+ Konuyu Yanıtla
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor

Konu: KILIÇDAROĞLU Milli Görüşcü mü olacak ?

  1. #1
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5

    KILIÇDAROĞLU Milli Görüşcü mü olacak ?

    KILIÇDAROĞLU Milli Görüşcü mü olacak ?

    CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU ardarda iki gün bir Milli Görüşcü gibi konuştu.

    Adeta Kılıçdaroğlu Milli Görüşcü mü ? sorusunu akıllara getirdi. Elbette bırakın Milli Görüşcü olmayı inanmış bir insan bile değil belkide.

    İmanlı bir insan olduğuna şahitlik edebilsek tövbe edip Milli Görüşcü olmaya niyetli olduğunu bile söyleyebiliriz.

    Ancak görünen o ki KILIÇDAROĞLU ya Milli Görüşcü bir danışmana sahip yada her sabah aksatmadan Milli Gazete'yi okuyor.

    Hani okunan şu metnin altına neredeyse Prof.Dr.Necmettin ERBAKAN yazsanız doğru olur. Bu gibi çarpıcı ve gerçekci açıklamaları Milli Görüşcülerin yapmasını beklerken KILIÇDAROĞLU gibi insanların yapıyor olması ise acı bir durum.

    Neden Saadet Partimizin Basın danışmanları üzerine düşen görevlerini yerine getirmez de Genel Başkanımız her hafta bir basın açıklaması ile gündemdeki sorunlara çarpıcı açıklamalar yapmaz ki ?

    Neden saadet partisinin Genel Başkan Yardımcıları her hafta bir ilimizi ziyaret edip il binasında bir basın açıklaması yapmaz.

    Neden AGD Başkanımız ve Gençlik Kolları Başkanımız( Hala atanmamış olması üzücü) gündemle ilgili her hafta bir basın açıklaması yapmaz.

    Neden yapılacak basın açıklamaları ince elenip sık dokunarak gündemle ilgili ve çarpıcı bir açıklama olarak hazırlanmaz.

    Sahi Genel Merkezimizde bir basın danışmanımız var mı ?

    Şimdi CHP Genel Başkanı çıkıp bizim söylememiz gerekenleri dile getirince bari az da olsa utanalım ve kendimize gelelim. İnancımızı ve idealimizi kaybetmiş görüntümüzden kurtulalım.

    Tevfik YAZICILAR
    08 Eylül 2011







    Not: Bu yazımın ardından CHP Genel Başkanı AKP ye vurmak için Milli Görüşe dil uzattı. Derin uykulara dalarak KILIÇDAROĞLU'nun bir Milli Görüşcü gibi yaptığı açıklamaları görmeyen, Başbakanın bu konudaki kıvırmalarına ses çıkarmayan yetkililerimizde Genel Başkanımız adına bir basın açıklaması yaparak KILIÇDAROĞLU'na tepki gösterdi. Keşke bunlara gerek bırakmadan tepkimizi zamanda ortaya koymayı becerebilsek...

    10 Eylül 2011
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  2. #2
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, BM Genel Sektereri'nin onayıyla resmileşen Mavi Marmara Raporu'nun İsrail'in hak tanımaz ve hukuk dışı tutumlarını meşrulaştırmaktan başka amacı olmadığını söyledi.

    Kılıçdaroğlu, kurtuluş törenlerine katılmak üzere geldiği Aydın'da Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nu ziyaret etti. Aydın Belediyesi'nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Kılıçdaroğlu, "Bu basın toplantısını Ankara'da yapacaktık. Aydın ziyaretimiz kesinleşince burada yapma kararı aldık." dedi.

    Kılıçdaroğlu, İsrail'in ortak insanlık değerlerini ve uluslar arası hukuk kurallarını hiçe sayan menfur Mavi Marmara katliamının üzerinden 15 aylık bir süre geçtiğini hatırlattı. Kılıçdaroğlu, 9 masum sivilin uluslararası sularda katledildiği birçoğunun yaralandığı ve insanlık dışı muameleye maruz kalınan bu saldırının Türk ve dünya kamuoyunun haklı öfkesini çektiğini vurguladı. CHP Genel Başkanı, BM raporunun haksız ve insafsız Gazze Ablukası için İsrail'in arayıp da bulamadığı hukuki ve meşru dayanak olarak İsrail'e adeta hediye edildiğini kaydetti. Türkiye'nin dış politikasını eleştiren Kemal Kılıçdaroğlu, bu olayın başından beri Türkiye'nin devamlı kaybeden taraf olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Türkiye can ve mal kaybetmiştir. Türkiye hukuk mücadelesini kaybetmiştir. Türkiye itibar kaybetmiştir. Türkiye ile beraber Gazze'de kaybetmiştir. İsrail'in Gazze'ye uyguladığı haksız abluka, hükümetin başarısız dış politikası yüzünden zerre kadar zayıflamamış, aksine daha da keskinleşmiştir." açıklamasında bulundu.

    CHP Genel Başkanı, dünya kamuoyunun büyük desteğine rağmen raporun Türkiye'nin ve Gazze'nin aleyhinde çıktığını belirtti. Kılıçdaroğlu, "Bu rapor, dış politika tarihimizin en ağır hezimetlerinden birisidir." diye konuştu.

    Kılıçdaroğlu, Dışişleri Bakanlığı'nın İsrail'e yönelik açıkladığı müeyyideleri "Sözde" buldu. Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: "Sayın Bakan ve Hükümet bu açıklamaların İsrail üzerindeki etkisinden çok Türk kamuoyu üzerindeki etkisiyle meşguldürler. BM Raporu Gazze'ye uygulanan ambargoyu hukukileştirmiş ve meşrulaştırmıştır."

    İSRAİL ÖZÜR DİLESE DE GERÇEK DEĞİŞMEYECEK

    İsrail'in bundan sonra Türkiye'den özür de dilese, tazminat da ödese gerçeğin değişmeyeceğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Sayın Cumhurbaşkanı; 'Bu rapor bizim için yok hükmündedir' diyorlar. Nasıl oluyor bu? Türkiye'nin temsilcisi Sayın Sanberk o komisyonun bir üyesi değil miydi? Ancak Türkiye'nin imzasıyla hukuki bir nitelik kazanmış olan bu rapor, nasıl yok hükmünde olabiliyor? Kaldı ki, yapılan açıklamadan görüldüğü üzere bu rapor Sayın Dışişleri Bakanı için yok hükmünde değildir. Çünkü Sayın Bakan, raporun bir kısım tespitlerini kendi tezlerine referans olarak kullanmış ve raporu meşrulaştırmıştır. Bu bir diplomatik garabettir." diye konuştu.

    Açıklanan müeyyidelerin sembolik değer taşıdığını belirten Kemal Kılıçdaroğlu, ticari müeyyidelere açıklık getirilmesi gerektiğini anlattı. Kılıçdaroğlu, "BM raporun kamuoyuna sızdırılması ile aynı tarihe denk gelen Türkiye'ye füze kalkanı konuşlandırılmasının kabulü arasında bir ilişki var mıdır? Hükümet, füze kalkanı projesine evet derken, BM raporundan haberdar mıydı, değil miydi?." diye sordu.

    Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Gazze'ye gitme hazırlığı için "Gitsin elbette, gitmesin demiyorum. Ama neyi değiştirecek bu gezi. Sayın Başbakan bunu açıklasın." dedi.

    Hükümetin Gazze ablukasını kendi eliyle meşrulaştırdığını anlatan Kılıçdaroğlu, ablukayı delmek için canlarını veren vatandaşların ruhunun incitildiğini dile getirdi. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    "Şayet İsrail'e bir müeyyide uygulanacaksa, hiç bu yola başvurmadan evvel uygulanmalıydı. Dünya kamuoyunun yeterli desteği vardı. Türkiye, İsrail üzerinde fiili bir baskı kurabilir, etkili de olurdu. O zaman İsrail'in eli zayıftı. Şimdi ise İsrail'in eli güçlendirilmiştir. Hem de bizim Hükümetimiz tarafından güçlendirilmiştir."

    PARLAMENTOYA BİLGİ VERİLMİYOR

    Bir hafta önce Suriye'yle savaş noktasına gelen Türkiye'nin, bir hafta sonra İsrail'le aynı noktaya geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, bunun "absürt bir durum, bir garabet" olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, "Bütün bu işler, parlamentoya bilgi verme ihtiyacı duyulmadan yapılmaktadır. Oysa parlamentoya bilgi vermek demokratik bir mecburiyettir." şeklinde konuştu.

    AYDIN (CİHAN) 07-09-2011
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  3. #3
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    KILIÇDAROĞLU HÜKÜMETİN DIŞ POLİTİKASINI ELEŞTİRDİ, BM'NİN MAVİ MARMARA RAPORUNU DEĞERLENDİRDİ: "DIŞ POLİTİKA TARİHİMİZİN EN AĞIR HEZİMETLERİNDEN BİRİSİDİR"

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hükümet'in İsrail politikasını Aydın'da düzenlediği basın toplantısında sert eleştirdi. Kılıçdaroğlu, altı sayfalık metini okuyarak yaptığı açıklamalarda "Siyasi yüzsüzlük", "Diplomatik garabet" ifadelerini kullanırken "komşularla sıfır sorun" anlayışıyla yola çıkan Hükümet'in "elde var sıfır" noktasına geldiğini ileri sürdü, "Dünya kamuoyunun büyük desteğine rağmen Türkiye'nin ve dolayısıyla Gazze'nin aleyhinde çıkan bu rapor, dış politika tarihimizin en ağır hezimetlerinden birisidir" dedi.

    Aydın gezisi sırasında basın toplantısı düzenleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hükümetin dış politiksını eleştiren 6 sayfalık metni okudu. Soru kabul etmeyen Kılıçdaroğlu ağırlığı İsrail'in Mavi Marmara gemisine yaptığı baskınla ilgili BM'nin hazırladığı rapora verdi. İsrail Devleti'nin ortak insanlık değerlerini ve uluslar arası hukuk kurallarını hiçe sayan Mavi Marmara katliamının üzerinden 15 aylık süre geçtiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, 9 masum sivilin uluslar arası sularda katledildiği birçoğunun yaralandığı ve insanlık dışı muameleye maruz kaldığı bu saldırı Türk ve dünya kamuoyunun haklı öfkesini çektiğini anlattı. Kılıçdaroğlu, "Bilindiği üzere Güvenlik Konseyinin çağrısı doğrultusunda Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin konuyla ilgili oluşturduğu Soruşturma Panelinde güya Türkiye de yer almaktaydı. Hal böyleyken öncelikle 1 Eylül 2011 tarihinde basına sızdırılan, daha sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri?nin onayıyla resmileşen "Mavi Marmara Raporunun" İsrailin hak tanımaz ve hukuk dışı tutumlarını meşrulaştırmaktan başka bir amacı olmadığı apaçık görülmektedir. Hükümetin izlediği dış politikanın sonucu olarak haksız ve insafsız Gazze ablukası için İsrailin arayıp da bulamadığı hukuki ve meşru dayanak Birleşmiş Milletler raporu yoluyla İsrail Devletine adeta hediye edilmiştir. Elimizdeki tek gerçek maalesef bundan ibarettir. İnsafsız ve haksız Gazze ablukasını insani nedenlerle reddeden ve bu insanlık dramını, insanlığın ortak acısı olarak gören milletimizi, geldiğimiz bu noktada bir kez daha düşünmeye davet ediyorum" dedi.

    DIŞ POLİTİKA TARİHİMİZİN EN AĞIR HEZİMETLERİNDEN BİRİ

    Kılıçdaroğlu, dış politika tarihinin en ağır hezimetlerinden birinin bu konuda yaşandığını öne sürerek, şunları söyledi: "Geçmişten beri Ortadoğu siyasetinin en önemli aktörü olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sergilediği bu diplomatik kifayetsizliğin nedenlerinin çok iyi tahlil edilmesi gerekmektedir. İsrailin Gazze Ablukasını güya gayrı meşru ve etkisiz kılmaya niyetlenip, üstelik bir de Birleşmiş Milletler marifetiyle bu ablukanın meşruiyetini ve hukukiliğini tescil ettirmekten başka sonuç elde edemeyen bir dış politikaya başarılı denilebilir mi? Bu olayın başından beri Türkiye devamlı kaybeden taraftır. Türkiye can ve mal kaybetmiştir. Türkiye hukuk mücadelesini kaybetmiştir. Türkiye itibar kaybetmiştir. Türkiye ile beraber Gazze de kaybetmiştir. İsrailin Gazzeye uyguladığı haksız abluka, hükümetin başarısız dış politikası yüzünden zerre kadar zayıflamamış, aksine daha da keskinleşmiştir. Dünya kamuoyunun büyük desteğine rağmen Türkiyenin ve dolayısıyla Gazzenin aleyhinde çıkan bu rapor, dış politika tarihimizin en ağır hezimetlerinden birisidir. Sayın Dışişleri Bakanının açıklamaları bu hezimeti halkın gözünden kaçırmaktan başka bir amaca hizmet etmemektedir. Bakanın açıkladığı sözde müeyyidelerin Türk kamuoyunu aldatma dışında hiçbir fonksiyonu yoktur."

    DİPLOMATİK GARABET

    BM Raporu?nun Gazzeye uygulanan ambargoyu hukukileştirip, meşrulaştırdığını önesüren Kılıçdaroğru, "İsrail bundan sonra Türkiyeden özür de dilese, tazminat da ödese bu gerçek değişmeyecektir. İsrail alacağını almıştır. Sayın Cumhurbaşkanı, "Bu rapor bizim için yok hükmündedir?diyorlar." Nasıl oluyor bu? Türkiyenin temsilcisi Sayın Sanberk o komisyonun bir üyesi değil miydi? Ancak Türkiye?nin imzasıyla hukuki bir nitelik kazanmış olan bu rapor, nasıl yok hükmünde olabiliyor? Kaldı ki, yapılan açıklamadan görüldüğü üzere bu rapor Sayın Dışişleri Bakanı için yok hükmünde değildir. Çünkü Sayın Bakan, raporun bir kısım tespitlerini kendi tezlerine referans olarak kullanmış ve raporu meşrulaştırmıştır. Bu bir diplomatik garabettir" dedi.

    CAMBAZA BAK DEMEKTEN BU MİLLET BIKMADI MI?

    Dışişleri Bakanının açıkladığı müeyyidelerin, sembolik bir değer taşıdığını, hükümetin Türkiye-İsrail ticari ilişkilerinde neden en küçük bir müeyyide düşünmediğini açıklamasını isteyen Kılıçdaroğlu "Burada Sayın Dışişleri Bakanının ve hükümetin bir hususa daha açıklık getirmesi gerekmektedir. Bu raporun kamuoyuna sızdırılması ile aynı tarihe denk gelen Türkiyeye füze kalkanı konuşlandırılmasının kabulü arasında bir ilişki var mıdır? Hükümet, füze kalkanı projesine evet derken, BM raporundan haberdar mıydı, değil miydi? Bir yandan İsrail?le askeri işbirliği anlaşmalarının askıya alınacağı ifade ediyorsunuz. Diğer yandan, İsrail?in güvenliğini sağlamaya dönük olduğu baştan deklare edilen füze kalkanı projesine evet diyorsunuz? Neden "Cambaza bak demekten bu millet bıkmadı mı?" Aslında siz açıkça milleti kandırıyorsunuz. İsrailin güvenliğini Türkiye olarak garantiye almış oluyorsunuz. Sayın Başbakanın gündeminde popülizm yapacağı Arap Sokağı diye yeni bir siyasi muhatap oluştu. Arap Sokağı Başbakanın dış politikasının birinci önceliği haline geldi. Arap kardeşlerimizin hissiyatı bizim için önceliklidir. Ama, sokağın öncelikleriyle siyaset yapılamaz. Üzülerek ifade edeyim ki, Sayın Dışişleri Bakan?ı da Başbakanın dümen suyunda gidiyor. Oysa Dışişleri Bakanları itfaiyeci gibidirler. Onlar yangın çıkarmaz, yangını söndürürler. Öyle olması gerekir. Sayın Başbakan şimdi de tutmuş Gazze?ye gitmekten söz ediyor. Gitsin elbette, gitmesin demiyorum. Ama neyi değiştirecek bu gezi. Sayın Başbakan bunu açıklasın. Recep Tayyip Erdoğan hala temel hatasında ısrar ediyor ve sokağa oynuyor. Birleşmiş Milletler Raporuyla Türkiyeye ve Gazzeye yaşattığı hezimeti Gazze sokaklarının coşkusuyla örtmeye çalışacağını umuyor" dedi.

    SİYASİ YÜZSÜZLÜK

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü, "Ben şimdi Sayın Başbakana soruyorum:

    Bu raporu hazırlayan soruşturma panelinin kurulmasını sen istedin mi? İstedin.
    Oraya devletin en kıdemli memurlarından birini temsilci olarak atadın mı? Atadın.
    5 Aralık 2010 tarihinden beri İsraille gizli müzakereler yürütmüyor musun? Yürütüyorsun.
    Bu müzakerelerin sonucu sana aktarılmadı mı? Aktarıldı.
    Böyle bir rapor çıkabileceği konusunda Dışişleri Müsteşarınız sizi uyarmadı mı? Uyardı.
    O zaman ne diye bu raporu kendi elinle, kendi temsilcinle tamamlattırıyorsun? Çekersin temsilcini ve hiç değilse İsrail lehinde bir belgenin oluşumunu engellersin.

    Hükümet kanadından Sayın Sanberk'i suçlayan açıklamalar yapılıyor. Bu bir siyasi yüzsüzlüktür. Sayın Sanberk'i seçen hükümet. Resmen tayin eden hükümet, talimatlandıran ve Dışişleri müsteşarıyla birlikte müzakereye yetkilendiren hükümet ve bizzatihi müzakereleri takip eden Dışişleri Bakanı. Peki kimden şikayet ediyor? Sanberk kendisine ne talimat verildiyse onu yerine getirdi şimdi günah keçisi yapılıyor. Hükümet Gazze ablukasını kendi eliyle meşrulaştırmıştır. O ablukayı delmek için canlarını veren vatandaşlarımızın ruhu incitilmiştir. Peki ne yapılmalıydı? Şayet İsraile bir müeyyide uygulanacaksa hiç bu yola başvurmadan evvel uygulanmalıydı. Dünya kamuoyunun yeterli desteği vardı. Türkiye İsrail üzerinde fiili bir baskı kurabilir etkili de olurdu. O zaman İsrail?in eli zayıftı. Şimdi ise İsrailin eli güçlendirilmiştir. Hem de bizim Hükümetimiz tarafından güçlendirilmiştir. Sayın Başbakan?ın macera arayışları Türkiye?yi bu noktaya getirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde demokrasi bilincinden ve terbiyesinden bu kadar uzak, dış politikayı bu kadar karanlık dehlizlerde yürüten hiçbir şeffaflığı olmayan bir başka hükümet yoktur."

    GÖRMEYECEĞİZ DUYMAYACAĞIZ SESİMİZİ ÇIKARMAYACAĞIZ ÖYLE Mİ

    Kılıçdaroğlu, Hükümetin dış politika konusunda bilgilendirme yapmadığını öne sürerek mecliste bunun hesabını soracaklarını anlattı. Kılıçdaroğlu, "Siz ulusal çıkarlarımızla böylesine acemice oynarken görmeyeceğiz, duymayacağız sesimizi çıkarmayacağız öyle mi? Tam aksine yanlışa yanlış diyeceğiz halkımızı doğru bilgilendireceğiz. Bir hafta önce Suriye ile savaş noktasına gelen Türkiye bir hafta sonra İsrail ile yanı noktaya geldi. Bu absürd bir durumdur. Bir garabettir. Bütün bu işler parlamentoya bilgi verme ihtiyacı duyulmadan yapılmaktadır. Oysa parlamentoya bilgi vermek demokratik bir mecburiyettir. Nasıl oluyor da biz her hafta bir başka ülke ile savaş durumuna geliyoruz. Bunun hesabı verilmeli açıklaması yapılmalıdır. Bize göre Gazze ablukası İsrail Filistin büyük sorununun alt kümelerinden birisidir. Ana sorun çözülmeden ne abluka sorunu çözülebilir ne de İsrailin batı Şeria ve Golandaki haksız işgali sona erdirilebilir. Türkiyenin asıl yapması gereken Ortadoğu?daki sorunların anası olan İsrail Filistin sorununun çözümüne katkıda bulunmak hatta aktif arabulucu olmaktır. Gelinen noktada Türkiye bu imkanı kaybetmiştir. Türkiye?nin dış politikası salt Gazze?ye endekslenemez. Çünkü bu Türkiyeyi bloke eder. Yapıcı bir rol oynamaktan uzaklaştırır ve arabulucu olmaktan çıkarır.

    SIFIR SORUN POLİTİKASI ELDE VAR SIFIR NOKTASINA GELDİ

    CHP lideri, Hükümetin sıfır politika anlayışının elde var sıfıra dönüştüğünü ileri sürerek sözlerini şöyle tamamladı, Oysa Türkiyenin menfaati Filistin meselesinin adil bir çözüme ulaştırılmasıdır. Taraf haline gelen Türkiye?ye ne Gazzenin ne de bölgenin ihtiyacı vardır. AKP Hükümeti?nin popülizm hevesine kurban ettiği Türk dış politikasının geldiği durum hakkında herkesi bir kez daha düşünmeye davet ediyorum. Komşularla sıfır sorun sloganıyla yola çıkan AKP Hükümeti?nin sayesinde Ortadoğu?dan Kafkaslar?a kadar Türkiye?nin sorun yaşamadığı bir ülke hemen hemen kalmadı. Türkiye tıpkı Suriye örneğinde olduğu gibi neredeyse ebedi kardeş ve dost ilan ettiği Başbakan?ın devlet başkanıyla kol kola gezdiği bir ülkeye karşı bir ay içinde savaş imasında bulunabilecek kadar tutarsız bir görüntü vermektedir. AKP?nin Türkiye?yi sözüne güvenilmez sözü dinlenmez ve ne dediği belli olmayan bir ülke konumuna düşürmeye hiç mi hiç hakkı yoktur. AKP?nin komşularla sıfır sorun politikası çok kısa bir süre içinde elde var sıfır politikasına dönüşmüştür. AKP hükümeti bu kafayla giderse Türkiye kaybetmeye devam edecektir.

    Doğan Haber Ajansı 07 - 09- 2011
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  4. #4
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5




    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  5. #5
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    Kılıçdaroğlu: İsrail'in avukatı ben değil Recep Tayyip Erdoğan

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisini İsrail'in avukatlığını yapmakla suçlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a cevap vererek, İsrail'in avukatının kendisi değil Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söyledi.

    İzmir'de Havagazı Fabrikası'nda düzenlenen CHP Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını cevaplandıran Kılıçdaroğlu, hiçbir yerde, hiçbir zaman halkın dışında kimsenin avukatlığını üstlenmediğini belirterek, İsrail'in avukatlığını Başbakan ve Ak Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığını öne sürdü. Kılıçdaoroğlu şöyle konuştu:

    "Soru 1. Amerika'da Yahudi lobisinden üstün hizmet madalyası alan kim? Ben değil, Recep Tayyip Erdoğan. Ben şimdi buradan soruyorum Recep Tayyip Erdoğan'a. Üstün hizmet madalyasını iade edecek misiniz? etmeyecek misiniz? Etmezseniz avukatlığı soyunmuşsunuzdur.

    2. Ben hiç bir zaman hiçbir yerde papaz elbisesi giymedim. Papaz elbisesi gerekirse giyerim diyen Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bunu diyen insan yeri geldiğinde herkesin avukatlığını yapabilir demektir. Türkiye'nin çıkarlarını gözardı eder.

    3. Ben hiçbir zaman BOP Eşbaşkanı olmadım ve bunu da savunmadım. Irak'da binlerce Müslüman kadına tecavüz edilirken ben hiçbir zaman amerikan askerlerine başarılar dilemedim. başarı dileyen Recep Tayyip Erdoğan'dır."

    Kılıçdaroğlu, hem İsrail karşıtlığı gibi bir politika güdüldüğünü, öbür taraftan da füze kalkanını getirip Türkiye'ye konuşlandırılacağını hatırlatarak, füze kalkanının Türkiye'yi korumak için değil, İsrail'i İran'a karşı korumak için konuşlandırılacağını öne sürdü.

    Kılıçdaroğlu, "Açık ve net söylüyorum. Yapılan sadece cambaza bak olayı. Hem İsrail karşıtlığı gibi bir politika güdeceksiniz öbür taraftan da füze kalkanını getirip Türkiye'ye kovuşlandıracaksınız. Avukat kim? Füze kalkanının avukatı kimdir. Hani Türkiye'ye gelmeyecekti bu? Kim için geliyor füze kalkanı? Türkiye'yi korumak için değil herhalde. Kimi korumak için İran'a karşı İsrail'i korumak için. O zaman İsrail'in avukatı kim? Halkı kandırıyorlar, her yerde her ortamda doğruları söylemeye devam ediyoruz. Recep Tayyip Erdoğan kendi halkına doğru bilgi vermiyor. Doğru bilgi vermemekte de kararlı görünüyor. Ama O'nun maskesini de indirmek benim görevim." şeklinde konuştu.


    CİHAN Haber Ajansı 08.09.2011
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  6. #6
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5





    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  7. #7
    Emsal Kaya
    Misafir

    Bir zamanlar

    Rahmetli Erbakan Basbakan ken ortagi hanim icinde imana geliyor diye haberler nesredilmisti. Mehmet Sevket Eygi O hanimin sabatayist oldugunu 15 sene sonra yazdi. Kilicdarogluna icin yazilanlar ise siyasetin insani nerelere cekebilecegini birkez daha göstermis oldu.

+ Konuyu Yanıtla

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may edit your posts
  •