gerçeklere.Biliyordu ki sevdalı gerçeklere dönüş Onsuzluğa dönüştü.Alışmaktı sevgiyi susarak yaşamaya.Oysa susmak en büyük acizlikti Onun için.Sevdadır işte bu insana yapmam dediğini yaptırtan.Yollar ne kadar uzun sürerse sürsün bir yerde ikiye ayrılacak ve herkes kendi kaderini kendi yolunda çizecek.Bunu bile bile sevmek yanmak onun için ne acı.....
    yanlız doğmadık mı, yollar bir yerde ayrılmalık ki tekrar birleşme umudu doğsun

  16. #56
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Kimi gelir ansızın sonra da gider ansızın.

    Kiminin de gelişi de belli olmaz gidişide.

    Kiminin de gelişi de erkendir gidişide erken olur...

    Kimi gelmez geldi sanır, yada sanılır.

    Kimi de gelemez, öyle bir gider ki acılara garp olur gidişi

    Sebep ararsınız cevap verecek muatabınız yoktur karşınız da

    “O” cevap “hesap günü” ne kalmıştır.

    Kimi de tam vaktin de gelir her neden ise gitmesi gerekiyordur gider.

    Kimi de canını götürürken cananını da götürür yanı sıra!!

    Kimi de yakar yıkar gider...

    En acısı da geç gelip erken gidendir..

    Böyle uzayıp gider gelmeler ve de gitmeler...

    Gelen eğer sevdiğiniz biri ise,

    Ne hoş olur karşılanması...

    Gelişinin huzuru yüzünüzde , gözleriniz pırıl pırıl parlar ,

    Dudaklarınız da mutluluğun tebessümü,

    Elleriniz hala titriyor, kalbiniz onu görünce pır pır ediyor

    Buluşmaya gideriken yaklaştıkça kalbinize (sakin ol) konutlar vermeye çalışıyorsunuz

    Yanın da öylesine huzurlu ve de mutlusunuzdur ki bunun tarifini nasıl yazabilirsiniz, hissetmeniz lazım yaşayanlar bilirler... o da mutludur öyle söyler size sizde inanırsınız tabi

    En doğal halinizle inanırsınız beden dilini okumaya çalışırsınız, ruh dilini okumaya çalışırsınız ,gözlerini okuyorsunuzdur...

    Kendiniz göre yanılmıyorsunuz dur çünkü o nun da gözleri de parlıyordur...

    Gözler yalan söylemezi öğrendiniz.Okulda öğrendiniz, kitaplar da öğrendiniz, romanlar da öğrendiniz, büyükleriniz söyledi, bilimsel olarak yazıldı çizildi... ee geriyede size inanmak kalıyor yada hisleriniz size “İnan” komutu veriyor inanıyorsunuz...uçuşlardasınız hayatınız boyunca hep, korudunuz koladınız kendinizi, sınırlarınız vardı... bunu kimsenin ihlal etmesine asla izin vermediniz. Bu ömrü yaşarken doğaldınız, sosyaldiniz, aktif ve ataktınız...

    Sohbet ettiğiniz konuştuğunuz, tartıştınız karşınız da ki insanlar sizin için hep tek cinsti öyle baktınız dünyaya...



    Sonra ne mi oldu? şöyle bir bakındınız etrafınıza ansızın ! uyandınız yada zorla uyandırıldınız o tatlı uykunuzdan “hani rüyaların en güzeli uyandığınızda da devam edendi”

    Uyanmak ne acı her geçen gün yeni bir uykudan uyanmak ne acı!!

    Sonra umut giriyor devreye “umut” ediyorsunuz yanılmış olma umutları ...

    Sonra mı kalbinizden kırık cam parçalarının sesi geliyor, kulaklarınıza kadar uğulduyor, acıtıyor kanatıyor yüreğinizi ...


    Aslında hiçbir şey bilmiyormuşsunuz.

    Her yeni bir gün birşeyler öğreniyorsunuz...

    Bugün öğrendiklerimizin dünü yok sayması çok kötü!!

    Geç gelmişti çok erken oldu gidişi,

    Hızlı başlayan çabuk biter misali..

    Giderken ne’mi kalmadı...

    Birikimleriniz, değerlerinizi,öğrendiklerinizi, koruyup kolladığınız ne varsa ,

    Avuçlarınızdan, gözlerinizden, beyninizden en kötüsüde yüreğinizden sökülürcesine alınıp götürüldü...

    Ne'mi kaldı geriye,

    Gözlerde yalan söylermiş ...

    Söyler söyler gözlerde yalan söyler...

    Söylemez mi ? !!!
    Sosyofobi..

+ Konuyu Yanıtla
3 / 3 İlkİlk 123

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •