Bolluk, Bereket, Refah Geliyor…

Ne kadar mutlu, ne kadar heyecanlı olduğumuzu anlatamayız bu günlerde… Herkez biri iki, yarımı tüm ve tüm olanı Millete ulaştırma gayretinde…

Çünkü “O” geldi…
Nur yüzlü bahçıvan İnsanlık köleleştirilirken, mazlumların umutları çalınıp, gençler kimliksizleştirilip, toplum topyekûn felakete giderken, yani araba uçurumdan aşağı gidecekken… Tamda umutların kesileceği zamanda… Tıpkı 41 Yıl önce olduğu gibi ayaklarına demir çarıkları giyip, esen tüm rüzgârları karşısına alarak yürüyüşün en başına geçer… Mirasçısı olduğu şanlı ecdadı hatırlatır bize, Tarık gibi gemileri yakmıştır. Hedefinde her zaman ki gibi “ Yeni bir Dünya” ve tüm İnsanlığın Saadeti vardır.
Duruşunda Eba Eyyüp El Ensari’yi Görürüz… Bu daha da ümit ve azim katar bize. Onun içindir ki, Peygamber vasiyeti İstanbul’da Eba Eyyüp El Ensari’nin Himmetinde onbinlerce kişinin beraberliğinde 3. Şahlanışın temelini atmış Ya Allah demiş ve Seçim Harekâtını başlatmıştır.
Sultan Fatihi görüyoruz “O”nda… Atını denizlere sürüp Vira Bismillah! Demiştir.

Peki, O’nun gelişi bize neyi hatırlatmalıdır? Veya soruyu şöyle değiştirelim… Bir aralar değerli bir büyüğümüzün sorduğu aradaki farkı yani “O”nun farkını açık seçik ortaya çıkaracak ipuçlarını sıralayalım…
Bunlar…

Alalım…
Yapalım…
Satalım…

Bu kelimeler orada yavan duruyor diyebilirsiniz Öyleyse açalım…

O’ndan önce gelenler hep ALALIM dediler. Bu da şöyledir… Efendim Devletimizin tankı, topu, tüfeği, iğnesi, ipliği, “bunu siz dahada açabilirsiniz” eksik dediler. Ha eksik mi? Alalım o zaman! Alalım borçlanalım… Önemli değil ağalar nede olsa bir ödeyen çıkar! Biz Bu günü bir savalımda…

Ve Tohum Toprağa düştü… Toprak bereketini verdi “O” Geldi… Erbakan Geldi… Kollar sıvandı, besmele çekildi… Nasıl Olsa düzelir mantığı yerine, Nasıl Olurda düzelir? Sorusu soruldu. Cevapları çıkarıldı… Kararlar alındı. Ana Slogan YAPALIM oldu.

Kıbrıs Esaretinden kurtarıldı ve O’nun Emri ile (son yüzyılda kazanılan, esaretinden kurtarılan ilk toprak olması dolayısı ile) Bir Fetih gerçekleştirildi.

İmam Hatip Okullarının önü açıldı ve Resmiyet kazandırıldı. Yüzlerce İmam Hatip Okulu Açıldı.

Ağır Sanayi Hamlesi Başlatıldı.

Türkiye’nin dört bir yanında Yüzlerce Tüten Baca ve Devlet Teşebbüsü yapıldı.

Havuz Sistemi kuruldu, Cumhuriyet Tarihinde ilk defa denk bütçe İlanı yapıldı.

D-8 kuruldu ve birçok önemli hamle yapıldı.

O kadar yapılandan demet olarak burada bu kadarı kâfi oluyorsa da, yapılanları yazmak ciltler dolusu ansiklopedi, saymaksa günler alır.

Şimdi can alıcı soruya gelelim. Ya SATALIM Kısmı Ne olacak?

İşte orası hazin… Asıl varken, kaçak adreste ikamet edilirse… Kaçınılmaz gerçekler gelir, bizi bulur.
El Cevap… Biz yapamayız, yaptırmıyorlar. Hatta önümüzde kotalar koyup, bizi buralara getirenler yazmış oldukları iktidarda olma reçetemizde açık şart koyarlar. Ne dersek O olacak.

Peki, ne derler… Takiyye yapacaksın, mış gibi yapacaksın, diyalog meyveleri vereceksin, ruhban okulu açacaksın, AB kapılarında bekletileceksin, Irak’ta Bir Milyon İnsanın vebaline gireceksin (gibi bu yazıda uzatmayacağımız sayfalar dolusu hazin gerçek) üretmeyeceksin, dağıtmayacaksın, borcu borçla kapatacaksın… Bu borçlarını da ülkenin altın bileziklerini haraç meraç babalar gibi satarak ödeyeceksin… Farzı Misal olsun Türk Telekom, Petkim, Poaş, Seydişehir Alüminyum, Medaş, Tümosan v.s gibi birçok KİT zarar ediyor gibi sudan sebeplerle sadece birkaç yıllık kar’ına satılmıştır.

Şimdi… Anlatabilmişizdir herhalde ne için mutlu olduğumuzu!
Ülkemiz, bulunduğumuz coğrafya, tüm mazlum ve mağdur insanlar kurtuluş beklerken… Elbette o Eli, kolu, dili bağlı oturamazdı.
Hiçbir zaman da oturmamıştı zaten. O bütün ömrünü, her anını davasına ve İnsanlığa adamıştı. Onun için her anın hesabı, ulaşılamayan refaha ermeyen her insanın vebali vardı… Yoksa neden dökülecekti ki, hasta yaşlı annesine çöplerden ekmek toplayan Minik kız çocuğunun ardından o kıymetli gözyaşları.
Irak, Afganistan, Bosna, Çeçenistan, Filistin için Neden Hiddetlenecekti…
Neden En olunmaz denilen zamanda, herkezin kafasında soru işaretleri varken “O” gözlerini ufka dikip… İnançla ve azimle “Nasıl geleceğiz, Göreceksiniz…”derdi…

“O” yaşamı boyunca söylediği her sözün farkındaydı… Hep Mücadele etti. Ne söylediyse yaptı…
Hiçbir zaman yanıltmadı…
Şimdi O soruyor… Yıllardır Taklitleri ile vakit geçirilmek zorunda bırakılanlara…

%50 Zamma Varmısınız ?
Yaşanabilir Bir Türkiye kurmaya Varmısınız?
Yeniden Büyük Türkiye’ye Varmısınız?
Yeni bir Dünya’ya Varmısınız ? gibi daha bir çok hatırlatma sorusunu…

Sevinçliyiz; Çünkü Fetih Şöleninde “O”na Filistinli yetkilinin Söylediği gibi “Yeni Osmanlı Geliyor…”
Daralan Yüreklere Ferahlık…

Sevin Ey İnsanlık Selahaddin Geliyor…

Bolluk, Bereket, Refah Geliyor…

Şefkatin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN yeniden geliyor…

Dua ile…

SEVKET UZUN