+ Konuyu Yanıtla
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor

Konu: Tedbir, Tevekkül, Takdir

  1. #1

    Tedbir, Tevekkül, Takdir

    Tedbir, Takdir, Tevekkül...

    Meşhur bir kaidedir bilirsiniz, 'tedbir takdiri bozmaz'.

    Tedbir takdiri bozmaz diye de tedbiri elden bırakmak hiç olmaz. Yani tabir-i caizse 'zaten takdir ne ise o olacak' deyip su koyvermek yanlıştır.

    Aslında mesele bu kadar basit bir söylemle geçiştirilemeyecek kadar mühimdir. Binaenaleyh; insanlar takdir'i Allah cc'ın inayetinden soyutlayıp salt kulun gayretine bağlamaktadırlar. Hal böyle olunca da sonuçların (takdir) sebepleri de olması gerekenden farklı yerlere bağlanıyor.

    Bir de tedbir ile takdir arasında bir geçiş noktası vardır ki o da 'tevekkül'dür (Bir işe başladığın zaman, Allahü teâlâya tevekkül et, Ona güven.-Al-i imran159-). Tedbirin bir anlam kazanabilmesi için tevekkülü de unutmamak gerekir. Tedbir zahiri ifade ediyorsa -ki öyle-, tevekkül de batını ifade eder.

    Konunun anlaşılması için bir örnek verelim (bu örneği iyi belleyin daha sonra kafanızı fazlasıyla karıştırabilir);

    Akşam evine gelen şahıs yatmadan önce kapısını güzelce sağlamlayıp kilitlemesi tedbirdir. 'yarabbi kapımı kitledim, sen evimi ve ev halkımı kötülüklerden muhafaza et' diye dua etmesi ise tevekküldür. İşte bu tedbir ve tevekkülün neticesi ise takdirdir. Bu takdirin yani sonucun olumlu yada olumsuz olması önemli değildir. Önemli olan sonucu nasıl yorumladığımızdır.

    (Hayır -olumluluk- bildiğinizde şer -olumsuzluk-, şer bildiğinizde hayır vardır, düstüru çerçevesinde olaya bakarsak sonuç hep olumludur. Şimdi birileri kalkıp 'ya hayır bildiğimizde şer varsa' diyerek 'sonuç nasıl her zaman olumlu olabilirki?' diye bir soru sorabilir. El-cevap; dünya imtihan yeri, hayır bildiğimiz durumun sonucu şer olmuşsa bu şerri (imtihanı) Allah cc'ın rızası dahilinde değerlendirip sonuçlandıran kişi imtihanı kazanmıştır. Bunun sonucunda kişi cennete girer. --gördüğünüz gibi sonuçlar sonuçlara sebep oluyor, silsile hep devam ediyor-).

    Şimdi verdiğimiz örneğe geri dönersek; şahıs yatmadan önce kapısını kitleyip (yani tedbrini alıp), yatağına uzanıp -oh be bugünüde akşam ettik kapımı da kitledim artık yatabilirim derse, tevekkül-dua etmezse, güvenini kapının kilidine bağlarsa, kısacası Allah cc'a tevekkül etmek yerine kapı kilidine tevekkül etmesi bu şahsın islami bilgi açısından hatta itikadi açıdan önemli eksikliklerinin olduğunu gösterir.

    Şimdi kalkıp da birisi şöyle bir soru sorabilir (aslında sormaması lazım gelir); ''biz tedbir alıp Allah cc'a tevekkül edince evimize hırsız girmeyeceği kesin mi?''......yuh yani.

    Buraya kadar yazdıklarımızdan sonra böyle bir soru soran kişi okuduklarından hiçbir şey anlamamış demektir. Çünkü 'kesin mi?' sorusu takdiri sorgulamaktır. Bu da büyük günahtır, itikadi açıdan sorundur (Alla cc'ın takdirinden sual olunmaz).

    Öyleyse ne yapacağız!!....??........ el-cevap; böyle bir soru sormayacağız.... illaki bir soru sormak istiyorsanız öncelikle şu örnekleri de gözden geçiriniz;

    1.örnek:

    Şahıs eve geldi, tedbirini aldı, tevekkül etti ve yattı ama gecenin bir yarısında (muhtemelen sabaha karşı, çünkü hırsızlar genelde sabaha karşı evlere girerlermiş) gürültüyle uyandı ve o da ne? hırsız camdan kaçar. Şahıs bir yandan hırsızın ardından bakarken bir yandan da şiddetli bir şekilde öksürüyordur... evet sobadan sızan gazdan zehirlenip az daha ölecekti, eve hırsız girmeseydi ebediyyen uyanamayacaktı. Üstelik hırsız birşey alamadan-çalamadan kaçmıştır. ('şer bildiğimizde hayır vardır'ın tecellisi...)


    2.örnek:

    Şahıs eve gelir, tedbir alımış, tevekkül etmiş, yatmış ve sabah da kalkmıştır. Ama evde bazı eksiklikler vardır. Yani eve hırsız girmiştir, bu da yetmemiş gibi eli dolu olarak dışarı çıkmıştır. Şimdi bu durumda sobadan da gaz sızmamışsa, yani ebediyyen uyanamama durumu hasıl olmamışsa, ''evden çalınanlar bi işe yaramadı, çalınanlar boşa gitti'' diye düşünmeyin. Bu çalınanlar ileride başınıza gelecek bir belanın çalan kişinin -hırsız- üstüne devrine sebep olabilir. (vardır bunda da bi hayır düsturu...)

    Bütün bu düşünce çeşitlemeleri, fikir varyasyonları şimdilerde moda olan ''hayata olumlu bakmak'' cümlesinin neticesidir. Aslında bu ''hayata olumlu bakmak'' cümlesinin aslı-doğrusu ''şer bildiğinizde hayır vardır'' düstürunun budanmış halidir. Yozlaşmış olan günümüz kültürüne adapte edilmiş halidir.


    3.örnek:

    Tedbir alınmış, tevekkül edilmiş, eve hırsız girmemiş ve sobadan gaz sızmamıştır.... (Acilen şükretmeniz gerekmektedir.)


    Aslında yukarıda yazdıklarımın hiçbirini yazmayacaktım.


    Siyasi çalışmalarımızda ve bu çalışmaların son noktası olan oy verme konusunda insanımızın özellikle iki noktada hata yaptıklarını gözlemlemekteyim;

    1.nokta:

    Artık Milli Görüşün modasının geçtiğini, ne kadar çalışılırsa çalışılsın bir sonuç alınamayacağını, yani Milli Görüşün artık asla iktidar olamayacağını, %2-3'lerden fazla oy alamayacağını ifade ediyorlar. Bu insanlar farkında olarak yada olmayarak geleceğe dair hüküm veriyorlar, takdiri kendileri biçiyorlar. Yani Allah cc'ın işine karışıyorlar.... sakat durum di mi???


    2.nokta:

    İnsanımız ya dini bilgi eksikliğinden yada nefsine karşı aldığı mağlubiyyetten olacak ki sorumluluk alanlarının farkında değil. Allah cc bizi tedbir ve tevekkülden sorumlu tutuyor. Yani Allah cc yolunda çalışmalıyız, dua etmeliyiz. takdir bizi ilgilendirmiyor (sorumluluk alanımıza girmiyor). Hal böyle olmasına rağmen insanımız tedbir ve tevekkülü terk edip, takdirciliğe soyunması hakkımızdaki takdirin genelde olumsuz olmasına sebep oluyor. Takdirin olumsuz olmasının tek olumlu yanı ise takdirden ders alıp kendimizi düzeltmemizdir. Şayet bu dersi almıyorsak _ki almıyoruz_... vay halimize...



    şimdi asıl konuya gelelim:

    Tedbir alıp tevekkül edelim; takdir Allah cc'tandır. (bu cümlenin özeti yukarıdadır.)



    Şimdi sorusu olan var mı???
    Klavye Mücahidi

  2. #2
    TERAKKİPERVER Yüksel DİKGÖZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Oct 2008
    Konum
    Giresun ama İstanbul doğumluyum
    Yaş
    57
    İletiler
    202
    Yukarıda ki örneklerin bir çoğu yaşanmıştır...

    Paylaşımlar için teşekkürler....Hem eğitici oldu hem de öğrenmiş olduk..

  3. #3
    kuvvetli imana sahip olabilmek için biraz hayalperest olmak gerektiğini düşünüyorum. henüz düşünce aşamasında bile 'yapamam' 'mümkün değil' vb. bakış açısına sahip insanların bu tavırlarını inanç eksikliğine bağlıyorum.
    "ey ruhumun ışığı !
    ruhlar bölük bölük ayrılırken senin ruhunu benimkiyle aynı bölüğe yazmışlar" f.o.

  4. #4
    Kayıtsız
    Misafir

    çok güsell

    çok teşekkürler çok güsell ol muşş örneklerr süperr :D

+ Konuyu Yanıtla

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may edit your posts
  •