Totemlere laf yok!
Herhangi bir meselede söyleminizin doğruluğunun Kur’an-ı Kerim’e dayalı olduğunu söylediğinizde “Hangi ayet, kimin meali, görmem lazım.” diyen Müslüman görüntülü insanımız, Tarikatının, Cemaatinin, Partisinin Lideri tarafından söylenilen sözü “işittik itaat ettik” anlayışı ile şeksiz şüphesiz kabul edip itaat eder oldu.
Yaşandığı ve var olduğu iddia edilen taş devirleri, eski, orta, yeni, yakın… Tüm çağların vazgeçilmezidir totemcilik.

Yüzyıllar geçse, insanlar, araçlar, ihtiyaçlar değişse ve gelişse de, malzeme (insan) aynı olduğu totem inancı kıyamete kadar ülke ülke dolaşmaya devam edecek.

Kimi ineğe tapar, kimi paraya, kimi kadına tapar, kimi toprağa, kimi helvaya tapar, kimi hevaya…

Bir zamanlar, Zeus, Tantalos, Ra görüyordu bu görevi. Sonra adı Nemrut oldu, sonra Firavun. Zaman geçti, araçlar ve ihtiyaçlar değişti lakin totem inancının mantığı bir türlü değişmedi.

Asıl kudretin kimde olduğu hususunda akıl kayması yaşayan insanlık, hayatını sürdürebilmek için başkaca yol olmadığı mazeretini de kendine siper ederek Kuvvet ve Kudret sahibinin yanına totemler yakıştırmayı seviyor.

İnancı fark etmiyor.
Hıristiyanlık (bugün artık hurafe değeri taşıyan) olsun, Musevilik olsun, isterse (Allah katında tek din olan) İslam dinine inanıyor olsun hiç fark etmiyor.

Dünya nimetleri efsunuyla kendisine çektiğinde; müslüman da olsa Rabbini rafa kaldırıp ihtiyaç olduğunda kullanılacak bir joker olarak kenarda tutmayı tercih ediyor insan.

Rızık artık Allah’tan değil (haşa) falanca kurumdan, falanca işverenden, filanca siyasi veya dini kişiliğe sorgusuz sualsiz itaatten geçer oldu!

Beş vakit namazlarda dile getirenlerin “Yalnız Allah korkusu”, ABD, küresel güçler, çukur devlet ve benzerleriyle yer değiştirir oldu.

Herhangi bir meselede söyleminizin doğruluğunun Kur’an-ı Kerim’e dayalı olduğunu söylediğinizde “Hangi ayet, kimin meali, görmem lazım.” diyen Müslüman görüntülü insanımız, Tarikatının, Cemaatinin, Partisinin Lideri tarafından söylenilen sözü “işittik itaat ettik” anlayışı ile şeksiz şüphesiz kabul edip itaat eder oldu.

Açık açık elinizde belge ve bilgisi olduğu halde mukaddesata aykırı söz ve filleri olan, müslümanlara zarar veren, her hangi bir Hocaefendi, Parti Lideri veya başkaca bir kisveyle alakalı söz söylediğinizde “Sen ondan daha mı iyi biliyorsun, söylemişse vardır bir hikmeti!” zaviyesinden bakan müslümana yaklaşamıyorsunuz bile!

Totemine öyle sarılmış ki; önüne Hadis-i Şerif değil bütün bir Kur’an’ı getirseniz gözü toteminden başkasını göremiyor maalesef.

Yeri geldiğinde Hadis-i Şerif ve Ayet-i Kerime’yi sorgulayan müslümana, toteminin sözünü sorgulatamıyorsunuz!

“Çapsız, çekemeyen, bir gurup azınlık, fitneci!” veya benzer bir damgayı üzerinize yapıştırıp bir de hiçbir şey olmamışçasına pişkin pişkin yüzünüze bakabiliyor.

Totemleri hüküm sürüyorsa, iktidar, koltuk, ikbal sahibiyse eğer totemi ve kendisi de konumu - çapı kadar nemalanıyorsa bu durumdan, size öyle bir bakış çatıyor ki; “sen ne konuşuyorsun! Haddini bil! Küçük dağları benim totemim yarattı!” dercesine tepenize çıkıyor adeta.

Kafalar yamulmuş bir kere!

Zihinler iğfal edilmiş.

Totemler isim ve renk değiştirerek her dönemde baş tacı edilmiş ve edilmeye de devam edecek.

İnsanoğlu, kafasındaki yamuğun dikine gitmeye devam etikçe, totemler daha da bir semizleşecek, daha da bir hırslanacak.

Söyledikleri her bir söz “ayet” hükmünde kabul edilip “şüphesiz” iman edilip tasdiki ve itaati için ne gerekiyorsa yapılacak.

Totemlerin dansı yüzyıllardır devam ediyor.

Yoldan sapıyoruz, sapıtıyoruz maalesef.

Nasihate, ikaza da kapalıyız artık.

Yazımızı Merhume Safiye Erol’un (her okuduğumda ayrı bir havaya girdiğim) “Çölde biten rahmet ağacı” adlı kitabından bir notla bitirmiş olayım

"Dikkat edilirse cemiyetlerde olduğu kadar ferdi hayatlarda da daima bir yoldan şaşma, yolu bulma macerası vardır.
Anne bana terbiyesi, hoca telkini, bir ermişin nazarı.
Yangınımızı söndürür, ayarımızı düzeltir.
Bizi omuzlarımızdan kavrar, adımımızı selamet yönüne çevirir…

Dünya serapları bizi efsunla kendine çektiği zamanlar, pınar başına dönüş yolunu kaybedecek kadar uzağa gitmeyelim."




C.Nihat TOPÇU

11 Ekim 2011
http://www.haberalemi.net/Y3054_688_...e-laf-yok.html