değerli artvinli kardeşlerime!

duydum ki şehrinizde bakır ve altın madeni işletmesi açılmaya çalışılıyormuş.
yine duydum ki malum alman ajanları ve onların paralı işbirlikçi dernekleri bunu engellemeye çalışıyormuş.
şehrinizdeki sivil toplum kuruluşları da sırf AKP'ye muhalefet edebilmek için bu işbirlikçilerle işbirliği ediyormuş.
sizlerde bunların dolduruşuna gelip "doğamızı bozdurtmayız" diyormuşsunuz.

bakın değerli kardeşlerim. bütün bunlardan anladığım tayyip'e ve partisine karşı durmak adına
bu ülkenin o madenlerden mahrum kalmasına çalışıyorsunuz.
şunu bildirmek isterim ki ben saadet partili, milli görüşçüyüm. tayyipten ve partisinden benim kadar
nefret edemezsiniz. iktidarda hangi parti olursa olsun o madenleri bu ülkenin insanlarına kazandırmak gibi
bir sorumluluk içerisindedir.

sen orada refah içinde bir hayata ulaş diye benim ilimden, benim ilçemden maden çıkarılıyorsa, benim refaha ulaşmam
içinde senin madenlerinin çıkarılması şarttır.

eğer derdin o maden çıkartılırken ve sonrasında en yüksek çevre
koruması oluşturacak bir ÇED raporu ise o zaman sonuna kadar seninleyim.

yok eğer hiçbir şart altında bu madeni çıkarttırmam diyorsan o zaman dönüp bu ülkeye bir bakmanı istiyorum.
oturduğun evin çimentosunun madeni benim evimin biraz ilerisinden çıkartılıyor. üzerinde gezdiğin yolun asfaltını işleyen
rafinerinin kokusu burnuma kadar geliyor. kışın yaktığın kömür için somalılar hem çamlarını hemde canlarını veriyorlar.

yani hiçbir artvinli kardeşim şunu söyleyemez! sizin tabiatınız bozulsun ki ben her türlü teknolojiyle yaşayayım ama
benim tabiatıma kimse dokunmasın.

eğer bunu yinede söylüyorsan o zaman bende derim ki, kaldır şehrindeki tüm teknolojiyi.
asfalt yolları, beton binaları, arabaları, hastaneleri, elindeki metal kaşığı.

eşine, kızına taktığın altın takıda biryerlerde birilerinin tabiatının bozulmasıyla çıkartıldı.
buzdolabındaki, sobandaki demir zonguldaklının tabiatını bozarak geldi senin evine.
üzerindeki lamba ise yatağan termikten çıkan miyonlarca ton kükürtün tabiata çökmesiyle
yanıyor. söndür onu.

eğer bunu yaparsan o zaman senden kimse o madeni istemeye cüret edemez.
sen at arabasıyla toprak yolda gidersen, ahşap bir evde oturursan, kandil yağıyla aydınlanırsan,
hastalandığında şehrin kocakarılarını çağırırsan, toprağını karasabanla işlersen kimse senden o madenleri isteyemez.

bunları yapamazsan bil ki diğer 80 vilayette yaşayan insanların sende hakkı vardır.

evet değerli artvinlim... bir vatandaşın olarak senden istediğim alman altın tüccarlarının oyununa gelmemen.
akp'ye düşmanlık olsun diye uğraşan politikacıların oyununa gelmemen.

bununla birlikte o madenleri çıkartacak şirketlerin artvini geri dönüşü olmayacak tahribata uğratmaması için
uğraş. hatta beraber uğraşalım. o madenler çıkartılsın diye uğraşalım. ama maden bittikten sonra şehir yeniden
eski haline dönebilecek şekilde çıkartılsın diye uğraşalım.

şehri, politikacılardan ve şirketlerden korumak için başka politikacıların ve başka şirketlerin oyunlarına
düşmemek için uğraşalım.

tüm artvinlilere selam ve dua ederim.

Mehmet DAĞDELEN