+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor

Konu: müslüman ve Muhafazakarlık

  1. #1

    müslüman ve Muhafazakarlık

    Müslüman; İslam dinini kabul eden, Allah’a cc teslim olmuş kişidir. Bir kişinin Müslüman olabilmesi için Allah’a cc itaat etmesi, Hz Muhammed’in (sav) din adına getirdiklerini hepsini benimsemesi, şer’i hükümlere bağlılık göstermesi gerekir.

    Müslüman islam’ın temel taşları olan itikad, ibadet ve hukuk alanlarına gereken önemi gösterir. Hakimiyetin yalnızca Allah’a cc ait olduğunu bilir. Hakkın kaynağının kuvvete değil, kuvvetin kaynağının hakka dayandığı prensibine sarılır. Allah cc ve Resulünün (sav) gösterdiği yol üzere olan ulülemre itaati islam’ın olmazsa olmaz şartlarından sayar ve gereğini yerine getirir.Allah’a cc ve Allah’ın cc yarattıklarına saygı gösterir, yaratılanı da yaratandan ötürü sever.

    Müslüman; bütün bunların yanında hakkı üstün tutan, manayı esas alan ve her daim nefis tezkiyesi yapandır. Her gece yatağına girerken aynı anda kabre de girer. Bir hamalın sırtındaki küfesinin yarım metrelik ipinin hesabı gerekirse seksen sene süreceğini bilir. İşte bu sebeple de tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemez ve yedirmez, ihaleye fesat karıştırmaz, sekreteriyle kırıştırmaz (hatta sekreteri kadın bile olamaz). Bu dünya hayatının geçici olduğunu bilir ve sadece Allah cc ve Resulünün (sav) değer verdiklerine değer verir.

    Müslüman küresel sistemin islam’ı protestanlaştırmak istemesine yani dini değerlere göre değil ticari değerlere göre dini yaşamayı dayatmasına bütün hücreleriyle karşı çıkar, ve yine küresel sistemin İslami ülkelerdeki iktidarları muhafazakar elitlere peşkeş çekerek o ülkedeki müslümanları muhafazakarlaştırmasına (ılımlı müslüman) da karşı çıkar.
    Müslüman sözde değil özde Allah’a kuldur.

    Müslüman yaşadığımız çağın bütün devletlerinin, mazlumların ahı ve kanı üzerine kurulduğunu bilir ve zulüm ile payidar olunmaz gerçeğinden yola çıkarak yeni bir dünyanın gerekliliğine inanır. Roma ve Yunan’ın kuvveti, maddeyi ve fuhşiyatı üstün tutan sözde medeniyetinin varisleri olan küresel kapitalistlerle dünyanın huzur, barış ve ahlaka kavuşmasının mümkün olmadığını bilir.

    Son olarak; Müslüman, ‘Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz’ ayetinin ne manaya geldiğini iyi bilir.

    Gelelim Muhafazakar Müslüman’a;

    Muhafazakar kelimesinin yazılışından da anlaşılacağı üzere muhafaza-kar yani karını muhafaza eden kişidir.

    Peki öyleyse karın muhafazası nasıl oluyor?

    Muhafaza edilecek bir kar olması için öncelikle sermaye gerekmektedir. Olması gereken sermaye kalemleri ise şunlardır; içten pazarlık, sahte tebessüm, şeytani fikir, nefsani zikir, münafık sözü, mason gözü, timsah gözyaşları, kılıfına uydurabilme yeteneği, geçmişini sövme, kardeşini dövme, sahibini övme,maddi mirasa dört ayakla sarılmak, manevi mirası hepten yok saymak vs. vs… sizin anladığınız buraya yazmakla bitmeyecek kadar çok.

    Burada değinilmesi gereken bir diğer nokta ise şudur; hani meşhur bir galat vardır Türkiye Cumhuriyetinin %99’ u müslüman diye, bu bilgi resmiyette galat olarak kalsın ama biz doğrusunu bilelim. Türkiye Cumhuriyetinin (en fazla) %3-4’ü müslümandır, gerisi ise muhafazakar müsümandır.

    Yani;

    Sistemin izin verdiği kadar müslümandır,
    Siyasi tercihi kadar müslümandır,
    Aileden kalan Müslümanlık mirası kadar müslümandır,
    Maddiyattan bağımsızlığı kadar müslümandır,
    Askeri vesayetten kurtulduğu kadar müslümandır,
    Cemaat lideri, şeyhi, hocası izin verdiği kadar müslümandır,
    Kıldığı namazın, tuttuğu orucun, gittiği haccın niyeti kadar müslümandır,
    Abd, ab ve İsrail müsaade ettiği kadar müslümandır,
    Vicdanı ile cüzdanı arasında durduğu nokta kadar müslümandır,
    Yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz’ ayetini anladığı kadar müslümandır,

    Kısacası Allah’ cc verebildiği hesap kadar müslümandır.

    İşte bütün bu kriterler ışığında bakıldığında Müslüman ile muhafazakar Müslüman arasındaki fark kolayca anlaşılır
    Allah’ın cc istediği Müslüman ile küresel sistemin istediği muhafazakar müslüman’ın aynı Müslüman olmadığıaşikar.

    Rabbim bizleri sade ve sadece Müslüman olanlardan eylesin.
    Klavye Mücahidi

  2. #2

    Milli Gazeteden konuyla ilgili bir yazı..

    Muhafazakâr Burjuva

    Eşya karşısında insanın zaafı açmazıdır. Bekli de insanın nefsiyle en çok boğuştuğu alanı. Eşyayı algılama ve onu konumlandırma, kendisi için araç olan nesneler ile mesafesi bir irade ve bilinç sorunu.
    Hayatın karmaşık düzeni insanı bir yerlere doğru götürür. Belki bir kısır döngü içinde olmasına neden olur. İnsanın yenilenmesi ile değişimi arasında fark var. Değişim kimi zaman insanın asıl değerlerinden kopuşa neden olur. Değişim ile yenilenme arasında farklar var.
    Sabah namazıyla hayata başlamak hem bir bilinç, hem de bir yenilenmedir. Sabah namazını terk etmek değişimdir. Yadsımadan ihmal etmesi gaflettir. Bunu bir an önce gidermesi gerekir. Günlük hayat sabah namazıyla başlar. Toprak ve ziraat ile uğraşanlar sabah namazını başlangıç olarak kabul ederler. Memurlar ve aylaklar, özellikle burjuva ruhlular başka bir hayat tarzı seçerler. Bir Müslüman gündelik hayatındaki en küçük ayrıntıya özen gösterir. Besmele ile işe başlamak kendisinin üzerinde büyük gücün varlığını kabulü, ona teslimi ve onun ona verdiği ruhla hayata bakışını sağlar.
    Günahlara, yanlışlara besmele ile başlanmaz. Çünkü o ruhun her halinde bir yanlışlık var. Besmele koruyucudur; tıpkı namaz gibi, sakal gibi. Efendimizin her halini özümsemek ve onu kendine ilke edinmek bir özgünlük.
    Bir Müslüman hayatı boyunca alkol almıyorsa, zihni gelişimini sürdürür. Bir kere bedensel olarak sağlığını korumuş olur. Alkol almaya başlamak bir değişimdir. Geleneksel hayatımızda insanın korunması gerektiği kimi durumlar var. Bunların başında "yalan" olgusu gelir. Bir insan günahlarını, yanlışlarını, hatalarını yalanla örtmeye çabalar. Bu da bir yere kadar götürür kişiyi. Yalanın terki günahların terki anlamına gelir.
    Huylarını beğenmediğimiz bir insandan uzak dururuz. Onlar kendileri de bu hallerinden memnun değiller ama ondan da kurtulamazlar. Hayatları onun etrafında döndüğü için artık kanıksanmışlık onların hayatının bir parçası olur. Bu, onu günahtan günaha, yanlıştan yanlışa sürükler. Veli ve öncü insanlar öğütlerini yalan söylememe üzerine kurarlar. Yalanı her türlü kötülüğün ve yanlışın anası olarak kabul ederler.
    Burjuvanın ahlâkı yalan üzerine kuruludur. Burjuvanın kendisi de sistemini öyle oluşturmuş. Hıristiyan kültürün özünü oluşturur. Ruhu itibariyle aşırılıklar içerir. Gayri insanı ve ahlâki unsurları hayatının bir parçası olarak alır.
    Bir Müslümanın burjuva ile özdeşleşmesi asla düşünülemez. İsraf ve lüks bir Müslümanın hayatının özünü asla oluşturmaz. Sadelik bir Müslümanın özgün hasletlerinden biri. Ticaret, helal kazanç meşru, fakat faiz değildir.
    Günümüz Müslümanları modern hayata ayak uydurmak için kimi gayri İslâmi halleri özümsemek için meşruiyet ararlar. Ticaret bunların başında gelir.
    Seküler, modern ve muhafazakârların hayatında alkol ile namaz, besmele ile günah bir arada olur. Tam bir Hıristiyan dünyanın ruhunu ve özünü taşır. Kilise kendi işine baksın ben kendi işime bakarım tezine dayanır. Bu da kilisenin yetersizliğinden kaynaklanır. Kilisenin hükümleri yoktur, sadece öğütleri vardır. Alkol bir kültürün özünü oluşturuyorsa orada zaten bir sorun var demektir. Oysa bir Müslüman'ın hayatında ayrımlar yok. Hayat, tepeden tırnağa bir bütün.
    Batı kültürü hayatı bölümlemiş. Alanlar belirlemiş. Bu alanlarda kimi hallere izin veriyor. Ya da birbirine dokunmadan geçinmeyi öğretiyor.
    Bir Müslüman bulunduğu yerin veya kurumun bütün hallerinden sorumludur. Orada bir şahsilik olmaz. Bütün yanlışlardan ve haramlardan korunmak zorunda.
    Maddî kazançlar çok kolay elde edilir ama büyük riskler taşımakta. Modern hayatın tuzakları çoktur. Muhafazakârlık da bir tuzak.

    Ali Haydar Haksal

+ Konuyu Yanıtla

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may edit your posts
  •