'Erbakan hocamıza çok şey borçluyuz'

Saadet Partisi İstanbul milletvekili adayı Nagehan Gül Asiltürk ve Nevin Gökçe Timeturk'ün sorularını yanıtladı.

TİMETURK | HABER MERKEZİ
Nevin Gökçe'nin yanıtları şöyle;
Erbakan Hoca'nın kadınların siyasette aktif olmasında emeği büyük. Siz siyaset ile ne zaman ve nasıl tanıştınız?

Ömrünü, insanlığın dünya ve ahiret saadetine ulaşması mücadelesine vakfetmiş cennet mekan Erbakan Hocamız; dünyanın en büyük kadın organizasyonunu şuurlandırarak teşkilatlandırmıştır. Okuma yazması olmayanla yüksek tahsillisini, doğulu ile batılısını, zengin ile fakirini, yaşlısı ile gencini aynı safta buluşturdu.Bendenizde Refah Partisi kadın kollarında kuruluşundan itibaren görev aldım. Fazilet partisi İstanbul il kadın kolları başkanlığı, Anadolu Gençlik Derneği Hanım Komisyonu başkanlığı görevini yürüttüm, halen Saadet Partisi İstanbul İlkadın Kolları Başkan danışmanı olarak görevime devam ediyorum
Aslına bakarsanız 1973 yılında Babamın Milli Selamet Partisinden Konya Belediye başkanlığına aday gösterilmesi ile aktif siyaset alanına girmiş olduk.
Milletimizin aslına özüne dönmesi için “şöyle yapılmalı, böyle olmalı”diye haykıran ,ya kürsülerden hitap etmeyi ya da yazıya dökmeyi görev addeden reaksiyoner hareketler vardı 70 li yıllarda. Siyaset arenasında öyle bir aksiyoner hareket ve o hareketin kuvveden fiile geçen bir lideri belirdi ki tarihin seyri değişti.
Örneğin; 1974 yılına kadar Rum mezalimi ile karşı karşıya bırakılmış Müslüman Türklerin yaşadığı Kıbrıs; MSP'nin Hükümet ortağı olduğu bir dönemde Başbakan Yardımcısı olan liderimiz Erbakan'ın girişimleriyle gerçekleştirilen “Barış Harekatı” sonucu huzura kavuşmuştu. Yaşadığım güzel bir gelişmede lise yıllarımda beden salonumuzun yarısı paravanla bölünerek namaz için tahsis edilmişti,meğer ne çok kişi namaz kılıyormuşuz..Babama sevinçle anlatırken yine Erbakan hocamızın girişimi ile Milli Eğitim Bakanlığı'ndan okullara Genelge gönderildiğini öğrendim.Bir de İsrail'in Kudüs'ü başkent ilan ettiği günlerde Konya'da gerçekleştirilen “Büyük Kudüs” mitingine ve hiç bitmeyecek sandığım insan seline bizzat şahit oldum.Dönemin Hukümetinin İsrail'e karşı kayıtsız kalmasına karşın Meciste bulunan MSP'nin 21 vekilinin girişimi ile Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen gensoru ile bakanlıktan düşürülmüştü.
Saadet'ten milletvekili adayısınız. Adaylığınız hususunda bir değerlendirme yapar mısınız?
Teşkilat kademelerimizde gerçekleştirilen temayül yoklaması sonucu oluşan talep üzerine İstanbul 2. Bölgeden aday gösterilmiş olduk. Yerel ve genel seçimlerde bazında beş sefer adaylık vazifesi yaptık. Ülkemizde, İslami hassasiyetleri olan camia ağır bir imtihandan geçiyor ideallerin yerini ihtiraslar almış durumda. Biz büyüklerimizden fırsatçılıktan kaçınmayı, ne pahasına olsun her daim hakkın peşinden gitmeyi öğrendik bizde çocuklarımıza bunu öğütlüyoruz.
İlk başörtülü aday Fazilet Partisi döneminde Sayın Merve Kavakçı ile gündeme geldi. Malum süreçler yaşandı. Milli Görüş hareketi açısından ve bu gün gelinen nokta itibari ile bu nasıl bir sonuç meydana getirdi sizce?
Sayın Merve Kavakçı'nın aday gösterildiği seçimde arazi çalışmalarını birlikte yürüttük,büyük bir mücadele verildi ve ağır bedeller ödendi.
Gelinen noktada “kılık kıyafet serbestîsinin yasal teminat altına alınamaması” gibi bir durum söz konusu. AKP iktidarının başörtülü olduğu için eğitimini yarıda bırakan,öğrenim hakkı gasbedilen öğrenciler için gerçekleştirdiği ilk icraatını hatırlayın neydi? “Başını aç gel affı” düzenlemek. Bir ümitle bekledikleri özgürlük gerçekleşmediği gibi bu uygulama sonucu aftan yararlanarak başını açmak zorunda bırakılan kardeşlerimiz oldu. AKP iktidarı 28 Şubat süreci ile başlayan başörtüsü zulmünü iki dönem görmezden geldi. Avrupa Parlamentosu 13.02.2007 tarihinde “Türkiye'de sosyal, ekonomik ve politik hayatta kadınların rolüne ilişkin Avrupa Parlamentosu Önergesinde giyim ayrımcılığının, iş yaşamında mağduriyetlere yol açtığını tespit etmiştir. Ancak AKP hükümeti yine AB uyum yasaları, İkiz Yasaların gereği olan Türk Ceza Kanunu ile 2005 yılı Haziranında zinayı serbest bırakmıştır. Oysa zorbalıkla, yönetmeliklerle uygulanan başörtüsü yasağını 2014 yılına kadar ele almamıştır. Seçimlerde kullanabildiği kadar kullanmıştır. Yazık ki siyasi iktidar, CEDAW Komitesi'nin emrettiği en son tarihe kadar bu keyfi yasağa el atmamış, 2014 yılında yeni yasaklarla birlikte yasağı yasallaştırmıştır. Yani yasağa açık kapı bırakarak, başörtüsü kamu kurum ve kuruluşlarında serbesttir, ancak “ asker, polis ve hâkimler ise kendi “yönetmeliklerine” bağlıdır,” diyerek serbestliği yasaklarla harmanlamıştır.
11 aylık Refahyol Hükumeti döneminde Adalet Bakanlığımızın “başörtülü avukatlara yasak getiren 23.11.1994 tarihli genelge'nin kaldırıldığına dair 19.11.1996 tarihli bir genelge” yayınlandığınıda burada hatırlatmak isterim. Saadet iktidarında kılık kıyafet özgürlüğü yasal teminat altına alınacaktır.
Şayet meclise girerseniz nasıl bir proje hazırladınız?
Bu sorunuzun cevabına bir tesbitle başlamak isterim.“Milletlerin Aldatılması” adlı kitabın yazarı Douglas Reed diyor ki; ‘Amerikalıların “kafa tabldotu” üzerinde hiç bir tercih hakları yoktur,önceden tadına bakılır, uygun görülürse, servis yapılır. Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye'deki siyasetide dizayn etme ve algıları yönetme çabalarını gözardı etmemek lazım. Saadet Partisine uygulanan ambargoya rağmen biz adaylar ve tüm teşkilat çalışanları olarak seçmenimize seçim bildirgemizi ve ayrıcalığımızı birebir ulaşarak anlatmaya çalışıyoruz.
İktidar partisi ve diğer tüm partilerden bizi ayıran yön fakımızdır. Bugünkü İktidarın önüne, göreve gelir gelmez üç belge konuldu, bunlardan birincisi İMF'nin ekonomik programı, ekonomide tamamen İMF kontrolünde Derviş Fisher modeli adım adım uygulandı. İkinci Belge Avrupa Birliği belgesi, 2004 yılında Eski Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ve mevcut Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından Avrupa Birliği Anayasası imzalanarak, ülkemizin manevi kültürel genlerini değiştirecek nitelikte 2000 yasa değişikliği yapıldı. Üçüncü belge ise Büyük Ortadoğu Projesi'dir. Amerikan Eski Dış İşleri Bakanı Condalizza Rice, BOP çerçevesinde 22 İslam ülkesinin sınırlarının değişeceğini resmi beyanat olarak açıklamıştı, bu projenin Eş Başkanlığı Türkiye Eski Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a verilmiştir. Bu görev Cumhurbaşkanlığı düzeyinde hala kendilerindedir. Bu üç mesele Saadet Partisi'nin kesin bir şekilde AK Parti'den ve diğer siyasi partilerden ayıran üç temel meseledir. Biz Saadet Partisi olarak, Avrupa Birliği değil İslam Birliği diyoruz ve bunun ilk adımını D-8 ile attık, Saadet iktidarında kuruluş amacına uygun olarak geliştirilecektir. Ekonomide kapitalist liberal ekonomiye eklemlenmek değil, faizsiz adil düzeni kuracağız. Büyük Ortadoğu Projesi bizim iktidarımızda birdaha gündeme gelmemek üzere gündemden kalkacak ve Türkiye öncülüğünde “Yeni Bir Dünya” kurulacaktır. Filistin ve tüm İslam ülkeleri tam bağımsız ve kendi kaynaklarına sahip çıkabilen ülkeler haline gelecektir.
Milli İttifak ile seçimlere giriyorsunuz. Bu konuda teşkilat içerisinde ve halk tabanındaki tepkiler nasıl acaba?
Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi olarak bizler “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır!” ilkesine göre, Saadet Partisi çatısı altında Milli İttifak'ı oluşturduk. Ülkemizin içinde bulunduğu zor koşulları göz önünde bulundurarak, milli menfaatleri her şeyin üzerinde tutarak biraraya geldikTeşkilatlarımız çok çabuk kaynaştı birbirini çok benimsedi.
Siyasi kutuplaşma ve çatışmalardan,gerilim ve anlaşmazlıklardan,kuralsızlık ve hukuk tanımazlıktan nedenli muzdarip olduğunu bizzat dile getiren halkımız ise Milli İttifakın iktidarını dört gözle beklediklerini belirtiyorlar.
Milli İttifak olarak bizim amacımız öncelikle ülkemiz insanının ve yeryüzünde yaşayan bütün insanların mutluluğudur. Biz, bütün insanlığın huzur ve barış içinde yaşamasını istiyoruz.

Asiltürk'ün cevapları da şöyle;
Erbakan Hoca'nın kadınların siyasette aktif olmasında emeği büyük. Siz siyaset ile ne zaman ve nasıl tanıştınız?
Sadece kadınlar değil,milletimizin inançlı evlatlarının siyasi mücadele içerisinde yer almasında Erbakan hocam en önemli görevi üstlenmiştir.Cumhuriyet tarihi boyunca her alanda ezilen,bastırılan inançlı kesime ‘' kendine dayatılanın değil,hakkı olanın mücadelesini ‘' vermeye yönlendirilmiştir.Sadece bu açıdan bile rahmetli Erbakan hocama milletimiz çok şey borçludur.
Kadınlara gelince,evet haklısınız Türkiye'de gerçek manada kadının siyasi alanda yer almasına öncülük etmiş ve her şekilde desteklemiştir.Bana gelince,ben tabiri caiz ise davanın içine doğdum,içinde büyüdüm ve tek duam bu davada ölebilmek.Böyle söylüyorum çünkü şu dava dediğimiz şey öyle başkasının anladığı gibi en ufak bir yenilgide bırakıp kaçmak,şahsi arzuların için çıkarılıp atılacak bir gömlek ya da bu yüce medeniyetinin,batı medeniyeti karşısında yenildiğini kabul edip yanlış yerlere yönelmek değildir.Bu kısa mesafe koşu olmamıştır hiç,bundan sonra da olmayacaktır.Bu bir maratondur,her kilometrede nefesi yetmeyenler terk edip gidebilir.Bu maratonun bittiği anlamına gelmez,koşmayı bırakan için maraton bitmiştir ve o kaybedenlerden olmuştur.Halbuki bu uzun soluklu koşu kıyamete kadar devam edecektir.Aslında bunu dava olarak görmek,o uzun soluklu maratona devam etmektir.İşte bizim,yani bu işi devam ettirenlerin,yılmayanların,vazgeçmeyenlerin dava anlayışı budur.
