+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor

Konu: Ti'ye alınan bir Başbakan...

  1. #1
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sun Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1

    Ti'ye alınan bir Başbakan...

    Bir başbakan düşünün, kendini kabadayı yerine koysun, dediğim dedik çaldığım düdük desin. Ben ne dersem o olur desin. Ama tabiri yerindeyse kimse onu “iplemesin”…

    Çok acıdır, ülkenin en önemli kişisi olduğu halde insanın sözünün dinlenilmemesi. Yada dinleniliyormuş gibi yapılıp, onun yüzüne gülüp arkasından her şeyin eski tas eski hamam devam etmesi. Bu “zûldür” bir başbakan için. Ne acıdır ki bu bizim ülkemizde böyledir. “Benim hastamı hastanede rehin alacak adamı bende rehin alırım” deyip nara atarken başbakan, sanki onun sözlerine nazire yaparcasına ertesi gün hastane masrafları ödenmediği için hasta(lar) hastanede rehin tutulsun.

    Bir başbakan düşünün, Ramazanlarda otuz gün boyunca orucunu fakir fukaranın evinde açsın, giderken yanında erzaklar dolusu poşetler götürsün, ama ona nazire yaparcasına adeta onun partisinin il ve ilçe teşkilatları “Karunların dönemini” dahi aratmayacağı sofralar kurup oruçlar açsın… Yine onun teşkilatları, dansözlü eğlenceler düzenleyip porselen tabaklar kırsın…

    Bir başbakan düşünün, sokağa çıktığı zaman vatandaşın derdiyle dertlenmek istesin, neticesini bildiği halde vatandaşa ekonomik durumunu sorsun. Bir taksi durağında sade bir vatandaş gibi oturup çay içip taksicilerle muhabbet edip halkın içine karışsın. Ama ona nazire yaparcasına, onun belediye başkanları halka “fildişi kulelerden” baksın…Bir vatandaşın, bırakın bir belediye reisi ile görüşmesini, sıradan bir müdür yada yetkili herhangi biri ile görüşmek istediği zaman bir sürü bürokratik engelle karşılaşsın…



    Bir başbakan düşünün, onun bakanları komşusu oldu ülkelerle ekonomik ve ticari işbirliği antlaşmaları yapsın ve onun “dost ve müttefiki” olan diğer ülkeler “sudan” bahanelerle adeta ona nazire yaparcasına, “senin yaptığın antlaşmalar, iş birliği beni bağlamaz” dercesine gitsin o ülkeyi ertesi sabah işgal etsin…

    Bir başbakan düşünün, kendi ülkesine gelen devlet başkanlarına gereken nezaketi ve hürmeti göstermekte asla kusur göstermesin (çok sevdiğini iddia ettiği halkını mağdur etmek pahasına),onların güvenlik içerisinde ve memnuniyetle ayrılmaları için her türlü fedakârlığı yapsın, ama onun muhatapları, New York’ta ABD eski Başkanlarında Bill Clınton’un Sheraton Otelinde ki konferansına giderken, OBAMA, otelden ayrılıyor diye gizli servis elemanları tarafından adeta “sıradan” bir vatandaş muamelesi göstererek “hakaret edercesine” yolundan alı koyulsun…

    Bir Başbakan düşünün, IMF için “asla ümüğümüzü sıktırmayız,gerekirse kendileri ile çalışmayız” desin ve ülkesinin menfaatleri doğrultusunda hareket etsin (yada ettiğini zannetsin), onun Ekonomiden soru(n)mlu bakanları da onun bu sözlerine nazire yaparcasına “IMF ile aramızda herhangi bir sorun yok, anlaşma yapacağız” desin…

    Bir Başbakan düşünün, Davos ta essin, gürlesin, “siz bebek katilisiniz” desin, adamları kendi kitaplarıyla (tevratla) vursun desin ki “sizin kitabınızın falanca ayetinde “öldürmeyeceksin” diyo” desin, “siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz” desin, “plajlarda nasıl adam öldürdüğünüzü iyi bilirim” desin, bir Devlet başkanını tüm dünya kamuoyu önünde rezil etsin,ama siz gelin görün ki onun Bakanları ve Milletvekilleri onu adeta tekzip edercesine beyanatlar versin: Dış İşleri Bakanı Ali BABACAN; “Her ne kadar İsraile karşı takındığımız tavır ikili münasebetlerimizi sarsar gibi olmuşsa da, bu durum geçicidir, uzun vadede ilişkilerimiz eskisi gibi devam edecektir” desin…Başbakan Yardımcısı Cemil ÇİÇEK; “İsrail ile ilişkilerimize önem veriyoruz, bu ilişkileri korumaktan yanayız” desin…

    Ve en önemlisi de bir Milletvekilinin adeta özür dilercesine The Washington Post gazetesinde okuyucu mektubu yayınlansın; AKP Çankırı Milletvekili ve Dışişleri Komisyonu sözcüsü Suat KINIKOĞLU mektubunda; “ Recep Tayip ERDOĞAN, İsraillileri veya Yahudileri değil, İsrail’in Gazze de ki politikasını eleştiren pek çok olayın altını çizmiştir. Aslında ERDOĞAN, Yahudi düşmanlığının bir insanlık suçu olduğunu ifade etmiştir(ne alakası varsa!). Gazze deki savaşa itirazına rağmen!!! "TÜRKİYE, İSRAİL İLE ORTAKLIĞINA DEĞER VERMEKTEDİR VE İKİ ÜLKENİNDE HALKINA YILLARDIR FAYDA SAĞLAYAN BU ÖZEL!! İLİŞKİNİN SÜRMESİNİ İSTEMEKTEDİR.” Bu sözler bir Başbakanın yapmış olduğu çıkışın ardından sanki onun çıkışının inadına ters yönde yapılmış çıkışlardır. Ve inanın “her şerefli ve haysiyetli” bir Başbakan için bir “zul” dür…

    İşte böyle bir Başbakan, kendi adamları tarafından sürekli tekzip edilen, “yalancı” yada “sözüne güvenilmez” bir insan profili insanların aklına getirttirilen bir Başbakan ve o Başbakan bizim Başbakanımız…

    Ne acı değilmi?!

    Kaynak: http://www.medya5.org/default.asp?max55=xp2&id=5444

  2. #2
    inadına AK PARTİLİ...
    Misafir

    Kimsin sen??

    Kimsin ki sen benim başbakanıma böyle hakaret etme hakkını kullanıyorsun? Ne sanıyorsun sen kendini? Haddini bil!

  3. #3
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sun Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1
    Alıntı inadına AK PARTİLİ... tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Kimsin ki sen benim başbakanıma böyle hakaret etme hakkını kullanıyorsun? Ne sanıyorsun sen kendini? Haddini bil!
    Güzel kardeşim AKP li olabilirsin bu senin kendi tercihin de inadına ne demek oluyor onu anlayamadım...:))

    Yazımı heralde dikkatli okumadınız.Zira yazıda Sayın Başbakanımıza hakaret etmek bir yana kendisine hakaret edercesine hareket edenleri ve bunun karşısında kendisinin isteyerek veya istemeyerek(mecburiyetten) sessiz ve tepkisiz kalmasına atıf var yoksa hakaret etmemiz söz konusu değil...

+ Konuyu Yanıtla

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may edit your posts
  •