+ Konuyu Yanıtla
13 sonuçtan 1 --- 13 arası gösteriliyor

Konu: Onun arabası var...

  1. #1

    Onun arabası var...

    Sana zaferlerimize dair ne hikayeler anlatmak isterdim çocuk ama yine işgal edilen kalelerimizden bahsedeceğim. Çok masallar dinledin. Şimdi artık yüzümüze tokat gibi inen gerçeklerimizle yüzleşme vakti.Aynaların üzerine örttüğün tüm perdeleri yırtalım,varmısın?

    28 şubat öncesiydi. Balıkesir üniversitesi öğrencileri aylık bir edebiyat dergisi çıkarıyorlar. O zaman jelibon gibi renkli başörtülülerde yok. Ama gençler örtülü kızların gülmesini bazı hareketlerini hoş görmediklerinden dem vuruyorlar. Ve reis bir yazı yayınlıyor. Yazısında bir kıza aşkını anlatıyor. O zamanlar da aynı şimdi ki gibi. Herkes kimin neyi,kimi kasdettiğini çok iyi anlıyor.

    İsterseniz size olayı özetliyeyim. Kız güzel ve o günlere göre çok da şık.Diğer evlerimizde kalan kızlar inadına idealistken o evlilik dışında bir hevesinin olmadığını gayet rahat itiraf ediyor. O öğrenci evlerinde sabaha kadar neler yapacağımıza dair ateşli konuşmaları yaparken bizi boş boş gözlerle izleyen ve okulu bitirince ne yapacaksın sorusuna "hiç kaliteli biriyle evleneceğim" dediğinde tüm kızlar "o zaman niye okul okumakla uğraşıyorsun " diye saldıra geçtiklerinde "istediklerime uygun birine ancak üniversite diplomasıyla ulaşabilirim" diyen biriydi. Ne kadar çok ayıplamıştık onu. Diğer kızlar okulda hareketlerine dikkat ederken o rahat tavırlarıyla dikkat çekiyordu.
    Ama olan oldu. Reis ona evlenme teklif etti. Ne mi oldu? Tabii ki reddedildi. Onun hedefleri vardı. Uzun boy,yakışıklılık ya da karizma ve en önemlisi zenginlik. Evi arabası ve kariyeri olmalıydı. Reis umut vaadeden karizmatik bir çocuk olsa da zengin değildi ve hayallerinde de çok para kazanmak yoktu. Uzun süre kızın peşinde koştu. Tabii diğer arkadaşlar adeta sinirden köpürüyor. "Müslüman kızarı eleştirene bak,nasıl bir kıza talip oldu" diye. Gönüldü işte...

    Şimdi 28 şubat sonrası...
    Tuhaf ceketler,etekler,bol şatafat,bol kahkaha...İdealist kızlardan iz kalmadı...Sırra kadem basıp sürüye karıştılar.Bir çok cemaatin içinde bulundum.Bir çok meşrepten,mezhepten arkadaşım,akrabam var.O cemaatlerin ateşli taraftarlarını tanırım.Taraftar kelimesini özellikle kullandım.Artık cemaat mensubu değil taraftarı oluyoruz.Tek gördüğüm ortak özellik var.Hepsi daha çok paranın peşinde. Ama dava adamı edebiyatını da iyi oynuyorlar.Herkes onların samimiyetlerinden ihlasından bahsediyor,gülümsüyorum.Ah be kapitalizm ne çok kalemizi kuşatmış ne çoğunu işgal etmişsin.Artık dava eri kızlar yakışıklı ya da karizmatik ama makamı,mevkisi ya da iyi bir işi olanı tercih ediyorlar.İyi bir etiketin,araban yoksa zaten olaya 1-0 yenik başlıyorsun.Erkeklerse hala o eleştirdikleri güzellerin peşinde...

    Her gün bir kalemizi daha onların saflarına kaptırıyoruz.Önüne kainat serildiğinde fakirliği tercih eden peygamberin ümmetinin geldiği son noktadayız.Kimse artık dava eri olsun,Allah için gece gündüz çalışsın da ümmet,kitap garip kalmasın demiyor.Erkekler evine kapansın "evinin kadını,çocuklarımın anası olsun" derdinde,bayanlarsa çalışsın işinin sahibi olsun mevkisi olsun etiketi olsun derdinde...
    Dava yine garip,ümmet yine garip...Sahip çıkması gerekenler etiket yarışında...

    Ey aşk! çok ihanetler gördün ama hiç bu zamanlarda ki kadar kolay harcamamıştık seni.

    Onun arabası var gider mi gider Ruhu kim takar nasılsa düzelir ya da hayır yapar kapatırız o açığı değil mi?

    Ey hüzün! gir koluma yine arşı dolaşmaya devam edelim.Ucuz ekmek kuyruklarında başı eğiklerin,eve ekmek götüremeyen babanın çaresizliğinden bakalım dünyaya.Yoksa çok kirleniriz.Yoksa yine o kazanır ve biz Filistin'i unuturuz,intifayı hatırlamayız.7 yıldızlı otellerde bir gün tatil yapmayı hayal ederiz.İşte o gün artık bize dair hiç bir şeyin kalmadığının en büyük delilidir.

    Adam arıyorum!
    Dünyanın süslü yalanlarının peşine düşmeyecek,davasını hiç bir menfaatin önüne geçirmeyecek "Benim ücretim O na ait" deyip yoluna sağına ve soluna bakmadan devam edecek...

    Şu an sadece çok üzgünüm.Her kalenin onların safına kaptırılması üzüyor,yaralıyor,kanıyorum...Gençlerin hayalleri kahrediyor.İçinde ümmetin,gariplerin,masumların olmadığı hayaller yüreğime ateş düşürüyor.

    Dün gece yüzümü aynada seyrettim.Ürktüm...Yüzleşmeler her zaman acı vericidir.Suçlayacak kimsecikler yoktu.Tek suçluya baktım.Ama inan uzun süre bakamadım.Şimdi ellerimdeki pişmanlıkları yıkayamıyorum.

    Yıkılan son kalenin ardından egoma lanetler yağdırdım.Hiç olmayı ne çok istedim.Yeğenlerim geldi aklıma,Yeni yeni genç kızlığa adım atıyorlar.Hayranlık duydukları hayal avcıları var.Birileri onlara gerçekleri anlatmalı.

    Hadi tenbelliği bırak savaşmamız gerek.Daha çok umut,daha çok ümit lazım.Dünyanın gerçek yüzünü anlamak ve anlatmak lazım,o gün gelene kadar,son ocak tüttüğü sürece inadına direnmeye,aykırı gitmeye,isyana devam...
    "Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..."

  2. #2
    Mâh-rû Mümine AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Wed Jun 2006
    Konum
    Halen bilmiyorum...
    İletiler
    1,720
    Dört bi yandan sarılmış idealist savaşçılar...
    Çocukluk günlerimin son demlerini yaşıyorum...Tadını çıkarmak istiyorum...

  3. #3
    Mâh-rû Mümine AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Wed Jun 2006
    Konum
    Halen bilmiyorum...
    İletiler
    1,720
    Şuan ne eski hocalar var ne eski ortam var ne de eski eğitim ve sistem var... :( o yüzden ben şuanki gençlere diyecek bişey bulamıyorum...Çünkü gerçekten çok zor durumdalar.Mutlaka eksiklik var yeni nesilde ama onları yetiştirenler var...Bu yazı beni o kadar etkiledi ki...Kendi tembelliğimi de düşündüm...Yeni bi uyanış bekliyo sanki yürekler...Dur bakalım ne zaman...(Seneye inş. :) )
    Çocukluk günlerimin son demlerini yaşıyorum...Tadını çıkarmak istiyorum...

  4. #4
    bir başlık olarak bu yazıyı açmıştım ama anlayan çıkmamıştı , şimdi bu başlıkta belki
    bir anlam kazanır...

    hernekadar dünya biraz daha kirlenmiş , insanlar biraz daha kaybetmiş , hayallerimiz
    yenilgi üstüne yenilgi almış olsada...

    ''suçlusun : büyüyorsun ve evleneceksin !''

    ''şimdilerde büyüdüğümü anlamam için önemli bir hatırlatma olarak evlilik
    sürülüyor önüme. ailemle , dostlarımla konuşurken konuşma dönüp dolaşıp
    oraya getiriliyor. aşktan , devrimden konuştuğum insanlar evlenmekten,
    evlilik imkanları, zorluklardan dem vuruyorlar. zaman intikamını alıyor.
    kesinkez inandım. okul sıralarında dersleri soruyorlardı, sonra işlerin nasıl
    gittiğini sordular, şimdiyse evliliği soruyorlar.

    ideallerimiz diyemiyorum. muhazafakar, işlerinden ve evinden başka
    ekseni olmayan bir adam olamak düşüncesi hırpalıyor beni... yapacaklarını
    artık iki kişi yaparsın diyorlar, belki üç kişi, sonra ev diyorlar, dayalı döşeli
    olacak, iyi bir iş diyorlar az kavga için, para diyorlar sevgi kadar değerli
    değil ama. ulan hani uslanlayacaktık. düşman kaleleri sardı ve bir bir alıyor.
    surlarım delik deşik korkarım beni zaptedecek bu gidiş. zaman büyümeyi
    fısıldıyor...

    ... kızlarla ilişkimiz bizim tarafta (!) önceleri ciddi bir sorundu. sanırım
    bazılarınca halada öyle. ama ilişkiler anlamında baya bir yol katedildiği
    muhakkak. islamcı abilerin artık medreseden olama cafeleri, internet cafeleri
    yada kültür merkezleri (!) var. oralarda kendiminde bir dönem içinde
    bulunduğum ilişkiler, oldukça seviyesiz, kişiliksiz, yer yer yoz... buna
    mukabil, kızlar arasında değil bakmanın, bakışmanın bile haram olduğunu
    düşünenler var. internette, chatte bir bacımızdan (!) öğrendim bunu.
    ama biz aynı sanal odada ve yalnızdık. bunun sanal bir konuşma olduğunu
    söyledi. yani bu yeni teknolojik gelişmeye bir kulp bulunmuş. bunları
    düşünürken bir sıralar bize kızlara bakmayın, onlar sizin bacınız diyen
    vakıfç abilerimizin kadın kollarından yaptığı evlilikler aklıma geldi ( hemde
    eski hanımlarından olaylı bir şekilde boşanarak ). şimdi islamcı
    holdinklerde sekreterle müdürlerin ilişkileri, islamcı medyadaki kimi
    ilişkiler ayyuka çıktı. zaman işte. nasılda komikçe intikam alıyor. gelinen
    noktada islamcı süreç bir yol ayrımında kararsız. kimileri gelişmelerden
    rahatsız kimileri olur böyle vakalar diyor. kimileri rahatsız ama olabilir
    bir kulp bulunursa neden olmasıncı !

    gelinen ve gidilecek süreç ' travesti bir süreç ' tir. kararsız ve yapmacık
    bir gidiş.

    ... canımı sıkıyor şu evlilik. ömer lekesiz ağabey cafe köşelerinden çıkan
    evlilikler konusunda ön yargılı. üç beş yılı aşmayan evlilikler camiada
    çoğalıyor. mut'a nikahlarını bile duyduk. genç dullar artıyor. aslında
    camia sisteme öyle entegre oldu ki... zaman ah zaman... iyi namus
    dersleri veriyor. iyi seyirler. özeleştiriye ve eleştirmeye kapalılığımız var.
    abi yanlışın dini yoktur ya ! yanlış kimden sadır olursa olsun yanlış değilmi ?

    ... ne diyordum heh evet evlilik.
    ... geçen gün sıkı bir dostula fatihte ayakları yalın, sırtında ince bir elbiseyle
    soğukta yürümeye çalışan kanbur bir kadın gördük. birden dururya yaşamak.
    tam önümüzde, sıkı giyimli ve melez kızlardan bahseden iki gencin önünde,
    bir ülkeyi okumak için alfabe gibi... yaşıyor olmak, aynı çoğrafyayı paylaşıyor
    olmaktan utandım. ağzıma geleni söyledim ülke için ve kendimiz için. yaşarken
    dürüst değildik ki. uzun süre sustuk. sonra evlilikten filan konuştuk. kestane
    patlatıyordu, şakakları üşüyen bir adam, evet melez kızlar güzeldi. hele latin
    ve arap bulaşığı... beynelminel evlilikler tasarlamalıydık...

    ... not düşmüşüm : çeçenistandaki son gelişmelerden konuşmuşuz.
    inguşetyada yüzbünlerce çeçen mülteci varmış. imam alim sultandan rus
    imparatorluğu çükeceki dinliyorum. murat imansız savaş diyor... korkarım
    evleneceğim...suçluyum çünkü büyüdüm. zaman denen şeyi birtürlü
    çözemedim, suçluyum... hem aslan gibi çocuklarımız olur. cat stevenstan
    ' father and son ' (baba ve oğul) daha eğlenceli ha ! oğlum, yirmibeşine
    gelene kadar rahat nasılsa. aşklarını falan anlatır, AB sürecinde devrimin
    konumundan konuşuruz. kendi ellerimle evlendiririm onuda...''



    A. NURULLAH GÜLER biat dergisi yıl : 2000 ( içimizde dava aşkının azda olsa parıldadığı vakitler...)
    "yolda yürürken eğer ayağınız taşa takılırsa siz yine amerikaya küfredin." (humeyni)

  5. #5
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1
    Ne sevda'nın ne olduğunu bildik nede dava'nın ne olduğunu...

    İmam Hatip son sınıfa gelene kadar hiç bir kızla karşı karşıya gelip konuşmamış hatta telefonda dahi muhabbet etmemiş bir genç...Son sınıfta dershaneye giderken başlar karşı cinsleriyle ilk samimiyeti.Oysa o zamana kadar bırakın konuşmayı yanından geçenlerin bile suratına bakmayı haya ederdi.

    Ve o süreç,dershane....İlk samimiyetin başladığı dönemler,belki biraz belki de bir hayli fazla saçmalamaların olduğu dönem...Çocuk ne yapsın o zamana kadar karşı cinsinden kimse ile bir samimiyeti olmamış ki...Şimdi ise kız gelmiş tam onun yanına sırasına gelmiş oturmuş...Derken zaman hızla akıp gitmiş arkadaşlıklar çoğalmış,gezip tozmalar,cafelerde muhabbetler,telefonlaşmalar falan filan...Çocuk o dönemde öğrenmiş başörtülü kız arkadaşlarının anne-babalarıyla oturup yemek yiyip tanışmaları...O zamana kadar bir kızın namahrem bir erkekle gezmesinin müslüman ailelerde ayıp hatta çok büyük suç olduğunu hatta hatta ahlaksızlık olduğunu bilirmiş...Ama dedimya çocuk onu da öğrenmiş,onun da doğal olduğunu...

    Ve zaman su gibi akıp gitmiş...Koskoca adam olmuş.Abilerinin sinemaya gittikleri zaman "sizi babama söylicem" diyip tehdit ettiği çocuk,şimdi tonla kız arkadaşı olan bir genç oluvermiş,geceleri kız arkadaşlarını evlerine bırakan "hadi öptüm by by" diyen biri haline gelmiş.

    Zaman ne kadar acımasız değilmi?

    Oysa ne hayalleri vardı!

    Dava adamı olacaktı,mücahit olacaktı.Şeyh Ahmet Yasin gibi sadece nefes alır bir vaziyette dahi olsa davası için gençliğini harcayacaktı.Hatta ismini bile davasından almıştı...Davası onun her şeyi idi.Fethedecekti gönülleri.Davasına olan sevdasını gönüllerden gönüllere aktaracaktı.O şimdi fani sevdasının peşinde...

    Şimdi genç dönüp ardına bakmaya korkar olmuş.Çünkü,ardında gerçek kimliği,geçmişi hayatı,örf-adeti,dini inançları ve değerleri varmış.Korkar olmuş geçmişi ile yüzleşmekten,korkar olmuş kendini hatırlamaktan.O kadar yabancılaşmış ki;mezun olduğu liseyi söylemekten imtina edip fakültesinden bahseder olmuş oradaki arkadaşlıklarından bahsedermiş.Es kaza İ.H.L' den beraber mezun olduğu arkadaşlarıyla bir araya geldiği veya karşılaştığı zaman sıkılır olurmuş,yüzü kızarırmış,tedirgin olurmuş ya geçmişini hatırlarım veya şimdi ki arkadaşları görür diye.

    O artık "mankurtlaşmış" bir beyin.Geçmişini hatırladıkça kafasını duvarlara vuran bir "mankurt".Zamanın acımasızlığı,geri alınamazlığı,geri dönüşümsüzlüğün alabildiğince acısı...Farkındalığın bu kadar nefret edildiği,istenmediği,horlandığı belki de korkulduğu acının en büyüğünün yaşandığı dönem...

  6. #6
    Çocuk,bir gün büyüyeceksin.İnsanları ve çeşit çeşit taktıkları maskeleri göreceksin.Sonrada o maskenin arkasını.Arkasında edindikleri putlarını.
    Sen onların putlarına saldırdıkça seni düşman bilecekler.Senin hakkında zanlar üretecekler.Sonra seni o zanlarından elbiseye giydirip senin o olduğuna inacacak,inandıracaklar.

    İnsanoğlu nankör...
    İnsanoğlu bencil...
    İnsanoğlu kibirli...
    İnsanoğlu hırslı...
    İnsanoğlu cimri...
    İnsanoğlu kinci...

    Sen aldırma çocuk.Herşeye rağmen,karşılık beklemeden en saf halinle sadece sev...
    Onları yargılama.Bu senin işin değil.Sen sev ve o putlarla savaşına devam et...

    Sen etikete aldırmadıkça,sen paraya,makama,güce,güzelliğe pirim vermedikçe onlar daha fazla kızacaklar.Bunu bil ama onlara kızma.

    "Onlar bilmiyorlar" de yoluna devam et.Aynada kendine bak.Kendi hastalıklarına...Kendi çirkin yanlarınla uğraş.Her düştüğünde,düşürüldüğünde Filistin'i düşün.Filistinli anaları,çocukları yeniden kıyama kalk.Bırak oyuncaklarla oynamayı.Vakit şehadete gebe...

    Bir gün yine zafer marşları söyleyeceğiz.Mazlumların elinden tutup,kanayan yerlerine pansuman yapacağız.O güne kadar sana yorulmak yok...

    Bak ellerinde zanlardan kelepçelerle sana doğru geliyorlar.Seni hiç bir kalıba sıkıştırmalarına izin verme.Güçlü ol...
    Her sıkıntıda Rabbin hediyeleri,her sıkıntıdan sonra rahmet rüzgarları var...

    Hadi gel beraber şükredelim saymaya gücümüzün yetemeyeceği nimetlere.Nankörlük korkakların işi...

    Hani bir sahabe vardı hem fakir hemde çok siyahtı.Kimseler ona kızını vermiyordu.Peygambere durumunu arzedince onu hem zengin hemde kızı çok güzel olan bir sahabenin evine kızına talip olmak için göndermişti.Babası bu işe bozuldu.Tam onu kapısından kovuyordu ki o güzel ama içi daha da güzel olan kız müdahale etti.Ve teklifi kabul etti...

    İşte asıl kahramanlık buydu.İşte orada tüm putları tek hamleyle parçaladı kız.Güce,yakışıklılığa,etikete ehemmiyet vermedi.Kız İbrahim oldu...

    İşte o kız benim kahramanım...İşte mutlu biten gerçek masal...
    "Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..."

  7. #7
    Seni seviyorum...

    -Ne kadar da işportaya düşürdük değil mi?

    Seni seviyorum...

    -İçini öyle boşalttık ki.Öylece dilimize dolanıverdi.Eşarbın ne güzel der gibi kolay söyleyiverir olduk.

    Seni seviyorum...

    Dedi arkadaşım ve hep ondan arkamı kolladım.

    Seni seviyorum...

    Dedi çocuk ve tüm sevenlerini o kelimeyle kullandı...

    Seni seviyorum...

    Dedi delikanlı.Kızın yanaklarına utangaç pembe güller yağdı.Peygamber ne güzel demişti."Bir genç kıza en güzel yakışan şey utandığında yanaklarının kızarmasıydı".Olsun şimdi tüm kızarıkları gideren kapatıcı fondötenler var.Aynı onun gibi sentetik sevdalar...

    Seni seviyorum,diyemedim ağzımı doldura doldura dostuma.Ama o her aklıma geldiğinde Rabbime şükrettim.Onu verdiği için.İnsanın korkmadan arkasını dönebileceği,dayayabileceği dostları olmalı.Benim var ve dünyaya değişmeyeceğim dostum.Sıkıldığımda aradığım ve kanayan yerlerimi utanmadan gösterebildiğim...O'na şükürler...

    Seni seviyorum,diye söylemesemde sevgimi kendi adını söyler gibi bildiği kardeşim.İnsanların etrafında illa onu uyaranlar olmalı.Duvara toslamadan,uçurumdan aşağıya düşmeden önce önündeki gerçekliği hatırlatan.Sen ona kızsan da inanmasanda o durup usanmadan uyarabilmeli seni.Yoksa insan okun yaydan çıktığı gibi deli bir rüzgar gibi koşturuyor günaha...

    Ona sığınabilmeli,onu dinleyebilmelisin...

    Seni seviyorum diye coşkun akan sular gibi avaz avaz bağırabildiğin yüreğinin diğer yanı, eşi olmalı insanın.Dili söylemese de ona her baktığında yüreğin tekrar etmeli her seferinde defalarca o iki kelimeyi...

    Senin gözünden akan iki damlaya dünyayı yakabilmeli...En yalın en saf halinle durabilmelisin karşısında.Maskeler intihar etmeli...

    İşte seni seviyorum...
    "Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..."

  8. #8
    maskeler intihar etmeli hatta ettirilmeli aksi takdirde sevgi(li)ler kangren olacak,

    sevgi(li)ler kangren olunca dünya çekilmez olacak,

    sanki yaşadığımız bu zamanda dünya çekilmez değil mi diyenler olacak,

    ama gün gelecek bu günler de aranacak,

    ve yine gün gelecek aranacak günler mazide kalacak,

    varsayımlardan yola çıkılacak,

    onun arabası var(sa) sevilecek,

    mişli geçmiş zaman çok kullanılacak,

    keşkeler hep revaçta olacak,

    saygılı sevgi(li)ler hep anlatılacak,

    saygısız sevgi(li)ler ortalıkta cirit atacak,

    saygısız sevgi(li)den bahsedenler dünya döndükçe hep var olacak,

    cek caklı cümlelerle sevgi(li) anlatılacak,

    anlatılan sevgi(li)ler hep yalan olacak,

    gün gelecek insan bir yok u sevecek,

    yok için harap olup kendini yok edecek,

    yok için yok olunca herşey sarpa saracak,

    herşey sarpa sarınca kıyametler kopacak,

    yalandan seven insanlar gün gelecek helak olacak,
    yalandan seven insanlar gün gelecek helak olacak,
    yalandan seven insanlar gün gelecek helak olacak,
    yalandan seven insanlar gün gelecek helak olacak,

    sevenlerin ise tek tesellisi mizan olacak....
    Klavye Mücahidi

  9. #9
    EfLatuN_KaLeM Seçil NOYAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Mar 2007
    Konum
    boşluk
    İletiler
    902
    Blogdaki Konular
    3
    Sevmenin tabakarı varmış

    -muhabbet
    -aşk
    -dert,
    olmak üzere 3 dereceymiş...
    peki biz hangisini yitirdik?
    Ayten abla demiştiki biz aşkımızı yitirdik...
    Aşk nedir Fatma diye sordu aşk nedir?
    evet duraksadık aşk neydi?
    Aşk gözü karalıktı,sevdiğin uğruna,davan uğruna,kardeşin uğruna gözünü karartmaktı...
    Biz aşkı yitirdik...Aşk gitti Muhabbet bitti...Maskelerimizi taktık sahtecilik oyununa daldık biri gelsin silkelesin bizi...
    Neydi yitirdiğimiz?
    yApıM AşAmAsındA...

  10. #10
    Hatırlarmısın ya da nasıl hatırlarsın bilmem.Hani bizim eskiden bir koltuğumuz vardı.Kişi oraya oturdu mu tüm gerçekler birer şamar olur inerdi suratına.Her oturan afallardı.Her oturan biraz bozulur biraz şaşırır birazda yüzleşmenin verdiği sızıyı taşırdı.

    Sonra o koltuğu kimse istemedi.Herkes iltifatı,alkışı en güzel aferinleri yakıştırdı kendine.Hep haksızlığa uğradığından,anlaşılamadığından dem vurdu.

    Sonrası mı herkes arkadan konuştu.Yüzlere söylenilemeyen arkadan yapılan fiskosların malzemesi oldu.Herkes haklıydı...

    Ne zaman düzeltmek istesek elimize yüzümüze bulaştı.Şeytan sinsi bir fısıltı oldu...

    Dünyaya sığındık.Dünya bizi putlara ve maskelere çağırdı.Sorgulamadan kahkahalara eğlenceye ram olduk.Peşi sıra takip ettik.

    Hayallerinde şehadet olan gençleri göremez olduk.Önümüzden geçen jipe hayranlık duyduk ama ağıtları unuttuk...


    Dünya tüm süslerini takınmış,tüm makyajını yapmış bizi bekliyor.Onu seçmemiz için kılıktan kılığa giriyor.Bazen işveli bir kız oluyor bazen şen bir kahkaha bazende farkedilmeyen bir günah...

    Dünya hayallerimizi çalıyor...

    En kötü seçimlere zorluyor bizi...

    Olsun hala tevbe kapıları açık ve hala şans bizden yana...
    "Kentler bizi hiç anlamayacak ve esirgemeyecek,ucu yanmış kibrit çöpü gibi kırılacağız,Birşeyler dokunulmamış kalsın gidelim bu şehirden..."

  11. #11
    EfLatuN_KaLeM Seçil NOYAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Mar 2007
    Konum
    boşluk
    İletiler
    902
    Blogdaki Konular
    3
    Dünya hayallerimizi çalıyor...

    En kötü seçimlere zorluyor bizi...



    Dünya hayallerimizi böyle çalarken...
    maskelerimizi gerçek yüzümüz sanarken...
    yüzleşmeden kaçarken ağır kayıplar verip kangırene yaklaşırken...
    bukadar derin uykudayken...
    bizi kim uyandıracak...İlla bir belamı bekliyoruz gafletten çıkmak için....
    gelsin biri beni uyandırsın...bir belaya bulaşmadan... geç kalmadan...
    yApıM AşAmAsındA...

  12. #12
    Sessiz DEVRİM! Fatih KANLI kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Feb 2008
    Konum
    istanbul
    Yaş
    38
    İletiler
    3,669
    Blogdaki Konular
    1
    Simurg kuşlarını bilirmisiniz?

    Aklımda kaldığı kadarı ile anlatayım size:

    Bir gün bir kuş sürüsü duymuşlar ki "Kaf" dağının ardında "Simurg" diye biri varmış.Hep beraber niyetlenmişler ki oraya gidelim diye.Hemen hemen bütün kuş çeşitlerinden varmış içlerinde.

    Karar vermişler ve çıkmışlar yola.Baya bir mesafe aldıktan sonra Güvercin demiş ki:

    -"Ben artık gelemiyorum benden buraya kadar" demiş ve bırakmış.

    Belli bir müddet gittikten sonra,Bu sefer Papağan artık ben gelemiyorum demiş ve o da bırakmış onları.Derken Kartal,şahin ve diğerleri teker teker bırakmışlar Kaf dağının ardında ki "Simurga" gitmeyi.

    Ancak 33 adet kuş kalmış pes etmeyen ve en nihayetinde varmışlar Kaf dağının ardına.

    Vardıklarında bakmışlar ki "Simurg" dedikleri şey kendileri.

    Birbirini terketmeyen 33 kuş o uzun yolculuğa,kara,yağmura,fırtınaya rağmen birbirini bırakmayan sıkıca birbirine kenetlenmiş 33 tane kuş...

    Simurg dedikleri şey meğerse onlarmış birbirini terketmeyen 33 arkadaş.Bir yığın kuş sürüsünden geriye kalan bir avuç arkadaş.

    Simurg birbirine ihanet etmeyen,terketmeyen,yarıyolda bırakmayan,azmeden,sebat gösteren ve sonunda amacına ulaşanlarmış.

    Böyle diyor Fahrettin ATTAR "Mantikuttair"(Kuşların Dili) isimli kitabında...

    Zora talip olup;her türlü zorluğa göğüs geren,yılmayan,usanmayan,"inadına ulan inadına" diyen ve hedefe ulaşacağına yürekten inanıp beraber yola çıktığı arkadaşlarını yarı yolda satmayıp aynı yolda yürüyenler...

    Sadece Allaha sığınıp O varsa problem yok deyip yoluna devam edebilmek...

    Bu imana sahip olabilmek Hud suresinde ki ayet te Hud (a.s.) dediği gibi: Artık bana top yekün istediğiniz tuzağı kurun,sonra bana mühlet de vermeyin!” )”Şüphesiz ki ben,kendimin de,sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım.Yürür hiçbir mahluk hariç olmamak üzere (hepsinin) alnından tutan O’dur.Benim Rabbim hakikaten doğru bir yol üzerindedir.” Bu imana sahip olup topyekün Allahın ipine sarılıp O na güvenip O’nun hak yolundan giden “Simurglar” olmak dileği ile….

  13. #13
    yakamozaik Samet AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Mar 2007
    Konum
    tabi ki BaLıKeSiR
    Yaş
    26
    İletiler
    2,735
    hayır sağlamlar,kendine güvenenleri,gururluları,neşelileri,sevinçli olanları sevmenin bir manası yoktu;onların buna şhtiyacı yoktu.bu gibiler sevgiyi sanki kendi ellerine ödenmesi gereken bir borçmuş gibi yukarıdan bakarak umursamaz bir halle kabul ederler.bir insanın kendisini vermesi onlar için gelişi güzel bir olay,saçlarına taktıkları bir bilezik gibidir sanki.ancak kaderin tokadını yemiş,kendilerini güvenini yitirmiş,hor görülmüş,çirkin hisseden olanlara sevgi gerçek bir his olur.yanlız böyleleri bilirler sevmeyi sevilmeyi şükran duygularıyla alçak gönüllülükle sevmeyi ancak onlar bilirler.
    stefan zweig(posta kutusundaki mızıkadan alıntı)
    bir çöl bul kendine
    belki sonra bir Leylâ/n.arıman

+ Konuyu Yanıtla

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may edit your posts
  •