4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor

Konu: Kadir Gecesi ve İhyası Arşivi-24

  1. #1
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3

    Kadir Gecesi ve İhyası Arşivi-24

    SELAMLARIN EN GÜZELİ SİZİN OLSUN.

    SELAMÜN ALEYKÜM.

    KADİR GECENİZİ KUTLAR ALLAH C.C 'den SİZE , AİLENİZE , MİLLİ GÖRÜŞ CAMİAMIZA , TÜM İSLAM ALEMİNE İKİ CİHAN SAADETİ DİLERİM.

    RABBİMİZ BU GECENİN HÜRMETİNE ;

    MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZE ŞUURLANDIRMAYI NASİP ETSİN.GÜNAHLARIMIZI AFFETSİN.

    MİLLİ GÖRÜŞÜN SIKINTILARINI ÇÖZMEYİ NASİP ETSİN.

    LİDERİMİZ ERBAKAN HOCAMIZA VE TÜM MİLLİ GÖRÜŞCÜLERE YARDIM ETSİN.

    ERBAKAN HOCAMIZA SAĞLIK, AFİYET VE ÖMÜR VERSİN.

    TÜM MİLLİ GÖRÜŞCÜLERİ AHİRETTE PEYGAMBERİMİZ HZ.MUHAMMED (SAV) EFENDİMİZİN SANCAĞI ŞERİFLERİNDE BULUŞTURMAYI NASİP ETSİN.

    BU ARŞİVİ KADİR GECESİ HÜRMETİNE YAPIYORUM.İSTİFADENİZE SUNULUR.

    SELAM VE SAYGILARIMLA

    ALİ BEŞYILDIZ






    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  2. #2
    Ali BEŞYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Yolların kesiştiği Yer
    İletiler
    1,937
    Blogdaki Konular
    3
    MEHMET TALÜ / 19 EKİM 2006

    KADİR GECESİ
    KADİR GECESİ’Nİ NASIL İHYA EDELİM?..
    Elhamdülillâh bir Kadir gecesi’ne daha kavuştuk. Gerçekten hem fert ve hem de ümmet olarak, ALLAH Teâlâ’nın sınırsız afv ü mağfiret, yardım ve bereketinden istifade etmek üzere, bu mübarek geceye erişmenin heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. Kadir gecesi; iman, ibadet ve düşünce bakımından insanın kendisini yenilemesi, geçmişini muhasebe etmesi, geleceğini planlaması ve ümitlerini tazelemesi için önüne konulan büyük bir fırsattır. Binaenaleyh bu fırsatı çok iyi değerlendirmemiz gerekir. Bu mübarek gecede, ALLAH Teâlâ’nın emir ve yasakları doğrultusunda; Hz. Peygamber (S.A.V.)’in tavsiyeleri ışığında ruhumuzun gelişmesi ve olgunlaşması için düşünce ve davranış biçimlerimizi gözden geçirmeliyiz. İçimizdeki manevi duyguların sesine kulak vererek, günahlarımıza tevbe etmeyi, kendimiz, ailemiz, ülkemiz ve bütün Müslümanlar, insanlık için ALLAH Teâlâ’ya dua ve niyazda bulunmayı ihmal etmeyelim.

    Diğer kutlu zamanlar gibi Kadir gecesi de, hayatımızın çok hızlı seyreden akışı içinde geçmişimizi değerlendirerek gafletle geçen günlerimizi sorgulama, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tevbe edip af ve bağışlanma dileme zamanıdır.

    Mükâfatların sınırsız olarak verildiği bu gece, kalplerimizin, duygu ve davranışlarımızın her türlü kötülükten arınması, iyi ve güzel davranışlarımızın çoğalıp kötü davranışlarımızın azalması, dinimiz hakkında sağlıklı ve doğru bilgimizin artması, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklaması için yeni adımlar atma imkanıdır.

    Ramazan Ayı’nın manevi ikliminde bir ay süren feyizli ve yoğun ibadetlerimizin, ruhumuz üzerindeki tesirlerini yakından hissedebilmek, yeni manevi hamlelere ve nefsi mücadelelere hazırlanmak için, bu gece büyük bir fırsattır. Bu nedenle manen bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen, dolayısıyla, yaklaşık 84 yıllık bir insan ömrüne bedel olan bu geceden gerektiği şekilde istifade etmeliyiz. Geçmiş hata, kusur ve günahlarımızdan pişmanlık duyarak bunları bir daha işlememeye söz vermeli, söz ve fiillerimizin Kur’an-ı Kerim ve Sünnete uygun olup olmadığının muhasebesini yapmalıyız. Dargınlık, kırgınlık, kin ve nefretin yerine sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hâkim kılmalıyız. Yetimlerin, kimsesizlerin, fakir ve muhtaçların yüzünü güldürmeli, onlara yardım elimizi uzatmalıyız.

    Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı bu gecenin, biz müslümanlar nazarındaki yüce kıymeti de hiç şüphe yok ki sonsuzdur. Binaenaleyh bu mübarek gecede, Kur’an-ı Kerim’in inmeye başlamasıyla insanlığı küfürden imana, dalâletten hidayete, cehaletten ilme, zulmetten nura, düşmanlıktan kardeşliğe götüren en büyük dünya inkılabının vuku bulduğunu düşünerek, bu geceyi huzur ve huşu içerisinde ihya etmeye çalışmalıyız. Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimiz:

    “Her kim iman ederek ve mükafatını sadece ALLAH Teâlâ’dan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları mağfiret olunur. Ve yine her kim de faziletine iman ederek ve mükafatını sadece ALLAH Teâlâ’dan bekleyerek Kadir Gecesi’nde kalkar, namaz kılar, ibadet ederse geçmiş günahları mağfiret edilir” (Buhari; Salatu’t-Teravih; 2; No: 1910; 2/709) buyurmuşlardır.

    Kadir Gecesi’nin gününü de gecesi gibi ihya etmek gerekir. Çünkü onun da fazileti gecesi gibi büyüktür. Enes b. Malik (R.A.)den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

    “Dört gece vardır ki, geceleri gündüzleri, gündüzleri de geceleri gibi faziletlidir. O gün ve gecelerde ALLAH Teâlâ, yağmur ve bereketi bol ihsan eder, insanları cehennemden azad eder, çok miktarda ihsanda bulunur. Bunlar: Kadir Gecesi ve sabahı, Arefe gecesi ve sabahı, Berat gecesi ve sabahı, Cuma gecesi ve sabahı” (Ali el-Muttaki, Kenzu’l-Ummal, No: 35214; 12/322,) buyurmuşlardır.

    Kadir gecesinde, “Radyo, televizyon seyredeceğim, evde takip edeceğim.” filân diye düşünmeyin, mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var... Camide kılınan namaz, evde kılınan namazdan yirmiyedi kat daha sevaplı, eğer mescid ise... Cuma namazı kılınan büyük cami ise, elli kat sevaplı... Bir de camiye giderken, gelirken attığın her adımdan insanın bir günahı affoluyor, bir hasene kazanıyor, bir derece de terfi ediyor, rütbesi yükseliyor.

    Onun için Kadir Gecesi’nde dikkat etmeniz gereken şeylerden birisi yatsı namazında mutlaka camide olacaksınız. Sabah namazında da mutlaka camide olacaksınız. Çünkü: “Sabah ve yatsı namazlarını camide kılarak, cemaatle edâ ederek geceyi geçiren kimse, bütün geceyi ihyâ etmiş olur.” diye hadis-i şerif var. Onu kaçırmamak lâzım!

    Binaenaleyh yapacağımız ibadet ve duaların muhakkak kabul olunacağına ve ALLAH Teâlâ’nın biz kullarına olan ikram ve izzetinin bol olacağına inanarak Kadir Gecesi ve gündüzünü şöylece ihya etmeye çalışmalıyız:

    Tevbe etmeli

    Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih “Estağfirullah” demeliyiz. Diğer kutlu zamanlar gibi Kadir gecesi de, özümüze dönerek gaflet içinde geçen günlerimizi sorgulama, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tevbe edip bağışlanma dileme, kendimizi ve irademizi yenileme zamanıdır. Mükâfatların sınırsız olarak verildiği bu gece, kalplerimizin, duygu ve davranışlarımızın her türlü kötülükten arınması, dinimiz hakkında sağlıklı ve doğru bilgimizin artması, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklaması için yeni adımlar atma imkanıdır. Tevbe, günahla kirlenen ruhumuzu yıkamanın ve yeniden dirilişin ifadesidir, tevbe ruhu arındırmanın en güzel yollarından biridir. Unutmayalım ki, Cenab-ı Hakk’ın bu gece ve gündüzündeki bu büyük rahmeti, mağfireti ve bağışlaması hiç şüphe yok ki ona talib ve lâyık olanlar içindir.

    Tevbe, sadece belli günahları işleyenlerin başvuracağı bir af kapısı değil, herkesin yapması gereken bir ibadettir. Ruhu arındırmanın en güzel yollarından biridir. Kur’an-ı Kerim, ameli ne olursa olsun, istisna koymaksızın herkesi tevbeye davet etmektedir.

    Kadir gecesinde -dört sınıf hariç- bütün Müslümanların af edildiği rivayet edilir. Bu dört sınıf tevbe etmedikleri takdirde bu gecenin feyzinden istifade edemezler.

    Bunlardan birincisi, içki içmeye devam edenlerdir. Bilindiği gibi İslam dini içkinin, bütün kötülüklerin anası olduğunu bildirerek Müslümanları on beş asırdan beri bu zehirli hayattan şiddetle menetmiştir.

    İslam dininde sarhoşluk veren her şey içkidir. Her içki de haramdır. Çoğu sarhoşluk verenin azı da haramdır. Öyleyse ondan da kaçınmak gerekir. Sarhoş eden maddeler insanlık için büyük bir beladır. Bu yüzden nice servetler, sıhhatler heder olur, nice aileler mağdur ve perişan olur. Ve nice kıymetli zamanlar sarhoşluk halinde zayi olup gider. Bu sebeple içkiye müptela olanlar hemen tevbe etmelidirler.

    İkincisi, ana-babalarına asi olanlardır. Bunlar da tevbe etmedikleri takdirde Kadir gecesinin feyzinden nasip alamazlar. Bilindiği üzere ana-baba hakkı çok büyüktür. Varlığımıza vesile olan onlardır. Bizleri en zayıf ve en çok yardıma muhtaç olduğumuz bir zamanda besleyen ve koruyan yine onlardır. Öyleyse nasıl olur da şimdi biz, onlara haksız yere karşı gelir ve onların gönüllerini incitecek şekilde hareket ederiz.

    Bilirsiniz ki, ana-babaya öf demek bile dinde yasaktır. Onların haklarında “Ya rabbi! Anama, babama rahmet et, nasıl ki onlar beni çocuk iken besleyip büyüttüler.” diyerek dua etmek gerekir.

    Ne yazık ki, son asırlarda toplum ahlakı bozulmaya yüz tutmuş, aile hayatı düzen ve dayanışmasını kaybetmiş, ana-baba haklarına riayet edenler azalmıştır. Bir zatın dediği gibi:

    Üçüncüsü, sıla-ı rahmi kesenlerdir. Yani, akrabanın hakkına riayet etmeyen, onları imkan olduğu halde arayıp sormayan kimselerdir. Bunlar da tevbe etmedikleri takdirde Kadir gecesinin feyzinden mahrum olurlar.

    Toplum hayatının ilk müessesesi aile ve akrabalardan oluşur

    Bilindiği gibi, insanlar toplu halde yaşarlar. Aralarında yardımlaşma ve dayanışma vardır. Bu toplum hayatının ilk müessesesi de aile ve akrabalardan oluşur. Bunların arasında sevgi ve muhabbet olmaz, yardımlaşma ve dayanışma fikri bulunmazsa, toplumun -birbirine yabancı olan- diğer fertleri arasında bu gibi insani ve ahlaki vazifelerden nasıl eser bulunur.

    Halbuki günümüzde birçok kimse akrabalık hakkına riayet etmiyor, akrabasının sevinç ve kederini paylaşmıyor. Sadece kendi zevk-ü sefasına ve çıkarlarına bakıyor. Bütün bunlar islamiyet’in aşıladığı yüksek ahlaktan mahrum olmanın bir neticesidir.

    Dördüncüsü, Din kardeşiyle üç günden fazla dargın durup görüşmeyenlerdir. Bunlar da tevbe etmedikleri takdirde bu feyizden istifade edemezler. Bilindiği gibi, Müslümanlar arasında son bulması mümkün olmayan bir kardeşlik vardır. Bütün Müslümanlar birbirini sevmek ve iyi geçinmekle sorumludurlar. Kişi insanlık gereği din kardeşinden kötü bir muamele görebilir. Ancak bu durumun onun kalbinde kin ve düşmanlık eseri bırakmaması için aralarındaki sevgi ve muhabbetin kesilmemesi gerekir. Böyle bir olay meydana geldiğinde af edip, bağışlayarak karşılık vermelidir. Asıl insanlık bu durumda belli olur ve gerçek İslam ahlakı bu halde kendini gösterir. İslam toplumunun birlik ve beraberliği saadet ve mutluluğu büyük bir kuvvet ve azamete sahip olması ancak bu durumda mümkün olur.

    2- Salat ü selâm okumak. Peygamberimiz (S.A.V.)’e hiç olmazsa bir tesbih salat ü selâm okumalıyız. Can ü gönülden, “Es-salatü ve’s-selamü aleyke ya Resûlellah” demeliyiz.

    3- Kur’an-ı Kerîm okumak veya dinlemek. Kur’an-ı Kerîm’in inmeye başladığı böyle mübarek bir gecede yapacağımız ibadetlerin en önemlisi: Kur’an-ı Kerim’i okumak, dinlemek ve anlamı üzerinde düşünmektir. Çünkü Kur’an-ı Kerîm Cenâb-ı Hakk’ın insanlığa son mesajıdır. O’nun iyi anlaşılması ve uygulanması halinde insanlık mutlu olacaktır.

    4- ALLAHü Teâlâ’ya tam bir huşu içinde dua ve niyazda bulunmalıyız. Çünkü dua, rahmet kapılarının anahtarı, ibadetlerin özüdür, yalnızlaşan insanın sınırsız ve sonsuz kudret sahibi olan ALLAH’a yakarışı ve ona sığınışıdır, insanın yaratıcısına yaklaştığı en vasıtasız andır. Dua, sınırlı, sonlu ve aciz varlık olan insanın, sınırsız ve sonsuz kudret sahibi Rabbisi ile kurduğu bir köprüdür, Kadir-i Mutlak’ı imdada çağırmasıdır. Dua, kulluk esprisi içinde ve sıradan isteme anlamlarının ötesinde, ALLAH Teâlâ’nın Rablık ve ilahlık hakikatine en köklü bir sığınma hadisesidir.

    “De ki: Kulluk ve duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin ki!” (Furkan sûresi: 77) ayet-i kerimesi buna işaret eder.

    Kadir Gecesi, yalnız namaz kılınmaz. Dua edilir, Kur’an-ı Kerim okunur. Bunlar da sünnettir. Hatta Süfyan-ı Sevri: “Kadir Gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir; Kur’an-ı Kerim okuyup sonra dua etmek daha güzeldir” demiş.

    Bu sebeple, idrak ettiğimiz şu mübarek gecede, içimizi ve dışımızı bilen Rabbimize ellerimizi ve gönüllerimizi açıp dua edelim. “Bana açılan dua ellerini boş olarak geri çevirmek benim şânıma yakışmaz.” buyuran Rabbimizin bu vadinden istifâde ederek, açık olan tevbe kapısına ilticâ edelim. Tevbe edelim, tevbemizi kabul eder. O Yüce Rabbimizden mağfiret isteyelim, bizleri affeder. O, bizlere ana ve babalarımızdan daha şefkatli ve merhametlidir. Hz. Aişe (R.Anha) validemiz, Resûlullah (S.A.V.) efendimize:

    - Ya ResûlALLAH! Kadir Gecesi’ne ulaşırsam nasıl dua edeyim? diye sormuş. Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz de:

    “ALLAHümme! İnneke afüvvün, kerimün tühibbü’l-Afve fe’fü annî.”

    “Ey ALLAH’ım!.. Sen çok affedicisin, kerimsin, affetmeyi seversin, beni de affeyle, de!.” buyurmuş. (Tirmizi; Daavat: 84; No: 3513; 5/534)

    Ya Rabbi! Kulluk borcu olarak ve sırf ilâhî rızanı kazanmak niyeti ile bugüne kadar tuttuğumuz oruçları, huşû içinde kıldığımız namazları ve okuduğumuz hatim ve mukabeleleri dergah-ı izzetinde kabul eyle. Ya Rabbi! Cümlemizi rahmetine gark eyle. Mağfiretine nail eyle. Cemalinle ve Firdevs Cennetinle müşerref eyle. Cehennemden uzak eyle. İslâm’ı ve Müslümanları aziz ve mansur eyle. Amin! Ya Rabbe’l-alemin ve ya erhame’r-rahimin. Ya Rabbi! Yeryüzünün neresinde olursa olsun, müslümanlara zulmeden bu zalimleri-kafirleri sana havale ediyoruz, Ya Rabbi! Sen müslümanları halas eyle! Amin, ya Rabbel-alemin ve ya erhame’r-rahimin.

    Acılara ortak olmaya çalışalım

    Pek çok hayır ve bereketi bünyesinde barındıran, manevî haz ve vecdin doruğa ulaştığı bu mübarek gece de, Yüce ALLAH’ın bizlere bilgi, anlayış ve ihlâs vermesi, doğruyu bulduktan sonra kalplerimizi saptırmaması ve bizi affetmesi için dua edelim. İhtiyaç içerisinde ve zor şartlar altında yaşamını sürdürmek zorunda kalan insanlarımızın maddi ve manevi yardımlarına koşarak sıkıntılarını paylaşmaya, acılarına ortak olmaya çalışalım.

    Hz. Peygamber (S.A.V.) Kadir Gecesi’nin de içlerinde bulunduğu Ramazan ayının son on gününde itikâfa girerek kendisini ibadete verirdi. Onun bu fiilî sünnetinden anlaşılmaktadır ki Kadir Gecesi’nde namaz kılmak, Kur’an-ı Kerim okumak, dua etmek ve tefekkürde bulunmak sünnettir. Bunların hepsini bir araya getirmek ise, daha isabetli bir davranış olur. Hatta aynı şeylerin Kadir Gecesi’nın gündüzünde de yapılması uygun olur.

    Bütün müslümanlar için, bütün kardeşleriniz için, dostlarınız, yakınlarınız, ihvanınız, ahbabınız için dua edin!.. Özel bölüm ayırın duanızın içine; kendinizden ayrı, anne-babanızdan ayrı, ihvanınız, kardeşleriniz, dostlarınız, sevgili, yakın, samîmî arkadaşlarınız için, onların meselelerinin çözümlenmesi için, ALLAH’ın onlara lütfetmesi için özel dua edin!.. Çünkü en süratle kabul olan dualardan birisidir.

    Bir de mazlumun duası çok çabuk kabul oluyor, biliyorsunuz. ALLAH Teâlâ Hazretleri’nin kahrı zalimin tepesine hemen iniyor. Onun için zulmetmekten sakınmak lâzım! Çünkü mazlumun ahını aldı mı, insanın başı derde giriyor. Zulümden şiddetle kaçınmak gerekiyor.

    5- Namaz kılmak.

    Kadir Gecesi ve gündüzündeki namazları cemaatle kılmaya son derece gayret göstermelidir. Kaza namazı bulunan kimseler, bu namazlarını kaza etmeye çalışmalıdırlar. Sadece farz namazları ve vitir namazı kaza edilmektedir. Sünnetler kaza edilmiyor. Kaza namazı kılarken bir defa ezan okunur ve her bir farz namaz için ayrı ayrı kamet getirilir. “Ya Rabbi! Vaktinde kılamadığım ilk (veya en son) sabah namazının farzını kaza etmeye niyet ettim” şeklinde niyet edilir, tekbir alınır ve namaza durulur. Diğer namazlar için de böylece niyet edilir. Kaza namazlarını kılarken hepsini aynı yerde değil de, ayrı ayrı yerlerde kılmak, yerlerin şahid olması ve secde ile sereflenmesi bakımından daha faziletlidir. Yani sabah namazını kıldığı yerin biraz ötesinde öğleyi ve onun yanında ikindiyi ve biraz ileri veya geri çekilerek diğerlerini kılmak, daha sevablı olur.

    Bu geceyi tam manasıyla yaşıyalım

    Üzerinde namaz borcu olan kimsenin bu gecede hiç olmazsa bir günlük namaz kaza etmesi uygun olur. Böylece hem borcunu öder hem de geceyi ihya etmiş olur.

    Tekellüf yani zorakilik-bitkinlikten kaçınılmak sûretiyle nafile namaz da kılınmalıdır. Kadir Gecesi namazının muayyen bir şekli yoktur. Ancak bu gece kılınması tavsiye edilen namaz hakkında deniliyor ki: Kadir Gecesi namazının en azı iki rekat, ortası yüz rekat, en çoğu da bin rekattır. Bu namaz iki rekat kılındığı takdirde her rekatında ikiyüz ayet-i celile okunmalıdır. Yüz rekata kadar kılındığı takdirde her rekatında Fatiha-ı Şerif’den sonra “Kadr (inna enzelnahü) suresi”, üç kerre de ihlas (kulhuvellah) suresi okunup her iki rekatta bir selam verilmelidir. Sonra da dua yapılmalıdır.

    Ayrıca bu gece, şöylece 4 rekat Kadir Gecesi Namazı kılınması tavsiye edilir:

    1. Rekatta: 1 Fatiha, 3 İnna enzelnâhü

    2. Rekatta: 1 Fatiha, 3 İhlası Şerif

    3. Rekatta: 1 Fatiha, 3 İnna enzelnâhü

    4. Rekatta: 1 Fatiha, 3 İhlası Şerif okunur. Namazdan sonra:

    1 defa “ALLAHü ekber, ALLAHü ekber. La ilahe illalahü vellahü ekber. Alahü ekber ve lillahil hamd.”

    100 defa Elem neşrah leke...

    100 defa İnna enzelnâhü....

    100 defa “ALLAHümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fe’fü anni” okunup dua yapılır. Mümkünse, kandil gecesi olması sebebiyle bir de tesbih namazı kılınır. Secde ayetleri okunup, secdeler yapılır. Dua edilir.

    Üzerinde kaza namazı bulunan kimselerin bu gibi mübarek gecelerde nafile namaz yerine kaza namazı kılmaları daha yerinde olur. Bu sebeple kaza namazı olan kimseler bol bol kaza namazı kılmalı ve bu gece kılınacak bütün nafile namazları, kaza namazı olarak niyetlenmeli ve öylece kılmalıdırlar. Bir günde sabah namazı: 2, öğle namazı: 4, ikindi namazı: 4, akşam namazı: 3, yatsı namazı: 4 ve vitir namazı: 3 rekat olmak üzere toplam 20 rekat farz ve vacib namaz vardır. Demek ki 5 günlük kaza namazı kıldık mı, toplamı 100 rekat yapar, 100 rekat kılmış olur. ALLAH Teâlâ afv ü mağfiret eylesin, kabul etsin. Amin.

    6- Kadir gecesi gündüzünde mezarlar, bizden dua bekleyen yakınlarımızın kabirleri ziyaret edilmeli, ruhlarına Kur’an-ı Kerim okumalı, dua etmeli, onlar için de ALLAH Teâlâ’dan afv ü mağfiret dilemeli, böylelikle ruhları şad edilmelidir. Ayrıca Peygamberimiz (S.A.V.)’in, ashabın, tabiinin, diğer büyüklerimizin, meşayıhımızın, akrabalarımızın özellikle analarımızın, babalarımızın ve hocalarımızın... Kısacası bütün müslümanların ruhlarına Kur’an-ı Kerim okunmalıdır. Ayrıca bütün müslümanların mağfiret-i ilâhiyyeye, maddî ve manevî bütün hayırlara bereketlere nail olmaları, yeryüzünden zulüm ve küfrün kalkıp İslâm’ın hakim olması için de içtenlikle dua edilmelidir. Ya Rabbi! Cümlemizi rahmetine gark eyle. Afv ü mağfiretine nail eyle. Cehennemden uzak eyle. Cemalinle ve Firdevs cennetinle müşerref eyle. Dünya ve ahiretimizi mamur eyle. İslâm’ı ve müslümanları aziz ve mansur eyle. Amin! Ya Rabbe’l-Âlemin…

    7- Dinimizce aziz ve mübarek kabul edilen diğer zamanlar, geceler gibi bu mübarek gece hakkında da aile efradımıza, özellikle çocuklarımıza lüzumlu bilgileri vermeli, mana ve ehemmiyetini anlatmalı ve benimsetmeliyiz. Böylece onların da bu gecenin feyzinden istifade etmelerine vesile olalım. Bu sebeple bu gece çoluk-çocuğu sevindirelim. Maddi imkânlar elverdiği ölçüde eşimize, çocuklarımıza, bu mübarek gece hatırasına bir hediye alarak, bu mübarek gecenin zihinlerde daha etkili bir şekilde yer almasını sağlayalım. Böylece bu mübarek gecenin güzelliğinden ailece istifade edelim. Hiç şüphe yok ki, dinimize karşı duyduğumuz sevgi ve hürmet ana-babalarımızın bize bıraktığı güzel bir mirastır. Bu miras, bizden de çocuklarımıza kalabilecek olan en değerli mirastır. Din kardeşlerimizle de tebrikleşelim, varsa dargınlarımızla barışalım. Bu gece dargınlıklara, kırgınlıklara son vermek, nefretin yerine sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hakim kılmak için de bize önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu gece kırık kalpleri onaralım. Ebeveynlerimizi ziyaret ederek dualarını almaya çalışalım. Akraba, eş-dost yakın ise bizzat ziyaret edilmeli, ziyaret mümkün olmayanları mektupla, telefonla, telgrafla veya mesajla tebrik etmelidir. Öksüzlere, kimsesizlere ve yardıma muhtaç olanlara yardım edelim. Böyle mübarek fırsatlardan faydalanıp afvolunmamıza vesile olacak hayırlı işlerle meşgul olalım. Günah sayılan hareketlerden sakınalım.

    8- Kadir gecesi ve gündüzünde fakir fukarayı, yetim ve kimsesizleri görüp gözetmek, ihtiyaç içerisinde kıvranan din kardeşlerimizin yardımlarına koşmak, onlara imkanlar ölçüsünce tasaddukta bulunmak mutlaka yapmamız lâzım gelen bir husustur. Çünkü Cenab-ı Hak:

    “ALLAH Teâlâ sana ihsan ettiği gibi sen de başkalarına ihsan et.” (Kasas Sûresi: 77) buyurmaktadır. Ebu’d-Derda (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

    “Fakirleri kollayıp gözetiniz. Çünkü siz aranızdaki fakirler sayesinde (onların duası bereketi ile) rızıklandırılıyor ve ALLAH Teâlâ’dan yardım görüyorsunuz,” (Ebû Davud, Cihad: 70, Tirmizi, Cihad: 24, Nesei, Cihad: 43, A.b.Hanbel, 5/198) buyurdu. Sehl b. Sa’d (R.A.)’den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:

    “Ben ve yetimi himaye eden, onun işine bakan kimse ile cennette şöylece beraber bulunacağız, buyurdu ve şehadet parmağıyla orta parmağını, aralarını biraz açarak işaret etti(de insanlara gösterdi.)” (Buhari, Talak: 25, Edep: 24, Müslim, Zühd: 42, Ebû Davud, Edep: 123, Tirmizi, Bîrr: 14) Enes b. Malik (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

    “Sizden biriniz kendisi için sevip arzu ettiği şeyi din kardeşi için de sevip arzu etmedikçe gerçek anlamda iman etmiş olamaz.” (Buhari, İman: 7, Müslim, İman: 71-72, Tirmizi, Kıyamet: 59, Nesei, İman: 19,33, İbn-i Mace, Mukaddime: 9) buyurmuşlardır. Yine Abdullah ibn-i Ömer (R.A.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

    “Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin ALLAH da ihtiyacını giderir.” (Buhari, Mezalim: 3, Müslim, Birr: 58, Ebu Davud, Edep: 38,60, Tirmizi, Hudud: 3) buyurarak, sağlıklı bir toplumun oluşmasında sevgiyi, nimeti ve güzellikleri diğerleriyle paylaşmanın ve çevreyle bütünleşmenin ne kadar önemli olduğuna dikkatlerimizi çekmiştir.

    Unutmayalım ki, paylaşılmayan sevinç ve mutlulukların insan için fazla bir anlamı yoktur. Sevinç ve mutluluklar paylaşıldıkça artar, kederler de paylaşıldıkça hafifler, azalır.

    Böyle mübarek gecelerin manevi havası içinde birbirimize sevgi ile yaklaşmalıyız. İçimizdeki kin ve düşmanlıkları atmalı, kardeşçe kucaklaşmalıyız. Hep birlikte bu asil milletin yükselmesi için çalışmalıyız. Böyle yapacak olursak Yüce Rabbimizin rızasına ermiş oluruz.

    9- Yüce Rabbimizin:

    “Kendileriniz için hayırdan ne takdim ederseniz, sizden önce ne gönderirseniz, onu ALLAH’ın indinde daha hayırlı ve ecrini daha büyük olarak bulursunuz. ALLAH’tan günahlarınızın afvını isteyiniz. Şüphesiz, ALLAH Gafûr’dur, Rahîm’dir” (Müzzemmil sûresi: 20)

    “Ey iman edenler! ALLAH Teâlâ’dan korkun da emirleri ifa edin. Herkes yarını kıyamet günü için önden ne göndermiş olduğuna bir baksın. ALLAH Teâlâ’dan korkun da yasak edilen şeyleri terk edin. Çünkü ALLAH Teâlâ, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır.” (Haşır sûresi:18) emirlerine kulak vererek, ahiret için ne hazırlık yaptığımıza, kendimiz için hayırdan ne takdim ettiğimize, önden ne gönderdiğimize bir bakalım. Hayatımızın bir muhasebesini yapalım. Evet şu yaşa geldik. Namazımız, orucumuz, zekatımız, haccımız, tesettürümüz, helal ve haramlara riayet etmemiz ne durumda? Hazret-i Ömer (R.A.) bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:

    “Hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan önce, kendi amellerinizi tartınız. Hesaba çekilmek üzere, kıyamet günündeki en büyük hesap gününde huzura alınmak için gerekli güzel hazırlıklarınızı yapınız. O gün huzura alınırsınız, öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak. (İbn-i Ebi Şeybe, Kitabu’l-Musannef, 7/96, No: 34459)

    Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

    Ey insanlar! O gün hesab ve sorgu-sual için huzura alınırsınız. Öyle ki size ait hiçbir sır gizli kalmayacak, bütün sırlar meydana çıkacak.” (Hakka Sûresi: 18)

    İnançlarımız bize, hiçbir zaman adaletten ayrılmamayı, kim tarafından yapılırsa yapılsın bütün kötülüklere karşı çıkılması gerektiğini telkin etmektedir. Yüce ALLAH bir Ayet-i Kerim’ede:

    “Ey iman edenler! ALLAH için hakkı ayakta tutanlar ve adalet ile şahitlik yapanlar olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sevk etmesin. Adaletli olun ki, bu takvaya daha yakındır. ALLAH’tan korkun. Şüphesiz ki ALLAH, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Maide Sûresi: 8) buyurmaktadır. Şu halde müslümanlar duygularının esiri haline gelip, insanlığın huzurunu kaçırmak için iğrenç ve korkunç eylemler gerçekleştirenlere asla destek olmamalı, bunlarla aralarındaki çizgiyi net olarak belirginleştirmelidir.

    Kadir gecesi ilâhi müjdeler gecesidir

    Kadir gecesi, Müslümanlar için bir mutlu gecedir, ilâhî müjdeler gecesidir. Şayet sen uyanırsan, Kadir gecesinin yıldönümleri, senin için ve bütün Müslümanlar için gene de mutlu olacak, gene de İlahî beşaretlere vesile olacaktır. İslâm’ı kendine yaşama düzeni olarak seçersen, Kur’an-ı Kerim’in emir ve yasakları ile amel edersen, Resûlullah (S.A.V.)i kendine önder edinirsen, ıstırapların dinecek, çilelerin bitecek, elemlerin sona erecektir. Yurdunda hür ve mes’ut olacaksın, Mescid-i Haram ve Mescid-i Aksa gibi mukaddes tanıdığın mekânlar, ebediyyen senin olacak, nâmahrem eli mukaddes mabedinin göğsünden çekilecektir.
    Bu duygu ve düşüncelerle bütün mü’minlerin Kadir Gecelerini tebrik ediyor, daha nice Kadir gecelerine sıhhat ve afiyetle erişmemizi ve bu mübarek gecenin Rabbimizin istediği manada ihya edilmesini, değerlendirilmesini ve bu mübarek gecenin mü’minlerin mağfiret-i ilâhiyyeye nail olmalarına, tüm İslâm aleminin birlik ve dirliğine, dünyanın pekçok yerinde haksızlığa ve saldırıya uğramış müslüman kardeşlerimizin kurtuluşlarına, insanlığın hidayet ve barışına, huzur ve saadetine; dünyanın değişik bölgelerinde akan kan ve gözyaşının durmasına, maddî ve manevî hayırlara-bereketlere vesile olmasını Cenab-ı Hakk’tan dilerim. ALLAH Teâlâ cümlemizi, bu mübarek gecede afv ü mağfirete nail olan kullarından eylesin. Amin.


    http://www.milligazete.com.tr/makale...elim-92926.htm


    ---------------------------------------------------------------------------

    MEHMET TALÜ / 08 EKİM 2007
    KADİR GECESİ

    Gecelerin en feyizlisi ve Kur’an-ı Kerîm’de adı geçen, kıymeti ve ehemmiyeti dile getirilen tek gece Kadir Gecesi’dir.

    Bu gecenin kıymetini bilelim

    Kadir Gecesi’nin fazilet ve bereketine gönülden inanıp sevabını sadece ALLAH Teâlâ’dan bekleyerek ibadet, dua ve hayır hasenat ile o geceyi ihya edip değerlendirmeye çalışan mü’minlerin elde edecekleri kazanç, geçmiş günahlarının bağışlanmasıdır.

    Gerçekten biz, O Kur’an-ı Kerîm’i Kadir Gecesi’nde indirmeye başladık. Kadir Gecesinin o büyük şeref ve azametini sana bildiren nedir. Kadir Gecesi, içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan hayırlıdır. Onda melekler ve Ruh Cebrail (A.S.) Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner. O Kadir Gecesi tanyeri ağarıncaya kadar bir selâmdır. (Kadir sûresi:1-5 )

    Görüldüğü üzere; sûre-i celilede, Kadir Gecesi’nin bin aydan hayırlı olduğu, çünkü bu gecede kadri yüce bir kitab olan Kur’an-ı Kerîm’in indirilmeye başladığı bildirildi ki, bizde bu sebeple o gecede indirilen Kur’an-ı Kerîm’in faziletini, kıymetini bilelim. Bu mübarek gecenin faziletini anlamamız ve idrak etmemiz mümkün değildir. Biz ancak şunu deriz: ALLAH Teâlâ, nasıl bildirmişse, öyledir. Bu sure-i celilede, Kadir Gecesi’nin fazileti üç madde ile açıklanmaktadır:

    1- Kadir Gecesi, içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan hayırlıdır. Kadir Gecesi, biz Ümmet-i Muhammed (A.S.)a mahsus bir gecedir. Diğer peygamberlere böyle bir gece verilmemiştir. Önceki ümmetlerin uzun ömürlü olmaları sebebiyle daha fazla sevap kazanma imkanına sahip bulunmalarına karşılık, Müslümanlara Kadir Gecesi verilmiştir. İmam Malik (R.A.) şu rivayeti nakleder:

    "Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize, O’ndan önceki ümmetlerin ömürleri veya bundan ALLAH Teâlâ’nın dilediği kadarı gösterilmiş de, sanki Resûlullah (S.A.V.), kendi ümmetinin ömürlerini kısa bulmuş, neticede diğer ümmetlerin uzun ömür içerisinde işledikleri amele, ulaştıkları sevaba erişemezler diye endişelenmiş. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesi’ni vermiştir, ihsan buyurmuştur. (Malik, Muvatta, İtikaf: 6, No:721, 1/295 )

    Ümmetine karşı duyduğu aşırı şefkat sebebiyle, O’nun her meselesiyle ilgilenen Resûlullah (S.A.V.), daha önceki ümmetlerin ömrü ile, kendi ümmetinin ömrünü kıyaslayınca, ahirete gönderilecek salih amel işleme yönüyle kısalık görür. Çünkü ümmetinin ortalama ömrü 60-70 senedir. Rivayetlerde gelmemiş olsa bile, önceki ümmetlerin yaş ortalamasının daha uzun olduğu bu hadis-i şeriften anlaşılmaktadır. Cenâb-ı Hakk, Habibini (S.A.V.) Efendimizi bu meselede memnun etmek üzere, kendi merhametine mahzar olmuş olan bu ümmete lütfuyla Kadir Gecesi’ni vermiştir. Bu gecenin kadrini bilip ihya edenler, tek gecede, bin aylık -ki ortalama 84 yıl eder- bir manevi kazanç elde edeceklerdir.

    Bu gece, Rabbimizin rahmet ve mağfiret ırmakları taşarak bir deryaya dönüşür. Hayırlar, ibadetler bire binler; hatta yüzbinler katıyla kabul edilir. Tıpkı dünyevî nizamlarda bazı hususî kutlama ve af günleri bulunduğu gibi, Cenâb-ı Hak, Kadir Gecesi’ni hususi mağfiret günü yapmış, o gün yapılan ibadetlere, hayırlara; mutad "bire on" ölçüsünün çok çok üstünde asgari bire bin ay karşılık takdir buyurmuştur. Geçmiş ümmetlerin mücahidlerinin bin ayda kazandığı sevaba bu ümmet Kadir Gecesi’ni ihya etmekle erişecektir. Çünkü geçmiş peygamberler ve ümmetler belirli zaman, mekan ve kavim için gönderilmişlerdi. Bu Kur’an-ı Kerim, kıyamete kadar gelecek bütün insanlığa gönderilmiştir. Bu ümmet de bu Kur’an-ı Kerim’i taşımakla, indiği geceyi ibadet, taat ve Kur’an-ı Kerim okumakla geçirdiği için, kendinden sonra gelenlere Kur’an-ı Kerim’i taşıdığı için, bir gecesi bin aydan hayırlı olmuştur.

    2- Melekler ve Cebrail (A.S.) o gece ALLAH Teâlâ’nın takdir ettiği her bir iş için, O’nun izniyle iner de inerler. Meleklerin kimisi rükû, kimisi secde, kimisi de dua ile meşgul olur. İnsanların iyiliğine çalışırlar ve rastladıkları her Müslümana selâm verirler. Rabbimiz, takdir buyurduğu "Levh-i Mahfuz"da yazılı olan bir senelik işleri, görevli meleklere Kadir Gecesi’nde bildirir ve Melekler o bilgiyle iner de inerler. Meleklerin selâmı, tan yeri ağarıncaya kadar devam eder.

    Böylece Cenâb-ı Hak kainatın çok hassas bir saat gibi çalışmakta olduğuna, gelişigüzel, plansız, programsız hiçbir hükme ve takdire yer verilmediğine ve her hükmün ve olayın yerine getirilmesinde görevli meleklerin bulunduğuna işarette bulunuyor.

    Şüphesiz böylesine mübarek bir gecede melekler ancak rahmet ve bereketle iner. Özellikle Ruh, büyük melek Cebrail (A.S.), ilahî gufran, rahmet ve inayeti; o geceyi ihya edenlerin üzerine yağmur misali yağdırmak ve o insanların malına, canına, evine ve işine bereket havası estirmek üzere iner. O bakımdan "Kadir Gecesi"nde yeryüzü ilahi rahmet nefhasıyla dolar. Gönül kapısını açık tutanlar o nefhayı fecir doğuncaya kadar kalp ve ruhlarına sindirirler.

    3- Kadir Gecesi, tan yeri ağarıncaya kadar selâm gecesidir. Çünkü gecenin tâ başından beri, tan yeri ağarıncaya kadar grup grup inen melekler rastladıkları her Müslümana selam vermektedirler. Kadir Gecesi aynı zamanda bir selamet gecesidir. O gece zararlı şeyler inmez. Çünkü ALLAH Teâlâ o gece insanlara sadece hayır ve selamet takdir buyurur. Binaenaleyh hep kulların yararına olan şeyler iner. O gece esenlik gecesidir.

    Meleklerin rahmet ve bereketle yeryüzüne inerek mü’minlere hayır ve selametle dokunması; ayrıca büyük melek Cebrail (A.S.)’ın ilahî rahmet ve gufran müjdesiyle inip açık kalplere bunun manevi ışığını yansıtması ve Kur’an-ı Kerim’in inmesine zaman parçası olarak belirlenip ayrılması, şüphesiz ki Kadir Gecesi’nin her yanıyla ve anıyla hayır, bereket ve selamet olduğunun açık delilidir. Bu bereket ve selamet, fecir doğuncaya kadar sürer de nasibini almak istidadı, kabiliyeti taşıyanlar ve bu idrake erişenler alır. İman ve kalp yatışkanlığı düzeyinde bu gecenin ihya çizgisine gelmesini bilenler bir anda kendilerini ilahi rahmet, gufran, bereket ve selamet atmosferinde bulurlar. Feyiz ve rahmet saçan meleklerle biraraya gelme bahtiyarlığına kavuşurlar.

    Zihnimiz ve kalbimizdeki yükleri hafifleterek ruhumuzda derin izler bırakan Kadir gecesi, Kur’an-ı Kerim’in övdüğü, esenlik ve güvenliğin her tarafa yayıldığı, sema kapılarının açıldığı, hak adına yeryüzünden semaya yükselen taleplerin, dua ve tevbelerin kabul edildiği ve adeta yer ehli ile gök ehlinin birbirleriyle buluştuğu kutlu bir gecedir. Değeri Kur’an-ı Kerim’e dayanan bu gecenin değerlendirilmesi, ancak Kur’an-ı Kerim’e yönelmekle, O’nun eşsiz mesajını anlamak ve O’nun mana ikliminde yol almakla, bütün zamanların Kadir gecesi bilinip imanın bir aşk, ölümün yeniden bir diriliş olarak kabul edilmesiyle, hayatın Peygamber kılavuzluğuyla yaşanıp yaratılanın Yaratandan ötürü sevilmesiyle mümkün olacaktır. Çünkü Kur’an, insanlığın ufkunda bir ışık gibi yanan ve her dönemde insanların yollarını, kalplerini ve gönüllerini aydınlatmaya devam eden bir meşaledir. O insanlığı aydınlatmaya başladığı günden beri ışığından hiç bir şey kaybetmemiş, O’nun taşıdığı değer ve anlamlar, getirdiği ahlâk ve erdem ilkeleri hep taze ve yeni olarak kalmıştır.

    - Kadir Gecesini nasıl ihya edelim?...

    Elhamdülillâh bir Kadir Gecesi’ne daha kavuştuk. Gerçekten hem fert ve hem de ümmet olarak, ALLAH Teâlâ’nın sınırsız afv ü mağfiret, yardım ve bereketinden istifade etmek üzere, bu mübarek geceye erişmenin heyecan ve mutluluğunu yaşıyoruz. Kadir Gecesi; iman, ibadet ve düşünce bakımından insanın kendisini yenilemesi, geçmişini muhasebe etmesi, geleceğini planlaması ve ümitlerini tazelemesi için önüne konulan büyük bir fırsattır. Binaenaleyh bu fırsatı çok iyi değerlendirmemiz gerekir. Bu mübarek gecede, ALLAH Teâlâ’nın emir ve yasakları doğrultusunda; Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin tavsiyeleri ışığında ruhumuzun gelişmesi ve olgunlaşması için düşünce ve davranış biçimlerimizi gözden geçirmeliyiz. İçimizdeki manevi duyguların sesine kulak vererek, günahlarımıza tevbe etmeyi, kendimiz, ailemiz, ülkemiz ve bütün Müslümanlar, insanlık için ALLAH Teâlâ’ya dua ve niyazda bulunmayı ihmal etmeyelim.

    Diğer kutlu zamanlar gibi Kadir gecesi de, hayatımızın çok hızlı seyreden akışı içinde geçmişimizi değerlendirerek gafletle geçen günlerimizi sorgulama, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tevbe edip af ve bağışlanma dileme zamanıdır.

    Mükâfatların sınırsız olarak verildiği bu gece, kalplerimizin, duygu ve davranışlarımızın her türlü kötülükten arınması, iyi ve güzel davranışlarımızın çoğalıp kötü davranışlarımızın azalması, dinimiz hakkında sağlıklı ve doğru bilgimizin artması, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklaması için yeni adımlar atma imkanıdır.

    - Zaman kıymetlidir

    Zamanın bütünü kıymetli ve insanlar tarafından değerlendirilmek için verilmiş en büyük nimettir. Ancak öyle an ve zamanlar var ki Cenab-ı Hakk’ın o ana verdiği kudsî bir özelliğinden dolayı o an bir anda binlerce yıllık anları ihata edebilecek bir berekete kavuşur. İşte bu büyüklerimiz bizlere bu anları hakkıyla değerlendirip, duaları bu mübarek ve özel anlarda yapmamızı hal ve hareketleriyle gösteriyorlar. Bu gece Rahmet meleklerinin Rahmete susamış mü’minleri hayır hasenat işlemeye, ibadet ve itaatte bulunmaya teşvik ettikleri bir mübarek gecedir. Bu gecede Rahmetin huşu ile edilen dualara, umutla açılan ellere, nura hasret gönüllere sağnak sağnak yağacağı bir gecedir.

    Ramazan Ayı’nın manevi ikliminde bir ay süren feyizli ve yoğun ibadetlerimizin, ruhumuz üzerindeki tesirlerini yakından hissedebilmek, yeni manevi hamlelere ve nefsi mücadelelere hazırlanmak için, bu gece büyük bir fırsattır. Bu nedenle manen bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen, dolayısıyla, yaklaşık 84 yıllık bir insan ömrüne bedel olan bu geceden gerektiği şekilde istifade etmeliyiz. Geçmiş hata, kusur ve günahlarımızdan pişmanlık duyarak bunları bir daha işlememeye söz vermeli, söz ve fiillerimizin Kur’an-ı Kerim ve Sünnete uygun olup olmadığının muhasebesini yapmalıyız. Dargınlık, kırgınlık, kin ve nefretin yerine sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, dostluk ve kardeşliği hâkim kılmalıyız. Yetimlerin, kimsesizlerin, fakir ve muhtaçların yüzünü güldürmeli, onlara yardım elimizi uzatmalıyız.

    Böyle mübarek fırsatlardan faydalanıp afv olunmamıza vesile olacak hayırlı işlerle meşgul olalım. Günah sayılan hareketlerden sakınalım. Bu gecede yapacağımız dua ve ibadetlerimizin muhakkak kabul olunacağına ve ALLAH Teâlâ’nın biz kullarına olan lütfu, ikram ve izzetinin bol olacağına inanarak bu geceyi ihya etmeye gayret gösterelim. Bu fırsat bir daha insanın eline ya geçer, ya geçmez.

    Hani dedelerimiz, ninelerimiz! Hani annemiz, babamız! Hani dostlarımız, kardeşlerimiz! Hani geçen sene aramızda bulunan dost ve ahbablarımız. Nereye gittiler? Niçin aramızda yoklar? Unutmayalım ki, onları sinelerine çeken kara toprak yakında bizi de çekecek. Binaenaleyh bu mübarek Kadir Gecesini derlenip toparlanmamıza vesile kılmalıyız.

    Sayısız manevî güzelliğin yaşandığı ve mükafatların sınırsız olarak verildiği bu gecede; özümüze dönerek gaflet içinde geçen günlerimizi sorgulamalı, kendimizle hesaplaşmalı, iyi ve güzel davranışlarımızı artırmaya, kötü davranışlardan uzaklaşarak kalbimizdeki manevî kirleri temizlemeye çalışmalıyız.

    Bu gece; Yüce ALLAH’ın bizlere bilgi, anlayış ve ihlâs vermesini, doğruyu bulduktan sonra kalplerimizi saptırmaması ve bizi affetmesi için dua edelim. Acı ve sıkıntı içindeki yüzlerin gülmesi ve göz yaşı dökerek yaşamak zorunda kalan insanların kurtuluşu için neler yapabileceğimizi düşünelim.

    Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı bu gecenin, biz Müslümanlar nazarındaki yüce kıymeti de hiç şüphe yok ki sonsuzdur. Binaenaleyh bu mübarek gecede, Kur’an-ı Kerim’in inmeye başlamasıyla insanlığı küfürden imana, dalâletten hidayete, cehaletten ilme, zulmetten nura, düşmanlıktan kardeşliğe götüren en büyük dünya inkılabının vuku bulduğunu düşünerek, bu geceyi huzur ve huşu içerisinde ihya etmeye çalışmalıyız. Ebû Hureyre (R.A.)’den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Mağfiret eyle Allah’ım

    "Her kim iman ederek ve mükafatını sadece ALLAH Teâlâ’dan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları mağfiret olunur. Ve yine her kim de faziletine iman ederek ve mükafatını sadece ALLAH Teâlâ’dan bekleyerek Kadir Gecesi’nde kalkar, namaz kılar, ibadet ederse geçmiş günahları mağfiret edilir." (Buhari, Salatu’t-Teravih:2; No:1910, 2/709) buyurmuşlardır.

    Kadir Gecesi’nin fazilet ve bereketine gönülden inanıp sevabını sadece ALLAH Teâlâ’dan bekleyerek ibadet, dua ve hayır hasenat ile o geceyi ihya edip değerlendirmeye çalışan mü’minlerin elde edecekleri kazanç, geçmiş günahlarının bağışlanmasıdır. Bu, küçümsenecek bir sonuç olmadığı gibi, hadis-i şerifin ifadesiyle iman ve ihtisaba dayalı ihyâ da basit ve rastgele kayıtlar değildir.

    İman, her işimizde temel şarttır. Yapılan her ibadetde ALLAH rızasını gözeterek, mükafatı sadece ve sadece O’ndan bekleyerek (ihtisab) ifa edilmelidir. Hadisteki bu iki şart ibadetlerin başka maksatlarla da yapılabileceğini fakat bunların hiçbir olumlu sonuç vermeyeceğini anlatmaktadır. İnanmadığı halde ya da gösteriş olsun diye böyle müstesna gün ve gecelerde bir takım girişimlerde bulunanlar, ancak kendilerini aldatırlar ve boşuna yorulmuş olurlar. Adet olduğu için değil, içinden gelerek Kadir Gecesi’ni değerlendirmeye çalışmak önemlidir. Bunun sonucu ise, geçmiş günahlardan arınmaktır. İnsanın geçmişi, sırtında bir kanbur gibi daima kendisini takip eder. Günah ve vebal yükü altındaki insan, böylesi fırsatlarda işte o yükten kurtulma imkanını yakalar. Bu son derece rahatlatıcı bir sonuçtur. Yeni doğmuş gibi, hayata yeniden başlamayı kim istemez.

    Kadir Gecesi’nin gününü de gecesi gibi ihya etmek gerekir. Çünkü O’nun da fazileti gecesi gibi büyüktür. Enes b. Malik (R.A.)’den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz: "Dört gece vardır ki, geceleri gündüzleri, gündüzleri de geceleri gibi faziletlidir. O gün ve gecelerde ALLAH Teâlâ, yağmur ve bereketi bol ihsan eder, insanları cehennemden azad eder, çok miktarda bağış ve ihsanda bulunur. Bunlar: Kadir Gecesi ve sabahı, Arefe gecesi ve sabahı, Berat gecesi ve sabahı, Cuma gecesi ve sabahı." (Ali el-Muttaki, Kenzu’l-Ummal, No:35214; 12/322,) buyurmuşlardır.

    - Mahrum kalmamak için

    Bu kutsal geceyi ve gündüzünü sakın gafletle geçirmeyelim. Bilhâssa böyle gecelerde rahmet ve mağfiret pınarları gürül gürül akarken gönül kaplarımızı doldurmazsak, boş bırakırsak yazık olur. İçimizdeki harâret, rûhumuzdaki susuzluk devâm edip gider. İnsan denilen varlık ne tuhaftır. Hem harâretten, susuzluktan yana-yakıla şikâyette bulunur; hem de bu harâreti dindirecek, bu susuzluğu giderecek bin bir imkân yanında ve bin bir fırsat önünde iken onlardan faydalanmayı düşünmez. Enes b. Malik (RA)’den rivayete göre, Resûlullah (S.A.V.)Efendimiz, Ramazan ayı girdiğinde şöyle buyurdu:

    "Şüphesiz bu ay size gelmiş durumdadır. Bu ay içinde bin aydan hayırlı bir gece vardır. Kim bu geceden mahrum olursa, hayrın tümünden mahrum olmuş demektir. Bu gecenin hayrından sadece ALLAH’ın rahmetinden mahrum olanlar mahrum kalır." (İbn-i Mace; Sıyam:2, No:1644, 1/526 )

    Kadir Gecesi’ni ihya etmeye muvaffak olmayan ve o gecedeki ilahî lütuf ve ikramdan nasibini almayan kimse hayrın tümünden mahrum kalmış olur. Bu kutsal geceyi bu derece gafletle geçirip hayır ve bereketinden mahrum olan kişi, ancak ve ancak saadetten nasibi olmayan kimsedir. Bu bakımdan hayatımızın sonunda pişman olmamak istiyorsak, bu mübarek geceler hayatımızda dönüm noktası olsun.

    - İtikâfa girmek

    Ramazanın son on gününü camide geçirmek, geceleri uyumamak, ibadet etmek, ibadet sevabını kazanıp, ibadetle meşgul olup Kadir Gecesine böylece rastlamış olmak... Hangi gün olduğunu bilmese bile, en akıllıca olan davranış budur. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bütün ömrünce, yâni Peygamber olduktan sonra her Ramazan on gün itikâf etmiş, en son yılda yirmi gün itikâf etmiş, yâni başka günlerde yaptığının iki misli olmuş oluyor.

    Biz de bu geceyi ihyâ etmeye gayret edelim. Gecenin ihyâ edilmesi için tecrübelerime dayanarak bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum:

    1- Gece uykusuz geçirileceği için, çok ibadet edileceği için, gündüz bir miktar uyunursa geceye takviye olur. O’nun için Kadir Gecesi olmadan önceki gündüzde, şöyle kendimizi ibadete daha iyi hazırlamak için uyumanızı tavsiye ederim; bu bir...

    2- Kadir Gecesinde, "Radyo, televizyon seyredeceğim, evde takip edeceğim." filân diye düşünmeyin, mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var... Camide kılınan namaz, evde kılınan namazdan yirmiyedi kat daha sevaplı, eğer mescid ise... Cuma namazı kılınan büyük cami ise, elli kat sevaplı... Bir de camiye giderken, gelirken attığın her adımdan insanın bir günahı affoluyor, bir hasene kazanıyor, bir derece de terfi ediyor, rütbesi yükseliyor.

    Onun için Kadir Gecesinde dikkat etmeniz gereken şeylerden birisi yatsı namazında mutlaka camide olacaksınız. Sabah namazında da mutlaka camide olacaksınız. Çünkü Hz. Osman (R.A.)’den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

    "Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş gibidir."6 Bu mükâfatı kaçırmamak lâzım!

    - Şunlara dikkat!

    Kadir Gecesini ihyâ edeceğim diye uykusuz kaldığı için sahur olur olmaz yemeğini yiyor. Ondan sonra da evinde namazı kılıp yatıyor. Bu yanlış... Sabah namazını camide kılmaya dikkat edin, Kadir Gecesinde ve her zaman... Ama Kadir Gecesinde özellikle bunu kaçırmamaya dikkat edin! Yatsı namazı ve sabah namazı camide olacak. Ondan sonraki zamanınızın bir kısmı camide olabilir, bir kısmı evinizde, kendi özel mekânınızda ibadet etmek tarzında olabilir.

    Binaenaleyh yapacağımız ibadet ve duaların muhakkak kabul olunacağına ve ALLAH Teâlâ’nın biz kullarına olan ikram ve izzetinin bol olacağına inanarak Kadir Gecesi ve gündüzünü şöylece ihya etmeye çalışmalıyız:
    1- Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih "Estağfirullah" demeliyiz. Diğer kutlu zamanlar gibi Kadir gecesi de, özümüze dönerek gaflet içinde geçen günlerimizi sorgulama, unutarak ve bilmeyerek işlediğimiz hatalara tevbe edip bağışlanma dileme, kendimizi ve irademizi yenileme zamanıdır. Kadir Gecesi, ilâhi rıza ve desteği kazanacak işler yapmamız, iç dünyamıza dönüp kendimizi sorgulamamız, kulluk bilincine ulaşarak dua ve niyazda bulunmamız için güzel bir fırsattır. Mükâfatların sınırsız olarak verildiği bu gece, kalplerimizin, duygu ve davranışlarımızın her türlü kötülükten arınması, dinimiz hakkında sağlıklı ve doğru bilgimizin artması, aramızdaki sevgi ve bağışlamanın hepimizi kucaklaması için yeni adımlar atma imkanıdır. Tevbe, işlediğimiz hatalardan dolayı Yüce Mevla’nın huzurunda mahcubiyet ve pişmanlık duyma, günahlara bir daha dönmemek üzere yüz çevirme, hayatımızda yeni ve tertemiz bir sayfa açmaya karar verme demektir. Tevbe, günahla kirlenen ruhumuzu yıkamanın ve yeniden dirilişin ifadesidir, tevbe ruhu arındırmanın en güzel yollarından biridir.

    http://www.milligazete.com.tr/makale...cesi-98865.htm


    -------------------------------------------------------------------------

    MAHMUT TOPTAŞ / 15 EYLÜL 2009
    KADİR GECESİ

    Gece manasına gelen "Leyl" sûresini severiz. Ömrümüzün yarısının geçtiği geceleri severiz. Kur'an'ın ifadesiyle Allah'ın varlığına, birliğine, ortağı olmadığına bir ayet, delil, şahit olan geceyi severiz, (İsra 12). Dinlenme yerimiz (Enam 96), gece ibadetimizin daha etkili (Müzzemmil 16), Mevlamız ve Leylamızla birlikte iken bize elbise olan ve bizi bürüyen (Nebe 10) geceleri severiz.

    Gecelerimizin adı Kadir gecesidir, Mi'raç gecesidir, Mevlit gecesidir, Bayram gecesidir. Gerdek gecesidir.

    Güneş doğar gibi Kur'an'ımız bu gecelerden birinde, Kadir gecesinde indi. Ay doğar gibi Peygamberimiz Efendimiz Mevlit gecesinde dünyaya geldi.

    "Kadir gecesinden" bahseden bu sûre, Mekke'de nazil olmuş, beş ayettir.

    Meali şöyledir:

    1- Biz Onu (Kur'ânı) kadir gecesinde indirdik.

    2- Kadir gecesinin ne olduğunu sana ne bildirdi?

    3- Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

    4- Rablerinin izniyle o gecede melekler ve Ruh (Cebrail) her türlü iş için art arda iner.

    5- Tan yeri ağarıncaya kadar bu gece selamettir.

    Bakara sûresinin 185'nci ayetinden anladığımıza göre, Kur'ân-ı Kerim Ramazan ayında indirilmiştir. Kur'ân'ın Kadir gecesinde indiğini bildiren bu sureye göre de Kadir gecesi Ramazan ayı içindedir.

    Peygamber Efendimiz: "Kim Kadir gecesini iman ve ihlasla ihya ederse, geçmiş günahları afvolunur" buyurmuştur. (Müslim, Sahih, K. Sıyam hadis no 203)

    Ramazan ayının son günlerinde inzivaya çekilmek cahiliye döneminde de biliniyordu. Ancak "Kadir gecesi" ifadesi ilk defa bu süreninin inmesiyle bilindi.

    Rabbimiz bu geceyi kıyamete kadar gelecek insanlara yol gösteren kitabı indirdiği için bu gecenin değerinin bin aydan (84 yıldan) daha hayırlı olduğunu bildirir.

    Dünya komünistlerinin fikir babalarından, Fransız Komünistlerinin başkanlarından Roqer Garodi ömrünün son yıllarında Kur'ân'ı okur, Müslüman olur ve "yıllardır aradıklarımı topluca buldum" der...

    Bir insanın değil bütün insanlık ailesinin hepsi bir araya gelseler ve insanlığın geleceği için bir araya gelseler, tekliflerini sunsalar ve bu toplantılar bin ay değil bin yıl sürse binlerce yılda akllarıyla bulamadıklarının tamamını kadir gecesinde inmeye başlayan bu Kur'ân'da bulurlar.

    Onun içindir ki Kadir gecesini ihya etmek demek insanlığın hukukta, siyasette, ticarette, özgürlüklerini korumada, hak ve sorumluluklarını belirlemede en doğru kuralları koyan Kur'ân'ın iniş gecesini anmak, yeniden Kur'ân'ı okuyup yeni inmiş gibi ona sarılmak demektir.

    Bize ışık veren, ısı veren güneş olmasa bu dünya hayatımızda bedenimiz zarar görür. Ama O, Allah'ın nuru Kur'ân, Kadir gecesinde doğmasaydı insanlık hala cehaletin karanlığında debelenir olacaktı.

    Kur'ânı indiren Allah (c.c)

    Kur'ân'ı getiren Ruh-ül-Kuds = Cebrail

    Kur'ân'ı alan Mühammed (s.a.v)

    Kur'ân'ı etrafa yayan Ashabı güzin (r.a)

    Bir ismi "Nur"' olan insanlığı aydınlatan Kur'ân, Allah'dan, Cebrail aracılığıyla Hz. Mühammed (s.a.v)'in gönlüne, O'nun dilinden ashabın gönüllerine nur halinde akıveriyor. Nur alıyorlar, Nur veriyorlar, Nurlu gözlerle bakıyorlar.

    İşte böyle bir geceyi şuurlu bir şekilde ihya etmek şuurları nurlandırmak demektir.

    "Biz O'nu Kadir gecesinde indirdik" buyuruyor.

    O, dediği Kur'ân'dır. Dühan sûresinin ilk ayetlerinde O'ndan kasdedilenin kitap olduğu açıklanmıştır. Bakara suresinin ilk ayetlerinde "İşte kitap" denilmektedir.

    Bundan sonra "Kitap" denildiğinde akla ilk önce Kur'ân gelmelidir. Diğer kitaplar Hadis kitabı, fıkıh kitabı, matematik kitabı, fizik kitabı, şiir kitabı v.s. gibi ilave kelimelerle açıklanmalı. Kitap denilince Kur'ân akla gelmelidir.

    Bu sureyi, Kadir gecesinin değerini bildirmek için indirdik manası da anlaşılabilir.

    Geçmiş ümmetlerin mücahitlerinin bin ayda kazandığı sevaba bu ümmet kadir gecesini ihya etmekle erişecektir. Çünkü geçmiş peygamberler ve ümmetler belirli zaman, mekan ve kavim için gönderilmişlerdi.

    Bu Kur'ân kıyamete kadar gelecek bütün insanlığa gönderilmiştir. Bu ümmette Bu Kur'ân'ı taşımakla, indiği geceyi ibadet taat ve Kur'ân okumakla geçirdiği için, kendinden sonra gelenlere Kur'ân'ı taşıdığı için, bir gecesi bin aydan hayırlı olmuştur.

    Peki, bu gece Ramazanın hangi gecesidir?

    Pek çok rivayet vardır. Ramazanın yirminci gecesinden sonuna kadar bütün gecelerdedir. Ancak bu ümmetin çoğunluğu yirmi yedinci gecesini benimsemiştir ve inşaallah öyledir.

    Ancak Abdullah b. Mesud'un; "bir senenin her gecesini ibadetle geçiren Kadir gecesini ihya eder" sözü daha garantilidir.

    Atalarımızda; "Her geceyi kadir bil" demişler. Her gecenin hakkım verelim. "Her geleni Hızır bil" demişler herkese İslâmi kurallara göre davranalım.

    Rabbin rızası iyiliklerde gizlidir. Hangi iyilik yapılınca Rabbin rızasını kazanacağız onu bilemediğimizden, herkese ve her şeye iyi davranacağız.

    Karıncanın gönlünü alan Süleyman olur.

    Allah'ın gazabı da isyanlarda gizlidir. O'nun için hiçbir zaman kimseye kötülük yapmamaya ve Allah'a isyan etmemeye dikkat edeceğiz.

    Kadir gecesi öyle değerli ki, Melekler ve Cebrail O gece Rabbin izniyle yeryüzüne inerler, Müminlere selam verirler ve Rabbimizin bildiği "Levhi mahfuzda" yazılı olan bir senelik işleri, Rabbimiz görevli meleklere Kadir gecesinde bildirir ve Melekler O bilgiyle inerler ve meleklerin selamı tan yeri ağarıncaya kadar devam eder.

    Her çağın şairleri, o kılı kırka yaran ve ondan ipek halı gibi şiir dokuyan şairlerimiz Kadir gecesinin kadrini bilmişler ve dile getirmişler.

    Ben de bu makalemde Cağaloğlu'nda hamallık yapan çok çok değerli dostum İbrahim Güleç'in yeni yazdığı ve ilk olarak bana lutfettiği "KADİR GECESİ" isimli şiirinden bir numune vermek isterim:

    "Bu gece kul için ihsandır Hakk'tan

    Arşa giden yoldur Kadir gecesi

    Dileğin ne ise iste Allah'tan

    Arzuların bildir Kadir gecesi

    Köprü kurar kullar için Allah'a

    Sebep olur affolacak günaha

    Belki ömrün vefa etmez bir daha

    Nasibini doldur Kadir gecesi"

    http://www.milligazete.com.tr/makale...esi-138526.htm


    -------------------------------------------------------------

    MEHMET TALÜ / 06 EKİM 2007
    KADİR GECESİ

    8 Ekim Pazartesi gününü; 9 Ekim Salı gününe bağlayan gece: Ramazan ayının 27. gecesi olup KADİR gecesidir. Yüce Rabbimizin lütuf ve keremi ile pek şerefli ve mübarek olan bu geceyi idrak etmiş bulunuyoruz. Yüce Rabbimize sonsuz şükürler ve hamd ü senalar olsun.

    Sahur ve seherin bereketini, iftarın paylaşma hazzını, teravih coşkusunu bizlere yaşatan, “ben oruçluyum” söylemini gönüllerde hissettirerek içinden geçtiği topluma küllî bir barış havasını solutan, pek çok güzelliği ve bereketi bünyesinde barındıran rahmet ve mağfiret mevsimi Ramazan ayının sonuna yaklaşırken, bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen Kadir Gecesine ulaşmanın sevinç ve mutluluğunu yaşamaktayız.

    Ancak bu yılki mübarek geceyi buruk kutlamaktayız. Çünkü içinde bulunduğumuz zaman diliminde, İslâmiyet’e ve Müslümanlara karşı saldırıların artmakta olduğunu büyük bir endişe ile görmekteyiz. ALLAH’tan dileğimiz; bu mübarek gecenin, Türkiye ve Dünya Müslümanlarının uyanışına sebep olmasıdır. Mübarek Ramazan ayının son günlerine yaklaştığımız bu kutlu gecede çatışma, kin nefret gibi duyguları geride bırakmamızı, bütün iç çatışma alanlarını kapatıp, birbirimize tahammül, yardımlaşma, dayanışma ve zorlukları el birliği ile aşma iradesi gibi halisane duyguların bu toprakların gelecekten umutlu olduğu bir Türkiye olması için bu mübarek gecede, ALLAH Teâlâ’dan kuvvet ve kurtuluş istemeliyiz. İslâm alemi, küresel zalimlerin, saldırıları altında inim inim inlerken, bin geceden hayırlı bu Kadir Gecesi’nde bütün eller, ümmetin kurtuluşu ve huzuru için ALLAH’tan yardım dilemeli; gönüller rahmet ve bereket mevsiminin son noktasında gözyaşları içinde ALLAH’a yakarmalıdır.

    Kadir Gecesi, bütün İslâm aleminin mukaddes kabul edip ihya ettiği, beş büyük gecenin en mübarek gecesidir ki, Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “Bin aydan hayırlı” olan, pek kıymetli bir gecedir. Hiç şüphe yok ki vakitler aslında birbirine eşittir. Bir vakit diğer bir vakitten kendiliğinden üstün olamaz. Öyleyse bir vaktin diğer vakitlerden daha şerefli ve faziletli olması mutlaka o vakitte meydana gelen bir yüce işten ve mübarek bir olaydan kaynaklanmaktadır. Zaman ve mekanlar kendilerinde meydana gelen büyük ve önemli olaylarla değer kazanırlar. Kadir Gecesi hayırlarla dolu olayların meydana geldiği bir gecedir.

    Kadir Gecesi’ni, bu derece yücelten husus: İnsanlık alemini küfürden imana, zulmetten nura ve huzura kavuşturan, beşer tarihinin en önemli hadisesi, dünyanın en büyük inkılabını yapan, cihanı saran cehalet, küfür karanlıklarını giderip dünyayı aydınlatan Kur’an-ı Kerîm’in, Hira mağarasında ibadet ve tefekküre çekilmiş bulunan Hz.Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e bu geceden itibaren inmeye ve beşeriyetin ufuklarını aydınlatmaya başlamış olmasıdır. Gelişiyle birlikte oluşturduğu mânâ iklimiyle gönül dünyamızı ma’mur eden, iç âlemimizi zenginleştiren Kadir gecesi, kâinatın anlamını getiren gecedir. O yaratılış bilgisinin ders kitabı ve bütün kainatın ve varoluşun özeti olan Kur’an-ı Kerim’in indirildiği gecedir. Kur’an-ı Kerim gibi insanlık için bir hidayet rehberi olan kadri yüce bir kitabın böyle bir gecede inmesi ona müstesna bir şeref kazandırmış, kadrini yüceltmiştir ki, Kadir Gecesi; “çok kıymetli gece” demektir.

    Kadir Gecesi, bir olan Yüce Yaratıcının varlığını ve birliğini tanıtan, tefekkür, bilgi ve davranış arasında bağ kurarak bizlere tutarlı bir hayat çizgisi getiren, inanma ve yararlı iş yapmayı kalıcı mutluluğun ve kurtuluşun anahtarı kılan Yüce Kitabımız Kur’an’ın indirilmeye başlandığı, esenlik ve güvenliğin her tarafa yayıldığı, sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği kutlu bir gecedir.

    Kadir Gecesi son ilahi kitap Kur’an’la insanlığı buluşturan bir başlangıçtır. O Kur’an ki, hesabı tutulamayan bir hazine, herkese en doğru yolu gösteren daimi bir ışıktır. O’nun taşıdığı değer ve içerdiği anlamlar, koyduğu evrensel ilkeler tazeliğini ve canlılığını her zaman korur.

    Kıyamete kadar gelecek olan yüzmilyarlarca insana dünya ve ahirette rehberlik edecek olan bir kitab ki o da Kur’an-ı Kerîm’dir. O’nun geliş gün ve gecesi ve bunun yıldönümleri elbette böyle müstesna bir gün ve gece olmalı, bayramlar ve merasimlerle elbette kutlanmalıdır.

    Bu mübarek gece her yıl, İslâm dünyasının dört bir tarafında derin bir huşu ve hürmet ile karşılanır ve uğurlanır. İslâm aleminin saadet ve selâmeti, mü’minlerin mağfiret-i ilâhiyyeye nail olmaları için bu mübarek gecede milyonlarca Müslümanın elleri semaya açılır.
    Camilerimiz, mescidlerimiz bu gece, sabaha kadar üstlerine gökten yağan nurlar ile, kendilerini dolduran Müslümanlardan taşan nurlar arasında parıldar durur. Bu gecede camilerimizi kubbelerine kadar dolduran dualar bütün bir yıl ümmet-i Muhammed üzerinde ilahî bir rahmet olur. Bu gece, camilerimizde, mescidlerimizde tan ağarıncaya kadar Kur’an-ı Kerîm okunur, dinlenir, namaz kılınmak ve dua-niyaz yapılmak suretiyle ihya edilir. Bu mübarek gecenin hepimiz ve bütün İslâm alemi için maddî ve manevî hayırlara, bereketlere ve afv ü mağfirete nail olmamıza vesile olmasını Cenab-ı Hakk’dan niyaz ederiz. Ve bilhassa idrak ettiğimiz bu mübarek gecenin; çağın getirdiği sıkıntılarla bunalan ruhlara, manevi hayatın ihmaliyle daralan kalplere, ümitsiz, karamsar, günleri gafletle geçen kimselere gerçek manada maddi ve manevi bir kandil olması için dua ve niyaz ediyoruz.

    http://www.milligazete.com.tr/makale...cesi-98836.htm


    ----------------------------------------------------------------------


    MAHMUT TOPTAŞ / 08 EKİM 2007
    KADİR GECESİ’NİN KADRİNİ BİLELİM

    İnsanlık tarihinde insanlığın işlerini kolaylaştıracak buluşlar yapanlar, insanlık tarihinde yerlerini alırlar ve zaman zaman hatırlanırlar.

    Bu buluş teknik sahada olduğu gibi toplumsal olayları güzelleştirmede de böyledir.

    Kitaplarımızda tekeri bulan adamdan bu güne kadar tekniğin öncüleri yanında düşünürlerimiz de değerli yerlerini almışlardır.

    Terzilerin piri İdris aleyhisselam, gemicilerin piri Nuh aleyhisselam, sanayicilerin piri Davud aleyhisselam gibi çocukluğumuzda öğrendiğimiz bu bilgilerden anladığımız kadarıyla hem toplumu iyiye, güzele götürmede öncülük yaptıkları gibi hem de o günün insanlarına fiziki şartları güzel ve kolaylaştırmada da öncülük yaptıklarını öğreniyoruz.

    Geçmiş peygamberlerin hepsi belirli bir bölgenin ve belirli bir zamanın peygamberi iken Sevgili Peygamberimiz bütün insanların peygamberidir.

    Bütün peygamberlerin getirdiği mesaj belirli bir zamanın olduğu gibi yaptıkları fiziki yenilikler de kendi zamanlarının şartlarına uygundu.

    Sevgili Peygamberimizin getirdiği Kur’an-ı Kerim, kıyamete kadar gelecek herkesin ve her toplumun kurtuluş reçetesi olduğundan bölgenin ve belirli bir zamanın kitabı değildir.

    İşte şu anda okumakta olduğunuz bu Kur’an’ı okuduğunuz için sevaba girdiğiniz gibi, bu kitabın gelecek nesillere taşınmasına da katkıda bulunmuş oluyorsunuz.

    Kadir suresinde Rabbimiz, Kadir Gecesinin bin aydan hayırlı olduğunu haber vermiş.

    Seksen yıllık ömrünü Komünizmi dünyaya yaymakla geçiren, bu arada bütün dünyadaki düşünürleri de takip edip doğrularını almaya çalışan Fransız Komünist Partisi Başkanlığı, milletvekilliği yapan bir düşünür bir gün Kur’an-ı Kerim’le tanışma şerefine erer ve derhal Müslüman olur.

    Seksen yıldır aradığı doğruların hepsini ve en doğru şeklini topluca Kur’an’da bulduğu için Müslüman olur.

    Şu anda dünyanın her tarafında bu sene yayınlanan fikir kitaplarını okumaya başlasanız en azından beş yüz yıllık ömrünüz olursa belki bu senenin kitaplarını okumayı bitirebilirsiniz.

    Bunları tenkit etmeye zamanınız olmayacaktır. Binlerce yanlış düşünceyi de ezberleyecek ve hafızanız yanlış doğru cetveli gibi de olmayacak. Çünkü hepsi birbirine karışmış olacak.

    Onun için iyi, doğru, güzel olanları toplu halde öğrenmek için Kur’an okumalıyız.

    Ramazan ayında ve diğer günlerde okuduğunuz Kur’an ve özellikle Kadir Gecesinde okuduğunuz Kur’an, kıyamete kadar devam edecek olan bu Kur’an okumalara katkıda bulunduğunuz, kendinizden sonrakilere bu Kur’an’ın aktarılmasında görev aldığınız için bin sene sonra bile bu Kur’an okunduğunda size de sevap verileceğinden bu geceleri Kur’an okuyarak geçirmek bin aydan daha hayırlıdır.

    Rabbimiz buyurur:

    “Kim güzel bir şeye aracılık yaparsa, aracı olan için de bir hisse vardır. Kim de kötü bir şeye aracılık yaparsa, onun için de bir hisse vardır. Allah her şeye Kadir ve Razik’dır.” (Nisa 85)
    Dünyada kılavuzumuz olan, ahirette şefaatçımız olacak olan Kur’an’ı okuyarak, okutarak, okuduğumuzla amel ederek görevimizi yapalım ve sonradan gelenlerin sevabından da payımızı alalım.

    http://www.milligazete.com.tr/makale/kadir-gecesinin-kadrini-bilelim-98874.htm


    ------------------------------------------------------------------------


    MEVLÜT ÖZCAN / 26 EYLÜL 2008
    BİN AYDAN HAYIRLI GECE KADİR GECESİ

    Bin aydan daha hayırlı bir geceyi sinesinde bulunduran Ramazan ayının son 3-5 günü içindeyiz. Sayılı günler hızla bitiyor. Takvimlerdeki beyana göre Cuma’yı Cumartesi’ne bağlayan gece Ramazan’ın 27'nci gecesi olup bu gece bir ihtimal Kadir Gecesi'dir. Kadir gecesi öyle bir gecedir ki, içinde Kadir Gacesin bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Kadir Gecesi'nin Ramazan ayının hangi gecesine tesadüf ettiği belli değildir. Ancak Ramazan ayının son on günü içinde olması kuvvetli ihtimaldir. Kadir Gecesi'nin tayininde ulema ihtilaf etmiştir. Ramazan ayının (1, 17, 18, 19, 21, 23, 25, 27, 29)'uncu gecelerden her birini iltizam edenler vardır. Tek gecelerden birinde olduğuna hükmedenler de vardır. Ramazan ayının bütün gecelerinde aranmalıdır diyenler de vardır. Peygamber (s.a.s) Efendimiz, Ramazan ayının yirmisinden sonra hiç yatağa yatmaz kendisini hep ibadetlere verirlerdi. Bizler de şu son günlerde dünya işlerini askıya alıp kendimizi ibadetlere hasredelim. Umulur ki, Kadir Gecesi'ni ihya edenlerden oluruz.

    Muhterem Mü'minler!..

    Bu geceleri nasıl ihya edeceğiz?Şüphesiz ki, ibadetlerimizi artırarak bu geceleri ihya edeceğiz. Dua ederek, tevbe-i istiğfar ederek, kaza namazı kılarak, Kur'an-ı Kerim okuyarak. İslâm'ın hakimiyeti için neler yaptık, daha neler yapabiliriz; bunların hesabını yaparak... Bu günlerimizi ve gecelerimizi ihya edelim. Kur'an-ı Kerim, dünya semasından vahyolmaya Kadir Gecesi'nde başlamıştır. Bu gerçek Kadir suresinde şöyle beyan edilir: "Şüphesiz, Kur'an'ı, Kadir Gecesi indirdik. Bildin mi nedenKadir Gecesi? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlı bir gecedir. O gece melekler Allah'ın izniyle her iş için iner de inerler. O gece fecrin doğuşuna kadar selamettir."

    Muhterem Cemaat!..

    Bu selamete erebilmek için bu geceleri ihya etmeliyiz. Bu geceler ömrümüzün son bir fırsatı olabilir. Böyle bir fırsatı değerlendirelim. Duhan Suresi'nin ilk ayetlerinde de bu gerçeğe dikkatimiz çekiliyor.

    Muhterem Mü'minler!..

    Ramazan ayının sonuna yaklaştığımız şu günlerde ibâdetlerimizi artıralım. Hayır hasenatlarda bulunalım, bol bol kaza namazı kılalım. Kur'an okuyalım. Ana-babayı ziyaret edip dualarını alalım. Tevbe-i istiğfar edelim.
    İslâm'ın gür sedası için plan ve programlar yapalım. Planlarımızı uygulayacak imkanları tekrar gözden geçirelim. Şimdiye kadar ne yaptık, bundan sonra daha neler yapabiliriz; tekrar gözden geçrelim. Unutmayalım Allah (c.c) dinine hizmet edenleri mükafatlandıracaktır. Bizler bu mükafatı kazanmaya çalışalım.

    http://www.milligazete.com.tr/makale...esi-104660.htm



    --------------------------------------------------------------------------

    26 EKİM 2005
    RAMAZA’NIN SON ON GÜNÜ VE KADİR GECESİ

    (Peygamberimiz’in Ramazan Günlüğü, Doç. Dr. Ali Çelik, Beyan yayınları)

    Kadir Gecesi, Allah’ın (cc) hakkında bir sure indirdiği (Kur’an’ın 97. Suresi olan Kadir suresi) ve yine -bazı İslâm bilginlerinin ifade ettikleri üzere- Kur’ân’da "Mübarek bir gece" olarak nitelediği kutsal bir gecedir. Bu gecenin Ramazan ayı içinde olduğu kesin olmakla birlikte, hangi gece olduğu hakkında hiç bir bilgi yoktur. Sadece Hz. Peygamber’in bu gece hakkında bazı tavsiye ve uyarıları olmuştur.

    Hz. Aişe (r.a) şöyle demiştir:

    "Nebi (s.a.v), Ramazanın son on günü girince geceyi ihya eder, ev halkını uyandırır, eteğini toplayıp bütün ciddiyet ve heyecanıyla ibadete yönelirdi."

    Ebû Hüreyre (r.a)’den gelen bir rivayette Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

    "Kim, Kadir Gecesi, inanarak ve sevabını Allah’tan umarak kalkar ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."

    Ebû Said el-Hudrî (r.a) naklediyor: Ramazanın ortasındaki on gününde Rasülüllah (s.a.v) ile birlikte İtikafa girdik. Yirminci günün sabahında çıktı ve bize şöyle dedi:

    "Kadir Gecesi bana gösterildi, sonra onu unuttum, unutturuldum. Onu son on gün içinde ve tek olanlarında arayın."

    - İbn Ömer (r.a) naklediyor:

    Rasulüllah (s.a.v) şöyle buyurdu; "Kim Kadir Gecesi’ni aramak isterse Ramazanın son yedi gecesinde arasın."

    Kadir Gecesi’nin fazileti yukarıda da geçtiği gibi, gerek Kur’ân’da gerekse Hz. Peygamber’in hadislerinde zikredilmiş ve Müslümanların bu geceyi ihya etmeleri istenmiştir. Ancak bu gecenin Ramazan ayının hangi gecesi olduğu konusu gizlenmiştir. Hz. Peygamber (s.a.v) bunu "Kadir Gecesi bana gösterildi, sonra onu unuttum-unutturuldum" sözleriyle açıklamaktadır. Kendisine bu konu sorulduğunda da, zaman zaman bu geceyle ilgili olarak Ramazanın son beşinde, yedisinde, dokuzunda yahut son on günü içinde olduğu, yahut yirmi yedinci gecesi olduğu şeklinde farklı açıklamalarda bulunmuştur.

    Bu durum, şuna işaret etmektedir ki, Kadir Gecesi’nin Ramazanın son on gününde, yıllara nisbetle yer değiştirdiği ve daha çok tek günlerin gecesinde aranmasının isabetli olacağı ağırlık kazanmış oluyor. Yirmi yedinci gecenin ise, bu konuda ayrı bir yeri ve anlamı söz konusudur.

    Alimlerin çoğu, bu sahih hadislere dayanarak Kadir Gecesi’nin özel bir yeri ve anlamı bulunduğunu hükme bağlamış ve buna muhalefet eden olmamıştır. Aynı zamanda bu gecenin Muhammed (s.a.v) ümmeti için sırf bir rahmet, af, inayet ve bereket kıldığını belirtmişlerdir.

    Hz. Peygamber’in (s.a.v) Kadir Gecesi ile ilgili olarak eda ettiği "Kadir Gecesi Namazı" adı altında herhangi bir namazı bize intikal etmiş değildir. Ama Hz. Peygamber (s.a.v) ibadetle meşgul oluyor, her zaman olduğu gibi. Ramazanın özellikle son gününde de daha fazla ibadette bulunuyordu. Kadir Gecesi, Cuma dahil bütün gecelerden daha faziletlidir. Bu Kur’ân ayetiyle sabittir: "Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır." Yani Kadir Gecesinde kalkıp ibadet etmek, bu gecede hayırlı işler yapmak, içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecenin Ramazan ayı içersinde gizlenmiş olması şüphesiz bir hikmete bağlıdır; tıpkı Cuma günü içerisinde yapılan duaların kabul olacağı, icabet saatinin hangi saat olduğunun ve insan hayatı içerisinde ölümün ne zaman geleceğinin gizlenmiş olması gibi. Bunların gizli tutulmasından maksat, mü’minlerin uyanık, dikkatli ve devamlı Allah’a ibadet ve taat içerisinde olmalarını sağlamaktır.

    Ebû Hüreyre (r.a)’ın rivayet etmiş olduğu bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

    "Kim Kadir Gecesi’ni, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah’tan bekleyerek ibadet ve taatla geçirirse geçmiş günahları bağışlanır"

    *

    Hz. Aişe annemiz (r.a), bir gün kendilerine:

    "- Ey Allah’ın Rasülü, şayet Kadir Gecesi’ne rastlarsam nasıl dua edeyim?" şeklinde sorunca, Peygamberimiz (s.a.v) ona şu duayı öğretir:

    (Allahümme inneke afüvvün tühibbül afve fa’fu anni) "Ey Allah’ım! Muhakkak Sen affedicisin, affetmeyi seversin beni de affet!"



    http://www.milligazete.com.tr/haber/...ecesi-9719.htm

    -------------------------------------------------------------------------

    MEVLÜT ÖZCAN / 05 EKİM 2007
    KADİR GECESİ

    Muhterem Cemaat!

    Takvimlerin beyanına göre önümüzdeki Pazartesi günü akşamı büyük bir ihtimalle Kadir Gecesi’dir. İhtimal kelimesini bilerek kullandım. Çünkü, bunda kesinlik yoktur.

    Bizler, Ramazan ayının son on gününün, her gecesini Kadir Gecesi olarak değerlendirmeye çalışıyoruz. Peygamberimiz Efendimizin bununla ilgili işaretleri de vardır.

    Kadir Gecesi “şu gecedir” diye bir hüküm yoktur. Kadir Gecesi’ni aramak müstehaptır. Çünkü bu gece fazileti bol olan bir gecedir. Kadir Gecesi bütün gecelerden faziletlidir. Bu gece, içinde Kadir Gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır.

    Kadir Gecesi’nin gizli tutulmasının hikmeti onu aramaya bu geceye ulaşmak arzusu ile onu anlamak için insanların çalışmasına vesile olmasıdır. Nitekim Cum’a günü duaların kabul olduğu saatle, Allah-u Teâlâ’nın isimleri arasında İsm-i Azam’ı, Allah’ın rızasının bulunduğu iyilikler bu hikmete binaen gizlenmiştir.

    Kadir Gecesi’nin alametleri konusunda çeşitli rivayetler vardır. Bir kısmını sıralayacak olursak şunları zikredebiliriz.

    * Kadir Gecesi’nde, gece saf ve berraktır.

    * Bu gecede ay nettir.

    * Hava sakin ve hareketsizdir, ne soğuk ne de sıcaktır.

    * Bu gecenin sabahında güneş, ayın ondördü gibi ışınsız olarak doğar.

    * Kadir Gecesi’nin gündüzünde güneş kırmızı ve zayıf olur.

    Bunlar ve benzeri daha birçok alametler Peygamber (SAV) Efendimiz tarafından müjdelenmiştir.”

    “Ramazan ayı, evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu Cehennem ateşinden kurtulma ayıdır.”

    Bugünler ömrümüzün son fırsatı olabilir, iyi değerlendirelim. Bir daha elimize böyle bir imkan geçmeyebilir.

    Peki bu geceyi nasıl değerlendirelim?

    Bunun cevabı şudur:

    Bu gecede:

    • Günahlarımızdan dolayı pişmanlığımızı Cenâb-ı Hakk’a arz edelim.

    • Kur’ân-ı Kerim okuyalım.

    • Tefekkür edelim.

    • Tezekkür edelim.

    • Kaza namazı kılalım.

    • Geçmişimizin muhasebesini, geleceğimizin plan ve programını yapalım.

    • Kulluğumuzun gereğini yerine getirip getiremediğimizin hesabını gözden geçirelim.

    Bu vesile ile bir hususa daha değinmek istiyorum.

    Ramazan ayının 15’inden sonra hususiyle Kadir Gecesi’nde Anadolu’nun birçok şehirlerinden büyük şehirlere turlar düzenlenip cami cami, yatır yatır dolaşıyorlar. Büyük şehirlerde yaşayanlar da aynı durumdalar. Bunu sevap kazanmak için yapıyorlar. Böyle bir ibadet ve böyle bir sevap türü dinimizde yoktur.

    Sevap kazanayım derken zamanlar boşa geçiriliyor. Hoşlanılmayan durumlar cerayan ediyor. Müslümanlar bu huydan vazgeçmeliler.

    Sevap niyetiyle üç mescit için evden çıkılır.

    1- Mescid-i Haram (Kabe)

    2- Mescid-i Nebevi

    3- Mescid-i Aksa

    Bunlar haricinde hiçbir mescid için ziyarete çıkmak caiz değildir.
    Her neyse, Kadir Geceniz mübarek, verimli, kazançlı olsun... Ömrünüze ve rızkınıza bereket gelsin... Allah’ın rahmeti üzerinize olsun...
    http://www.milligazete.com.tr/makale...cesi-98819.htm


    --------------------------------------------------------------------

    MEHMET TALÜ / 15 EKİM 2006
    KADİR GECESİ

    19 Ekim Perşembe gününü; Cuma gününe bağlayan gece: Ramazan ayının 27. gecesi olup KADİR gecesidir. Yüce Rabbimizin lütuf ve keremi ile pek şerefli ve mübarek olan bu geceyi idrak etmiş bulunuyoruz. Yüce Rabbimize sonsuz şükürler ve hamd ü senalar olsun.

    Hayır ve bereketin ne olduğunu gösteren sahuruyla cömertliği, ikramı ve paylaşmayı öğreten iftarıyla, ibadetin neşe ve coşkusunu bütün topluma yayan teravihiyle, okunan ve dinlenen Kur’an-ı Kerim’in feyziyle, toplumun sosyal yaralarını şifalı elleriyle saran zekât ve fitreleriyle arınma ve yenilenme bilincimizin tazelendiği rahmet ve mağfiret ayı Ramazanın sonuna yaklaşırken bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen Kadir gecesine erişmenin heyecan ve mutluluğunu yaşamaktayız. Gönüllerimiz, bir taraftan maddi ve manevi birçok hikmeti, rahmeti, bereketi ve mağfireti, ferdi ve sosyal hayatımıza canlılık kazandıran, pek çok güzelliği ve bereketi bünyesinde barındıran Ramazan ayının sonuna yaklaşmanın hüznünü, diğer taraftan da bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen Kadir gecesine ulaşmanın heyecan ve mutluluğunu hakikaten yaşamaktadır.

    Kadir Gecesi, İslam alemince mübarek kabul edilen beş büyük gecenin en mübarek gecesidir ki, bin aydan hayırlıdır. Hiç şüphe yok ki vakitler aslında birbirine eşittir. Bir vakit diğer bir vakitten kendiliğinden üstün olamaz. Öyleyse bir vaktin diğer vakitlerden daha şerefli ve faziletli olması mutlaka o vakitte meydana gelen bir yüce işten ve mübarek bir olaydan kaynaklanmaktadır. Zaman ve mekanlar kendilerinde meydana gelen büyük ve önemli olaylarla değer kazanırlar. Kadir gecesi hayırlarla dolu olayların meydana geldiği bir gecedir.

    Kadir Gecesi’ni, bu derece yücelten husus: İnsanlık alemini küfürden imana, zulmetten nura ve huzura kavuşturan, beşer tarihinin en önemli hadisesi, dünyanın en büyük inkılabını yapan, cihanı saran cehalet, küfür karanlıklarını giderip dünyayı aydınlatan Kur’an-ı Kerîm’in, Hira mağarasında ibadet ve tefekküre çekilmiş bulunan Hz. Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e bu geceden itibaren inmeye ve beşeriyetin ufuklarını aydınlatmaya başlamış olmasıdır. Gelişiyle birlikte oluşturduğu mânâ iklimiyle gönül dünyamızı ma’mur eden, iç âlemimizi zenginleştiren Kadir gecesi, kâinatın anlamını getiren gecedir. O yaratılış bilgisinin ders kitabı ve bütün kainatın ve varoluşun özeti olan Kur’an-ı Kerim’in indirildiği gecedir. Kur’an-ı Kerim gibi insanlık için bir hidayet rehberi olan kadri yüce bir kitabın böyle bir gecede inmesi ona müstesna bir şeref kazandırmış, kadrini yüceltmiştir ki, Kadir Gecesi; “çok kıymetli gece” demektir.

    Evet, kıyamete kadar gelecek olan yüzmilyarlarca insana dünya ve ahirette rehberlik edecek olan bir kitab ki o da Kur’an-ı Kerîm’dir. Onun geliş gün ve gecesi ve bunun yıldönümleri elbette böyle müstesna bir gün ve gece olmalı, bayramlar ve merasimlerle kutlanmalıdır. Gerçekten de Kadir Gecesi, bütün İslâm aleminin mukaddes kabul edip ihya ettiği, Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle “Bin aydan daha hayırlı” olan en mübarek bir gecedir. Bu mübarek gece her yıl, İslâm dünyasının dört bir tarafında derin bir huşu ve hürmet ile karşılanır ve uğurlanır. İslâm aleminin saadet ve selâmeti, mü’minlerin mağfiret-i ilâhiyyeye nail olmaları için bu mübarek gecede milyonlarca müslümanın elleri semaya açılır.
    Camilerimiz, mescidlerimiz bu gece, sabaha kadar üstlerine gökten yağan nurlar ile, kendilerini dolduran Müslümanlardan taşan nurlar arasında parıldar durur. Bu gecede camilerimizi kubbelerine kadar dolduran dualar bütün bir yıl ümmet-i Muhammed üzerinde ilahî bir rahmet olur. Bu gece, camilerimizde, mescidlerimizde tan ağarıncaya kadar Kur’an-ı Kerîm okunur, dinlenir, namaz kılınmak ve dua-niyaz yapılmak suretiyle ihya edilir. Bu mübarek gecenin hepimiz ve bütün İslâm alemi için maddî ve manevî hayırlara bereketlere ve afv ü mağfirete nail olmamıza vesile olmasını Cenab-ı Hakk’dan niyaz ederiz. Ve bilhassa idrak ettiğimiz bu mübarek gecenin; çağın getirdiği sıkıntılarla bunalan ruhlara, manevi hayatın ihmaliyle daralan kalplere, ümitsiz, karamsar, günleri gafletle geçen kimselere gerçek manada maddi ve manevi bir kandil olması için dua ve niyaz ediyoruz.

    http://www.milligazete.com.tr/makale...cesi-92853.htm
    Hayatınızın Anlamı MİLLİ GÖRÜŞ

  3. #3
    Muhtazaf M. Salih AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Dec 2007
    Konum
    Almanya
    İletiler
    619
    Blogdaki Konular
    1





    itikâf

    İtikâf, sözlükte ‘hapsetmek’, ‘alıkoymak’, ‘bir yere yerleşmek’, ‘oraya bağlanıp kalmak’ anlamlarına gelir. İtikâf fıkıhta bir mescitte belirli kurallara uyarak ibadet niyetiyle kalmak demektir.
    İtikâfın meşruiyeti Kur’an ve sünnetle sabittir. Orucu tarif ettiği ayetin sonunda Allah Teala şöyle buyurmaktadır:
    “ … Mescitlerde itikâf halinde iken eşlerinizle birleşmeyin. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Onlara yaklaşmayın. Allah ayetlerini insanlara böyle açıklar, belki sakınırlar.” (Bakara, 2/187)

    Ayette de görüldüğü gibi itikâf, Allah Teala tarafından tasvip edilmiştir.
    Peygamberimiz Medine'ye hicretten sonra vefat edinceye kadar her yıl Ramazanın son on gününde itikâfa çekilirdi.
    Bu delillerden hareketle bir Müslümanın Ramazan ayının son gününde itikâfa girmesi, sünnet-i müekkede olarak kabul edilmiştir. İmkân bulabilenler Peygamberimizin bu güzel sünnetini yaşatırlarsa büyük bir ecre nail olurlar.
    Birliğin kederi, ayrılığın safasından daha hayırlıdır. (Yahya bin Muaz)
    www.aydin-aydin.com

  4. #4
    Muhtazaf M. Salih AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Dec 2007
    Konum
    Almanya
    İletiler
    619
    Blogdaki Konular
    1
    Birliğin kederi, ayrılığın safasından daha hayırlıdır. (Yahya bin Muaz)
    www.aydin-aydin.com

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •