Vural Savaş'a bir tv programında sormuşlardı, -refah partisini kapattınız ancak bu onların daha da güçlenmesini sağladı. Savaş cevap verdi, -hayır, kapatma cezası her zaman tesirlidir. onlar iç muhasebelerini yapacaklar.
aşağı yukarı bu cevabı vermişti.

12 yıldır bitmeyen bir muhasebe... görüntüde hep karşı tarafı suçladık. ama bir çok şeyden çark eden biz olduk sonunda.

bir zamanlar faizci bankanın gölgesinde ferahlamayı kerih gören büyüklerimiz vardı. şimdi her milli görüşçünün cebinde kredi kartı. ve artık faiz kalkacak diye propaganda yapamıyoruz. çünkü imanımıza kadar faize bulaştık.

bir zamanlar salt islam birliği diye yanıp tutuşan nesillerimiz vardı. şimdi faşizm hastalığına yakalandık. kavmiyetçilikle ve hizipçilikle yol bulmaya çalışıyoruz.

bir zamanlar siyasi seçimleri insan kazanmak için fırsat olarak gören militanlarımız vardı. şimdi bizde diğerleri gibi her bireyi bir oy gibi görüyoruz.

bir zamanlar israil'i derhal def edilmesi gereken bir bela olarak görüyorduk. şimdi devletliğini içselleştirdik. bununla da yetinmedik "adamlar yapıyor abi" diyerek birde ululaştırdık.

bir zamanlar "özgürlük" bizim için hakka kul olabilmekti. şimdi avrupa metinleri içinde özgürlük arıyoruz.

en basiti 20 yılda bu ülkede 20bin cami yaptık ama 20 yıl bağırıp bir ayasofyanın zincirlerini kırdıramadık.

hani birilerine kızıp nefsimizi hoşluyoruz ya! aslında dönüp birde 12 yıl önceyle bugünün teşkilatçılarını karşılaştıralım.

20 yıl önce özal'a kızardık, futbol ile toplumu oyalıyor diye. şimdi teşkilata insan çekmek için dicitürk aboneliği alıyoruz.

20 yıl önce alkış tutmak şeytan işiydi. "allahu ekber" diye coşardık. şimdi ellerimiz nasır tutuncaya dek alkışlıyoruz.

bu teşkilat beni yetiştirdi. ama bana öğretilenle benden beklenen şey aynı şey değil.
burada bir yanlışlık var. ya bana öğretilenler yalan; ya sürüklediğim gerçekleri yalanlamam gerekiyor.

görünüşte hedefler aynı ancak hedeflerin içeriği boşaltılıyor gibi bir hisse kapılıyorum.

benim kayıtlarım ile bir muhasebe yaptığımda bu sonuç tahakkuk ediyor.