+ Konuyu Yanıtla
2 / 1 12 SonSon
25 sonuçtan 1 --- 20 arası gösteriliyor

Konu: bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu

  1. #1

    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu

    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    olmayacağını bile bile ''tutup ona sana tamamlardım''

    bir karanfil çizerdim yanına mesala
    biraz kuş sesi
    bikaç gün batımı...
    işte yüzün.

    ve bunlar ellerin
    serin yağmurlarda yıkanmış
    sessiz harfler gibi
    alıngan, ürkek
    bembeyaz bir toprak gibi

    bana kalsa sesinide tanımlaya kalkardım
    o hep şen kafiyeler aradığım
    ama olmadı be güzelim
    esas oğlan daha filmin başında vuruldu !
    senaryo o pis yönetmenin elinde kalakaldı işte...

    ben gidiyorum şimdi
    sen oturup gençliğine yan
    bir cesedin başında aç kalbini
    başörtünü çöz
    ve gir fakülte kapısından içeri !

    ezilsin tüm karanfiller
    çocukca bakışlar çözülsün
    bu direniş değil bir yitiriliş öyküsüydü

    ve fonda kaybedilmiş bir aşkın anatomisi...

    kamu alanları senin olsun
    gökyüzü senin

    belki bir sigara içimlik mesafede
    can çekişsin bir delilik
    geçimsiz bir hayal vurulsun
    o içindeki tuhaf uğultu
    şah damarını çılgına çeviren güzellik
    tüm bunların ne önemi var ki hem...

    biliyorsun güzelim
    bu reel-politik bir aşktı, hesabı sorulmaz.
    yüzüne basit bi masumiyet geçirirsin yine
    az biraz hüzün
    mazlumu oynarsın.

    sıfır riskle aşık olma ihtimaline bağlanır durursun
    bunun bir aptallık olduğunu bile bile
    inatla , öfkenle
    o hayranlık uyandıran kibrinle yine.
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  2. #2
    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    bir devrim olurdu bu dünyada

    oturup siyaset konuşurduk seninle
    siyaset derken; yenilmişliğimizi ; yeniden yenileceğimizi...
    siyaset derken; o yenilgilerimizle kutsadığımız devrimi...
    siyaset derken; o hiç siyasileşememişliğimizi.
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  3. #3
    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    göğe bakıp yüzünü hatırlamaya çalışırdım sadece

    yüzündeki o çocuksu koşuşturmayı tutar
    ellerime sarardım
    sevmek gibi olurdum
    o eski bisikletten düşer
    şener'i öğle uykusundan uyandırırdım.

    belki bir şiirlik maceramız olurdu seninle
    olurya sen kendi ayak seslerini dinlemeyi öğrenir
    koşar gelirdin bana
    ben sana hiç okuyamadığım o şiiri okurdum
    sevmek gibi olurdum

    bilmiyorsun /
    tutamayacağım sözler vermek istiyordum sana
    ben tüm arsızlığımla yüzümü çıkarıp bir ağaca astımya
    hepsi senin içindi.
    biryerlerde sakladığım birşeylerim vardı benim
    yağmurlu günleri biriktirirdim orada ve seni
    sen bunlarıda bilmiyorsun.

    bir masadan kalkıp başka bir masaya oturur gibi
    öyle olmuyor işte...bilmiyorsun
    kız kulesine bakıp poker oynayan adamların
    yada yedi eylül parkında senelerce pinekleyip
    sosyal hizmetler kurumunda memurluk düşleyen ozavallı tiplerin
    es geçtiği şey neyse
    işte onunla gelmek istiyordum sana.
    çünkü aşk yasal birşey değildir
    o yağmursuz günler düşleyen illegal bir kalkışmadır.
    sen bunlarıda bilmiyorsun.

    bir uçurum gibi uzayıp gidiyor işte bilmedilerimiz
    telaş yüklü bir buluttan kalanları topluyoruz
    gitmek acınası bir fiil yüzün orada istisnasız dururken
    gitmek kutsal bir yalan.

    / biliyorsun...

    ben yağmurdan bir adamdım hepsi bu.
    neden sadece yıldırımlarıma inandın ki ?
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  4. #4
    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    göğe bakıp yıldızları sayardım

    -onlar o kadar kalabalıkken biz niye bu kadar yalnızız ?

    bir şarkı bana çok şey anlatırdı
    ilk okulu
    son çocukluğumu

    -öğretmenler ve amerikan ordusu... ikisini yan yana yazmışım !

    bu şarkı benim canımı çok yaktı
    yıldızlı bir gecede
    sanki ilk yıllarımın kabus yüklü öğretmenler ordusu
    gidin başımdan
    şarkılarınızıda alın ve gidin !

    -adım : yusuf ; unuttunuzmu ben boğuldum, siz boğmuştunuz !
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  5. #5

    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    gözlerimi kapar mutsuzluğa bir kafiye gibi
    tekrarlardım adını...

    adın şurada dururdu
    hemen şurada kalbim
    bir masa
    sayfaları yırtılmış kitaplar
    sönmüş sigaralar sonra

    nasıl bir enkaz bu ?

    hadi yapabilirsen ayağa kalk
    delikanlıyı oyna !
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  6. #6
    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    sonbahara takılır dökülürdüm yavaş yavaş...

    -şimdi sırası değil /
    kim koyduysa çıkarsın şu rutubetli kadını şiirimden.

    bakın diyorum ki mevsim hüznü örgütlüyor
    dışarıda yağmur var ve birileri hep üşüyor
    kim yapıyorsa birileri birşeyleri örgütlüyor
    gündüz vakti akşam oluyor her yer.
    bilmiyorsun şarkılar zamansız susuyor birden.

    - sırası değil çıkarın şu kadını lütfen.

    kaçkare söyledim bu gidiş hiçbirşeye benzemez dedim !
    şarkılar susucaksa susar / toprak kanar.
    sen bilmezsin bunu ,
    cümleler öyle bir yakar ki canını/ dökülürsün.
    ben dedim
    sonbahar dedim
    sonra yapraklar
    zamansızdı dedim

    - şimdi bayan lütfen çıkın ''derin kederler içindeyim'' !

    söyleyecek başka söz yok / bu mevsim böyleyim
    yapraklarını dökmüş bir erkek / fonda renkler susmuş
    sadece gitmek.

    - bayan lütfen...
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  7. #7
    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu.
    göğe bakıp susardım sadece, saatlerce

    eski bir dostu anardım sonra belki
    belki sadece susardım.
    birşeylere davransam fena halde çuvallardım
    gökyüzüne bakıp susardım

    o şarkı gelse bulsa beni
    eski defterlerimi açsam
    yüzümü yağmurda yıkasam
    ellerime biraz çiçek sürsem
    gözlerime az biraz günah
    o eski şarkı gelse bulsa beni
    içimi yeniden ve yeniden
    yenilgilerle doldursam
    boğulsam !

    sen şunu söyle ona
    ben susarsam
    o şarkı çalarsa
    bir kadın
    bir bulut gibi yağarsa
    ben onu hatırlarım
    ben onu hatırlarsam susarım
    şarkılarda susar
    şarkılar susunca ben onu hatırlarım
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  8. #8
    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    cekitimi çıkarır, gıravatımı çözerdim.
    hiçbir zaman geç kalmayacağım bir işim olurdu
    ama yinede birşeylere geçikirdim ben
    elektirik faturalarını ödemeyi muhakkak unuturdum

    bir şarkıya tutunsam / sen buna inansan
    ben iyi bir adam olurdum.

    belki okordiyon çalmayı bile öğrenirdim
    sırf senin için
    pekala yemek yapabilirdim
    bir akşam üstü seni bir kır lokantasına götürür
    ilhan berk okurdum
    tırnak içinde bir aşk söylentisi olurdu bu
    olabildiğine hayal yüklü
    güven derdim bana sadece inan
    ingiliz kraliçesine hediye edilen kamelyaların
    hikayesini anlatırdım sana

    sonra uyanırdık biz nedense kim istediyse
    reel dünyanın pis yüzü işte güzelim
    sen bakışlarınıda alır giderdin
    ben meteryalist dünyanın mantık yüklü aşk kırıntılarına söverken !
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  9. #9
    1:

    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    boşversene be kadın
    kimi kandırıyorsun.

    bu mevsim böyle gittiğince
    korkmalısın benden

    - duyuyormusun !

    kırılan şarkılar değil
    tehlikeli olan benim.
    bir meyva bıçağından
    şizofren aşklara varan
    ki tüm sessiz harlerim biraz şaibeli
    aynadaki o çirkin yüz.

    - nerede olsan bulurum seni anlıyormusun !

    ben tutarda kör bir usturadan yoksul bir çiçeğe varırım
    yüzümde pis bir yalnızlık söylencesi
    elimdeki sigaradan tanırsın beni.
    herşeyi boşvermiş bir adamdan korkmalısın
    gamsızım yenilmişim kötü şiirler ezberlemişim
    rutubetli bir ekim sabahında
    nedensiz susuvermişim.

    - yüzüme bak benimle konuşurken kadın ! / maskeni çıkar.

    2:

    (bir cinayetin arifesinde hoşnutsuz kahkahalar atamazsın)

    ben eylülden uyandım sen yoktun.
    yedi buçukları saydım
    istanbula vardım
    kaç kitap kaç şiir daha
    yoktun.

    yüzüme kaç günbatımı kazındı benimde sesimi çıkarmadım
    şahitsizdim , sensizdim , tehlikeliydim
    kal deseler kalacaktım
    vur deseler vuracaktım
    sus dediler
    deli gömleği giydirler bana
    sen yoktun.

    - sesin soluğum olur be kadın !

    güneş varsa / ki var
    eylül ve bulutlar ve bu gün batımları
    güzel günleri düşleyen birileri varsa / ki var
    bin şahit lazım şimdi bana inanmak için

    ben güvertelerdeyim şimdi
    demir ve çelik
    ve pis bir azot kokusu
    denize inanmıyorum
    güvertelerdeyim şimdi
    hep akşam olsun diye bekliyorum.

    giderken görüyorum seni
    yüzüm dökülüyor
    kendimden nasıl korkuyorum sen giderken
    kan ve çelik
    siyah siyah dumanlar...

    - bana denizin hiç olmadığını söyle be kadın !
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  10. #10
    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    giderken haklı sebeblerim olurdu

    yaz günlerimi alırdım yanıma
    mavi bir pilot kalem / fotoğraf makinam
    yollar nasıl olsa istanbula çıkar

    şule terketmese beni onuda alırdım yanıma
    bir gitarım olsa / onuda.

    mecburen bir şiire sığınır giderdim :


    (''saate baktım yirmibeş yaşındayım
    geç kalmadım tanrım yeniden inanmaya
    aşka geç kalmadım

    ardında yıkık şehirler ve leylaklar bırakan
    bir cümle dudaklarımı geçip beni ihlâl etti
    saate baktım müthiş bir yenilme vaktindeyim
    sevgilim
    ben nerede yağmur yağarsa orada şemsiye kırmanın kitabıyım
    ve en güzel cümlen sensin

    saate baktım buzlar ve çiçekler arasındayım
    gömleğim asyaya düşerken
    beni yanlışsız sakla bu son görünüşüm'')


    sahil kentlerinden ve güzel günlerden çok uzakta
    yenilgiyi heceleyerek öğrenmek
    hiçbir asalet taşımasada / haklı bir sebepti.

    öğrendim , teşekkür ederim.
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  11. #11
    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    altından semerimle volta atar
    tüm büyük laflarımı ederdim
    kime ne zararım olurdu söyler misin
    içimdekileri bir dökseydim ?
    .
    .
    .
    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    kendimi güzel bir ormanda bulurdum
    işe yarayacağını bilsem
    laik yeminlerimi savururdum
    zamanda bir yolculuk ve
    her yer çiçek olurdu
    ne bileyim işte
    sonum kanserden farklı mı olurdu
    "ey ruhumun ışığı !
    ruhlar bölük bölük ayrılırken senin ruhunu benimkiyle aynı bölüğe yazmışlar" f.o.

  12. #12
    Anti-Siyonist İsmail CENGİZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Ukrayna denen bir yerde...
    Yaş
    32
    İletiler
    1,972
    Bir şarkıya tutunsam iyi olurdu,
    Yoksa düşecem birazdan
    Bir şarkıya tutsam iyi olurdu
    Düşersem ölürüm her an
    ı
    ı
    ı
    ı
    \/
    Bir şarkıya tutunsam iyi olurdu,
    Her ah çekişimde dinleyebileğim
    Bir şarkıya tutunsam iyi olurdu
    İçerken eşlik edebileceğim (su,meyve suyu,ayran...)

  13. #13
    Eser GEDİK kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Dec 2006
    Konum
    vatanın her karışı
    Yaş
    30
    İletiler
    2,784
    Blogdaki Konular
    5
    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    düşüncelerimi eve girerken fortmantoya asardım
    bir 'do' hediye ederdim de kendime
    benim bir şarkım yok

    bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu
    emanet namelerimi savururdum
    sonra da raks yapardım yalnızlığımla..
    herkes ne söylediğini, nasıl söylediğini bilse. bu işler olmayacaktı sadri abi.

  14. #14
    hafif meşrep bir rüya
    artı onsekiz ve şiddet ve üstü

    1.

    - baba saat kaç ?

    - isa öldükten hemen sonra yavrum.

    - o zaman üzülsek yeri.

    2.

    şimdi dağlara koş yavrum / üşüyeceksin.
    çünkü koyoto protokolü filan
    içine ettiler yeşil ve sevimli şeylerin
    orada dur yavrum / o sokak insafsız !
    çünkü önceden ben bir şiir okumuştum
    orada bir ünlem vardı
    büyük annelerin olmadığı bir yerdi orası
    şehvet odaların dışına taşmıştı.

    3.

    sen utan emi yavrum
    şu şapkalı amcalara
    bir bıçak bile içinden
    bana söz ver
    büyüyünce bir elma ağacın olsun senin
    o ağacı sev / o ağacı önemse...


    4.

    bu cadde bu insafsız kalabalık
    bu yüzlerini bonoya ve temiz olmayan şeylere yatırmış kişiler
    hiç gökyüzüne bakmazlarmı ?
    bakmazlar yavrum
    bizim hacı amcalarımızda bakmaz.

    - kahrolsun amerika derler / ve işte sadece o kadar ?

    onlar uçan dedeleri seviyorlar yavrum.
    sadece başı kapalı bir vekil karısı onlara yetiyor.
    hamas el fetihle çarpışıyor
    mukteda el sadr - sünni direnişçiler
    afrikaya kızıl haç yardıma koşuyor
    ve biliyorsun bizim yakışıklı bir başbakanımız var
    bu onlara yetiyor



    5


    şimdi dilim dolanıyorsa
    küfürsüz çıktığım bir sokak bir park bir sofram yoksa
    şimdi ben aykırı gibi gözüküp
    herkes kadar ağlıyorsam
    birileri beni kınayacak diye susan ibnelerin yüzünden !

    yavrum şimdi söz gümüşse sükut puştun tekidir.
    başı önünde tevekkül amcalarını astılar...
    o isa takvimlere düşmeden önceydi.
    marka giyen , gıravat akıllı züppelerin
    melül bakışlarında şeytanla raks ediyor hayat.

    dağa çıkar gibi kampüse koşan çocuklar şimdi yüzellisekize tabi memur oldular./ üzülll !

    herşey reel politik bir yalan oldu
    mehdi öldü yavrum
    mehdiyi düşleyen çocuklar öldü.

    devrim yavrum
    entel oldu
    piç oldu.


    6.

    ciddi birşeyler yapıyor gibi duruyorumya ben
    yüzümü aynaya dönüp ''mataramda tuzlu su'' yu okuyorum
    cahit abi , ilhami çiçek.

    - bu oyunda filler varsa neden ebabiller yok ?

    satranç derslerinin allah belasını versin !
    ölüyoruz be.
    namusumuzu kaybediyoruz
    ölüyoruz biz.

    hasan nasrallah şiaymış / hani kahramandı diyor.
    ölüyoruz diyorum adamım
    onlar mürtedsin diyor.

    yavrum ,
    isa öldü diyorlar
    isayı öldürüyorlar.
    görmüyorlar.
    duymuyorlar.
    bilmiyorlar.


    7.

    barbarlar ve liberaller yavrum
    soluğun onların üzerine olsun.
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  15. #15
    Alıntı Kadir KILIÇASLAN tafarından gönderildi Mesajı Göster


    aslında diyorumki unutmalıyım tüm bunları
    zaten sigayı bırakmak ölüm be.

    başım çatlayacak gibi.

    Sokrates'e göre sigayı bırakmak ölüm. Şiire göre sigara sanki. Ya da değil.
    "en büyük edepsizlik edep ya hu diye bağırmaktır."

  16. #16
    tutunamadığım şarkılar :

    kötü filmler izliyorum. hayat öyle güleç bir çoçuk sesinde değil ama
    gülüp geçiyoruz be abi. tabiat uyanınca biraz mutlu oluyoruz işte. dost
    bir sese tenefüs edince...

    kavga denilen şey delikanlı bir kalkışma ama yumruğumuzu sıkaçak güç
    kalmamış bizde. ümitlerimiz göçmen kuşlar gibi uçup gitmiş. ağıtlarla
    kolkola kalıvermişiz... şu yakınıp duran gençler varya işte onlar
    geleceğimiz.

    içimden sizin görüp getireceğinize tüküreyim deyip susuyorum bazen.
    aynada gördüğüm yüzü sevmiyorum. öfkem bile öfkelenmek gibi değil.
    kendinden geçmiş, bezmiş, adam olamamış öfkem.

    kötü bir filmin berbat bir çevirisinde çakılıp kalmış gibiyim. bu filmde
    iyi atlar yok , kahramanlar yok ; delice bir kalkışma bile yok. bazen
    diyorum belki küçüçük bir delilik bizi adam edebilir. çılgınca birşeyler
    yapmalı. hiçbir karşılık beklemeden özür dilemeli , en olmayacak adama
    en olmayacak tepkiyi vermeli... susmalı , bağırmalı , vurmalı ; beklenmedik
    zamanlarda beklenmedik şeyler yapmalı.

    çelişkili çümleler bunlar , belkide biz çelişkili zamanlardayız ne dersin
    abi. zanlarla büyüyen bir dünyada kendi zanlarımızla yapayalnızız...

    sorular , sorular , sorular... defolup gidin deyince dahada artan sorular.
    elimi kolumu bağlayan , yüzümü kızartan , pişman eden ;zanlarımı hergeçen
    gün büyüten sorular.

    ben onları sevmem bilirsin abi. dostlukta , sevgide , aşkta şek ve şüpe
    olmamalı. çünkü iş zanlara kalırsa büyü bozulur. bozuldu hep. kimileri
    duvar ördü , kimileri yıktı. bazıları karşısına geçip bir film izler gibi
    izledi. geçen günlerin buhranı kaldı geride... üzgün bakışlar, belki hiç
    bakamayışlar.

    yaz kızım dedi hakim : değeri bilinmeyen herşey gidince kıymet kazanır.
    güzel günlerin kıymetini bilmeyen güz günlerinde kendi kendine yakınır ;
    ki yakınmıştır. siz dedi ne yaptıysanız kendi kendinize yaptınız hadi
    şimdi yakının.

    - bu yakınıp duran gençler hakim bey...

    - sus dedi hakim , sen hala konuşuyormusun !

    sustum , susmak neyi değiştirecekse sustum. kaçtım ben aslında biraz.
    çok kaçtım ; kaçmak neyi değiştirecekse... utancımı aldım
    bir ağaca astım , ne çabuk büyüdü. bunlar dedim , bir gülün ağrısıdır,
    unutulur. unutuldu. unutulmuşmuydu ? sanki böyle bir şarkı vardı.
    hatırladım , dahada kaçtım.

    kaçarken söylediğim şarkılar :


    '' belki üstümüzden bir kuş geçer , kanadından bir tüy düşer
    iner döne döne gökyüzünden.......''

    kırılırdı bakışlarımız mevsime karşı telaşsız
    bir kuş gelir sokulurdu aramıza
    hep aynı şarkı çalardı
    bir elimizde sigara
    bir elimiz fena sancılı.

    o senin ürkek bir kuş gibi çekingen tavırların
    belki yalnızca buydu aramızda ki boşluk
    kekeme bir ısrarla hep aynı bakışlarına takılıp kalırdım
    hep geceydi , hep buğulu ve sağanak halinde.
    bir bilinmez ezginin okunduğu o üzgün bakışlar kimlerdi
    kuşkular büyütürmüş geceyi , öyle derler
    yüzün aydınlıkken böyle bu kadar
    bu sessizleğe bürünmüş akşamlar senmiydin ?
    sen ne çok akşam
    sen böyle bu kadar
    ne çok sustun.

    bir bıçak düşün
    o bıçak ki
    senin sessizliğinle bilenmiş
    bileklerimin üzrinde bir bıçak
    kandan ve karanlıktan.

    yarım kaldı bazı şiirler. ben bazı şeyleri hep yarım bıraktım zaten.
    ''göğe bakma durağı'' diye bir şiir vardı onu okudum sırf adı güzel diye.
    kitapların altını çizdim biriktirdim boyuna. şair esas dağlar soluk
    alır dedi , denedim. binkez denedim. ben hala hüseyin atlansoyun ''bir
    huş ağacı arıyorum '' şiirini arıyorum...

    meriç der ki; hep hakikati bir tepenin ardında sanırdım , bir kitabı
    bitireceğim ve herşey aydınlanacak. kapita'li okuyunca tüm dünya
    üstüme yıkıldı sandım. hakikat oradada yoktu.

    en son bir kitap çarptı bana , düştüm ve durdum.

    / üzgünüm.

    hiçbir kitabı bunun için okumadım ben. tarık tufanada sırf eylence olsun
    diye başlamıştım. tam bir yıkımdı. ''hayal meyal'' ismi gibi basit gelmedi
    bana. anladım / ben salağın biriydim. insan en çok kendini lanetlemesi
    gerekse ; yapardım.

    askerde başçavuşta söylemişti bunu. dünyada ki en salak adam birşeyi en
    fazla 3 kere yakalatır sen dördüncüyü başardın.

    bu kadar salak olmak boynumun borcu diye bir şiire başlasam.
    kafiye diye bazı pişmanlıklarımı hatalarımla beraber sıralasam ; yeni
    salaklıkların başlangıcı olur herhalde. sus ,sus , sus artık sus
    demeli birileri. birileri konuşmalı. birileri öfkelenmeli ki o
    ben değilim galiba.

    eften püften şarkılar :

    mesala gülben ergen yeni bir albüm çıkarmış tavsiye ederim. dan brown un
    melekler ve şeytanlar romanı sinemaya aktarılmış roman kadar değil ama
    film güzel. prison break çok kötü bir finalle bitti ve lost meraklıların
    meraklarını dahada zorlayacak gibi. işte bunlarda eften büften meseleler.

    eften püften olmayan şarkılar :

    oturduk iş yerinde benden yaşlı adamlarla yakındık. yakınmak kuşak farkı
    gözetmiyor bunu iyice anladım. gençler kadar yaşlılarda yakınıyor. yüzüme
    bakıp dediki : hadi bizi boşver sizin işiniz daha zor.

    bende onu diyorum abi ; ekonomik kriz daha bizi çok teyet geçecek... bizde
    bazı şeyleri teyetleyip olduğumuz yere teyetleneceğiz bu gidişle. teyetlenmiş
    bir nesil olarak kursağımızda hiç büyütemediğimiz hayallerimiz görücü bekler
    gibi öylece kalacak. çivilenip kalacağız biz olduğumuz yere.

    beton duvarlar büyüyecek , cinnet olağanlaşaçak , nuh'un gemisinin altını
    oyacak müfredatlar... kalın sakallı adamlar takside böldürecek musaf
    yapraklarını...

    / helak !

    sensiz dinlediğim şarkılar : mashar alonson

    'benim hala umudum var
    isyan etsem de istediğim kadar
    inat etsem bile bırakmazlar sahibim var
    benim hala umudum var
    seviyorlar bazen soruyorlar
    hayran hayran seyret
    ister katıl ister vazgeç

    güzel günler bizi bekler
    eyvallah dersin olur biter
    boyun büküp önünde ağlasam sessizce
    şu garip gönlüm affolur mu?
    bu fırtına durulur mu?
    benden adam olur mu?
    korkarım aşka zararım dokunur mu?''

    geç kalınmış şarkılar : cat stevens
    ''
    my lady d'arbanville
    why do you sleep so still?
    I'll wake you tomorrow
    and you will be my fill
    yes you will be my fill

    my lady d'arbanville
    why does it grieve me so?
    but your heart seems so silent
    why do you breath so low?
    why do you breath so low?

    my lady d'arbanville
    why do you sleep so still?
    I'll wake you tomorrow
    and you will be my fill
    yes you will be my fill

    my lady d'arbanville
    you look so cold tonight
    your lips feel like winter
    your skin has turned to white
    your skin has turned to white

    my lady d'arbanville
    why do you sleep so still?
    I'll wake you tomorrow
    and you will be my fill
    yes you will be my fill

    my lady d'arbanville
    why do you greet me so?
    but your heart seems so silent
    why do you breath so low?
    why do you breath so low?

    I loved you my lady
    though in your grave you lie
    I'll always be with you
    this rose will never die
    this rose will never die

    I loved you my lady
    though in your grave you lie
    I'll always be with you
    this rose will never die
    this rose will never die
    ''

    ah bu şarkılar... geçikmediniz mi biraz ? kafama yediğim saksının haddi
    hesabı yok. yoksa bundan mı unutkanım ben ? sıçak bir kıyı kentinde güneşin
    batışını izlemek varken ; akşama ağıt yakıyorum hala... ne diyor şair :
    ''
    /siz de biliyorsunuz
    'hüzün' bu yıl yine moda çocuklar/

    cumartesi olanca buğusuyla yayılıyorken
    iğde dallarına, nar kırmızısı sıcaklığıyla örtülü
    caddelerden, kaldırımlardan sokak aralarına
    sızıp
    kara kavruk kadınların ve tezgâhtarların
    ellerinde
    bir tomurcuk, bir orkide çiği oluveriyor.

    /hüzün
    monepeto değil çocuklar/
    ''
    abi benim modayla işim yok çağır al şu kaypak şeyi üzerimden. bana biraz
    cesaret , biraz ümit azda delilik ver. kendi kendime çarpmaktan bıktım.
    dileyebileceksem özürden bir elbise biç üzerime. asr suresini hiç unutturma
    bana. hatırlat ve uyar ki dostluk budur.

    dostluk buysa dörtbiryanımı sarmış iltifat bekleyen bu insanlar kim ? dostun
    attığı gül filan ; oraya hiç girmeyelim. dolanbaçlı yollarda hiç yürüyemedim
    . kızdıysam kızdım , sevdiysem sevdim ; birde kaçtım. sonuncuyu
    yakıştıramadıysam kendime evet yakıştıramadım. herkes birşeylerden korkarya
    bende kalmaktan korktum. zaten işe yaramadı herşeyi elime yüzüme bulaştırdım.
    işte böyle korkak , böyle kaçak bir suçluyum. hakim bey bunuda yazsın.

    - ey günahlarımı hergün temize çeken nefsim.
    / temiz hiçbirşeyin kalmadı senin !

    şimdi akşamlar uzadıkça böyle bu kadar ; kötü rüzgarlar kötü haberlerle
    ilerledikçe ,bazı kırgınlıklar unutulur elbet. geçmez sandıklarınız geçer,
    bitti dedikleriniz yeniden başlar. dünya dolanbaçlı bir yoldur. düştükleriniz
    kalır geride... olmadık yerlerde , olmadık zamanlarda bazı kederli bakışlar...
    bakamayışlar...

    bir şarkıya tutunsak ne güzel olurdu.
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  17. #17


    Ey! Vurulan uykularım. Ey! Hayra yorduğum düş... Bırakın şu şarkıyı, hadi... Hadi tutun ellerimi...

  18. #18
    Kalbimden sonbaharın son şarkısı geçti .Bilmediğim şehirlerde bilmediğim nefeslerle yumdum gözlerimi ..
    Bir sonbahar rüzgarı gibi .....
    Bir kalem bir kağıt aldım elime ...
    Hayatımda esen en deli rüzgarın sıcak şarkısını resmettim gönlüme .
    Canlansa o renkler belki de derler ki; Sen değişik bir lisansın , bazen Ocak , bazen Kasım , belki de Nisan'sın .....
    Çok karmaşık değil aslında insansın .Nedense anlatamıyorum ben seni ,işte sen!....
    Kimi zaman sakin, kimi zaman deli .Durduramadım içimdeki coşkun seli ....Anladım yaşamanın vardır bir bedeli....Anlatamıyorum işte ben içimdeki seni . Bir şarkıya tutunabilsem sen gibi .. ...Ve avazım çıktığı kadar bağırıp şu Sözleri söyleyebilsem;

    There is no need for talking
    you left me alone in dark
    Don't get tired for explaining
    Faught with my soul and heart
    Try to push you away so hard
    But.!! I can't get away you ..
    artık ;I deeply felt as I die

  19. #19
    Mâh-rû Mümine AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Wed Jun 2006
    Konum
    Halen bilmiyorum...
    İletiler
    1,720
    Bu şarkılar artık beni aşar...
    Çocukluk günlerimin son demlerini yaşıyorum...Tadını çıkarmak istiyorum...

  20. #20
    ? Melek YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Tue May 2007
    Konum
    Balıkesir
    İletiler
    1,529
    Blogdaki Konular
    2
    Bir şarkıya tutunsam çok iyi olurdu

    ama hangi şarkının dalına uzansam yetişemiyorum bir şarkıya tutunmakta yetmiyor hepsinden alsam toparlasam ve tekbir şarkı olsa dilinden dökülse
    alışmaya çalıştığım sesini dinlesem gözlerim kapalı hep istanbul'u dinlemek gerekmiyor
    ya...bir şarkıya tutunsam bir ezgi olsan ney dinler gb dinlesem "ne akılem ne divane gel gör beni beni aşk neyledi derde giriftar eyledi"
    cidden neden bilmiyorum belkide dinlemeyi özlediğimden bu şarkılara tutunma isteği,,,
    ...

+ Konuyu Yanıtla
2 / 1 12 SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •