15 sonuçtan 1 --- 15 arası gösteriliyor

Konu: Mağaradakiler....

  1. #1
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sun Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1

    Mağaradakiler....

    Kitap iki bölümden oluşmaktadır.

    BİRİNCİ BÖLÜM:MAĞARA’NIN DIŞI

    Yazar bu bölümü iki ana başlık altında incelemiş.Birinci başlıkta Entelektüelliği ve Avrupa da ki entelektüellerin durumunu incelemiş.Bu bölümü de 4 madde ele almış.

    1)Bu maddede entelektüelin tarifini yapmış ve çeşitli jargonlarda entelektüelin ne anlam ifade ettiğini bize açıklamaya çalışmış.

    Entelektüeller ilk isimlerini Dreyfus davası ile duyururlar.Burada Dreyfus denen kişi dönemin Fransız ordusunda kurmay yüzbaşıdır.Bu şahıs ülkesi hakkında ajanlık yaptı diye mahkemede yargılanır.Bu dava öyle bir davadır ki;Fransa’nın bundan sonra ki siyasi hayatını belirleyecek tüm dünyaya “aydın” dediğimiz bir sınıfın varlığını kabul ettirecek ve de dünyanın gidişatını değiştirecek yahut değişmesine sebep olacak bir davadır.

    Adına “Entelektüeller” dediğimiz sınıf kurulu düzenin despotizmine,baskıcı tutumuna ve hür düşünceye olan tutumuna karşı 14 Ocak 1983 tarihinde L’Aurore gazetesinde ilk beyannamelerini yayınlarlar.Bu dönemin en önde gelen aydınlarından bir tanesi ise Zola’dır.

    Bu bölümde iki jargonun yani sağın ve solun entelektüel tarifini vermiş:

    Sağa Göre Entelektüel:

    Sağ umumiyetle entelektüele şüphe ile bakmış bu dönemde.Yazar,dönemin aydınlarından bazı entelektüel tarifleri yapmış.Mesela:

    İonesko:”Entelektüeller ne büyük yazar,ne ünlü ressam,ne politika adamı nede bilgin.Entelektüel kendi kendine yetemeyen bir insan.”

    Maulnier:”Entelektüelin görevi,düşünmek,doğruyu aramak,nesnel bilgiye ulaşmak.Entelektüel geleneklere bağlı kalmamalı,doğmatik görüşlerin esiri olmamalı,her zaman bilimin ve aklın emrinde olmalıdır.Ve hoşgörülü olmalıdır.”

    Aron:”Entelektüel,Üniversite mezunu olsa da bir devlet memuru değildir.Entelektüel,yazı yazan düşünen ve düşüncelerini açıklayan kişidir.”

    Son olarak bir şair şöyle demiş:

    "Entelektüellerin işi,her nesneyi remzine yani kelimeye ve sembole bakarak irdelemek,gerçek eylemlerle tartmamak.Sözleri bunun için şaşırtıcı,politikaları tehlikeli,zevkleri sathi.Sosyal bir uyarıcıdır entelektüeller.Ve her uyarıcı gibi hem yararlıdır,hem zararlı."(Valéri)

    Entelektüelin tarifinde isterseniz birazda Fransa'nın dışına çıkalım.

    "Entelektüel tarif edilmesi kolay olmayan sosyal bir tip dir." der Schumpeter.Entelektüelleri ayrı bir sınıf olarak görmezler.Çünkü,her sınıftan her tabakadan insan vardır bu gurubun içinde.Entelektüeller her dönemde olduğu gibi o dönemde de bazı imtiyazlı sınıfların çıkarlarını düşünerekten hareket ederler.Bu arada aynı gurubdan olan bu insanlar eleştirmek maksadı ile birbirlerini yemekten de geri durmazlar.

    Entelektüellerin diğer bir vasfı da;her hangi bir konuda kendi aralarında anlaşmaya varamazlar çünkü,onların işi eleştirmek.Eleştiren insanların ortak bir payda da buluşmaları çok güçtür,herşeye farklı abir açıdan bakarlar,görülemeyeni görmek,söylenmeyeni söylemek isterler...Kendi hissiyatlarına göre hareket ederler.Bir bilim adamı gibi hareket etmezler.Onların yorumlarının her zaman için ucu açıktır asla kapatmazlar.

    Son olarak şu örneği verelim:

    "Entelektüeller,konuşur veya yazarken,çevrelerinde ki fertlerin çoğuna kıyasla,insan,cemiyet,tabiat ve kozmos hakkında genel sembolleri ve soyut referansları daha sık kullanan kimselerin bütünü..."

  2. #2
    İonesco, "Tuhaf değil mi?" der, "entellektüeller ne büyük bir yazar, ne ünlü ressam, ne politika adamı, ne de bilgin.Entellektüeller kendi kendini inşa edemeyen adam, bir nevi mektep kaçağı."Ama Batılılar bu mektep kaçağının vasıfları üzerinde anlaşamazlar. (sayfa 16)

    Avrupa aydınının ayırıcı vasfı kapitalizme düşmanlık.Nereden geliyor bu düşmanlık?Kaynaklar artmışi hayat seviyesi yükselmiş, boş zamanlar fazlalaşmıştır.Okuyucu geçen yüzyılın okuyucusu değildir artık.Kitap ve gazete fiyatları boyuna ucuzluyor.Büyük trajlı yayım şirketleri, radyo, her türlü baskıyı yok etmeye çalışmaktadır.Dahası da var:Gelişen kapitalizmin en mühim özelliklerinden biri de eğitimini bilhassa yüksek öğretimin yaygınlaşması.Üretimin artışını önlemek nasıl kabil değilse, eğitimi sınırlamak da öyle imkansız.Kamuoyu da, devlet de bu gelişmeyi hızlandırmaktadır.Buüretim fazlası ister istemez bazı bölgelerde işsizliğe yok açıyor.Kaldı ki işsizlik olmasa da aydınlar, kendi sahaları dışında vasıflı işçiler daha az ücretle çalışmak zorundadırlar.Herkes yüksek öğrenim peşinde.Ama yüksek öğrenim yapanlar alındıkları işlerde başarı gösteremiyorlar.Bu bir dengesizlik doğurmaktadır.Şöyle ki, iş bulamayan veya alındığı işte başarı gösteremeyen üniversiteliler hazırlanmadıkları sahalara yöneliyorlar.Toplum, belli bir mesleği olmayan aydınlara doluyor:Bir gayrı memnunlar ordusu.Mmnuniyetsizlik kin doğuruyor.Kurulu düzeni yerme biçiminde beliriyor bu kin.Batı medeniyeti akla ve faydaya dayanmaktadır.Toplumun tezatlarını gören aydın, kişilere de, müesseselere de ateş püskürmesin de ne yapsın...Çağımız aydınları kalabalık bir zümre.Bu zümrenin hakim vasfı proleterleşmiş olmak.Kapitalizm başarı kazandıkçai bu zümrenin kapitalizm düşmanlığı da alevlenmektedir. (sayfa 44)
    "herkese, birleştirilse doğruları verecek ayrı ayrı yalanlar söylüyorum..."

  3. #3
    Entellektüelin bir imtiyazı da kucağında yaşadığı toğlumu başka toplumlarla karşılaştırmak, çeşitli fikir hareketlerini izlemek, sosyal nazariyelere açık olmak.Toplumlarını çağdışı bulunca çevrelerine yeni teklifler sunar entellektüeller:Kurulu düzen bir an önce değiştirilmelidir.
    Ama bütün entellektüelleri devrimci saymak da yanlış.Tarihi olayların bir çoğunda entellektüellerin ancak bir bölümü devrime katılmıştır:Belli bir yaştakiler veya belli bir meslekten olanlar.
    (sayfa46)

    Nihilizm, Tanrı'yı, ruhu ve en üstün değerleri ankar eder.Ama bu inkar da dini bir davranış.Unutulmasın ki ortodoksluktan doğru nihilizm.Ortodoksluğun yoğurduğu ruhlarda yuvalandı.Çarpık ve hidayeti olmayan bir züht.Özü:Şerle kaynaşan bir dünyanın inkarı.O da züht gibi ferdiyetçidir.Ama kişinin bütünlüğünü ve zenginliğini yapan her şeye düşman.Sanat da, metafizikte, manevi değerler de kaçınılması gereken birer lüks.Zühtten ayrıldığı yan, bunlara dini de eklemesi.Bütün çabalar, ferdin dünyadaki kurtuluşuna, çalışan halkın kurtuluşuna, daha mutlu bir yaşayışın gerçekleştirilmesine, batılç inançların, ön yargıların, insanı köleleştiren ve mutluluğuna mani olan beylik kuralların ve yüce düşüncelerin yok edilmesine harcanmalıdır.Mutluluk ihtiyaçlarımızı karşılamaktan başka ne?Gerisi tabiat dışı. (sayfa92-93)
    "herkese, birleştirilse doğruları verecek ayrı ayrı yalanlar söylüyorum..."

  4. #4
    ...1922-1924 yıllarıarasında Sorbon'da Fransız İhtilali okutan Matheiz, ihtilalin tarifini şöyle yapıyor:"Hakiki ihtilaller, yani, hükümet şekillerini ve iş başındakileri değiştirmekle kalmayıp, müesseselere yeni bir biçim veren ve mülkiyete el değiştirenler, beklenmedik bazı hadiselerin tesiriyle gün ışığına çıkmadan önce uzun zaman toprak altında yol alır.Nitekim karşı konulmaz birdenbireliğiyle, hem yaratıcılarını, hem kendisinden faydalananları, hem kurbanlarını şaşırtan Fransız İhtilali de yüzyılı aşan bir süre içinde olgunlaştı.Gerçeklerle kanunlar, müesseselerle adetler, lafızla ruh arasındaki uçurum gün geçtikçe büyüyordu; bu uçurumdan doğdu ihtilal." (sayfa 120)

    Kurtuluş devrimi ise, sayın Ecevit'in milletlerarası ihtilal edebiyatına en parlak armağanı.Biz de bütün faniler gibi böyle bir devrimden habersizdik,Sanıyorduk ki Türkiye'yi "siyasal ve ekonomik bağımsızlığa" kavuşturan kurtuluş devrimi değil kurtuluş savaşıdır.Yabancı düşmanlara karşı savaş. (sayfa 140)
    "herkese, birleştirilse doğruları verecek ayrı ayrı yalanlar söylüyorum..."

  5. #5
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sun Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1
    Sola Göre Entelektüel

    Entelektüeller bulundukları toplumdan bağımsız değillerdir.Onlarda doğa gibi bulundukları toplumun özelliklerini üzerlerinde taşırlar.

    Aydın,toplumun bir parçası olmakla beraber toplumun yaptığı her işi yapan kişi değildir.Entelektüel bir bilim adamı değildir yada bir mimar veya mühendis değildir.Her toplum kendi entelektüelini çıkartır.Gramsci ye göre:Her toplumun,her sosyal sınıfın aydını kendine göredir.

    Entelektüel korkusuzdur,doğruyu söyler.Birilerini mutlu etmenin peşinde değildir.Bir konuyu araştırır sonuna kadar götürür götürdüğü konunun nereye varacağını kendiside bilmez.Sonucunda kendisi veya bağlı bulunduğu hükümet veya erk sahibi kişiler zarar görecekmiş bunu düşünmez.

    Toplumun aksayan yönlerini dile getirir.Onun işi eleştirmek ortaya rasyonel bir düzen çıkartmaktır.Sorgulayan ve peşin hükümden arınmış bir toplum ortaya çıkartma hayali vardır.

    Sartre ye göre:Entelektüel,zeka ile ilgili bir faaliyet sayesinde az veya çok isim yapan kazandığı ünü kötüye kullanarak toplumu ve kurulu düzeni eleştiren bir nevi insan.Yazara göre ise,bu eleştiri ,topyekün veya doğmatik bir dünya görüşüne göre yapılır.Mesela;Atomun parçalanması üzerine çalışma yapan bilginlere entelektüel denmez.Ama,atomun zararının dolayı toplumu buna karşı uyarmak için biraraya gelip bidiri imza eden kişilere entelektüel denir.

  6. #6
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,612
    Blogdaki Konular
    5
    Satreye göre bakarsak bizim entellektüellerimiz kimlerdir ? yazara göre yorumlarsak entellektüellerimiz kimler olur. ( milli görüş hareketi olarak )
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  7. #7
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sun Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1
    Alıntı Tevfik YAZICILAR tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Satreye göre bakarsak bizim entellektüellerimiz kimlerdir ? yazara göre yorumlarsak entellektüellerimiz kimler olur. ( milli görüş hareketi olarak )
    Albayım şuan için özet çıkartıyorum.Ancak böyle anektodları buraya aktarırsak kitabın özetinin hemen ardından bu konuları tartışabiliriz...

    Devam inşallah....:)

  8. #8
    ...Osmanlı ülkesinde "hükümet tarafından yapılacak kanun duşu davranışlara karşı vatandaşı" koruyacak aşılmaz kaleler vardı:Şeriat ve örf."Hükümetin kurtuluşuna ve yönetimine" katılamayacak tek fert yoktu.Hürriyet, Müslüman olsun, Hristiyan olsun, tab'a-i şahanenin müşterek mameleki.Yabancılaşmış bir iki aydın, yani Batı'nın birkaç papağanı, hürriyet içinde hürriyet hasreti çekerken, bize bağlı olan bir memleketin(Romanya) çocuğu olan Panait Istrati, dünyanın en hür diyarı Osmanlı ülkesidir" diyordu."Tanrı'ya ve Padişah'a çatmadıktan sonra insan orada herşeyi yapmakta serbesttir."Bir kelimeyle, Avrupa'nın özlediği gerçek demokrası ilk-belki de son-defa olarak Devlet-i Aliyye'de gerçekleşmişti.Çağdaş Avrupalı derbeder Istrati'nin açık kalpliliğinden de mahrum. (sayfa209)
    "herkese, birleştirilse doğruları verecek ayrı ayrı yalanlar söylüyorum..."

  9. #9
    ikibucuktanuc Okuyan Kalemler Havva Nazlı KAYA kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Wed Oct 2007
    Konum
    Edirne
    İletiler
    990
    Blogdaki Konular
    3
    Schumper gibi; tarifler, kalıplara hapsedilemez.

    İntelijansiya: bir ülkede hür düşünmek isteyen insanlar topluluğu.

    Entelektüel parti kitapları yakmaz, sadece yirmisindeki çocuklara değersiz olduklarını söyler. Onları eleştirici bir gözle okumalı der ( devrimci yazarların yorumlarından faydalanarak)

    Çok okuyan hıyanet eder. Şüphe eden felaket yoluna sapar.


    ( devamı artık bayramdan sonraya. notlarım yurtta kalmış )
    düşünmeden bilmek faydasız, bilmeden düşünmek tehlikelidir.
    konfüşyüs

  10. #10
    Türk İslam medeniyeti ahlaka, feragate dayanan bir

    medeniyet. Gerçekleştirdiği değerler edebiyattan da, felsefeden de, ilimden de

    muazzez. Ben bu mazlum medeniyetin sesi olmak istiyorum. Korumak istediğim

    şaheser : insanın ta kendisi. Tarihine vecitle eğildiğim bu büyük, bu gerçek, bu

    mert insanı Osmanlı yaratmış ve yaşatmıştır. Kendini tanımak irfanın ilk merhalesi.

    Düşünenin görevi insandan kopan, tarihini unutan ve yolunu şaşıran aydınları

    irşada çalışmak : Kızmadan usanmadan irşat. Gerçek sanat ayırmaz, birleştirir.
    (sayfa 285)

  11. #11
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sun Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1
    Türk Aydınına Göre Aydın!

    19.Yüzyılın başlarında entelektüel anlayışı batıdakinden biraz farklı dır.Bizde umumiyetle entelektüel anlayışı;üniversite bitirmiş,toplumdan kopmuş,yabacılaşma bir başkalaşım geçirmiş,başka milletlerin edebi eserlerini düşüncelerini kendi kültürü ile uyuşturabilen bir prototip çizer.

    Ziya GÖKALP’E göre:”Bir milletin münevverlerine,mütefekkirlerine o milletin güzideleri adı verilir.Güzideler yüksek bir tahsil ve terbiye görmüş olmakla beraber halktan ayrılmış olanlardır.İşte halka doğru gitmesi gerekenler bunlardır.” (Türkçülüğün Esasları)
    Ziya Gökalp’a göre münevverin iki vasfı var:

    1-Yüksek tahsil görmek

    2Halktan kopmak

    Mustafa Şekip şöyle der:”Fransızcada münevver (intellectuel) lafzından evvel mütefekkir (penseur) kelimesi kullanılırdı.”

    Yazara göre; “Penseur” hiçbir zaman entelektüel manasında kullanılmamış.XVIII. asırda entelektüeli ifade eden kelime filozoftur.

    Mustafa Şekip devam ediyor:”Bu tahavvül neden? Mütefekkir nefsini ta’mik eden eden ve kendini mevzu ittihaz eden hakim kimselere deniyor.”Yazara göre ise bu tarif yanlıştır.
    “Münevver’de ise insani unsurları derinleştiren,bunlardan hikmet dersleri çıkaran bir mütefekkirden ziyade,alemi tecdit ve istihalelere uğratacak keşfiyat ve mesaide bulunan bir insan manası vardır. Elli altmış sene evveline gelinceye kadar Frenklerde bir adamın münevver olabilmesinin ilk şartı kaim Yunan ve Roma medeniyetlerinin şaheserleriyle kendi milletlerinin büyük klasiklerini asıl metinlerden okumak idi”.(Milli Mecmua, sayı: 1, 1927).
    Yazar ise şöyle mukabelede bulunuyor:Bu garip beyanatı bugünkü dile çevirelim:Elli altmış :Elli altmış yıl öncesine kadar entelektüelliğin ilk şartı üniversiteyi bitirmekti.Zamanımızda ise münevver,dünyayı yenileştirecek ve değiştirecek keşifler ve çalışmalar yapan adamdır:

    Bu tarife göre edebiyatçılar da,tarihçiler de,filozoflar da entelektüel sayılamayacaktır.
    1958’lere gelelim.Kazım İsmail,Hafta dergisinin açtığı bir ankette aydını şöyle tarif eder:”Aydın,dünya meselelerine şahsi meselelerden daha çok kafasında yer ayırma itiyadını kazanmış ve gözünü kulağını olup bitenlere açık bulundurmasını bilen insana,cemiyetin taktığı izafî bir isimdir.Hakiki aydın bu hususlarla kazandıklarını yine muhitiyle daha doğrusu cemiyet ve dünya ile paylaşabilen insandır.”

    Mümtaz Turhan’a göre:”Münevver telakkisi,milletlerin an’anelerine,dünya görüşlerine,bilhassa maarif sistemlerine tâbi olarak,her ne kadar değişmekteyse de,hakiki münevverin miyarı ve sahip olması lazım gelen vasıflar oldukça sabittir.Münevverde olması gereken vasıflar:1-Yüksek tahsilin mümkün ve müessir kılacağı derli toplu umumi ve temelli bilgi.2-Memlekete,mensup olduğu topluluğa ve ahlaki saha da dahil olmak üzere,karakter ve şahsiyetin gelişmesini temin eden,sosyal veya milli bir terbiye.3-İhtisasa kadar gidebilen esaslı bir mesleki bir bilgi ve tahsil.”

    Toker Dereli ise şöyle yaklaşıyor:Entelektüeller,somut olayların üstüne yükselebilip soyut kademede düşünebilen, toplumun temel yapısı,meseleleri ve değerleriyle meşgul olup başlıca sosyal,ekonomik ve politik gelişmeleri eleştirebilen,genellikle kabul edilmiş görüşleri,izah tarzlarını,varsayımları tahlil ve tenkit edebilme,bunlara bir şeyler katabilme veya hiç olmasa bu görüşleri,izah tarzlarını veya faraziyeleri yorumlayabile gücüne sahip kimselerdir.Entelektüel sayılabilmek için formel bir öğrenim görmüş olmak şart değildir.Edebi uslüp,mesleki sıfat ve roller,siyasi veya idari sorumluluklar,entelektüel sıfatından ayrı tutulmalıdır.”

    Aydınlarla ilgili tipolojisi ise daha enteresandır:”Entelektüeller belirli bir sosyal sınıfa mensup

  12. #12
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sun Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1
    SONUÇ OLARAK

    Entelektüel kavramı evrensel olmakla beraber ifade ettiği anlam bakımından, toplumdan topluma,milletten millete farklılık arz eden izafi bir kavramdır.

    Tarih boyunca entelektüeller sağ kesimin düşüncesine göre olaylara hep ters açıdan bakan,olması gerektiğinden yada olmasını istediklerinden çok daha farklı bir şekilde bir bakış açısı ile yaklaşan bir topluluk olduklarından dolayı sağ kesim tarafından pek hoş karşılanmamışlardır.Onlara göre entelektüeller toplumun vekalet vermediği avukatlarıdır.
    Sola göre ise hem yakın hem uzaktır.Kendi düşüncesine yakınsa takdir edilir aksi takdirde değer verilmeyen biridir.

    Aslına bakacak olursak entelektüelin sağı solu olmaması gerekir.Entelektüel toplumun merkezinde duran,onun sorunlarına çözüm önerilerini üreten üreten bir olgudur.Toplumun diğer kesimlerden ayrıcı vasfı ise “tenkittir”.

    Entelektüelin nasıl olması gerektiğini kısaca özetleyecek olursak:

    1)Entelektüel,zamanın irfanına sahip olmalıdır.Ülkesinin dilini, edebiyatını, tarihini iyi bilmelidir.Çağındaki önemli fikir akımlarına yabancı olmamalıdır.

    2)Peşin hükümlerle hareket etmemeli,olayları kendi fikir dağarcığında inceleyip değerlendirmelidir.

    3)Dürüst,uyanık ve cesur olmalıdır.Bilgi hamalı olmamalı fikirlerini aksiyona dökebilen bir aksiyoner

  13. #13
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sun Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1
    2-Entelektüel’in Soyağacı

    En Uzak Ced: Sofist

    Gomperz’e göre İsa’dan beş asır önce yaşanan dönem, edebiyatın bir hayli fazla olduğu ancak kitabi olmayan çoğunlukla görselliğe dayalı olan bir dönemdir. Bu dönemde Ozanların önemi gittikçe azalırken halkı umumiyetle yönlendiren sofistlerdi, özellikle dönemin gençlerini etkileyen sofistler müspet ilimleri, felsefeyi ve metafiziğin temel sorunlarını kendileri öğretiyordu.

    Sofistlerin temel hedefi gençleri sosyal hayata hazırlamaktı. Bunun için gençleri hitabet ve yazınsal alanda geliştirmenin yoluna gittiler. Sofistler dönemin eğitim ve öğretime muhtaç gençleriyle ilgilenmelerine rağmen günümüz hocalarından çok farklı bir yapıya sahiptiler,her şeyden önce devletten bağımsızdılar,kendilerini dar bir alana kapatmazlardı. Tüm ilimleri kucaklarlar, alanlarında başarı kazanmak için her türlü tartışmayı göze alırlardı. Yazara göre sofist çağının yarı hocası yarı gazetecisi konumundadır.

    Sofistler devletten bağımsız çalıştıkları için geçimlerini de ilgilendikleri alanlarda kazanıyorlardı. Her çağda olduğu gibi sofistler anlatılması gerekeni değil dinleyicilerin duymak istediklerini anlatırlardı. Çünkü paralarını kendilerini dinleyen kişilerden kazanırlardı. Zamanı geçmiş eğilimlerden ziyade zamanın öngördüğü popüler eğilimlerden bahsederlerdi. Böyle diyoruz ama çok da fazla genelleme yapmak yine de doğru değil. Çünkü adı üstünde sofistler ortak bir düşünce yapısına sahip değillerdi. Söylemlerinde ister istemez farklılık arz ediyordu.

    19. yüzyıl Avrupa’sı sofistleri Eflatun’un bakış açısıyla değerlendirir. Sofistler, hem ahlak hem de düşünce alanında birer devrimcidirler. Sofistler, her şeye eleştirel gözle baktıklarından dolayıdır ki; çağının yerleşmiş inançlarına savaş açtıkları için dönemlerinde daima kuşkuyla karşılanmışlardır. Soyut nesnelere itibar etmezler, sadece insan merkezli hareket ederlerdi. Allah inancı yoktu. Hiçbir şey mutlak doğru veya yanlış olarak değerlendirilmezdi. Şartlara göre, o an için sağladığı faydaya veya zarara göre değer kazanırdı.


    Sofistlerin yapmış olduğu bu yenilikler kendilerinden 23 asır sonra yaşamış olan filozofların düşünce devrimi kadar önemlidir. Düşüce devrimi, sosyal elit tabakanın aracılığıyla geniş kesimlere tesir etmiştir. Getirmiş oldukları yenilikler;kültürü dar çerçevelerin tekelinden çekip çıkarmışlar, felsefe ve ilme tenkit zihniyetini ve ölçüsüz soyutlamalardan kaçınma alışkanlığını getirmişlerdir.

    Belli başlı ekollerin müdafaalarını yapmaz, hiçbir yenilik önünde çekinmemek, önceden kurulmuş olan metafizikleri küçümsemek, akla inanış, yenilik yanlısı ve şüphe sofistlerin ayırıcı vasıflarıdır.

  14. #14
    yakamozaik Samet AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Mar 2007
    Konum
    tabi ki BaLıKeSiR
    Yaş
    26
    İletiler
    2,735
    pahalı olmayan bir kitapda bu işi yapsakmı nabsak tekrar.
    bir çöl bul kendine
    belki sonra bir Leylâ/n.arıman

  15. #15
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sun Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1
    Alıntı Samet AYDIN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    pahalı olmayan bir kitapda bu işi yapsakmı nabsak tekrar.

    Bana uyar Samet...

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •