Süleyman Karagülle’den sıradışı 15 Temmuz yorumu


Süleyman Karagülle, 15 Temmuz’u “sermaye”nin gerçekleştirdiğini, hem Gülencilere hem de AK Parti’ye büyük bir oyun oynandığını ileri sürdü.


Milli Görüş lideri merhum Erbakan’ın en yakınında yer almış siyasetçi-düşünür ve yazarlardan Süleyman Karagülle, 15 Temmuz darbe girişimi için sıradışı yorumlarda bulundu. Karagülle, 15 Temmuz’u “sermaye”nin gerçekleştirdiğini, hem Gülencilere hem de AK Parti’ye büyük bir oyun oynandığını ileri sürdü.

Akit’te de yazıları yayınlanan Süleyman Karagülle, ocakmedya.com’daki “Gülenci kurmaylara” başlıklı yazısında, “Şimdi de yanlarındayım ve bu mektubu ajan olmayan Gülenci kurmaylara yazıyorum” diyerek, şu şok ifadeleri kullandı:

“Gülen cemaati İslâmiyet’e ve Türkiye’ye büyük hizmetler yaptı. AK Parti ile bir olup bize(Milli Görüş) cephe aldınız. Biz sizi sevmeye devam ettik. Çünkü siz hizmet yapıyor, üçüncü binyıl İslâm uygarlığına hizmet ediyordunuz. 15 Temmuz’da size ve AK Parti’ye oyun oynandı. Siz bunu atlattınız ama fitne devam ediyor.”

Karagülle geçtiğimiz günlerde Akit’te yayınlanan yazısında da “Darbeyi ne CIA yaptı ne de Gülen yaptı, sermaye yaptı” iddiasında bulunmuştu.

Süleyman Karagülle’nin ocakmedya.com’daki yeni yazısının tamamı şöyle:

“Birinci Kur’an uygarlığında Kur’an tam uygulanamamıştı. O zamanın sanayi imkânları buna mani olmuştur. Birinci Kur’an uygarlığı Kur’an’ın uygulanmasını sağlayan sanayi inkılabını gerçekleştirmiştir. Ömrünü dolduran birinci Kur’an uygarlığı ortadan çekilirken, ikinci Kur’an uygarlığının temeli atılmaya başlanmıştır. Kelam ilminde ilk hamleyi Bediüzzaman yapmıştır.
1960’larda İzmir Müslümanları ikinci hamleyi yapmak ve Akevler Kooperatifi’ni kurmak istemişler; İzmir’deki tarikatlar, Süleyman Tunahan cemaati ve Risale-i Nur şakirtleri buna katılmışlardır. Ahmet Feyzi Kul, Aydınlı Atıf Hoca, Mustafa Bayman ve İzmir’deki tek Risale-i Nur medresesinin kurucusu Mustafa Birlik bu faaliyete katılmışlardır.

1967’de Abdullah Gül’ün dayısı Prof. Dr. Ahmet Tahir Satoğlu’nun başkanlığında Akevler Kooperatifi’ni kurduk. Aynı cemaatin desteği ile 1969’da Necmettin Erbakan’la bağımsız adaylıklarımızı koyduk. F. Gülen de İzmir’e gelmişti. Birkaç yıl onunla Nur evlerini kurmaya çalıştık ama sonra Yaşar Tunagür’ün organizesi ile Süleyman Demirel’in tarafına geçti; S. Demirel de onu Amerikalılar tarafına transfer etti. Erbakan siyasetle, Gülen devlet kadrolarında yer almakla sorunların çözülmesi görüşünde idiler. Böylece Akevler ile çalışma yolları ayrıldı. Hedefimiz birdi; gelmekte olan ikinci Kur’an uygarlığına hizmet etmek. Gerek Millî Görüşçüler gerekse Risale-i Nur şakirtler samimi ve inanan kimseler olduğu için içtihatlarındaki hatalarına bakmaksızın hep yanlarında oldum. Şimdi de yanlarındayım ve bu mektubu ajan olmayan Gülenci kurmaylara bunun için yazıyorum.

Önce okullara alınırken seçilerek alındınız. Ondan sonra da sıkı bir şekilde eğitildiniz. Generalliklere kadar yükseldiniz. Gülen cemaati İslâmiyet’e ve Türkiye’ye büyük hizmetler yaptı. AK Parti ile bir olup bize cephe aldınız. Biz sizi sevmeye devam ettik. Çünkü siz hizmet yapıyor, üçüncü binyıl İslâm uygarlığına hizmet ediyordunuz. 15 Temmuz’da size ve AK Parti’ye oyun oynandı. Siz bunu atlattınız ama fitne devam ediyor.

Siz hem kurmay subaysınız, hem de inanmış kurmaysınız. Yani taktikle Sermaye’nin fitnesini yenmeniz gerekir. Sizin ilk oluşmanıza hizmeti geçmiş bir ağabeyiniz olarak sizi düşünerek değil, hizmeti düşünerek aşağıdaki tavsiyelerde bulunuyorum:

1. Türk Devleti ile beraber olunuz, ona Allah’ın emri olduğu için teslim olunuz. Sizi bu devlet yetiştirdi. Sizin adınızla yapılan darbe hareketini önleyemediniz. Devletimizden özür dilemeniz ve cezanıza razı olmanız gerekir.

2. Darbe ile ilgili neler yaptınızsa, eksiksiz ve saptırmadan, savunma amacıyla değil, itiraf amacıyla bir rapor yazın. Asker iseniz üstlerinize veriniz. Hapiste iseniz savcıya ve avukatınıza veriniz. İtiraflarınızı ilan ediniz. Gizli kapaklı hiçbir şey kalmasın.

3. Ondan sonra deyiniz ki; yetkililerin vereceği karara uymaya hazırım, takdir edilecek cezaları çekmeye de hazırım. Ondan sonra bekleyiniz.

4. Bundan sonra boş vaktiniz olacaktır. Bugün Akevler’de ve Millî Görüş’te “Adil Düzen” ile ilgili 30.000 sayfayı bulacak neşriyat vardır. Akevlerin dinden anladığı Kur’an düzenidir. Eksiktir, yanlışları vardır ama bütünüyle haktır, Kur’an’ın Bediüzzaman usulü ile anlaşılmasından ibarettir. Allah sizi görevden uzaklaştırdı; Kur’an düzeni “Adil Düzen”i öğreniniz diye.

Bundan sonra ne yapacaksınız?

Cezanızı sabırla çekeceksiniz ve bir gün Allah yol açacaktır. Kur’an düzenine inanmış kurmaylar olarak yetkililere arz ediniz. Ülkemde İslâm düzenini getirmek için çalışacağım, izniniz varsa burada kalacağım. Yoksa ülkemi terk edecek ve hicret edeceğim, kabul eden devletin vatandaşı olacağım. İktidarda olanlar izin verirlerse Türkiye’de kalıp Kur’an düzenini getirmeye çalışınız, vermezlerse diyar diyar ülkeler dolaşıp bu izni veren ülkeyi arayınız.

Bunlar benim kendi başıma söylediğim sözler değildir. Kur’an’ın kötülüğü en iyi şekilde def etme yolları hakkında bana öğrettiği sözlerdir. Ben sadece söylüyorum. Bundan ötesi size aittir…”