+ Konuyu Yanıtla
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor

Konu: entel abiler koğuşu

  1. #1

    entel abiler koğuşu

    olaylar , insanlar ve insan olamayanlar. ahlaki değerlerle değil istatistik verilerle
    yönetilen bir dünya. neoliberalizm , kapitalizm ve bilmem ne. caddeler , mutsuz
    yüzler , karmaşa...

    hülasa ; 22 yüzyıl suratına tüküreyim !

    bulvarlar bu kadar kalabalıkken insanlık hiç bu kadar yalnız olmamıştı. birileri
    semirirken , toplu mezarlar kazıldı medeni avrupanın gözleri önünde ; kazılmaya
    devam etmekte. demokrasiden kılıçlarıyla kutsadılar bizi adamım. çünkü sen renkli
    kutulardan canlı yayında ne söylenirse yedin. sus dedi ! kapa çeneni ulan sen
    özgürsün, sandığın ve milli gelirin var !

    sandıktan demokrasi çıktı adamım ; şimdi gel sen bunu gazzede küçücük bedenleri
    salkım bombalarıyla parçalanan esmer çocuklara anlat. bir pazar çantası düz,
    kredi kartını çek ve eve gidince üzül. üzül çünkü sen insansın , biraz daha
    geç uyu ve hepsi bu kadar.

    sahi sadece üzgün bir beden yetermi insan olmaya ?

    ben öfkesini sokaklara çıkaranıda gördüm , sen yoktun ! marjinalleşti öfke (!)
    çünkü sen yoktun. acı yıkar , yakar , sızlatır. sen hiç yıkılmadın ki. gözyaşların
    senin olsun çünkü onlarda marjinalleşecek yakında. katliam kanıksanacak.
    deymeyen acı şuradan gelip ve şuradan geçip gidecek.

    dağlar devrilmeyecek adamım merhamet yeryüzünden silinecek ve helak !

    nuh’un gemisini havaya uçurdu siyonist köpekler sen hibrit tohumları keşfetmeye
    çalışırken. entel sakalların içindeki eylemci ruhu öldürdü adamım bunada
    ağıt yak. sen derin düşüncelere dalarken kıytırık rpg 7 lerle merkava tankları
    parçalanıyor lübnan sınırında ama senin boktan rakamların buna akıl erdiremiyor.
    içinde ki ümit ( ki varsa ) biran olsun dalgalanmıyor. ağıt yakmaktan öteye
    gidemeyen bir ölüsün sen... cesedinin üzerinde güneşte yanmış global sinekler
    uçuşuyor / emperyalist...

    tarih sadece kanla yazılmıyor adamım ; korkak insanların sessizliğidir üzerimizdeki
    lanet ! susmayı örgütleyen her öğretiye lanet olsun ! insanlığa boyun eydiren
    her öğretiye... uslu çocuklar büyüten yönetmelikler kahrolsun ! mazlumun yanında
    olmayan herkes zalimdir ; zulme boyun eğene lanet olsun !

    yaşıyorsan ses ver , doğrul ve diril ! sesin çıkmıyorsa zaten ölüsün.
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  2. #2
    hafif meşrep bir rüya
    artı onsekiz ve şiddet ve üstü

    1.

    - baba saat kaç ?

    - isa öldükten hemen sonra yavrum.

    - o zaman üzülsek yeri.

    2.

    şimdi dağlara koş yavrum / üşüyeceksin.
    çünkü koyoto protokolü filan
    içine ettiler yeşil ve sevimli şeylerin
    orada dur yavrum / o sokak insafsız !
    çünkü önceden ben bir şiir okumuştum
    orada bir ünlem vardı
    büyük annelerin olmadığı bir yerdi orası
    şehvet odaların dışına taşmıştı.

    3.

    sen utan emi yavrum
    şu şapkalı amcalara
    bir bıçak bile içinden
    bana söz ver
    büyüyünce bir elma ağacın olsun senin
    o ağacı sev / o ağacı önemse...


    4.

    bu cadde bu insafsız kalabalık
    bu yüzlerini bonoya ve temiz olmayan şeylere yatırmış kişiler
    hiç gökyüzüne bakmazlarmı ?
    bakmazlar yavrum
    bizim hacı amcalarımızda bakmaz.

    - kahrolsun amerika derler / ve işte sadece o kadar ?

    onlar uçan dedeleri seviyorlar yavrum.
    başı kapalı bir vekil karısı onlara yetiyor.
    hamas el fetihle çarpışıyor
    mukteda el sadr - sünni direnişçiler
    afrikaya kızıl haç yardıma koşuyor
    ve biliyorsun bizim yakışıklı bir başbakanımız var
    bu onlara yetiyor



    5


    şimdi dilim dolanıyorsa
    küfürsüz çıktığım bir sokak bir park bir sofram yoksa
    şimdi ben aykırı gibi gözüküp
    herkes kadar ağlıyorsam
    birileri beni kınayacak diye susan ibnelerin yüzünden !

    yavrum şimdi söz gümüşse sükut puştun tekidir.
    başı önünde tevekkül amcalarını astılar...
    o isa takvimlere düşmeden önceydi.
    marka giyen , gıravat akıllı züppelerin
    melül bakışlarında şeytanla raks ediyor hayat.

    dağa çıkar gibi kampüse koşan çocuklar şimdi yüzellisekize tabi memur oldular./ üzülll !

    herşey reel politik bir yalan oldu
    mehdi öldü yavrum
    mehdiyi düşleyen çocuklar öldü.

    devrim yavrum
    entel oldu
    piç oldu.


    6.

    ciddi birşeyler yapıyor gibi duruyorumya ben
    yüzümü aynaya dönüp ''mataramda tuzlu su'' yu okuyorum
    cahit abi , ilhami çiçek.

    - bu oyunda filler varsa neden ebabiller yok ?

    satranç derslerinin allah belasını versin !
    ölüyoruz be.
    namusumuzu kaybediyoruz
    ölüyoruz biz.

    hasan nasrallah şiaymış / hani kahramandı diyor.
    ölüyoruz diyorum adamım
    onlar mürtedsin diyor.

    yavrum ,
    isa öldü diyorlar
    isayı öldürüyorlar.
    görmüyorlar.
    duymuyorlar.
    bilmiyorlar.


    7.

    barbarlar ve liberaller yavrum
    soluğun onların üzerine olsun.


    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  3. #3
    1

    (senin sessizliğin hiçbir tarih kitabında geçmeyecek.)

    memleket mektepleri her şeye beladır
    kuşlar bilir bunu , yaralı ağaçlar
    yetim bir çocuk sözgelimi
    neden hep sessizdir ?

    siz görmezden gelsenizde,
    bir bulut güzel günleri alıp gitmektedir...

    2

    işte yine akşam oldu
    işte yine yürüyorum
    o sarışın kız hala aklımda
    o çocuklar
    o kara önlükleriyle , alaburus saçlarını
    kekeme bir iklimde unutmaya çalışan belki
    ve bu benim soysuz ay sonu telaşım.
    hiçbir şey düzelmeyecek bayım
    başbakanlıktan imfye bilmem kaçıncı iyi niyet mektubu çıkacak yine
    kara bir tahtanın önünde kara kara adamlarla
    sabahın çok erken saatinde uykusunu alamamış çocuklar
    andımızı okuyacak.

    - varlığım varlığınıza bir şeyler olmasa olmaz mı bayım ?

    o kız bana öyle öfkeli öfkeli bakmasa
    ben şu hayin masaldan uçup gitsem örneğin
    bana en çok kimlerin ihanet ettiğini bir bilsem
    müfredatları yaksam / obamayı vursam
    dünya daha güzel olmazmıydı ?

    3

    çarpım tablosunu kara tahtalara çarpa çarpa ezberleyen her çocuk
    biraz daha militan olabilirdi oysa
    biraz ümit , biraz isyan
    bürokrasi diyorum , o taş yontan adamlar
    bu kadar arsız olamazdı adamım.

    bilmiyorsunuz...hiçbir şey umurunuzda da değil
    aslında bende gökyüzünü anlatan bir şiir yazacaktım
    o kıza bakacaktım öyle uzaktan belki biraz mahbup
    sırf adet yerini bulsun diye
    şiirimin içine soysuz bir intihar söylentisi sokacaktım.

    4

    - ay ne kadar yalnız değil mi ?
    her akşam orada öyle...
    hep akşamın bu saatlerinde
    biz ne kadar yalnızız böyle.
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  4. #4
    ben kırmızı bir erguvan hayal etmiştim
    onlar istanbulu koydular önüme
    sırtımı bakımsız bir duvara yaslamış
    sigara içerken , ebuzeri düşünüyordum
    galiba ben biraz kendimden utanıyordum.

    tesbih taneleri arasında devrim bekleyen bir ihtiyar olmak
    fena halde korkutuyordu beni
    çünkü şehirler arası otobüslerde futbool izleyen
    sarışın kızları vardı artık bu ülkenin.
    ve nedense bilmem muhakkak birde sevgilileri...

    incinik ve zarif bazı şeyleri özleyen biri olarak
    sessizliğin lanetine uğramak
    sonra kaba-saba bir adamdan adres sormak ihtimali
    fena halde yoruyordu abi beni

    şimdi ben bir karayemiş ağacına sevdalanmışsam
    bazı çiçek isimlerini ezberleyip
    sadece şiir kitapları okuyorsam
    belkide bundan.

    - kim neyi niye kabullendi abi ? (!)

    biz önceden''de'' habure ölen adamlardık
    büyüklerimiz bize :

    ''yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer'' den bahsederdi /
    inanırdık.

    abicim biz şu liberal muhterislere sevdalanmadan
    önceydi herşey
    biz insandık ,
    kandan ve çamurdandık ;
    kahramandık !

    2.

    samatyada tren yolu boyunca yürüyorum
    duvarda ''zamlar geri alınsın'' yazıyor ( tkp )
    geri alınsın abi bu iktidar hırsı bizden
    bu müthiş kibir , bu ne oldum budalası tipler...
    bu mevduat hesaplarıyla kara sakallarını denkleştiremeyen
    bu önemli çok büyük muhterisler.

    ebuzerin ciğerini deşen siz ve sizler.


    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  5. #5
    - eylül bitti çocuk ;

    kibirli kadınlar sefarad şarkıları söyledi
    yeryüzünde neşesi kaçmış öylesine insanlardık
    ölü atlarımız kalmıştı sadece geride
    ve yüzleri güneşi dönük
    mütemadiyen asr suresini okuyan yaşlılarımız

    kızgın kalabalıkları taşıyan caddelerde öyle yalnızdık ki
    bulvarlar dolusu ağladık , ne gam / kimse duymadı.

    şimdi her şey akşamdan bir parça taşıyor gibi
    yüzümüze vurduğunuz su bile pişman bizden
    güzel günlerin sadece adı var çocuk
    biz paramparça bir ümmettik
    yusufun yuvarlandığı kuyularda
    hayin bir kardeşti sudaki aksimiz / silik.

    - tufan çok önce kopmuştu belki biz helak olmuştuk.

    aşk minyatür bahçelerde yürümezmiş bunuda öğrendik
    dediler ki ;
    yüksek tepelere özlem kalır hep onun bakışlarında
    ve sizin yüzünüz acınası bir fiildir...
    öğrendik çocuk ;
    ağlayışın adası nedir oraya nasıl gidilir öğrendik.

    bizim şimdi kaldıysa sadece bakışlarımız kaldı / mahbup.
    ölülerimiz kaldı ; ki kahramandı onlar artlarından ağıt yakıldı.

    yüzünü beton duvarlara gömmüş bir kavimdik biz
    gömleğinin son düğmesi kopmuş.
    caharkale , beyrut , mora ve ahmet yasinler...

    / ölesiye sustuk.


    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  6. #6
    1 ( giriş )


    sen şimdi bir rüyayı çiziyorsun ey şair
    bu sığ sularda kendi kendini boğmaya çalışan çocukları
    nereye götürüyorsun ?
    çok fiyakalı bir cümle olmayacak ama :
    bu kadar çabuk aşık olan, bu kadar çabuk yalnız kalan
    bir kavim daha gelmemişti dünyaya.

    kişisel gelişim kitaplarında yazmaz bu adamım altını çiz :

    -ey musa asanı değil , hüznünü istiyoruz !

    çünkü biz biraz evrimleştik ve
    gıravata bulaştık belki
    kim bilir ölülerimiz bizim
    maymunlaşacak abicim

    çünkü şu yazı eski yazıyla yazılmıştı çok önceden/yasaklanmıştı
    dedem o yüzden ki mezarında dahi sustu benim.


    2 ( o metin )

    - şimdi ey taş ayağa kalk !

    barbar bir kavmin önünde , bu aşşağlık boyun eğiş , bu canlarını ve
    mallarını karşılıksız senetlerle değişen insanlık onurumuzu çiğniyor !

    - deki ; ey lanetlenmiş kavim siz ahdinize sahip çıkmadınız !

    gökyüzünden yağmurlar gibi boşalan , evlerimizde , odalarımızda patlayan o
    renkli havai fişekler , o irin yağmurları , o kalbimizi felce uğratan uğursuz
    haberler : ebabiller öldü diyordu … hem ebrehenin filleri var !

    - siz mesih bekleyen insanlık , afyonlu yüzler … tanrılarınızın canı cehenneme !

    toprağım kansa , her gün daha da kanasa ; gövdem belalar yaşındadır.
    barbarlar şehre indiyse eğer , kuşatılmışlık özgür kılacaktır tutsak ruhları…
    damarlarımdaki kan akacak yer bulamazsa patlayacaktır !

    şehir kanayacaktır devletlim , şehir savunacaktır !

    ya ölüm yada ölüm …

    - kızıl sultanım hadi saçlarımızı kana bulayalım !


    3 (muhasebe)

    (ey benim nefsim
    ey benim utançtan duvarlarım
    gemilerimi yakıyorum şimdi
    o gemiler ki
    o gemiler maffetti ''beni'')

    4 ( nakarat )


    - ey musa asanı değil , hüznünü istiyoruz !


    5 ( eleştiri )

    bir bıçak düşün
    o bıçak ki
    senin sessizliğinle bilenmiş
    bileklerimin üzerinde bir bıçak.
    kandan ve karanlıktan

    taş
    körelmiş.

    düşman sesimdir !

    6 ( çağrı )

    ey kavmim
    ellerini ceplerinde unutmuş kalabalık !
    yaşlılar, saralılar, 162 ye tabi olanlar ve siz.

    zulüm yetimin teninde şimdi !

    al atlarını hipodromlara süren kalabalık :
    öfkeni hatırla
    ibrahimi.

    bir taş al yerden
    bir parça toprak
    ve baltana sür
    ve yüzüne
    gök yırtıldı çünkü
    kalplerimiz kirlendi ve
    kadınlarımız
    yetimlerimiz...
    ulu hocalarımızda dahil buna

    onların medeniyetine karşı
    bizim ölülerimiz !

    - ''andolsun ben galip geleceğim ve elçilerimde ''
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  7. #7
    şehir ve matem

    meshepler , meshepsizler ;
    ortada olanlar ve liberaller.
    sizin ne işiniz var bu şiirde ?

    oysa ben yasemin diye başlayıp ,
    sonsuz leylaklar diye bitirebilirdim sözlerimi
    olmadık yere gökyüzünü anar ...
    mecnun derdim belkide bir yanılgıdır.
    öyle değil usta , öyle değil sevgilim
    ve köşe başında kızının ellerinden tutan sayın bayan öyle değil.
    dayatılan bu aşk , bu kibarlık ; dayatılan şehvet... bu kurgu !
    kuşların göç yollarını kaybetmesiyle alakalı.

    - sadece bu mu ?

    - evet sadece bu !

    gerisi banka hesapları , vadedilmiş sözler...
    ağır bir boşluk şuramızda gerisi.
    ben alsam şu yüzümü duvarlara assam diyorum bazen
    yüzüm çünkü eskimiş benim kirlenmiş ellerim gibi
    ey tutkularıyla büyüyen şehir
    ey işportacılar , iktisat okuyanlar marangozlar ey !
    lanetini topluyoruz şimdi sokakların
    iffetini sorguluyoruz caddenin ve meryemin.
    çöller geçmiyor bu duraktan
    ne kadar tüketirsek o kadar iyi
    ne kadar tüketirsek o kadar iyi
    ne kadar tükenirsek o kadar...

    - ey yusuf rüyalarımı hayra yor , bu şehir çok karanlık !
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  8. #8
    ZULL

    pahalı vitrinlerden yansıyordu yüzün
    iki şiiri bir araya getiremeyen bir adam olarak
    gidip siyasete bulaşmak geçiyordu aklımdan.
    asfalta ve betona ve dahi bir çok çirkin şey adına
    derisini gıravatlara bağlayan adamlardan biri olmak
    çöle düşen bir mecnun aymazlığı değilse neydi ?
    oysa dağları del desen belki denerdim.

    sen ;
    bazı roman kahramanlarını sevdin aslında
    bense ,
    hiçbir ünvanı olmayan adamın yapacağı şey neyse onu yaptım.

    bu kent bu ihtiras soluyan insanlar
    bu çoçuklarına ve sokaklarına garip isimler veren
    sessizliğin cinnet kapılarıdır sevgilim
    bu yalnızaca indirimli günlerde mutlu olabilen
    çünkü bana göre biraz
    bronz tenleri kutsayan herkes zalimdir !
    yani plastik ve kan ve şu pırlanta denilen put
    bazı güzel şeyleri öldürmektedir.
    senin gözlerime bakıp söylediğin ilk sözcük
    işte sadece bu yüzden zalimcedir.

    beyaz bir mendil , pulsuz bir mektup önemli sevgilim
    biliyorsun iyi bir adam sessiz harflere bile hüzünlenebilir
    şehir üstümüze çöker üstelik telaş heryerdedir...
    asfaltın intikamıdır bu , bir dişlinin akustiği gibi
    alışılagelmiş günahlar yayılır her tarafımıza
    cinnet olağanlaşır...
    aşk deriz , elemize yalnızlıklar bulaşır.

    kirpikleri uzamış bir adamım ben
    habure sigara içen habure öfkeli...
    ''sen beyaz bir kadınsın... uzaktaki''
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

+ Konuyu Yanıtla

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •