+ Konuyu Yanıtla
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor

Konu: Siyasetin Son On Yılı

  1. #1

    Siyasetin Son On Yılı

    Dünya siyasetinin son 10 yılına baktığımızda siyasetin ve siyasetçilerin çok fazla değişkenlik yaşadığını gözlemlemekteyiz. Bu değişkenliğin siyasetçiden mi?, seçmenden mi? yoksa başka bir sebepten mi? kaynaklandığı ise enine boyuna konuşulması gereken bir meseledir. Bu değişkenliğin bir çok önemli sonuçları olmuştur. Ancak en önemlisi safların hiç olmadığı kadar belirginleşmiş olmasıdır.

    Bu belirginleşmeler maddeler halinde ele almak gerekirse;

    1. Büyük israil (megola idea) projesinin maşası konumundaki ABD siyonizmin kendisine yüklediği misyonu layıkıyla! yerine getirebilmek için başta islam coğrafyası olmak üzere yeryüzünü kan, gözyaşı ve fitneye boğmuş ve bu çalışmalarının! neticesini de büyük ölçüde almıştır.

    Siyonist maşası amerikanın sözlü ve fiili olarak hiçbir mübhem duruma mahal bırakmayacak şekilde beyan ettiği bir haçlı savaşı söz konusudur. Tarihteki diğer haçlı seferlerinde olduğu gibi bu son haçlı seferinde de amaç büyük israilin kurulması, yeryüzünün siyonizmin tekeline geçmesi, yahudi ırkının dışındakilerin yahudilere köle edilmesi amaçlanmaktadır. Her haçlı seferinde olduğu gibi maşa yine hristiyan evanjelistlerdir.

    Burada üzerinde durulması gerek önemli bir nokta da evanjelistlerin saflarını bu kadar belirginleştirdiği halde müslümanların bu belirginleşmeye karşı kayıtsız kalmasıdır. (bir başka değişle düşman netleştikçe müslümanlar bulanıklaştı).

    Siyonizm ve maşalarının Türkiye üzerindeki tasarrufları her zaman had safhada (en üst düzeyde) olmuşur ancak bunun bir tek istisnası vardır o da Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN başbakanlığında kurulan Refah-Yol hükümetidir (bir başka ifade ile ''Milli Görüş iktidarı''). 54. ERBAKAN hükümeti döneminde siyonistler, siyonizmin maşası olan evangelistler ve bunların yardakçıları-yardımcıları (yani vatan haini şerefsizler) hükümeti yıkmak için var güçleriyle çalışmışlardır.

    Türkiye Cumhuriyeti başbakanına, 'pezevenk' diyen ordu mensubu paşalardan tutun da Erbakan 'sahtekar'dır diyen cemaat önderlerine kadar ahlaksızlığın, vatan hainliğinin, nefsinin esiri olmuşluğun en nadidde! örneklerinin sergilendiği bir 28 şubat sürecinin ardından 54. ERBAKAN hükümeti son bir ihanet örneği (dyp'nin erkeklerinin dönme çıkması meselesi) eşliğinde yıkılmak zorunda bırakılmıştır....

    Yıkılan Erbakan değildi. Yıkılan milletin ilk ve tek milli hükümetiydi.

    2. Büyük israil projesinin bir başka maşası ise tabiki avrupadır. Siyonistler amerika'yı olduğu gibi avrupa'yı da kıskacına almıştır.

    Batı kavramının içini dolduran avrupa ülkeleri kendi aralarında kurdukları çeşitli birlikleri sömürü aracı olarak kullanmışlardır. Bu birlikler temelde daima siyonizme hizmet etmektedirler. Ellerine geçen her fırsatta (ellerinde fırsat olmasa dahi ele fırsat geçirmek için her daim çalışırlar) mazlum milletlerin topraklarını işgal etmişler ve bu işgal ettikleri yerleri sömürgeleştirmişler, insanlarını köleleştirmişler, kültürlerini yozlaştırmışlar, dinlerini değiştirmişlerdir (cebren ve hile ile...). Bütün bu olumsuz fiiler siyonizmin temel düşüncesinin sapık kökeninin tezahürüdür.

    Bu kadar tesbitlere-oluşumlara rağmen T.C hükümetlerinin hepsi (54.ERBAKAN hükümeti hariç) AB'ye girmek için var güçleriyle çalışmışlardır. Şahsi kanaatimce de canımıza, malımıza, namusumuza, toprağımıza, bayrağımıza, dinimize vs.. bu kadar düşman olan bir oluşumun içinde var olabilmek gayretini açıklamak için aklıma sadece 'vatana ihanet' tamlamasından başka birşey gelmiyor.

    Osmanlıdan devraldıkları mirasın farkında olmayan zavallı AB sevdalıları avrupanın soykırımcı tabiatına yamanmak için şahsiyetsiz bir siyaset anlayışıyla yol almakta zerre kadar beis görmemektedirler (aslında buna gavurlaşma da diyebiliriz).

    Kimliklerinde 'islam' yazan ancak İslam birliği yerine hristiyan birliğini tercih eden, Osmanlının torunu olmak şerefi yerine avrupanın kölesi olmak şerefsizliğini tercih eden bir siyasi görüş! asla şahsiyet sahibi olamaz. Ecdadımızın şanlı tarihini bir kenara itip avrupanın kanlı tarihini! benimseyen beyhude insancıklar (abd ve ab sevdalıları kısacası siyonizmin hizmetkarları) bu şerefli milleti de kötü emellerine alet etmektedirler (milet oy vererek alet olmaktadır yani kandırılmaktadır... eğitim şart).

    3. İki milyar nüfusa sahip islam alemide (Türkiye de dahil) siyonizmin bütün bu oyunlarna, hedeflerine adeta gözlerini kapamıştır. Başta Türkiye olmak üzere Allah cc'ın kendilerine verdiği nimetlerin kıymetini bilememektedir. Ancak yüce Allah cc ahirette, insanlara verdiği nimet mukabilinde hesaba çekecektir.

    Ortadoğuda bir çıban gibi biten israil terör devletinin bir fitne makinesi gibi müslümanların bağrını işgal etmesi, bu çıbanın çıkmasında doğrudan ya da dolaylı olarak emeği geçen kişi, kurum, parti, cemaat her kim-ne olursa olsun hesabı Allah cc katında mutlaka sorulacaktır.

    Meselenin özeti şudur ki;

    Dünya siyasetinde Milli Görüş haricindeki oluşumların hepsi bilerek ya da bilmeyerek siyonizmin hizmetindedir. Bu durumun ispatı çoktur ama aksinin ispatı hiç yoktur. Siyonist felsefeye göre büyük israil projesinin önündeki en önemli-büyük engel-tehlike Milli Görüştür ve bu engel aşılmadıkça da B.İ.P imkansızdır. Milli Görüşün yok edilmesi için yapılan son ve en büyük hamle 28 şubat darbesidir. Bu darbe sonucunda Milli Görüşten ayrılan kişilere, siyonizm tarafından akp diye bir nevi toplama kampı kurdurulmuştur. Bu kampın sakinleri de kamp kurallarına harfiyyen uyarak kamp sahiplerinden (siyonistlerden) her zaman tam not alarak bir çok madalyanın da sahibi olmuşlardır. Kısacası akp siyonizmin yeryüzündeki beş yıldızlı! kamplarından sadece biridir. Siyonizmin oyununa gelerek (nefsinin esiri olarak) Milli Görüşten ayrılanlara ödül olarak tek başına iktidar verilmiş ve bu kukla iktidar da hükümet olduğu dönem içinde diyet ödemiştir (ödemeye devam etmektedir). Diyetin faturasını da bu gibi kampların kurulmasına onay veren millet-ümmet ödemektedir.

    Bütün bu olan bitenlere rağmen, herşeyin ve herkesin ayan beyan ortada olmasına rağmen, hak ile batılın farkının siyah ile beyaz arasında ki fark kadar net olmasına rağmen bizim milletimiz-ümmetimiz safını netleştirememiştir...


    21. asra girerken, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağılmış ve bu birliğin enkazından Rusya başta olmak üzere küçüklü büyüklü birçok devlet ortaya çıkmıştı. Batılı ülkeler kendi çıkarlarını korumak maksadıyla NATO'yu kurmuşlardı. Yayılmacılık eğilimi ve şiddet gösteren Komünizm'in dağılması üzerine NATO'nun devam edip etmeyeceği konularını görüşmek üzere 1990 yılında İskoçya'da bir toplantı yapıldı. Toplantıda bir konuşma yapan İngiltere Başbakanı Margret Teacher; NATO'nun devam etmesi gerektiğini söyleyerek, "İdeolojiler düşmansız yaşayamazlar. Bizim Komünizm gibi bir düşmanımız ortadan kalktığına göre, yeni da bir düşman tanımlamamız gerekmektedir ve bu düşman vardır. Bu düşman İslâm'dır. Dolayısıyla NATO'nun lağvedilmesi değil yaşatılması ve düşman olarak İslâm'ı kendine hedef alması kaçınılmazdır." diyerek, NATO'nun ve Avrupa'nın 21. asra girerken yeni düşmanını tanımlamış ve açıklamıştır. Böylece Batı 20. Haçlı seferlerine başlamış olmaktadır. Nitekim NATO'nun düşman rengi daha önce kırmızı iken bu kere düşman renk yeşil olarak algılanmaktadır.

    Ayrıca ABD Başkanı George W. Bush, Irak işgaline başlarken basına ve halka açık bir konuşmasında "hareketlerinin bir Haçlı seferi olduğunu..." söyleyerek 21. yüzyıl gibi güya medeni bir dönemde Batılı taassuplarını bir kere daha ilan etmiş olmaktadır.
    Klavye Mücahidi

  2. #2
    Şu tekeden sütü çıkaramadık gitti...
    ''Allah'ın sizin için biçtiği fiyat cennettir.Değerinizi düşürmeyin..(M.İ)''

  3. #3
    Alıntı Haşim KILIÇASLAN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Şu tekeden sütü çıkaramadık gitti...
    inş. çıkaracağız o günleride bizler göreceğiz (önce biz inancağız yoksa başaramayız )

  4. #4
    _siyahi simge_ Züleyha YEŞİLYURT kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Tue Apr 2007
    Konum
    milli görüşle nefes aldığım her yer
    İletiler
    671
    neden bu kadar gaflet uykusuna
    daldık ya rabb!!!
    ''Hiçbir fitne kalmayıncaya ve yanlız Allahın Dini hakim oluncaya kadar onlarla savaşın. Vazgeçerlerse artık düşmanlık ancak zalimlere karşıdır.''
    (bakara 190,191,192,193)

  5. #5
    Muhtazaf M. Salih AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Dec 2007
    Konum
    Almanya
    İletiler
    619
    Blogdaki Konular
    1
    Alıntı Züleyha YEŞİLYURT tafarından gönderildi Mesajı Göster
    neden bu kadar gaflet uykusuna
    daldık ya rabb!!!


    ALLAH bizi AFFETSiN
    Birliğin kederi, ayrılığın safasından daha hayırlıdır. (Yahya bin Muaz)
    www.aydin-aydin.com

  6. #6
    Kayıtsız
    Misafir

    kurtuluş erbakanın yaptıklarında değildir

    erbakan hoca hizmetleri olmasına rağmen olumsuzluklarıda olan biridir . saygıda duyarız ama herişi tadında bırakmak gerekir diye düşünüom zira efendimiz şöle buyurmuşlar"çocuk yaştakilerin ve 70inden sora kükümdarlık yapanların şerrinden allaha sığının "hadis bunun gibi bişetydi en son koalisyon yaptıklarında israilllillerle 20 maddelik anlaşma imzalayan da erbakandır . anlaşmayı inceledim askeri siyasi ekonomik iceriğe sahip bir anlaşmaydı mesela israil küçük bir ülke olduğundan savaş uçakları karada eğitim yapamıyorlarmış o yüzden.israil uçaklarının konya civarında eğitilmeleri sağlanmış bu anlaşmayla vs vs . bende eski bir refah partili olarak malesef bu partinin artık bunun gibi olumsuzlukarı ve bu bataktan kurtaracak ve kısa zamanda dünyanın önüne geçirecek bir çözümünün olmadığından dolayı bunlardan ayrıldım.artık refah ve devamı olan hangi adla olursa olsun devam eden bu partinin davasına sahip olabilmesi imkansızdır vede zaten olamamıştırda.tesbihleri dağılmıştır bu tesbihin ne imamesi nede köşe taşları kalmıştır. kurtuluş ,ülkeyi maddi ve manevi alanda enkısa sürede vee lider yapacak parti, bağımsız türkiye partisidir gerisi oyalanmaldır zaman kaybıdır

  7. #7
    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    erbakan hoca hizmetleri olmasına rağmen olumsuzluklarıda olan biridir . saygıda duyarız ama herişi tadında bırakmak gerekir diye düşünüom zira efendimiz şöle buyurmuşlar"çocuk yaştakilerin ve 70inden sora kükümdarlık yapanların şerrinden allaha sığının "hadis bunun gibi bişetydi en son koalisyon yaptıklarında israilllillerle 20 maddelik anlaşma imzalayan da erbakandır . anlaşmayı inceledim askeri siyasi ekonomik iceriğe sahip bir anlaşmaydı mesela israil küçük bir ülke olduğundan savaş uçakları karada eğitim yapamıyorlarmış o yüzden.israil uçaklarının konya civarında eğitilmeleri sağlanmış bu anlaşmayla vs vs . bende eski bir refah partili olarak malesef bu partinin artık bunun gibi olumsuzlukarı ve bu bataktan kurtaracak ve kısa zamanda dünyanın önüne geçirecek bir çözümünün olmadığından dolayı bunlardan ayrıldım.artık refah ve devamı olan hangi adla olursa olsun devam eden bu partinin davasına sahip olabilmesi imkansızdır vede zaten olamamıştırda.tesbihleri dağılmıştır bu tesbihin ne imamesi nede köşe taşları kalmıştır. kurtuluş ,ülkeyi maddi ve manevi alanda enkısa sürede vee lider yapacak parti, bağımsız türkiye partisidir gerisi oyalanmaldır zaman kaybıdır

    sayın kayıtsız;

    erbakan hoca hizmetleri olmasına rağmen olumsuzluklarıda olan biridir...demişsiniz

    bahsettiğiniz olumsuzluklar nelerdir? buraya yazmamışsınız, şayet Erbakan hocamızın sizi rahatsız eden olumsuzluklarını! yazarsanız bizde öğrenebiliriz...

    saygıda duyarız ama herişi tadında bırakmak gerekir diye düşünüom zira efendimiz şöle buyurmuşlar"çocuk yaştakilerin ve 70inden sora kükümdarlık yapanların şerrinden allaha sığının "hadis bunun gibi bişetydi...demişsiniz

    burada hadis olduğunu iddia ettiğiniz bazı şeyler yazmışsınız ama kaynağını belirtmemişsiniz... bir çok konuda zır cahil olduğunuz ayan beyan ortada ama Peygambere (sav) iftira atmanın ne kadar büyük bir vebal olduğunu bilmeyecek kadar da zır cahil olduğunuzu sanmıyorum...

    en son koalisyon yaptıklarında israilllillerle 20 maddelik anlaşma imzalayan da erbakandır . anlaşmayı inceledim askeri siyasi ekonomik iceriğe sahip bir anlaşmaydı mesela israil küçük bir ülke olduğundan savaş uçakları karada eğitim yapamıyorlarmış o yüzden.israil uçaklarının konya civarında eğitilmeleri sağlanmış bu anlaşmayla vs vs .....demişsiniz


    Erbakanın israille imzaladığını ve sizinde incelediğinizi iddia ettiğiniz anlaşmayı belgeleyemezseniz Erbakana ve Milli Görüş camiasına iftira atmış olursunuz, müslümanlar arasında fitne çıkarmış olursunuz. Fitnenin kur'an daki karşılığı ise ;Fitne kelimesi küfür, azgınlık, sapıklık, günah, rüsvalık, ayrılık, birisini azdırmak, delilik, iç ihtilaf ve kargaşa, kavga, kalbin bir şeyi fazlaca beğenip, ona meyletmesi, hoşuna gitmesi, bela, azap, musîbet... gibi anlamlardır...


    bende eski bir refah partili olarak malesef bu partinin artık bunun gibi olumsuzlukarı ve bu bataktan kurtaracak ve kısa zamanda dünyanın önüne geçirecek bir çözümünün olmadığından dolayı bunlardan ayrıldım.....demişsiniz


    siz hiçbir zaman refah partili olmamışsınız, sadece bi ara geçerken uğramışsınız, partinin olumsuzluklarından bahsetmişsiniz ama bu olumsuzlukların neler olduğunu yazmamışsınız (olumsuzlukları yazamazsınız çünkü bütün bu yazdıklarınızı işkembe-i kübrabızdan sallıyorsunuz), bataklık dediğiniz ise gözünüzü açtığınızda gördüğünüz şeylerdir, dözünü bataklıkta açanın bataktan başka şeyler görmesi fizik kurallarına aykırıdır. Kısa zamanda dünyanın önüne geçirecek fikirlerinizi çok merak ettik doğrusu... herkes layık olduğu yerdedir, layık olduğunuzda sizleride aramızda göreceğimden hiç şüphem yok...


    artık refah ve devamı olan hangi adla olursa olsun devam eden bu partinin davasına sahip olabilmesi imkansızdır vede zaten olamamıştırda.tesbihleri dağılmıştır bu tesbihin ne imamesi nede köşe taşları kalmıştır....demişsiniz

    açıkçası sizin 'davadan' ne anladığınızı çok merak ettim, davanız 700 milyonluk türk ırkını birleştirmek ise davalarımız farklı; şayet davanız 2 milyarlık islam alemini ümmet olabilme şuuruna eriştirmekse o zaman davalarımız aynıdır, bunun da yolu kur'an da ve hadislerde apaçık yazılıdır...

    birde imkansızlıktan bahsetmişsiniz!!! siz takdir makamı mısınız ki kati suretle imkansız kelimesini kullanıyorsunuz. dikkat edin Allah muhafaza itikadi açıdan sakata gelebilirsiniz...

    kurtuluş ,ülkeyi maddi ve manevi alanda enkısa sürede vee lider yapacak parti, bağımsız türkiye partisidir gerisi oyalanmaldır zaman kaybıdır...demişsiniz


    yani BTP'nin fikirlerini benimsemiş birisiniz; haydi şimdi siz bizlere BTP'nin nasıl bir parti olduğunu, hedeflerini, ilkelerini, bataktan kutaracak formüllerinizi, hayata bakışınızı, insana bakışınızı o kaynaksız hadislerinizle destekleyerek anlatınız da bizlerde bilgi sahibi olalım...

    bekliyorum...
    Klavye Mücahidi

  8. #8
    Alıntı İbrahim BAKŞİŞ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    sayın kayıtsız;

    erbakan hoca hizmetleri olmasına rağmen olumsuzluklarıda olan biridir...demişsiniz

    bahsettiğiniz olumsuzluklar nelerdir? buraya yazmamışsınız, şayet Erbakan hocamızın sizi rahatsız eden olumsuzluklarını! yazarsanız bizde öğrenebiliriz...

    saygıda duyarız ama herişi tadında bırakmak gerekir diye düşünüom zira efendimiz şöle buyurmuşlar"çocuk yaştakilerin ve 70inden sora kükümdarlık yapanların şerrinden allaha sığının "hadis bunun gibi bişetydi...demişsiniz

    burada hadis olduğunu iddia ettiğiniz bazı şeyler yazmışsınız ama kaynağını belirtmemişsiniz... bir çok konuda zır cahil olduğunuz ayan beyan ortada ama Peygambere (sav) iftira atmanın ne kadar büyük bir vebal olduğunu bilmeyecek kadar da zır cahil olduğunuzu sanmıyorum...

    en son koalisyon yaptıklarında israilllillerle 20 maddelik anlaşma imzalayan da erbakandır . anlaşmayı inceledim askeri siyasi ekonomik iceriğe sahip bir anlaşmaydı mesela israil küçük bir ülke olduğundan savaş uçakları karada eğitim yapamıyorlarmış o yüzden.israil uçaklarının konya civarında eğitilmeleri sağlanmış bu anlaşmayla vs vs .....demişsiniz


    Erbakanın israille imzaladığını ve sizinde incelediğinizi iddia ettiğiniz anlaşmayı belgeleyemezseniz Erbakana ve Milli Görüş camiasına iftira atmış olursunuz, müslümanlar arasında fitne çıkarmış olursunuz. Fitnenin kur'an daki karşılığı ise ;Fitne kelimesi küfür, azgınlık, sapıklık, günah, rüsvalık, ayrılık, birisini azdırmak, delilik, iç ihtilaf ve kargaşa, kavga, kalbin bir şeyi fazlaca beğenip, ona meyletmesi, hoşuna gitmesi, bela, azap, musîbet... gibi anlamlardır...


    bende eski bir refah partili olarak malesef bu partinin artık bunun gibi olumsuzlukarı ve bu bataktan kurtaracak ve kısa zamanda dünyanın önüne geçirecek bir çözümünün olmadığından dolayı bunlardan ayrıldım.....demişsiniz


    siz hiçbir zaman refah partili olmamışsınız, sadece bi ara geçerken uğramışsınız, partinin olumsuzluklarından bahsetmişsiniz ama bu olumsuzlukların neler olduğunu yazmamışsınız (olumsuzlukları yazamazsınız çünkü bütün bu yazdıklarınızı işkembe-i kübrabızdan sallıyorsunuz), bataklık dediğiniz ise gözünüzü açtığınızda gördüğünüz şeylerdir, dözünü bataklıkta açanın bataktan başka şeyler görmesi fizik kurallarına aykırıdır. Kısa zamanda dünyanın önüne geçirecek fikirlerinizi çok merak ettik doğrusu... herkes layık olduğu yerdedir, layık olduğunuzda sizleride aramızda göreceğimden hiç şüphem yok...


    artık refah ve devamı olan hangi adla olursa olsun devam eden bu partinin davasına sahip olabilmesi imkansızdır vede zaten olamamıştırda.tesbihleri dağılmıştır bu tesbihin ne imamesi nede köşe taşları kalmıştır....demişsiniz

    açıkçası sizin 'davadan' ne anladığınızı çok merak ettim, davanız 700 milyonluk türk ırkını birleştirmek ise davalarımız farklı; şayet davanız 2 milyarlık islam alemini ümmet olabilme şuuruna eriştirmekse o zaman davalarımız aynıdır, bunun da yolu kur'an da ve hadislerde apaçık yazılıdır...

    birde imkansızlıktan bahsetmişsiniz!!! siz takdir makamı mısınız ki kati suretle imkansız kelimesini kullanıyorsunuz. dikkat edin Allah muhafaza itikadi açıdan sakata gelebilirsiniz...

    kurtuluş ,ülkeyi maddi ve manevi alanda enkısa sürede vee lider yapacak parti, bağımsız türkiye partisidir gerisi oyalanmaldır zaman kaybıdır...demişsiniz


    yani BTP'nin fikirlerini benimsemiş birisiniz; haydi şimdi siz bizlere BTP'nin nasıl bir parti olduğunu, hedeflerini, ilkelerini, bataktan kutaracak formüllerinizi, hayata bakışınızı, insana bakışınızı o kaynaksız hadislerinizle destekleyerek anlatınız da bizlerde bilgi sahibi olalım...

    bekliyorum...
    Dünden beri bu mesaja cevap veremediğimden dolayı içim içimi yiyordu. Allah razı olsun. Rahatladım :)
    'Sen'e ithaflar bitti...

  9. #9
    MOLLA ISMAIL
    Misafir

    Siyaset milletimizdir

    Siyasetin son 10 yili milletimize benzer :siz nasilsaniz basiniza Öyle idareciler gelir :buyuruyor peygamberimiz :s:a:v;;;;;;;;;;;;;;;;;o yÜzden milletimiz son 10 yilda cok bozuldu maneviat olarak ----------ve bu yÜzden siyasette bozuldu

  10. #10
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1
    Alıntı İbrahim BAKŞİŞ tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Dünya siyasetinin son 10 yılına baktığımızda siyasetin ve siyasetçilerin çok fazla değişkenlik yaşadığını gözlemlemekteyiz. Bu değişkenliğin siyasetçiden mi?, seçmenden mi? yoksa başka bir sebepten mi? kaynaklandığı ise enine boyuna konuşulması gereken bir meseledir. Bu değişkenliğin bir çok önemli sonuçları olmuştur. Ancak en önemlisi safların hiç olmadığı kadar belirginleşmiş olmasıdır.

    Bu belirginleşmeler maddeler halinde ele almak gerekirse;

    1. Büyük israil (megola idea) projesinin maşası konumundaki ABD siyonizmin kendisine yüklediği misyonu layıkıyla! yerine getirebilmek için başta islam coğrafyası olmak üzere yeryüzünü kan, gözyaşı ve fitneye boğmuş ve bu çalışmalarının! neticesini de büyük ölçüde almıştır.

    Siyonist maşası amerikanın sözlü ve fiili olarak hiçbir mübhem duruma mahal bırakmayacak şekilde beyan ettiği bir haçlı savaşı söz konusudur. Tarihteki diğer haçlı seferlerinde olduğu gibi bu son haçlı seferinde de amaç büyük israilin kurulması, yeryüzünün siyonizmin tekeline geçmesi, yahudi ırkının dışındakilerin yahudilere köle edilmesi amaçlanmaktadır. Her haçlı seferinde olduğu gibi maşa yine hristiyan evanjelistlerdir.

    Burada üzerinde durulması gerek önemli bir nokta da evanjelistlerin saflarını bu kadar belirginleştirdiği halde müslümanların bu belirginleşmeye karşı kayıtsız kalmasıdır. (bir başka değişle düşman netleştikçe müslümanlar bulanıklaştı).

    Siyonizm ve maşalarının Türkiye üzerindeki tasarrufları her zaman had safhada (en üst düzeyde) olmuşur ancak bunun bir tek istisnası vardır o da Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN başbakanlığında kurulan Refah-Yol hükümetidir (bir başka ifade ile ''Milli Görüş iktidarı''). 54. ERBAKAN hükümeti döneminde siyonistler, siyonizmin maşası olan evangelistler ve bunların yardakçıları-yardımcıları (yani vatan haini şerefsizler) hükümeti yıkmak için var güçleriyle çalışmışlardır.

    Türkiye Cumhuriyeti başbakanına, 'pezevenk' diyen ordu mensubu paşalardan tutun da Erbakan 'sahtekar'dır diyen cemaat önderlerine kadar ahlaksızlığın, vatan hainliğinin, nefsinin esiri olmuşluğun en nadidde! örneklerinin sergilendiği bir 28 şubat sürecinin ardından 54. ERBAKAN hükümeti son bir ihanet örneği (dyp'nin erkeklerinin dönme çıkması meselesi) eşliğinde yıkılmak zorunda bırakılmıştır....

    Yıkılan Erbakan değildi. Yıkılan milletin ilk ve tek milli hükümetiydi.

    2. Büyük israil projesinin bir başka maşası ise tabiki avrupadır. Siyonistler amerika'yı olduğu gibi avrupa'yı da kıskacına almıştır.

    Batı kavramının içini dolduran avrupa ülkeleri kendi aralarında kurdukları çeşitli birlikleri sömürü aracı olarak kullanmışlardır. Bu birlikler temelde daima siyonizme hizmet etmektedirler. Ellerine geçen her fırsatta (ellerinde fırsat olmasa dahi ele fırsat geçirmek için her daim çalışırlar) mazlum milletlerin topraklarını işgal etmişler ve bu işgal ettikleri yerleri sömürgeleştirmişler, insanlarını köleleştirmişler, kültürlerini yozlaştırmışlar, dinlerini değiştirmişlerdir (cebren ve hile ile...). Bütün bu olumsuz fiiler siyonizmin temel düşüncesinin sapık kökeninin tezahürüdür.

    Bu kadar tesbitlere-oluşumlara rağmen T.C hükümetlerinin hepsi (54.ERBAKAN hükümeti hariç) AB'ye girmek için var güçleriyle çalışmışlardır. Şahsi kanaatimce de canımıza, malımıza, namusumuza, toprağımıza, bayrağımıza, dinimize vs.. bu kadar düşman olan bir oluşumun içinde var olabilmek gayretini açıklamak için aklıma sadece 'vatana ihanet' tamlamasından başka birşey gelmiyor.

    Osmanlıdan devraldıkları mirasın farkında olmayan zavallı AB sevdalıları avrupanın soykırımcı tabiatına yamanmak için şahsiyetsiz bir siyaset anlayışıyla yol almakta zerre kadar beis görmemektedirler (aslında buna gavurlaşma da diyebiliriz).

    Kimliklerinde 'islam' yazan ancak İslam birliği yerine hristiyan birliğini tercih eden, Osmanlının torunu olmak şerefi yerine avrupanın kölesi olmak şerefsizliğini tercih eden bir siyasi görüş! asla şahsiyet sahibi olamaz. Ecdadımızın şanlı tarihini bir kenara itip avrupanın kanlı tarihini! benimseyen beyhude insancıklar (abd ve ab sevdalıları kısacası siyonizmin hizmetkarları) bu şerefli milleti de kötü emellerine alet etmektedirler (milet oy vererek alet olmaktadır yani kandırılmaktadır... eğitim şart).

    3. İki milyar nüfusa sahip islam alemide (Türkiye de dahil) siyonizmin bütün bu oyunlarna, hedeflerine adeta gözlerini kapamıştır. Başta Türkiye olmak üzere Allah cc'ın kendilerine verdiği nimetlerin kıymetini bilememektedir. Ancak yüce Allah cc ahirette, insanlara verdiği nimet mukabilinde hesaba çekecektir.

    Ortadoğuda bir çıban gibi biten israil terör devletinin bir fitne makinesi gibi müslümanların bağrını işgal etmesi, bu çıbanın çıkmasında doğrudan ya da dolaylı olarak emeği geçen kişi, kurum, parti, cemaat her kim-ne olursa olsun hesabı Allah cc katında mutlaka sorulacaktır.

    Meselenin özeti şudur ki;

    Dünya siyasetinde Milli Görüş haricindeki oluşumların hepsi bilerek ya da bilmeyerek siyonizmin hizmetindedir. Bu durumun ispatı çoktur ama aksinin ispatı hiç yoktur. Siyonist felsefeye göre büyük israil projesinin önündeki en önemli-büyük engel-tehlike Milli Görüştür ve bu engel aşılmadıkça da B.İ.P imkansızdır. Milli Görüşün yok edilmesi için yapılan son ve en büyük hamle 28 şubat darbesidir. Bu darbe sonucunda Milli Görüşten ayrılan kişilere, siyonizm tarafından akp diye bir nevi toplama kampı kurdurulmuştur. Bu kampın sakinleri de kamp kurallarına harfiyyen uyarak kamp sahiplerinden (siyonistlerden) her zaman tam not alarak bir çok madalyanın da sahibi olmuşlardır. Kısacası akp siyonizmin yeryüzündeki beş yıldızlı! kamplarından sadece biridir. Siyonizmin oyununa gelerek (nefsinin esiri olarak) Milli Görüşten ayrılanlara ödül olarak tek başına iktidar verilmiş ve bu kukla iktidar da hükümet olduğu dönem içinde diyet ödemiştir (ödemeye devam etmektedir). Diyetin faturasını da bu gibi kampların kurulmasına onay veren millet-ümmet ödemektedir.

    Bütün bu olan bitenlere rağmen, herşeyin ve herkesin ayan beyan ortada olmasına rağmen, hak ile batılın farkının siyah ile beyaz arasında ki fark kadar net olmasına rağmen bizim milletimiz-ümmetimiz safını netleştirememiştir...


    21. asra girerken, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağılmış ve bu birliğin enkazından Rusya başta olmak üzere küçüklü büyüklü birçok devlet ortaya çıkmıştı. Batılı ülkeler kendi çıkarlarını korumak maksadıyla NATO'yu kurmuşlardı. Yayılmacılık eğilimi ve şiddet gösteren Komünizm'in dağılması üzerine NATO'nun devam edip etmeyeceği konularını görüşmek üzere 1990 yılında İskoçya'da bir toplantı yapıldı. Toplantıda bir konuşma yapan İngiltere Başbakanı Margret Teacher; NATO'nun devam etmesi gerektiğini söyleyerek, "İdeolojiler düşmansız yaşayamazlar. Bizim Komünizm gibi bir düşmanımız ortadan kalktığına göre, yeni da bir düşman tanımlamamız gerekmektedir ve bu düşman vardır. Bu düşman İslâm'dır. Dolayısıyla NATO'nun lağvedilmesi değil yaşatılması ve düşman olarak İslâm'ı kendine hedef alması kaçınılmazdır." diyerek, NATO'nun ve Avrupa'nın 21. asra girerken yeni düşmanını tanımlamış ve açıklamıştır. Böylece Batı 20. Haçlı seferlerine başlamış olmaktadır. Nitekim NATO'nun düşman rengi daha önce kırmızı iken bu kere düşman renk yeşil olarak algılanmaktadır.

    Ayrıca ABD Başkanı George W. Bush, Irak işgaline başlarken basına ve halka açık bir konuşmasında "hareketlerinin bir Haçlı seferi olduğunu..." söyleyerek 21. yüzyıl gibi güya medeni bir dönemde Batılı taassuplarını bir kere daha ilan etmiş olmaktadır.

    Siyasetin son yüzyılı...

+ Konuyu Yanıtla

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may edit your posts
  •