Mali’ye yolculuk

27 Aralık tarihinde, Mali’ye ulaştığımızda, bizi havaalanında, Aislam Derneği Müdürü ve Yüksek İslam Konsey üyesi Abdulaziz Yatabari ve Dambe FM radyosunun müdürü Muhammed Bey karşıladı. Sağ olsunlar, kendileri giriş işlemlerinin kolaylaşmasını sağladılar. Şehre girince, öncelikle dinlenmemiz için bizi otelimize yerleştirdiler. Daha sonra, etrafı görmeye için dışarı çıkıp, otelin yakınındaki bir camiye gittik. Öğle namazını kıldık. Camide, Cezayir, 1971 baskılı sadece tek bir Kur’an’ın olduğunu gördük. Yıllarca kullanılmaktan yıpranmış. Kur’an’ın yanında “Delilülhayrat” adlı bir de dua kitabı vardı. (Mali’de okunan Kur’an-ı Kerim Verş kıraatı ve Mağrip hattı ile yazılmıştır) Camiden çıkınca, Emniyet müdürlüğüne gidip vizelerimizi, pasaportumuzu ve iki adet vesikalık resmimizi verdik. Bir sonraki gün, bize bir haftalık ikamet izni verecekler.

Cumartesi günü sabah, pazara çıkıp kurban fiyatlarına baktık. Küçük baş hayvanın fiyatı 80-90 dolar, büyükbaş hayvanın ise en düşüğü 250 dolar civarında. Öğleden sonra Dambe FM müdürü Muhammed Bey ile Aislam Derneği’ne bağlı Dambe FM radyosunu ziyaret ettik. Daha sonra aynı derneğe bağlı camiye gittik. Caminin boş olan misafirhanesinin teşrifatını yaptırdık. Misafirhanede şu anda üç kişi rahatlıkla kalabilir. Oteldeki ikinci geceden sonra, misafirhaneye geçtik
.
Akşam namazından önce İHH adına, Yettabari Hoca tarafından ayarlanan kurbanlıkları gördük ve alımını onayladık. Türkiye’den gönderilen havale geciktiğinden dolayı 210 hisse bedeli olan kurbanların parasını, biz elden ödedik. Akşam mescide döndük ve geçen seneki İHH organizasyonunda İzzet Bey’in tanıştığı İngilizce öğretmeni Hamma Maina Bey’le tanıştık. Böylece, artık bir de rehberimiz olmuştu. Rehberimiz önderliğinde gezimize devam ettik.

Bir okul ziyareti

28 Aralık tarihinde, Aislam Derneği’nin misafirhanesine taşındık. Sonra derneğin okulunu gezdik. Okulda; ilk, orta ve lise sınıflarının yanı sıra bir de meslek lisesi var. İlk ve orta öğretimde din derslerinin yanı sıra, pozitif bilim dersler de veriliyor. Daha sonra öğrenci seçimini yapıp ya normal liseye devam ediyor ya da meslek lisesinde inşaat, elektrik, sekreterlik, bilgisayar, muhasebe, dikiş (kız öğrencileri için) gibi dersleri görüyor. Bilgisayar dersi, tükenmiş eski Pentium1 PC’lerle yapılıyor. Ancak okul idaresi, ikinci el de olsa yeni bilgisayarlar almak için piyasa araştırmasını yapmış ve bir liste hazırlamış. Gördüğüm kadarıyla, burada bilgisayar fiyatları, Türkiye’dekinin iki katı kadar. Daha sonra, okulun muayenehanesine baktık. Acil yardım, muayene odası ve eczanesi var ancak eczanedeki ilaçların birçoğunun son kullanma tarihi geçmiş. Muayenehaneden bütün öğrenciler, öğretmenler ve aileleri, mahalledekiler de istifade edebiliyor.

Meslek okulunun atölyelerinde, tezgah, masa ve elektrik tesisatı hazır ancak cihaz ve araç-gerece ihtiyaç var. Okulun ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda idare elinden geldiğince çaba sarf ediyor. Örneğin, müdür Abdulaziz Yatabari geçen sene Gine’ye gitmiş ve biyoloji uygulamalı dersinde kullanılmak üzere bir hastaneden 5 tane kullanılmış mikroskop almış.
Ziyaret esnasında, okul öğretmenleri ile de sohbet ettik. Çoğu Arap ülkelerinin birinde üniversite bitirmiş. Lise son sınıf öğrencilerine, bir profesör tarafından, arşiv ve el yazmaları konusunda haftalık seminerler veriliyor.

Okuldaki gezimize devam ediyoruz. Şimdi kız meslek sınıfındayız. Orada, öğrenciler tarafından, düz dikiş makineler ile dikilen elbiseleri gördük. Oldukça güzel şeylerdi. Daha sonra müdürün odasına geçtik. Okul hakkında ayrıntılı bilgi alırken, öğrendiğimize göre, okula devlet tarafından yardım edilmediği için, öğrencilerden harç alınıyormuş. Fakat bunun yanı sıra, okulda, fakir ve yetim öğrenciler, ücretsiz eğitim görüyorlarmış. Bir de bizden, yetim çocuklara yardım etmemizi rica etti. Biz de elimizden geleni yaptık.

Daha sonra milletvekili Mustafa Sanogo, bizi ziyarete geldi. Akşam Sosyal Kalkınma Bakanı Cibril Tangara ile görüşmemizi sağladı. Aynı akşam, iş adamı Ahmet Baba Konati’yi ziyaret ettik ve kendisi bize ikramlarda bulundu. Günü, Mali Yüksek İslam Konseyi Başkanı Çerno Hadi Ebubekir ile görüşerek tamamladık.



Cami, şehirdeki hayatın merkezi

29 Aralık günü, bayram hazırlıklarımızı tamamladık. Şehirde temiz bir lokanta aradık. Fakat öğrendiğimize göre, yabancılara hizmet veren lokantalar temiz fakat içkili imiş. Diğerleri ise içkisiz fakat temiz değilmiş. Gerçekten de öyle olduğunu müşahede ettik ve bu durum bizi üzdü. Daha sonra, şehirdeki camileri gezdik. Camilerin durumu çok kötü ama yine de tıka basa dolu. Doğru dürüst Kur’an okuyabilen imam yok. Okunan ezan ve namaz sureleri anlaşılamıyor. İslam kültürü hakkında pek bir şey bilmiyorlar. Maliki, selefi, sufi… Hepsi birarada. Merkezde bir camiye girdik. Oradaki bir adamla tokalaşacakken, birden önümüzde eğildiğini gördük ve bu duruma oldukça şaşırdık. Camilerde tuvalet ve su sıkıntısı var.

Bütün bunlara rağmen cami, şehirdeki hayat merkezi.

Sokaklar ise hayatın her şeyi; yemek sokakta, berber sokakta, tuvalet sokakta… Kadınlar pazara hakimler fakat ne yazık ki tesettür onlar üzerinde hakim değil. Kadın-erkek ilişkileri oldukça rahat fakat laubali değiller.

Ve bayram…

Bayram namazında cami, kadınıyla erkeğiyle tıklım tıklım. Hutbe çok uzun fakat anlamadığımız halde bizlere bile heyecan veriyor… Namazı kıldıktan sonra, Aislam Derneği’nin kurban kesim merkezine intikal ettik. Kurbanları kesip, oradan hızla diğer kesim yerlerine gittik. Bir kısmının kesimine yetiştik, bir kısmının ise dağıtımına…

Öğleden sonra şehrin bayram atmosferini görmek için dolaşmaya çıktık. Yakın bir mahallede “Hilal” isimli bir okula girdik. Burada, eğitimden sorumlu Selim Drame ile sohbet ettik. Mali’de eğitim müfredatının bakanlıkça birleştirildiğini söyledi. Ders kitapları, Eğitim Bakanlığı’ndan alınıp, öğrencilere dağıtılıyormuş ve senenin sonunda tekrar toplanıyormuş. Medreselerde, dersler genellikle Arapça ve Fransızca veriliyor ve İngilizce verildiği de oluyor. Ama ilginçtir, yerli dilde eğitim yok.

Drame’nin anlattığı eğitimle alakalı genel sorunlar yine aynı; yeterli araç ve gerecin olmaması. Ayrıca Drame, pedagojik formasyonunun da yapılamadığını belirtiyor.

Hilal okulundan sonra Grand Mosquée Camii’ne gittik. İmam ve naibi ile tanıştık. Bu kişiler, ülkedeki cami ve cami görevlilerinin prototipini oluşturdular zihinlerimizde. İmam, naibi ve müezzin hiç bir yerden maaş almıyor. Ancak halktan, nikah veya cenaze törenlerinde çok cüzi bir miktar para alınıyor.

Tanıdık yüzler

31 Aralık sabahında, “Horizone College” adlı Türk okuluna gittik. Orada kurban kesimleri devam ediyordu. Okulun müdürü Salih Bey ve arkadaşları ailece okulun lojmanında kalıyorlar. Bu kişilerle, gelecek yıllarda kurban programını beraber organize etmemiz noktasında görüş birliğine vardık. Çünkü böylece, ortak adreslerin tespit edilip, daha az paraya daha çok kurban alınıp, daha çok insana ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Bu okulda, oldukça yüksek kalitede eğitim veriliyor. Ayrıca, bu okulda gelecek vadeden, yüksek kapasiteli öğrencilere eğitim sunuluyor. Eğitim, aynı anda üç dille (Türkçe, Fransızca ve İngilizce) yapılıyor. Buradan, ileride Türkçe bilen Malililerin çoğalacağı sonucuna ulaşıyoruz. Bu okulda bir öğrencinin eğitimi için gerekli olan tutar yaklaşık 1000 dolar.

Okul ziyaretimizi tamamladıktan sonra, değerli işadamı Ahmed Baba bizi evine davet etti. İkramda bulundu ve sohbet ettik.

Bakir ve herkese açık bir alan

Ahmed Baba’nın evinden, dün gittiğimiz Grand Mosquée Camii’ne tekrar gittik. İmamdan, gitmek istediğimiz tekkenin adresini alıp, tekkeyi ziyaret ettik. Ticanî tarikatının bir kolu olan Hamevi tarikat şeyhinin kendisi seyahate çıktığından, onun vekili olan oğlu Şerif Ahmed bin Ahmed ile görüştük. Genç hoca, bize dini eğitimini İran’da aldığını ve babası Sünni-Maliki olmasına rağmen, kendisinin Şii olduğunu söyledi. Şerif Ahmed, Müslümanların birliğine vurgu yaparak, diğer mezhep ve meşreplere mensup olanlarla iyi anlaştığını ve Rafizi olmadığını ifade etti. Ayrıca Şeyh, babasını övdükten sonra Batınilik doktrinini anlatarak, normalde Müslümanlara haram olan şeylerin kendilerine helal olabileceğine değindi. Bundan çıkardığımız sonuç şu ki; Afrika ve özellikle Mali, sahasındaki özgürlüklerden dolayı bakir ve herkese açık bir alan.
Bayramı kutladığımız günün akşamında, yılbaşı kutlamalarına şahit olduk. Yılbaşını kalabalık bir kitle, sabaha kadar, düzenlenen bazı eğlenceler eşliğinde kutladı.

“Kardeş” değil; “Arkadaş”

Bugün 1 Ocak… Şehrin merkezini, İngilizce öğretmeni Hamma Maina ile gezdik. Yılbaşı münasebetiyle kepenklerin çoğu kapalı. Fakat sokaklar hala kıpır kıpır. Tabiplik ve büyüde kullanılan birtakım hayvan derisi, eti, kemiği ve tüyü tezgahlarda satılıyor. Bu ilginç hali, görüntülemek istedik. Fakat bunun karşılığında, para talep edilince vazgeçtik. Mali halkı genelde beyaz tenli insan görünce, eğer üzerinde de entari varsa, onunla Arapça konuşmaya çalışıyor, eğer üzerinde gömlek ve pantolon varsa, onu gayrimüslim sanıp Fransızca konuşuyor. Sokaktaki bir çocuğa “Yerli dilinizde “kardeş” kelimesi nedir?” diye sorduk. Çocuk bize, “kardeş” yerine, “arkadaş” kelimesinin anlamını söyledi. Daha sonra öğrendik ki, bu çocuk bizi kardeş değil, arkadaş olarak gördüğünden, bu kelimeyi söylemiş.

Altın üretilen ülkenin insanları aç!

Öğleden sonra Yatabari, bizi fahri Türk konsolosunun ofisine götürdü ve burada bize ülkenin ekonomik durumunu anlattılar. Mali, altın üretiminde dünyanın üçüncü ülkesi. Fakat altın üreten bu ülkede insanlar aç! Fahri Türk konsolosu, Türkiye’nin altın üretiminde ve ayrıca gıda, inşaat ve tekstil gibi diğer alanlarda Mali’yle ortak çalışabileceğini vurguladı.
Bugün Mali ziyaretimizin son günü. Bu son günde, İHH’nın kurban programında partner kurum olan Aislam Derneği Başkanı Abdulaziz Yatebari ile programın masraflarını hesapladık. Gerekli belgeleri aldık ve bu şekilde programımız sona erdi. Mali’den, Türkiye’ye dönerken, aklımızda, “kardeş”, “arkadaş”, “açlık”, “altın” gibi kelimeler dönüp duruyordu.

Lokman Özkara – Mehmet Çakar – İbrahim Bouazi
zehra tarafından 01 Aralık 2011 tarihinde gönderildi



27 Aralık tarihinde, Mali’ye ulaştığımızda, bizi havaalanında, Aislam Derneği Müdürü ve Yüksek İslam Konsey üyesi Abdulaziz Yatabari ve Dambe FM radyosunun müdürü Muhammed Bey karşıladı. Sağ olsunlar, kendileri giriş işlemlerinin kolaylaşmasını sağladılar. Şehre girince, öncelikle dinlenmemiz için bizi otelimize yerleştirdiler. Daha sonra, etrafı görmeye için dışarı çıkıp, otelin yakınındaki bir camiye gittik. Öğle namazını kıldık. Camide, Cezayir, 1971 baskılı sadece tek bir Kur’an’ın olduğunu gördük. Yıllarca kullanılmaktan yıpranmış. Kur’an’ın yanında “Delilülhayrat” adlı bir de dua kitabı vardı. (Mali’de okunan Kur’an-ı Kerim Verş kıraatı ve Mağrip hattı ile yazılmıştır) Camiden çıkınca, Emniyet müdürlüğüne gidip vizelerimizi, pasaportumuzu ve iki adet vesikalık resmimizi verdik. Bir sonraki gün, bize bir haftalık ikamet izni verecekler.
Cumartesi günü sabah, pazara çıkıp kurban fiyatlarına baktık. Küçük baş hayvanın fiyatı 80-90 dolar, büyükbaş hayvanın ise en düşüğü 250 dolar civarında. Öğleden sonra Dambe FM müdürü Muhammed Bey ile Aislam Derneği’ne bağlı Dambe FM radyosunu ziyaret ettik. Daha sonra aynı derneğe bağlı camiye gittik. Caminin boş olan misafirhanesinin teşrifatını yaptırdık. Misafirhanede şu anda üç kişi rahatlıkla kalabilir. Oteldeki ikinci geceden sonra, misafirhaneye geçtik.
Akşam namazından önce İHH adına, Yettabari Hoca tarafından ayarlanan kurbanlıkları gördük ve alımını onayladık. Türkiye’den gönderilen havale geciktiğinden dolayı 210 hisse bedeli olan kurbanların parasını, biz elden ödedik. Akşam mescide döndük ve geçen seneki İHH organizasyonunda İzzet Bey’in tanıştığı İngilizce öğretmeni Hamma Maina Bey’le tanıştık. Böylece, artık bir de rehberimiz olmuştu. Rehberimiz önderliğinde gezimize devam ettik.
Bir okul ziyareti
28 Aralık tarihinde, Aislam Derneği’nin misafirhanesine taşındık. Sonra derneğin okulunu gezdik. Okulda; ilk, orta ve lise sınıflarının yanı sıra bir de meslek lisesi var. İlk ve orta öğretimde din derslerinin yanı sıra, pozitif bilim dersler de veriliyor. Daha sonra öğrenci seçimini yapıp ya normal liseye devam ediyor ya da meslek lisesinde inşaat, elektrik, sekreterlik, bilgisayar, muhasebe, dikiş (kız öğrencileri için) gibi dersleri görüyor. Bilgisayar dersi, tükenmiş eski Pentium1 PC’lerle yapılıyor. Ancak okul idaresi, ikinci el de olsa yeni bilgisayarlar almak için piyasa araştırmasını yapmış ve bir liste hazırlamış. Gördüğüm kadarıyla, burada bilgisayar fiyatları, Türkiye’dekinin iki katı kadar. Daha sonra, okulun muayenehanesine baktık. Acil yardım, muayene odası ve eczanesi var ancak eczanedeki ilaçların birçoğunun son kullanma tarihi geçmiş. Muayenehaneden bütün öğrenciler, öğretmenler ve aileleri, mahalledekiler de istifade edebiliyor. Meslek okulunun atölyelerinde, tezgah, masa ve elektrik tesisatı hazır ancak cihaz ve araç-gerece ihtiyaç var. Okulun ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda idare elinden geldiğince çaba sarf ediyor. Örneğin, müdür Abdulaziz Yatabari geçen sene Gine’ye gitmiş ve biyoloji uygulamalı dersinde kullanılmak üzere bir hastaneden 5 tane kullanılmış mikroskop almış.
Ziyaret esnasında, okul öğretmenleri ile de sohbet ettik. Çoğu Arap ülkelerinin birinde üniversite bitirmiş. Lise son sınıf öğrencilerine, bir profesör tarafından, arşiv ve el yazmaları konusunda haftalık seminerler veriliyor.
Okuldaki gezimize devam ediyoruz. Şimdi kız meslek sınıfındayız. Orada, öğrenciler tarafından, düz dikiş makineler ile dikilen elbiseleri gördük. Oldukça güzel şeylerdi. Daha sonra müdürün odasına geçtik. Okul hakkında ayrıntılı bilgi alırken, öğrendiğimize göre, okula devlet tarafından yardım edilmediği için, öğrencilerden harç alınıyormuş. Fakat bunun yanı sıra, okulda, fakir ve yetim öğrenciler, ücretsiz eğitim görüyorlarmış. Bir de bizden, yetim çocuklara yardım etmemizi rica etti. Biz de elimizden geleni yaptık.
Daha sonra milletvekili Mustafa Sanogo, bizi ziyarete geldi. Akşam Sosyal Kalkınma Bakanı Cibril Tangara ile görüşmemizi sağladı. Aynı akşam, iş adamı Ahmet Baba Konati’yi ziyaret ettik ve kendisi bize ikramlarda bulundu. Günü, Mali Yüksek İslam Konseyi Başkanı Çerno Hadi Ebubekir ile görüşerek tamamladık.
Cami, şehirdeki hayatın merkezi
29 Aralık günü, bayram hazırlıklarımızı tamamladık. Şehirde temiz bir lokanta aradık. Fakat öğrendiğimize göre, yabancılara hizmet veren lokantalar temiz fakat içkili imiş. Diğerleri ise içkisiz fakat temiz değilmiş. Gerçekten de öyle olduğunu müşahede ettik ve bu durum bizi üzdü. Daha sonra, şehirdeki camileri gezdik. Camilerin durumu çok kötü ama yine de tıka basa dolu. Doğru dürüst Kur’an okuyabilen imam yok. Okunan ezan ve namaz sureleri anlaşılamıyor. İslam kültürü hakkında pek bir şey bilmiyorlar. Maliki, selefi, sufi… Hepsi birarada. Merkezde bir camiye girdik. Oradaki bir adamla tokalaşacakken, birden önümüzde eğildiğini gördük ve bu duruma oldukça şaşırdık. Camilerde tuvalet ve su sıkıntısı var. Bütün bunlara rağmen cami, şehirdeki hayat merkezi.
Sokaklar ise hayatın her şeyi; yemek sokakta, berber sokakta, tuvalet sokakta… Kadınlar pazara hakimler fakat ne yazık ki tesettür onlar üzerinde hakim değil. Kadın-erkek ilişkileri oldukça rahat fakat laubali değiller.
Ve bayram…
Bayram namazında cami, kadınıyla erkeğiyle tıklım tıklım. Hutbe çok uzun fakat anlamadığımız halde bizlere bile heyecan veriyor… Namazı kıldıktan sonra, Aislam Derneği’nin kurban kesim merkezine intikal ettik. Kurbanları kesip, oradan hızla diğer kesim yerlerine gittik. Bir kısmının kesimine yetiştik, bir kısmının ise dağıtımına…
Öğleden sonra şehrin bayram atmosferini görmek için dolaşmaya çıktık. Yakın bir mahallede “Hilal” isimli bir okula girdik. Burada, eğitimden sorumlu Selim Drame ile sohbet ettik. Mali’de eğitim müfredatının bakanlıkça birleştirildiğini söyledi. Ders kitapları, Eğitim Bakanlığı’ndan alınıp, öğrencilere dağıtılıyormuş ve senenin sonunda tekrar toplanıyormuş. Medreselerde, dersler genellikle Arapça ve Fransızca veriliyor ve İngilizce verildiği de oluyor. Ama ilginçtir, yerli dilde eğitim yok. Drame’nin anlattığı eğitimle alakalı genel sorunlar yine aynı; yeterli araç ve gerecin olmaması. Ayrıca Drame, pedagojik formasyonunun da yapılamadığını belirtiyor.
Hilal okulundan sonra Grand Mosquée Camii’ne gittik. İmam ve naibi ile tanıştık. Bu kişiler, ülkedeki cami ve cami görevlilerinin prototipini oluşturdular zihinlerimizde. İmam, naibi ve müezzin hiç bir yerden maaş almıyor. Ancak halktan, nikah veya cenaze törenlerinde çok cüzi bir miktar para alınıyor.
Tanıdık yüzler
31 Aralık sabahında, “Horizone College” adlı Türk okuluna gittik. Orada kurban kesimleri devam ediyordu. Okulun müdürü Salih Bey ve arkadaşları ailece okulun lojmanında kalıyorlar. Bu kişilerle, gelecek yıllarda kurban programını beraber organize etmemiz noktasında görüş birliğine vardık. Çünkü böylece, ortak adreslerin tespit edilip, daha az paraya daha çok kurban alınıp, daha çok insana ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Bu okulda, oldukça yüksek kalitede eğitim veriliyor. Ayrıca, bu okulda gelecek vadeden, yüksek kapasiteli öğrencilere eğitim sunuluyor. Eğitim, aynı anda üç dille (Türkçe, Fransızca ve İngilizce) yapılıyor. Buradan, ileride Türkçe bilen Malililerin çoğalacağı sonucuna ulaşıyoruz. Bu okulda bir öğrencinin eğitimi için gerekli olan tutar yaklaşık 1000 dolar.
Okul ziyaretimizi tamamladıktan sonra, değerli işadamı Ahmed Baba bizi evine davet etti. İkramda bulundu ve sohbet ettik.
Bakir ve herkese açık bir alan
Ahmed Baba’nın evinden, dün gittiğimiz Grand Mosquée Camii’ne tekrar gittik. İmamdan, gitmek istediğimiz tekkenin adresini alıp, tekkeyi ziyaret ettik. Ticanî tarikatının bir kolu olan Hamevi tarikat şeyhinin kendisi seyahate çıktığından, onun vekili olan oğlu Şerif Ahmed bin Ahmed ile görüştük. Genç hoca, bize dini eğitimini İran’da aldığını ve babası Sünni-Maliki olmasına rağmen, kendisinin Şii olduğunu söyledi. Şerif Ahmed, Müslümanların birliğine vurgu yaparak, diğer mezhep ve meşreplere mensup olanlarla iyi anlaştığını ve Rafizi olmadığını ifade etti. Ayrıca Şeyh, babasını övdükten sonra Batınilik doktrinini anlatarak, normalde Müslümanlara haram olan şeylerin kendilerine helal olabileceğine değindi. Bundan çıkardığımız sonuç şu ki; Afrika ve özellikle Mali, sahasındaki özgürlüklerden dolayı bakir ve herkese açık bir alan.
Bayramı kutladığımız günün akşamında, yılbaşı kutlamalarına şahit olduk. Yılbaşını kalabalık bir kitle, sabaha kadar, düzenlenen bazı eğlenceler eşliğinde kutladı.
“Kardeş” değil; “Arkadaş”
Bugün 1 Ocak… Şehrin merkezini, İngilizce öğretmeni Hamma Maina ile gezdik. Yılbaşı münasebetiyle kepenklerin çoğu kapalı. Fakat sokaklar hala kıpır kıpır. Tabiplik ve büyüde kullanılan birtakım hayvan derisi, eti, kemiği ve tüyü tezgahlarda satılıyor. Bu ilginç hali, görüntülemek istedik. Fakat bunun karşılığında, para talep edilince vazgeçtik. Mali halkı genelde beyaz tenli insan görünce, eğer üzerinde de entari varsa, onunla Arapça konuşmaya çalışıyor, eğer üzerinde gömlek ve pantolon varsa, onu gayrimüslim sanıp Fransızca konuşuyor. Sokaktaki bir çocuğa “Yerli dilinizde “kardeş” kelimesi nedir?” diye sorduk. Çocuk bize, “kardeş” yerine, “arkadaş” kelimesinin anlamını söyledi. Daha sonra öğrendik ki, bu çocuk bizi kardeş değil, arkadaş olarak gördüğünden, bu kelimeyi söylemiş.
Altın üretilen ülkenin insanları aç!
Öğleden sonra Yatabari, bizi fahri Türk konsolosunun ofisine götürdü ve burada bize ülkenin ekonomik durumunu anlattılar. Mali, altın üretiminde dünyanın üçüncü ülkesi. Fakat altın üreten bu ülkede insanlar aç! Fahri Türk konsolosu, Türkiye’nin altın üretiminde ve ayrıca gıda, inşaat ve tekstil gibi diğer alanlarda Mali’yle ortak çalışabileceğini vurguladı.
Bugün Mali ziyaretimizin son günü. Bu son günde, İHH’nın kurban programında partner kurum olan Aislam Derneği Başkanı Abdulaziz Yatebari ile programın masraflarını hesapladık. Gerekli belgeleri aldık ve bu şekilde programımız sona erdi. Mali’den, Türkiye’ye dönerken, aklımızda, “kardeş”, “arkadaş”, “açlık”, “altın” gibi kelimeler dönüp duruyordu.
Lokman Özkara – Mehmet Çakar – İbrahim Bouazi

zehratarafından01 Aralık 2011tarihinde gönderildi