+ Konuyu Yanıtla
3 / 2 İlkİlk 123 SonSon
56 sonuçtan 21 --- 40 arası gösteriliyor

Konu: Kübra YILMAZ 'ın Yazıları

  1. #21
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Hadi tut elimden gök gibi ölü kadar yalnızım....



    Belki insanlar yaşamın mı bölünecek hayatına devam mı edemeyeceksin gibi sorular soracak.Hani ne olacak ki evden odandan bir kişi eksilince?Senden kaybolan ne olacak da hayıflanıyorsun??

    Öyle bir boşluktayım ki birkaç gün sonranın telaşesi ve sonunda kendimi gözyaşlarıma teslim edeceğim günü düşündükçe.Mübalağa ediyorum sanırım hiç yoktan iyidir değil mi? Her duygumu dolu dolu yaşadığım yıllarca aynı odayı paylaştığım düşüncelerime dertlerime derman olan en iyi dostum gidiyor ve ben müdahale edemiyorum.Sevgi,aşk bu olsa gerek diyorum.Yemeğini yaptığın mutfağından,güldüğün çay sohbeti yaptığın balkonundan,ağladığın yatağından,hatta şiddetli kavgalara maruz kaldığın odandan ayrı düşmek.Kendine yepyeni bir dünya kurmak....Artık ailenden önce gelecek biri yer edecek hayatında dostum!Belki de dertlerime ayıracak zamanın olmayacak.Belki alışverişe çıktığımızda "çabuk beğen Kübra yemek yapacağım"diyeceksin.Ve ben her iş çıkışı eve geldiğim de etrafıma bakınacağım duyamayacağım "ooo bayan panaranoyok"geldi deyişini.İş bölüşmesi yapamayacağız.Kabullenemiyorum biliyomusun bir başka eve ait olacağını Dostum....
    Sosyofobi..

  2. #22
    Pasif Üye
    Giriş
    Mon Oct 2007
    Yaş
    33
    İletiler
    13
    Blogdaki Konular
    2
    ne de güzel anlatmışşın kübra kardeşim duygularını.lakin şunu bilmeni isterim bende senin beklediğin gibi o gelmeyeni bekliyorum acaba ben mi yanlış yapıyorum yoksa omu hep yanlışlarda.yada benmi yanlışda ısrar ediyorum .neyse ağzına yüreğine sağlık güzel bir eser olmuş beklenilen ama gelmiyenler için.

  3. #23
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Alıntı Seher EKEN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    ne de güzel anlatmışşın kübra kardeşim duygularını.lakin şunu bilmeni isterim bende senin beklediğin gibi o gelmeyeni bekliyorum acaba ben mi yanlış yapıyorum yoksa omu hep yanlışlarda.yada benmi yanlışda ısrar ediyorum .neyse ağzına yüreğine sağlık güzel bir eser olmuş beklenilen ama gelmiyenler için.
    Hangi tarihde ne yazılar yazmaya çalışmışım anımsayamıyorum ama gelmeyeni beklemek boşuna heba etmek ömrü gibi geliyor artık bana..Lakin gönüle anlatamıyoruz derdimizi değil mi? yanlış olan sen değilsindir diye hissettim nedense.Hatalar insanlar içindir..Bu da bizim hatamız..
    Sosyofobi..

  4. #24
    uzak olsun bizden..varlığı bile......


    Öyle günlerdeyiz ki
    Yatmaktan da korkuyorum,
    Kalkmaktan da.
    İşin kötüsü;
    Yaşamaktan da...

  5. #25
    forpeacenowar
    Misafir

    çok içten çok samimi yazılmış şiirler

    ki ben hiç anlamam şiirden edebiyatdan

    ama şiiri okuduktan sonra inanın duygulandım.Emeğinize sağlık


    Allahısmarladık

  6. #26
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Bir kalıbın içine girmişiz ve farklı bir şekilde çıkmamız imkansızlaşmış.
    -naber?
    -iyidir senden naber?
    İyimiyiz gerçekten.Yoksa kendi yorgunluklarımızı insanlara anlatmaktan kaçıyormuyuz?

