Kanal İstanbul’un parasını Diyarbakır’a yatırın
Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Toplantısı Peygamberler ve Sahabeler Şehri Diyarbakır’da gerçekleştirildi…


Saadet Partisi Genel İdare Kurulu toplantısını bölgenin en önemli kenti Diyarbakır’da düzenledi. Programda konuşan Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, bölgeye ilişkin kapsamlı bir rapor hazırladıklarını belirterek, bu raporu önümüzdeki günlerde kamuoyuna açıklayacaklarını kaydetti. Raporun üç ana başlıktan oluştuğunu ifade eden Karamollaoğlu, çözüm önerilerinin de raporda ayrıntılı bir şekilde yer aldığını ifade etti.

Karamollaoğlu, iç göçe de dikkatleri çekerek, “Samsun’dan İskenderun’a bir hat çizdiğinizde doğuda kalan bölgede kuzeyiyle güneyiyle son birkaç yılda iki buçuk üç milyon insan terk ederek göç etmiş” tespitinde bulundu.

ÜLKENİN DOĞUSU BATIYA GÖÇ EDİYOR

KaramollaoğlU, “Bunu teşvik edecek tedbirleri alıyorsa bunu kabullenmek mümkün değil. Siz ısrarla ‘İstanbul’un nüfusunu artıralım’ derseniz göçü teşvik etmiş olursunuz. Niye buralar cazibe merkezi haline getirilmiyor? ‘Efendim teşvik verdim, bunları da ilan ettim. Eee kimse yararlanmıyor.’ demek ki teşvikler yeterli değil. Burada yatırım yapacak olan müteşebbislerdir. Batıda fazla kazanıyorsa oraya kurar fabrikasını” diye konuştu.

Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Toplantısı Ortadoğu’nun ve bölgenin en önemli kenti olan Diyarbakır’da geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bölgeyi yakından ilgilendiren açıklamalarda bulundu ve sorunların çözümü için kapsamlı bir raporu önümüzdeki günlerde açıklayacağını duyurdu.

KUTUPLAŞMADAN KİMSE KAZANAMAZ

Türkiye’nin hızla bir kutuplaşmaya doğru sürüklendiğine işaret eden Karamollaoğlu, “Israrla üzerinde durduğumuz kutuplaşma konusunda müspet hiçbir adım yok. Adeta kendisini tatmin edebilmek için kutuplaşmadan medet uman bir iktidar ile karşı karşıyayız” dedi.İktidarın ülkenin problemlerini kimseyle müzakere etmek istemediğine işaret eden Karamollaoğlu, şunları kaydetti: “İşte Meclis’teki bütçe görüşmeleri ortada. Bütçe görüşmeleri kavga ile hakaretler ile yapılıyor. Daha kendi aramızda sükûnet içinde problemleri görüşemiyorsak, çözmek mümkün değil. Herkes kendisinin haklı olduğunu düşünebilir, ama karşılarındaki insanların da bir sözlerinin olduğunu dikkate almak icap eder. Demokrasi fikir kavgalarının fütursuzca yapıldığı bir ortam değil. Biz buna maalesef bir türlü ulaşamadık. Kamplaşma her geçen gün biraz daha derinleşiyor.”

ANADİLİ KULLANIM HAKKI VERİLMELİ

Değerlendirmesinde 1991 yılında gerçekleşen Refah Partisi’nin kongresindeki Erbakan Hoca’nın konuşmasını da hatırlatan Karamollaoğlu, “Erbakan hocamız 91 yılında Refah Partisi’nin kongresinde konuyu kapsamlı ele almıştı. Eğer o gün Erbakan Hocamızın gündeme getirdiği konular ciddi olarak ele alınmış olsaydı bugün böyle bir problem belki de hiç yaşanmayacaktı. Erbakan Hocamız bu konuyu daha da başka şekilde de gündeme getirdi. En son Bingöl’deki yaptığı konuşma sonrasında ne yazık ki Erbakan Hocamızın siyasi hayatı yasaklandı, partileri kapatıldı. Ama artık kimsenin kaçamayacağı göz ardı edemeyeceği bu konuyu da bir bütün olarak ele alınması gereken bir konu olarak aldık, söyledik. Bugün de bu konuda hazırladığımız raporda son noktaya geldik. Bu raporun son halini vererek, bir takım ilavelerle önümüzdeki birkaç gün içinde yazılı olarak sizlere, bütün Türkiye kamuoyuna duyurmuş olacağız. Ancak ana prensiplerimiz belli. Anadili kullanma hakkı ilk defa 91 yılında gündeme geldi. Bu hakkın kâmil manada bölgede yaşayan insanlara verilmesi herkesin üzerinde durduğu en önemli konu. Sadece hakkın var olduğunu söylemek yetmiyor, onun kullanılması için elbette bir takım adımların atılmasına da ihtiyaç duyuluyor. İster eğitimde, ister sosyal hayatta, ister resmi muamelelerde bunların nasıl çözüleceğine ilişkin belli bir politikaya ihtiyaç duyuluyor. Problem sadece lisan problemi değil. Biz bu bölgeye de özel bir itina göstererek çözmek mecburiyetindeyiz.” ifadelerini kullandı.


TARIM VE HAYVANCILIK KONUSUNDA DESTEKLENMELİ

Bölgenin ekonomik olarak kalkınmasının en önemli ayağının tarım ve hayvancılık sektörü olduğunun da altını çizen Karamollaoğlu, “Tarım ve hayvancılık en önemli teşvik edilmesi gereken sektördür. Ne yazık ki hükümet tutarlı bir adım atmıyor. Siz bir hükümet düşünün buğdayı dışarıdan getiriyor. Bu bölgedeki arazilerimiz değerlendirilmiyor, bu bölgede meralar var, besiciler tarafından kullanılamıyor. Ama biz dışarıdan hayvan ithal etmekte mahsur görmüyoruz. Pancar vasıtasıyla çiftçiyi destekleyip, hayvancılığı desteklemek mümkün iken dışarıdan saman ithal ediyorsunuz. Kendi çiftçimizi desteklemeniz gerekirken dışarıdan ucuz et getiriyorsunuz. Bu bölge için hayvan beslemek ekonomik yönden çok pratik bir faaliyet.” şeklinde uyarıda bulundu.

BÖLGEDE KAYYUM ATANMASINA TEPKİ

Karamollaoğlu, bölgedeki belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyum atanmalarına ilişkin ise, “Bölgedeki halkın tercihleri ile göreve gelen belediye başkanları görevden alındı, kayyumlar atandı. Batıda belediye başkanları görevden ayrıldı ama yerine belediye meclislerinde seçimle biri geldi. Bir belediye başkanı suç işlemiş olabilir, onun yerine ancak belediye meclislerinde seçimle gelinmeli. Mahalli seçimde iş başına gelen kişiler halka en yakın olan insanlardır. Halkın en kolay ulaşacağı yetkili kişilerdir. Siz onları görevden aldığınız zaman artık başka bir yönetime geçmiş oluyorsunuz. Bu doğru değil. OHAL’de olağanüstü uygulamalar yapılabilir. Ama siz OHAL’i olağan hale getirirseniz hukuksuzluk hâkim olur. Çünkü OHAL’de kısa bir dönem için hükümetlere çok geniş yetkiler tanınır. Kanun tam olarak işlemez. Kanunun tam olarak işlemediği bir dönemdir OHAL dönemleri. Siz bunu olağan hale getirdiğiniz zaman siz kanunsuzluğu meşru hale getirmiş oluyorsunuz. Bu konuda yanlış yaklaşım var.” diye eleştirdi.

İSRAİL KONUSUNDA İKİRCİKLİ TAVIR SERGİLENİYOR

Konuşmasında dış politikaya yönelik de ifadeler kullanan Karamollaoğlu, Kudüs konusunda ortaya konan tavrı ise eleştirdi. Karamollaoğlu, “Dış politikada da bir takım yanlışlıklar yapılıyor ve devam ediliyor. Bir adım attığınızda başka bir gayri meşruluğu meşru hale getiriyorsunuz. İsrail karşısında takınılan tavır ikircikli bir tavırdır. İsrail’in bir terör devleti olduğunu Sayın Cumhurbaşkanı kendi ifade etti. Biz de günaydın dedik. İsrail ile ilişkiler geliştirirken, Mavi Marmara ile ilgili kararlar alınırken o zaman İsrail’in bir terör devleti olduğu görmezden mi gelindi.

KANAL İSTANBUL’UN PARASINI DİYARBAKIR’A YATIRIN

Bölgenin kalkındırılması için yapılacak yatırımların başka yerlere yapıldığını da belirten Karamollaoğlu, “Şu anda ele alınması en son düşünülecek proje İstanbul’a kanal. Oraya harcanacak paranın yarısını bu bölgeye harcayın bu bölge ihya olur. Bunu söylediğimiz zaman da projeye yapılacak yatırımlar bütçeden hiç gitmeyecek ki diyecekler. Siz o yap işlet devret formülünü işletirken yeterli miktarda gemi geçmediğinde o parayı kim ödeyecek. Diyarbakır’daki vatandaş ödeyecek. Siz buradaki yatırımlara garanti verin on katı kadar gelir ortaya çıkar. Kimseyi aldatamazlar.” dedi.

RAPOR ÜÇ ANA BAŞLIKTAN OLUŞUYOR

Karamollaoğlu, konuşmasının son bölümünde ise yakında kamuoyuna duyuracakları bölgeye ilişkin tarihi raporun ise üç ana başlıktan meydana geldiğini söyledi. Diyarbakır’da gerçekleştirdikleri toplantı sırasında söz konusu raporun bir kez daha ele alınacağını ve son kez okunarak son halinin verileceğini kaydeden Karamollaoğlu, başlıkları, ‘Temel İnsan Hakları ve Adaletin Tesisi, Ekonomi ve Kalkınma Meselesi, İç Güvenlik ve Emniyet Konusu’ olarak açıkladı.

SUÇLULUĞU İSPAT EDİLİNCE HAPSE GİRMELİ

Karamollaoğlu, yaptığı değerlendirmelerin sonunda ise ‘milletvekillerinin tutuklanmalarına’ ilişkin bir soruya ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Seçilmiş insanların suç işleme hakkı yoktur. Ancak seçilmiş insanların seçilmiş olmalarından, toplumun bir kesimini temsil ediyor olmalarından dolayı bazı konularda onlara ayrıcalıklar tanınmıştır. Milletvekillerini belli şartlarda mahkemeye çıkarabilirsiniz. Siz mahkemeye çıkarsanız bile suçluluğu ilan edilene kadar tutuklu bulundurmanız doğru olmaz. Çünkü onu seçen kimselerin Meclis’te temsiline engel oluyorsunuz. Ne zaman yapabilirsiniz, suçluluğu mahkeme kararı ile ilan edilince, o zaman da hapse atarsınız, o da suçunun karşılığını çeker. Böyle olmazsa halkın Meclis’te temsiline mani olmak anlamına gelir.” dedi.

GEÇMEYEN GEMİNİN PARASINI DİYARBAKIR’DAKİ VATANDAŞ ÖDEYECEK

Bölgenin kalkındırılması için yapılacak yatırımların başka yerlere yapıldığını da belirten Karamollaoğlu, “Şu anda ele alınması en son düşünülecek proje İstanbul’a kanal. Oraya harcanacak paranın yarısını bu bölgeye harcayın, bu bölge ihya olur. Bunu söylediğimiz zaman da projeye yapılacak yatırımlar bütçeden hiç gitmeyecek ki diyecekler. Siz o yap işlet devret formülünü işletirken yeterli miktarda gemi geçmediğinde o parayı kim ödeyecek? Diyarbakır’daki vatandaş ödeyecek. Siz buradaki yatırımlara garanti verin, on katı kadar gelir ortaya çıkar. Kimseyi aldatamazlar” dedi.

BUNLARIN MEDYASINI ANLAMAK DA MÜMKÜN DEĞİL

İktidar partisini sürekli destekleyen bir medyanın bulunduğunu anımsatan Karamollaoğlu, iktidara yönelik uyarılarına bu medya grubu tarafından kulak kabartılmadığını belirtti. Ancak muhalefette bulunan bir başka partinin elini sıktıklarında yer yerinden oynadığını dile getiren Karamollaoğlu, “İktidarıyla, muhalefetiyle bir bütün olarak yaşamak mecburiyetindeyiz. İnşallah o ortamı da oluşturmaya kararlıyız. Milletimizin de bu konuda bir kararlılık göstereceğinden eminiz” diye konuştu.