2 / 1 12 SonSon
25 sonuçtan 1 --- 20 arası gösteriliyor

Konu: İbrahim Tenekeci

  1. #1
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,607
    Blogdaki Konular
    5

    İbrahim Tenekeci

    Yaşayan şairlerden İbrahim Tenekeci’ nin yayınlanmış dört şiir kitabı, bir günlüğü ve bir de deneme kitabı vardır.

    1-) Üç Köpük (1997)
    2-) Peltek Vaiz (1998)
    3-) Üzgünlük (1999)
    4-) Güzellik Uykusu (2000)
    5-) Uçuş Denemeleri (2003)
    6-) Giderken Söylenmiştir (2004)

    Yayınlanmış şiir kitapları "Üç Köpük, Peltek Vaiz, Güzellik Uykusu ve Giderken Söylenmiştir"dir. Şiir kitapları ikinci baskılarını yapmıştır. Bu da şiire emek veren birisinin emeğinin karşılığını alma noktasında aydınlanmamızı sağlıyor.

    İbrahim Tenekeci’nin dili sade ve akıcıdır. Şiirinde sözcük enflasyonu, folklor, aynı sesin çoğalması gibi tuzaklar yoktur.

    derdimi anlatamadım Efendim
    derdimi anlattım, sözü yormadan
    oturup dua ettim, yalvardım;
    akıl, git başımdan. (Üç Köpük, s:23)

    zar tutuyorsun ey hayat bu kaçıncı sevgili
    yanlış ata oynamışım gözlerim öyle dedi. (Peltek Vaiz, s:43)

    dünya dönüyor işte ispatı
    babamız her akşam dönüyor eve (Güzellik Uykusu, s:16)

    seviyorum dünyayı yüzer metre arayla
    bir şaşkınlık ki bağışladılar bana (Giderken Söylenmiştir, s: 26)

    Şiir yazmaktan ziyade şiiri söylemiştir ve bu da kendisine has bir şiir dili ve örgüsü meydana getirmiştir.

    senin de kıyılarını
    elinden aldılar mı. (Üç Köpük, s:41)

    Tanrım
    şu ırmağın aynısında bende var
    ............
    Tanrım,
    kör bir çocuk rüyasında ne görür... (Peltek Vaiz, s:32)

    başım çatlıyor bakalım ne çıkacak:
    toprak bile yaşlanıyor demek ki. (Güzellik Uykusu, s:23)

    bakın ne diyorum, dünya
    sekerek yürüyor, gözümden düştü ya
    seviyorum aklımın almadığı şeyleri
    titriyorum emin olduğum zaman
    evlerin ev halkının ve devletlerin
    gidiyorum bıraktığı boşluktan (Giderken Söylenmiştir, s: 28)

    İbrahim Tenekeci şiirlerinde serbest vezni tercih etmiştir ve Tenekeci’ nin şiiri katı ve kurallara bağlı değildir. Yukarıda da değindiğim gibi Tenekeci şiir yazmıyor adeta söylüyor.

    içimden dedim gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
    beraber yürüyelim olur mu. (Üç Köpük, s:10)

    işte yine gülün belini kırıyor akşam
    ve sen, kırlara benzersin günün bu saati
    çıkarmamışsan çiçekli elbiseni (Peltek Vaiz, s:14)

    ölümden korkuyor musun diyor okurun biri
    neden korkayım, ona ne yaptım ki
    bir kez olsun binmedim saltanat kayığına
    ve ömrüm boyunca
    heyelan bölgesinde yaşadım sanki. (Güzellik Uykusu, s:23)

    pencereye çıktım, gözüm gibi baktım
    ufku bu kadarmış dünyanın
    dedim ve mırıldandım (Giderken Söylenmiştir, s:58)

    İbrahim Tenekeci şiirlerinde kişiliğini gizlemiyor. Bunu yaparken de iç dünyadan dış dünyaya, öznellikten nesnelliğe açılmıştır. Şair, kendi kişisel duyguları ve tutkularını dış dünyadaki gözlemleriyle birleştirmiş ve bir senteze ulaşmıştır.