    Gerçekten seni kollayan,koruyan insan anlar halinden iyi olmadığını bilir bir bakışta.Ve o "iyiyim"yalanını söylemeden anlatıverirsin içindekilerini.Çünkü bilirsin ki yargılamaz seni.Tüm yalınlığınla seni dinler;gerçekten yardımcı olmak ister.Fikirlerini iyi kötü savurur yüzüne.Ve onunla belki de kendine gelirsin.Ya yalan tebessüm attığın kişiler...Kalıbın içinden ne zaman çıkacağız?Kendi kalıbımızı kendimiz ne zaman kendi ellerimizle hazırlayacağız?Bunu çok isterdim....Düşüncelerimin de duygularımında ardındakileri;kendimi eleştirdikten sonra "doğru"buymuş deyip onaylayan bir "dil"olmayı.Yaşanıyor belki ama kararın sahibi olan Ben bile inanmak da güçlük çekiyorum.
    Sosyofobi..

  7. #27
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Veda zamanı...
    Bu vedanın bir daha tekrarlanmayacağını hissederek uzaklara bakmak nedir bilirmisiniz?Anı dediğimiz "anı"nın artık hatırlamanın bile sakıncalı olduğu anlar gelir çatar aklınıza.Arkanda bıraktığın bir dünya gözyaşını silmekle uğraşırken alaycı gözlerle sana bakanları göremiyorsun...Artık görme ve kıdemleşme zamanı.Değerlerini kocaman bir hiç uğruna yitirmemenin verdiği düşünceyle hareket etme zamanı.Zaman bu zaman....
    Beni oyalayan özlem olmasın.Özlem içine sinsice girse de çekip çıkarmasını bileyim.İki ayrı dünyam bir noktada birleşsin.İmtihana çok çaba sarfetmek içimdeki kinle bakan gözlerimi yok edebilir mi acep?Bizim "böyle biliyoruz"dediklerimize karşılık "nafile gözlerin yine yanlış görüyor"diyor içten içe.Artık vazgeçerken kendimize yasaklar koyma vakti! Pişmanlıklara kendimize göre kılıf uydurmayıp kabullenme zamanı..
    Şu an olduğu gibi alakasız,herşeyden bağımsız davranmamak...
    Bu son!du....
    Sosyofobi..

  8. #28
    Kayıtsız
    Misafir

    şiirler

    sayın kübra yılmaz;

    Bana maille gelen şiir ve yazılarınız o kadar güzel ki anlatamam. büyük bir zevkle okuyorum.kayıt ettim ve zaman zaman tekrar okuyorum. geleli epey zaman geçmesine rağmen bir yanıt yazmadım ama düşündüm ki ben onu bigisayarımda tutuyorsam ve okumaktan zevk alıyorsam bana gönderdiğiniz için teşekkür etmem gerekiyor...Size teşekkür ediyorum.

    Münteha Tuga

  9. #29
    Kısıtlanmış Üye
    Giriş
    Sat Apr 2007
    Konum
    kayseri
    İletiler
    25
    Her KİŞİ Bİr Sİlahinin Olmasini Ister Ve Sen KİŞİzade Bayan En Buyuk Sİlaha Sahİp Olmussun Tuttugun Kalem O Guzel Gonlunden Akan Heceyi Dilinle Soyleyip Yazdiktan Sonra Butun Yazilarinda Bir BuĞu'nun Oldugunu Fark Edeceksin Her Satirinda Ayri Bir Efsun Her Bakisinda Ayri Bir Imza Var Ellerine Yuregine Saglik.... Basarilarinin Ve Yazilarinin Devamini Dilerim...

  10. #30
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Lise yıllarımdan kalma bir günlüğe,
    ve zaman zaman saçmalayadurduğum ama kendimce bazılarını güzel olduğunu bulduğum dizelere daldım bugün...

    Üstünkörü okudum bazılarınıysa kimse duymasın diye sessiz ses tonuyla..
    Neden duyulmasını istemediysem...
    Uzun uzadıya düşünülen cümlelere hep karşıyım
    Evet ..Profesenellik budur belki de.Ama ben içten yazılan cümlelerin düşünülmeden o an ne akıyorsa içimizden onun yansıtılması taraftarıyım.
    Gerçek Şiir'in tanımı bu derim...

    Hem bazı konumlarda ne profesonellik ne de başka bir şey aranır..O bambaşka bir yerdedir..Yerini kimse bilmez...

