çok kötü hükümetler geçti bu ülkeden. lanet olasıcalar çok canını yaktılar bu halkın. vergi üstüne vergi üretip insanları canlarından bezdirdiler.

bunun neticesinde halk sürekli bir farklılık arayarak hükümetleri değiştirdi. bu değiştirme süreçlerinin kendisi bile yüklü bir maliyetti. öyle ki delik deşik bütçeler, yarım yamalak bırakılan projeler ve kısacık sürelerde doyurulması gereken hükümet yandaşları hep ciddi bir yük oldular.

öte yandan asıl maliyet ise 60 yıllık çok partili siyasi hayatın kadrolaşma çalışmaları sırasında halkın elinden kaçan kazanım fırsatlarıydı. insanlara ve bu ülkeye gelir getirecek her imkanın siyasilerce engellenmesi neticesinde ortaya çıkan kayıp yıllık olarak en az şu anki milli gelir kadardır.

60 yılda farazi olarak 100 trilyon dolarlık kazanım potansiyeli olan bir ülke 20 trilyon dolar kazanmışsa bu listede çarçur edilen vergilerimizin adı bile okunmaz. ve elbette aradaki 80 trilyon dolarlık kazanım fırsatının yitirilmesinin suçu bize belletilen devlet tanımına kadar dayanır ki o da yol, su, elektriktir.

devlet, ülkenin ve dünyanın kaynaklarına yönelmez; halkın cebine yönelir.
işte bu yaklaşım, bu devletin memurundan vatandaşına kadar herkesin zihnine nakşedilerek bugüne kadar bize tutturulan istikametti.