Saadet Partisi’nin yeni lideri Erbakan'la ilk kez nerede karşılaştı?

Saadet Partisi’nin yeni Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu konuştu.

Saadet Partisi'nin yeni Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu Millî Gazete Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kurdaş ve Ankara Temsilcisi Mustafa Yılmaz'a konuştu. Hayatı ve siyasi yaşamına ilişkin detayları paylaşan Temel Karamollaoğlu'nun oğlunun adı da Mehmet Zahit. Karamollaoğlu, İskenderpaşa Cemaati'nin kurucusu Mehmed Zahid Kotku'nun ismini oğluna vererek hangi Cemaat'e yakın olduğunu da açıklamış oldu. Karamollaoğlu, Milli Görüş'ün kurucu lideri Necmettin Erbakan'la nasıl tanıştığını, Erbakan'la uçakta nasıl namaz kıldıklarını da anlattı. Karamollaoğlu son okuduğu kitabın ise 2014 yılında çıkan, Necmettin Erbakan'ın hayatını anlatan “Davam” olduğunu söyledi.
Saadet Partisi'nin yeni Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun röportajının ilgili bölümleri şöyle:


ERBAKAN'LA İLK KEZ NEREDE KARŞILAŞTI
O yıllarda Zahid Kotku Hocaefendi ara ara Ankara'ya gelirdi. Her geldiğinde de Ankara'da sohbetler düzenler, bizler de katılırdık.
Bir sonbahar günü yine Ankara'ya Kenan (Kul) Abi'nin evine gelmişti. Bizleri de yemeğe davet etmişlerdi. Mehmed Zahid Kotku Hocaefendi sedirde oturuyor, hemen yanındaki sandalyede ise yakışıklı, heybetli genç biri oturuyordu. Ama durmadan heyecanlı bir şekilde bazı konuları anlatıyordu. Yanımdakilere usulca ‘kim bu' dedim. Bana ‘Erbakan' dediler. Konuşmaları da herkesi etkiliyordu. Birçok konuda insanlara, gençlere özellikle şevk veriyordu. Hoca, çok alçakgönüllü bir insandı. Çeşitli vesilelerle yurt dışına beraber giderdik, hakikaten o yönü insanların ona saygısını artırırdı. Alçakgönüllüydü ama bildiği konuları da gündeme getirmekten hiç ama hiç vazgeçmezdi. Bizim ise profesör abimizdi. O yıllarda Erbakan Hocam daha yavaş yavaş tanınmaya başlamıştı. O yıllarda Erbakan Hoca, Odalar Birliği'nde Sanayi Dairesi başkanıydı. Özellikle cuma günleri hep bir araya gelirdik. Erbakan Hocam, Siyonizm başta olmak üzere dünya sistemini, “Gizli Dünya Devleti”ni ve yerli ve milli kalkınmayı, ağır sanayi hamlelerini bizlere anlatırdı.


NECMETTİN ERBAKAN NEDEN SİTEM ETTİ
Bizim için önemli olan anılardan biri ise o yıllarda cuma namazlarını Hocamız ile birlikte kılar, sonrasında ise hep beraber gidip bir yerlerde etli ekmek veya pide yerdik. CHP ile MSP iktidarında ben de Teşvik Uygulama Genel Müdürü olmuştum. Demir çelik ile ilgili bir rapor hazırlayıp Hocama götürdük. Büyükçe bir dosya olmuştu. Hocam, dosyanın büyüklüğünü görünce ‘hımm' dedi ‘demek ki çalışamamışsınız'. Yani ne varsa koymuşsunuz manasında sitem etti.


UÇAKTA NAMAZ
Erbakan Hocam, namazına çok dikkat ederdi. Bir gün Avrupa'ya beraber gitmiştik. O zamanlar tabii mescitler, camiler filan yok. Merdiven altında bir yer bulunca hemen gazeteleri serip namazımızı kılardık. Yine uzun bir yurt dışı seyahatimizde ben “uçakta doğru dürüst namaz kılamam, en iyisi öğle ile ikindi namazını cem edeyim” dedim. Öyle de yaptım. Ama havaalanına iner inmez Hoca dedi ki ‘namazı nerede kılacağız?' ‘Ben kıldım hocam' dedim. Sadece ‘hımm' dedi. Sonra bir yer bulduk ve Hocam namazını kıldı. Dönerken ise ‘Hocam cem etmiyor, en iyisi ben de cem etmeyeyim' diye düşündüm. Uçakta yanına gidip, ‘Hocam, vakit giriyor, uyumadan önce namazı kılalım' dedim. Bu sefer de Hoca, gülümseyerek, ‘Ya sen cem edelim dedin ya' dedi.


İŞKENCE ALETLERİNİN OLDUĞU YERDE NAMAZ
Daha sonra serbest kaldık ama bu sefer ikinci kez gözaltı için polisler eve geldi. Bizi emniyete götürdüler ama kimse niye gözaltına alındığımı bilmiyordu. “Kayseri'den savcılık istemiş” dediler. Bir polis ile birlikte Kayseri'ye gittik. Emniyete götürdüler, ama orası da ‘bizim haberimiz yok, askerler istedi' deyince direkt oraya götürdüler. Zincidere Askeri Hapishanesi'ne de böylece girmiş olduk. Girer girmez gözümü bağladılar. İster istemez biraz tedirginlik yaşadık. Sonra bir odaya aldılar, ipe sapa gelmez sorular soruyorlar. O sıra ezan okundu, ‘namaz kılacağım' dedim, beni bir odaya götürdüler, meğer işkence aletlerinin olduğu odaymış. Orada abdest alıp namaz kıldım. İnsanın etkilenmemesi mümkün değil.


OĞLUNUN ADI
Bu evde 15 yıldır oturuyorum. Buranın dışında bir dairemiz daha var. Orada da oğlum Mehmet Zahit oturuyor. Bu yönüyle rahatım. Milletvekili olduğum zaman verdiğim mal beyanına bakarsak, bizim mal varlığı 3'te 1'e düşmüş. Özel sektörde çalışırken üç dairemiz vardı, şimdi onlar da yok.


EN SON OKUDUĞU KİTAP
Kitap okuyorum, geçmişte çok okudum, şimdi ise yoğunluktan pek fırsatım olmuyor. 1950'lerde bir tercüme furyası başlamıştı. Klasik eserlerin Türkçeye kazandırılması için. Bütün kütüphanelerde vardı. O zaman bayağı kitap okumuştum. Seçerek değil, gelen kitaplardan birini alır okurdum. Felsefe Sözlüğü kitabını okudum ama biraz ağır gelmişti o yaşlarda. Baktım ki gitmiyor, bıraktım. Sonrasında çok dağınık bir halde kitaplar okudum. En son okuduğum kitaplardan birisi Hocamızın hayatını, mücadelesini, ideallerini anlatan Davam kitabı oldu. Şimdi ise birkaç kitabı vakit buldukça aynı anda dönüşümlü olarak okumaya çalışıyorum. Rahmetli Aytunç Altındal'ın Üç İsa adlı kitabına da bu aralar bakıyorum.”