    Ve uzun zamandır kendim olmadığımı fark ettim yazılarımı gözden geçirdikten sonra.Neydi asi duruşum şiirlere,okuduğum zaman beni geri yorum yazmaktan
    alıkoyan veyahut konu sahibine "işte bu!Bayıldım"demeyişim.Bir sene öncesinden her aklımdan geçeni klavyeye döküşüm
    olmadı bir kağıt parçasına haykırışım ne oldu da değişti?Artık duygusuz muyum?Artık ağlayamıyor muyum?Ağlayan bir çocuk gördüğümde susturmaya çalışmıyor muyum? Yoksa kendi halime bakıp kulaklarımı mı kapatıyorum sevinç çığlıklarını ya da ağlayan sesleri duymamak için...Hoşnut olmadığımı fark ettim bunca zaman sonra...Aşk'ın Sevgi'nin yaşananlarda hissedilenlerde hiç bir suçu yoktur ki insan hayatında.Onlar o kadar saf,masum duygular ki aksine insanın hayatına en çok şey katanlardandır.Sevgi değil midir olmazı oldurtan bazen.Aşk'ı belki yalan üzerine kurulmuş bir dünya olarak kabul etmek geliyor içimden.Ama biliyorum ki yalancı sınıfına giriyorum böyle diyerek.Ben bile inanmıyorum çünkü...Başkalarının inanmasını beklemek bencillik olur.
    Asi durduğumuz her konu aslında en aciz olduğumuz şeyler değil midir?Bir bakın uzak durmak istediğiniz kendinizi sürekli tetikde tuttuğunuz hayat karelerine..Sigarayı gerçekten bırakmayı düşünen birini baz alın.Her daim ağzında birşeyler bulundurmak ister.Ya da sürekli bir meşguliyet havasında olur.Ama bilmez ki böyle yaparak sigara hayatından çıkmaz çıkamaz ki...Çünkü hala onu düşlüyordur.Kopmuyordur sadece yerine başka şeylerle dolduruyordur.İşte yaralarının kabuk bağladığını ve o kabuğu tekrar kanatmamak için hep uzak durduğunu söyleyen bir şahıs da buna benzerr...İstikrarlı olmak gerek.Başkası ne düşünür diye hareket etmek bazen zarar verir bizlere.Geçmişte yaşananların izi kalmalı elbette.Ama bunu hayatımıza mal etmemeliyiz.Çünkü her ne olursa olsun bir gün mutlaka güleceğiz.İnsana duyulan güven de bir sevgidir.Uzaktan uzağa takip ettiği sadece varlığıyla kendi kendine tebessüm etmek de bir sevgidir.Sevgiyi sınırlandırmak yanlış olur zaten.Sevdiğinin gözlerinin içinin güldüğünü bilmek bile zaman zaman huzur verir sana.Düşünün o gözleri görmüyor....Sadece bilmek kafi geliyor.Bunu sağlayan da sevgi midir Aşk mıdır meçhul....

    Evet...Duygularım yok olmadı...Sadece alışmıştım kendi içimde yaşamaya ve yaşatmaya..Ama duygularım sanırım bunu haketmiyor.Onlar kendi içlerinde cebelleşmekten sürekli soru cevap oynamaktan,hesaplaşmaktan boğulmuşlar.

    Belki de saçmalamaya devam etmek gerek...Duygularımı düşünerek...
    Sosyofobi..

  11. #31
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3



    Dünya üzerinde herkes aynı güzergah üzerindedir.Böbürlenenleri,herkesden farklı birşey yaptığını dillerine yansıtanları anlayamıyorum.Sinesine çekip sinsice yapmak mı iyilikleri güzelleştirir yoksa alenen çekinmeden etrafa saçmak mı?Belki herkesce takdir edilen bir harekettir,duygudur..Duyguyu her nasıl anlatırsa anlatsın karşıdaki zaten kafasında şekillendiremez.Nasıl O'nun kalp gözünden bakıp ulaşabilir ki?Ama her ne olursa olsun bazen kuytu köşedeymişcesine kendi halinde yaşamalı insan duygularını,hayata verdiği faydaları..Bu yaptığı hareketin,hissettiği duygunun değerini arttırır kendi içinde.Ve daha çok bağlanmasını sağlar.Usanmadan zamanla alışırsınız kendi halinizde yaşamaya.Yeter ki hatırladığınızda tebessüm ettiğinizi aynaya baktığınızda görün bu kafi..

    Bazen kimsenin bilmemesi en hayırlısıdır.Çünkü bazen kişi de bilmez hangi yoldan ne kadar yakınlaşabileceğini...Belki de O da bir gün unutacaktır hiç hissedilmemişcesine..Hiç sessiz kalmamışcasına...Ve hiç umutlanmamışcasına..

    Seslere kulak veriyorum..Sadece bir hışırtı..O da nesi hışırtı dahi yok olmuş..
    Bilinmez..Bilinmedi..Bilmeyecek...
    Sosyofobi..

  12. #32
    umut derler
    Misafir
    ....
    bu terkedilmişlik duygusu beni terk etmeyecek.

    Acıklı bir soru bu biliyorum.
    Böyle bir şeyin olamayacağını düşündüğünüzü de biliyorum.
    Ama olabilir bu.
    "Ölüm ve hayat" uçlarını birbirine bağlayan, onları birbirinden kopmaktan alıkoyan, ikisine de anlam katan ve ölümü de hayatı da bir saçmalık olmaktan kurtaran tek duygudur belki de.
    Eğer bu dünyayı yaratan bir güç varsa, onun kudreti ne hayatta ne ölümde çıkar ortaya, onun olağanüstü yaratıcılığı böylesine bir duyguyu yaratabilmesinde, evrenin nerdeyse bütün kaosunu ve esrarını tek bir duygunun içine yerleştirebilmesindedir.
    Her seferinde yeni ve bilinmez bir hikayeyle gelir karşınıza.
    Bir çöl peygamberinin nefesini taşıyan ve yazdıklarına o nefesi üfleyen Halil Cibran, tam yirmi yıl boyunca, bir tek kez bile görmediği, bir tek kez bile sesini duymadığı, bir tek kez bile kokusunu koklamadığı bir kadına aşık olarak yaşamıştı.
    Bir Arap entelektüeli olan, gazete yöneticiliği yapan, Mısır’ın sanatçılarını kendi salonunda toplayan May Ziyade ile sadece "mektuplardan" oluşan bir aşk yaşamışlardı.
    Büyük bir ihtimalle "ilişki", Ziyade’nin Cibran’ın yazılarına duyduğu hayranlıkla başlamıştı.
    Sonra yazışmaya başlamışlardı.
    Harfler, sözcükler, cümleler birbirini hiç görmeyen iki insanı tutkulu bir biçimde birbirine bağlamıştı.
    Hiç buluşmadılar.
    Hiç karşılaşmadılar.
    Ama aralarındaki "aşk", Cibran öldüğünde May’e "Hiçbir zaman bu kadar acı çekmemiştim, hiçbir kitapta bir varlığın bu kadar acı çektiğini, bu kadar büyük bir acıya katlanacak gücü bulacağını okumamıştım," dedirtecek kadar derindi.
    Birbirlerine bu kadar tutkunken, birbirlerini bu kadar özlerken neden hiç buluşmadıklarını, neden birbirlerini görmek için çabalamadıklarını hep merak ettim.
    Korktuklarını düşündüm.
    Mektuplarını yazarken ruhlarını apaçık ortaya koyabiliyorlardı, neredeyse sınırsız bir özgürlükle her duygularını, her düşüncelerini söyleyebiliyorlardı, kıskanabiliyorlar, kavga edebiliyorlardı; onların ruhlarının önünde, ruhun yolunu kesecek, onu yolundan saptıracak, şaşırtacak bir beden yoktu, hiçbir yere, eskimeden ilerliyordu.
    Belki de bunu bozmaktan çekindiler.
    Sadece zekalarının ışıltısıyla birbirlerini etkileyebileceklerini anladıktan sonra bedenlerinin, zekalarının o büyük çekiciliğine ayak uyduramamasından, arzularının, düşüncelerinin derinliğine ulaşamamasından korktular sanırım.
    Özlediler birbirlerini.
    Ümitsizce özlediler.



