“Düşmanınızın silahıyla silahlanınız!” (Hadis-i Şerif)

Osmanlı’nın çöküş dönemlerinde Osmanlı’nın içinde ki azınlıkları kışkırtıp ve onların gizliden gizliye silahlanmasını sağlayan İngilizlere karşı Abdülhamit’in Yıldız Teşkilatı vasıtasıyla kurmuş olduğu İRA yani İrlanda Cumhuriyet Ordusu o dönem de İngilizlerin ciddi manada başına dert açmış ve Osmanlıya çok fazla uğraşmasına fırsat vermemiştir. Fransa Kralının “Gece kraliçeyle yatarken acaba Abdülhamit’in ajanı var mı diye sağımı solumu kontrol ederim” sözü bile Abdülhamit’in ne büyük bir İstihbarat teşkilatına sahip olduğunun bariz bir göstergesidir.

Osmanlı o dönemde bugünkünden çok da farklı bir yapıya sahip değildir. Zira coğrafyanın dört bir tarafında isyan hareketleri başlamış milliyetçilik akımının da etkisiyle ulus devlet hayaliyle ve emperyal devletlerin de el altından desteklemesiyle azınlıklar isyan et(tiril)meye başlamış devletin başı ciddi manada bu işlerle meşgul olmaya başlamıştır. Bunun farkında olan cennet mekân Sultan 2.Abdülhamit Han istihbarat bilgilerini zamanın da toplayıp şer odaklarıyla baş edebilmek için Yıldız Teşkilatını kurmuştu. Bu teşkilat Osmanlıya karşı kurulan komploları zamanında tespit edip ona göre önlem alır ve şer odaklarının emellerine ulaşmasına fırsat vermezdi. Bu şekilde Osmanlı’nın yıkılışını tam 100 yıl geciktirmiştir.

Bugün Türkiye’nin başına gelenler aslında o dönemin sanki bir kopyası. O dönemde de İttihatçılar Osmanlıyı kurtarmak adına birçok âlim ulemanın da desteğiyle Abdülhamit Han’ı makamından etmişler ve Osmanlı’nın başı belalardan kurtulmak bilmemiştir. Günümüzün İttihatçıları ise Erbakan’a ihanet ederek Türkiye’yi içinden çıkılmaz bir hale sokmuşlardır. Güneydoğu da her gün onlarca şehit cenazelerinin sanki bir seramoni şeklinde Türk milletinin önünden geçirtilmesi aciz, basiretsiz ve ne yapmak istediğini tam olarak bilemeyen AKP İktidarının Ârafta kalmasının bir tezahürüdür.

Ortadoğu politikalarında kısmen ABD eksenli politikalardan vazgeçen AKP bunun bedelini halka her gün şehit cenazelerini izlettirerek ödettiriyor. Hem ABD ile aynı kulvarda gezeceksiniz hem de bazı politikalarınız da ABD ile tezat düşeceksiniz bu olacak iş değil. Terörü besleyenlerin Emperyal güçler olduğu bugün Genel Kurmay raporlarına kadar girmiş bir konudur. Bendeniz bizzat hem İlker BAŞBUĞ’UN hem de Yaşar BÜYÜKANIT’IN bizzat kendi ifadeleriyle terörü müttefikimiz olan bazı devletlerin desteklediğine dair beyanlarına şahidim. Hal böyle iken siz bunlarla dans etmeye devam ederseniz bu gibi acı bedelleri ödemeye ve ödettirmeye devam edersiniz.

Peki, ne yapılmalıdır?

1995 Senesinde Refah Partisinin 11 aylık hükümeti döneminde PKK Terör örgütünün organizeli bir tek eylemi söz konusu olmadığı gibi 1 tanede şehit cenazesi söz konusu olmamıştır. O dönemde aklımda ki en önemli soru şuydu: Marksist ve Leninist bir ideolojiye sahip PKK acaba Erbakan’ı mı düşündü ki eylemsizlik kararı aldı? Bu hayatta en son olacak iş hatta hiç olmayacak iş… Peki, PKK bu kararı niçin aldı?

Refah Partisi seçimlerden 1.Parti çıktığı zaman Hoca ilk ziyaretini (Hükümet olmadan) Amerika’ya yapmıştı. Hatta o dönemde Hocayla kimi yazarçizer takımı dalga bile geçmişti: Hoca “Amerika’dan icazet almaya gitti” diye… Oysa Hoca Amerika da ki Müslüman azınlıkların liderleriyle görüşmüştü. Hoca Türkiye ye döndüğünde Ana-Yol Hükümetini Saadet Partisi’nin şuan ki Genel Başkanı Mustafa KAMALAK’IN üstün hukuk bilgisi ve siyaseti sonucu verilen bir Gensoru neticesinde düşürmüştü. Akabinde Refah Partisi bir şekilde Hükümeti kurdu ve Erbakan Başbakan oldu. Hoca’nın yurtdışından gelen ilk ziyaretçisi Nation of Islam (İslam Milleti)’ın lideri Louis Farrakhandı. Bu ziyaretten dolayı Hoca o dönemde çok büyük bir eleştiri almıştı. Amerika’yı karşımıza alıyoruz diyerekten Hoca hedef tahtasına oturtulmuştu. Louis Farrakhan ABD ye döndüğünde ABD tarihinin en büyük mitingi ve yürüyüşü Beyaz Sarayın önünde yapıldı. Teferruata girmeyeceğim CNN muhabiri Mitingde tek kelime ne Türkiye’nin ne de Erbakan’ın esamesi okunmadığı halde “Bu mitingin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanından bağımsız olmadığını düşünüyoruz” açıklaması aslında her şeyi açıklamaya yetiyordu. Açıkça Erbakan Hoca ABD’Yİ teröre verdiği destekten ötürü tehdit etmişti. “Eğer ki PKK ya verdiğin desteğe devam edersen Beyaz Saray’ı senin başına yıkarım” demişti Hoca adeta… İşte Amerika ve İsrail’den aldığı talimatlarla hareket eden PKK bunun üzerine eylemlerine ara vermişti.

Yazımın başında belirttiğim ve sonunda belirttiğim hususlar terörün çözümüdür. Bu coğrafya da terör başka türlü çözülmez çözülemez. Kalkıp Amerika’yla aynı yatağa girip onunla küs durmakla bu sorun çözülmez. Çözüm belli yeniden Milli Görüş politikalarına dönmektir. Ama durun pardon; Sağlıkta bir dünya sorun çözüldü, hııım birde Ahmet VANLIOĞLU’NA bağlı medreselere bir dünya oluk oluk yardım akıyor değil mi?! Şimdi ne gereği var PKK da, ABD de, Erbakan da, Şehit cenazeleri de , Kürdistan da Büyük İsrail’miş bunların bir önemi yok! Sakallı Hüsnülere selam olsun!