+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor

Konu: Asker Sivil Çatışması

  1. #1

    Asker Sivil Çatışması

    Büyük tehlike…!!!

    Türkiye cumhuriyetinin başına gelebilecek en büyük beladır asker sivil çatışması…

    Dış merkezli şer odakları büyük israili kurmak için önlerindeki en büyük ve en önemli engel olarak gördükleri Türkiye cumhuriyetini kökten pasifize etmenin püf noktasının asker sivil çatışması olduğunu çok iyi etüd etmiş olacaklar ki gerek darbeler ve muhtıralarla ve gerek diğer yaptırım ve baskı uygulamalarıyla Türkiye cumhuriyetini kökten-temelli saf dışı bırakmak için var güçleriyle mücadele etmektedirler. Bu mücadeledeki en büyük yardımcıları ise işbirlikçilerdir. Askeriyede, siyasette, medyada ve akademik platformdaki işbirlikçileri sayesinde emellerine önemli ölçüde ulaşmış olan şer odakları gaye tam manasıyla hasıl olana kadar (büyük israil) fitne tohumlarını ekmeye devam edeceklerdir.

    Rabbim devletimizi, milletimizi, dinimizi bu şerli insanlardan muhafaza etsin. Amin.

    Batıl inançları uğruna bütün dünyayı kana bulayanlara karşı her türlü mücadeleyi göze alamayanlar yok olmaya mahkumlardır.

    Türkiyedeki asker sivil çatışmasının sebeplerini batıl inanç sahiplerinin etkisinden ayrı düşünerek yorumlamak doğru tesbit yapmaktan uzak kalacaktır.

    Tıpkı 85 senedir olduğu gibi…

    Şimdi yapılması gereken nedir…???

    Askeriye, bünyesindeki darbe yapanları ve darbe heveslilerini temizlemeli, ibret-i alem için bu vatan hainlerine en ağır cezalar verilmelidir. Böylece askeriye bütün millet nezninde güvenilir ve saygın bir yere gelecektir.

    Siyaset ise darbe şakşakçılarını yüzkarası ilan etmeli, darbecileri muhafaza eden kanunları savunun siyasilere asla pirim vermemelidir. Burada asıl görev millete düşmektedir. Millet bu yüzkarası siyasilere destek olmamalı ki beklediği ve özlediği özgür millet, tam bağımsız devlete kavuşabilsin.

    Medyaya gelince, medya ahlaklı olmalı. Bu ahlak kavramı doğruluğu, özgürlüğü, objektifliği, adaleti, bağımsızlığı ve bunun gibi daha bir çok erdemli vasfı bünyesinde barındırmalıdır.

    Günümüz medyası (varsa istisnası hariç ‘istisnası olduğunu düşünmüyorum) bütün bu erdemli vasıflardan çok uzaktır. Bu sebeple medya müessesesinin ahlaki temeller üzerine yeniden inşa edilmelidir. Medya çok önemlidir çünkü insanlara en hızlı ulaşabilme ve insanları en çok etkileyebilmenin yegane yoludur.
    Medya bir bakıma toplum mühendisliği aracıdır. Bu araç ahlaklı mühendisin elinde hayra, ahlaksız mühendisin elinde ise şerre hizmet eder.


    Akademik platformdaki aktörler (toplum önderleri) ise milletimizin değerleridir, değer verdikleridir. Kimi üniversitede bir değer, kimi cemaatinin önünde örnek olan bir değer, kimi camide bir yol gösteren vs vs …. Hepsi ama hepsi millet nezninde peşinden gidilen, kendisine itibar edilen, kendisinden bir şeyler öğrenilen örnek şahsiyetlerdir (örnek olması gereken demek istedim). Toplum önderlerini diğerlerinden ayıran en önemli özellik ise attıkları her adımın, söyledikleri her sözün milletin-ümmetin istikbaline yönelik bir eylem olmasıdır. Bu sebeple attıkları her adımı karınca hassasiyetiyle atmaları, söyledikleri her sözü bu bilinçle söylemeleri gerekir.

    Son olarak genel manada şunları söyleyebiliriz;

    Burada saydığımız ve sayamadığımız şubelerin hepsi bu milletin mayasının İslam olduğunu, türkü-kürdü, lazı-çerkezi, alevisi-sünnisi, askeri-sivili bir arada huzurlu ve müreffeh yaşayabilmeleri ve bu vatanı gelecek nesillere tek parça – bugünkü sınırlarla (hatta daha da geniş sınırlarla) ulaştırabilmek için hep birlikte İslam mayasıyla yoğrulmaktan başka çare ‘asla’ yoktur.

    Darbelere, darbecilere, darbe şakşakçılarına zaman zaman değil (işimize geldiği zaman değil) her zaman var gücümüzle top yekün mücadele etmekten başka çare ‘asla’ yoktur.

    Konjönktürel şartlar gereği değil, insanlığın dolayısıyla islamın şartları gereğince hareket etmekten başka çare ‘asla’ yoktur.


    Bütün bu darbe girişimlerinin megola ideacı şer güçlerin fitne sok, böl-parçala-yut taktiğinden başka bir şey olmadığını milletçe anlayıp yine milletçe mücadele etmekten başka çare olmadığını anlamadıkça kurtuluş ‘asla’ yoktur.


    Bu millet milli, şahsiyetli, şuurlu olduğu müddetçe megola ideacı şer güçlere geçit ‘asla’ yoktur.

    Her şartta ve şurtta, her zamanda ve mekanda, havada, karada, denizde, yeryüzünde, uzayda, ister katı, ister sıvı, ister gaz, ha kağıt parçasıyla, ha kızılcık sopasıyla vs vs…

    DARBELERİN HER TÜRLÜSÜNE HAYIR…!!!
    Klavye Mücahidi

  2. #2
    güzel bir yazı fakat eksik, askere yüklenmişsin,darbe yanlısı siyasetçilere işbirlikçilere değinmişsin. NEDEN bu yazıda hiç hükümet yok,yok derken var ama prim vermemeli geçit vermemeli şeklinde.ben şimdi soruyorum hükümet bu işin neresinde yada hükümet kim için
    uğraşıyor.DIŞ GÜÇLER dediğin yerden mi talimatlar geliyor. EKSİK YAZI OLMAMIŞ

  3. #3

    TSK Çok İyi Biliyor ki: T.C. İÇİN, ÖNCELİKLİ İÇ TEHDİT MASONLUK DIŞ TEHDİT .........

    http://www.millicozum.com/mc/Duyurul...lu-boptur.html



    “Mason olan bir subay ve komutan, TSK’nın ve Milli çıkarlarımızın değil; Siyonist odakların ve onların güdümündeki Amerika ve Avrupa’nın bağımlı hizmetkârıdır. Masonlar; resmi ve asker bürokrasisinin, siyasi partilerin ve sivil örgütlerin, ekonomi ve medya tekelinin içine sızmış, koynumuzda beslediğimiz ve sinsice zehirlendiğimiz hıyanet yılanlardır!”

    Masonların, bundan önceki milliyeti, dini, mezhebi, mesleği, mensubiyeti sadece şekilde ve kendisini gizlemek maksadıyla kalmaktadır.
    Yoksa artık, onların dini de, devleti de, hizmet ve ibadeti de, emir ve talimat merkezi de, beynelmilel Masonluk teşkilatıdır.

    Rotary ve Lions kulüpleri Masonluğun devşirme ocakları, eğitilme, denenme ve elenme basamaklarıdır. Kökü dış güçlere ve Siyonist Yahudi merkezlere bağlı hıyanet ve örgütlü derin siyaset odakları olduğu için ve zaten aynen bu gerekçeyle Mustafa Kemal tarafından resmen ve fiilen kapatılmış, ama maalesef İsmet İnönü, ardından Celal Bayar ve Menderes eliyle yeniden hortlatılıp milletin ve devletin başına bela açılmıştır.

    Bu nedenle ister siyasi, ister askeri görevli olsun, ister resmi, ister sivil olsun, herhangi bir insan;
    • Hem Atatürkçü hem Mason olamaz! Aksini söylüyorsa, açıkça sahtekârlık yapmaktadır.
    • Bir insan hem Mason, hem Müslüman olamaz… Oluyorsa tam bir münafıktır ve gâvurlara kiralık bir yalancıdır.
    Türkiye Cumhuriyetinin en sinsi ve tehlikeli düşmanı, PKK veya irtica değil, evrensel Masonluk, onun yan ve alt kuruluşları ve bağlı oldukları Bilderberg, CFR ve ADL gibi Siyonist Yahudi odaklardır.
    Çünkü PKK, Hizbullah, IBDA-C gibi terörist örgütler de, Fetullahçılık, sahte tarikatçılık ve ılımlı İslamcılık gibi din istismarcısı hareketler ve AKP gibi kiralık partiler de, aslında hepsi bu Siyonist ve Masonik yapıların kuklaları ve kuyrukları konumundadır. Ergenekon tipi yapılanmalar ve çok çeşitli MAFYALAR da aynı şeytanların maşalarıdır.

    ..........

    Çünkü Masonluk siyonizme metreslik yapmaktır. Kendi kahpelerini hizaya sokamayan ve kontrol altına alamayan bir kurumun, ciğerleri kurum bağlayacaktır. Fahişelerin solcusu sağcısı, beynamazı dindarı, Müslümanı Hıristiyanı, dikta kafalısı demokratı olmayacaktır, bu suni etiketlere aldanan da ahmaktır.
    Ey AKP’li kahramanlar, demokratik ve medyatik yazar ve yorumcular… Ey paşalar ve komutanlar… Ve de ey muhalefetteki kuruntulu kurmaylar!

    Var mısınız aynen Atatürk gibi, Mason Localarını kapatmaya ve ardından, iyi niyetle veya bir takım mecburiyet ve mazeretlerle katılanlar hariç, ruhunu şeytana satmış ve siyonist Yahudilere Katolik nikahıyla bağlanmış bu hain kuklaları, yani masonları ayıklamaya!?..

    .......

    "Artık sessiz kalamayız"

    “Artık haksız ve mesnetsiz suçlamalara karşı da TSK sessiz kalamaz. Türkiye'nin önünde elbette zorluklar, güçlükler vardır. Ancak inancımız şudur ki; "Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti'nin birlik, beraberlik ve bütünlüğünü koruduğu müddetçe her türlü zorluğu ve güçlüğü yenebilecek güçtedir. Gün, birlik, beraberlik ve bütünlük günüdür.” diyerek duyarlı ve tutarlı bir tavır sergileyen Başbuğ’a bir katkı sunalım: ”MASON İLLETİ KURUTULMADAN, MASUM MİLLETİMİZ KURTULAMAYACAKTIR!”

    Çok net biçimde, Ordumuzu ve Yurdumuzu gerçekten seven ve sahiplenen bir içtenlikle uyarıyoruz:

    Ya uluslar arası şer odaklarının ülkemizdeki irtibat karakolları ve kökü dışarıda hıyanet ocakları olan… Türkiye’mizin birlik ve dirliğine, Silahlı Kuvvetlerimize ve Cumhuriyetimize saldırmak için fırsat kollayan MEDYA’NIN, MAFYA’NIN ve tüm MARAZLI OLUŞUMLARIN gizli patronları sayılan bu MASON LOCALARININ kapatılması ve kökünün kurutulması için, aziz milletimizle birlikte harekete geçeceksiniz…

    Veya; Milli Güvenlik Kurulunda ve diğer anayasal platformlarda gerçekleri haykırmak yerine; yok savaş gemisinde, yok bayram töreninde, yok şehit cenazesinde verilen demeçlerle ve böylece AKP’nin milletin kalesine gol atmasına yarayan orta paslara dönüşen dolaylı desteklerle, sadece AKP’nin ve diğer solcu-sağcı işbirlikçilerin ekmeğine yağ süreceksiniz!..
    .....
    Alemin nakşını hayal görürüm. O hayal içre, bir cemal görürüm.
    Cümle mevcudat ki, mazhar-ı Hak'tır. Anın içün, kamu kemal görürüm.
    Tecelli cilvesi, cümle gölgeler. Her zerresi binbir ismin belgeler.
    Hay varken hayale kanmaz bilgeler. Zat-ı Hak'tan gayrı zeval görürüm.

+ Konuyu Yanıtla

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may edit your posts
  •