    ve korkum, o da sizinkine benzemez
    saflar sıklaştıkça korkarım
    anlaşılmaktan korkarım, düşlerimden korkarım
    üstelik kırmızı ışıkta cam silen çocukları
    şoförlerden sakınmak zorundayım. (Üç Köpük, s:19)

    oh olsun dedim ve üşenmeden
    getirdim dalgaları tutup elinden
    dedim yakışıyor mu bana bu beden
    dedi sus artık. (Peltek Vaiz, s:31)

    çocuklar yarı yolda bırakır bizi tanrım
    kendine gel diyorsun, gelsem olmaz mı sana (Güzellik Uykusu, s:26)

    Şiirinde şekil olgunluğuna çok fazla önem vermemiştir. Yani nazım tekniği üzerinde inceden inceye durmamıştır. Ancak şiirlerinde dizeler arası muazzam bir ahenk vardır. Bu ahenk halk edebiyatını ve özellikle Yunus Emre’yi bize hatırlatır. Peltek Vaiz’ de ki “Derin Su” adlı şiirde ‘astımlılar korosu’ adlı bölümde ki hece ölçüsü (7+7) ve kafiye dikkate değerdir.

    bizi sıvayan çamur evi yatan sarmaşık
    cana susayan ölüm yirmidört saat açık

    İbrahim Tenekeci’ nin şiirlerinde bilgece deyişlerde göze çarpmaktadır.

    bir hayat, mahçup ve duru
    Tanrım, gülleri
    ve sessiz harfleri koru. (Üç Köpük, s:19)

    uçsuz bucaksız bir dolaptır dünya
    bizler onun sayısız çekmecesi (Güzellik Uykusu, s:38)

    yük olmayayım dünyaya diye
    yalnızca adını yazabilen
    biri olmak isterdim
    - ibrahim!... (Giderken Söylenmiştir, s:57)

    İbrahim Tenekeci’ nin şiirlerinde ki muazzam ahenk onun şiirlerinin modernliğini göstermektedir. Okuyucu Tenekeci’ nin şiirlerinin içine girebilmektedir. Bu da Tenekeci’ nin öznelliğini nesnelliğe yaymasında gösterdiği başarısından kaynaklanmaktadır. Hakkı Yanık şöyle der Tenekeci’ nin şiiri hakkında: “Tenekeci şiirini güçlü ve vazgeçilmez kılan çeşitli yönler var. Hayatın içinden şiirler yazması onu birçok şairden ayırıyor. Çağını aynen resmediyor. Ortaya yeni bir “şey” koyması ve bunu apayrı yollarla, “yakaladığı damar”dan sapmayarak yapması da dikkate değer.

    deprem diyorum, bırak soğusun
    her şeyi alttan alan Allah’ıma hamdolsun. (Güzellik Uykusu, s:32)

    ÜZGÜNLÜK
    Şair İbrahim Tenekeci’ nin günlüklerini topladığı kitabının ismidir Üzgünlük. Üzgünlük’ te şairin dizelerine de rastlamak mümkün. “Alışveriş” ve “İngiliz Hasta” isimli iki şiirde yer almakta. İbrahim Tenekeci’ nin yaklaşık on senedir yazdığı metinler şairin kendi deyimiyle “şiirlerimin sahne arkası” dediği yerdir. Üzgünlük 3 Mart 1990’da başlıyor 10 Kasım 1999’da sona eriyor. Üzgünlük’te şair zaman zaman trajik hayatını, geçim sıkıntısını, okuduğu kitapları, çalıştığı işleri, hayvanlara olan ilgisini, hayata dair kaygılarını dile getiriyor.

    Kitaptan bazı örnekler;

    1 Nisan 1990
    Güzel bir şakayla uyandık, kar yağdı.

    15 Şubat 1991
    Bitlendik.

    26 Kasım 1993
    Celladıma gülümserken: İsmet Özel
    Celladıma yalvarırken: Ben yani İbrahim

    4 Şubat 1994
    Ahmet Usta “Dünyanın en tehlikeli insanı acemi işçidir” dedi. O an dünyanın en tehlikeli insanı olmaktan gurur duydum.

    29 Ocak 1995
    Tanrım
    Ben var ya ben
    Büyük adam olmalıydım
    Şehirler yakılmalıydı adıma
    Trenler soyulmalıydı
    Tanrım
    Vesaire olmamalıydım

    20 Temmuz 1995
    “İnsan akşam olunca evinin kıymetini anlıyor”
    Goethe sen bir dahisin!

    25 Ağustos 1995
    Bukalemun; şizofren hayvan!

    1 Ağustos 1996
    -Nerede çalışıyorsun?
    (Duymamazlıktan geliyorum.)
    -Çalışmıyor musun?
    -Çalışmak yorar diyor Pavese
    -Nasıl yani.

