Ümmetin Kudüs’le İmtihanı

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;
BAZILARI savaşların din amaçlı olmadığını sanırlar. Baştan beri Yahudilerin dünyaya bakışlarını çarpık inançları belirledi. Allah’ın kendilerine vaat ettiğine inandıkları Arzı Mev’ud’a ulaşıp “dünya hâkimiyeti” kurmak istediler.
İngiltere, Yahudileri Filistin bölgesine yerleştirebilmek için 1 asır uğraştı. Dünyanın bunca genişliğine rağmen, Yahudilerin ısrarla Filistin bölgesine yerleşmek istemeleri inançlarının gereğiydi. Amerika da onlara destek verdi. BM, 1947’de bölgede İsrail devletinin kurulmasını kararlaştırdı; Mayıs 1948’de de İsrail devleti kuruldu.
Kudüs, tarih boyunca nice çatışma ve savaşlara sahne oldu. Hz. Ömer (ra), Selahattin Eyyûbî, 2. Abdülhamit Han, Erbakan gibi kahramanlar hak merkezli mücadeleye öncülük ettiler. Filistin bölgesi, 1948’den beri acı, kan ve gözyaşına boğuldu. 66 senedir huzur ve barışa hasret kaldı.
Erbakan Hoca’nın öncülüğünde başlayan Milli Görüş hareketi Filistin davasını ümmetin meselesi haline getirdi. Çünkü, Kur’an’da Kudüs’teki Mescid-i Aksa, Mekke’deki Mescid-i Haram’la birlikte anılıyordu. Rabbimiz, “Mescid-i Aksa’nın etrafını mübarek kıldık” (İsrâ, 1) buyuruyordu. Kudüs’ün kutsiyeti, Müslümanların ortak değeri olması buradan kaynaklanıyordu.
Erbakan Hoca 42 yıllık mücadelesiyle Siyonistlerin planlarını deşifre etti. Onları geri adım atmak zorunda bıraktı.
Filistin Başbakanı İsmail Heniye, Erbakan Hoca’nın vefatı münasebetiyle şunları söyledi: “Filistinliler mücadeleyi Erbakan’dan öğrendi. Biz İslam’ı camiyle ev arasında bir hayat sanıyorduk. Erbakan bize, İslam’ın bütün hayatımız için geçerli olduğunu öğretti.”

İSRAİL GÜÇTEN ANLAR
AKP hükümetleri dış politikaya hamaset ve nutuk diplomasisiyle yaklaştı. İç politikayı yönlendirmek için tribünlere oynadı. İşi basın üzerinden götürmeye kalkıştığı oldu. Bu yöntemin geçersizliği tecrübeyle görüldü. Hükümet çözüm üretemez duruma geldi. Teslimiyetçi dış politika izlemeye başladı.
Halbuki İsrail laf ve iyi niyetten değil; yaptırımdan anlardı. BM karalarını uygulamıyor; bildiğini okuyordu. Bebek, kadın, sivil demeden defalarca mazlum insanlara karşı saldırı düzenledi. Mescid-i Aksa’yı işgal etti; altından tüneller kazmaya başladı; kutsal mabedi yıkılmaya terk etti.
İHH, uluslararası kamuoyunu da arkasına takıp büyük risk alarak barış ve Gazze’ye insani yardım amacıyla Mavi Marmara Gemisi’ni yola çıkardı. İsrail bu kadar masum bir topluluğa bile saldırmaktan çekinmedi. 9 şehit verdik. AKP 6 senedir olayın siyasi rantını sömürmekle meşgul! İsrail’le anlaştıktan sonra İHH’ya cephe aldı; itibarını zedeledi. Gelişmeler, Filistin davasının AKP’ye emanet edilemeyeceğini gösterdi.
Hükümet’in, İsrail’le Roma’da yaptığı son anlaşma tam bir teslimiyet örneğiydi. İHH, HAMAS, Filistin ve Kudüs mücadelesine duyarlı kuruluşlar anlaşmaya büyük tepki gösterdi. Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak; “Bu anlaşma İslam dünyasına, Türkiye halkına, Filistin davasına, Mavi Marmara şehitlerine ihanettir” açıklamasını yaptı.
Anlaşmaya rağmen, İsrail 5 gün sonraki Cuma günü Mescid-i Aksa’daki cemaate mermi ve göz yaşartıcı gazla saldırdı. O akşamki Kadir Gecesi’nde bile zulüm durmadı. 1 kadın şehit oldu.
KUDÜS ORTAK DAVAMIZ
İSRAİL hiçbir zaman sözünde durmadı; anlaşmalara bağlı kalmadı. Ancak yaptırımdan anladığını gösterdi. Geçtiğimiz sene Fas, “BOP çerçevesinde ülkesini parçalamaya çalıştığı” için Şimon Peres’i ülkesine sokmadı.
Filistin, Müslüman ümmetin ihtilafsız ortak davasıdır. Hak merkezli bir düzen yürürlükteyse, burası huzur ve barış diyarı olmuştur. Recai Kutan, Müslüman Topluluklar Konferansı’nda şöyle anlattı: “Kudüs adeta barış ve çatışma barometresi gibidir. Hak ve adalet merkezli bir düzen varsa, Kudüs barış yurdu olmuştur. Kuvvet merkezli haksız bir düzen varsa, savaş ve çatışma diyarı haline gelmiştir.” (24. 6. 2016)
Zulüm ebedi olamaz; aslolan adalettir. Kudüs defalarca zulüm karanlıklarına boğuldu. Her defasında “adil bir el” Kudüs’ü asli hüviyetine kavuşturdu. Yahudiler, zulümlerinin faturasını defalarca acı bir şekilde ödediler. Kutsal emanetlere el uzatılan Kudüs’te Siyonizm bir gün mutlaka yok olacak; hak ve adalet hâkim olacaktır. Müslümanlar vakit geçirmeden hakkın hâkim olduğu “Yeni Bir Dünya”yı kurmaya çalışmalıdırlar.
Filistin davasına duyarlı Yusuf Sara Özen ümmete sorumluluğunu kuşanmaya davet etti: “Minik bebek kalplerinde mermiler patlarken; söyle sayın hocam: Şia düşmanımız, diyordun; ama İsrail dostumuz muydu Sükût neyin ikrarı, emperyalizmin her türlüsüne sessiz kalmak neyin icabı Neyimizi kaybettik Allah aşkına İktidarları, makamları, parayı, itibarı kaybetmemek adına mı bu derin sessizlik!”
Müslüman! Şuurlaş ve görevini bil!


Şakir Tarım
(Milli Gazete, 12. 7. 2016)