+ Konuyu Yanıtla
14 sonuçtan 1 --- 14 arası gösteriliyor

Konu: Kimdir Bu Barzani

  1. #1

    Kimdir Bu Barzani



    TARİHÇİ AHMET UÇAR BARZANİ'NİN YAHUDİ OLDUĞUNU BELGELEDİ

    Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan UCLA öğretim üyesi Prof. Yona Sabar, yazdığı kitapta bu iddiaları doğruladı. Tarihçi Ahmet Uçar da, Osmanlı arşivlerinde, Sallum Barzani adlı bir hahamın önce Selanik'e, arkasından da Kudüs'e sürgün edildiğine dair bir belge yayımladı. Bilindiği gibi, Molla Mustafa Barzani ile oğlu Mesut Barzani, İsrail'le kurduğu iyi ilişkilerle tanınıyor ve İsrail öteden beri Irak Kürtleri'nin bağımsızlığını destekliyor.




    1982 yılında Yale Üniversitesi tarafından yayımlanan ‘‘The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology (Kürdistan Yahudilerinin Halk Edebiyatı: Antoloji) başlıklı kitap, başlangıçta sıradan bir antropolojik çalışma muamelesi gördü. Kendisi de bir Kürt Yahudisi olan ve Los Angeles'teki Californiya Üniversitesi'nde (UCLA) görev yapan Prof. Yona Sabar tarafından kaleme alınan kitap, büyük çoğunluğu Kuzey Irak'ta yaşayan Kürt Yahudileri'nin hayatına ışık tutuyordu.




    Ancak, Prof. Yona Sabar'ın kitabında daha ilginç bilgiler de vardı. Bunlardan en önemlisi de Barzani ailesi ile ilgiliydi. Prof. Sabar'ın verdiği bilgiye göre, 16. ve 17. yüzyılda bölgede yaşayan ailelerin en ünlülerinden biri Barzani ailesiydi ve bu aileye mensup hahamların kurduğu Yahudi eğitim kurumları büyük bir itibara sahipti. Öyle ki, başta Mısır olmak üzere Ortadoğu'nun muhtelif ülkelerinden buraya öğrenci akını oluyordu. Hatta, Haham Nathanel Barzani, bölgede nadiren görülen zenginlikte bir kütüphaneye de sahipti ve kitapların büyük çoğunluğu da elyazmasıydı. Bu kitaplar, yine haham olan oğlu Samuel Barzani'ye miras kalacaktı. İşin daha da çarpıcı yanı, Amerikan reformcu Yahudileri tarafından tam bir yüzyıl sonra kabul edilecek olan ilk kadın haham da Samuel Barzani'nin kızıydı ve ismi de Asenath Barzani'ydi.




    BİR TEK AİLE VAR




    İnternet aracılığıyla konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Prof. Yona Sabar, Yahudi Barzani ailesinin kurucusunun 16. yüzyılda yaşayan Haham Samuel Barzani olduğunu belirterek, ailenin sonraki yüzyıllarda Musul, Kerkük ve Erbil yöresinde etkili olduğunu söyledi. Ancak, Barzani ismini taşıyan herkesi Kürt Yahudisi olarak görmenin doğru olmadığını savunan Prof. Yona Sabar, Barzan doğumluların bu isimle çağrıldığını söyledi.




    Ancak, tarihçi Ahmet Uçar, Osmanlı arşivlerinde bölgede bir tek Barzani ailesi bulunduğuna dair kayıtların yer aldığını hatırlatarak, günümüz Barzanileri'nin atalarının Yahudi olduğundan şüphe duyulamayacağını ifade etti. Ahmet Uçar, Prof. Sabar'ın, Barzaniler'in ne zaman müslüman olduklarına ilişkin detaylara girmediğini de savundu.




    Ahmet Uçar'ın yine Osmanlı arşivinde bulduğu bir başka belge ise 1856 yılında Sallum Barzani isimli bir hahamın, Musul'dan Selanik'e, oradan da Hahambaşılığın özel ricası ile Kudüs'e sürgün edildiğini gösteriyor. Uçar'ın ifadesine göre, ‘‘Kudüs'e Yahudi iskánı ile tereddütler olduğu için; Hariciye Nezareti'nin de görüşü alınarak 29 Şubat 1856'da Hahambaşı'nca verilen dilekçe Osmanlı hükümetince 11 Nisan'da görüşülerek uygun bulunmuş ve Sallum Barzani 20 Nisan 1861'de bir irade ile Kudüs'e sürülmüştü.’’ Uçar, Tarih ve Düşünce Dergisi'nde konu ile ilgili olarak yazdığı yazıda şöyle devam ediyor: ‘‘Mustafa Barzani'nin yıllar sonra kurduğu ilişkiler, hahamlarla Sallum Barzani ailesi arasındaki ilişkilerin yıllarca sürdüğünü göstermektedir. Molla Mustafa Barzani, 1950'den beri sık sık ziyaret ettiği İsrail'de her zaman Kuzey Irak kökenli, Kürtçe konuşan bir Yahudi hahamın evinde kalmaktadır: Haham David Gabay.’’




    Ailede pek çok ünlü haham var




    Siz Yahudi Kürtler konusu ile ne zaman ilgilenmeye başladınız?




    - Batılı seyyahların Kürtçe konuşan Yahudiler'den söz edildiğini görüyorsunuz. Ben bunu okuyunca, Başbakanlık Arşivi'nde, bölgedeki yerleşime ilişkin araştırmalar yaptım ama uzunca bir süre bununla ilgili herhangi bir evrak bulamadım. A. Medyalı isimli birisinin yazdığı ‘‘Kürt Yahudiler’’ isimli bir kitaba rastladım. Faik Bulut'un ‘‘Filistin Rüyası’’ isimli kitabında da İsrail'de Kürtçe konuşan Yahudiler'in bir organizasyonundan bahsediliyordu. Araştırmalarım sonucunda, Kuzey Irak'tan İsrail'e göçler yaşandığını tesbit ettim. Bugün İsrail'de geniş bir Kürtçe konuşan Yahudiler topluluğu mevcut.




    Peki ya Barzani ailesi?




    - Barzani ailesi ile ilgili ilk iddiaları da Amerika'da yaşayan ve kendisi Kürtçe konuşan bir Yahudi olmakla kalmayıp bu konuda uzman olan Prof. Yona Sabar'ın bir kitabında rastladım. Prof. Sabar, Barzani ailesinden gelen hahamların bölgede dini çalışmalar yaptıklarını söylüyordu. Bunun üzerine ben Barzani ailesinin kökenlerini araştırmaya başladım.




    Ne buldunuz?




    - Bir defa bölgede Barzani adıyla bilinen tek bir aile var. Bu aile, Kuzey Irak'taki Barzan köyünde yaşıyor. Osmanlı Arşivi'nde çalışırken, bu aile ilgili bir belge buldum. Bu belgede, 1855-56 yılında bu köyün mensuplarından Sallum Barzani adlı bir hahamın önce İstanbul'a, arkasından Selanik'e sürgün edildiği belirtiliyor.




    Başka bir belge veya delil var mı elinizde?




    - Molla Mustafa Barzani, ilk kez 1967 yılında İsrail'e gidiyor. Kendisini kabul eden İsrail Savunma Bakanı Moşe Dayan'a, hediye olarak bir 'Kürt hançeri' ile birlikte, Kerkük petrol rafinelerinin planlarını da getiriyor. Mart 1969'da yapılan bir operasyonda da Barzani-Mossad işbirliğiyle Kerkük rafinerileri bombalanıyor ve çalışamaz hale getiriliyor.




    Barzani aşiretinin Yahudi kökenli olduğunun anlaşılması, bölgeye ve tarihe bakışımızda değişikliklere sebep olabilir mi?




    - Olmaz mı? Tevrat'ta ‘‘Vaadedilmiş Ülke’’ olarak Nil'le Fırat arasının işaret edildiğine dair yorumlar vardır. Ayrıca, Barzani ailesi sürekli Mehdi çıkartmaktadır. Yahudilik'te de Mehdilik çok önemlidir. Ama bir yanlış anlaşılma olmasın. Ben bütün Kürtler Yahudi'dir filan demiyorum.


    MUHSİN KIZILKAYA FARKLI GÖRÜŞTE!..


    Nereden başlasam... Biliyorsunuz, Yahudiler dünyanın her yerine dağılmış olan bir kavimdir. Tabiatıyla bir kısmı da Mezopotamya’da Kürtlerle iç içe yaşıyorlardı İsrail devleti kurulunca kadar. Kürtlerle birlikte yaşayan Yahudiler, iki grubu ayrılıyordu. Bir kısmı ticaretle, kuyumculukla, el sanatlarıyla uğraşırken, bir kısmı da toprak işleterek, Kürtler gibi yaşıyordu. Kürtler üzerine araştırma yapmış olan bütün Kürdologlara göre, Kürtlerin en önemli özelliği dillerine karşı olan kıskançlıklarıdır. Yabancı bir dili öğrenmede müthiş bir direnç gösterirken, başkalarına kendi dillerini öğretmede o kadar esnektirler. Kürtlerle birlikte yaşayan Süryaniler’in, Ermeniler’in, Yahudiler’in büyük bir kısmı Kürtçe bilir, fakat Kürtler bu dillerin hiç birini bilmezler.


    Kürtlerle birlikte aynı yerlerde yaşayan Süryaniler, Ermeniler gibi, zaman içinde bazı Yahudi aileleri de, çeşitli nedenlerden, dinlerinden vazgeçerek Müslüman olmuşlar. O ailelerin birkaçını ben de tanıyorum ve şu anda Yahudilikle hiçbir ilgileri kalmamıştır. Bu tür ailelere Kürtler, “Binemal Cuhî” (Yahudi Kökenli) diye çağırırlar.


    Yahudi aileler Hakkari’de olduğu gibi, Barzan’da da vardı. Barzan bölgesinde yaşayan Yahudiler’e, “Bîrker” denir. “Bîr” geleneksel Kürt kıyafeti olan şel û şepik’lerin dokunduğu tezgahın adıdır. Burada yaşayan Yahudiler’in bir kısmı, Barzan ailesinin erkeklerine şel û şepik dokuyorlardı. Barzaniler de onlara gözü gibi bakıyordu. Hatta Barzaniler bunlara Bêdiyal adlı bir köy vermiş, tümü bu köyde toplu halde yaşıyordu. İsrail devleti kurulunca da bir kısmı İsrail’e gitti, bir kısmı da kendi köylerinde kaldı. Tabiatıyla, bunların içinde hahamlar da vardı, sanatkarlar da, çiftçiler de... Buralarda yaşayan ahali, soyadlarıyla çağrılmaz. Hangi köyde yaşıyorsan, oralısın ve soyadın o köyün adıdır. Yaygın kanının aksine, Barzani adı sadece Barzani sülalesinden gelenlerin adı değildir. Barzan bölgesindeki aşiret konfederasyonuna mensup herkese Barzani denir. İşte Uçar’ın büyük buluş olarak bize sunduğu Sallum Barzani de muhtemelen, o bölgede yaşamış olan bir Yahudidir ve Barzani ailesiyle hiçbir ilişkisi yoktur.


    Çünkü tarihçi Uçar’ın iddia ettiği gibi Barzan tek bir aşiret ve köyden müteşekkil değildir. Barzani aşireti, Beroji, Mizorî, Şêrvanî ve Dolemêri gibi dört aşiretten oluşan bir aşiret konfederasyonudur. Kökenleri, Amediye paşası Zübeyir’e dayanmaktadır. Bugünlerde, Doz Yayınları arasında çıkmış olan Mesut Barzani’nin babasının hayat hikayesini anlattığı “Barzani” adlı kitabında da belirttiği gibi, Barzani ailesinin kökleri Amediye paşalarına uzanır. 1600’lü yıllardan bugüne kadar gelen aile seceresinin içinde bir tane yabancı ada rastlanmaz. Aile, baştan beri İslam dinine bağlı, imam ve şeyhleriyle ünlüdür. Amediye Paşası Zübeyir’in oğlu Mansur’dan Mela Sait, Abdülrahim, Şeyh Mehmet, Mela Ehmedê Reş, Sait, Mela Abdülselam, Mela Tacettin, Mela Abdülrahim, Şeyh Mehmet 2, Mela Abdullah, Şeyh Abdülselam, Şeyh Mehmet 2, Musul’da Osmanlılar tarafından asılan Şeyh Abdülselam 2, Şeyh Ahmet ve Mela Mustafa Barzani’ye kadar yaklaşık dört yüz yıllık tarih boyunca Barzaniler, hep otoriteye kafa tutmuş, devletlerle yıldızı barışmamış, yerlerinden yurtlarından edilmiş, sürgüne gönderilmiş, çocukları hapishanelerde doğmuş, kıyıma uğramış bir ailedir.


    BARZANİ HER ZAMAN İSRAİL'LE SIKI İLİŞKİ İÇİNDE OLUP ZAMAN ZAMAN CASUSLUK YAPTI


    Ünlü Amerikalı gazeteci Jack Anderson, Washington Post'taki bir makalesinde şöyle yazıyordu: "Her ay kimliği belli olmayan bir İsrail yetkilisi İran sınırından Irak'a gizlice girerek Kürt lider Molla Mustafa Barzani'ye 50 bin Amerikan doları veriyor. Bu para Kürtler'in, İsrail karşıtı olan Irak hükümetine karşı faaliyetlerini sürdürmelerini sağlıyor."


    Anderson'ın o sıralarda yayınlanan bir CIA raporuna dayanarak verdiği bilgiler arasında, Molla Mustafa Barzani ile dönemin Mossad şefi Zvi Zamir arasındaki yakın ilişki de vardı.


    Söz konusu rapora göre, Zamir, Barzani'yi Kuzey Irak'taki karargahında en azından bir kez ziyaret etmiş ve ondan Bağdat hükümetine karşı yürütülen saldırı ve sabotajların dozunu artırmasını istemişti. Bunun yanında, Irak'taki Yahudilerin İsrail'e gizlice göç edebilmeleri için de Barzani'den yardım istenmişti. Bu tür "rica"ların hepsi, Barzani tarafından olumlu karşılanıyor, İsrailliler de her ay düzenli verilen 50 bin dolarlık yardımların dışında, ekstra ödemeler yapıyorlardı.


    İsrailli eski general Rafael Eitan'ın anıları da, İsrail-Barzani iş birliğinin boyutlarını bütün çıplaklığıyla ortaya koyan bilgiler sağlıyordu.


    Anılarında yazdığına göre, Rafael Eitan, Mustafa Barzani'nin talebi üzerine, 1969 yılında Kuzey Irak'a giderek ayaklanmayı yakından görmüş ve ayaklanmanın lideri Barzani ile, mücadeleyi daha yaygın bir savaş haline dönüştürme konusunu görüşmüştü. Eitan ziyaretinden sonra, İsrail Savunma Bakanlığı'na, ayaklanan Kürtlerin çok iyi savaşmakla beraber gelişmiş savaş araçları ve silahlarından mahrum olduklarını, kendilerine yardım edilmesi gerektiğini bildiren bir rapor da yazmıştı.


    Ayaklanmacı Kürtlerle kurduğu bu gizli ittifak, İsrail'e Irak ordusu hakkında çok önemli istihbaratlara ulaşma fırsatı da veriyordu. 1967'deki Altı Gün Savaşı'ndan kısa bir süre önce İsraillilerin Irak'tan çaldığı MIG-21 uçağı, bunun en önemli örneğiydi.


    İsrailliler, Irak Hava Kuvvetleri'ndeki bir pilotla gizlice bağlantıya geçmişler ve onu bir deneme uçuşu sırasında aniden İsrail'e uçmaya ikna etmişlerdi.


    Iraklı pilotla İsraillilerin bağlantısını kuran aracılar ise Kürtlerdi.


