Kumpası herkesten önce gören adamın Musul uyarısı


Işıklar içinde yatası Bülent Ecevit'in başbakanlığında kurulan CHP – MSP Koalisyon Hükümetinin (26 Ocak 1974 – 17 Kasım 1974) efsane içişleri bakanıydı.

Efsane dediğim, çok kısa süre içişleri bakanlığı yaptığı halde ismi etrafında “menkıbeler” üretilmeye başlanmıştı.

Mesela, aynı anda birkaç ilde birden teftiş ettiği söyleniyordu.

Bir de, ilk mektep yıllarımdan aklımda kaldığı kadarıyla, herkesi ikna ederim dercesine özgüvenli (ve biraz da biteviye) konuşuyordu.

Rahmetli Erbakan'ın lideri olduğu MSP (Milli Selamet Partisi) başta olmak üzere Milli Görüş hareketi denilince akla gelen ilk isimlerdendi.

Evet bildiniz, Oğuzhan Asiltürk'ten bahsediyorum.

Şimdilerde tabela partisi haline gelen Saadet Partisi'nin Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanlığını yapıyor.

Doğrusunu isterseniz ne partisi ne de görevi umrumda. (Şayet Saadet Partisi, 2013 öncesinde olduğu gibi sonrasında da Fetullah Gülen örgütüne karşı çıksaydı, elbette böyle demezdim. Yazık ki, Kamalak'ın Saadet Partisi 2013'ten sonra mahut örgüte karşı çıkmak şöyle dursun, durumdan vazife çıkartmaya bile gönül düşürür pozisyon aldı. Halbuki, FETÖ'ye karşı çıkmak, Milli Görüş geleneği içinde yer aldığını iddia eden partiye en çok yakışandı.)

Umrumda olan, Oğuzhan Bey'in ne söylediği.

Bakınız, Musul dolayımında nereye dikkat çekmiş: “Bölgeyi karıştıranlar Türkiye'yi İran'la savaştırmaya çalışıyorlar. Buna dikkat edilmelidir.”

Diyeceksiniz ki, ne var bunda, nihayetinde spekülatif bir ifade değil mi, herkes söyleyebilir.

Doğrudur, herkes söyleyebilir.

Lakin herkes daha önce, “Ergenekon Amerikan işidir” dememişti. Hayır hayır, hiçbir şeyi karıştırdığım falan yok; müsaade edin de anlatayım.

Ergenekon Terör Örgütü (ETÖ) demeyene kız verilmediği bir dönemde, “Ergenekon, TSK içinde Amerikan karşıtlarını tasfiyedir” diyen adamdır Oğuzhan Asiltürk.

O vakitler bu açıklamasını herkes “münasebetsiz” bulmuştu ama gördük işte, zaman onu haklı çıkardı.

Zamanın haklı çıkardığı adamın bir başka konuda ne dediğine de şahsen ben özellikle bakarım.

Dikkat buyurun, bakarım, diyorum, yani kulak veririm. Yoksa pat diye inanırım, demiyorum. (Söylenene inanmak için her şeyden evvel “eleştirel akla” tabi tutmak gerekir.)

Oğuzhan Bey diyor ki: “DEAŞ ve diğer örgütlerin bahanesi ile Amerika ve Batı bölgemizi işgal etmeye başladı. Hem bölge hem de Türkiye hedeflerindedir. Son zamanlardaki hareketlilik Türkiye ile İran'ı karşı karşıya getirerek birbirine kırdırmaya yöneliktir. Hem İslam dünyası hem de Türkiye buna çok dikkat etmelidir…”

Sizce de çok önemli bir uyarı değil mi bu?

İran ve Irak'ı tüm enerjilerini mahvedecek şeklide 8 yıl boyunca savaştıran kimlerdi?

Zaten bu kaygı, yani, “Türkiye – İran savaşı çıkartmak istiyorlar” şeklindeki öngörü, hiç de yeni değildir. Ama hiçbir zaman manzarayı umumiye bu kadar yakın bir tehlike arz etmemiştir…

Malumunuz, Suudi Arabistan Yemen'de İran'la adeta sıcak bir savaşın içinde. Bu yıl İran'dan hacı da kabul etmedi.

Nasıl ki 8 yıl süren İran – Irak savaşında Irak'a sponsorluk yaptılar, Türkiye – İran savaşında da hiç kuşkusuz sponsorluk yaparlar.

Fakat, 1991'de, sponsoru olduğu Irak'ın parçalanması için ABDaskerlerine kutsal toprakları açan da aynı Suudi Arabistan'dı.

Tamam, o Suudi Arabistan'ın altından çok sular aktı, artık Kral Selmanvar diyeceğiz ama, Sisi darbesinin arkasında da Suudi Arabistan var, onu ne yapacağız.

İran – Türkiye savaşına karşı tek güvencemiz her iki ülkenin de sağlam bir devlet geleneğine sahip olması ve 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşmasından beri barış içinde yaşamayı başarmasıdır.

Lakin…

Son günlerde Türkiye'de, Ehli Sünnetin mutedil, kuşatıcı çizgisinin hilafına Vahhabi asabiyeti yaygınlaşıyor.

Yazık ki, İran'da da “Osmanlı yıkıldıktan sonra Müslümanlar sahipsiz kaldı” diyen Ali Şeriati'lerin Ali Şiası yerine Safevi Şiasıarz-ı endam etmeye başladı.

Vahhabi ve Safevi Şiası barışı, bölgeyi, ümmet kardeşliğini zehirliyor.

Takdir edersiniz ki Musul, “mezhep çatışması” için bir kıvılcım mesabesinde.

İran – Türkiye savaşı planlayan “şeytanların” gözleri kamaşıyor.

Kimi Müslümanlar da tarihin objesi değil nesnesiyiz dercesine mezhepçilik havaları estirmeyi marifet sanıyor.

Bu havalara da Irkçı Siyonist İsrail bayılıyor.

Baksanıza, bölgede kıyamet kopuyor, zevkten konuşamayan tilki misali, İsrail'in ağzını bıçak açmıyor.




Salih Tuna
http://www.yenisafak.com/yazarlar/sa...yarisi-2033589