O minik aklımda kalan çok ağır yüklerden bir ikisini paylaşmak isterim.Şu dava şu mücadele ruhlarda,beyinlerde ve bedenlerde izler bırakarak nasıl buralara gelmiş.
Tarihini hatırlayamayacağım kadar küçüğüm.Hak-İş Sendikasının kurulma emri verilmiş babama hocam tarafından.İl,il gezmek lazım,işçileri organize etmek ve sendikanın alt yapısını oluşturmak için.Ve babam aldığı emir ile yollarda.'' Babam nerde sorusu ‘' anılmaz bizim evde.Çünkü tek cevap var ‘' çok önemli toplantısı var ‘' Toplantısı olduğunu anlamak kolaydı da o yaşta. '' Çok önemli ‘' kısmını anlamak için biraz zaman gerekli bana.
Ve o şehirden,o şehre,oradan öbürüne günlerce gelmedi babam.Bu sırada rahatsızlanmış, ama ‘' görev herşeyden daha önemli tamamlamak '' düşüncesi bu şekilde birkaç gün günün geçmesine sebep olmuş.Babam geldi ama sevinemiyorum.Çünkü mide kanaması sonucu ( artık kaç gündür sürüyorsa ) bedeni halsiz kalmış ve kapının önüne yığılmıştı.Ve uzun süren tedavi süresi…
12 Eylül sabahı… Radyo açık rahmetli babaannem ajans dinliyor.Spiker isimler sayıyor.O isimler içinde onun oğlu,benim ise babam da var.Ben anlamıyorum ne olduğunu ama babaannemin feryadı hiçte iyi şeyler olmadığını kısa sürede anlatıyor bana.'' …… Ali Oğuz,Yasin Hatipoğlu,Ahmet Rasim Hatiboğlu ……. 33 sene ‘' Babaannemin hesabı yaşını 33 ile çarpınca oğlunun cenazesinde bulunamaması,küçücük benim hesabım ise yaşımı 33 ile toplayınca,hayatımdaki biçbir mutluluğumu babam ile paylaşamama korkusu.Okullara başlayacağım babam yok,okullar bitireceğim babam yok,bir yuva kuracağım belki orda da yok …. Sonrasında 8 ay tutukluluk süresi bizim için zor annem için çok zor.
Tutukluluk yıllarında ilkokuldayım.Perşembe iple çektiğimiz gün… O günün içinde baba var çünkü (yani görüş günü ).Annem beni okuldan alıp götürüyor genelde babamı görmeye.Her seferinde annemin muhatap olduğu soru ‘' başötümü getirdin mi ? ‘' getirmişse mesele yok ama unutmuşsa işte o zaman… Annem için zor,çok zor.İkna çabalarına o küçük yüreğimle verdiğim cevap ‘' babam başörtüsü için hapiste yatarken,sen benim onun yanına başımı örtmeden gitmemi nasıl düşünebilirsin ‘' isyanın boyutu,itirazının gerekçesi o kadar büyükki annem ancak susmakla yetinir.
İşte siyasetle tanışmam…
Ondan sonrası uzun hikaye. 44 senelik ömrün yarısından fazlası aktif siyasetin içinde MGV,Refah Partisi,Fazilet Partisi,Saadet Partisi .16 senedir İstanbul İl Kadın Kolları başkanlığı görevim devam etmekte.
SP'den milletvekili adayısınız. Adaylığınız hususunda bir değerlendirme yapar mısınız?
Bu dönem Genel Merkezimiz uygun görmüş ve bu görevi bize verdi.Teşkilat adabımızda ‘' görevi istemezsin,verilince de itiraz edemezsin ‘' ilkesi vardır.Bu ilke gereği bize düşen,verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmektir.Bu çerçevede amacımız mecliste üç beş koltuk kapmak değil,bu millete ‘' istikamet'' vermektir.Tüm adaylarımız bu şuurdadır.Bunun getirdiği yükün farkında olarak azim ve gayretle çalışmaktadır.
İlk başörtülü aday Fazilet Partisi döneminde Sayın Merve Kavakçı ile gündeme geldi. Malum süreçler yaşandı. Milli Görüş hareketi açısından ve bu gün gelinen nokta itibari ile bu nasıl bir sonuç meydana getirdi sizce?
Yaşanan herşey aslında tarihe düşülen bir nottur.Bu milletimiz için çok ağır bir bedel olmuştur.Ama her alanda olduğu gibi başörtüsünün meclisteki mücadeleside yine bize düşmüştür.Bunun en ağır bedelini bir camia olarak ödedik ve Fazilet Partisini şu meşhur demokrasiye kurban verdik.
Başörtüsünün bugünkü geldiği noktayı sakın ola ki kimse,hele de siyasi iktidar sahiplenmeye kalkmasın.Zira eğer bugünkü iktidarın başarısı olsaydı,ilk iktidara geldiği zaman çözerdi.Bu üniversite de başörtüsü mücadelesi veren bizlerin mecliste başörtüsü mücadelesi veren Merve Hanım'ın ve Milli Görüş'ün başarısıdır.
Son yıllarda seçimler halk tabanında daha ziyade AK Parti ve CHP arasında kıyasıya mücadele halinde dönüştü. Buna dair yorumunuz ne olur? sizce bu seçimlerde SP meclise girebilir mi? Şayet meclise girerseniz nasıl bir proje hazırladınız?
Bunu daha çok halkın iktidar ve muhalefet eliyle kutuplaştırılması olarak nitelendiriyorum.İkisininde politikası korku ve gerilim üzerine kurulu.Tabiri caizse birbirinden beslenen iki anlayış.Daha önce bu politikaları halkta karşılık bulmuş olabilir.Ama bu seçimde artık toplumda bu korku politikasının karşılığı yok.Milletimiz kimin ne olduğunu 12 senelik değişmeyen iktidar ve muhalefetle çok iyi gördü.O yüzdendir ki bu seçim bir fark oluşturacak ve Saadet Partisi meclise girecektir.
Plan, projelerimiz hazır. Öyle bir beyannamemiz var ki Türkiye'nin sadece 4 senesi değil 50,100 senesini planlayan 76 milyonun saadetinin anahtarı,1,5 milyar İslam aleminin umudu ve tüm dünya mazlumlarının kurtuluş reçetesidir.Bu açıdan tüm seçmenlerimizin oy kullanmadan Partimizin resmi internet sitesinden bunu dinlemesini rica ediyorum ki geleceğimizi ilgilendiren ‘' 1 oy'' umuzu doğrudan tarafa kullanalım.
Milli İttifak ile seçimlere giriyorsunuz. Bu konuda teşkilat içerisinde ve halk tabanındaki tepkiler nasıl acaba?
İttifakın adını milletimiz koydu ve en kıymet verdiği şeyi ‘' Milli ‘' kavramını bu ittifak'a yakıştırdı.Aslında bu bile tek başına soruya cevap olarak yeter.Bu hem teşkilatlarda,hem tabanda müthiş bir sinerji oluşturdu.Bu vesile ile ilk aşama olan zihinlerdeki baraj yıkılmış oldu.İkinci aşama ise 7 Haziran'daki sandıktaki barajı yıkmak.Arazi de yaptığımız yoğun çalışmalarda gösteriyor ki o da yıkılmış.Geriye kalan tek şey Yaşanabilir Türkiye,Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya projesi için en güçlü şekilde Saadet Partisi kadroları olarak milletimizi temsil etmek.