+ Konuyu Yanıtla
19 sonuçtan 1 --- 19 arası gösteriliyor

Konu: Saadet Partisi anayasa değişikliğine ilişkin 'olmazsa olmazlarını' açıkladı!

  1. #1

    Saadet Partisi anayasa değişikliğine ilişkin 'olmazsa olmazlarını' açıkladı!

    Saadet Partisi anayasa değişikliğine ilişkin 'olmazsa olmazlarını' açıkladı! İşte maddeler...

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri devam eden Anayasa Değişikliği ile ilgili partisinin görüşlerini açıkladı. Değişikliğe ilişkin Saadet Partisi’nin ‘olmazsa olmazları’ dediği maddeleri tek tek sıralayan Karamollaoğlu, “Biz bu tespit ve önerilerimizi bir kardeşlik vazifesi olarak samimiyetle ve içtenlikle söylüyoruz. Bir art niyetimiz, bir beklentimiz de yok. İnandığımız gerçekleri tarihi bir sorumluluk olarak bütün milletimizle paylaşıyoruz” dedi.

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkez binasında TBMM’de görüşmelerine devam edilen Anayasa Değişikliği’ne ilişkin partisinin değerlendirmesini ve önerilerini açıkladı. Bunu tarihi bir sorumluluk bilinci ile yaptıklarını herhangi bir art niyetleri olmadığının altını çizen Karamollaoğlu, ifade ettiği bazı temel ilkelere riayet edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    HER KESİMİN GÖRÜŞÜNÜ DİNLEDİK


    Karamollaoğlu, “Saadet Partisi olarak, birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek, demokratik anlayışımızı olgunlaştıracak, ülke istikrarına katkı yapacak her türlü girişimi önemli buluyoruz” diyerek, bu amaçla alanında uzman akademisyen, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve araştırma kuruluşları, hukukçular, siyasetçiler ile görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi.



    GÖRÜŞLERİMİZİ CUMHURBAŞKANIMIZA İLETTİK


    “Büyük bir titizlik ve hassasiyetle, ‘Nasıl Bir Yönetim Sistemi olmalı’ sorusunun cevabını aradık” diyen Karamollaoğlu, yaptıkları çalışmayı bir rapor haline getirdiklerini ve ortaya çıkan metni de ilgili yerlere ilettiklerini şu sözlerle ifade etti: “Saadet Partisi Genel Başkanı olarak bu amaçla bizzat sayın Cumhurbaşkanımızı makamında ziyaret ettim. Kendisine bu konudaki düşüncelerimizi şifahen ilettim. Ayrıca bu tespitler doğrultusunda hazırladığımız bir mektubu da yine; başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Sayın Başbakan’a, Siyasi Partilerin Genel Başkanlarına, TBMM’de grubu bulunan partilerin grup başkanlarına ulaştırdık”


    DEĞİŞİKLİĞE KARŞI DEĞİLİZ, OLMAZSA OLMAZLARIMIZ VAR



    Karamollaoğlu değişikliğe ilişkin ‘olmazsa olmaz şartları’ olduğunu da belirterek, “Peki Saadet Partisi bu konuda ne diyor, ne düşünüyor? En başından beri prensip itibariyle, yönetimde istikrarı ve yargıda adaleti tesis edecek, ülkemizde huzuru sağlayacak bir Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne karşı olmadığımızı ifade ettik. Aksine, Türkiye’de Başkanlık Sistemi’ne ilişkin ilk öneriyi yapan siyasal hareketin Milli Görüş olduğunu defaatle söyledik. Ancak bizim bu değişikliklerde ‘olmazsa olmaz şart’ olarak gördüğümüz bazı unsurlar var” diyerek maddeleri açıkladı.


    İŞTE KARAMOLLAOĞLU’NUN ‘OLMAZSA OLMAZLARI’ DEDİĞİ ŞARTLAR


    KUVVETLER AYRILIĞI İLKESİ MUTLAKA SAĞLANMALIDIR


    “Kuvvetler ayrılığı ilkesi olmazsa olmaz şarttır. ‘Yasama- yürütme ve yargı’ arasındaki uyum ve denge, birinin diğeri üzerinde herhangi bir hâkimiyet ya da vesayet oluşturmasına imkân vermeyecek şekilde düzenlenmelidir.

    GÜÇLÜ BİR MECLİS OLMAZSA OLMAZ ŞARTTIR


    İcranın tek elde toplandığı Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde istikrar en önemli avantajlardan biridir. Hükümeti kuramama ya da kurulmuş hükümetin güvenoyu ile düşürülmesi gibi kaygılar olmayacağı için güçlü bir icraat imkânı ortaya çıkacaktır. Ancak, güçlü bir Yürütme organı ile doğru orantılı olarak güçlü bir Meclis’in varlığı da olmazsa olmaz şarttır.

    SEÇİM BARAJLARI MUTLAKA KALDIRILMALIDIR


    Güçlü bir Meclis için, ‘Siyasi Partiler Kanunu’ndaki seçim barajları tamamen kaldırılmalıdır. Böylece, TBMM, toplumun bütün kesimlerinin temsil edildiği, gerçek manada, ‘Milli irade tecelligâhı’ olma özelliğini kazanacaktır. Yine güçlü bir Meclis için, TBMM’nin, kanun yapma, bütçeyi onaylama, değiştirerek onaylama ve denetleme hakkı mutlaka korunmalıdır.

    SADECE TBMM KENDİNİ FESH EDEBİLMELİ


    Özellikle TBMM’nin kendi iradesinin dışında feshine imkân tanıyacak her türlü düzenlemeden mutlak suretle uzak durulmalıdır. Çünkü böyle bir yetki Meclis’in itibarını zedeler.

    ÖNEMLİ BAKANLIKLAR TBMM ONAYINA SUNULMALI


    Ayrıca Milli Savunma, Adalet ve İçişleri gibi bazı önemli ve stratejik bakanlıklara atanacak isimlerin TBMM’nin onayına sunulması, sadece TBMM’de değil, millet nezdinde de Hükümet’e saygınlık kazandıracaktır.


    BAKANLAR İÇİN GENSORU HAKKI KORUNMALIDIR



    Hakkında suç isnadı bulunan bakanlar için, ‘gensoru’ benzeri bir soruşturma ve hesap sorma mekanizmasının varlığı, TBMM’nin millet adına denetleme anlayışının bir gereği olarak görülmelidir.

    PARTİLİ CUMHURBAŞKANI TARAFSIZLIK İLKESİNE AYKIRIDIR


    Yeni düzenleme ile gündeme gelen ‘partili cumhurbaşkanı’, kamuoyunda haklı bir endişeye neden olmuştur. Gerçekten de Cumhurbaşkanının partisiyle ilişiğinin kesilmemesi, Anayasa’nın amir hükmü olan, ‘Tarafsızlık’ ve ‘Eşitlik’ ilkesine gölge düşürmekle kalmayacak, toplumun bütününü kucaklama noktasında eksiklik olarak algılanacaktır.

    YARGI BAĞIMSIZLIĞI OLMAZSA OLMAZ ŞARTTIR


    Yeni anayasa teklifi çerçevesinde üzerinde titizlikle durulması gereken en önemli unsurlardan biri de Yargı Bağımsızlığı’dır. Yargı, ne Yasama’nın ne de Yürütme’nin etkisinde kalmayacak şekilde düzenlenmelidir. Çünkü ‘Adalet mülkün/devletin temelidir’ Yargının bağımsız olmadığı bir yerde, haktan, hukuktan, adaletten bahsetmek mümkün değildir. Yargı bağımsızlığı, ülkede huzurun, barışın, kardeşliğin tesisi için olmazsa olmaz bir husustur. Takdir edersiniz ki herhangi bir organ veya kişinin etkisinde kalma ihtimali olan, ya da başka bir güce bağımlı olan hukuk sistemi hiç bir zaman adil olamaz”

    TBMM’DEKİ TABLO AKIL ALMAZ BİR DURUM


    Karamollaoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda iktidar ve muhalefet partilerinin vekillerinin ortaya koyduğu kavgacı tabloyu da üzülerek izlediklerini de kaydetti. Bu konuda ciddi uyarılarda bulunan Karamollaoğlu, “Anayasa değişikliği teklifinin görüşmeleri sırasında ortaya çıkan kavga görüntüleri herkesi üzmüştür. Biz Anayasa değişikliğinin ülkemize istikrar, huzur getirmesini ümit ederken, üzülerek ifade edelim ki, daha başlangıçta mecliste kavga şiddet görüntülerine neden olması akıl almaz bir davranıştır. Bu durum milletimizin, Meclise olan güvenine zarar verir, dünyada da itibarını düşürür” ifadelerini kullandı.

    ANAYASA OYLAMASI GİZLİDİR, İHLAL EDİLMEMELİ


    “Anayasa ile ilgili her oylama gizlidir. Birileri çıkıp bunu ihlal ederse bu suçtur” diyen Karamollaoğlu, bu şekliyle ortaya çıkacak olan bir anayasa ya kimsenin güveninin kalmayacağını dile getirdi. Karamollaoğlu, “Bunun alenen ihlal edildiği bir Anayasa’ya güven kalmaz. Gizli olması gereken oyu neden alenileştiriyorsunuz? Ya kendinizden korkuyorsunuz ya da başkasını etkilemek istiyorsunuz. Siz daha işin başında ‘ben anayasaya uymuyorum, hodri meydan derseniz’ toplumun güvenini kazanamazsınız. Daha baştan anayasayı ihlal ederek yola çıkanların, bilahare kendi yapacakları anayasaya uyacaklarının teminatı nedir? Arkasından da kavga gürültü çıkar mecliste. Bizim istediğimiz barış olsun, huzur olsun. Bu nedenle, Mecliste grubu bulunan partilere, özellikle iktidar partisi vekillerine sesleniyorum, bütün milletvekillerini aklıselim ve sağduyu ile hareket etmeye davet ediyorum” uyarısında bulundu.

    CENEVRE’DEKİ KIBRIS GÖRÜŞMESİNE TEPKİ


    Konuşmasının son bölümünde Cenevre’de devam eden Kıbrıs müzakerelerine değinen Karamollaoğlu, toprak tavizinin masada olmasına sert tepki gösterdi. Karamollaoğlu, “Cenevre’de yürütülen Kıbrıs Görüşmeleri bizi endişeye sevk ediyor. Anlamadığımız lir husus var. KKTC niye toprak tavizinde bulunacak. Neden birilerine üs verilecek. Annan Planı devreye sokulduğunda kabul görmemesi için büyük bir gayret göstermiştik. Bizim toplumumuzu ikna edemedik, büyük bir bölümü ‘evet’ dedi. Cenab-ı Hak yardımımıza bizim hasmımızla yetişti. Onlar reddettiler. Şimdi bir gaflet daha yapılır da eğer hiç de gereği olmayan hepimizin içini burkacak tavizler verilirse bu hakikaten milletimizi üzer. Hukuksuzluklarla gelen bir süreç neticesinde beklediklerimizin dışında bir karar çıkması da bizi derinden yaralar” dedi.

    Kaynak: www.milligazete.com.tr



  2. #2
    Erdoğan'ın içinde yetiştiği Milli Görüş'ten anayasa değişikliği teklifine hayır!

    "Teklif, referanduma götürülmeden endişelerimizi doğrular gelişmeler yaşandı"





    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP'nin kurucu kadrolarının içinde yetiştiği Milli Görüş çizgisinin siyasi örgütlenmesi Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda anayasa değişikliği teklifinin mevcut haliyle referanduma sunulması durumunda parti olarak "hayır" oyu kullanacaklarını söyledi.
    Saadet Partisi Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendiren Temel Karamollaoğlu, Reina saldırısının failinin yakalanmasının sevindirici bir gelişme olduğunu belirtti.

    Karamollaoğlu, olayın birden fazla şüphelisinin olduğuna dair, doğruluğu kesinleşmemiş haberlerin yayıldığını kaydederek soruşturmanın selameti için bu belirsizliğin bir an önce giderilmesini istedi.
    Kıbrıs müzakerelerine de değinen Karamollaoğlu, Türkiye'nin, "Ada'daki garantörlüğü" konusunda taviz vermemesi gerektiğini belirterek, Rumların geçmişte olduğu gibi bugün de yapılacak olası bir antlaşmaya uymayacaklarını ifade etti.Karamollaoğlu, Türkiye'nin enerjisini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) uluslararası alanda tanınması için harcaması gerektiğini dile getirerek, "KKTC'nin tanınması için Türkiye bir atak başlatmalıdır. Türkiye stratejik konumu ve doğal kaynakları açısından Doğu Akdeniz'in en önemli bölgesindedir. Bu nedenle Kıbrıs'a verdiğimiz desteği çekemeyiz" dedi.

    "Teklifin mevcut haline hayır deriz"

    Mecliste ilk tur görüşmeleri tamamlanan anayasa değişikliği teklifinde kuvvetler ayrılığı ilkesine özen gösterilmediğini savunan Karamollaoğlu, yetkinin tek elde toplanmasının milli iradenin temsili noktasında sorunlara neden olacağını öne sürdü.

    Parti olarak değişiklikle ilgili görüşlerini daha önce açıkladıklarını, bu konuda yaptıkları çalışmaları ise Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve ilgi kurumlara gönderdiklerini anlatan Karamollaoğlu, "Teklif, referanduma götürülmeden endişelerimizi doğrular gelişmeler yaşandı. Anayasa değişikliğini içeren teklifin mevcut haliyle referanduma sunulması durumunda, böyle bir teklife destek vermemiz mümkün değil. Biz bunu desteklemeyiz, yani 'hayır' oyu veririz. Sorumluluğumuz buna imkan vermez. Bunun, bugünden bilinmesinde fayda görüyoruz" diye konuştu.



  3. #3
    Cumhurbaşkanı Erdoğan Şevket Kazan’ı evinde ziyaret etti





    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun anayasa değişikliği teklifi için "hayır" oyu kullanacaklarını açıklamasında sonra sürpriz bir görüşme gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eski Adalet Bakanı Şevket Kazan'ı evinde ziyaret etti.


    Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Adalet Bakanı Şevket Kazan'ı evinde ziyaret etti.
    Bugün öğleden sonra gerçekleşen ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da eşlik etti.
    Nezaket ziyareti olarak tanımlanan görüşmeye Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamolaoğlu'nun özel kalem müdürü İbrahim Titiz de katıldı.
    Siyasete Milli Görüş çatısı altında giren ve sürdüren Şevket Kazan, Refahyol hükümetinin Adalet Bakan'ıydı.
    Vefatına kadar Necmettin Erbakan'ın yakın kurmayları arasında anılıyordu.
    Kazan, 2016 yılında Saadet Partisi genel başkanlığına Temel Karamollaoğlu'nun seçilmesinden sonra da partinin Yüksek İstişare Kurulu üyeleri arasında yer aldı.



  4. #4
    Milli Görüş'ten anayasa değişikliği teklifine hayır!

    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP'nin kurucu kadrolarının içinde yetiştiği Milli Görüş çizgisinin siyasi örgütlenmesi Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda anayasa değişikliği teklifinin mevcut haliyle referanduma sunulması durumunda parti olarak "hayır" oyu kullanacaklarını söyledi.

    Saadet Partisi Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendiren Temel Karamollaoğlu, Reina saldırısının failinin yakalanmasının sevindirici bir gelişme olduğunu belirtti.

    Karamollaoğlu, olayın birden fazla şüphelisinin olduğuna dair, doğruluğu kesinleşmemiş haberlerin yayıldığını kaydederek soruşturmanın selameti için bu belirsizliğin bir an önce giderilmesini istedi.

    Kıbrıs müzakerelerine de değinen Karamollaoğlu, Türkiye'nin, "Ada'daki garantörlüğü" konusunda taviz vermemesi gerektiğini belirterek, Rumların geçmişte olduğu gibi bugün de yapılacak olası bir antlaşmaya uymayacaklarını ifade etti.

    Karamollaoğlu, Türkiye'nin enerjisini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) uluslararası alanda tanınması için harcaması gerektiğini dile getirerek, "KKTC'nin tanınması için Türkiye bir atak başlatmalıdır. Türkiye stratejik konumu ve doğal kaynakları açısından Doğu Akdeniz'in en önemli bölgesindedir. Bu nedenle Kıbrıs'a verdiğimiz desteği çekemeyiz" dedi.

    "Teklifin mevcut haline hayır deriz"
    Mecliste ilk tur görüşmeleri tamamlanan anayasa değişikliği teklifinde kuvvetler ayrılığı ilkesine özen gösterilmediğini savunan Karamollaoğlu, yetkinin tek elde toplanmasının milli iradenin temsili noktasında sorunlara neden olacağını öne sürdü.

    Parti olarak değişiklikle ilgili görüşlerini daha önce açıkladıklarını, bu konuda yaptıkları çalışmaları ise Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve ilgi kurumlara gönderdiklerini anlatan Karamollaoğlu, "Teklif, referanduma götürülmeden endişelerimizi doğrular gelişmeler yaşandı. Anayasa değişikliğini içeren teklifin mevcut haliyle referanduma sunulması durumunda, böyle bir teklife destek vermemiz mümkün değil. Biz bunu desteklemeyiz, yani 'hayır' oyu veririz. Sorumluluğumuz buna imkan vermez. Bunun, bugünden bilinmesinde fayda görüyoruz" diye konuştu.





  5. #5
    Başkanlık Sistemi ve Erbakan




    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu uzunca süredir uyarılarını yineliyor. Hatta bunun için Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bizzat ziyaret ederek endişelerini ve partisinin tekliflerini iyi niyetle iletti. Başbakan Yıldırım ve diğer siyasi parti liderlerine de mektup gönderilerek endişeler ve çözüm önerileri aktarıldı. Sorumlu muhalefet anlayışı gereği…


    Milli Görüş’ün tek temsilcisi olan Saadet Partisi’nin, anayasa değişikliğine yönelik ortaya koyduğu “yol gösterici” duruş ve bir birinden önemli teklifleri kamuoyunda geniş yer tuttu.

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu uzunca süredir uyarılarını yineliyor. Hatta bunun için Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bizzat ziyaret ederek endişelerini ve partisinin tekliflerini iyi niyetle iletti. Başbakan Yıldırım ve diğer siyasi parti liderlerine de mektup gönderilerek endişeler ve çözüm önerileri aktarıldı. Sorumlu muhalefet anlayışı gereği…


    Özet olarak bugün Saadet Partisi, düzenlemenin kısa vadeli ve kişi odaklı düşünülerek hazırlanmasının oluşturacağı muhtemel kaosa vurgu yaparak dikkatli olunmasını salık veriyor. Buna ek olarak da, Türkiye’nin asıl sorununun başkanlık sistemi olmaması değil, iyi yönetilememesi olduğunu hatırlatıyor. AKP hükümetinin yapmak istediği hiçbir şeye mevcut sistemin engel olmadığına dikkat çekiyor.


    Peki iktidar çevresi buna ne yanıt veriyor?


    Kutuplaştırma siyasetiyle Saadet Partisi’ni birileriyle beraber olmakla itham ediyor, dahası Erbakan Hoca’nın başkanlık sistemini desteklediği yönünde algı oluşturmaya çalışıyorlar.

    Birileriyle aynı safta olma iftirası, kutuplaştırıcı sığ siyaset ürünü olduğu için Milli Görüşçüler tarafından önemsenmiyor. Nitekim aynı çevreler dün operasyonlara ve hükümete destek vermiyor diye Erbakan Hoca’yı bile utanmadan “Ergenekon’un siyasi ayağı” olarak ilan etme bedbahtlığına düşmüşlerdi.

    Ancak başkanlık sistemini Erbakan Hoca’nın arzusu, hayali gibi gösterme konusu irdelenmesi gereken bir durum halini aldı.

    Zira MNP ve MSP döneminde Erbakan Hoca’nın başkanlığa geçiş önerilerini alan bu çevreler, Erbakan Hoca’nın RP, FP ve Saadet Partisi dönemlerindeki açıklamalarını ve Adil Düzen tekliflerini ise göz ardı ediyorlar.

    Onun için tarihsel süreçte Erbakan Hoca’nın başkanlık ile ilgili ne düşündüğünü göstermek yararlı olacaktır.

    İlk örnek MNP ve MSP dönemindedir.

    1- Başkanlık sistemi getirilecektir. Devlet başkanlığı olan cumhurbaşkanlığı ile hükümet başkanlığı olan başbakanlık birleştirilecek, icraya kuvvet, sürat ve müessiriyet sağlanacaktır. Başkanı tek dereceli olarak millet seçecektir. Böylece devlet - millet kaynaşması ve bütünleşmesi kendiliğinden doğacak ve cumhurbaşkanlığı seçimi mevzuunda rejimimizi yıpratan iç ve dış spekülâsyonlara imkân kalmayacaktır.

    2- Senato tümüyle kaldırılacak, tek meclis sistemine gidilecektir.

    3- Milletvekili sayısı üç yüze indirilecek ve Meclis’in randımanını artıracak müessir usuller getirilecektir.

    4- Millî iradenin tecellisini kayıtlayan veya kısıtla yan ve bu vatanın evlâdını birbirine düşürerek siyasî hayatı çekilmez hale getiren parlamentonun seçimlerden sonra da ahenkli bir barış içerisinde çalışmasını engelleyen, verimini azaltan ve daha çok delege saltanatına yol açan seçim sistemlerini tasfiye etmeye ve karma liste imkânına geniş manada yer veren yeni bir seçim sistemi getirmeye kararlıyız.

    5- Mühim meselelerde millet iradesini ve kontrolünü mümkün kılan referandum (halk oylaması), halk vetosu, halk teşebbüsü usullerini getirmek kararındayız.

    6- Halk vetosu usulüyle milletimizin istemediği, buna rağmen milletten oy alarak Meclis’e giren milletvekillerinin oylarıyla kanunlaşan teklifler millet tarafından veto edilebilecektir. Halk teşebbüsü ile de vatandaş isteklerini seçtiği milletvekilleri kanun teklifi olarak Meclis’e getirmezse, bu hakkına istinaden bizzat kendisi kanun teklifi olarak Meclis’e getirilecektir.

    7- Ceza davalarında jüri usulünün ihdası ile mahkemelerimizin millî arzu ve irade istikametinde icrayı adalet etmesinde kolaylık sağlamak emelindeyiz.

    Görüldüğü gibi Erbakan Hoca aslında yalnızca başkanlık sistemi değil, sistemin bütünden değiştirilmesine yönelik teklifleri sıralıyor. Bugünkü hükümetin teklif ettiği gibi milletvekili sayısını artırmayı değil, tam aksine 300’e indirmeyi planlıyor. Yüzde 10 barajını görmezden gelen bugünkü hükümetin aksine, Parlamento’da tüm kesimlerin temsilinin sağlanacağı bir seçim kanunu öneriyor. Kuvvetler ayrılığında denetleme mekanizmasının da güçlendirilmesini istiyor Erbakan Hoca.

    Refah Partisi dönemine geldiğimizde ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da sıklıkla yolundan gittiğini söylediği Özal var Erbakan Hoca’nın karşısında. Konu yine başkanlık sistemi ve işte Erbakan Hoca’nın Özal’a verdiği dersler…

    Türkiye’de ekonomik bakımdan tam bir kriz ve yanlış politikaların korkunç tahribatı yaşanırken işsizlik, fakirlik, açlık, enflasyon ve geçim sıkıntısı dayanılmaz boyutlara ulaşmışken ülkenin bu temel meselelerden hiçbirisi ne ANAP’ın ne Özal’ın gündeminde ye almaktadır.

    Milletin bütün bu dertleri bir kenara bırakılmış en mühim mesele olarak, nasıl olacak da;

    - Özal bir türlü muhalefete kabul ettiremediği cumhurbaşkanlığını, kendisini millete seçtirmek suretiyle kabul ettirecek,

    - İkinci bir kere daha cumhurbaşkanı seçilme imkânına kavuşacak,

    - Rejimi başkanlık sistemine dönüştürecek,

    - Bugün Anayasa ve yasalara aykırı olarak yürüttüğü “Tek adam” yönetimini meşru hale getirebilecek!

    - Türkiye’nin şu anda yapması lazım gelen en acil işi “Hile Rejimi”nden başka bir işe yaramayan mevcut seçim kanunu yerine Adil bir Seçim Kanunu yapması ve en kısa zamanda seçime gitmesidir.

    Görüldüğü gibi, Erbakan Hoca bu kabil önerilerin oyalamadan ibaret olduğunu belirtiyor ısrarla. Nitekim Refah Partisi’nin anayasa değişikliği ile ilgili sunduğu Uzlaşma Metni’nde ya da diğer seçim beyannamelerinde de başkanlık sistemi gibi öneri bulunmuyor.

    1996 yılında ise bu kez Başbakan sıfatıyla Başkanlık sistemi tartışmasını değerlendiriyor.

    Sen hem istikrardan bahsediyorsun hem şimdi işimizi, gücümüzü bırakalım Türkiye’nin bütün rejimini değiştirelim diyorsun.

    Kendine gel!

    Kardeşim, gel biz meseleleri çözelim. Bırak şekilleri, başkanlıkmış şuymuş, buymuş… Bunların hepsi şekil!

    İşte Türkiye… Biz bu vatandaşlarımızı beyanname vermekten geçen hafta kurtardık ya… İki saatte bu kararı aldık, Bakanlar Kurulu’nda, Allah’a şükürler olsun. Türkiye’miz bu meseleleri çözmek için bugün, en güzel fırsata sahiptir. Hazır bu fırsat elimizdeyken, işleri çözmeye bakalım. Böyle işimizi gücümüzü bırakıp da, efendim başkanlık sistemiydi, anayasaları değiştirelim, yeniden seçimlere gidelim… Şu anda Türkiye’nin gündemi bunlar değil.

    Aslında izan ve insaf sahipleri için bu açıklamalar yeterli olmaktadır. O halde nasıl oluyor da birileri sanki Erbakan Hoca böylesi bir anayasa değişikliğini kabul edermiş gibi bir görüntü verebiliyor.

    Bunun tek bir cevabı olabilir.

    “Amaca giden her yol mübahtır” anlayışını doğrularcasına hareket edip Milli Görüş gömleğini çıkaran bir zihniyetin, önüne gelen her fırsatı bir istismara dönüştürmesi varlık sebebi olsa gerek!

    Hicretinin son anına kadar cihad eden Saadet Partisi Genel Başkanı ve Milli Görüş lideri Erbakan Hoca’nın şu sözlerini unutmamak gerekiyor, vesselam…

    Türkiye’de fakirlik artmıştır, işsizlik dayanılmaz boyuta gelmiştir, dış borç dayanılmaz hale gelmiştir, din değiştirilmeye (reform girişimleri, ılımlı İslam) çalışılmaktadır, Türkiye bölünmeye götürülmektedir şuursuzluk yüzünden ve bu bölünen parçalar bir müddet sonra birbirleriyle çarpıştırılacaktır. Bu kalkan (Malatya’da kurulan Füze Kalkanı) projeleri var ya, bunların hepsi Türkiye’yi bölmek içindir. Uzmanlardan aldığımız bilgileri inceledik, bir de baktık ki vay canına ya, söylemek istemiyorum uygun görmediğim için, bahsedilmesi bile doğru değil. Yumuşak lokma haline gelecek, millet birbiriyle çarpışacak, İsrail’e vilayet yapılacak.

    Nereye gidiyoruz ya!

    Bak, bu sözümü unutmayın, toprak kayıyor toprak!!!

    Hocam, bu evlatlarınıza iyi yapıyorlar deyin de, etrafınızda pervane olsunlar, ne güzel herkes size böylece gıpta eder durur. Vatan ne olacak?

    Türkiye’nin bütünlüğünü nasıl koruyacağız, birliğini nasıl koruyacağız, Türkiye’yi nasıl kalkındıracağız, Türkiye’yi nasıl lider ülke yapacağız?




  6. #6
    Avrupa Milli Görüş başkanlığa ‘evet’ diyor

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun anayasa değişikliği teklifinin referanduma sunulması durumunda parti olarak “hayır” oyu kullanacaklarına dair sözlerine Avrupa İslam Toplumu Milli Görüş (İGMG)’ye bağlı seçmenlerden tepki geldi. Akit’e konuşan Milli Görüş mensupları, “Avrupa’da yaşayan Milli Görüşçüler olarak Sayın Karamollaoğlu’nun açıklamalarını hiç bir şekilde dikkate almıyoruz. Başkanlık sisteminin ve yeni anayasanın Türkiye için ne denli hayati önem taşıdığının farkındayız ve bu nedenle referandum sandığı önümüze geldiğinde gönül rahatlığıyla ‘evet’ oyumuzu vereceğiz” dediler.

    KARAMOLLAOĞLU’NUN SÖZLERİNİN AKSİNE ‘EVET’ DİYECEKLER
    Başkanlık sistemine yönelik Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun açıklamalarının Avrupa’daki Milli Görüş camiasında şaşkınlığa neden olduğunu söyleyen Eski IGMG Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilatlanma Başkanı Sami Ganioğlu, “Almanya’da yaşayan Milli Görüş tabanı ve muhafazakar kesimin büyük bir kısmı referanduma gidilmesi durumunda sandığa giderek ‘evet’ diyecektir. Bizler ve Avrupa’da yaşayan Muhafazakarlar Türkiye’de başkanlık sisteminin gelmesinden yana bir tavır ortaya koyuyor. İGMG teşkilatlarında mevcut görevlerini yürüten arkadaşların büyük bir çoğunluğu bizim gibi aynı şekilde referandumda Sayın Karamollaoğlu’nun sözlerinin aksine ‘evet’ oyu vereceklerini bize karşı dile getiriyorlar. Saadet Partisi’nin başkanlık sistemine yönelik söylemleri Avrupa’da yaşayan insanları etkilemez” dedi.

    “CHP İLE AYNI SAFTA YER ALDINIZ” TEPKİSİNE NEDEN OLDU
    SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Anayasa değişikliği teklifinin referanduma gitmesi durumunda partisinin “hayır” oyu vereceğine dair açıklamalarının Avrupa İslam Toplumu Milli Görüş (İGMG) tabanında ciddi rahatsızlıklara neden olduğunu söyleyen İGMG’nin eski Frankfurt bölge yöneticilerinden Ali Çiçek, “Sayın Karamollaoğlu’nun açıklamaları Milli Görüş camii ve teşkilatlarında ‘Saadet Partisi yine CHP ile aynı safta duruyorsunuz’ diye tepkilere neden oldu. Milli Görüş teşkilatlarında bulunan dostlarımızın yüzde 90-95’i yeni anayasaya ve başkanlık sistemine ‘evet’ diyecektir. Sayın Karamollaoğlu’nun ‘hayır’ yönündeki açıklamaları Avrupa’daki teşkilatlar üzerinde hiç bir etkisi olmayacaktır. Avrupa’da yaşayan duyarlı Müslümanlar, önümüzdeki günlerde önlerine gelecek olan referandum sandığının ne manaya geldiğini çok iyi biliyor” diye konuştu.

    MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER MESELEYİ ÜLKE VATAN MESELESİ OLARAK GÖRÜYOR
    Geçtiğimiz Haziran ve Kasım seçimlerinde Milli Görüş mensuplarının yüzde 90-95’lik kısmının AK Parti’ye oy verdiğine dikkat çeken İGMG Baden Württember Bölgesi eski Başkan Yardımcısı ve Nagold Cemiyeti Başkanı Ahmet Atalay, “AK Parti’ye oy veren Milli Görüşçüler, aynı şekilde önümüzdeki günlerde önümüze gelecek olan referandum sandığında da ‘evet’ oyu kullanacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi ve endişesi olmasın. Milli Görüşçü kardeşlerimiz bu meseleyi bir parti meselesi olarak değil ülke ve vatan meselesi olarak değerlendiriyor” dedi.

    SP’NİN CHP’DEN HİÇ BİR FARKI KALMAMIŞTIR
    Milli Görüş tabanını çok iyi tanıdığını ve yıllarca bu teşkilatlarda görev yaptığını söyleyen IGMG Heilbronn Cemiyeti eski Başkanı Sami Çerçi, “32 senedir Milli Görüş teşkilatlarının içinde hizmet veriyorum. Sayın Karamollaoğlu’nun referanduma yönelik açıklaması yanlış olmuştur. CHP’nin konumuna düşen Saadet Partisi’nin gelinen noktada CHP’den hiç bir farkı kalmamıştır. Avrupa’da yaşayan Milli Görüşçüler olarak Sayın Karamollaoğlu’nun açıklamalarını hiç bir şekilde dikkate almıyoruz. Başkanlık sisteminin ve yeni anayasanın Türkiye için ne denli hayati önem taşıdığının farkındayız ve bu nedenle referandum sandığı önümüze geldiğinde gönül rahatlığıyla ‘evet’ oyumuzu vereceğiz” diye konuştu.

    KARAMOLLAOĞLU’NUN SÖZLERİ TEPKİLERE NEDEN OLDU
    Avrupa’nın değişik bölgelerinde yaşayan Müslümanların Türkiye’deki istikrar ve huzuru için başkanlık sisteminin gelmesinden yana olduklarını belirten İGMG’nin üst düzey yöneticilerinden biri, “Saadet Partisi ve Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu bizim sevdiğimiz ve saygı duyduğumuz bir isimdir ancak referandumda ‘hayır’ oyu verileceği yönündeki sözleri teşkilatlarımızda rahatsızlığa neden olmuştur. Geçirmiş olduğumuz seçim süreçlerinde de benzer şekilde açıklamalar oldu fakat sandıklara yansıyan seçim sonuçları net olarak tabloyu ortaya koymuştu. Aynı şekilde yarın referandum sandığı önümüze geldiğinde teşkilat mensuplarımız ne yönde oy kullanacaklarını çok iyi bilmektedir” ifadelerine yer verdi.

    ERBAKAN BAŞKANLIK SİSTEMİNDEN YANAYDI
    Türkiye'nin tartıştığı Başkanlık sisteminin 1973 yılında Erbakan'ın seçim beyannamesinde yer verilmişti. Beyannamedeki “Başkanlık sistemine geçilecektir” başlığı altında, “Devlet Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı ile hükümet Başkanlığı olan Başbakanlık birleştirilerek icraya kuvvet ve sürat sağlanacaktır. Başkanı tek dereceli olarak millet seçecektir. Böylece devlet - millet kaynaşması bütünleşmesi kendiliğinden doğacak” sözleriyle Başkanlık sistemi desteklenmişti.



  7. #7
    Milli Görüş’ten yeni çıkış

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Böyle bir teklife destek vermemiz mümkün olmaz” açıklamasının ardından “Başkanlığa karşı değiliz” çıkışında bulundu...






    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Böyle bir teklife destek vermemiz mümkün olmaz” açıklamasının ardından “Başkanlığa karşı değiliz” çıkışında bulundu. Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu’nun bu çıkışının Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Saadet Partisi’nin önemli isimlerinden Şevket Kazan'ı ziyaret etmesinin ardından gelmesi dikkat çekti.

    “VİCDANIMIZ BÖYLE BİR İMKANI BİZE VERMEZ”
    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, anayasa değişikliği üzerine değerlendirmelerde bulunarak “Anayasa değişikliği teklifi böyle giderse, bizim böyle bir teklife destek vermemiz mümkün olmaz. Kendi kendimize karşı olan sorumluluğumuz ve vicdanımız böyle bir imkanı bize vermez” ifadelerini kullanmıştı. Karamollaoğlu'nun anayasa değişikliği teklifi için "hayır" oyu kullanacaklarını açıklamasından sonra sürpriz bir görüşme gerçekleşmişti.

    KARAMOLLAOĞLU'NUN ÖZEL KALEM MÜDÜRÜ DE VARDI
    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adalet eski Bakanı, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi Şevket Kazan'ı evinde ziyaret etmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da eşlik etmişti. Nezaket ziyareti olarak tanımlanan görüşmeye Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun özel kalem müdürü İbrahim Titiz de katılmıştı.

    “YOK, BİZ BAŞKANLIK SİSTEMİNE KARŞI DEĞİLİZ AMA…”


    Milli Görüş’ün yayın organı Milli Gazete’nin bugünkü “Başkanlığa karşı değiliz” başlıklı sürmanşetinde Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun açıklamalarına yer verildi. Karamollaoğlu, “Maddeler üzerindeki görüşlerimizi zaman içinde kamuoyuna duyuracağız. Bazıları 'Başkanlık sistemine karşıydınız da şimdi ne oldu?' gibi şeyler söyleyip abartıyorlar. Yok, biz başkanlık sistemine karşı değiliz ama Meclisten geçen şekliyle mahsurlu olduğu kanaatindeyiz” açıklamasında bulundu.



  8. #8
    Milli Görüş’ten ‘başkanlık’ açıklaması: Şahıslara göre kanunlar çıkmaz

    Saaadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Başkanlık sistemi ile ilgili yaptığı değerlendirmede, "Şahıslara göre kanunlar çıkmaz. Yarın o gider yerine demir yumruğu olan birisi gelir" dedi.
    Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Kayseri Şubesi tarafından düzenlenen düzenlenen programa, SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ASKON Kayseri Şube Başkanı Ali Özcan, SP İl Başkanı Mahmut Arıkan ve ASKON üyeleri katıldı. Toplantıda başkanlık sistemiyle ilgili konuşan Karamollaoğlu, şunları söyledi:
    “Bu kanun gündeme geldiği andan itibaren bizi bir endişe kapladı. Biz prensip olarak Başkanlık sistemine karşı değiliz ama herhangi bir başkanlık sistemine de ‘Evet’ diyecek halimiz yok. Nasıl bir başkanlık? Demokratik bir başkanlık mı? Yoksa herkesin istediği zaman ensesinde boza pişirecek, demir yumruk olacak bir başkanlık mı? ‘Efendim bizim başkanımızın demir yumruğu yoktur’ deniyor. Şahıslara göre kanunlar çıkmaz. Yarın o gider yerine demir yumruğu olan birisi gelir. Onun için ben ilk defa bu fikirlerimi Cumhurbaşkanına ilettim. Kendisi bazı fikirler söyledi. Artık onun üzerinde duracak değilim. Kanun bütçe komisyonuna gelince hemen o maddeleri getirttirdik, daha bütçe komisyonundan çıkmadan da üzerinde uzmanlarla bir çalışma yaptırdık. Belli konuları tespit ettik. Arkasından TBMM’ye gelince parti genel başkanlarına mektup yazarak başkanlık sisteminde nelere ehemmiyet verdiğimizi belirttim. Başkanlık sistemine geçildiği zaman şu noktalara dikkat edilmesi lazım; Şu anda başkanlık sistemine ihtiyaç yok. Çünkü başkanlık sistemi fiilen yürüyor. Başbakan razı olduğu için yürüyor. Başbakan Cumhurbaşkanı ile uyumlu çalışıyorsa bir problem yok. İleride ne olur endişesi ile bu çıkarılıyor. Buda zihinlerde ya bir karışıklık yada diğer problemlerin üstünü örtüyor. Buda bir siyasi manevra olarak kabul edilir.”

    CUMHURBAŞKANININ YETKİLERİ BELLİ OLMALIDIR
    Partili Cumhurbaşkanının mahsurlu olacağını savunan Karamollaoğlu, “Çünkü Cumhurbaşkanı halkı kucaklayacak. Başka partiden olan, ona oy vermeyen bir insan ne düşünecek? ‘Tamam bu falanca partinin Cumhurbaşkanıdır. Onların, benim değil’ diyecektir. Ülkede kimse partizanlık yapılmıyor diyebilir mi? Daniskası yapılıyor. Bugün ‘Yolsuzluk yok’ diyebilir miyiz? Hesabı sorulamıyor. Onun için cumhurbaşkanının yetkileri belli olmalıdır” diye konuştu.
    15 Temmuz darbe girişimine değinen Başkan Karamollaoğlu, “Ordumuzun üst kademesinde 350 generalimiz var. 15 Temmuz’da yarısından fazlası gitti. Bu işin içine girmiş. 100 binin üzerinde insan mesleklerinden ihraç edildi. Bir kısmı mahkeme kararı ile cezalandırıldı. Hakimler, savcılar, emniyetin üst kademeleri, ordu, sağlık personeli olan kurumlar çok önemli. Nasıl görememişiz? Cumhurbaşkanımız bile ‘Allah beni affetsin. Milletimiz hakkını helal etsin’ dedi. Görememenin sebebi iyi bakmamaktan kaynaklanır. Bakan görür. Bakıyorum demek bakmak demek değildir. Görmek esastır. Bu bir eksikliktir. Bu eksikliği kabul etmek çok önemli bir iştir. Bugün hükümet bunu kabullendi. Tedbir almaya çalışılıyor. O noktada bazı sıkıntılar var. Ülkemiz sarsılıyor. Kadrolar değişiyor. Özellikle terör hadisesine kalkışan bugün FET֒cü diye tabir edilen grubu 3’e ayırmışlar. ‘Al tarafı ibadet, ortası ticaret, üstüde ihanettir’ demişler. Belki doğru bir tarif. Üst kademeyi bir tarafa bırakalım. Alt kademe aslında aldanan insanlar. Sadece dışarıdan gören, burayı ibadet vesilesi kabul eden insanlar. Onların arasında bir travma yaşanıyor. Devlet yetkilileri eğer bununla ilgili tedbiri almazsa yarın ülkemiz çok daha büyük hadiselere gebe olur” diye konuştu.

  9. #9
    ‘Hayır’cılardan farklıyız



    Saadet Partisi’nin ‘hayır’cılarla aynı kefeye konulmasının yanlış olduğunu söyleyen Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfi Yalman, “Bizim dışımızdaki siyasi partilerin ‘hayır’ yaklaşımı bizimki ile paralellik arz etmiyor. Biz doğruları da, yanlışları da ifade ediyoruz. Bizi ‘hayırcılarla’ aynı kategoriye koymak vicdansızlıktır. Çünkü onların ortaya koyduğu hayır gerekçesi Tayyip Bey’in kişiliği ile alakalı. Bizim asli ölçülerimiz var” şeklinde konuştu.


    Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Siyasi İşler Başkanı 20. ve 21. Dönem Konya Milletvekili Lütfi Yalman, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kanal 42’de gazeteci-yazar Mehmet Ali Kayacı’nın ‘Farkında mısınız?’ programına konuk olarak katılarak sorularını yanıtlayan Yalman, “Milli Görüş içerisindeki siyasi partiler, Milli Nizam Partisi’nden bu yana görüşlerde bir değişiklik olmamıştır. 40 yıl önce neyi söylüyorsak aynısını söylüyoruz. Fakat birileri bunları dikkate almadan söylediklerimizi başka yanlara çekiyorlar” dedi.

    SİYASETTE İLKELİ OLMAK LAZIM

    Milli Nizam ve Milli Selamet Partisi beyannamelerinde başkanlık sistemi ile ilgili tekliflerinin olduğunu söyleyen Yalman, Türkiye’de partili sisteme geçtikten sonra cumhurbaşkanını halkın seçmesi ile ilgili ilk teklifin Milli Görüş’ün merhum lideri Erbakan tarafından 1969’da verildiğini hatırlattı. Milli Görüşçülerin, Saadet Partililerin ölçülerinin sağlam olduğunu vurgulayan Yalman, “Yasaları, önerileri yaparken ölçüleri sağlam alırsan 20 sene önce öyle, 20 sene sonra böyle demezsin. Bir siyasi parti temsilcisi bir sene önce ‘Başkanlık sistemi ülkeyi bölünmeye götürür’ derken bugün savunuyor. Siyasette ilkeli olmak lazım. Bizim eskiden bu yana ifadelerimiz var, başkanlığı savunuyoruz. Gayet olumlu bulduğumuz maddeler var fakat çekince koyduğumuz maddeler de var. Cumhurbaşkanının bakanları seçmesi, hatta parlamento dışından olmasını da kabul ediyoruz. Biz başkanlık sistemi gündeme gelince çalışmalara başladık. Anayasa uzmanlarını, hukukçuları topladık, defalarca toplantı yaptık. Yapılan değerlendirmeler neticesinde ortaya bir fikir koyduk. Hükümetin hazırladığı teklif daha komisyona gelmeden Genel Başkanımız Cumhurbaşkanımız’ı ziyaret etti. Şu şu maddelerde sıkıntı olabilir diye uyardık. Bilahare komisyona geldikten sonra uyarıldı. Komisyonda bir kısım uyardığımız maddeler değiştirildi. Bu bizim uyarılarımızla veya genel uyarılar nedeniyle olmuş olabilir. Meclis içindeki, dışındaki partilere Genel Başkanımız’ın imzası ile raporumuzu göndermiştik. Çekincelerimizi dile getirdik” diye konuştu.

    İYİ NİYETLE UYARIYORUZ

    Yapılan uyarılar neticesinde AKP’li vekillerin, hatta bakanların, MHP’li vekillerin Saadet Partisi’ne hak verdiklerini ifade eden Yalman, konuşmasına şöyle devam etti: “Ama ne zaman ki ‘Eğer anayasa Meclis’ten geçmezse erken seçime gideriz’ tehdidi ortaya konunca işler değişti. Bu tehdit sözü bizim; ‘Meclis vesayet altında olmamalıdır’ sözümüzün tercümesidir. Bu düzenleme Türkiye’nin geleceği ile ilgili bir mesele. Böyle bir değişiklik geçer ve 3-5 yıl sonra bizim dediklerimize gelinir ve ‘eyvah’ denilirse, ki bunu çözüm sürecinde, Ergenekon’da yaşadık, Suriye, Irak meselesinde yaşadık. Başımıza felaketler gelince mi anlaşılacak bunlar? İyi niyetle uyarıyoruz biz. Nasıl bir başkanlık sorusunun cevabı bizim için önemli. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki dengenin iyi sağlanması lazım. Yani yasama organının üzerinde yürütmenin veya başkanın bir vesayeti altında görüntüsü verilmemesi lazım. Bu çok önemli” diye konuştu.

    DOĞRULARI DA YANLIŞLARI DA iFADEEDiYORUZ

    ‘Hayır’cılarla aynı kefeye konulmasının yanlış olduğunu söyleyen Yalman, “Bizim dışımızdaki siyasi partilerin ‘hayır’ yaklaşımı bizimki ile paralellik arz etmiyor. Biz ‘hayır’ demiyoruz. Doğruları da, yanlışları da ifade ediyoruz. Bizi ‘hayırcılarla’ aynı kategoriye koymak vicdansızlıktır. Çünkü onları ortaya koyduğu hayır gerekçesi Tayyip Bey’in kişiliği ile alakalı. Bizim asli ölçülerimiz var” ifadelerine yer verdi. Ülkenin pek çok sıkıntı ile boğuştuğunu hatırlatan Yalman, başkanlık ile bu sorunların birdenbire hallolmayacağını, önceliğin yanlış seçildiğini ifade etti.

    YASAMA, BAKANLARI DENETLEMELİ

    Karşı çıktıkları maddeler hakkında da konuşan Lütfi Yalman, teklifte bakanlar hakkında gensoru verilemeyeceği şeklinde bir madde olduğunu belirtti. Bu durumun demokrasilerde olamayacağını vurgulayan Yalman, şunları söyledi: “Neden bir bakanla ilgili ciddi bir suçlama olduğu zaman gensoru verilemiyor? Yürütme organı ile doğru orantılı olarak güçlü bir yasamanın varlığı cumhurbaşkanının faaliyetlerine güç ve güven katar. Yasama organı bakanlar kurulunu denetleyebilmeli. Bu kaldırılıyor. Denetleme olması lazım. Madem böyle bir sisteme geçilecek, seçim barajını kaldırın. Baraja gerek yok. Şimdi niye düzeltilmiyor? Sorun HDP ise adamlar bağımsız girip geçiyor barajı. Bir diğer karşı çıktığımız madde, TBMM’nin feshi konusu. TBMM’nin fesih yetkisi cumhurbaşkanının elinde olursa meclis vesayet altına girer. Meclis fesih olursa cumhurbaşkanı da kendini feshedecek diye bir savunma yapıyorlar ama bu uygulamada böyle olmuyor, baskı aracı olarak kullanılıyor. Buna sadece Tayyip Bey’i düşünerek bakmayın. Tayyip Bey sonrasını da düşünün. Bir madde de önerimiz var. Milli Savunma Bakanlığı, Adalet, İçişleri ve Dışişleri Bakanlığı gibi bakanlıklarda Cumhurbaşkanı’nın seçtiği bakanlar meclis onayına sunulsun diyoruz. Bu teklif de bize uzmanlardan geldi. Cumhurbaşkanı’nın partili olması da kamuoyunda olumlu olarak karşılanmamıştır. Tarafsızlık ilkesi kalkacak, toplumun tamamını kucaklayamayacak. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar da partilerinden istifa etmeli. Yargı bağımsızlığı da yeni getirilmek istenen düzenlemede yok.”

    OSMANLI’DA 4 ANA SINIF VARDI

    Yalman “Ali Fuat Başgil Hoca şöyle diyor, ‘Osmanlı’da 4 ana sınıf vardı. ümera, ulema, kalemiye ve seyfiye. Osmanlı’da bu dört sınıf hiçbir zaman birbirinin işine karışamaz, baskı altına alamazdı. Ne zaman ki, Osmanlı’nın son döneminde seyfiye kalemiyeye ya da seyfiye ümeraya müdahale etmeye kalktı, Osmanlı’da huzur ve düzen bozuldu. Biz bunu anlatıyoruz. Yargı bağımsız olmazsa adalet ortadan kalkar, huzur olmaz, kargaşa çıkar. Biz bu kargaşayı yaşamadan önce bununla ilgili önlem alın diyoruz. Bizim bundan bir kazancımız yok. Bu teklifle biz bir makam elde etmiyoruz. Kuvvetler ayrılığı sağlanması lazım. İcranın tek elde toplanması istikrar sağlar. Bunu destekliyoruz” şeklinde konuştu.


  10. #10
    Erbakan'ın yol arkadaşları da 'Evet' diyor

    Türkiye’de yeni bir dönemin kapısını aralayacak olan başkanlık sistemine Milli Görüş camiasının önemli isimlerinden destek geldi. Milli Görüş Hareketi’nin merhum lideri Necmeddin Erbakan Hoca’nın yol arkadaşları, AK Parti ile MHP’nin mutabakatı sonucunda milletin tercihine sunulan anayasa değişikliği referandumunda verilecek ‘evet’ oylarının Türkiye’nin önünü açacağını belirttiler.

    Aydınlık yarınlara doğru kararlılıkla ilerleyen Türkiye'nin tıkanan sistem sorununu çözecek olan başkanlık sistemine Milli Görüş Hareketinin önemli isimleri de tam destek veriyor. Mevcut sistem tarafından önü defalarca kesilen Merhum Necmeddin Erbakan Hoca'nın yol arkadaşları, referandumda verilecek her evet oyunun Türkiye düşmanlarına verilecek bir ders olacağını belirttiler.

    ‘EVET' İLE YEPYENİ BİR TÜRKİYE KURULACAKTIR
    Akit'e konuşan kapatılan Refah Partisi'nin 19 ve 20. Dönem Tokat Milletvekili Ahmet Fevzi İnceöz, anayasa değişikliği referandumunun Türkiye için dönüm noktası olacağını belirtti. Başkanlık sistemi konusunda AK Parti ile MHP'nin ortak hareket etmesinin Türkiye için büyük bir kazanım olduğuna vurgu yapan Milli Görüş camiasının önde gelen isimlerinden Ahmet Fevzi İnceöz, “Dahili ve harici düşmanların başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere hükümetimize saldırısı aşikarane yapılıyor. Referanduma evet demek, Türkiye düşmanlarının oyunlarına karşı çıkmak ve onlara hayır demek olacaktır, ders vermek olacaktır. Geçmişten itibaren Türkler hep güçlü liderler etrafında kenetlenerek büyük fetihlere imza atmışlardır. Lideri etrafında kenetlenerek büyük fütuhatlar gerçekleştirmiş bir tarihimiz var. Rahmetli Erbakan Hocamız da ‘bin yıllık tarihimiz' diyerek bu olguya sık sık vurgu yapardı. Erbakan Hoca prensip olarak kuvvetli bir devlet idaresini hep savunagelmiştir. Türkiye'nin sadece kendisine değil, komşularının ve perişan hale getirilmek istenen İslam coğrafyasının yanında, zalim Batı'nın karşısında güçlü bir şekilde durmasının yolu ‘evet'ten geçiyor. Referandum neticesinde inşallah yeni bir dönem başlayacak ve Allah'ın izniyle yepyeni bir Türkiye kurulacaktır.” dedi.

    ERBAKAN HOCA 50 YIL ÖNCE ‘BAŞKANLIK' DİYEN BİR İSİM
    Refah Partisi 20 ve 21. Dönem Diyarbakır Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu da başkanlık sistemine tam destek veren isimlerden. “Başkanlık sistemini yönetim değişikliğinden ziyade bir beka sorununa son vermek olarak görüyorum.” diyen Ömer Vehbi Hatipoğlu, “Coğrafyamızın zorlu bir süreçten geçtiği dönemimizde hızlı karar alacak ve bu kararı uygulamaya koyabilecek bir siyasi iradeye ihtiyaç vardır. Sorumluluğun net olarak kimde olduğunun bilinmesi ve bürokrasinin çok iyi çalışması gerekir. Tüm bunlara imkan tanıyacak olan sistem de başkanlık sistemidir. Milli Görüş Hareketi Lideri Merhum Necmeddin Erbakan 1970'li yıllarda Türkiye'nin başkanlık sistemine geçmesi gerektiğini ifade eden bir isimdi. Bu bağlamda bizim medeniyet kodlarımız itibariyle, savunageldiğimiz inanç ve düşünce temeli itibariyle başkanlık sistemi çok daha doğru ve geçerli bir sistemdir.” şeklinde konuştu.

    YÜZDE 60 ORANINDA ‘EVET'
    Refah Partisi çatısı altında 3 dönem İstanbul Milletvekilliği yapmış olan Mukadder Başeğmez ise, “Halk şimdiye kadar bütün seçimlerde olduğu gibi kendisine milli lider olarak gördüğü Tayyip Erdoğan'ın mücadelesine destek olacaktır. Çünkü halk kendi içinden çıkan bir liderin daima kendisi için mücadele ettiğini düşünmektedir. Bu bakımdan fazla propaganda dahi yapılmadan seçime girilse yüzde 60 oranında evet oyunun çıkacağını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
    ...

    Yeni AKİT

  11. #11
    Erbakan'ın oğlundan başkanlık açıklaması




    Habertürk TV'de bir programa katılan Erbakan Vakfı Genel Başkanı ve Necmettin Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan, referandum sürecini ve başkanlık anayasasını değerlendirdi.

    Erbakan açıklamasında, "Başkanlık sistemi bir araç. Aracı kimin ve nasıl kullanacağı da önemli. Sistemin usulünü konuşuyoruz, esasını konuşmuyoruz. Kıbrıs'ta toprak vermek için Büyük Ortadoğu Projesi için yapılacaksa kötü. Bütçeyi tek başına yapacak" derken, yeni anayasa ile tek adam rejimi eleştirilerini de, denetlenebilme özelliğinin oturmamış olması yönüyle eleştirdi.

    Erbakan sözlerini şöyle sürdürdü: "Denetleme, hesap verilebilirlik, bağımsız bir yargıyla ilgili sıkıntılar var. Önemli kısmı o. Meclis'in fonksiyonlarında azalma var ama hayati görmüyoruz""

    "VAKIF OLARAK BAĞLAYICI KARAR ALMADIK"
    Erbakan Vakfı Genel Başkanı Fatih Erbakan, vakıf olarak referandumda nasıl bir tavır takınılacağı sorusuna ise "Vakıf olarak referandum konusunda bağlayıcı bir karar almadık. Millet değerlendirmeyi yapacak ve karara saygı duyacağız. Sayın Cumhurbaşkanı ifade ettiğimiz çekincelerle ilgili bir düzenleme yapma imkanı var. Henüz onaylamadı. Böyle bir şey yapmasını temenni ederiz. Böyle olursa daha da faydalı hale gelir" sözleriyle cevap verdi.

  12. #12
    'Hakkımızı helal etmeyiz"






    Milli Görüş ve Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu, 'hayır' oyu vereceklerin terörist ve darbeci ilan etmesine tepki gösterdi.

    İSTANBUL - Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'ndan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'hayır' oyu verecekleri terörist ve darbeci ilan etmesine yanıt geldi.
    SP lideri Karamollaoğlu, "Bu referandumda 'evet' demeyenleri PKK terörüyle eş tutmak, FETÖ'cü olmakla suçlamak, 16 Nisan referandumunu 15 Temmuz'un cevabı veya rövanşı olarak tanımlamak büyük bir bühtandır" dedi.
    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 16 Nisan'da yapılacak anayasa değişikliği referandumuna değindi.

    Türkiye'nin ilk kez bu kadar gergin ve böylesine kutuplaşmış bir şekilde referanduma gittiğini iddia eden Karamollaoğlu, "Bu referanduma 'evet' diyenler bölücü olmadığı gibi 'hayır' diyenler de vatan haini değildir. Bu baştan böyle biline." dedi.

    'EVET' DEMEYENLERİ PKK İLE EŞ TUTMAK BÜYÜK BÜHTANDIR

    Karamollaoğlu, "asıl tehlike ve suçun bu milleti 'evetçiler' ve 'hayırcılar' diye kamplara bölüp, kutuplaştırmak olduğunu ifade etti. Tarihin en kırılgan ve kritik dönemlerinden birinin yaşandığını ileri süren Karamollaoğlu, şöyle devam etti:
    "Böyle bir dönemde en son ihtiyaç duyulan şey kutuplaşmaktır. Birbirimizi terörist, hain, bölücü gibi acımasız yaftalarla suçlamaktır. Bu gidişattan parti olarak ciddi endişe duyuyoruz. Böylesi dönemlerde bin düşünüp bir konuşmak gerekirken, tam tersine düşünmeden yapılan açıklamalar bu endişemizi daha da artırmaktadır. Bu referandumda 'evet' demeyenleri PKK terörüyle eş tutmak, FETÖ'cü olmakla suçlamak, 16 Nisan referandumunu '15 Temmuz'un cevabı veya rövanşı' olarak tanımlamak en basit ifadesiyle büyük bir bühtandır."
    SİSTEME DEĞİL BU METNE KARŞIYIZ

    Saadet Lideri Karamollaoğlu, referandumda sandıktan çıkacak sonucu milli iradenin kararı olarak kabul edeceklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
    "Bir kez daha hatırlatıyoruz ki Saadet Partisi başkanlık sistemine değil, bugün milletin önüne getirilen bu metne karşıdır. Bu konuda çekince ve endişelerimizi defalarca ifade ettik. Endişelerimiz dikkate alınsa, kuvvetler ayrımı ilkesi hayata geçirilmiş olsa ve yargı bağımsızlığı teminat altına alınmış olsaydı hiç tereddüdünüz olmasın ki biz bu değişikliğe 'evet' derdik. Buna rağmen bugün 'evet' diyenler vatansever, 'hayır' diyenler vatan hainidir intibaını doğuracak sözler ülkemize sadece zarar verir."

    HAKKIMIZI HELAL ETMEYİZ

    Çekincelerine ilişkin görüşmeler yaptıklarını ifade eden Karamollaoğlu, "Biz bunları yaparken başkaları sadece iftira ile bizi itham altında tutmaya çalışıyorlar. Bizim hakkımızda bizim söylemediğimiz kelimelerle bizi itham etmeye kalkarlarsa biz Cenab-ı Hak indinde hakkımızı helal etmeyiz." dedi.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından OHAL ilan edilmesini ve bir dizi tedbirler alınmasını isabetli bulduklarına dikkati çeken Karamollaoğlu, ancak işin "cadı avı"na dönmesi halinde bunun vebalinin yine karar alma yetkisinde olanların omuzlarına yükleneceğini söyledi.

    Karamollaoğlu, Türkiye'de kalkışmaya teşebbüs eden bir zihniyeti ve o teşebbüsün içinde yer alanları açıkça lanetlediklerini vurgulayarak "Ama masum insanların da suçsuz oldukları halde haksız yere itham edilmelerini, kazanılmış haklarından mahrum bırakılmalarını doğru bulmuyoruz. Gerçekten bu son ihraçların millet nezdinde bir yankı uyandırdığına yetkililer dikkat etmeli. Yanlışları düzeltmek için çok açık mekanizmalar oluşturulmalı." dedi.

    Bir gazetecinin "CHP'nin Anayasa Mahkemesine (AYM) gitmeme kararına nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Karamollaoğlu, "Anayasa değişiklikleri AYM'de muhteva yönünden incelenmez, usul yönünden incelenir. Eğer usulde bir hata olmadıysa AYM'nin böyle bir müracaatı kabul etmesi pek mümkün değildir. Bunun da CHP yönünden anladığım kadarıyla, toplumda 'Bak AYM bile reddetti' intibaını doğuracağını düşündükleri için gitmemişlerdir kanaatindeyim." yanıtını verdi.

  13. #13
    Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu'ndan yeni referandum uyarısı


    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, referandumda kutuplaşmaya doğru gidildiği uyarısını yaparak, iktidar cenahının kullandığı dil ve üslup için ikaz etti.







    Karamollaoğlu, “Bu teklifi getirirken, oy verenler vatansever, vermeyenler de vatana ihanet edenler diye bir tarif yapmaya kalkarsanız, bunun karşısında dururuz. Bu kamplaşmaktır, biz kucaklaşalım diyoruz, siz sadece ‘evet’ ve ‘hayır’dan dolayı insanları gruplara ayırıyorsunuz” dedi.

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Anadolu turu sürüyor. Daha önce pek çok ile çıkarma yapan Karamollaoğlu, beraberindeki teşkilat mensupları ile birlikte Erdem Beyazıt Kültür Merkezi’ndeki Antalya il kongresine iştirak etti. Oldukça heyecanlı bir atmosferde geçen kongreye Karamollaoğlu ‘bilge başkan’ sloganları ile geldi. Antalya’daki programlara Karamollaoğlu’na Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Latif Öztek eşlik etti.

    İNSANLARI KAVGAYA ÇEKERSENİZ TERÖRE HİZMET EDERSİNİZ
    Karamollaoğlu, ‘dost acı söyler’ diyerek başladığı konuşmasında insanların mevcut iktidardan rahatsız olduğunu ancak bu rahatsızlığı dile getiremediklerini söyledi. Karamollaoğlu, toplumda farklı düşünenlerin elbette olacağını da söyleyerek, “Bir ülkenin içinde en büyük sıkıntı kamplaşmaktır. Gruplara ayırmak, birbirini hasım ve düşmanca görmektir. İnananlar eğer bunu bir kamplaşma haline getirirlerse ülkeye zarar verirler. Teröristler işte bunu fırsat bilerek en uç noktaya götürenlerdir. Kamplaşmanın en uç noktasıdır terör. Terör ile mücadele ederken onların oyununa gelir, insanları kavganın içine çekerseniz onlardan pek farkınız kalmaz” diye uyardı.

    LAYÜSEL BİR BAŞKANLIĞA İTİRAZIMIZ VAR
    “Başkanlık sitemini tercih ediyoruz ama itirazımız var” diyen Karamollaoğlu, layüsel bir başkanlık istemediklerini söyledi. Karamollaoğlu, “Bunu niye söylüyoruz. Bir referanduma gidiyoruz. Bir sistem değişikliği düşünülüyor. Başkanlık gelsin, yürütmede icrada istikrar sağlasın deniyor. Biz de aynı kanaatteyiz, ancak bizim bir itirazımız var. Biz diyoruz ki, doğru başkanlık sistemini biz tercih ederiz ama layüsel kendisini her şeyin üstünde gören, bütün yetkileri tek elde toplayan bir başkanlık sistemine de evet demeyiz, hayır deriz. Bizim başkanlık sistemi ile ilgili söylediğimiz bu” diye konuştu.

    TEKLİF GETİRENLERİ DAHİ DÜŞMANCA GÖRÜYORLAR
    Karamallaoğlu, söz konusu metne itirazları olduğunu ancak sandığa gittiklerinde ise iki seçenek ile karşılaşacaklarını burada evet demeyi istediklerini ancak bu haliyle metne hayır diyeceklerini de kaydederek, “Sandığa gidince bir şey demek zorundasınız. Bizim de itirazlarımız olduğu için desteklemiyoruz dedik. Bu teklife getirenlere karşı husumet beslemiyoruz. Bu teklifi getirirken, oy verenler vatansever, vermeyenler de vatana ihanet edenler diye bir tarif yapmaya kalkarsanız, bunun karşısında dururuz. Bu kamplaşmaktır, biz kucaklaşalım diyoruz, siz sadece ‘evet’ ve ‘hayır’dan dolayı insanları gruplara ayırıyorsunuz. Ne değişecek bu referandumdan sonra hiçbir şey değişmeyecek. 2019 yılına kadar bu hükümet olacak, cumhurbaşkanı da olacak. Sadece cumhurbaşkanı partili olacak. İyi niyetle teklifte bulunanları düşman olarak görürseniz, o zaman hiçbir problem çözülmez. Bu iktidarın esas sıkıntısı nedir biliyor musunuz, istişare ortamını kaldırmaktır. Ben ne dersem doğrudur, söylediklerimin aleyhinde bize gelmeyin diyorlar. Teklif olarak bir şey götürülünce bu onları kötülemek için değildir ki” ifadelerini kullandı.

    UZAKDOĞU’YA GÜLÜYORDUK BİZDE DE OLMAYA BAŞLADI
    Karamollaoğlu, kutuplaşmanın Meclis’teki görüntülere de yansıdığını söyleyerek, eskiden Uzakdoğu ülkelerindeki meclislerde yaşanan kavgalara güldüklerini aynısının ülkemizde de yaşandığını söyledi. Karamollaoğlu, “Herkes fikrini dile getirirken düşmanca getiriyor. Ya şu Meclis’e bakın hele. Meclis’te bir teklif gelince partiler fikir yürütürler. Bizimkiler kolları sıvıyor, biri diğerinin bacağını ısırıyor. Şu Uzakdoğu’ya bakın diyorduk bir de baktık ki, bizim Meclisimizde de oluyor. Bu durumun karşısında en güçlü parti Saadet’tir. Saadet gelmeden, kimse memlekette barış havasını hâkim kılamaz. Biz bunu geçmişte de yaşadık. Fikri ayrılık birlikteliği ortadan kaldıramaz. Ülkede bu baskıdan, bu kamplaşmadan, bu korkudan kurtulmak isteyen çok geniş bir kitle var. Millet çocukları, yakınları zarar görmesin diye konuşamıyor” dedi.

    FİLİSTİN’DE EZAN YASAKLANIYOR İKTİDARIN GIKI ÇIKMIYOR
    İsrail’in Filistin’de getirmeye çalıştığı ezan yasağına da tepki gösteren Karamollaoğlu, iktidarı da sert bir dille eleştirdi. Karamollaoğlu, “Dünyanın terörist ülkesi İsrail’dir. Adamların toprağımızda gözü var. Bakanımız anlaşma sonrası oraya gitti, gittiği gün Gazze’yi bombaladılar, şimdi ezan yasağı geldi. Gıkı, çıkmıyor hükümetin. Biz İsrail’den binlerce ton tohum alıyoruz. Ha onlar da bizim malımızı pazarlıyormuş, şimdi sus. Yok arkadaş bu böyle olmaz. Biz ise İsrail ile münasebetleri kesmediği için 1980’de ihtilalden bir hafta önce bakan devirdik. Sonra ihtilal geldi. Gerekçe bizim Kudüs mitingi. İlk defa iktidara karşı değil, muhalefete karşı yapıldı. Mavi Marmara’daki zulme dahi gözünü kapattılar” eleştirisini dile getirdi.

    VARLIK FONU SUiSTiMAL EDiLMESiN
    Karamollaoğlu, Varlık Fonu ile ilgili yaşanan tartışmalarda ise ülkenin en büyük kurumlarının buraya devredilmesini ipotek listesi olarak yorumladıklarının da altını çizerek, borç para almak için bunu yaptıklarını ifade etti. Karamollaoğlu, “Varlık fonu suistimale dönüşmesin. Sayıştay’ı da dışarıda bıraktılar. Özel denetim diyorlar, güldürmeyin bizi. Bu iktidarın en büyük korkusu denetim. Böyle giderse seçim harcamalarını da buradan karşılarlar” diye eleştirdi.

    ONLAR iSRAiL iLE SAFLARINA BAKSINLAR
    HAYIR diyenlerin terör ile aynı safta gösterilmesine ise çok sert tepki gösteren Karamollaoğlu, “CHP, kökten bu başkanlığa karşı. Biz ise değiştirin bu metni getirin evet diyelim diyoruz. Kandil ile hayır diyenleri aynı safa koyuyorlar. Kandilin karşısında duracak tek güç Milli Görüştür. Herkes iyi bilsin ki, bizden başka bu işi çözecek kimse yok. Ekonomi’de de, dış politikada da iddialıyız. Onlar kendi saflarına baksınlar, İsrail ile yaptıklarına baksınlar. Safları belirlemeye kalkarsak, biz Kıbrıs’ı vermek isteyenlerle aynı safta olamayız. Biz Avrupa ile aynı safta olamayız. İnsanlar bazı ifadeleri kullanırken, mutlaka düşünerek kullanmalı. Hakaret etmeyiz, bunu benimsemeyiz. Söylemediğimiz sözü, takınmadığımız tavrı bize yakıştırarak, milleten destek almaya kalkarlarsa, indallahta hakkımızı helal etmeyiz” dedi.

    YAPTIKLARI YOLLAR İÇ GÖÇTE KULLANILIYOR
    “Bundan sonra bu arkadaşlarımız bu ekonomiyi çözemezler, çözer gibi görünürler. Biz iç göçe dikkat çekiyoruz. Doğudaki bütün fabrikalar kapatılmış. Hiçbir fabrika bırakılmamış” diyen Karamollaoğlu, toplumun evini, yurdunu, toprağını bırakarak batıya göç ettiğinin altını çizdi. Karamollaoğlu, “Doğu Anadolu’da bir şey bırakmadılar. Sadece Doğu’da mı? Karadeniz’de ise fındık üretilemez hale geldi. İş bulamıyor vatandaş. Yollar yaptılar ama biz o yollarda hammadde, ürünler taşınsın diyorduk, şimdi o yollardan insanlar sadece batıya göçüyor” uyarısını yineledi.

    ANTALYA’NIN EFSANE BAŞKANI AKIN VEDA ETTİ
    Saadet Partisi’nin efsane Antalya İl Başkanı olarak biline Galip Akın’ın, kongredeki veda konuşmasında duygulu anlar yaşandı. Akın, konuşmasında siyasi hayatından örnekler vererek, Milli Görüş hareketinde neler yaptıklarını bir bir anlattı. Uzun yıllardır bu görevi sürdürdüğünün de altını çizen Akın, “bugün inşallah bu bayrağı başka bir kardeşimize teslim edeceğiz. İnşallah bayrağı bıraktığımız arkadaşımız bu bayrağı daha da yükseğe taşıyacaktır” diye konuştu. Tek liste ile gidilen kongre de ise Ramazan Düzen Saadet Partisi’nin yeni Antalya İl Başkanı oldu.

    ERBAKAN SİNEVİZYONU AĞLATTI
    Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca için hazırlanan sinevizyonda ise partililer gözyaşlarına hâkim olamadı. Erbakan’ın siyasi hayatını ve mücadelesini konu edinen sinevizyon sırasında salonun birçok noktasında oturan partililer arasında gözyaşı dökenler olduğu görüldü.



  14. #14
    Saadet Partisi: Cumhurbaşkanı, Meclis'in üzerinde vesayet kuracak



    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AKP'nin kurucu kadrolarının içinde yetiştiği Milli Görüş çizgisinin siyasi örgütlenmesi Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, 'Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ni öngören anayasa değişikliği teklifine destek vermeyeceklerini yineleyerek "Cumhurbaşkanı, Meclis'in üzerinde vesayet kuracak; bu dikta rejimine evrilmek demektir" dedi.

    Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı tarafından, ölümünün 6. yılında Necmettin Erbakan’ı anma programı organize edildi. Sultanbeyli Kapalı Spor Salonu’nda düzenlenen programa Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve partililer katıldı. Karamollaoğlu referandum süreci öncesi Anayasa değişiklik teklifi ile ilgili açıklamalarda bulundu.

    Karamollaoğlu, "Biz prensip itibarı ile başkanlık sisteminin karşısında değiliz. Hatta taraftarız ancak Başkanlık sistemi kabul edilecekse mutlaka bu başkanlık sisteminde kuvvetler ayrımına uyulması icap eder" dedi.

    "Yargı vesayet altına alınacak"
    Yeni sistemde Cumhurbaşkanının meclis üzerinde vesayet kuracağını belirten Karamollaoğlu, "Başkan bütün yetkiyi elinde bulundurur, parlamentoyu kendisi kabul eder adalet mekanizmasını kendisi kontrol edecek tarzda bir düzenleme olursa burada adalet olmaz. Bu dikta rejimine evrilmek demektir. Biz bunları hem hükümete hem mecliste grubu bulunan parti başkanlarına ilettik. Talep ettiğimiz değişiklikler mecliste yapılmadı. Cumhurbaşkanının meclisi fesih etme, seçime götürme yetkisi var mı yok mu, böyle bir yetkisi varsa meclisin üzerinde vesayet kuracak. Bu değişiklikle yargı organlarının yarısına yakınını Cumhurbaşkanı, kalanını da meclis seçecek. Yargı vesayet altına alınacak" diye konuştu.
    Karamollaoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
    "Biz böyle bir düzenlemeye evet demeyiz, dedik. Nazik olsun diye de 'Hayır' demedik. Şimdi bizi Kandil ile yan yana getirmeye çalışıyorlar. Siz Avrupa Birliği ile CHP ile yan yana mısınız. Aynı kulübün içinde misiniz Kandil de o kulübün içinde mi değil mi onu söyleyin. Siz Ortadoğu’da en güçlü müttefik olarak İsrail’i görüyor musunuz Görmüyor musunuz Kandil de görüyor. CHP de görüyor. Neremiz benziyor bizim onlarla”
    “Haksız ithamlara razı olmayacağız. Bunu bu dünyada bir kavga meselesi de yapmayacağız” ” diyen Karamollaoğlu, “Siz benzetmelere kalkarsanız, hiçbir zaman bir araya gelmediğimiz Paralel yapıyı bu memlekette kim besledi, bu noktaya getirdi 15 yıl beslediniz. Bir ihtilal denemesi olunca milletimiz biz affetsin, Allah bağışlasın diyorsunuz. Milletten özür diliyorsunuz. Sen bu hakkı kendinde görüyorsan, öbür taraftakilerin de aynı tövbeyi yapmaları durumunda onları da serbest bırakman icap eder” şeklinde konuştu.

  15. #15
    Karamollaoğlu: Destek vermemek ne demek? 'Hayır' demek



    Partisinin il başkanları toplantısında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, referandum sürecinde kişiler ile siyasi partiler arasında düşmanlık güdülmemesi ve kutuplaştırıcı dilden uzak durması gerektiğini vurgulayarak, “Biz istiyoruz ki bu kamplaşma dursun. Onun için bize sordukları zaman, 'Bu referandumda ne diyeceksiniz' diye, biz kimseyi kırmamak için 'Bu haliyle buna destek veremeyiz' diyoruz. Arkasından çıkıyor, 'Ne demek istiyorsunuz' diyor. Destek vermemek ne demek? 'Hayır' demek" dedi.


    Saadet Partisi’nin aylık İl Başkanları Toplantısı Ankara’da Balgat Eğitim Merkezi’nde geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun açılış konuşması ile başlayan program, daha sonra diğer birim başkanlarının sunumları ile devam etti. Geniş kapsamlı bir konuşma gerçekleştiren Karamollaoğlu, önemli tespitlerde bulunarak, referandum sürecinde kullanılan dile dikkat çekti. Karamollaoğlu, yaptığı konuşmada, halk oylamasına giden süreçte bazı partilerin ‘Evet’ oyu bazılarının ‘Hayır’ oyu için çaba gösterdiğini, kendilerinin ise adil bir düzenin kurulmasını arzu ettiklerini belirtti. Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vefatının 6’ıncı sene-i devriyesinde rahmetle anan Karamollaoğlu, dünyada barış ve huzurun sağlanması için ne yapılması gerektiği konusunda hedeflerin ve gidilecek yolun geçmişte Erbakan Hoca tarafından gösterildiğini ifade etti.

    İNCELİĞİ ANLAMAKTAN ACİZ BİZİM SİYASİLER


    Kişiler ve siyasi partiler arasında düşmanlık güdülmemesi gerektiğine vurgu yapan Karamollaoğlu, "Bugün daha önümüzdeki yaklaşık daha yedi hafta referandumla yatıp, referandumla kalkacağız. Bir kısım siyasiler bu referandumda evet oyunun çıkması için çaba sarf ediyor, bir kısım da hayır çıksın bu değişiklik şu anda olmasın istiyor. Bu değişiklikte tasvip etmediğimiz bir takım hususlar var bunlar giderilsin. Bizler de böyle bir düzenlemenin yapılabilmesi için biraz zamana ihtiyaç duyanlardanız. Son zamanlarda arzu etmediğimiz şekilde ortalığı germekten medet umanlar var. Biz istiyoruz ki bu kamplaşma dursun. Onun için bize sordukları zaman 'Bu referandumda ne diyeceksiniz' diye, biz kimseyi kırmamak için, 'Bu haliyle buna destek veremeyiz' diyoruz. Arkasından çıkıyor, 'Ne demek istiyorsunuz' diyor. Destek vermemek ne demek? 'Hayır' demek. Şimdi burada gösterilen inceliği anlamaktan bile aciz bizim siyasiler" dedi.



    DIŞARIDAN GIDA ALARAK GÜÇLÜ ÜLKE OLUNMAZ


    Hedeflerinin dünyada barışı ve huzur tesis etmek olduğunu kaydeden Karamollaoğlu, “Biz kendi memleketimizde bir düzen kurmadan, kendi memleketimizde huzuru sağlamadan, barışı sağlamadan dünyada adaleti tesis etmeyi düşünmekten daha büyük bir gaflet olmaz. Onun için de kendi memleketimizde ahlaki ve manevi değerlerin ihyası ile birlikte mutlaka maddi kalkınmayı, sanayileşmeyi ve maddi problemleri çözmeyi başarmalıyız. Yani işsizlik olmayacak. Herkes kendi geçimini kendi çabasıyla, çalışmasıyla sağlayabilecek. Ülke güçlü olacak. İhtiyaç duyduğumuz ne varsa hepsini imal edecek bir sanayiye sahip olacağız. Borcumuz olmayacak. Biz gerektiğinde başkasına borç verebileceğimiz gibi onların kalkınmasına da elimizden gelen desteği vereceğiz. 1970’lerde bunun adımları atıldı. Ama bir hışımla Erbakan Hoca’nın attığı adımlar yok edildi. Anadolu’ya gidin Erbakan Hoca’mızın 1970’lerde attığı temellerin hepsi ortadan kaldırıldı. Arkasından da işsizlik büyüyor. Nasıl büyüyor hayret ediyoruz diyorlar. Çünkü onun arkasından yenisi konmadı. Biz şuan neye ihtiyaç duyuyorsak; gıdamız dahil, yediğimiz ekmek dahil dışarıya muhtacız. Böyle bir ülke huzur ve güçlü olabilir mi?” diye sordu.




    GÖRÜNTÜYE HİTAP EDEN İNŞAATLARLA MEŞGULÜZ


    Yaklaşık 4 milyon işsiz ve 700 milyar dolar borç olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, “Açıklarımız büyük. Her sene daha artan bir dış ticaret açığı var. Son zamanlardaki biraz gerileme sadece ekonominin biraz yavaşlamasından kaynaklanıyor. Bir görünüşe, görüntüye hitap eden inşaatlarla, işlerle meşgulüz. Ve maalesef ülkede yolsuzluk giderek artıyor, her tarafı sarıyor ama şikâyet eden yok. Çarpık bir düzenimiz var. Üst perdeden konuşan çok ama terör hala önlenemedi. Doğu Anadolu hala boş. Kendimize düşman icat ediyoruz. Dün dost olduklarımızla bugün düşman, dün düşman olduklarımızla da bugün dostuz ve niye olduğunu da hala bilmiyoruz. Kendi kucağımızda besliyoruz bir de. İşin garip tarafı da milletimiz garip bir şekilde görmüyor. Gözden kaçırılıyor. Bunlarla mücadele eden tek ama tek bir kuruluş var o da Saadet Partisi’dir” diye konuştu.

    BİR ARAYA GELMEYİ BECEREMİYORUZ


    İktidarın ve muhalefetin geçmişte gerçekleştirdiği icraat ve tutumlarla şimdikiler arasında tutarsızlık olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, şöyle devam etti: "Bakın bugünkü hükümetin icraatlarına veya muhalefetin tavrına. Dünü ve bugünü mukayese edin. Dağlar kadar fark var. Biz bu arkadaşlarımızı düşünmeye davet ediyoruz. Tek bir şey istiyoruz başlangıçta. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu onlara biz de telkin edebiliriz. Bizim düşüncelerimiz, fikirlerimiz onlara da açık ama onlardan ilk istediğimiz şey bir 'düşünün'. Düşünün ki doğruyla yanlışı, gerçekle hayali, faydalıyla zararlıyı, dostla düşmanı ayırt edebilesiniz."

    TERÖR SADECE SİLAHLA ÖNLENMEZ


    Ülkede iç ve dış problemlerin çözümü için öncelikle kamplaşmanın sona ermesini isteyen Karamollaoğlu, şöyle konuştu: "Terör sadece silahla önlenmez. Terörün önlenmesi için o bölgenin ekonomik problemlerinin çözülmesi icap eder. İşsizliğin gitmesi, orada yaşayan insanların çalışarak kendi geçimlerini sağlayabilecek imkanlara kavuşması icap eder. 14 yıldır iktidarda bulunacaksınız ve bu problem büyüyecek, küçülmeyecek. Arkasından da 'başarılıyız' diyeceksiniz. Allah bize akıl fikir versin. Terörü önlemek istiyorsanız elbette bazı yerlerde silah kullanacaksınız ama önce o bölgede yaşayan insanın geçim sıkıntısını ortadan kaldıracaksınız. Sosyal problemlerini çözeceksiniz, psikolojik durumlarını dikkate alarak politikalar üreteceksiniz."


  16. #16
    Saadet Partisi GİK Üyesi Sakartepe: 16 Nisan'da ben ve arkadaşlarım 'evet' diyeceğiz

    Saadet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi ve eski İzmir İl Başkanı Bayram Sakartepe, '16 Nisan'daki halk oylamasında ben ve arkadaşlarım 'evet' diyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. Bu parti meselesi değildir, bu mesele ülkenin ve milletin geleceği meselesidir.' dedi.



    • 1
    x
    Bornova Öğretmenevinde il yöneticileriyle basın toplantısı düzenleyen Sakartepe, 12 Şubat 2016'da yaptığı basın toplantısında, henüz siyasi partilerin anayasa teklifi netleşmeden 5 madde altında Türkiye'de mutlaka başkanlık sistemine geçilmesi gerektiğini söylediğini belirtti.
    Bayram Sakartepe, Türkiye'de kişilerin değil sistemin konuşulması gerektiğine işaret ederek, "Şu anda sistem geri plana düştü. Muhalefet ve bazı kanatlar, özellikle şahısları gündeme getirerek kampanya yapıyor. Ben bir hukukçu olarak milletin 100 yılını etkileyecek anayasa değişikliğinde şahıslardan çok sistemin ön plana çıkması gerektiğini yaklaşık 1,5 sene önce ifade etmiştim." diye konuştu.

    "Erbakan Hocamızın ideali"

    Başkanlık sistemini Türk siyasi literatürüne 1973 yılında ilk kez eski başbakanlardan rahmetli Necmettin Erbakan'ın getirdiğini anımsatan Sakartepe, şunları kaydetti:

    "Hocamız, 1973 seçimlerindeki beyannamesinin 17'nci sayfasında başkanlık sistemi getirileceğini, cumhurbaşkanlığı ile başbakanlık müessesinin birleştirileceğini, icraya kuvvet, sürat ve müessiriyet sağlanacağını ifade etmiştir. Buna göre, başkanı tek dereceli seçimle millet seçecek, bu sayede devlet ve millet kaynaşması kendiliğinden olacak ve cumhurbaşkanı seçimi konusunda rejimi yıpratıcı sonuçlara imkan kalmayacaktı.
    Biz bunu 1973 yılında Milli Görüşçüler olarak söyledik, Erbakan Hocamızın önerilerinden cumhurbaşkanını millet seçsin teklifi ve ideali gerçekleşti. 2010 referandumunda bu kabul edildi. Şu anda milletin seçtiği bir cumhurbaşkanımız mevcut. Rahmetli Erbakan Hocamız sağdı, o referanduma 'yetmez ama evet' demiştik."

    Bayram Sakartepe, milletin egemenliğinin yönetime hakim olmasını istediklerini vurgulayarak, "Anayasa 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' der. Bu anlamda en demokratik anayasayı, 1921 Anayasası olarak görüyoruz. Ancak darbe dönemlerinde yapılan anayasalarla milletin egemenliği, anayasal kurumlar vasıtasıyla vesayet altına alındı. Bu ülkede atanmışlar yıllarca seçilmişlere hükümranlık kurdu, artık bu ülkede vesayetin bitmesi gerekiyor. Aslında Türkiye, başkanlık sistemine geçmekle 150 yıllık prangalardan kurtuluyor. Vesayet rejiminden kurtuluyor." ifadelerini kullandı.

    Türkiye'de vesayetten ve askeri darbelerden en çok Milli Görüş anlayışının zarar gördüğünü savunan Sakartepe, "Partilerimiz kapatıldı, seçilmiş milletvekillerimize yemin ettirilmedi, vatandaşlıktan çıkarıldı, siyasi yasaklanmaya maruz kaldık. Halkın seçtiği rahmetli Erbakan Hocamıza karşı antidemokratik her türlü uygulama yapıldı. İnşallah bu prangalardan ve vesayet rejiminden 16 Nisan'da kurtuluyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

    "Yeniden büyük Türkiye'yi kurmalıyız, 'evet' diyeceğiz"

    Bayram Sakartepe, Türk milletinin 15 Temmuz'da bir haçlı seferini bertaraf ettiğini ve işgal planını bozduğunu aktararak, şöyle devam etti:
    "Milletin bunun devamını getirmesi gerekiyor. İşte millet 15 Temmuz zaferinden sonra devletini tekrar kendi eliyle yapılandırmak istiyor. Milletin bağrından çıkan Turgut Özal, Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu gibi liderler, başkanlık sistemine geçme konusundan ittifak etmişti. Olaylara bakışımız farklı olabilir ama bazı meselelerde millet olarak el ele, gönül gönüle bir arada olmak gerekiyor. Her türlü siyasi ayrımdan uzak olarak, devletin her kademesinde görev almış liderlerimiz bize bir tecrübe bıraktı. Türkiye'nin mutlaka başkanlık sistemine bu referandumda geçmesi gerekiyor. 2017 Türkiyesinde ideallerimizi gerçekleştirme fırsatı bulduk. Özlemlerine, hasretlerine 16 Nisan'a bir adım kaldı. Bu fırsatı belki bir daha yakalayamayabiliriz. Siyasi parti gözetmeden milli bir mesele olarak buna sahip çıkmamız gerek, zira dünya rutinden değil olağanüstü şartlardan geçiyor. Bizim ülke, devlet ve millet olarak çok güçlü olmamız gerekiyor, yeniden büyük Türkiye'yi kurmalıyız, millet bunun farkında. Devlet-millet kaynaşmasında bir adım olarak bu süreci değerlendiriyoruz.

    Bin yıllık devlet geleneğine sahip bir ülke olarak bu milletin asıl gücü ne topu, tüfeği ne de tankıdır. Asıl gücümüz imanlı evlatlarıdır. İmanlı evlatlar 15 Temmuz'da bu ülkesine, devletine sahip çıktı. Yeniden devletine sahip çıkan bir nesille beraberiz ve bundan memnuniyet duyuyoruz."

    "16 Nisan’daki halk oylamasında mutlaka evet çıkması kanaatindeyiz" diyen Sakartepe, sözlerini şöyle tamamladı:

    "Ben ve arkadaşlarım 'evet' diyeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz. Bu parti meselesi değildir, bu mesele ülkenin ve milletin geleceği meselesidir. Aslında 16 Nisan'da ülkemizin geleceği oylanmaktadır. Ben ve arkadaşlarım 16 Nisan'da 'evet' dediğimizi buradan kamuoyuna deklare edip açıklıyoruz. Ülkemizin içinde bulunduğu konum, milletin geleceği, tarihi köklerimiz, bin yıllık devlet geleneğimiz ve inancımız, vatanımız, milletimiz için bizler 16 Nisan'da Allah kısmet ederse 'evet' diyeceğiz."



    "Ölüm Ne Yatakta Ne Sokakta İsterim ki En Kutlu Bir Eylemde Bulsun..."
    Metin Yüksel

  17. #17
    Asiltürk’ten Saadet’lilere: Yeni sistem lehimize

    Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün, partililerle basına kapalı yapılan toplantıda referanduma yönelik sarf ettiği sözler sosyal medyaya düştü.



    • 7
    x
    Twitter’da dolaşan kayıtta Asiltürk’ün şunları söyledi iddia edildi: “Aldığımız oy ortada. Yüzde 0,7 oya düşmüşüz. Biz gittikçe sıfıra ineceğiz gibi görünüyoruz. Erbakan Hocayla partinin kuruluşundan beri bizim savunduğumuz fikir başkanlık sistemiydi. Başkanlık sistemi gelirse, başkanı bütün millet seçeceği için hiçbir zaman dinsiz imansız bir insan seçilemez. Ben değerlendirme yapıyorum bu budur, şu şudur. Ancak evet de hayırda diyemeyiz. Ne yaparsanız yaparsınız.”



    "Ölüm Ne Yatakta Ne Sokakta İsterim ki En Kutlu Bir Eylemde Bulsun..."
    Metin Yüksel

  18. #18
    Karamollaoğlu: Kimse maddeleri konuşmuyor, kuvvetler ayrılığı hassasiyetimizi görmüyor



    Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları’nın divan toplantısı Green Park Hotel’de gerçekleştirildi. Yüz altmışıncı kez icra edilen il divan toplantısına Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Birol Aydın da katıldı.


    Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Asiltürk’ün açılış konuşmasıyla başlayan toplantı, ilçe başkanları adına Saadet Partisi Beyoğlu İlçe Kadın Kolları Başkanı Zeynep Şule Rıdvanoğlu’nun konuşmasıyla devam etti.

    KİMSE MADDELERİ KONUŞMUYOR

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu konuşmasında, “Badireli bir dönemden geçiyoruz. Sıkıntılarımız çok. İstemememize rağmen önüne geçmeye çalışsak dahi kamplaşma ve kutuplaşma özellikle artırıldı. Bu da sanki iktidar partisine yarıyor gibi. Pazar günü referanduma gidiyoruz. Evet, veya hayır ne çıkarsa ben bunu beğenmedim diyemeyiz. Herkesin kendi fikridir, düşüncesidir bunun için çalışılmıştır” dedi. Referandum sürecinde üzerlerine düşeni yaptıklarını söyleyen Saadet lideri, “Doğru bir yasa yapılsın biz de buna evet diyelim, destek verelim diye elimizden geleni yaptık. Ama biz evet demeyelim diye ellerinden geleni yaptılar. Sonuç olarak bugün bize karşı söylemlerde bulunuyorlar. Bu, kendi fikirlerini koruyamamaktır. Kimse maddeleri konuşmuyor. Bizim kuvvetler ayrılığından hassasiyetimizi görmüyorlar. Düşünmek gerekiyor. Israrla düşünmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    ERBAKAN HOCA İSTİŞARESİZ ADIM ATMAZDI

    Konuşmasının devamında Türkiye’nin sorunlarına değinen Karamollaoğlu, “Dün dostumuz olan ülke bugün düşmanımız oluyor. Terör sorunumuz var, yanlış politikalar izlendi. Çözüm süreci diye bir şey çıkardılar, çare olmadı. Eğitim sistemimiz karman çorman. 15 yıllık iktidarda 6 kez Milli Eğitim bakanı değiştirilen bir iktidar bu sorunları çözebilir mi?” diye konuştu. Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın istişaresini hatırlatan Temel Karamollaoğlu, “Erbakan Hoca istişare yapmadan hiçbir kararı almazdı. Kendi fikirlerine zıt olanlarla dahi görüşür, karar alır ve istişare yapmadan kararını açıklamazdı. Bugün bu yok. Bu sistemle bir yerler güçlendiriliyor, bir yerler zayıflatılıyor. Böyle olursa ne olur? Çok affedersiniz, bunları söylemek istemem ama böyle olursa yalakalar olur” diye konuştu.

    “ONE MİNUTE NEREDE!?”

    Karamollaoğlu, “Bugün iktidarda bulunan arkadaşlar bizden ayrıldılar ve Milli Görüş gömleğini çıkardılar. Bizden ayrılan arkadaşların Milli Görüş gömleğini çıkardıklarına emin olmak istediler ve arkadaşlar politikalarını değiştirdiler. Medeniyet projesi olarak Avrupa Birliği’ni kabul ettiler. Erbakan Hoca’nın İslam Birliği’ni 15 senedir ağızlarına alamadılar. Yıllık aidatını bile ödemediler. İsrail’i, Amerika’yı stratejik müttefik kabul ettiler. Bize ne İsrail’in su ihtiyacından? İsrail en büyük zalim! Bizim topraklarımızda gözü var. One minute nerede? O olayda herkes ayağa kalktı, biz sevindik, yüreğimize su serpildi. Böyle devam etsin dedik ama uzun sürmedi. Kudüs’te ezanı yasaklayan, her gün birkaç Filistinliyi katletmeden rahat etmeyen, atacağı bombaların üzerine Yahudi çocuklara sevgi sözleri yazdıran İsrail, bugün bizim stratejik müttefikimiz” diye konuştu. Karamollaoğlu, “IMF’ye borcumuz yok deyip duruyorlar. Faizci sistemi kaldırmıyorlar, böyle ekonomi düzelir mi? Varlık Fonu denilen bir şey kurdular. Bu fon değil, bir ipotek listesidir” ifadelerini kullandı.

    ASGARİ ÜCRET İÇLER ACISI

    Saadet lideri, “Amerika, Suriye’yi vurduğunda destek verdiler. Vay canına ya. Irak’ta da aynı şeyler yaşanmıştı, yarın öbür gün ne diyeceksiniz?” diye devam ederek ekonomik sıkıntılara değindi. Karamollaoğlu, “Asgari ücret 1300 lira, içler acısı. Bu parayla kirayı kim ödeyecek, elektrik, su faturasını kim ödeyecek, yeme içmeyi kim ödeyecek? Bunları düşünmeden asgari ücret mi olur? Asgari ücret artırılsa talep patlayacak. Esnaf kazanacak, arz talep artacak, milli gelir artacak. Bunları düşünmeyen, bunlara olmaz diyen iktidar neyi başarabilir? Adaletsiz bir gelir dağılımı var. Emeklinin, memurun herkesin dengeli olması. Bu denge olmadığı iç göç arttı. Hayvancılığımız bitti. Avrupa Birliği, ekilebilen söküldüğü zaman para veriyor” diye konuştu.

    KURULDUĞUMUZDAN BERİ AKSAKSIZ...

    Divan toplantısında konuşan Saadet Partisi İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Nagehan Asiltürk, “Bugün yüz altmışıncı kez toplantımızı gerçekleştiriyoruz. Dile kolay olsa da Saadet Partisi kurulduğu günden beri aksaksız yapılan bir divan toplantımız var. Bu yüzden sonsuz kere hamd ediyoruz” diye konuştu.

    DOĞRUNUN ÖNEMSİZ OLDUĞU BİR DÖNEMDEYİZ

    Toplantıda konuşan Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Birol Aydın, “Ülke olarak, millet olarak son 15 yılda çok şey yaşadık. Doğrunun bu kadar tesirsiz, önemsiz olduğu bir dönemi daha önce yaşamamıştık. Biz Saadet Partisi olarak, 15 yıldır her konuda hem hükümete hem diğerlerine yol gösterici olduk. Balyoz, Ergenekon, cemaat, Suriye, Filistin-İsrail meselelerinde hep yol gösterdik ama etkili olamadık. Medya ile bizi Balyozcu, Esadcı, paralel ilan ettiler” diye konuştu. Referandum sürecine değinen Aydın, “16 Nisan’dan sonra milletimiz için güzel olan, iyi olan, kutuplaşma olmayan şeyler olsun istiyoruz. Türkiye, herhangi bir ülke değil. Her anlamda önemli konumdayız. Siyasi görüşü ne olursa olsun AKP ile, MHP ile, CHP ile kol kola gireceğiz ve beraber düzelteceğiz” açıklamasında bulundu.

    "Ölüm Ne Yatakta Ne Sokakta İsterim ki En Kutlu Bir Eylemde Bulsun..."
    Metin Yüksel

  19. #19
    ‘Milli Görüş´çü vekiller ´evet´ diyor!

    Eski devlet bakanları Hasan Aksay ve Teoman Rıza Güneri´nin de aralarında bulunduğu Milli Nizam, Milli Selamet, Refah ve Fazilet Partili 99 eski milletvekili, 16 Nisan´da “evet” oyu kullanacaklarını açıkladı.




    Referanduma 2 gün kala ‘evet´ cephesi netleşmeye başladı. Son olarak eski devlet bakanları Hasan Aksay ve Teoman Rıza Güneri´nin de aralarında bulunduğu Milli Nizam, Milli Selamet, Refah ve Fazilet Partili eski milletvekilleri, 16 Nisan´daki anayasa değişikliği halk oylamasında “evet” oyu kullanacaklarını deklare ettiler. Ankara´da bir otelde düzenlenen basın toplantısına, Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi ve Fazilet Partisinden 99 eski milletvekili katıldı.



    “ERBAKAN´IN ÖZLEMİYDİ”
    TBMM 21 ve 22´nci dönem milletvekili, RP Genel Başkan Yardımcısı ve FP Kurucu Genel Başkanı İsmail Alptekin, eski milletvekilleri adına yaptığı konuşmada, “Büyük bir onur ile ülkemize hizmet imkanı bulduğumuz Milli Görüş partilerinin programlarına baktığımızda cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi ve başkanlık sistemine geçilmesi üzerinde önemle durulduğu görülecektir” dedi. Alptekin, Necmettin Erbakan´ın genel başkanı olduğu Milli Nizam Partisinin programının 16´ncı maddesinde, “İcrai organın daha kudretli olması ve süratli çalışabilmesi için reisicumhurun tek dereceli olarak halk tarafından seçilmesi ve icrai organ düzenini, Başkanlık sistemine göre tanzimi” ifadelerinin yer aldığını söyledi.





    “Mevcut sistem bedel ödetti”

    Alptekin, şöyle devam etti: “Darbeci zihniyet her fırsatta Milli Görüş partilerini kapatmış, Milli Görüş´ün lideri Erbakan Hoca´mıza defalarca siyaset yapma yasağı getirmiş, kendisi ve dava arkadaşlarını sembolik yargılamalarla cezaevlerine mahkum etmiştir. Saydığımız tüm bu haklı gerekçelerden dolayı Milli Görüş partilerinden seçilmiş milletvekilleri olarak 16 Nisan´da yapılacak anayasa değişikliği halk oylamasında gönül rahatlığıyla ‘evet´ diyeceğimizi aziz milletimizle paylaşıyoruz.”

    Programa, eski Devlet Bakanı ve Yeniakit yazarı Hasan Aksay, Eski AK Parti Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Ömer Özyılmaz, eski Devlet Bakanı Teoman Rıza Güneri ile Milli Selamet Partisi (MSP) Kurucu Genel Başkanı eski Milletvekili Süleyman Arif Emre, eski MSP Milletvekili Şener Battal ve eski Fazilet Partisi Milletvekili Ömer Vehbi Hatipoğlu da katıldı.
    "Ölüm Ne Yatakta Ne Sokakta İsterim ki En Kutlu Bir Eylemde Bulsun..."
    Metin Yüksel

+ Konuyu Yanıtla

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •