7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor

Konu: Akıncı Üssü'nde neler oldu? / Karşılaştırmalı darbe ifadeleri

  1. #1

    Akıncı Üssü'nde neler oldu? / Karşılaştırmalı darbe ifadeleri

    Org. Hulûsi Akar- Genelkurmay Başkanı ifadesinden Akıncı Üssü'nde neler oldu?

    Üs komutanının odasına götürüldüğünü, burada Tümgeneral Kubilay Selçuk'un ayakta beklediğini anlatan Akar, burada bir kanepeye oturtulduğunu, bir ara üzerinde tişört ve pantolon bulunan Orgeneral Akın Öztürk'ün, tek başına yanına geldiğini kaydetti.

    "Hem bu durum nedeniyle hem de onu gördüğüm için çok şaşırdım ve burada ne yaptığını sordum. Yanında eşi ve Kara Kuvvetleri Komutanı ile birlikte İzmir'den komutanlığa ait bir uçakla geldiğini, üsteki lojmanda oturan kızının evinde iken Abidin Ünal'ın telefonla araması üzerine, üsten birilerinin uçaklar kaldırdığını ve bu hususa göz kulak olması gerektiğini belirttiği için buraya geldiğini anlattı. Hatta 'bu hususu söylediğini anlatmaya çalıştığını ancak dinlemediklerini' söyledi."
    ...
    "Onlara 'Kendinizi ne zannediyorsunuz? Siz kimsiniz? Topladığınızı söylediğiniz 2. Başkan, kuvvet komutanları nerede? Bakanlar nerede? Elinizde kim varsa getirin. Sizin başınız, kıçınız kim?' diye bağırdım. Bunun üzerine Hakan Evrim, 'Dilerseniz sizi kanaat önderimiz Fetullah Gülen ile görüştürürüz.' gibi bir şey söyledi. 'Ben kimseyle görüşmem' diyerek tersledim. Ardından Akın Öztürk dışındakiler odayı terk etti. Üs komutanının odasına takriben saat 00.00'a doğru girdiğimizi düşünüyorum. Akın Öztürk paşaya da aynı şeyleri söylüyordum. Bana kendisini dinlemedikleri gibi şeyler söylüyordu. "
    ...
    "Sözde bildiri metnini imzalamamı ve okumamı istediklerinde elimi bile sürmedim, okumadım, hatta bana okuduklarında önemsiz ve alaycı bir şekilde dinledim."
    ...
    "Telefonla görüşüp eşime askeri hattan Akıncı Üssü'nde olduğumu ve kendilerine iyi bakmalarını söyledim. Olayların sonunda anladım ki eşim bu bilgiyi ilgililerle paylaşmış. Televizyon 2-3 saat sonra açıldığında ekranda TBMM'nin, emniyet binalarının bombalandığı yazıyordu. Zaten sürekli uçak sesleri de devam ediyordu. Sinirlendim, bağırıp çağırmaya başladım. Bunun üzerine geldiklerinde Ömer, ölümü göze aldıklarını söyledi. Hepsi robot gibiydi adeta. Bir zaman sonra Mehmet Dişli tek başına yanıma uğradığında aynı şeyleri söyledim. Ancak kendisini dinlemediklerini belirtti. Çoğunlukla amiral Ömer Harmancık konuşuyordu. Televizyon görüntülerinde Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Başbakanımız ile bazı bakanların beyanları, olaylardaki gelişmelerde halkın darbe teşebbüsüne canları pahasına direnişi, ilerleyen saatlerde bazı askerlerin teslim olmaları ya da vatandaş yahut polislerce kontrol altına alınmaları gibi gelişmeleri takip edince yanımda bulunan bu 4 kişinin genel görünüşleri, tavırları değişmeye başladı. Gözlerinde umutsuzluğu fark ettim, moralleri iyice bozulmaya başlamıştı."

  2. #2
    Org. Yaşar Güler Genelkurmay 2. Başkanı ifadesinden Akıncı Üssü'nde neler oldu?

    Akıncı Üssü'nde tutulduğu odada bir müddet sonra ortama sessizliğin hakim olduğunu, sonra birden kapının açıldığını duyduğunu ve Akın Öztürk'ün,"Yav Yaşar, sen burada ne geziyorsun, senin burada olduğundan hiç haberim yok." dediğini anlattı:

    "Dolayısıyla şu anki değerlendirmeme göre, benim yakalanıp getirilmemden bu saate kadar haberinin olmamasının mümkün olmadığını söylemeliyim. İçeri girerek bizzat gözlerimi bağlayan bezi kendisi açtı. O esnada odada ikimizden başka kimse olmadığını gördüm. Akın Öztürk kapıyı açıp dışarıda bekleyen şahsa 'Komutanın neden ellerini, ayaklarını bağladınız, çabuk oradan bir şey getir ve bunları aç' dedi. Dışarıdan bir maket bıçağı getirdi ancak bıçağı getiren şahsı görmedim. Akın Öztürk, yine bizzat kendisi ellerimdeki ve bacaklarımdaki kelepçeleri kesti."

    "Karşıma bir koltuk çekerek oturdu ve kendi astsubayı olduğunu söylediği bir astsubaya çay, su ve bir tabak çerez getirtti. Ayrıca o şahsa, 'Yaşar Paşa'nın evini ara ve kendisinin sağ olduğunu ailesine haber ver' deyince odada bulunan makam telefonuyla ailemi arayarak, 'Yaşar Paşa'nın yanındayım, kendisi sağ salimdir' dedi. "
    ...
    "Akın Öztürk konuşmaya başladı ve bana hitaben, 'Bu herifler manyak. Sen devlete karşı nasıl böyle bir şey yapabilirsin' dedi. Dün gece 23.00'ten beri burada olduğunu ve herifleri bu hareketi bırakmak için ikna etmeye çalıştığını, bir kısmını ikna ettiğini söyledi. Sonra kapıda silahlı nöbetçi olduğunu söyleyerek çıkıp gitti."
    ...
    "Sonra tekrar odaya Akın Öztürk geldi ve 'Televizyonda benim arandığımı yazıyor. Haberin var mı?' diye sordu. Ben de televizyonu açmadığımı söyledim. Bana hitaben, 'Bu vaziyette nasıl gideceğiz?' dedi."

    "Bir süre sonra yanıma yeniden geldi. Buradaki adamların teslim olmaya karar verdiklerini söyledi. Saat 18.30 sıralarında Korgeneral Yıldırım Güvenç ile Özel Kuvvetlerden ekip yanıma geldiler. Bana, 'Komutanım seni götürmeye hazırız' dediler. Akın Öztürk o esnada geldi, 'Siz giderken sizinle Ankara'ya geleyim' dedi. Yıldırım Paşa ile Akın Öztürk, burada başka rehinelerin de olduğunu ancak nerede olduğunu bilmediğini söyledi. Daha sonra araçla 141. filo yazan binaya gittik. Yine rehin tuttuklarını anladığım Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ile iki havacı generali aldık. İsmini bilmediğim bir başka yerdeki 5-6 rehineyi de almaya gittik. Oraya gittiğimizde 7-8 kişinin yataklarda gözleri, elleri ve ayakları bağlı sırt üstü yatar şekilde olduklarını gördük. Bunlar sivil kıyafetli ancak tanıdığım havacı ve karacı generallerdi. Hepsini kurtarıp araçlara bindik. 4 araçla Akıncı üssünden çıktık. Hava Kuvvetleri Komutanlığına gelerek Akın Öztürk ve diğerlerini bıraktım ve araçla evime gittim. Saat 19.15 idi."

  3. #3
    Org. Akın Öztürk YAŞ üyesi ifadesinden Akıncı Üssü'nde neler oldu?


    "Gittiğimde hava kararmıştı ancak saatin kaç olduğunu bilemiyorum. Bir oda içerisinde Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Tümgeneral Kubilay Selçuk ve Tuğgeneral Mehmet Dişli ile çay içiyordu. Bana, 'Bunlar bu işi yaptılar, bunlarla konuş ikna et' dedi. Ben onlarla konuşmaya başladım. Bu sırada İstanbul'da tankların üzerine insanlar çıkmıştı. Üste oda içerisinde televizyon açıktı, bunları görebiliyordum."

    "Kubilay Selçuk ve Mehmet Dişli'ye darbenin olamayacağını, demokratik kurumların işlediğini, halkın bu işe tepki gösterdiğini anlatıp, ikna etmeye çalıştım. Kendilerine, itiraz ettikçe bağırıp, çağırdım. Aynı şekilde Genelkurmay Başkanı da onları ikna etmeye çalıştı. 3-4 kez bunları tekrarladım. Benim onlara emir verme yetkim yok ama bir büyük olarak, Hava Kuvvet Komutanı Abidin Ünal'ın isteği üzerine onlara telkinde bulunup, ikna etmeye çalıştım. O sırada, soyadını bilmediğim Ömer isimli bir amiral de oraya geldi. Benim telkinlerim sonuç verdi. İkna oldular. Yeni uçak üsten havalanmadı. Havadakilerin görevleri devam etti. Üsse dönen uçaklar bir daha gönderilmedi. İkna sürecinin ne kadar sürdüğünü bilmiyorum. Sonunda onlar ikna olunca Genelkurmay Başkanı, Başbakan ile görüştü. Bana 'sen burada kal, bunları iyice ikna et' dedi. Daha sonra helikoptere binip, Başbakanlığa gitti. Sabah erken saatlerdi fakat saatin kaç olduğunu bilmiyorum."

    "Bir süre sonra üsten helikopterle ayrılmak için teşebbüste bulundum. Bacağımdan yaralandım. Beni yaralayan mermilerin uçaklardan açılan ateş sonucu mu yoksa yerdeki birliklerden mi açıldığını bilmiyorum. Üsse geri döndüm. Bu sırada Mehmet Dişli ile irtibat halindeydim. O Genelkurmay Başkanı'yla helikoptere binip, Başbakanlığa gitmişti. Kendisiyle cep telefonu üzerinden irtibat halindeydim. Daha sonra Genelkurmay İkinci Başkanı'nın üste olduğunu öğrendim. Onun bulunduğu odaya gittim. Gözleri bağlıydı, gözlerini açtım. El ve ayakları bağlıydı, çözdüm. Onunla helikoptere binip üsten uzaklaşamadık, çünkü havada uçaklar dolaşıyordu. Uzun süre üste kaldık. Üste başka bir yerde Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ve diğer generallerin bulunduğunu bu sırada öğrendim. Önce Abidin Ünal'ı ziyaret ettim."

    "Abidin Ünal'ı koruması için başına iki nöbetçi koydum. Daha sonra Yaşar Güler'e gidip, bunları anlattım. Yaşar Güler, Özel Kuvvetler Komutanı'yla görüştü. Onun üsse geldiğini söyledi. Yaklaşık 2-3 saat kadar bekledik. Özel Kuvvetler Komutanı'nın gelmesi gecikti. Çevrede birçok yere bakıp döndüğü için geç kaldı. Ayrıca olay yerine Yaşar Güler, askeri savcıları çağırdı. Askeri savcılar olay yeri tespitine başladı. Ben üste Fahri Kasırga, Kara Kuvvet Komutanı, Kurmay Başkanı, Emir Subayı ve Özel Kalem Müdürünün de orada olduğunu öğrendim. Bu sırada Özel Kuvvetler Komutanı Albay Murat üsse girip, Fahri Kasırga ve Kara Kuvvetleri Komutanı'nı kurtardı. Kara Kuvvetleri Komutanı'nı, onun çıkarıp çıkarmadığını tam olarak bilemiyorum. Yaşar Güler'i yanıma alıp, önce Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal'ın yanına gittik. Daha sonra misafirhanede tutulan hava generallerini kurtardık. Daha sonra Yaşar Güler ile arkamızda başka bir araçta Abidin Ünal olduğu halde, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na geldik. "

  4. #4
    Tümg. Mehmet Dişli Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Dönüşüm Dairesi Başkanı ifadesinden Akıncı Üssü'nde neler oldu?

    "Akıncılar Hava Üssü'nde ikimizi bir arabayla bir odaya götürdüler. Oturduk, çay ve kahve içtik. Odada televizyon vardı, gelişmeleri takip edebiliyorduk. Daha sonra odaya havacı komutan Kubilay Selçuk geldi. Komutan'a 'Silahlı kuvvetler bu işe el koydu. Tüm kuvvetlerin dahil olduğu bir şey olduğunu' söyledi. Komutan, hava kuvvetlerinde durumun ne olduğunu söyledi. O da 'Akın Paşa sizin ağzınıza bakıyor. Siz 'Evet' derseniz o da bu işe dâhil olacak. Akın Paşa bu işte yok' dedi. 'Ama isterseniz çağırabilirim' dedi."

    Telefonla üsse çağrılan YAŞ üyesi eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk'ün sivil kıyafetle geldiğini dile getiren Tümgeneral Dişli, "Üçümüz birlikte televizyonlara baktık. Komutan sürekli tepki gösterdi, 'Böyle bir şey olur mu?' dedi. Akın Paşa da aynı tepkiyi verdi. Komutan, Akın Paşa ile buraya getiriliş sürecimizi konuştuk. Sonra 'Dışarı çık ne istiyorlar, gelsinler konuşalım' diye beni gönderdiler" dedi.
    ...
    "Ben sürekli durumu takip edip Komutan'a bilgi verdim. Komutan, Akıncı Üssü'nden giderken Akın Paşa'ya 'Sen burada kal, bunlara mukayyet ol. Ben seni buradan aldıracağım' dedi. FETÖ ile benim herhangi bir bağlantım yoktur. Ben 5 dönem AKP milletvekili olan ve AKP'nin kurucu üyesi olan, şu anda da Genel Başkan Yardımcısı olan Şaban Dişli'nin kardeşiyim. FETÖ ile ilgili sorulan soruyu bir hakaret kabul ederim. Bu olayda ben mağdurum. Ben devletin tarafıyım. Aynı şekilde ölümle tehdit edildim, alıkonuldum, bu nedenle de mağdurum. Bu olayın hiçbir yerinde yokum. Yaptığım bütün görüşmeleri Komutan'ın emriyle, onun bilgisi dahilinde can güvenliği için yaptım. "

  5. #5
    Org. Abidin Ünal Hava Kuvvetleri Komutanı ifadesinden Akıncı Üssü'nde neler oldu?


    Uçaktan inince beni bir minibüse bindirdiler, minibüsü kullanan genç bir üsteğmendi, beni özellikle uçuş hattını dolaştırarak buradaki faaliyetleri görmemi sağladılar, bütün uçaklar yaklaşık 16 uçak uçuşa hazırlanmış yandan fazlası mühimmat yüklü, bomba yüklü yani ve personel orada sürekli bir faaliyet halinde gördüm.

    Beni bu uçuşların yapıldığı filo komutanlığının önüne getirdiler, bu filo 141. Filo olarak bilinir. Minibüsten indiğimde ortalıkta 30'a yakın pilot gördüm, çoğunluğu teğnen, üsteğmen rütbesindeydiler, ancak binbaşı ve üstsubay rütbesinde olanlar da vardı.

    hepsinin göğsünün üzerinde bulunan isimlikleri sökülmüştü, beni. Akıncı 4. ana Jet Üssü Harekat Komutanı Kurmay Albay Ahmet Özçetin karşıladı. Bana hoşgeldiniz komutanım dedi, ben kendisine hoşbulmadık dedim. Bana "bozulmuş ayarları düzeltmeye çalışıyoruz" dedi. Ben de "senin ayarın bozulmuş" dedim.

    Tüm konuşma bundan ibaret oldu, beni önceden hazırlanmış olan içinde sadece bir tane sandalye bulunan odaya aldılar, cep telefonlarımı istediler, iki silahlı şahsı da kapıya diktiler.

    Kendisi çıkarken "size Allah akıl fikir versin, Allah sizi ıslah etsin, başka da bir şey demiyorum, seni de bir daha görmek istemiyorum" dedim ve ayrıldım, kapıyı üzerime kilitlediler ve ertesi gün saat 15:30'a kadar bu odada kaldım. Yanıma sadece sabahleyin bir kahvaltı getirdiler, bu esnada ellerimi ve ayaklarımı kelepçelemediler, gözlerimi de kapatmadılar.

  6. #6
    Tuğg. Hakan Evrim Akıncı Üs Komutanı ifadesinden Akıncı Üssü'nde neler oldu?


    "Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Abidin Ünal beni cep telefonumdan aradı, Ankara'da neler olduğunu, uçan uçakların benim üsse ait olup olmadığını sordu. Ben de Akıncılar Üssü'nden kalktığını, benim ve kendisinin can güvenliği olmadığını, 'bilginiz olsun' şeklinde söyledim. Ancak beni zorla alıkoyduklarını söylemedim. Yanımda bulunan şahısların 'kapat' talimatı vermeleri üzerine ben de telefonu kapatmak zorunda kaldım. 5-6 kişi ile kamelyada bulunduğumuz sırada bu şahıslara sürekli telefonlar geliyor, yakalanan üst düzey komutan ve kişilerin üsse getirildiklerini söylüyorlardı. Bunları üssün misafirhanesinde tuttuklarını söylüyorlardı.
    ...
    Makam odasının karşısında bulunan harekat komutanlığı kısmında nöbetçilerin silahlı şekilde beklediğini gördüm. Yanımda bulunan şahıslar 2. Başkan olan Yaşar General'in olduğunu, Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve şu anda ismini hatırlamadığım üst düzey rütbesinde komutanları aldıklarını söylediler ve Genelkurmay Başkanını benim odama getirdiler. Genelkurmay Başkanının yanında kendi koruma ekibi ile tanımadığım başka şahıslar vardı. 'Komutanım buyurun' şeklinde hitap ettikten sonra beni makam odasından çıkardılar. Genelkurmay Başkanının yüz kısmında hafif kızarıklık vardı. Yüz hatlarından gergin olduğu hissediliyordu."
    ...
    "İstediklerini yapmak dışında başka bir çaremiz bulunmamaktaydı. Bu zaman dilimi içerisinde benden sürekli yakıt, yemek, elektriğe ilişkin taleplerini söylüyorlardı, ben de ilgili yerleri arayarak bunları yerine getiriyordum. Bu arada eski Hava Kuvvetleri Komutanı olan Akın Öztürk'ü de Genelkurmay Başkanının bulunduğu makam odasına etrafı sarılı şekilde getirdiler, gruplar halinde odaya kişiler girip çıkıyordu. Ancak Akın Öztürk ve Genelkurmay Başkanının odadan ayrıldıklarına şahit olmadım. Televizyonlarda halkımızın darbe teşebbüsüne tepkisini gördüm. Saat 07-08.00 sıralarında Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı veya Başbakan ile görüşme isteği olduğunu yanımda bulunan şahıslar söyledi. Sabah 09.00 sıralarında Genelkurmay Başkanını helikopter ile götürdüler. Ben makam odasına geçtim ancak odada iletişim kurmaya olanak sağlayan her türlü eşyanın iptal edildiğini gördüm.

  7. #7
    Tümg. Kubilay Selçuk 2. Ana Jet Üs Komutanı ifadesinden Akıncı Üssü'nde neler oldu?


    "Biz odadayken Genelkurmay Başkanı bu durumun çözümüne yardımcı olması için kuvvet komutanları ve Akın Öztürk'ün çağrılmasını istedi. Bu talebini Genelkurmay Başkanı kendisini getiren personele söyledi. Bir kısım komutanların derdest edilmesi nedeniyle gelemediğini öğrendik. Biz odada bulunduğumuz zaman televizyonda kaosun geliştiğine dair bilgiler aldık. Bir ara televizyonlardaki yayın kesildi. Sonra tekrar geldi. Uzunca bir süre de kesikti. Saatini hatırlayamıyorum ancak Akın Öztürk general, bizim bulunduğumuz Genelkurmay Başkanının da bulunduğu odaya geldi. İki komutan kaosun durdurulması için birlikte gayret sarf ettiler. Uzun saatler geçtikten sonra Genelkurmay Başkanı ve Akın Öztürk'ün gidişine izin verildi. Ben kapıya kadar kendilerini uğurladım. Kimin nereye bindiğini görmedim ancak helikopter ile gitmeleri planlanıyordu."

    "Genelkurmay Başkanı bana olayın çözülmesi için harekatı yapanların, askeri personelin savcılar ve garnizon komutanlığı personeli tarafından alınacağını bildirdi. Ben de bunun gerçekleştirilmesi için yardımcı oldum. Ben üste sadece hava kuvvetleri komutanının olduğunu biliyordum. Diğer şahıslar Fahri Kasırga, Salih Zeki Çolak, Abidin Ünal, Yaşar Güler, Metin Gürak, Hasan Küçükakyüz ve Atilla Gülhan'ın orada olduğunu bilmiyordum. Ben bu sayılan isimlerden Fahri Kasırga hariç diğerlerinin hepsini tanıyorum. Bu şahısları hiç orada görmedim. Bu şahısları teslim edilirken görmedim. Şahısların teslim pazarlığını kimin yaptığını bilmiyorum."

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •