Saadet Partili Atik Ağdağ: Önerilerimizi dinlemediler

Saadet Partisi Meram, Karatay ve Selçuklu İlçeleri Genişletilmiş İlçe Divan Toplantıları Bera Otel’de gerçekleştirildi. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Atik Ağdağ’ın katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda ayrıca sandık müşahitleri eğitimi de yapıldı. Programa Ağdağ’ın yanı sıra Saadet Partisi İl Başkanı Hasan Hüseyin Uyar, İl Yönetim Kurulu Üyeleri, Selçuklu ilçe Başkanı Mustafa Derbentli, Karatay İlçe Başkanı Ali Genç, Meram İlçe Başkanı Şuayip Koçak ve partililer katıldı.

Programda konuşan Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı Atik Ağdağ, “Anayasa düzenlemesi öncesi ve sonrasında tekliflerimizi defalarca iyi niyetle ilettik. Bunları tüm partilere de gönderdik. Fakat iyi niyetli çabalarımız dinlenmedi. Başkanlığı biz de istiyoruz ama bu şekilde bir düzenlemeyi kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.

AK PARTİ İLE 3 NOKTADA AYRILDIK


AK Parti’nin Milli Görüş’ten ayrılma sürecini anlatan Ağdağ, şöyle konuştu: “Ak Parti idare kadrosundaki kardeşlerimizle beraber çalıştık, bizlerden ayrıldılar. Ak Parti Milli Görüş’ten ayrılırken 3 temel noktada ayrı düştü. İlki ABD ve İsrail’in büyük bir güç olduğu, dünya üzerindeki planları olduğu onlara karşı çıkamayacağımızı ve işbirliği yapmamız gerektiğini söylediler. Biz bunu kabul etmedik. İkinci olarak AB’nin, Batı’nın medeniyet olarak bizden önde olduğu, onlara yenildiğimiz ve bu medeniyet projesine dâhil olmamız gerektiğine inandılar. Bunu da kabul etmemiz mümkün değildi. Üçüncü olarak dünyadaki ekonomik nizamı kabul etmemiz gerektiğini, yeni bir ekonomik nizam kuramayacağımızı ve faizin bir dünya gerçeği olduğunu söylediler. 15 yıldır Batı ile AB ile çatışıyor gibi görünseler de bu 3 temel yanlıştan vazgeçmediler. 15 yıl önce neredelerse şimdi de oradalar.”

BAŞKANLIĞI İLK BİZ TEKLİF ETMİŞTİK


Ak Parti ve MHP Anayasa Komisyonu’nda çalışırken Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu üyelerinin de bir araya gelerek bir çalışma yaptığını ve iyi niyet göstergesi olarak sonucu Ak Parti’ye ve Cumhurbaşkanı’na ilettiğini kaydeden Ağdağ, “Başkanlığa karşı olmadığımızı söyledik. Çünkü başkanlığı ilk biz teklif etmiştik. Fakat oylayacağımız başkanlık ile bizimki farklı. Gelin şu şu yanlışları değiştirin dedik. Bunları yaparken de kameralar önünde değildik. Ülkemiz için uğraştık. Fakat tekliflerimizin 1 tanesi bile değerlendirilmedi. Aynen getirdiler. Düzenleme son haline geldikten sonra daha nasıl iyi hale getirebiliriz diyerek yeni teklifler yaptık, bunu da dinlemediler. Bu önerilerimizi meclis içindeki ve dışındaki partilere de gönderdik. İyi niyetli önerilerimiz dinlenmeyince de Genel Başkanımız çıkarak düzenlemeye bu şekilde destek vermeyeceğimizi açıkladı.”



BÖYLE ADALET OLMAZ


Anayasa düzenlemesinde pek çok yanlışın olduğuna işaret eden Ağdağ, “HSYK değişti, HSK oldu. Tüm yetki bu kurumda…. İsterlerse dava sürecinde hakimin görevini değiştirebiliyorlar. 13 üyesi var. 4 tanesini Cumhurbaşkanı atıyor. Önceden de böyleydi diyorlar. Fakat şimdiki sembolik... Yeni sistemde Cumhurbaşkanı yürütmenin de başkanı. Bakanla müsteşarı da o atadı, etti 6 üye. Mecliste de çoğunluğun olduğu partisi var. Feri kalan 7 tanesini de meclis seçecek. Oradan da 1 tanesini alsa HSK Cumhurbaşkanı’nın kontrolünde demek. Böyle bir durumda HSK sıkıyorsa Cumhurbaşkanı’nın partisinin aleyhine bir karar versin. Bu mümkün mü? Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesi olacak, tamam. 12’sini Cumhurbaşkanı atayacak. “Eskisinde de öyleydi” diyemezsiniz. Eski Cumhurbaşkanı sadece denge unsuru idi, yetkisi yoktu. Yeni sistemde bütün yetkiler Cumhurbaşkanı’nda. Yeni Cumhurbaşkanı yargılanabilecek diyorlar, ama nasıl yargılanacak, 15 kişinin 12’sini o atamış olacak. Böyle adalet olmaz. ‘Ne var bunda, Cumhurbaşkanı dindar insan, dindarlara zulüm etmez’ diyemezsiniz. Bizim derdimiz şahıslar değil. Bu ülkede 67 yıldır bir süreç yaşıyoruz. İnanan insanların başına gelmeyen kalmadı. Sen öyle bir Anayasa yap ki kim gelirse gelsin inananlara zulüm edemesin. Şu anki anayasa, bir darbe anayasası... İnananlara zulüm üzerine şekillenmiş. 28 Şubatta bu anayasa ile zulüm gördük. Şimdi askeriyeye başörtü ile girilebiliyor. Demek ki her ikisine de imkân sağlıyor. Başka biri gelir eski haline de çevirebilir. Anayasal güvence altına alınmalıydı.”