    12 Temmuz 1997
    Velhasıl Bursa reklam panolarından ibaret

    15 Ekim 1998
    Hayat bizi evine çağırıyor ve bildiğiniz gibi davete icap etmek sünnettir.

    6 Mart 1999
    Sorun şu: Korkuyorum...

    9 Nisan 1999
    “Sözleşmemiştik” diyor.

    29 Temmuz 1999
    -Şiirin tarifini yapar mısınız?
    -Hiç aşçıya benziyor muyum?

    25 Ekim 1999
    Yaşadığım ne; hayat mı, izdiham mı?

    UÇUŞ DENEMELERİ
    “Rabbim sen olmasan
    Kimin aklına gelirim ben”

    Kitap, bu iki dizeyle başlıyor. İlk bölümde 111, ikinci bölüm yani “Başka Yerler”de 19 konu başlığı mevcut olup toplamda 130 denemeden oluşmaktadır. Kitabın açılış dizesi olan yukarıda yazdığım söz insanoğlunun hiçliğini, Cemil Meriç’in deyimiyle “etten bir kafes içinde çırpınan aciz bir ruh” olduğumuzu anlatıyor. İnsanoğlunun özellikle günümüz modern insanının yalnızlığını hatırlatıyor bizlere denemeler.

    Bu kitaptaki yazılar adeta sufizmin temel felsefesini İbrahim Tenekeci’ nin kendini sıkmadan, bilgiçlikten uzak bilgece deyişleriyle anlatıyor. Kitabın bütününde manevi bir hava kendisini hissettiriyor. Kitabın ikinci bölümü olan “Başka Yerler” de şair gezdiği, gördüğü yerlere dair izlenimlerini sunuyor bizlere. Kitabın bütününde bir iç soruşturma sonucunda iç konuşma ve içe konuşma yapıyor. İbrahim Tenekeci bu kitapta bize hayatın görünmeyen yada görüntülenemeyen yönlerini anlatıyor.

    TEDAVİ
    Allah’a bizleri ölümle tedavi ettiği için şükretmeliyiz. Yoksa hepimiz hırs kanseri olurduk.

    İNSANOĞLU
    Bantın ucunu arayan tırnak.

    KENT
    ...................
    Beceriksiz kent
    sen busun, insanların
    üstünde tepindiği

    “Başka Yerler”de bölümler genellikle bir dizeyle bitiyor: “Diyecektim, demedim” Bu dize şairde olduğu kadar bizim içimizde de ukde olarak kalan sözleri anlatıyor. Buruk bir tad bırakıyor bizlerde...

    Güzel okuyuşlar temennisiyle...

    İbrahim Tenekeci kimdir?

    1970 Taşköprü doğumlu. Şiir ve yazıları Dergah, Kaşgar, Merdiven, Endülüs, Kardelen, Özülke, Ünlem, Düşçınarı, Edebi Pankart ve Kırklar’da yayınladı. 1998-99 yılları arasında Sağduyu Gazetesi’nde kültür sanat editörü olarak çalıştı. Son dört yıldır Milli Gazete’de köşe yazarlığı yapıyor, bir süredir çıkardığı Kırklar Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yürütüyordu. Kırklar artık kapandı.
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  2. #2
    Kırkı Çıkmamış Sevdamıza Şiir



    paylaşılan mutluluğu severim
    engin denizler kadar güzeldir o

    I
    bana ait olmayan cesetleri yaktım bütün gece
    küllerini savurdum dans ettim
    ay kaydı yıldızlar gülüştü pervasızca
    ve saçlarımdan bir demet düştü suya
    aldım öptüm gözbebeklerinden
    cazibesini yitirmiş bir kadındın sen
    seni ben güzel yaptım

    II
    davudi bir sesim vardı sonra kayboldu
    yıldızların üzerine çığ düştü ve ellerim
    damıttı ellerini-utandın-demek ki biliyorsun
    ah,tarihsiz duyguların ilk resmini bulutlara çizilen
    gözlerine çiy düşmüştü üşümüştün
    aldım ısıttım seni

