![]() |
|
|||||||
| Anasayfa | Milli Görüş | Bloglar | Arama | Bugün | Konuları Okundu İşaretle |
| EDEBİYAT Kitap - Dergi - Gazete - Sizin Kaleminiz - Makaleler - Denemeler - Hikayeler - Şiir - Biyografiler |
![]() |
|
|
Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|
#1 |
|
Giriş: Sun May 2006
Konum: İstanbul
İletiler: 3,877
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yağmur...
yağmur ve psikolojik bir analiz
Dışarıda sevecen bir yağmur koşuşturup duruyor.Küçük bir çocuk gibi oynamak istiyor insanlarla.Bir an duruyor.Sonra deli gibi yağmaya başlıyor,Sonra tekrar duruyor,muzip bir çocuk gibi. Adam elinde şemsiyesi özel aracına yürüyor.Kapısını açıyor ve şemsiye henüz açıkken koltuğuna oturuyor.Dışarıda tuttuğu şemsiyeyi kapatıyor sonunda.Böylece oyundan uzakta tutuyor kendini.Yağmur çocuğun sempatik hareketlerine kayıtsız kalıyor. Bir tek damla yağmura tahammülü yok.Öylesine dikkatle biniyor ki arabasına,sanırsınız ki asit yağmuru yağıyor. Öfkeleniyorum ister istemez. Ne var şimdi bunda diye düşünebilirsiniz.Bu zihin yapısından hoşlanmıyorum işte. Yani hayatın her şeyine karşı korunaklı duranlar.Şemsiye taşımak bile başlı başına bir sorun benim için.Üzerine bir tek yağmur damlasının düşmemesi için bu kadar uğraşan bir adamın hayatın diğer alanlarında nasıl korunaklar peşinde olduğunu bir düşünün . Nasıl steril bir hayat sürdüğünü tahmin etmeye çalışın.Böyle tiplerden uzak durmaya çalışıyorum.Kendi hayatını bir cam fanusta korumaya alan ve en küçük bir başarısızlığa,kaybedişe,zararda kalma durumuna,az kazanma durumuna,geride kalmaya,başkalarından daha az şeye sahip olma haline tahammül edemeyen adamlar bana hep itici gelir. Bu adamlar hayatın en küçük ayrıntısında bile varlığını güçlendirmek,daha fazlaya sahip olmak ve hiç zarar görmemek dürtüsüyle hareket eder.Fazlaca hayvani bir dürtüyle… Süpermarketlerde saatlik olarak ilan edilen indirimlerde,promosyonlarda,ön sıralarda herkesi itip kakıp o ürünü almaya çalışırken görebilirsiniz onları. Yağmur yağıyor. Otobüs kuyruğunda insanlar var ve otobüs gecikmiş.Duraktakilere ikili üçlü sıraya girmeleri ve böylece daha çok insanın yağmurdan korunabileceği teklifi iletiliyor.Cevap hayır.Çünkü birileri önden girebilir.O an hayatında her şeyden daha önemli bu;birileri önden girebilir.Oradaki insanların sırılsıklam olmasından daha önemli bir kşiden önce binmek. Yağmur yağıyor,gülümsüyorum. Saçlarımdan süzülen yağmur sularından memnunum. Bir ürünün etiketini gönderen ilk bilmem kaç kişiye hediye verileceği söylendiğinde bu adamlar biriktirdikleri etiketleri illa ki ilk sırada göndermişlerdir.Çünkü onlar böylesi bir fırsat varken ha bu gün ha yarın deyip oyalanmazlar. Onların zihinlerinde her türlü tüketim unsurunun ve yaşam alışkanlığının daha kolayı,daha ucuzu,daha korunaklısı nasıl olur diye bir bilgi vardır.Kimselere söylemedikleri özel yerleri vardır.Yayıldığında aynı kolaylığı bulamayacakları tüketim unsurları vardır. Bunlar üniversite içinde sokakta en küçük bir eylem kalabalığı gördüklerinde ne olduğuna bile bakmayıp oradan uzaklaşırlar.Aslında çok uzaklaşmazlar.Kendilerine en küçük bir zararın bile dokunmayacağı bir köşeye geçip olup biteni,birazdan kopacak gürültüyü seyretmeye koyulurlar.Patlayan kafalar,yerlerde sürüklenen gençler onlara garip bir haz duygusu verir.Hayatları boyunca otoriteden,statükodan yana olmanın korunaklı mutluluğunu hissedip huzur içinde gösteriyi izlerler. Kaybetme duygusunu yaşamamak için bir futbol takımı bile tutmazlar.Yada açıktan söylemezler.sürekli kazanandan yana olmak düşüncesi onları bir takım tutma keyfinden bile mahrum eder. Oy verdiği halde hep gizledikleri bir siyasal parti vardır.Ama her mekan ve ortamda farklı oluşumların üstünlüğüne karşı durum değiştirebilirler. Bunlar talancıdır gerçekte. Hayatı talan ederler. İnsanı kelimeleri,duyguları talan ederler. Hayatta aşık oldukları görülmemiştir.Çok bilmiş annelerinin kendilerine bulduğu zengin ailelerin aptal kızlarıyla hayatlarını birleştirirler.Yada yine annelerinin bulduğu zengin ailelerin hırslı,zeki,çirkin,ve evi çekip çevirebilecek cimri kızlarıyla evlenirler. Aslında talancıdırlar. Kendilerinden başka hiçbir şeye tahammül edemeyecek kadar sinsidirler. Yağmur yağıyor. 128 hala gelmedi. "tarık tufan"
__________________
"Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..." |
|
|
Facebook'ta Paylaş
|
|
|
#2 |
|
Berre
Giriş: Thu May 2006
İletiler: 430
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Afrika’nın bir bölümünde yaşayan kaplanlar arasında ilginç bir dayanışma örneği sergilenir. Güçlü yağmurlar beraberinde korkunç yıldırımlar taşırlar buralara. Adeta gökyüzünü yırtan yıldırımlar, yeryüzüne büyük bir gürültüyle inerler. Tarihin içinde tanrıların kavgası ya da öfkesiyle anılır yıldırımlar. Sahici bir öfkenin yansımasına benzer gerçektende.
İlginç olan bu yağmurlar yağarken kaplanların birlikte gerçekleştirdikleri bir olaydır. Yoğun yağmurlar arasında kaplanlar açık alanlara çıkarlar. Kısmen yıldırımlara karşı korunaklıdır açık alanlar. Çünkü ağaçların üzerine yıldırım düşmesi olasılığı fazladır. Büyük orman yangınlarına da neden olabilir bu yıldırım düşmeleri. Açık alana toplanan kaplanlar yere uzanırlar. Gruplar halinde yere uzanan kaplanlar kafalarını birbirlerinin kafalarına yaslarlar. Tek bir şey yüzünden! Eğer birinin üzerine yıldırım düşerse, diğerleri de onunla birlikte ölür. Yanyana, göğüs göğüse, kafa kafaya duran kaplanlar böylece ölüme birlikte gitme yemini ederler. Birisi öldüğü anda diğerleri de ölsün diye. Birbirlerine sahip çıkmak adına. Dost olduklarını ispatlamak için. Ölümü birlikte karşılayarak birlikte olmanın en omurlu yüzünü taşırlar. Kimse ihanet etmeden ve bir an olsun oradan kalkmayı düşünmeden öylece beklerler muhtemel bir ölümü. Dostluğun ölümcül fedakarlığını paylaşırlar. Kimi zaman kentin içinde de böyle grupların içinde olduğunuzu düşünürsünüz. Omuz omuza bir yaşam paylaşımında bulunduğunuzu. Statüler önemli olmaksızın yan yana uzamış insanlar olabileceğinizi düşünürken çıldırtıcı bir şüphenin esiri olursunuz. “Acaba kalkarlar mı birden” Yıldırım düştüğü anda kalkabileceklerinin korkusu sarar bütün benliğinizi. Güvenemezsiniz. Herkes birbirinin yüzüne şüpheyle bakar. Kent, yıldırım düştüğünde yalnız kalanların acı hikayeleriyle doludur. Her bir sokağında, tek başına ölenlerin hazin izleri vardır kentin. Emeğini, geleceğini, gülümsemelerini paylaşan insanların, müthiş bir gürültüyle üzerlerine düşen yıldırımların altında, hiç ummadıkları bir anda tek başına kalmanın çaresizliği okunur yüzlerinden. Asıl soru sona kalanın kim olacağı sorusudur. Kimin hangi mazeretle kalacağı. Ya da kimin yakın durduğu halde, diğerlerine temas etmediği... Bu yüzden kentin düşüş hikayelerinde trajik bir yalnızlık vardır. Korkunun ve çıkarların, her şeye rağmen yaşamı kutsamanın verdiği bir ihanet duygusu. Her şeye rağmen, onursuz olsa da, yaşamı kutsamanın tiksindiren yüzleri. Şimdi böyle bir tedirginlik duygusu taşıyorum kendi içimde. Kimseden emin olamıyorum sırf bu yüzden. Dahası gök gürültüleri duyulduğunda orada olabileceğimden bile kuşkuluyum. Bu lanet olası kuşkular tek tek tüketiyor hepimizi. Yağmur yağıyor... Gök gürlüyor... Birazdan yıldırımlar düşecek kentin sokaklarına. TARIK TUFAN |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Giriş: Sun May 2006
Konum: İstanbul
İletiler: 3,877
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
"Şimdi yaşamak,ucuz ekmek kuyruğunda bekleyen bir genç kızın saklamaya çalıştığı yüzüdür.
Şimdi yaşamak,bebeğini terkeden bir annenin göğüslerinden akan hüzündür..." Tarık tufan...
__________________
"Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..." |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Üye
Giriş: Thu May 2006
İletiler: 1,231
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
konu başlığını yağmur değilde TARIK TUFAN olarak açsaydın bare bacım
__________________
kitapları okuyorsun lakin bilgiye sahip değilsin... |
|
|
|
|
|
#5 |
|
_ALBAY_
SİTE BAŞKANI
|
Kazım Karabekir İHL'nin Kızlarına
Her yeni gün umuda doğuyor gözleriniz. Gözleriniz... Ortadoğu oluyor gözleriniz. Kudüs'ü, Beyrut'u, Bağdat'ı emziren şefkatli ve bereketli bir anne oluyor. Göçmen kuşların hüzünlü bakışları doluyor etrafa. Veda etmeye hazır güleç yüzlü kuşların bakışları. Doğurgan sesler çarpıyor duvarlara. Kim bu koşuşturanlar? Safa ile Merve arası kaç adım? Bize su getirin kızlar. Bize su getirin Allah aşkına! Kuruyacağız... Yüzümüz kurak çizgilerle doldu. Aydınlığınızdan pay verin bize. Avuçlarınızdan çağlayan nehirleri akıtın üzerimize. Gözkapaklarınızda sakladığınız güneşi gösterin bize. Şimdi günlerimiz mevsimsiz geçiyor. Bulut bulut yayılıyorsunuz gökyüzüne. Bize biraz yağmurlarınızdan bırakın. Gözlerinizi kapatmayın, biraz daha gündüz olsun. Hem biz korkuyoruz karanlıklardan. Gözlerinizi kapatmayın ortalık ışısın biraz daha. Ellerimizden tutun kızlar... Yürümek sancısı sarıyor bedenimizi. Sahici sokaklar görmedi bizim adımlarımız. Bundandır yalpalayışımız. Bize su getirin kızlar. Allah aşkına! Bir parça. Ayakta kalmak için.... Tarık TUFAN
__________________
Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Giriş: Sun May 2006
Konum: İstanbul
İletiler: 3,877
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
"Hiç bu kadar kimsesiz olmamıştım.Hiç bu kadar sensizlik akmamıştı damarlarımda.Böylesi bir yoksulluğa düşüşüm ilk kez.
Kimsesizliğimi kalabalık cümlelerde saklıyorum. İstersen git ve cesur bir kalbin ovalarında yürü.Sana gözlerimde izi kalan son hayallerini vereceğim.Sana parmak uçlarımda kalan son duamı vereceğim.Sana kirpiklerimde takılı son bakışlarını vereceğim. Sokaklara düşmüş kadınların heveslerinde yakayım kalbimi. Böylesi küçük,böylesi gözden uzak şeylere sığınıyorum anlayacağın... Savrulan hayatların,kimselerin görmediği küçük ayrıntılarına... Tarık Tufan...
__________________
"Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..." |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Berre
Giriş: Thu May 2006
İletiler: 430
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Gorki’nin Ana’sında askerler Pavel’i almak için evini bastığında, annesi Pelage ağlamaktadır. Yürekliliği azalmış, hiçbir şey yapamamak yüzünden ruhunu ısıran acı göz yaşları yanaklarına doğru inmektedir. Subay aşağılayıcı bir yüz ifadesiyle “Pek çabuk yaygaraya başladın analık! Dur bakalım, şimdiden böyle yaparsan sonrası için dökecek göz yaşı bulamazsın!” diyerek bakar zavallı kadına. Pelage’nin cevabı kızgın bir ses tonu ile gelir: “Analarda her vakit için dökecek göz yaşları bulunur… Her vakit anladınız mı?”
Uzaklar annelerin göz yaşlarıyla yıkanırsa zarar veremez sana. Anneler elbette ağlar. Kimseye veda etme giderken. İlle de geleceksin, veda etme sakın. Hiçbir cümlenin sonuna bitişik sözcükleri ekleme. YARIN HEP SENİN İÇİN VE UMUT HEP SENİN. Tarık TUFAN |
|
|
|
|
|
#8 |
|
_ALBAY_
SİTE BAŞKANI
|
- Nasılsın kızım?
- Üşüyorum..... Hepimiz üşüyoruz küçük kız. Yemin ederim hepimiz üşüyoruz. Hem de çok. Burası her geçen gün biraz daha soğuyor. Hepimiz öleceğiz soğuktan. Sen yine de gül biraz. Isınsın ortalık..... "Tarık Tufan"
__________________
Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
Giriş: Sun May 2006
Konum: İstanbul
İletiler: 3,877
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Devrim;yeryüzüne yalın bir bakıştır...
Herkes el ayak çektiğinde sokaklardan yüksekçe bir yere çıkmalı ve Kudüs'ü izlemelisin gece yarılarında.Kayan herbir yıldıza selam durup,taş atan avuçlarını okşamalısın çocukların.
Sonra Mekke'den gelen bir selama yüz sürmelisin.Eski zamanlardan kalma selamlar doluşmalı koynuna.Taşın altında ki siyah adamın iniltilerine kulak kesilmelisin ve hayat her sabah yeniden yaratıldığında,sen yeniden ayaklarının altında kanayan yaralarını sarmalayıp yürümelisin. ............................................................ ................................. Acıyı farketmeli bakışların. Bir okulun önünde utanca dönük genç kız adımlarını farketmeli. Fabrika önünde üç kuruşluk boyun eğmeleri farketmeli. Hayata yalın bir bakış fırlatmalısın. Ne varsa etrafında şehri istila etmiş ne varsa.Bir yaşama şahitlik etmenin yorgunluğuna aldırmadan,yalın bir bakış fırlatmalısın uzak yerlere bile. Senin farketmediğin hiç bir soğuk ev kalmamalı. Gözlerin alabildiğine uzakları görebilmeli. Ve devrim;yeryüzüne yalın bir bakıştır...
__________________
"Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..." |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Berre
Giriş: Thu May 2006
İletiler: 430
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yaşıyorsak hayata en anlamlı cümleleri söyleyebilme şansı hep var. Geri dönebilme ve yeniden başlama şansı. En önemlisi de hep yeniden başlama şansı.
İşte bunun için böyle söylemeli tekrar görüşürüz. Herkesle, inadına bir seslenişin ifadesi bu. Kimilerinin içini ısıtan kimilerinin de gözlerine korku düşüren bir sesleniş. Bu kentte hiçbir şey yarım kalmayacak. Tam konuşacakken boğazımızda düğümlenen hiçbir cümle yarım kalmayacak..... Tarık TUFAN. |
|
|
|
|
|
#11 |
|
Giriş: Sun May 2006
Konum: İstanbul
İletiler: 3,877
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
"Firari düşlerin gettosu oluyor gece.Kurumsalkimliklerin,kutsallaştırılmış sıfatların zorbalığından kaçıyor savunmasız insanlar...
Yaşam kimsenin aralamadığı bir kapının ardında kalıyor."
__________________
"Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..." |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Pasif Üye
Giriş: Wed May 2006
İletiler: 37
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sevgili Ertuğrul Fındık Tarık Tufan’a soruyor sipesifik.com’da
Ben seni tanıyorum. Çok da fazla "ortalıkta" görünen biri değilsin. Ancak buna rağmen "seni sevenler" sana enteresan bağlarla bağlanmış. Nasıl açıklıyorsun bunu? Cevaplıyor Üstad: “Annem bana çok ortalıkta görünme evladım demişti ben de ortalıkta görünmüyorum. Ortalık denilen yer ürkütücü bir yer abi. Millet dolaşsın biz bir gün ortalığı toplamaya geleceğiz. Bizi sevenler! Ne güzel bir ifade üstat. Onlar da ortalıkta değiller. Beraber takılıyoruz işte.” Samimi, riyasız cümleler. Birçok yazar "çiçek - böcek"ten bahsederken o "Kudüs"ten bahsediyor, birçok insan "faizsiz finans kurumu"nu tartışırken o "başörtülü kızların sorunları"ndan dem vuruyor. Pakdil usta düşkünü. Kudüs’e açılan kapısı. Tarık Tufan (1973-?) Özgeçmiş dediğin işte bu tire işaretidir. Hepsi bu.... Diyor ve doğrusunu diyor. Ne olursa olsun "bizim mahalle"nin en cevval delikanlılarından biri olduğu su götürmez bir gerçek. Son İstanbul ziyaretimde kadim dostum Selim Şevkioğlu ile birlikte İstanbul’a farklı bir açıdan bakıyorduk. Bir mahalleye dalıverdik, dostum seslendi: “Tarık Tufan’ın hikayelerine mekan olan yerler burası.” Tarık Tufan’dan önce kitapları ve yaşadığı mahallesi ile tanışmak nasip oldu. İlginç. Tarık Tufan bir yazar, bir radyocu, bir tv programcısı, bir öğretmen... “Bu Ülke ile hayata ayna tutuyor, tufandan arda kalanları kafaya takıyor. Yaşadıklarını yazıyor Kekeme Çocuklar Korosu’nda, Kraliçenin Pireleri’nde, ve sen, kuş olur gidersen’de… Popüler kültürü yumrukluyor, Müslüman bir birey olarak bakıyor hayata. Düşmana korku salıyor, dostlarına emanet hissi veriyor. İnadına yürüyor işte. Maksat puştlar fitil olsun. Allah yolunu açık etsin dostum. Ayağına diken batmasın. |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Misafir
İletiler: n/a
|
Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse…
Saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsanız. Konuşurken saçlarını savurmuyorsa. Sıkı sıkıya tokalarla yapıştırmışsa saçlarını. Uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde. Yakıştırmasızca giydiklerini. Güzelliğinden utanıyorsa mesela. Yaz sıcağında boğazlı bir kazak giymişse. Bir pardesü giyip yün bir başlık takmışsa kafasına. Ya da modası geçmiş bir şapka takıyorsa. Ellerini sürekli başına götürüyorsa, saçlarını tıkıştırıyorsa şapkasından içeri. Ürkekse, bir başınaysa… Bilin ki o kız, başörtülü bir kızdır. Bilin ki, bir kez daha kaybetmişizdir. |
|
|
|
#14 |
|
Giriş: Sun May 2006
Konum: İstanbul
İletiler: 3,877
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
"Sizler!!!
Yaşamı sözcüklerde boğanlar,hayat yoksulları. Aşksızlıktan ölenler,ciddiyetten ölenler,standart yaşam budalaları.... Sizi gebe bir gecenin doğum sancıları arasında selamlıyorum."
__________________
"Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..." |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Berre
Giriş: Thu May 2006
İletiler: 430
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Gözlerin alabildiğine uzakları görebilmeli her baktığında.Gizli akıtılan gözyaşlarının,yarım kalmış hesabı hırslndırmalı yüreğini.Soğuk bir odada,eski bir yatağa uzanmış ve kısık bir lambaya saatler boyunca bakan bir adamın incilmişliğine dikkat kesilmelisin.Onurlu bir adamın incinmişliğiyle puslanmış sokaklarda yürüyüp ihanetin ayak izlerinde okumalısın hayatın kaypak yüzünü...
Çekip giden bir kadının geride bıraktığı son hicaz hüzünleri toplamalısın odanın içine.Bir kristal bardağı tutuyormuşçasına özenle toplamalı ve mümkünn olduğunca gözlerden uzak tutmalısın.. Hırçın bir kuzey rüzgarı gibi esmeli bakışların kentin sokaklarında...... |
|
|
|
|
|
#16 |
|
Medreseli
Giriş: Thu May 2006
Konum: Ankara
Yaş: 24
İletiler: 3,279
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
o bu değil de kim bu tarık tufan.
Allah şahittir ismini ilk defa duyuyorum
__________________
قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب |
|
|
|
|
|
#17 |
|
Giriş: Sun May 2006
Konum: İstanbul
İletiler: 3,877
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Milli Gazete yazmıştı bir dönem."Kekeme çocuklar korosu","Kraliçenin pireleri" ve şimdide bir romanı yayınlandı.Ayrıca tv 5 de programlarıda vardı...
__________________
"Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..." |
|
|
|
|
|
#18 |
|
Pasif Üye
Giriş: Wed May 2006
İletiler: 37
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sevgilim hayat!
Böyle bağırmalı ve ilan-ı aşkın heyecanlı coşkusuna salarak kendimizi, camlarından çamaşırlar sarkan evlerin olduğu mahallelerde koşmalıyız. Hayatı bir semt muhallebicisinde bekleyip en akıcı konuşmamızla aşktan söz etmeliyiz. Asla terk etmeyeceğimizden, uğruna ölümlere gidip geleceğimizden söz edip, yeminler savurmalıyız annemiz üzerine, mushaf üzerine, en sevdiklerimiz üzerine. Gözlerinin ta içine bakıp, sevgilim hayat demeli ve tekrar tekrar usanmadan söylemeliyiz. Yeniden, yeniden, yeniden, yeniden... Her şeye yeniden başlamanın asil duruşunu öğrenmeli genç insanlar. Sokakları okumanın abc sini tekrar edip, serseri adımlarımızla marşlar bestelemeliyiz. Yaşamak adına... Hep bir ağızdan... Sevgilim hayat! tarık tufan |
|
|
|
|
|
#19 |
|
Berre
Giriş: Thu May 2006
İletiler: 430
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Şarkı bitti, artık gidiyorum... Söylenmesi ne zor bir kelime. Küçücük bir kelimenin söylenişi nasıl olur da bu kadar zor olabilir? Boğazına takılıp da bir türlü söyleyemediğin. Bir çırpıda ağzından çıkmayan bir tek kelime işte. Sesin rengini değiştiren, bir parça puslu, bir parça boğuk söylediğimiz tek kelime. Gitmekten söz ediyorum. Artık yola koyulmaktan.
|
|
|
|
|
|
#20 | |
|
_ALBAY_
SİTE BAŞKANI
|
Alıntı:
Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse Beceriksiz adımlarla yürüyen bir kıza rastlarsanız. Sanki düşecekmiş gibi, sanki ayakları birbirine dolaşacakmış, bir yere takılacakmış gibi. Merdiven kollarını sıkı sıkı tutuyorsa. Aceleyle yürüyorsa mesela. Kalkacak son vapura, son trene yetişecekmiş gibi hızlı atıyorsa adımlarını. Yere, topra ı incitecekmiş gibi basıyorsa. Yer çatlayacakmış gibi ürkek atıyorsa adımlarını. Şaşkınsa bir masaldan şehre düşmüş gibi. Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse Utangaç bir kız yüzüyle karşılaşırsanız, başını yerden kaldırmıyorsa. Gözlerine hüzün düşmüşse. Karanlık de mişse bakışlarına. Gece gökyüzünü seyretmekten ay ışı ının izi kalmışsa yüzünde. Gözlerinden yıldızlar dökülüyorsa mesela. Nereye baktı ı anlaşılmıyorsa. Her şey gözlerinde kayboluyorsa. Kirpiklerine yakamozlar takılmışsa. Gözleri denize bakan bir balıkçının gözleri gibiyse. Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse Genç gürültülerin arasında sessiz bir kıza rastlarsanız, kalabalı ın ortasında bir sükut yürüyorsa. Tam konuşacakken dudakları titriyorsa, saklaması gereken bir sırrı taşıyormuş gibi. Bir ortaça bilgesinin susuşu gibiyse sessizli i. Henüz evrenin yaratılmadı ı zamanlardan kalma bir sükutsa mesela. Bir Hint hikayesinin tanrısal suskunlu unu taşıyorsa. Eğer bir gün yolunuz bir üniversiteye düşerse Saçlarını taramayı becerememiş bir kızla karşılaşırsanız. Konuşurken saçlarını savurmuyorsa. Sıkı sıkıya tokalarla yapıştırmışsa saçlarını. Uyumsuz kıyafetler varsa üzerinde. Yakıştırmamışsa giydiklerini. Güzelli inden utanıyorsa mesela. Yaz sıca ında bo azlı bir kazak giymişse. Bir pardesü giyip yün bir başlık takmışsa kafasına. Ya da modası geçmiş bir şapka takıyorsa. Ellerini sürekli başına götürüyorsa. Saçlarını tıkıştırıyorsa şapkasından içeri. Ürkekse,bir başınaysa Bilin ki o kız, başörtülü bir kızdır. Bilin ki, bir kez daha kaybetmişizdir. (TARIK TUFAN - Kekeme Çocuklar Korosu adlı kitabından)
__________________
Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!
|
|
|
|
|
![]() |
| Yer İmleri |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
|
|