‘Bıçak kemiğe dayandı’

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, her şeyi yeni baştan tanzim etmeye ülkenin çok ihtiyacı bulunduğunu söyledi…

Saadet Partisi İl Teşkilatında düzenlenen basın toplantısında ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sorunlara dikkat çeken İriş, “Ekonominin gücü üretmektir” vurgusunu yaptı. 50 yıla yaklaşan Milli Görüş hareketinin temsilcisi Saadet Partisi olarak ülke meselelerine olan duyarlılıklarını ve heyecanlarını her zaman canlı tuttuklarını ifade eden Mustafa İriş, şunları kaydetti;

“Saadet Partisi olarak gerek yönetimde olduğumuz zamanlarda, gerekse muhalefette olduğumuz zamanlarda hatta meclis dışında siyaset yaptığımız zamanlarda ülkemizin, insanımızın problemlerinin çözümüne dair gayret ve şevkimiz hiç azalmamıştır. İktidarda olduğumuz zamanlarda laf değil, icraat, iş üretmişizdir. Mesela, 'montaj değil, ağır sanayi' demiş ve yapmışızdır. 'Gazoz fabrikası değil, fabrika yapan fabrika' demişiz ve yapmışızdır. Muhalefette de kuru bir tenkit değil, yapıcı, yol gösterici, çözüm üretici bir çizgiyi takip etmişizdir, ediyoruz. Bundan dolayı Saadet Partisinin milletimiz için İslam âlemi için hatta tüm insanlık için müstesna bir yeri vardır. Bizler Saadet Partisi olarak bu müstesna yerin önem ve ciddiyetini çok iyi idrak ediyoruz. Mesuliyetimizin bilinci içindeyiz. Ekonomi bir güçtür. Üretmek, üretebilmekte ekonominin gücüdür. Bugün yaşanılan ekonomik zorluklar, işsizliğin artması, borç yükleri ve benzeri hususlar aslında bir sonuçtur. Sebep ise yeterli üretim yapamamaktır” dedi.

İriş, “Neden yeterli üretim yapılamıyor?” sorusuna ise sorduğu sorularla şöyle dikkat çekti;

“Bu kuru bir iddia mıdır? Hayır. Bu görüşümüzü pek çok örnek ile açıklayabiliriz; Yollarımızda giden araçların ne kadarını biz üretebiliyoruz? Yollarımızı yaptığımız araç ve makinaların ne kadarını biz üretebiliyoruz? Tarlalarımızı ekip biçen traktörlerin biçerdöverlerin ne kadarını biz üretebiliyoruz? Hastanelerimizdeki tıbbı alet ve ekipmanların ne kadarını biz yapabiliyoruz? Dilerseniz bir soruya daha cevap arayalım! Tükettiğimiz etin ne kadarını biz üretebiliyoruz?”

“Bu sorulara ne yazık ki müspet cevap veremiyoruz” diyen İriş, “Yeterli üretim yapamadığımız için de artan işsizliği önleyemiyoruz. Borç yükünden bir türlü kurtulamıyoruz. Yeterli, üretim yapamadığımız için yurtdışından 200 milyar dolarlık mal satın alıyoruz, ancak 142 milyar dolarlık mal satabiliyoruz. Yani Dış Ticaretimiz 58 milyar dolar açık veriyor” şeklinde konuştu.

BANKACILIK SİSTEMİ

Ağır sanayi, ileri teknoloji ve benzer konularla alakalı gerekli çalışmalar yapılmadığı için gerekli ve yeterli üretim yapılmadığına da dikkat çeken Mustafa İriş; şöyle devam etti:

“Sürekli borçlanarak, sürekli ithal ederek güçlü bir ekonomiye sahip olamayız. Bunun için; İhtiyaca göre öncelikler sıralaması yapılmalıdır. Üretimin ve üreticinin ayak bağı olan her türlü mevzuat süratle düzeltilmelidir. Bankacılık sistemi baştan aşağı revize edilmelidir. Bankalar üretim ve kalkınmada en önemli aracı kuruluşlar haline getirilmelidir. Bankacılık sisteminin birinci hedefi kar olmamalıdır. Banka paradan değil ürettiği hizmetten kazanmalıdır. Unutmayalım ki para bir harcama belgesidir. Ekmeğin hamuru, motorun pistonu değildir. Ekonomik hayatın gelişmesinde bankaların çok önemli bir rolü vardır. Ama bu günkü bankacılık sistemi bu fonksiyonu yerine getiremiyor. Tek amacı kar etmek. Böyle olduğu içinde 2015 yılında 26 milyar, 2016 da 37,5 milyar, 2017 de muhtemelen 50 milyar lira kar etmiş olacaklar. Bu hızla devam ederse banka karları 2 sene sonra 100 milyar lirayı aşacak. Bunlar kara gark olurken, çalışan üreten kesiminde önemli bir kısmı borca gark oluyor”
“Bu karlar öyle sıradan karlar değil. Kendilerine sağlanmış kanuni alanda kredi üreterek milleti ve devleti borca boğarak kazanılan karlardır” diyen Mutafa İriş, “Türkiye' de basılı para miktarı 127 milyar liradır. Ama bankaların kullandırdığı para miktarı 1 trilyon 327 milyar liradır. Yani olmayan para kredi olarak kullandırılıyor. Sistemin işleyişi bu. Böyle kurulup sürdürülüyor. Hem milletin hem Devletin aleyhine bir sistem sürdürülüyor. Bu sistemden dolayı 2002 yılında 232 milyar dolar olan ülke toplam borcu 2016 da 575 milyar dolara fırladı. 2002 den 2016 yılına kadar, 14 yılda 700 milyar lira faiz ödendi. Bu arada vatandaşın ödediği faizlerin haddi hesabı belli değil” şeklinde konuştu.

TARİHTEN İBRET ALINMALI

İriş, “Toplantımızın başında yeterli üretim yapamadığımızı söylemiş ve bunun sebepleri üzerinde durmuştuk. Bu sebeplerin en başında da Bankacılık ve para sistemi geldiğini söyledik. Artık bıçak kemiğe dayanıyor. Her şeyi yeni baştan tanzim etmeye bu ülkenin çok ihtiyacı var. Ülkeyi yönetenler aynı zamanda büyük bir vebali yüklenenlerdir. Artık aslımıza, özümüze dönmeliyiz. Dengeleri kurmalıyız. Kısır politik çekişmeler ile kendi ellerimiz ile ülkemizin geleceğini tehlikeye atmayalım. Ortak paydamız ülkemizin esenliği, güvenliği, huzur ve saadeti olmalıdır. Farklı fikir ve düşünceler asla çekişme sebebi olmamalıdır” uyarısında bulundu. Tarihten ibret alınması gerektiğine de vurgu yapan Mustafa İriş, basın toplantısını şöyle sonlandırdı;

Tarihten ibret almamız gerektiğine de vurgu yapan Mustafa İriş, “Şanlı bir tarih ve medeniyetimiz var. Ancak yüz yıl önce yaşananları iyi okuyup, düşünmeliyiz. İbret almalıyız. Yeterli üretimi yapamaz hale gelip borç batağına saplanan Osmanlı, Duyunu umumiye'ye teslim oldu. Ve batırıldı… Şimdi bütün milletimizin fertlerine, tabii en başta siyasilere büyük bir sorumluluk düşmektedir. İktidarı ve muhalefeti ile bütün siyasilere düşen şeffaf ve adil bir düzenin kurulup güçlendirilmesi için var gücüyle çalışmaktır. Gerçekten de önce vatan, önce adalet demektir. Ötekileştirmeden, eğip bükmeden hakkı söylemektir. Hakkı üstün tutan, herkesin hakkını alabildiği adil bir düzen kurmaktır.”