    III
    ben uzaktan severim
    seni de öyle sevdim
    bir tutam gökkuşağı karıştı sevdamıza
    kuş kanadı bir tutam
    bıraktık korkularımızı
    uçtuk gittik

    İbrahim Tenekeci

  3. #3
    Mırıldanmalar



    içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
    varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
    varsın yarı yolda uyuya kalsın
    bize gönderilen bahar.

    içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
    varsın gölgemiz olsun hüzün
    dilediği gibiuzatsın canevimize ayaklarını
    varsın annemiz olsun tütün
    hayat daha sert vursun yumruklarını.

    içimden dedim ilmeği kaçmış bir hayat bizimkisi
    nedir alnımızdan öpmek için izimizi süren
    kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi
    nedir yalnız bize yakışan bu serüven.

    bu serüven ki
    bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri
    ve terketti bizi huzur denen sevgili
    kalakaldık, şaşkınlığın avuçlarında
    billur bir kuş gibi.

    içimden dedim gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
    beraber yürüyelim olur mu...

    İbrahim Tenekeci



  4. #4
    Derin Su

    toy bir delikanlı küçük bir parkta
    herkesi dövebileceğini söylüyor kolundaki kıza
    ve tempo tutuyor ayağıyla
    dünyanın dönüşüne
    ebabil midir nedir kanadından soluyor
    yaralı bir hayvan gibi geceye sokuluyor

    astımlılar korosu
    ah ne kadar şaşkındır karaya vurmuş ada
    gıcır gıcır gülümser şehrin tam ortasında
    ve mirastan güzeldir babadan kalma öğüt
    adın çiviye çıkar açılmazsa paraşüt
    çiçeği sokan arı üzgün değildir elbet
    su derindir abiler bir damla bile evet
    kim hayır diyebilir böyle şık bir ortaya
    üşüyenin elleri muhtaçtır soğuk suya

    II
    bir konvoydan beklenen çok ses çıkarmasıdır
    ihtiyar ölecek oysa hiç dut yemezse bu yıl
    adı yazılacak kırklar hanesine
    yarısı yetim kalmış bir sakat gibi
    karışıp gidecek dünyanın çilesine
    karışıp gidecek dünyanın çilesine

    astımlılar korosu
    bizi sıvayan çamur evi yutan sarmaşık
    cana susayan ölüm yirmi dört saat açık
    sigara içen heykel parmak çıtlatan zenci
    çekirdek yiyen genç kız geceden korkan bekçi
    bizi kışkırtan merak taşı ısıran patron
    kimsesi olmayan ev şahı koruyan piyon
    mühleti dolan bir söz müjdesi bitmiş adam
    pürüz çıkaran müdür olmak bilmeyen akşam

    III
    beni ateşinle koru su içip geleceğim
    kardeşimi de koru bir diğer kardeşimden
    ve kimseye söyleme beş mermin olduğunu
    seni kral sansınlar ve sen de hisset bunu
    hisset ki iliklenmesin göğsüne
    köşeye kıstırılmış bir kaçağın korkusu

    astımlılar korosu
    beş taş oynar al bay emrindeki deliyle
    akrep saçıyor eyvah konuşunca diliyle
    atlı bir karıncayla cenk ediyor kör milis
    kuzuyu alıp kurda ikram ediyor bu sis
    zayıflatıyor rejim uygulayan herkesi
    sahibine havlıyor sahibinin aç sesi
    aç kalmıyor muhalif günde üç öğüt barut
    biliyoruz çok şükür beyazıt kadar beyrut

    ...::İbrahim Tenekeci::...


    "KENDİNİ KURTARAMAYAN AYASOFYA'YA KURTARAMAZ"
    İBRAHİM TEKNECİ

  5. #5
    Düş ve Dua



    yağmura,nisana ve yaşıma aldanıp
    uçurumları kıyı sanarak
    ve dağlar erişilmeyince acı verir
    sözünü unutarak
    kaf dağına gitmek istedim

    ırmak inadıyla yürüdüm uzaklara
    bir derviş olup yürüdüm uzaklara

    yanıldı denektaşım geriye döndüm
    Kutsal Sözler Panayırı'na sığınıp
    ipeksi bir sessizliğe büründüm:

    bir hayat,mahçup ve duru
    Tanrım,gülleri
    ve sessiz harfleri koru.

    İbrahim Tenekeci

  6. #6
    Yüzler Ve Sözler



    Mezartaşı Yontucusu

    mezartaşı yontan bir adamın gözleri
    miras pay edilirken uykusu gelen
    bir çocuk gibi
    bomboş bakar dünyaya.
    der ki bu şenlikistanda
    her şeyin varisi benim adım muamma
    kuruyan yüzünüzü ancak ben onarırım
    cilt bakım setleri gider boşa
    size bembeyaz bir yüz yaparım.

    Kör

    Körüm ben, aydınlığa karşı kötürüm
    umrumda değil gündüzün uzaması
    hiç karışmam Tanrı’nın işine
    mesela kaç ölçek kırmızı katıyor güle
    -gül neyse-
    körüm ben, seslerden insan yaparım
    dolaşıp dururum gece bekçisi gibi
    şart olsun ki
    insan burda karanlıktan kuruyor
    bana mı bulaştı yoksa,
    dünyanın isi.

    Mecnun

    kusura kalma teselli hazretleri
    sana layık bir mürit olamadım besbelli
    büyük şehirlerin küçük içinde
    dansa kaldırılan utangaç bir kız gibi
    buldum bu dünyada kendimi.
    ve camları hohlayıp da çizdiğim resimlerden
    bir ben kaldım ve sevgilim
    suyu ihmal edilmiş fesleğen gibi gitti
    gözlerim terledi yolunu gözlemekten.

    Sevgili

    gökyüzü kapalı ben açık hece
    bir dua damlar yapraklarıma
    ceylan derisinden bir ezan sesi
    gelir ve cilt olur dudaklarıma.

    Foto ali


    bir vesikalık kestim aynanın içinden
    pazar ola ey çünkü ben
    yana yatmayan saçları gibi bir insanın
    hep şuna inandım,
    geciken bir mektup, düşünün sevgilinizden
    işte o mektup benim, siz karşımda gülerken
    üzüntümdür yüzünüzde patlayan
    foto ali ben
    falso alırken her şey hayatın karşısında
    çoğaltırım sizi hiç üşenmeden.

    Dilenci

    ey insan sana küstüm çünkü sen beni
    birazdan kurşuna dizilecek bir mahkum gibi
    bıraktın ve gittin endişe limanında.
    ama sorarım, mesela samatyada
    kimin bahçesi daha büyük
    ölümden.

    Cüce

    kurban olduğum,
    iki ters bir düz örerken insanları
    birkaç ilmek daha atsaydın bu fakire
    sevaba girerdin ve
    olmazdı kimseye hıncım
    ama şimdi üç beş santim için
    zıplayıp duruyor elim ayağım.

    Deli

    deli sizsiniz böyle bir çağda
    akıllı kaldığınız için.
    ben sizin
    akla hayale sığmayan yanınızım
    siz ki dünyayı üstünüze giyseniz
    yine de açıkta kalırsınız çünkü gözleriniz
    dipsiz bir ambar sanki.
    ah siz,
    mezarlıklar müdür olsanız bundan daha iyi
    bir koyup hiç almasanız bir tohum gibi
    kendinizi toprağa.

    İbrahim Tenekeci

  7. #7
    agd_sisli Sedat ÖCALAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    istanbul mh. adapazarı cd. şişli sk.
    İletiler
    464
    Blogdaki Konular
    2
    üzgünlüğü şiddetle tavsiye ederim... heleki 10 kasım günü.. tenekecinin yazdığına bir bakın..

  8. #8
    dönemin (gerçi ben bu döneme kaybedilmiş bir dönem olarak baksamda) en özgün ve garip şairidir... etrafı (edebi cevresi) 2. yeni severleri yada taklitçileri ( genelde kötü taklitçilerdir kendileri ve çoğu bizim camiaya mensptur) diyelim kendilerini bir cıkmaza sürüklerken o bambaşka bir dil ve akıcı bir üslüp benisemiştir. makaleleride bu bağlamda değerlendirilebilir... bu kadar övgüden sonra gelelim olumsuz yanlarına...
    şiire verdiği önemin belikide yüzde birini gazetesine verse cok daha güzel işler başarabilirdi.bir yazısında ' bugün güzel birşey yaptım gazeteye gitmedim' diyordu içimden ne kadar söylendim bilemezsiniz ( bu sinirimin yegane sebebi ona olan sevgim ve saygımdandı cünki insan sevgisi nisbetinde karşısındakine anlamlar yükler....
    gelelim esas ve önemli konuya 2 üç aydır tek tük özensiz makaleden başka bir yazı (gazetede) yayınlamadı ve düşünce sayfası ona verildikten sonra o sayfayı hiç haketmeyen birsürü adamla doldurdu(aslında buna başka bir başlık açmayı düşünüyorum)
    kendisinin milli gazeteyi tam anlamıyla anlayamadığını düşünüyorum ( inşallah düşüncelerim yanlış cıkar)

  9. #9
    Şiire verdiği önem diğer bir çok şeye karşı ilgisinin dağılmasına neden oluyor.Aslında bu eleştirileri onun yüzüne yapmak lazım ki umarım bunu çok geç olmadan yapabilmek lazım.


    Özellikle bir ayrıntıya takıldıysa diğer söylenenleri duymadığı,kaçırdığı oluyor.Uyanması lazım ve umarım çabuk olur.
    "Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..."

  10. #10
    ayağı yalın, karnı aç olsada.... Şiirlerinin ne kadar güzel yada kötü olduğunu anlamasamda...

    Adam gibi adam vesselam
    ....

  11. #11
    Taner PINAR
    Misafir
    Şeytan hapşırmış burnundan İngilizler düşmüş demişti.. Olaylara bakışını severim.

  12. #12

    Kursak

    1

    yağmur topluyor gök
    yüzünü bir kâğıda
    çizip çizip buruşturuyor hasta
    -dinmiyor gece-
    üşüyor ala geyik duvardaki halıda
    ve çalıyor saat bizden bir şeyler
    bir şeyler veriyoruz ya da.

    bir çam gibi devriliyor şah/damar
    bir cam gibi kırılıyor bu hayat
    devriliyor şah/damar ve mat
    bir şamar gibi iniyor suratımıza.

    2

    evet, her şey kapanıyor kendi içine
    acı çekiyor herkes, hatta bir kraliçe.
    oysa
    hayat mısmıldır ona, çünkü bir kraliçe
    kuyulardan su çekmez
    toprağı geniştir ve haritalar
    soytarıyla doludur
    köylüleri göstermez.
    ve hatta ölüm bile
    şık bir damat gibi gelir
    gelir onu almaya.

    bizimse
    ölüm arka sokağıdır hayatımızın
    bir depremdir diriliş şiddetinde:

    -gül bile kendini düşlermiş
    kendini düşlermiş gül,
    verilirken bir sevgiliye-

    3

    dinmiyor gece:
    servise anne keklik sofrada
    ve onu deşmek için sabırsızlanırken çatal
    bekleşip duruyor yavruları yuvada.

    İbrahim Tenekeci
    "Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir..!"

  13. #13

    Mektup

    işte yine günün belini kırıyor akşam
    ve sen kırlara benzersin günün bu saati
    çıkarmamışsan çiçekli elbiseni.

    I

    hatırla ve sıkı tut:
    korkardın küçükken
    serçe parmağın uçacak diye elinden.
    diğer çocuklara benzerdim bense
    benzemesi gibi, bir çinlinin diğerine.

    II

    şaşkınım, şehir açmıyor beni
    ve namım yürümüyor burada
    çünkü tuhaf burada her şey;
    denizi sel basıyor hayret
    hayret şehir sığmıyor taksiye
    ve terör estiriyor rüzgar
    kaldırıyor dağın eteklerini bile.

    ve burada sensiz bahar
    hem yatalak hem öpmeden geçiyor
    bir jeton
    yanağıma getiriyor da yanağını
    kokunu rüzgara salsan
    bana getirmiyor.

    III

    yoksun ya
    güvercin avlıyor avluda kedi
    kızlar gülüşüyor bahçede
    gül üşüyor –gül üşür-
    yoksun ya, bezden anne
    yapıyor öksüz
    öpmek için kendisine.

    İbrahim Tenekeci
    "Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir..!"

  14. #14
    ??? Amine Sümeyye KIVRIM kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2008
    Konum
    bedeni osmaniye de ruhu istanbul da...
    Yaş
    31
    İletiler
    129
    Blogdaki Konular
    7
    UÇUŞ DENEMELERİ
    “Rabbim sen olmasan
    Kimin aklına gelirim ben”

    bu kitabını okudum;harika...yukarıdaki sözle başlamış kitabına...
    BUDA GEÇER YA HU!

  15. #15
    Şiirlerinde Neden "tanrı" kelimesini bolca kullanmış, cevap verebilecek olan varmı?
    "Söylesem tesiri yok, Sussam gönül razı değil..."

  16. #16
    Alıntı Resul ZENGİN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Şiirlerinde Neden "tanrı" kelimesini bolca kullanmış, cevap verebilecek olan varmı?
    sezai karakoçta kullanmıştır , cahit zarifoğluda yada son dönem şaiirlerinin hepsi
    kullanmaktadır ve bu soruya şiirdeki konum itabariyle yanıt verilir. genelmeyi ancak
    şairin kendisi yaparsa doğru olur.
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  17. #17
    Peki sizce yanlış değilmi bu?
    Ben hayatım boyunca bütün çevremden bunun yanlış olduğunu dinledim ve söyledim. Şimdi bunu kanıksamamızmı gerekiyor, biz yapınca doğrumu oluyor yada biz daha önce laf olsun diyemi eleştiriyoduk "tanrı " kelimesini?

    (Tartışmak için değil, samimi soruyorum.)
    "Söylesem tesiri yok, Sussam gönül razı değil..."

  18. #18
    Alıntı Resul ZENGİN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Peki sizce yanlış değilmi bu?
    Ben hayatım boyunca bütün çevremden bunun yanlış olduğunu dinledim ve söyledim. Şimdi bunu kanıksamamızmı gerekiyor, biz yapınca doğrumu oluyor yada biz daha önce laf olsun diyemi eleştiriyoduk "tanrı " kelimesini?

    (Tartışmak için değil, samimi soruyorum.)
    birçok şey niyet ölçüsünde değerlendirilir bu konu böylede değerlendirilebilir
    aynı zamanda değerlendirilmeyebilirde... kesin birşey söylemek güç.

    ama bizim çoğu zaman sırf birilerinden duyduk diye slogan attığımız çok oldu.
    düşünmeden , sorgulamadan verdiğimiz tepkiler yüzünden sığ bir marjinalliğe
    kapıldık ; düşmanlar yarattık , varolmayan korkular edindik. ( yaratmak kelimesi
    bilinçli kullanıldı ).

    az daha yazarsam konu sapacak , sapmasın böyle kalsın ; darmadağınık ,
    tenekeci gibi.
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  19. #19
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,607
    Blogdaki Konular
    5
    Alıntı Resul ZENGİN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Peki sizce yanlış değilmi bu?
    Ben hayatım boyunca bütün çevremden bunun yanlış olduğunu dinledim ve söyledim. Şimdi bunu kanıksamamızmı gerekiyor, biz yapınca doğrumu oluyor yada biz daha önce laf olsun diyemi eleştiriyoduk "tanrı " kelimesini?

    (Tartışmak için değil, samimi soruyorum.)
    Bence yanlış değil.
    Bende hayatım boyunca yanlış nidalarını duydum ancak başı açık namaz kılan bayanların şeyhi Ahmet Hulusinin kitabı dışında neden yanlış olacağını ortaya koyacak kimseyi de göremedim. Nitekim Hulusi'yi de değerlendirmeye almayacağıma göre bana dilimizden Tanrı kelimesinin çıkması ile Allah kelimesinin çıkması arasında bir hata olacağını kanıtlayacak bir delil bulamaktayım. Samimi olarak söylüyorum ki ben Tanri ifadesini yanlış bir ifade olarak görmüyorum .
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  20. #20
    Haklı olabilirsin tevfik abi, yani ifadesi caiz olabilir ama şahsi fikrim kullanılmasını sakıncalıbuluyorum. Tamamen kendi fikrim. Özellikle "Tanrı" yı kullanlar a bakınca müslümanca duruş açısından önemli olabileceğini düşünüyorum.

    Neyse konuyu sabote olmaması açısndan; Buna bayıldım.

    yoksun ya
    güvercin avlıyor avluda kedi
    kızlar gülüşüyor bahçede
    gül üşüyor –gül üşür-
    yoksun ya, bezden anne
    yapıyor öksüz
    öpmek için kendisine.
    "Söylesem tesiri yok, Sussam gönül razı değil..."

2 / 1 12 SonSon

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •