28 Şubat'ın İran Büyükelçisi: Erbakan İsrail'e tavır aldığı için devrildi; İsrail Büyükelçisi bizim ülkeden gitmemizi istemiş

28 Şubat döneminde İran’ın Ankara Büyükelçisi olan, şu an ise İran Hac Bakan Yardımcılığı görevini yürüten Muhammed Rıza Bagiri Millî Gazete’ye konuştu.

Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın D-8’deki çalışmalarına bizzat şahitlik eden 28 Şubat döneminde İran’ın Ankara Büyükelçisi olan, şu an ise İran Hac Bakan Yardımcılığı görevini yürüten Muhammed Rıza Bagiri Millî Gazete’den Tolga Saçıkaralı'ya konuştu. Türkiye’nin AB sevdasından vazgeçmesi gerektiğini söyleyen Bagiri, “Şunu çok iyi bilin ki Avrupa, Osmanlı’nın Viyana kapılarına dayandığı günü asla unutmadı” ifadelerini kullandı.

Erbakan Hoca ile 28 Şubat sürecinde beraberdiniz. O dönemin en önemli şahitlerinden birisiniz. 28 Şubat sürecini İran çerçevesinden nasıl gördünüz? Sizin gözlemlerinizle 28 Şubat post modern darbesi nasıl gerçekleşmişti?

Bu çok boyutlu bir meseledir. Ayrıca bunu her zaman açıklamakta da fayda görüyorum. O döneme ilişkin bir anımdan bahsetmek istiyorum. 90’ların başında Bülent Ecevit bizim hakkımızda çok şiddetli şekilde konuşuyordu. Ben görüşme için Ecevit’in evine gittim. Ona “Sayın Ecevit, biz İran Devrimi sırasında solcu arkadaşlarla birlikte Amerika’ya karşı olduğunuz için sizin afişinizi Tahran sokaklarına asıyorduk. Biz sizi Amerika’ya karşı olduğunuz için seviyoruz. Ancak siz bugün Amerika ile birlik olup bize saldırıyorsunuz. Bu nasıl bir iştir dedim. Şimdi burada bahsi uzatacağı için konuşmanın detayına girmiyorum…

Bülent Ecevit’in bu soruya cevabı ne olmuştu?

Sayın Ecevit, İran terörist bir ülke. İran, İnsan haklarını çiğniyor gibi ifadeler kullanmıştı. Fakat tüm bunlardan sonra ise evinde İran’ın hatem sanatıyla yapılmış bir eseri gösterdi bize. Ardından Rahşan hanımı çağırdı. “Bakın benim hanımımın ismi de bir fars ismidir” dedi. Sonra evindeki bir İran halısını gösterdi ve İran konusunda daha dikkatli olacağını söyledi. Netice de Ecevit gibi fikirler her zaman Türkiye’de vardır. Hatta Sayın Ecevit, Türkçe konuşmamdan da rahatsız olarak “Tahran büyükelçimiz Farsça konuşabiliyor mu acaba?” demişti. Ecevit’in bu beyanı o dönem de gazetelere de yansımıştı.

Darbenin sebebi Erbakan Hoca’nın İsrail tavrıdır

İslamofobi’nin gelişim seyrinden bahsedebilir misiniz?

İsterseniz buna da bir hatıra ile cevap vereyim. Erbakan Hoca bizim Kudüs iftarlarımıza sürekli gelirdi. Erbakan hocanın çok güzel bir âdeti vardı. Doları çıkarır ve üzerindeki yazıyı gösterirdi. Doların üzerinde “We god trust” yazar. Bu “tevekkeltü alellah” demektir. Yani Allah’a tevekkül edin, Allah’a güvenin. Rahmetli Erbakan Hoca bunu her zaman hatırlatırdı. Bende kendisinden öğrendiğim ve sıklıkla tatbik ettiğim güzel bir harekettir bu. Şimdi elin Amerikalısı bunu parasının üzerine yazıyor da biz neden bunu yaşamayalım. Hatta Erbakan Hoca’ya siz bunu söylerken sizin hakkınızda Fundementalist denmesinden korkmuyor musunuz? Diye sorduğumda, “Korkmuyoruz” demişti. İşte bu korkusuz adamın makamına göz dikmişlerdi. Ve o dönem İsrail yapılan açıklamalardan ve icraatlardan çok rahatsızdı. Erbakan Hoca Amerika ve İsrail ile ilişkileri askıya almıştı. Erbakan Hoca’ya yapılan darbenin en büyük sebebi budur. Ayrıca çok önemli bir şey daha var: Ben darbenin ardından ailemin yanına, Tahran’a gitmiştim. Geri döneceğimizde Türkiye Dışişleri’nden bize Türkiye’ye gelmememiz için mesaj geldi. Biz sonradan öğreniyoruz ki: İsrail büyükelçisi Dışişleri’nde oturmuş ve eğer İran elçisi için mesaj çekmezseniz buradan ayrılmam diyor. Siz Türkiye’nin o dönem de İsrail karşında ne durum da olduğunu buradan çıkarın.

Erbakan Hoca ile uzun yıllar çalıştınız. Az önce dolar anekdotunu aldık ama daha farklı ve unutamadığınız bir hatıranız var mı?

Erbakan Hocam İran’a defalarca gelmiştir. Fakat bir ziyaretinde yaşadıklarımızı hiç unutmuyorum. Erbakan Hocam bir enerji anlaşması için gelmişti. Enerji Bakanı olarak Recai Kutan beyde ziyarette hazır bulunuyordu. İmzalayacağımız enerji anlaşması ilgili daha önce bir kriz yaşanmıştı. Şimdi ismini açıklamayacağım bir hükümet döneminde anlaşmanın üzerinde besmele var diye anlaşmadan vazgeçilmişti. Erbakan Hoca ise anlaşma da neden besmelenin olmadığını sorduğunda bizim bürokratlar şaşırıp kalmıştı. Daha önceki krizden dolayı bizim arkadaşalar besmeleyi kaldırmışlar. Erbakan Hoca besmele konulmasını isteyince biz de besmele ekledik.

AVRUPA BİRLİĞİ’NE DEĞİL İSLAM BİRLİĞİNE YÖNELİN

Türkiye’de en uzun süre görev yapan büyükelçilerden birisiniz. Türkiye’nin son 10-15 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben Turgut Özal’ın döneminde atanmıştım. İmza için makamına gittiğimde (Ben o zaman Azerice konuşuyordum. Özal’da Azerice biliyordu.) Özal bana, “Çok yakında Türkiye, Avrupa Birliği’ne girecek” demişti. Ben daha yeni atandığım için orada bir şey söylemedim. Fakat AB, Türkiye için hayırlı bir yol değil. Şunu çok iyi bilin ki Avrupa, Osmanlı’nın Viyana kapılarına dayandığı günü asla unutmadı. Türkiye son 10-15 yıllık süreçte birçok iyi ve güzel işe imza attı. Ancak genel mana da Özal mantığı ile hareket ediliyor. Türkiye’nin daha büyük başarılara imza atması için Avrupa Birliğine değil, İslam Birliği’ne yönelmesi gerekiyor.