    May Ziyade, bilmediğimiz mektuplarından birinde belki de bu korkuyu dile getirdiğinden Cibran onu ikna etmeye, korkusunu yatıştırmaya çalışan mektuplar gönderdi.
    "Bana aşktan korktuğunu söylüyorsun, neden küçüğüm? Güneş ışığından korkuyor musun? Denizin gelgitinden korkuyor musun? Günün doğuşundan korkuyor musun? Baharın gelişinden korkuyor musun? Aşktan neden korktuğunu merak ediyorum. Sıradan bir aşkın beni memnun etmeyeceği gibi senin de sıradan bir aşktan hoşlanmayacağını biliyorum. Sen ve ben ruhtaki duyguları sınırlamakla asla doyuma ulaşamayız. Daha çoğunu istiyoruz biz, her şeyi istiyoruz."diyordu.
    Karşılaşsalar, aşkları "sıradanlaşır" mıydı?
    Aşk sıradanlaşmaz, biter yalnızca.
    Bitecek bir aşka sıradan gözüyle bakıyorlardı belki de.
    Bitmesin istiyorlardı.
    Hiç bitmesin.
    May bazen korkuyor, bazen de aşkını açıkça yazıyordu.
    "Aşkın eşlik ettiği yoksulluk ve sıkıntılar sevgisiz zenginlikten çok daha iyidir. Bu düşünceleri sana itiraf etmeye nasıl cesaret edebiliyorum.. Şükürler olsun ki bunları söylemeyip yazıyorum, çünkü şu anda burada olsan, hemen geri çekilip uzunca bir süre senden kaçarım ve söylediklerimi unutuncaya kadar da beni görmene izin vermem."
    Karşılaştıklarında, kaçınılmaz olarak "bir kadın, bir erkek" olacaklardı, Cibran’ın peygamberce sözleri, May’ın derinlikli anlatımı yerini, onlara sıradan geldiğini sandığım "aşksızlığa" mahkum edecekti..
    Bu muydu acaba korkuları?
    Peki, aşk korkar mı?
    Korkmaz bence.
    Onlar birbirlerini görmeden aşık oldukları için, aslında "eksik" bir aşk yaşadıkları için, o eksiklik korkuyla doluyordu, bunu gidermek için bazen bir aşığın yazamayacağı kadar parlak bir anlatımla yazıyorlardı.
    bir aşkın içine başka hangi duyguların sızdığını hiçbirimiz bilemeyiz; aşk herkes için aynı parlak alevli deliliktir ama her aşkın içine sızan duygular farklıdır, insandan insana, ilişkiden ilişkiye değişir.
    Cibran bir yazardı.
    Ve onların aşkı "yazıyla" ilerliyordu.
    ….
    Bence, aralarındaki mektuplaşmada "aşkı" en çok dile getiren mektuplardan biriydi bu.
    Gösterişsiz, süssüz, karşısındakini en yalın, en çıplak haliyle görmek isteyen sade satırlar.
    Bunu pek başaramadılar.
    Eğer Cibran’ın istediği bu yalınlığa ulaşsalar, sadece bir ruh, sadece bir zeka olmak tutkusundan kurtulabilseler; iki ruhtan iki insana dönüşeceklerdi..
    Belki yirmi yıl sürmeyecekti ama sürdüğü kadarıyla muhteşem olacaktı.
    Birbiriyle gizliden gizliye yarışan iki zeka yan yana rekabet edeceklerdi artık..
    Buna cesaretleri yetmedi.
    Yakıldığında görülmemiş kıvılcımlar, renkler, şekiller ortaya çıkartacaktı...
    Taşıdıkları şeyin değerini biliyorlardı.
    Ama yandığında ne olacağını hiç öğrenemediler.
    Belki de bir kere yaktıklarında kaçınılmaz olarak tükeneceğini düşündüler.
    Yüzünü, sesini, kokusunu bilmeden özlediler birbirlerini.
    Birbirlerini görmeyerek bir aşka ihanet mi ettiler yoksa bir aşkı kendi arzularından bile mi korudular, bilemiyorum.
    Şu küskün ışıklı sonbahar gününde, adını, yüzünü, sesini bilmediğim, kendi hayatımın girdabında varlığını dalgaların kapattığı, bazen yalnızca bir siluet halinde sezebildiğim isimsiz bir hayali özlerken bile onların aslında aşklarına "ihanet" ettiklerini düşünüyorum....
    Ben kimi özlediğimi bile bilmiyorum ama onlar biliyorlardı.
    Ben özlediğimin beni hiçbir zaman özlemeyeceğini biliyorum ama onlar umutlulardı
    Ben yaşadığımın derin sular içinde kaybolduğunu biliyorum ama onlar suda beraber yüzüyorlardı..
    Çünkü onların bir karşılıkları vardı.
    Beğenilmemekten çekindiler herhalde.
    Bir hayal olarak kalmak istediler.
    Sadece bir hayal.
    Beğenilen bir hayal.

    "Hiçbir zaman bu kadar acı çekmemiştim bu kadar büyük bir acıya katlanacak gücü bulacağını sanmamıştım" diyen May......
    Böyle devam ederse eğer...
    O, hiç kurtulamayacak.

