Esad Coşan-Erbakan çekişmesi tekerrür mü ediyor?

Cemaat-hükümet, buna bağlı olarak Fethullah Gülen-R. Tayyip Erdoğan kavgası akıllara bir şekilde, yaklaşık 25 yıl önceki Mahmut Esad Coşan-Necmettin Erbakan kavgasını getiriyor.

Geçmişteki olayı özetlemeye çalışalım: Milli Görüş hareketinin ilk partileri olan Milli Nizam Partisi ve Milli Selamet Partisi Nakşibendiliğin en önemli kollarından olan İskender Paşa Dergahı’nın şeyhi Mehmet Zahid Kotku’nun teşvik ve destekleriyle kurulmuştu. Kotku Kasım 1980’de vefat edince yerini damadı Coşan aldı. Süreç içerisinde Refah Partisi (RP) lideri Erbakan, kendisinden 12 yaş küçük Coşan’ın manevi otoritesine tabi olmadı. İslami kesimde siyasi-dini ayrışmasını dayatan Erbakan ve arkadaşları, tüm cemaatleri yalnızca dini ve toplumsal işlevlerle sınırlayıp, siyasi misyonun yalnız kendileri tarafından yerine getirilebileceğini işlediler.

Büyük kopuş

Politikaya bulaşmaktan ürken cemaat otoriteleri başlangıçta bu tutumu anlayışla karşılayıp onayladılar. Fakat zamanla politikanın bütün alanların önüne geçtiğini, otoritelerinin zayıflayıp Erbakan’ın gölgesinde kalmaya başladıklarını fark edince itirazlara başladılar. Bu konuda Coşan hayli öne çıktı. İlk olarak tarikata bağlı İslam Mecmuası gibi yayın organlarında üstü kapalı dillendirilen bu itirazların zamanla Erbakan’a karşı bir isyana dönüştüğü, Coşan’ın 26 Mayıs 1990'da İstanbul'da yaptığı ve kayıtları elden ele dolaşan konuşmada ortaya çıktı. Sonuçta Coşan Milli Görüş’le tüm ilişkisini kopardı ama tarikatın tüm bağlıları onu dinlemedi. (Keşke Hasan Hüseyin Ceylan, Zahid Akman, Zekeriye Kahraman gibi yakın öğrencileri o günleri yazsalar) O da, duyurduğu partiyi kuramadan 28 Şubat sürecinde Avustralya’ya gönüllü sürgüne gitti ve 4 Şubat 2001 günü Sydney yakınlarında bir trafik kazasında hayatını kaybetti.

Benzerlik ve farklılıklar

Cemaat-hükümet kavgasının dershaneler üzerinden alenileşmesiyle birlikte, Gülen ve onun takipçilerine akıbetlerinin Coşan gibi olacağı, yani siyasete karşı yenik düşmelerinin kaçınılmaz olduğu uyarılarını yapanlar oldu. Bu kavgadan kim galip ayrılır bilinmez ama bugünkü Gülen-Erdoğan gerilimiyle dünkü Coşan-Erbakan çatışmasının farklılıklarının benzerliklerinden fazla olduğunu söyleyebiliriz. Şöyle ki:

1) İskender Paşa dergahı başından beri Milli Görüş’ün içinde yer aldı, hatta Kotku döneminde bunu yönlendirdi. Gülen cemaatiyse, Milli Görüş’ün içinde değil dışındaydı. Ona karşı hep mesafeli oldu ve kuşkuyla baktı.

2) Coşan Erbakan’la yollarını RP iktidara gelmeden ayırdı. Gülen ise Erbakan’ın öğrencileriyle yollarını onlar iktidara geldikten sonra birleştirdi, ama bir aşamadan sonra bu ittifak dağıldı. Yani ilkinde bir hareketin, ikincisinde tüm ülkenin iktidarını paylaşma mücadelesi söz konusu.

3) İskender Paşa cemaati siyasete ilgisini hiçbir zaman gizlememiştir. Gülen cemaatiyse, pratikte ne yaşanırsa yaşansın, kendisini hep “siyasetlerüstü” olarak konumlandırmaya çalışmıştır. Bugün bile hükümetle kavganın esas konusunu dershaneymiş gibi gösterme çabası bu perspektifin sonucudur.

4) Erbakan ile Erdoğan arasındaki benzerlik ve farkları tartışmayı şimdilik bir kenara bırakalım; Coşan ile Gülen arasındaki en temel ayrım, birincinin İskender Paşa’yı, şu ya da bu nedenle ülkenin en güçlü ve etkili cemaatlerinden olmaktan çıkarması; Gülen’inse kendi elleriyle yoktan var ettiği bir yapıyı küresel bir harekete dönüştürmeyi becermiş olmasıdır.
Dolayısıyla, yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra tarihin tekerrür edeceğini düşünmek hiç de gerçekçi olmayacaktır.

29.11.2013 Vatan RUŞEN ÇAKIR