    Ağustos 1966'da Tel-Aviv'e inen söz konusu MIG, bu Sovyet yapımı uçak hakkında daha önce yetersiz bilgiye sahip olan İsrail'e ve onun Batılı müttefiklerine büyük bir avantaj sağladı.


    Hatta bazı yorumlara göre, İsrail'in Altı Gün Savaşı'nın ilk gününde Mısır Hava Kuvvetleri'ne yaptığı büyük baskın, MIG'lerin teknik özellikleri hakkında edinilen bilgi sayesinde mümkün olmuştu.


    Altı Gün Savaşı'nın hemen öncesinde ilginç bir olay daha yaşanmıştı. Iraklı bir askeri delegasyon, yaklaşan savaşta "Siyonist düşmana karşı tek bir cephe olarak savaşabilmek için" ayaklanmacı Kürtlere geçici bir ateşkes önermişti. Ancak bu teklife karşı söz alan bir "Kürt gerilla", ne olursa olsun taviz verilmeyeceğini ve ateşkesin kabul edilemez olduğunu söylemişti. İşin en önemli yanı ise, bu "Kürt gerilla"nın gerçekte İsrail'in bölgeye yolladığı askeri danışmanlardan biri olmasıydı.


    Ian Black ve Benny Morris'e göre, Kuzey Irak dağları ile Tel-Aviv arasındaki bu ilişki giderek "Ortadoğu'nun en kötü saklanan sırrı" sıfatını kazandı.


    İsrail 1967 yılında Arap ordularından ele geçirdiği çok sayıda Sovyet silahını Kürt ayaklanmacılara yolladı. Kendilerine verilen Doğu Bloku silahlarına önce şaşıran daha sonra çok sevinen Molla Barzani, ayrıca bulduğu İsrail yapımı bombalardan daha çok istemişti. Kendisini silah ve paraya boğan İsrail'in gücüne hayran kalan Barzani, İsraillilere ortak bir seferberlik de önermişti.


    Barzani'nin planına göre, Kürt peşmergeler Irak'ı zaptettiğinde İsrail de Suriye'yi işgal edebilecekti.


    İsrail'in Kürt ayaklanmacılara giderek artan desteğinin en sembolik göstergelerinden biri, 1967 Eylül'de Kürt hareketinin lideri Molla Mustafa Barzani'nin İsrail'e yaptığı ziyaretti.


    Moşe Dayan'a hediye olarak bir Kürt hançeri getiren Barzani, Yahudi devletinde oldukça sıcak bir biçimde ağırlandı. Bu ziyaretin uyandırdığı yankılar, Kuzey Irak'taki Kürt isyanında İsrail'in parmağının var olduğu gerçeğini siyasi gündeme taşımaya başladı.


    Mısırlı ünlü gazeteci Muhammed Hasaneyn Heykel'in ulaştığı ve açıkladığı bilgiler de, 1971'de "Kuzey Irak'taki Kürt bölgesindeki İsrailli subayların İsrail ile düzenli bir telsiz bağlantısı içinde olduklarını ve Irak içindeki istihbarat ve sabotaj faaliyetlerini organize ettiklerini" ortaya koydu.


    İsrail'in Kürt ayaklanmacılarla olan ittifakı, dönemin Irak basınında da yoğun biçimde konu edilmişti.


    Barzani ikinci olarak 1973 yılında İsrail'i ziyaret etti. Bu ziyaretinde de, ilkinde olduğu gibi, 1950 ortalarında İsrail'e göç etmiş Kürt Musevisi David Gabay'ın evinde kalmış, hediye olarak da Moşe Dayan'ın eşi için altın bir kolye getirmişti.


    Kuzey Iraklı Kürt ayaklanmacılarla İsrail arasındaki bu iş birliği, 1975 yılına kadar sürdü. O yıl, Kürt isyanının diğer büyük destekçisi olan İran, Irak ile bir anlaşmaya vardı ve bunun üzerine Kürt ayaklanmacılara yaptığı tüm yardımı kesti. ABD de İran ile birlikte hareket edince, Barzani hareketi Bağdat rejimi karşısında savunmasız kaldı.


    İsyan, bu rejim tarafından kanlı biçimde bastırıldı. İsrail'in durumu kabullenmekten başka seçeneği yoktu. Ama İsrail, Irak'ın kuzeyindeki Kürtler arasındaki bazı grupların oluşturmak istediği parçalanmış Ortadoğu için en ideal "kart" olduğunu her zaman aklında tutacak ve bu kartı yeniden devreye sokmak için fırsat kollayacaktı.



    haberalemi.net
    Ister mermi kullansin, ister oy pusulasi, insan iyi nisan almali kuklayi degil kuklaciyi vurmali...

  2. #2
    Kısıtlanmış Üye
    Giriş
    Thu Mar 2007
    Konum
    bu üye hanım üyeleri küfür ve tacizle rahatsız ettiği için banlanmıştır. MGP Ekibi
    İletiler
    515
    sevgili ömer kardeşim öncelikle eline sağlık gerçekten güzel bi şekilde hazırlayıp güzel bi emek vermişsin.barzaninin yahudi olduğu artık gizlenemiyor,gizlenemediği içinse ortaya daha çok belgelerin ve bu ailenin müslüman kardeşlerimize o bölgede neler neler yaptığınıda umarım yakın bi tarihte daha değişik belgelerle okuyacağız,zamanında erbakan hoca bu gap projesi için,bunu neden yaptılarki bu tamamıyle bi israil projesidir demişti.vaadedilmiş toprakların sınırlarını görünce esasında hocamızın işaret ettiği ayrıntıyı çok daha net anlayabiliriz.zaten medyanın bu asrın projesidir gibi yaygaralarındanda belliydi bize ait bi proje olmadığı,ayrıca bi not düşmek gerek,atatürk barajı yapılalı yıllar olmasına rağmen hiç bi şekilde faaliyete sokulmuyor.hatırlanacağı üzere geçen sene urfalı vatandaşlarımız protesto gösterileri düzenlemişlerdi,su sıkıntısından ve elektrik kesintilerinden dolayı ,bizim verdiğimiz paralarla yapılan bi baraj tabiri caizse yahudiler için bekletiliyor.bir çoğumuz biliyoruzdur bu yahudilerin bi hayali var oda armegeddon savaşı adı altında binyılın meydan okumasını gerçekleştirecekler,ve bu bölgede islam olarak kendilerine tek düşman Türk halkını görüyorlar.2000 yılında tam manasıyla savaşı bölgeye yayıp vaadedilmiş toprakları ele geçirmeyi planlıyorlardı ama başaramadılar.sanırım rötara uğrayıncada hayalleri bölgede şiddeti ve savaşı tırmandıracak başka planları devreye soktular.esasında çok büyük ayrıntılar bizlerden gizleniyor hep.bu adamlar ne olursa olsun Türkiyenin ıraka müdahelesini istiyorlar ve açıkça belirtemedikleri için çeşitli ayak oyunlarıyla Türk halkını kızdıracak açıklamalar yapmasını istiyorlar barzaninin.on askerimiz öldürüldü ve akabinde barzaninin konuşması ekranlara yansıdı,nerdeyse ateşe barutla gitmekten hiç bi farkı yoktu bu açıklamanın.oysaki bu görüşme 2 ay önce yapılmış neden saklanıyorda şimdi ortaya dökülüyor bu konuşma.birileri askerlerimizi öldürme emri veriyor bi başka güç olan medya ise direk barzaniyi konunun ortasına atarak bütün öfkeyi ona yönlendiriyor.plan çok açık biz ıraka gireceğiz ve israilin güdümünde olan birleşmiş milletlerde Türkiyeyi işgalin düğmesine basacak.sanırım bu yahudileri bu topraklardan komple kazımadıkça,buralarda kan ve gözyaşı hiç dinmeyecek...(bu yahudilerin tuhaf dünya görüşleri var,kendilerini asil insan ırkı olarak görüyorlar diğer insanları ise,Rab dedikleri tagutlarının kendilerine hizmete gönderdiği birer köle sanıyorlar..)
    bu üye hanım üyeleri küfür ve tacizle rahatsız ettiği için banlanmıştır. MGP Ekibi

  3. #3
    Irak milletvekiline rusvet verdigi iddiasini duyunca, bu kadar parayi nereden buluyor demistim kendi kendime. Demekki yahudilerden geliyormus.

  4. #4
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    Barzanilerin gizli tarihi

    Sevgili dostlar, Barzani familyasının bugün kırdığı
    cevizleri anlamamız için bu garip ailenin geçmişine
    biraz bakmamız gerekmektedir. Barzani ailesinin
    geçmişine özellikle Mesud Barzani’nin babası ve
    kendilerince büyük kahraman sayılan Mustafa
    Barzani’nin hayatına baktığımız zaman karşımızda
    idealist bir insandan çok para rüzgarları nereden
    geliyorsa oraya doğru yön değiştiren bir tipleme
    çıkmaktadır. Bugün Mesud Barzani Amerika için ne
    anlama geliyorsa, geçmişte babası Mustafa Barzani’de
    Sovyetler için o anlama geliyordu. Mustafa Barzani
    maaşlı bir Sovyet KGB ajanıydı ve KGB dosyalarındaki
    kod ismi “Reis”ti. Bugün özgürlük kahramanı olarak
    lanse edilen Barzanilerin geçmiş ilişkilerini Kuzey
    Irakta herkes bilmektedir ama bunları söyleyenler
    genelde ya işkenceden geçirilmekte ya da ortadan
    kaybolmaktadırlar, çünkü Mesud Barzani babasının bir
    halk kahramanı değil basit bir KGB ajanı olduğu
    gerçeğinden utanç duymakta ve bunu saklamaya
    çalışmaktadır. Peki Mustafa Barzani’nin KGB saflarına
    girmesine neden olan olaylar nasıl gelişti.
    Sovyetlerin bir süre çıkarlarına uygun gördükleri
    için İran’da kurdurdukları naylon Kürt devletçiği
    Mahabad Cumhuriyeti, 1946 senesinde işlerin değişmesi
    üzerine ortadan kaldırılmış ve devlet kurduk diye
    kasılanlar kaçacak delik aramaya başlamışlardı. Bu
    kaçaklardan biride Mesud Barzani’nin babası
    Mustafa’ydı. Yanında bulunan birkaç yüz peşmergesiyle
    beraber kapağı Sovyetlere atan Mustafa Barzani
    Moskova’nın sert havasına alışamadığı için Baküye
    yerleştirildi. 1947 senesinde Baküde KGB’nin suikast
    ve başka ülkelerde iç karışıklık yaratma birimi SMERSH
    üyesi Sudaplatov kendisiyle temas kurdu. Laf
    açılmışken SMERSH Rusça Smert Shpionam yani
    “Casuslara Ölüm” kelimelerinden türetilmiştir ve
    Stalin zamanında Batılı ajanları yakalayıp öldürmekle
    görevli bir oluşum olarak kurulmuştur daha sonrada işi
    başka ülkelerde karışıklık çıkartmaya çevirmiştir. Biz
    baba Barzani’nin maceralarına dönecek olursak, SMERSH
    ile yaptığı görüşme sonucu kendisi ve yanında
    getirdiği peşmergelere özel KGB tesislerinde gerilla
    eğitimi verilmesine, daha sonrada tepeden tırnağa
    silahla donatılıp Irak’a geri gönderilmelerine karar
    verildi. Bu arada Sudaplatov gibi bir adamın Mustafa
    Barzani’yle temasa geçmesi o dönemde Sovyetlerin
    Barzanilerde ne gibi bir potansiyel grödüklerini de
    ortaya koymaktadır, çünkü Sudaplatov öyle basit bir
    KGB elemanı değildir. Troçkinin öldürülmesi ve Atom
    bombası sırlarının Amerika’dan çalınması gibi
    operasyonlarda hep bu adamın parmağı bulunur.

    Aslında Barzani ailesinin Ruslarla olan ilişkileri çok
    daha eskiye dayanmaktadır. Birinci dünya savaşı
    öncesinde Irak toprakları Osmanlı idaresinde ve
    Barzanilerde Osmanlı vatandaşıyken dönemin aşiret
    şeyhi Şeyh Abdül Selam nedense Rusya’ya tatile gitmiş
    ve o dönemden sonra Barzani aşireti Ruslardan altmış
    defanın üzerinde silah ve para yardımı almıştır. Bu
    şeyh efendinin Ruslara el açtığı günden birkaç sene
    sonra Osmanlının Ruslarla savaşa girdiğini
    hatırlamanızı isterim. Kısacası Barzaniler o dönemde
    de vatandaşı oldukları Osmanlıyı hem Ruslara hem de
    daha sonra bildiğiniz gibi İngilizlere satmışlardı. Ne
    aile ama değil mi. Devam edersek 1961 senesine kadar
    Mustafa Barzani ve seçme peşmergeleri Sovyet KGB
    tesislerinde gerilla eğitimi almaya devam ettiler.
    1961 senesinde zamanın KGB başkanı Shelepin dönemin
    Sovyet lideri Kruşçeve bir öneride bulundu.
    Amerika,İran ve Türkiye’nin Sovyetler karşısında
    kurdukları ittifakı zayıflatmak için bir Kürt
    ayaklanması çıkarmaları gerektiğini bunun içinde uzun
    süredir eğittikleri Mustafa Barzani ve peşmergelerini
    kullanacaklarını söyledi. Buna göre ayaklanma ilk
    aşamada Irakta çıkarılacak ve daha sonra aşiret
    bağlantıları sayesinde Türkiye ve İran’a yayılacaktı.
    Böyle bir ayaklanma Iraktaki Batı yanlısı hükümeti
    sıkıştıracak,Batının petrole ulaşım yollarını kesecek
    ve Türkiye’deki Amerikan üslerini tehlikeye atacaktı.
    Kruşçev bu plana onay vermekte gecikmediği için KGB
    tarafından sağlanan para ve silahlarla Mustafa Barzani
    hemen Kuzey Irak’a geçirilerek ilk ayaklanmasını
    başlattı.

    Moskova 700 kadar peşmergeye de üst düzey askeri
    eğitim vermişti. Patlayıcı uzmanlığı, radar
    operatörlüğü gibi beceriler öğretilen bu peşmergeler
    zamanla Kuzey Irak’a sızdırılacak böylece Sovyetlerin
    müdahalesi dikkat çekmeyecekti. Bu ilk ayaklanmadan
    sonra da Barzanilerin Sovyetlerle ilişkileri devam
    etti hatta daha sonradan Irak rejimini 1970’lerde
    Kürtlere özerklik vermesi için ikna eden Sovyet
    diplomatı Primakov, bir dönem KGB ajanı olarak
    gazeteci örtüsüyle Kuzey Irakta aylarca kalmıştı.
    Yıllar sonra dünya dengelerinin değişmesi üzerine
    Kürtleri yeterince kullandıklarını düşünen ve yeni
    Irak Baas rejimini kazanmak isteyen Sovyetler
    Barzanilere sırt dönmüş, bunun üzerine de Barzani
    ailesi CIA,MOSSAD şemsiyesine sığınmıştı. Tüm bir
    Soğuk Savaş boyunca duruma göre KGB duruma göre de CIA
    hesabına çalışan Barzanilerin Soğuk Savaş sonrası
    maceralarını ve Amerikanın bölgedeki uzantısı
    olduklarını anlatmaya gerek yok. Şimdi toparlarsak
    babası tescilli KGB ajanı olan ve yaptığı tüm
    icraatları bazen Sovyet bazen de Amerikan çıkarları
    için ortaya koyan Barzani aşiretinin bugünkü post
    sahibi Mesud Barzani’nin Türkiye aleyhindeki sözlerini
    değerlendirirken bu geçmişi iyi düşünmemiz lazım.
    Barzani ailesinin idealleri yoktur, gücü onlara kim
    sağlıyorsa onların çıkarları için yaptıkları vardır.
    Eğer KGB elemanı Mustafa’nın oğlu CIA elemanı Mesud
    “Kürt devletine karışırsanız bizde Diyarbakır’a
    karışırız” diyorsa bunu dedirten güç Kuzey Irak’ta
    değil Washington’da Beyaza boyanmış bir evde oturan
    Kovboy şapkalı biridir. Tepkimizi göstereceğimiz yeri
    iyi bilelim.

    Sevgilerimle
    Serdar Kuru






    Serdar Kuru
    Araştırmacı-Yazar

    http://serdarkuru.sobukai.com/
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  5. #5
    Ohh ne güzel Barzanininde yahudi olduğunu öğrendik....

    Nede mutlu olduk..... Yahu adam kendini amma gizlemiş ama , nasılda anlayamadık.....

    cık cık cık....

    Adam kirişi kırmış gitmiş, iş işten geçmiş ve biz adamın ancak Yahudi dönmesi olduğunu yazıp çiziyoruz....



    Soner yalçın olsun ve diğer siyonist dönmelerin tarihini yazan yazarlar olsun, bunlara bir çağrımız var... Gerek efendi kitabı olsun gerekse diğer kitaplarda olsun hep artık pörsümüş ve akademik tabiri ile zaman aşımı olmuş kişlerin dönme olduklarını yazıp çiziyor, madem bu kadar sıkı bilgileri var ,

    ve sıkıyorsa, güncel dönmeleri yazsın çizsin,

    ve hatta Milli Görüşün içinde yuvalanıpda, senelerce bizleri ve bu davanın saf insanlarınnın kanlarını emerek beslenen, bizlerle beraber yürüyen ama bizden olmayanları yazsın çizsinler, Geçen günkü Zeki beyin dahi artık sabredemediği bziden olmayanları yazsınlar....

    yazsınlarki bu saf insanımın kalp gözü açılsın, görsün adam sandıkları hainleri...

    Yoksa bizi terk edip gittikten sonra, yahu bunlarda dönme imiş demenin bir faydası yok....

    Aslına bakarsanız, Barzaninin ne melem bir halt olduğunu, hem yahudi hemde kripto (yani münafık) olduğunu zaten Kur'anı Kerim yazıyor idi, hemde ayet ayet, harf harf...

    ... Ama pardon..... okumak lazım, tefekkür etmek lazım dimi...

    Doğru kim şimdi kalkacak okuyacak, hem de kim itibar eder ki, şimdi kalkıp uzun boylu , yakışıklı, boylu poslu insanlara ben Kur'an ayarı ile kalkıp sende bir bozukluk var desem, ohoooho buna dirayet laızm, paça lazım... Şİmdi kapmışım mevkiler çeşitli parti, ve burokrasinin kadamelerinde, adamda suyun başında... boşver nasılsa buda aşikar olur bir gün... ama o gün iyi durayımda en gür ben bağırayım.... BU DA DÖNME İMİŞ DİYE......
    Alemin nakşını hayal görürüm. O hayal içre, bir cemal görürüm.
    Cümle mevcudat ki, mazhar-ı Hak'tır. Anın içün, kamu kemal görürüm.
    Tecelli cilvesi, cümle gölgeler. Her zerresi binbir ismin belgeler.
    Hay varken hayale kanmaz bilgeler. Zat-ı Hak'tan gayrı zeval görürüm.

  6. #6

    Barzani'nin Türkiye'deki şirketleri



    Barzani ve aşiretinin Türkiye'de 180 civarında şirketi olduğu tahmin ediliyor. Mesut Barzani'nin kişisel serveti ise iki milyar dolar civarında. Akşam yazarı Güler Kömürcü Barzani ailesinin şirketlerini köşesine taşıdı. Bunlardan bazıları şöyle;

    -TATİLYA BARZANİ'DE: Türkiye'nin "Mini Disneyland"ı Tatilya Barzani ailesine geçti. Bayındır Holding'in kurduğu Tatilya, iflasın ardından Barzaniler tarafından satın alındı. Malaşin Barzani, Tatilya'yı 1.1 milyon dolara satın aldı.
    -İÇKİ VE SİGARA; Neçirvan Barzani’nin şirketleri Irak’taki içki sigara, çay, şeker ve pirinç ihtiyacının neredeyse tümünü tek başına karşılıyor. Sigaralar Kıbrıs Rum kesimi ya da Mersin’deki serbest bölgeden alınıyor. Türkiye’nin kasasına bir kuruş bile girmeden özel koruma eşliğinde doğrudan Irak’a gidiyor. Türkiye para kazanmadığı gibi bu mallar dağlardan Türkiye’ye kaçakçılar aracılığı ile sokularak duble kâr sağlanıyor.

    HARÇ ZENGİNİ-Barzani’nin en büyük gelir kalemlerinden biri de Türkiye’den geçen kamyonlardan aldığı harçlar ve vergiler. TIR başına 400 dolar alıyor. Elde ettiği yıllık gelir 300 milyon doları buluyor. Habur yerine Türmenlerin olduğu bölgeye kapı açılması durumunda bu para onlara akacak.

    HER ALANDA ŞİRKET-Bir İnşaat şirketi ile 10 milyon dolarlık dolandırıcılık işine karışan bir petrol şirketi de Barzani ailesinin ve Türkiye'de faaliyet gösteriyor.