  13. #33
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3



    Vazgeçtim insanları dikkate almaktan

    Belki de yıldım diyebiliriz

    Her insan ne düşünür nasıl hareket etsem de onlar beni yanlış anlamasa diye kendimi dizginlemekten

    Kelimleri boğazıma dizip dizip yumruğa dönüşmesinden çok yoruldum

    Eskiden keyifle yaptığım uğraşları,şimdilerde tüm dinçliğim benimleyken

    yorgunlukla,bir kasvetle yapmak artık şaşırttı beni...

    Hayallerimiz hep sınırsız olsun isteriz değil mi ?

    Olmayacak şeyleri,elimizde tuttuğumuz iplerle kuklaları istediğimiz şekilde oynatmayı severiz.

    Gerçek hayatta yaşadığımızı,gözyaşlarımızı,umutsuz yazışları,günahların bedellerini unutur; gözümüzü açtığımızda,

    güzel bir şarkının melodisinin etkisinden çıkınca silkinir;aslında kuklaların bizim

    canımızı acıttığını farkederiz.

    Korkularımızla isteklerimiz birbirine karışıyor her daim..

    Teraziye koyup tarttığımızda korkularımızın isteklerden daha ağır bastığını

    görürürüz..

    O zaman istemek neden?? Umut yalan...

    Mazi geçeli uzun zaman oldu...Bir sonbahar günü yaprakların sararmaya yüz

    tutmuş zamanlarında içimde yağan çisil çisil yağmurların toprak altında

    yeşermeyi bekleyen çiçekler,meyveler olduğunu düşündüm...

    günah haneme yenilerini eklemeye niyetimin olmadığı yeni bir sayfam Bahar

    kokulu sayfam...

    Yollar tenha olsun istiyorum....

    Yollar engebeli olsun ama artık yorulmayayım istiyorum..

    Kendimden duymak istediklerim bunlar değil belki de..

    Ama "umut" yok ...

    Gerçekler var..

    Kabul edilmesi güç ama bir beyaz kadar gerçek

    Bir yaratılış gayesi kadar açık...
    Sosyofobi..

  14. #34
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Artık hangi bahane avutur bu çocuğu bilmiyorum..

    Eline birşeyler verip oyalamak mı

    Yoksa uzaklara giden annesinin yanına gidip onu koklamasına izin vermek mi gerek..

    Annesi gidiyordu ..

    Evet sadece üç gün uzak duracaktı annesinden evladı..

    Ama zahiri bir gün sayısı..

    Meçhule gidiyordu umutlarını gözyaşlarını dualarını da yanına alarak

    Belki de en büyük umudu biraz uzağında ona bakan çocuğunun gözleriydi

    "Aşksın sen" dediği o masum yavrucağıydı...


    Anlaşılan O ki hisli çocuk olacağı daha şimdiden belliydi..

    "Doktora gidiyorum" demedi annesi...

    Diyemedi..

    O masum gözleri ışıl ışıl parlayan gözleri annesi bavulunu aldığı zaman birden

    parlaklığını yok etti..

    Döndü bana :

    "Annem beni bırakmıyor di mi teyze" dedi..

    Ellerini yüzüne koydu.

    "Kapatıyorum yüzümü anne açtığımda burda olursun de mi?"dedi...

    Kapattı yüzünü ...

    Ama parmaklarının arasından annesine gülücük atmış

    ben bu oyunu istemiyom hadi gel evcilik oynayalım

    Sen benim bebeğim ol ben senin annen...

    Durduramadı işte gözünün ucunda duran gözyaşlarını...

    Başladı hıçkıra hıçkıra ağlamaya

    Çekti sinesine evladının kokusunu..

    "Bak Aşkım ben şimdi bir abla hastalanmış onun iyileşmesine yardım etmeye

    gidiyorum.Hemen ilaçlarını içirip iyileşince geleceğim oldu mu?" deyivermişti..

    ...
    Sosyofobi..

  15. #35
    (eda)
    Misafir

    yüreğine sağlık ...

    o kadar güzel ki şiirlerin şu zor günlerimde bana beni hatırlattı yaşadıklarımı acılarımı zaman zaman ağlattı zaman zaman düşündürdü zaman zaman beni benden aldı ellerine yüreğine duygularına sağlık arkadaşımmm ....

  16. #36
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Saat 14:44


    Günlerin çabuk geçmesi ürkütüyor dimi bizi?

    Kıyamet alameti diyedimidir

    yoksa yapmak istediklerimizi zaman denen hızlı giden kavrama sığdıramayacağımı içinmidir??

    Ya da söylemek isteyip de söyleyemediklerimizi o zamana yaymak için mi beklentimiz var?

    Zaman çabuk geçmesin bugünü yarına erteleyelim

    Onun girdabına sığınmayıp içimizden geçeni pervazsızca söylemek haykırmak

    en çok yaraşan değil midir insana...

    Umut yok artık diyordum...

    Bundandır ki gözün gördüğünü unutmak gerek...

    Belki de duyan kulağı işittirmemek gerek...

    Ne hikayesi olursa olsun ne düşünülürse düşünülsün bir kenara atmak gerek...

    Özenli,düşünülmesi çok da önemli değil..



    Zaman diyordum zaman..

    Çok miskiniz hepimiz..

    Mükemmel olsun istiyoruz herşeyi..

    Öncelikle kendimizi sorgulamadan bu istek çok boş ..

    Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye

    Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek

    En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek

    Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek

    Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine
    Sosyofobi..

  17. #37
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3




    Haluk Levent mi demiş yoksa başkasının dilinden mi dökülmüş bilemem

    “Adın sevgi olsa kalbimden söker atardım” diyor…

    Hep dilinden dökülen kişiyi sözün sahibi sanarız …

    Söyleten bir güç söyleten başka bir sebep olduğuna inanmayız..

    Evet..Cümlenin sahibi O..

    Hisseden,bunu bile bile söyleyen O deriz..

    Kimbilir ne zamanlarımız olmuştur dilimizin başka gözümüzün başka yönlerde başka

    arayışlarda olduğu anlar….
    Beynimizi kemiren ufak gibi görünen yalanlar…
    Ruhumuzun derinliğine gömeriz hisleri
    Ve unuturuz duyduklarımızı, gördüklerimizi en önemlisi gerçek hislerimizi…
    Kimse umursamaz, biz de dahil…
    Kopuk düşüncelerimiz kovalarken birbirlerini
    Düşünmemeyi seçtiğimizde bile düşleriz..


    Bazen insanları yalancı bilmek lazımmış belki de..

    Her söylenene,hissedilene kapılıp gözü kapalı bakmamamız gerekirmiş…

    Çünkü herkesin kimseye göstermediği bir yönü mutlaka vardır…

    İç dünyasında yaşar da yaşar …

    Kurgular da kurgular…

    Ama ne yaşadığını gösterir ..

    Ne de yaşatır..

    Pişman da oluyordur aslında bunları yaşatmadığı için…



    Haluk Levent’in sözünü irdeliyorduk ...

    .....
    Sosyofobi..

  18. #38
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    ....
    Kalbinden bu derece sevgiyi yok etmek isteyen insan,nefretine bir tınıyı i

    işitecek kadar yakın...

    Söküp atmak kendi isteği değildir...

    Deildir çünkü eğer öyle olsaydı nefretini satır satır sıralamazdı..

    Sıralananlar kandırmacadan ibaret..

    İtiraf edilen nefret gerçekten nefret değildir.. Haykırılan beddua kötü anlar

    yaşamasını istediğinden de diil..

    Sadece duyulmasını ister...

    Duyulup hem kendinin hem de O'nun inanmasını;inanıp da uzaklaşmasını bekler..

    Bilinmezi sevmiş;bir sis gibi bir dağılıp sisin ortasında bulmaya çalışmış O'nu..

    Üstelik yardım edecek ne bir arkası ne de eline bir mum verecek bir amadesi..

    Bir meçhulü sever gibi sevmişti önceleri hayalinde;sonrasında yüreğinde

    büyüttüğünü..Gerçekten büyüyen bir sevgimiydi yoksa her daim duraksayan

    fakat günler geçtikçe artık kendine ağır gelen bir rolmüydü susmak?Zehirini

    akıtsa yansısa diline belki bu kadar da büyük gelmeyecek ...

    Gökyüzüne bakarken geceleri yıldızları yolcu edene kadar bekledi..

    Bekledi de her yıldız kayışında dilek dilemeyi unuttu..

    Belki de gecelerin bitmesi tek isteğiydi..

    Şafak söktü;ama oracıkta oturduğunu hiç bilmedi O...

    Müzikler,notalar birbirini kovaladı gece boyunca ama her "mi"ince sesinden sonra

    araya "do"kalın sesi karıştı..

    Bulanıktı ...Bupbulanıktı...

    Seçemiyordu hangi sesten sonra ne gelecek...

    Kaç gece böyle geçti bilinmez..

    Arada bir güvercinler gözüne takılıyordu..

    Pencereden ekmek kokusu alıp yavrusuna ağzında ekmek götürüşünü izledi...

    Ben de mi acaba bir mektup versem de götürse uzaklara derdi...

    Kaç güvercine mektup verildi...

    Geri dönüş;gecelerin tekrar tekrar başladığı adrese yollandı..

    "Gönderilemedi"...


    ....
    Sosyofobi..

  19. #39
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    ....

    Ağır geliyor artık aynı güvercinin gagasındaki mektup

    Her gece aynı güzergahta oturup farklı kelimeler karalayıp aynı kapıya çıkması

    da zoruna gidiyor artık..

    Ağırlığın üstünde bir heyecan...

    Ani bir dönüş de hissediliyor aslında..

    Kendini aldatmanın kendine vereceği en büyük ceza olduğunun bilincindedir artık..

    İstiyordu ki yıldızlara bakarken "gördüm"dediği şeye karşılık "neyi gördün"diyen

    bir dil olmasını

    Anlatmayı istedi...

    Kana kana susmak istemedi gecelerce..

    Ama ne soran bir dil ..

    Ne de merak eden bir hayalet oldu...


    Şimdiler de ağır gelen bir şey daha vardı ki

    Aşka dair yazılacak özlü sözler

    Ve yazmaktan usanmayan bir yürek barındırmak..

    Hayalet kendi diyarında mutluydu.

    Ve onu kimse ne korkutmak ne de mucizeler ortaya çıkarması için kendi

    evinden çıkarmayacak...görevlendirmeyecekti...
    Sosyofobi..

  20. #40
    ... Kübra YILMAZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Jul 2006
    Konum
    tek suçu;büyük şehir...
    İletiler
    3,129
    Blogdaki Konular
    3
    Yollarca, şehirlerce uzağından sevdim....
    Kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim....
    Dünya üzerinde sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp da yazdığın kitaplarca sevdim.....

    umutsuzca, beklentisizce, hayallerce sevdim uzağından.
    Hayatımı öylece olduğu gibi bıraktım...

    Şehrine geldim ama kalbime girmeden sevdim..Neydim ki?Kocaman bir hiç...Koskocaman..Pekiştirmeler çok oluyor benim söylemlerimde ve hayatımda..Kolay kabullenemediğimden olsa gerek...Pekiştirme içgüdüsü doğuyor içime...

    Geldim. Bana destek olacak, sırtımı vereceğim bir aşkın yoktu arkamda. Kendime yeni bir hayat kuracağım yalanını, kendim dahil herkese söyledim...

    Öyle cesaretsizdim ki karşında ve öyle açık sözlüydün ki bana karşı, ancak iddiasız boş bir uğultuydum sadece..Apansz yerlere kapan kurmuştu bu el...Öyle bir kapandı ki fare peynir kokusunu duysa dahi yanına bile yanaşmayacaktı...

    Dürüstlük kimi zaman yalanlardan çok daha acımasızmış..


    Bir yerlerde kalabilmek uzaktan izlemek için yalanı bile severmiş insan...



    ....Karşılıklsız güvensiz,sessizce usul usul yaşanan bir duygu...Aşk değildi..Sevgi de değildi?Neydi ozaman?Adını koyamıyorum lugatta yeri yok...


    Sonra bir gün geldi ve unutuldum. Ve bu sorular birer birer bıçak gibi saplandı yüreğime ve yüreğimde yanıtlarını buldu. Unutuluş hepsinin acımasız cevabı oldu. Sonrası çaresiz bir haykırış gülümsemeler..Gülümsemeler mutluluktan değil...



    Kırgınlık kimlik değiştirdi ve vazgeçiş oldu benim için.
    Seni sonsuza kadar kaybetmek kimlik değiştirdi ve unutmak oldu benim için. Sonrası hatırlamaya bile dayanamadığım düş yıkımları... Sonrası kesif, karanlık ve bir kuyu... Koskoca bir boşluk......

    Derin bir yalnızlık bu...Her an boğulmaya mahkum bir canlı var o kuyuda...
    Sosyofobi..

+ Konuyu Yanıtla
3 / 2 İlkİlk 123 SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •