İşgal edilen ülkelerin ortak özelliklerinden biri işgalcilerin yerli işbirlikçiler bulması ve ihanete ortak olacak devletler bulmasıdır. Bugün bilfiil işgal edilen ülkelerin ortak özelliği bu ülkelerde işgali destekleyen güçlerin var olmasıdır. Irak ve Afganistan ve şimdi de Filistin… İsrail Ortadoğu’daki varlığını bölgede bulmakta zorlanmadığı ihanetlere borçludur.

Filistinlilere kimler ihanet etmedi ki;

Bölgede etkinliği yüksek olan Ürdün, Mısır ve Suudi Arabistan başta olmak üzere İsrail’in varoluşuna ciddi bir tepki koymayan ve Filistinli direnişçilere destek olmak şöyle dursun, onların İsrail egemenliğinde yok oluşuna seyirci olan, yardım etmek şöyle dursun yapılan yardımların yerine ulaşmasına engel olan, yaralıların tahliyesine izin vermeyen ve var olan direnişi sona erdirmek için İsrail ile işbirliği yapanlar,

Filistin’in kendi içinde çıkan direniş örgütlerinden olup, İsrail’in masa başı oyunlarının oyuncağı olup silahlarını diğer direniş örgütlerine çeviren, kendi kardeşinin ölümünden iktidar hayalleri görüp işgale ortak olup kendi halkını yok oluşuna destek olanlar,

Türkiye başta olmak üzere İsrail’in kuruluşunda onları ilk tanıyan ülke olmakla övünen, onlarla stratejik ortaklık ve anlaşmalar imzalayıp, İsrail uçaklarının Konya semalarında tatbikat yaparak Filistinlilere atılacak bombaların tatbikatına olanak sağlayan ve yaptıkları modernizasyon anlaşmaları ile İsrail’e milyonlarca dolar gelir sağlayan ülkeler,

Her ulusun bağımsız ve toprak bütünlüğüne saygıyı öngören, insan haklarının ihlallerine tepki gösteren başta batı ülkeleri olmak üzere Filistinlilere yapılanları böyle bir sınıflandırma ve hak içerisinde görmeyerek yapılan zulümleri bir terörist (!) gruba yönelik operasyon sınıflandırması içerisinde görerek insanlığın ölümüne göz yumanlar,

Dünyanın sorunlarına çözüm bulmak amacı ile kurulan bölgesel veya uluslar arası örgütlerin (İslam Konferansı Örgütü, Arap Birliği, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği vb. gibi) egemenlerin söz dairesi dışına çıkmadan, bir adım atmak iradesini göstermeden toplanıp-dağılarak ancak İsrail’e yaptıkları destekleri artıranlar,

Başkasına yapılan bir saldırıyı kendine yapılmış saldırı olarak görmeyerek ırk, bölge ve din farklılığı gözeterek zulümlere sessiz kalan, her türlü iletişim aracı ile artık bütün insanların komşu olma konumuna geldiği dünyada var olanlara göz yuman ve sessiz kalan insanlık alemi,

Kendi medeniyet coğrafyasında bir alternatif üretmeyen, yüzyıldır yapılan zulmü sona erdirecek bir projeksiyona ve şuura sahip olmayan, yaptıkları maddi yardımlar ötesinde bir çözüm getiremeyen ve seyirci olarak sadece bakıp olayların bitmesi ile birlikte olay karşısındaki sorumluluğunu unutup kendi vicdanlarını rahatlatan Müslümanlar,

Filistinliler bu ihanet çemberi içinde varlık savaşı veriyorlar. Son verecek silahları olan bedenleri ile direniş veriyorlar. Bugün bitmeyecek, yarında devam edecek olan. İşgal edilen insanlık coğrafyasında direnecek son bir irade, şuur, el var olana kadar. İhanet içindeki vicdanlar kendilerini haklı gösterecek onlarca delil sunabilirler. Ama hiçbir delil kendi vicdanları dahil hiç kimseyi ikna etmeye yetmeyecektir.

Ve ihanete uğrayanlar ve unutulanlar,
ihanet edenleri ve unutanları asla unutmayacak ve affetmeyecektir!


Cevat Benar 07 Haziran 2009