    THY ACENTELİĞİNİ İSTİYORLAR: Barzani ailesinin peşinde olduğu son iş ise THY acanteliği... THY'nin Irak Genel Satış Acanteliği için Barzani'nin yeğeni Serdar Barzani ile görüşüldüğü öne sürülüyor.

    internethaber
    Ister mermi kullansin, ister oy pusulasi, insan iyi nisan almali kuklayi degil kuklaciyi vurmali...

  7. #7
    Babası da Ermeni çetecileri kışkırtmıştı
    IRAK’IN kuzeyindeki bölgesel yönetimin başında olan ve son dönemdeki açıklamalarıyla tepki toplayan Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa Barzani, Ermenilerle birlikte Türklere saldırırken, Barzan aşireti Rusya’dan destek almış. Ermeni çetelerini silahlandırarak, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki Türk köylerinde işkenceler yapan Mustafa Barzani ve Barzan Şeyhi Abdüsselam, olayın ortaya çıkmasının ardından İran’a kaçmış.

    Genelkurmay’ın arşivine kayıtlı 2763 numaralı metinde, “Mustafa Barzani de İran’a kaçarak, Ruslar tarafından Tiflis’te ağırlanıp orada çok miktarda para ve ayrıca talimat verildikten sonra, memleketimizde karışıklık çıkarmak için gönderildi” deniyor. Aşiretin başındaki Şeyh Abdüsselam, Osmanlı’ya karşı Kürt aşiretlerini örgütlemeye çalışmış. Osmanlı Devleti, Şeyh Abdüsselam’ın üzerine ordu göndermiş.

    KIZIL ORDU’DA ALBAYDI

    Barzaniler’in Nakşibendi tarikatından bir şeyh ailesi olduğu söyleniyor. Ancak Barzan şeyhlerinin İslamiyet’ten uzak inanç ve uygulamalarıyla ün yaptığı, kendilerini mehdi ilan ettikleri ve diğer Nakşibendi dergahları tarafından mürtet diye nitelendikleri belirtiliyor. Barzani ailesinden Yahudi hahamların çıktığına dair bilgiler de var. Irak’ta İngilizler tarafından kullanılan ve daha sonra gözden çıkarılan aşiret, 1947’de İran’a kaçmış, ardından Sovyetler Birliği’ne sığınmış. SSCB kızıl ordusunda albay rütbesine kadar yükselen Molla Mustafa Barzani, General Abdülkerim Kasım’ın darbe yapıp iktidarı ele geçirdiği 1958 yılında aftan yararlanarak Irak’a dönmüş ve 1960’ta isim değiştirerek bugünkü şekliyle KDP’ye dönüşen partinin başına geçmiş. Barzani’nin, zengin petrol yataklarına sahip Kerkük’ü ele geçirme planları yaptığı, 1958’de bölgede Kürt-Türkmen çatışmasına yol açtığı kaydediliyor.
    Ister mermi kullansin, ister oy pusulasi, insan iyi nisan almali kuklayi degil kuklaciyi vurmali...

  8. #8
    Yani Türk insanın karşısında olan her adam ya Yahudi'nin ta kendisidir ya da onların tezgahından geçmiştir. Buna ülkenin içindeki masonlarıda eklemek gerekir.

    SELAM OLSUN FATİHLERİN NESLİNE SELAM OLSUN MUHABBET ERLERİNE

  9. #9
    Arkadaşlar ben fazla şaşırmadım
    Çünkü yeryüzünde sürekli bozgunculuk çıkarmaya çalışacak başka bir millet tanımıyorum.

  10. #10
    Kısıtlanmış Üye
    Giriş
    Thu Jul 2007
    Konum
    İstanbul
    Yaş
    25
    İletiler
    1,687
    Blogdaki Konular
    5
    barzanini yahudimiymiş aaa hiç bilmiodum :(
    [SIGPIC][/SIGPIC]

  11. #11
    ne önemi war hangi milletden oldugunun bana böle arastırmalar çok saçma gelio

    NE EKMEK NEDE SU SENSİZLİK KORKUSU

    "VE BEN EMİNİM TAŞLAR TANKLARI YENECEK"

  12. #12
    hakkı göremeyip batıl için yaşayanlar yüzünden,artık herkesten her şeyden şüphelenir bir durumdayız..
    eşin var aşiyanın var baharın var ki beklerdin

  13. #13
    Mesud Barzaninin dedesinin adı Moşedir...

    Resmi de var hatta.Bir yahudi göndermişti bize...

    Zannediyorum İsrailde gömülü...


    Barzani bir goyimdir.Yahudiye hizmet eden en küçük (yahudi)gruptur yani..

    Farketmez..
    İster Goyim olsun ister kendini İslam savaşçısı ilan eden biri..

    PKKnın ardında İsrail olunca atmasın bi zahmet deli damarımız..
    O bir haindir,mendeburdur ve ülkemizi bölmek istemektedir.
    Kartvizitine,kimliğine bakmadan aynı nefreti beslemeliyiz...

    İsrail destekçisi bir PKK ile başka bir devlet destekçisi PKK farklı değildir..

    İsrail desteklediği için nefret etmiyorum PKKdan...

    Sizde sırf bu yüzden etmeyiniz...

  14. #14
    Kayıtsız
    Misafir

    Peki ya kamalak

    Peki ya müslümanları katleden sapık nusayri esed i ziyaret kamalak kimdir neyin nesidir?!? Birde onu araştırdınızmı hiç?

+ Konuyu Yanıtla

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •