9 / 1 12345678 ... SonSon
162 sonuçtan 1 --- 20 arası gösteriliyor

Konu: Kirk Mevzuda Kirk Hadİs

  1. #1
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320

    Kirk Mevzuda Kirk Hadİs

    ÖNSÖZ


    Rahmeti hududsuz ve inayeti sınırsız bulunan Rabbime sonsuz senalar:
    İns-ü cinn Peygamberi ve alemlerin rahmeti bulunan Hz. Muhammed’e onun
    Al-ü eshabına salat-ü selamlar, saygı ve ihtiramlar olsun.
    Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şerifler, dinimizin iki ana kaynağını teşkil et-
    mektedir İslam alimleri; inanç ve ibadete, ahlak ve fazilete, muamele ve dünya
    işleriyle alakalı faaliyete dair telifatını, bu kaynaklardan faydalanarak meydana
    getirmişlerdir.
    İmanın menbaı, ahlakın menşei ve fıkhi hükümlerin msnedi olan hadis-i
    Şerifleri tedkik edip bilgimizi artırmak her mü’min için en ulvi bir meşgaledir.
    Bu tetedbu’ taklid mevkiinde bulunan kimsenin’ hüküm veremye ve ictihada
    Yeltenmesi değil, verilen hükümlerin muhkem dayanklarından haberdar olması
    İçin lazımdır.
    İslam alimleri, efendimizin hadis-i şeriflerini toplayarak insanlığa büyük ve
    Faydalı hizmetlerde bulunmuşlardır. Üç bu’udlu ilmi araştırmaya hevesli bulunan
    Kimseler, bu eserleri tedkik ve tahlil ederek ilmi hamülesini artırmaktadırlar. Ulema,
    Tefeyyüz ettiklei eserlerden kazandıkları bilgileri, va’z nasihat ve sohbetlerle; yahut
    makale vemakaale ve te’lifatlarla halka sunmaktadırlar.
    Efendimizin hadis-i şeriflerini halkın istifadesine sunmakda takip edilen usullerden
    Biri de <<Hadis-i erbein>> telif etmektedir. Zira, Resul-i Ekrem (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:<< Bizden bir hadis dinleyip, başkasına ulaştırmaya
    kadar, onu muhafaza eden kimsenin Allah yüzünü ak etsin>>(1).
    Bu hadislerin<<Kırk >> rakamı ile kayıdlandırlması, diğer bir hadis-i şerifin
    müjde ettiği fazilete erişme gayretine daynamaktadır. İbni Neccar’ın Ebu Said el-
    Hudri’den nakletiği bir hadis-i şerifde <<Kim benim sünnetimden kırk hadisi ezber-
    leyip ümmetime (ulaştırır ise) onu, kıyamet günü şefaatim(e erişenler) içine katarım>>(2)
    buyrulmaktadır.
    Bu müjdeye layık olmak için, İslam ulaması içinde pek çok zat çıkmış ve<<Hadis-i erbein>> telifinde büyük gayretler göstermişlerdir. Bu sahada yazılmış eserlerin terceme
    ve şerhine çalışanların sayısı oldukça kabarık bulunmaktadır.
    Katip Çelebi’nin <<Keşf’üz Zunun>> adlı eserinde<<Erbaun>> maddesinde(74)
    zatın eserlerine tesadüf edilmektedir. Bağdad’lı İmail Paşa2nın <<Keşfüz-zunun>>a
    yazdığı <<Zeyl>> de ise 26 ilim adamından bahs olunmaktadır. Bunlardan bir kısmını
    okuyucularımızın bilgisine arz etmeyi faydalı bulmaktayız:
    1- Abdullah b. Mübarek el- Mervazi (ö.181)
    2- Ebu Bekir el- Acürri (ö. 360),
    3- Şeyh Şemsüddin Muhamed b. Ahmed (ö.630),
    4- Tac’ül- İslam Muhammed b. İbrahim(ö. 380),
    5- Muhamed b. Abdullah(ö. 388),
    6- Ebu Bekir el-Beyheki(ö. 458),
    7- Şemseddin Muhammed el- Cezeri (ö.833),
    8- İbni Asakir (ö.571),
    9- Hafız Ebu Kasım (ö.571),
    10- Kemalpazade Şemsüddin Ahmed (ö. 940),
    11- İmam Muhammed Birgivi (ö. 960),
    12- Hakim, İmam, Hafız Ebu abdillah Muhammed b. Abdillah Nisaburi (ö.405),
    13- Darekutni (ö.385),
    14- Ömer Teftazani (ö. 791),
    15- İmam Celalüddin es- Süyuti (ö. 911),
    16- Şeyh’ül İslam Ebu İsmail Abdullah b. Muhammed el- Ensaari (ö.481),
    17- Taşköprüzade Ahmed b. Mustafa (ö.963),
    18- Ahmed b.Hacer el-Heytemi (ö.974),
    19- Şeyh’ül İslam Ebu Fdl Ahmed b. Ali İbni Hacer el- Askalani (ö.852),
    20- Muhyiddin b. Arabi (ö. 638),
    21- Muhyiddin b. Şeref el- Nevevi (ö. 676),
    22- Fahrüddini b. Ömer er- Razi (ö. 606),
    Sayılan bu isimler, bu sahada eser veremiş ilim adamlarının meşhurlarından bazılarıdır. İlk <<Kırk hadis>> telif eden zatın ABDLLAH b.MÜBAREK olduğu
    Bilinmektedir.
    Kırk Hadis telifiyle tanınan ilim adamlarından İbni Ved’an Ebu Tahir Selefi, Battal Yemani, Hafız Zekiyyüddin Münziri, İsmail en- Nebhani gibi bir çok zatlarda iki adet erbeinle bu hizmete katılmışlardır.
    Yusüf el- Urmiyuni, İbni Hacer Askalani üçer <<Erbeun>> ile ;İbni Asakir, Aliyy’ül Karia dört adet <<Erbaun>> ile; Celalüddin Syuti de altı adet <<Kırk hadis>> ileemsali arasıdan temayüz etmişi bulunmaktadır.
    İzahı ile meşgul bulunduğumuz bu eserlerin bir kısmında sırf hadis metinleri bulnmakta; bazılarında yalnız hadislerin tercemesi yer almakta; bir çoğunda da hadis mealleri ile birlikte faydalı açıklamalr yapılmış bulnumaktadır.Kırk hadislerin tertip
    ve seçiminde birbirinden farklı taraflar vardır. Şöyle ki:
    Sırf Peygamber efendimizin hadis-i şeriflerinden telif edilmiş bulunan erbaunlar ekseriyette bulumaktadır. Bununla beraber, Muhyyiddin b. Arabi’nin <<Erbaun sahifeten minel ehadis-il Kuddisiye>>si(3) ile Aliyy’ül –Karari’nin telifi bulunan
    <<el-Ehadis’ül kudsiye ve’l- Kelimat’ül-ünsiye>> gibi, kudsi hadisler arasından seçilmiş olanlar da vardır.
    Nevevi’nin <<Erbeun>>u gibi, sırf senedleri kuvvetli hadislerden toplanmış olanlar da mevcudtur(4). Herevi’nin <<Kırk hadis>>i gibi kırk kitabtan toplanarak te’lif edilenler de vardır(5). Ayrı sahabeden nakledilmiş bulunan hadislerden meydana getirilmiş <<Erbeun>> lar da bulunmaktadır. Muhammed b. Muhammed et-Taai’nin
    <<el- Erbeun fi irşadis-sairin>> adlı eseri gibi (6).
    İbni Asakir’in <<el-Erbeun el- Büldanye>>si gibi, kırk şehirden toplanmış (Kırk hadis)ler de mevcuttur(7).
    Kırk hadisler’in bir kısmı, ayni mevzudaki hadislerden meydana getirilmiş bulunmaktadır. Bunları birer örnekle ifade etmekte fayda mülahaza etmekteyiz:
    a) Kur’an-i Kerim’in faziletiyele ilgili kırk hadisler:
    Abdullah el- Urmiyuni’nin <<el- Erbeun fi fedail-i suretil- ihlas>> adlı eseri(8)
    Bu mevzuda yazılmış eserlerden bir örnektir.
    b) İbadetlerle ilgili kırk hadis:
    Hafız Yussüf b. Abdillah el-Endülüsi’nin <<Erbeun>>u gibi.
    c) Ramazanın faziletien dair kırk hadis :
    Abdullah b. Süveydan’ın <<El-Erbeun fi fedail-i ramdan>> adlı kırk hadisi gibi(9)
    d) Haccın faziletine dair kırk hadis :
    Cemal’üd-Din Ebu Bekir Muhammed’in <<el-Erbeun el- Muhtare fi fedailil- hacci
    veziyare>> adlı eseri(10) bu mevzuda yazılmış eserler arasından bir örnektir.
    e) Hulefai Raşid’in hakkında kırk hadis :
    Ubeydullah b. Muhammed el- erbeun (11) bu mevzuda misal olarak gösterilebilir.
    f) Ahlakla ilgili kırk hadis :
    Ebu Bekir Beyheki’nin ahlak ve Faziletle iligi <<Erbeun>>u(12) bu sahada yazılmış kıymetli bir eserdir.
    g) Tasavvufi mevzularla ilgili kırk hadis :
    Muhyiddin b. Arabi’nin Sadruddin Konevi’nin ve İsmail b. Amed el- Bayrami’nin kırk
    Hadisleri (13), arzu edenlerin istifade edebilecekleri değerli eserlerdir.
    h) Zikirle ilgili kırk hadis :
    İbnül- Battal’ın <<el- Erbeun fi ezkaril –mesai ve’s-Sabah>> adlı kırk hadisi(14) değerli
    Bir eserdir.
    i) Düada elleri kaldırmakla ilgili kırk hadis :
    İmam Syuti’nin te’lif ettiği <<Erbeun >>larından biri bulunan mezkur eser, bu mevzuda yazılmış tek eserdir denilebilir(15)
    j) Haşr mevzuu ile alakalı kırk hadis :
    Yusüf b. Abdillah b. Said el- Endülüsi’nin <<Erbeun fil- haşr>>i gibi(16).
    k) Devlet adamları ile alakalı kırk hadis:
    Celal’üd-Din Muhammed b. Es’ad es-Sıddiki ed-Devvani’nin<<el-Erbeun es-Sultaniye
    Fi ahkamirrabaniye>> adlı kırk hadisi(17), bu sahada yazılmış birçok esrden bir örnektir.
    l) Adaletle alaklı kırk hadis:
    İbni Hacer Yeytemi’nin <<el-Adliye>>si(18), bu sahada tetebbuda bulunmak arzusunda olanlar için değerli bir kaynaktır.
    m) Chadla ilgili kırk hadis:
    İbni Asakir’in << el-icthad fi ikameti fardil cihad>> adlı erbeun, İslam kahramanlarının başucundan ayırmayacakları bir eserdir(19)
    n) Arafe günün faziletiyle ilgili kırk hadis :
    Mürteda Zebidi’nin <<el- Erbeunel mü’telefe min’el- ehadisi fi zikrilarafe>> adlı eseri, bu hususta telif edilmiş tek bir kaynaktır.
    ö) Şehirlerle ilgili kırk hadis:
    Şemsüddin b. Muhammed Horasani’nin <<el- Erbeun el- Büldaniye>> ismindaki kırk hadisi(20) bu mevzuda yazılmış eserlerden değerli bir örnektir.
    p) Şaka ve mizahla ilgili erbeun:
    Taşköprü zade Ahmed b. Mustafa’nın <<el- Erbeun min’el-mizah ve’l- mütaayebe>> adlı eseri, bu sahada yazılmış tek kitabdır, denilebilir.
    r) Hüsnü hat (hattatlık) ile alakalı kırk hadis:
    Müstekimzade’nin <<Huccet’ül- hatıl Hasen>> adlı Erbaunu, bu mevzuda yazılmış tek eserdir.
    s) Müstekim zadenin <<Şerh-i bi nukat>> adlı kırk hadisi(21), İslam ulemasının gayret-i diniyyeleri ve ilmi araştırmalrına örnek olarak gösterilebilecek bir eserdir.
    Bahsi geçen kırk hadisler, emsali arasından verilmiş birkaç örnektirler. Basılmış veya yazma, manzum veya mensur, metin halinde veya şerh edilmiş <<Erbeun>>ları saymaya ve hele bunlar hakkında biyoğrafik bilgi sunmaya bu kitabın <<Önsöz>>ü müsait deyildir. Bu kabil bilgiler, müstekil bir kitab hacmine ulaşacak kadar geniştir.
    Kırk hadis olarak telif edilen bir çok eserler ve bunların üzerine yazılmış şerhler ile bu eserlerde yer alan hadis-i şeriflerin tahric ve tedkikleri, ta’likaat ve haşiyetleri << yüzler>>ile ifade edilebilecek kemiyettedir.
    Kırk hadis müellifleri arasında Türk alimlerinden olup, eserini Arabca olarak te’lif edenler bulunduğu gibi, bu bu eserlerin bir kısmı nazım yolu ile bir çoğu da nesir yoluyla dilimize çevrilmiştir.Bunlardan pek çoğu ise ifade ve üslup bakımından konuşulan dil ile terceme edilmiş bulunmaktadır. Bunlardan birkaç örnek sunmayı faydalı bulmaktayız.
    Yazarı Türk olup da eserini Arapça olarak te’lif eden Kırk hadis sahibleri:
    1- Birgivi Muhammed- Akkirmani,
    2- Cemalüddin Muhammed Aksarayi,
    3- İbni Kemal Paşa,
    4- Taşköprüzade,
    Yazarı Türk olup hadis-i şerifleri Türkçe ve manzum olarak çeviren zatlar:
    1- Fuzulı(22),
    2- Münif Mustafa efendi(23),
    3- Nabi Yusüf efendi(24),
    4- Nüzhet Ömer efendi(25),
    5- Selami Mustafa efendi(26),
    6- Sehini Muhammed efendi(27),
    Manzum ve mensur olarak terceme yapanlar :
    Taib Ahmed efendi, <<Sıhhat abad tecemesi>> başlığı altında telif ettiği bir hadis-i erbeini nazım ve karışık olarak dilimize aktarmış bulunmaktadır(28).
    Diğer eserlerden birkaç örnek :
    1- Abdül- Aziz Ahmed efendi(29),
    2- Abdülkaadir Akçiçek (Sadruddin Konevi’den nakil),
    3- Ahmed Naim bey (İmam Nevevi’den nakil) (30),
    4- Cabbar zade Mehmed Arif (31),
    5- Cemal Öğüt Merhum): Bereket ve Rahmet-i ilahiye bürhanlarına dair kırk hadis >>(32)
    6- Fikri Yavuz – Ali Aslan : <<Kırk Kudsi Hadis>>(33),
    7- Hasan Basri Çantay: <<On Kere kırk Hadis >> (1,2,3),
    8- Hasan Hüsnü Erdem : << Kırk Kudsi Hadis)(34),
    9- Hüseyin Remzi Bey: <<Tıbb-i Nevevi>>(35),
    10- İshakhocası Ahmed efendi (36),
    11- İsmail Hakkı Bursavi (37),
    12- İsmail Rusuhi Ankaravi(38),
    13- Kemaleddin (Harput Müftüsü)(39),
    14- Mehmed Çelebi (Aşık) : <<Şeh-i Erbein Şerhi>>40),
    15- Sadık efendi (Hoca) : Hadis-i Erbein Şerhi>>(41),
    16- Süleyman Fadıl : <<Şerh-i Hadis-i Erbein Şerhi>>(42),
    17- Turhal Şeyhi Mustafa efendi : Hadis_i Erbein Şerhi>>(43)
    18- Vahidi Osman efendi : << Şerh-i Hadis-i Erbein>>(44).
    Bundan sonra ifade etmek isteriz ki, ulema silsilesinin ayağının tozunu silmeye bile layık olmadığımız halde, bu sahada bir <<Kırk hadis >> telifine cür’et etmiş bulunduk. Bu davranış cahilane cesaretin ötesinde bir hareket değildi. Günahkarlığım ve aczim, Resul-i Ekrem (s.a.v.) in şefatine talip olmama mani değildir. <<Kırk Mevzuda Kırk Hadis>> ismi ile elinizde bulunan bu eser, Rabbimin inayetiyle vücud buldu.
    Talide devlet olmasa, hizmet ne faide;
    Hakdan inayet olmasa, taat ne faide.
    Bu kitabın hazırlanmasında en mühim mevzu olan <<İman ve İslam>> hadisleri,
    en başta yer aldı. Onu takiben daha sonra fazilet ve edebler, onu takiben değişik mevzular
    yer aldı. Sahih inanç ve güzel amellerin neticesi olan <<Cennet>> hadisleiyle eser son buldu.
    Eserde yer alan hadisleri, sağlam kaynaklardan toplamaya azami gayret gösterildi.
    Haidislerin metninden sonra tercemesine yer verildi. Gereken yerlerde açıklamlar yapıldı.
    Hadis-i şerifin alındığı kitabın ismi, cildi ve sayfası dipnot olarak gösterilip ilim erbabının
    Mukayesine imkan tanındı.
    Hadislerin telifinde faydalanılan bioğrafisk listesi kitabın son tarafına konuldu. Eserin nihayetinde yer alan fihristde, her kırk hadisin içinde yer alan hadis-i şeriflerin hangi mevzu ile alakalı bulunduğu ayrı ayrı gösterildi .
    Va’z edecek kimselerin hazırlanmasına yardımcı olmak için, kırk hadislerin baş tarafına o mevzu’ ile alakalı ayetler ve mealleri ilave edildi.
    Bu kitabcık vücud bulamazdı. Allahım, ağaçların bünyesine kurduğun ilahi kimya laboratuarları ile zehiri şekere çevirttiğin gibi, yüzümün karası ve perişan ifadelerle hazırladığımız bu eserciği, temiz ellerde, ihlaslı gönüllerde hayrın anahtarı ve hidayetin
    Pırıltısı kılıver. Rızanı dileniyor, Yüce Rasülünün şefaatcim olmasını niyaz ediyorum Afv-ü
    Mağfiret senden, rahmet ve inayet senden, Tevfik-ı ilhi ancak sendedir.


    MEHMED EMRE
    OSMANLI YAYINEVİ
    Bu eserin hazırlanmasında faydalanılan eserler
    (Bibliyografya)


    1- Kur’an-ı Kerim
    2- Kur’an-ı hakim ve Meal-i kerim : Ahmet Sait matbaası İstanbul-1957
    3- Buhari : Matbaa-i amire, İstanbul-1315
    4- Müslim : Muhammed Ali sabih matbaası, Khire -1334
    5- Sünen-i Ebu Davud : İhyais- sünnet’ün nebeviye
    6- Tuhfet’ül- Akvezi Tirmizi şerhi) : Mataat’ül- Fecalet’ül- cedide Kahire -1967
    7- Sünen-i Nesai (Matbaat’ül- Meymene, Mısır-1312
    8- Sünen-i İbni Mace : Matbaat’ül ilmiye, Mısır-1313
    9- Muvatta : ( Şerh-i Zürkaani) mısır
    10- et-Tergib ve’t Terhib : Matbaa_i Mustafa el-babi Kahire 1955
    11- Feyz’ül kadir : ( Camiussağir şerhi- Matbaa-i Mustafa Muhammed Mısır- 1938
    12- Et-Tac : Dar-i İhyai kütüb-i Arabiyye (ikinci baskı)
    13- Avn’ül- Ma’büd : Dar-i Arabi, Beyrut – 1323
    14- Tahtavi (Merakı’l- felah haşiyesi) Dersaadet Metin matbaası 1327




    Birinci Kırk Hadis
    İMAN VE İSLAM HAKKINDA KIRK HADİS




    <<Ey iman edenler, Allah'a, O'nun Peygamberine ve gerek o peygamberin ayet ayet indirdiği kitaba, gerek daha evvel indirdiği kitaba iman (da sebat) edin. Kim Allah'ı, meleklerini, kitablarını, peygamberlerini,ahiret gününü inkar ederek kafir olursa muhakkak ki (doğru yoldan) uzak bir sapıklığa sapıp gitmiştir>> Süre-i Nsa, 136



    Bedeviler <<İman etdik>> dediler. De ki : <<Siz iman etmediniz amma (bari müslüman olduk deyin. İman henüz sizin kalblerinize gir(ip yerleş)memiştir>> Hucürat, 14


    <<Şüphesiz ki biz her şey'i bir takdir ile yaratdık>> Kamer, 49.

    Mü'minler ancak onlardır ki Allah anıldığı zaman yürekleri titrer, karşılarında ayetleri okununca (bu), onların imanını artırır, onlar ancak Rab'lerine dayanıp güvenirler>> Enfal, 2.




    Bir sure indirildiği zaman içlerinden kimi : <<Bu (sure ) hanginizin imanını artırdı?>> der. İman etmiş olanlara gelince : (Her inen sure) daima onların imanını artırmışdır ve onlar (Kur'an indikçe sevinçlerinde) birbirleriyle müjdeleşirler>> Tevbe, 124.

    << Hak din, Allah indinde islamdır (müslümanlıkdır)>> Al-i İmran 19


    << Kim islamdan başka bir din ararsa ondan (bu din) asla kabul olunmz ve o, ahiretde de en büyük zarara uğrayanlardandır>> Al-i İmran 85.



    <<Bu gün sizin dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak müslümanlığı (verip ondan) hoşnud oldum>>(8) Maide 3


    Manası :
    1- <<İman, Allah'a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine,
    ahiret gününe ve kadere -hayrına da şerrine de- senin inanmandır>>(Feyz'ül- kadir, c.3,s.184).


    Açıklama:
    Hadis-i şerif, imanın şartlarını yani mü'min olabilmenin nasıl tahakuk edeceğini ifade etmektedir. Bunlardan biri eksik kalırsa diğerleri de makbul olamaz. Nasıl ki kimyevi bir karşımın maddelerini ve mikdarını gösteren reçetenin içinde yer alan maddelerden biri eksik kalırsa beklediğimiz neticeyi elde edemeyiz işte, bu şartlardan biri ihmal veya inkar edilecek olursa iman nuru kalbte doğmaz.


    Manası :
    2- <<İman, kalbin niyeti (ve tasdiki), dil (in de ikrarı) ile ; hicret ise (şahsın ) kendi ve malı ile (göç etmek neticesinde) tahakuk eder>> (Feyz, c.3. s. 188).


    Açıklama :
    Bu hadis-i şerif, imanın rukünlerini ifade etmektedir. Kişinin iki cebhesi bulunmaktadır: Kalb ve kalıp... Kalbi ile Hakk'a : kalıbı ile halka müteveccih bulunan insan, kalbin tasdiki ve dilin ikrarı ile hem halkın hem de Hakk'ın katında mü'min olur. Kalben tasdik bulunur ve fakat dil ile ikrar bulunmaz ise Allah ile kendi arasında mü'min sayılırsa de haalkın katında iman ehli olarak kabul edilemez. Zira insanlar, zahire göre hüküm vermek mevkiindedirler. Dil ile kabul edilse bile Allah'ın nezdinde mü'min sayılamaz. Zira kalbe iman girmedikçe kişi mü'min olamaz.

  2. #2
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320
    Manası :
    3- << İnan&#231; ve iş (samimi) iki arkaaştırlar. Bunlardan biri, ancak diğeri ( nin mevcud olması ile iyi (ve makbul ) olur>> (Feyz'&#252;l- kadir, c.3, s.188)


    A&#231;ıklama :
    İnan&#231;, kalbin; vazife ise bedenin işidir. İş, imanın mahiyetine dahil değilse de kemaline delil sayılmıştır. Bir kimse dini vazifeleri ihmal ettiğinde m&#252;'min sayılırsa da kamil bir m&#252;'min kabul edilemez. İyi iman, iyi işlerle gelişir.



    Manası :
    4- << Rab olarak Allah'ın din olara İslam'ı ve peygamber olarak da Muhammed (s.a.v.) i se&#231;en kimse imanın tadını almışdır>> (M&#252;slim, c.1, s. 46).



    A&#231;ıklama :
    Bir m&#252;'minin kalbiyle imanın tadını alabilmesi i&#231;in Allah2ın zat, sıfat ve fiilerini hoş ve g&#252;zel bulması lazımdır. Din olarak İslam'ın esaslarını her şey'e tercih etmek ve Muhammed (s.a.v.) i y&#252;ce bir peygamber olarak beğenip sevmek zorundadır. Aksi halde kalbd'e iman feyizlerini hissetmesi m&#252;mkin olamaz.
    Kapanmış bir g&#246;z&#252;n, renk g&#252;zelliklerini, sağır bulunan kimsenin, g&#252;zel nağmelri hissedemediği gibi, kalbdeki gaflet perdelrini Allah ve Resul&#252;'n&#252;n aşkı ve dini gayretle yakılıp yırtılmadık&#231;a iman tadnı almak kaabil olamaz.

  3. #3
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320
    Manası :
    5- << Elbisenin eskidiği gibi içinizdeki iman da yıprar. Kalbinizdeki imanı yenileştirmesini Yüce Allah'tan isteyiniz.>> (Feyz'ül- kadir, c.2, s. 323).


    Açıklama :
    Bzı söz ve hareketler, kalbteki iman bağını tamamen koparabilir. Haram olan bir şey'in helal olduğunu iddia etmek ; dine ve dince mukaddes tanınan şeylere sövmek ve boğazına istavroz (haç) takmak gibi. Bir kısım söz ve hareketler de iman bağlarını yıpratır. İnsan, Cenab'ı Hakk'a düada bulunarak kalbindeki imanı yenileştirmesini ve kuvvetlendirmesini istemelidir.




    Manası :
    6- << İmanınızı yenileyiniz. << La ilahe illallah >> demeyi çoğaltınız>>
    (Feyz'ül- kadir, c.3, s. 34)





    Açıklama :
    Resul-i Ekrem (s.a.v.). etrafındaki ümmetlerine << İmanınızı yenileyiniz>> buyurunca, ashab<< İmanımızı nasıl yenileyelim ? >> diye sormuşlardı. Efendimiz de kendilerine kelime-i tevhidi çok söylemelerini emretmeiştir. Müsbet ve menfi kutubların birbirine sürtmesi ile meydana gelen enerjinin ampulü ışıtdığı gibi, Allah'dan gayri ilahları nefy ve Cenb-ı Hakk'ı isbat manasını taşıyan kelme-i tevhidi vird edinmekle kalbdeki iman nuru şuleler saçmaya başlar.

  4. #4
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320
    Manası :
    7- << İmanın üstünlüğü (nü gösteren ) dört haslet vardır : (ilahi) hüküm için sabr göstermek, kadare rıza, tevekkül için (gerekli ) ihlas ve Rabb (inin emirlerin) e teslimiyet (göstermek )dir >> (Feyz'ül - kadir, c.3, s. 561).




    Açıklama :
    Hadis- i şerifte belirtilen hasletlee sahip olmakla imanın zirvesine ulaşır. Kisi ; belalara tahammül, kazaya rıza, ihlas ve Allah'ın emirlerine inkıyat göstermek suretiyle kamil bir mü'min olur.






    Manası :
    8- << İman altmış küsur şu'bedir, haya da imandan bir budaktır>> (Buhari, c.1, s.8).



    Açıklama :
    Müslimin rivayet ettiği hadis metninde << Altmış >> kelimesine karşılık << Yetmiş>> lafzı bulunmaktadır.
    Haya, imanın değerli bir meyvesidir. Utanma hissi ancak imandan doğmaktadır. Bu itibarla, iman olmayan kimsede haya yoktur. Utanması olmayan kimsenin imanı da kamil bir derecede değildir.
    Haya herkes te iyidir amma, kadında daha iyidir. Bilhassa genç kızlarda eşsiz bir pırlanta gibidir.

  5. #5
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320
    Manası :
    9- << Resullah (s.a.v.) ensardan bir adam (ın yanın) a uğramışdı. O, kardeşini (aşırı) utangaçlıktan vaz geçirmeye çalışıyordu. Bunun üzerine Efendimiz : <<Onu (kendi haline ) bırak. Çünkü, haya imandandır>> buyurdu.>> (Buh., c. 1, s. 11 )




    Açıklama :
    Günah olan şeyler, az da olsa haramdır . Aşırı ise felaket sebebidir.
    Yeme, içme ve uyuma gibi mübah olan şeylerin kararı, yararlı ; fazlası ise zararlıdır.
    Allah sevgisi ve korkusu, vatan severlik ve haya duygusu gibi faziletler ve manevi hasletler, ne kadar fazla ise o derece makbuldür. Bir kimsenin Allah'tan çok korkması; vatanını, canını feda edecek derecede sevmesi ve çok utangaç olması kusur değil, bil' akis meziyettir.






    Manası :
    10- << İ man, yetmiş bu kadar (veya altmışı aşkın ) şu' bedir. Onun en üstünü LA İLAHE İLLALLAH sözüdür. En aşağısı da yoldan eza ( veren eşya ) yı gidermektir. Utanma ( hissi ) de imandan bir budaktır.>> (Müslim, c.1, s. 46 )




    Açıklama :
    İman, tevhid kökü üzerine meydana gelmiş altı tane ana dal ve bunların üzerinde teşekkül etmiş budaklar ve dallar ile birlikte yetmişi aşmaktadır. Bu dalların değerce en üstünü, Allah'tan başka hiçbir ma'büd bulunmadığını kabul etmek ve yaymaktır. Umumi yollardan insanlara veya diğer canlılara cefa verecek şeyleri kaldırmak da iman dalları üzerinde yatişmiş bir budaktır.





    Manası :
    11- << Allah'a inandım de doğru ol ( maya bak) .>> (Müslim, c. 1, s. 47)





    Açıklama :
    Hadis-i şerifin ravisi bulunan Abdullah es-sekafi, Peygamber efendimize << İslamiyet hakkında bana öyle bir söz söyleyin ki, sizden sonra artık hiçbir kimseye sormak ihtiyacını duymayayım>> demişdi. Efendimiz de ona hadis-i şerifdeki tavsiyede bulunmuşdu.

  6. #6
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320
    Manası :
    12- << Kim, Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Muhammed (s.a.v) Allah'ın Resulü'dür, diye şahitlikte bulunursa Allah onu (n vücudunu ) cehenneme haram kılar.>> Mülim, c. 1. s. 43)




    Açıklama :
    Bir kimsenin kalbinde iman nurunu ışıtabilmesi için en azından icmali bir imana sahip olması gerek. Bu inanç, imanın nüvesidir. Bundan aşağıda imandan eser yoktur. Bir insan, iman nüvesine sahip olur ve onu en kamil dereceye ulaştırmaya çalışırsa Allah onun vücudunu cehenneme haram kılar.





    Manası :
    13- << Kim Allah'dan başka hiçbir ilah olmadığına tek olup hiçbir ortağı bulunmadığına ve Muhammed (s.a.v.) in onun kulu ve Resulü olduğuna, hz. İsa'nın Allah'ın kulu, cariyesinin oğlu Meryem'e ilkaa ettiği kelimesi ve on (un tarafın ) dan ( nefh olmuş ) bir ruh olduğuna, cennet ve cehennemin hak (sabit ) olduğuna şahitlik ederim>> derse, Allah onu, sekiz cennet kapılarından hangisinden dilerse cennete koyar.>> ( Müslim, c. 1, s. 42 )





    Açıklama :
    Hadis-i şerifte Hz. İsa'ya Hıristiyanların izafe ettikleri beşer üstü sıfatlarla değil, Allah'ın kulu ve Peygamberi olarak inanmak gerektiğine işaret vardır. Hz. Meyrem'den doğması itibariyle, o bir beşerdir. Fakat, Allah'ın peygamberidir.




    Manası :
    14- << Bir şey, bir kimse için takdir edilmeyegörsün, o ille (vukua gelmiş) olur.>> (İbni Mace, c.1, s. 35)






  7. #7
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320
    Manası :
    15- << Bir kul (başlıca ) şu dört şey'e inanmadıkça (hakkıyle ) iman etmiş olmaz. Allah'tan başka hiçbir ilah bulunmadığına ve benim de hak( bir din ) ile gönderdiği Resulü olduğuma şahitlik etmek, ölüme ve ölümden sonra tekrar dirilmeye inanmak ve kadere iman etmektir>> (Tuhfet'ül-ahvezi, c.6, s. 357).


    16- << Bir kul kadere; hayır ve şerri ile (Allah'ın dilemesiyle olduğuna )
    iman etmedikçe ; kendisine isabet eden şey'in ondan şaşmıyacağını ve onu şaşıran şey'i de ona isabet etmiyeceğini bilmedikçe (hakkıyle ) iman etmiş olamaz>> (Tuhfet'ül-ahvezi, c. 6, s.356).





    17- << Nefsim (kudret ) elinde olan (Allah) a andolsun ki, biriniz ben kendisine babasından ve çoçuğundan daha sevimli olasıya kadar (kamil ) bir mü'min olamaz>> (Buhari, c. 1, s. 9).





    Açıklama :
    Kişi, vicdan aynasının karşısına geçip irfan gözlüğü ile kalb ka'besinin içindeki iman sultanını temaşa etmelidir. Şayet o, Resul-i Ekrem'in mahabbbet tacı ile bezenmiş ise, iman kemal dercesinde demektir. Eğer bu sevgi, beşeri sevgilerin üstünde yer almamış ise, o kimse imanda kemal derecesine ulaşmış değildir.

  8. #8
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320
    18- << Biriniz, ben kendisine babasından, oğlundan ve insanların tamamından daha sevimli olasıya kadar (kemaliyle) iman etmiş olamaz>> (Buhari, c. 1, s. 9 ).




    Açıklama :
    Kamil bir imana sahip olabilmenin yolu, Peygamber efendimizi çok sevmektir. Kişi onu sevdikçe imanı kemale ulaşır. İmanda olgunlaştıkça Resulüllah'ı daha fazla sever. Ne güzel ifade etmiş :
    Sevdim seni ben, sevmeye layık diye sevdim,
    Bir benzeri yok herkese fayık diye sevdim.




    19-<< Üç (şey ) kimde (toplanmış )olursa o, (kalbinde) imanın tadını bulur : Allah ve Resulü ona başkalarında daha sevimli olmak ; bir kimseyi sevecek olursa ancak Allah için sevmek ve küfre dönmeyi, ateşe atılacakmışcasına hoşlanmamakdır>> (Buhari, c.1, s. 9 ).




    Açıklama :
    İmanın tadını kalbde hissedebilmek için, hadis-i şerifte sayılan şeylerin hepsini şahsımızda toplamak gerekir. Bunlardan biri eksik olursa, va'd edilen kalbi hazzı tam manası ile tadamaz. Bu zevka ulaşan iman, gaybi ve şühudi merhalelerini aşmış ve iman-ı zevki derecesine ulaşmıştır.





    20- << İmanın alamet (lerinden bir)i Ensar'ı sevmek; nifakın alameti de Ensar'a düşman olmaktır>> (Buhari, c.1, s. 10).





    Açıklama :
    Resul-i Ekrem'in Medine'li ashabına <<Ensar>> adı verilmektedir. İslam'a yaptıklar hizmetleri ve Efendimiz'e olan bağlılıkları sebebiyle, onlara gösterilecek sevgi, imanın kemalindendir. Mü'min olan onları sever; onlara münafıktan başkası buğz edemez.

  9. #9
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320
    21- Ehl-i cennet, cennete; ehl-i nar da nar (-ı cehennem)e girer. Sonra yüce Allah : << Kalbinde hardal tanesi ağırlığında imandan (eser) bulunanı cehennemden çıkarınız>> buyurur. Simsiyah kararmış bir halde oradan çıkarılırlar. Peşinden haya (veya hayat) nehri içine bırakılırlar. Sel yolaklarında yaban ot tohumlarının geliştiği gibi, gelişip eski heline gelirler. Sen görmezmisin, yabani ot tohumları sapsarı boy ve filiz vererek çıkar (lar)?>> (Buhari, c. 1, s. 11).





    Açıklama :
    Hadis-i şerif, iman insanı kurtarıp felaha erdirmekde ne büyük bir tesiri olduğunu açıkça koymaktadır. Hardal tohumu kadar küçük bir iman, sahibi cehennemde bırakmaz. Kamil bir iman da sahibini cehenneme girmeye bırakmaz.




    22- << Bana cehennem gösterildi. Ne göreyim! Ora halkının pek çoğu kadınlardı. İnkar etmişlerdi. (Ashap tarafından) :
    << Allah'ı mı inkar etmişler?>> diye soruldu. Resul-i Ekrem :
    << Onlar, kocalrı (nın iyilikleri ) ne ikramına karşı küfran (-ı ni'met)ederler. Sen onlardan birine dünya (durmuş) oldukça iyilik yapsan sonra senden (hoşlanmadığı küçük ) bir şey görse << Ben senden hiçbir hayır görmedim >> der (çıkar) >> (Buhari, c.1, s. 13 ).,

  10. #10
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320
    23- << Münafıkın alameti üçtür : Bir şey haber verdiğinde yalan söyler, va'd ettiği zaman cayar ve (kendisine bir şey ) emanet olunduğu zamn hıyanette bulunur (Müslim, c. 1, s. 56 ).
    İnsanın iki cebhesi vardır : Dış ve iç... Dşı, iş ile; içi ise inançla alakalıdır' . Kişi bu cebhelriyle bir taraftan Cenab-ı Hakka'a yönelir, inancını sağlam kılar ve işini de onun rızası için yaparsa imanda kamil bir dereceye ulaşır. İşinde de katkısız bir müslüman olur.
    Şayet, işinde haktan inhiraf eder; hallka gösteriş için faaliyet gösterir ise riyaya bulanmış ve mürai damgasını yemiş olur. Eğer inançta iki yüzlülük yaparsa, özünde kapkara küfür gizlediği halde dış yüzüyle inanmış gibi davranırsa, işi nifak, kendisi de münafık adını alır.
    Münafıkın alametleri arasında ağırlık noktasını yalan teşkil etmektedir. Zira va'dinde durmamak da bir çeşit yalacılıktır.




    24- << Dört (kötü davranış) vardır. Kimde bu şeyler (bulunacak ) olursa halis münafık olur. Kimde de bunlardan bir (huy) bulunursa, terk edesiye kadar, nifaktan bir şey onda bulunmuş olur: (Bir şey) emanet bırakılırsa hıyanet eder, haber verdiğinde yalan söyler, sözleşme yaptığında mağdur eder ve mürafaa olduğunda haktan ayrılır>> (Buhari, c. 1, s. 14).






    25- << Cündüb b. Abdillah (r.a. ) den şöyle dediği rivayet olunmuştur : Biz, yetişkin güçlü delikanlılar olarak Resulüllah ile beraberdik. Kur'an (okumay) ı öğrenmezden önce imanı (n esaslarını ) öğrendik. Daha sonra Kur'an öğrendik de onun ile imanca (bilgimizi ) artırdık >> İbn-i Macc, c. 1, s. 23 ).







    Açıklama :
    İman, vücuda nisbetle kök ; binaya kıyasla temel gibidir. Bu itibarla İslam'ın temeli bulunan iman mes'elelerini ve bunların şartlarını ilk defa öğrenmek daha sonra vazifeleri bilmek gerekir. Ashab-ı Kiram Allah'ın Resulü'nden böyle görmüş ve bizlere de bu şekilde intikal ettirmiş bulunmaktadır.

  11. #11
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320






    26- Temim-i Darı (r.a.), Peygamber (s.a.v.) in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir.
    << Din nasihat (hayırhahlık) dır>>. Biz .
    << Kim için o (nasihat)?>> diye sorduk. Resul-i Ekrem :
    << Allah için, kitabı için, Resulü için, Müslümanların önderi ve umumu için>> buyurdu. (Müslim, c. 1, s. 53).




    Açıklama :
    Din, Allah'ın koyduğu ilahi bir kanundur ki akıl sahiblerini, kendi irade ve istekleriyle, sonu hayrolan şeye sevk eder. Dinin emrettiği vazifeler ise her hususta hayırhah olmaktır. Herkesten önce Allah'ın rızası, onun kitabı ve Peygamberi için; daha sonra derece derece diğer insanlar için hayırhah olmaktır.





    27- << İslam (dini), beş şey üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka hiçbir Tanrı bulnmadığına, Muhammed (s.a.v.9 in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekatı vermek, hac etmek ve Ramazan orucunu tutmaktır>> (buh., c. 1/8 ).




    Açıklama :
    Şehadet kelimesinin ifadeettiği mana, İslam'ın temeli; namaz, oruç, zekat, hac, yapısı; ahlaki vazifeler ise bu binanın çatısıdır. Temel olmadıkça ne duvar yapılabilir ne de çatı kurulur. Bu sebeble her şeyden önce bu temelin kurulması ve korunması gerekmektedir.





    28- << Şayet (mahiyetini kavrayamadığın için) hoşlanmamış olsan bile İslam ol >> (Feyz'ül- kadir, c.1, s. 508).





    Açıklama :
    Bir kimse Resul-i Ekrem (s.a.v.) Efendimize gelmiş ve << Ben kendimi İslam'ı hoşlanmaz bir halde buluyorum>> demişti. Bu ifade üzerine efendimiz, mealini ifade ettiğimiz hadis-i şerifi irad buyurdular.

  12. #12
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320






    29- << Yol ( lar) ın (dikilmiş işaretleri (bulunduğu) gibi, İslam'ın da (ilahi) işaret (leri) i vardır>> (Feyz'ül-kadir c.2, s. 496).





    Açıklama :
    Umumi yolların kenarlarına dikilimiş bir takım trafik işaretleri vardır. Yoldaki dönemeçleri köprüleri, arızaları ve kavşakları göstermektedir. Bu yoldan yürüyen kimse, bu işaretlerin ifade ettiği manaları dikkate alarak arabasını kullanırsa tehlikeye düşmez. Cenab-ı Hak da İslam caddesinin kenarına, semavi işaretler dikmiş ve ayak kayacak noktaları göstermiştir. Akl-i selim sahibi her mü'min, bu işaretlere dikkat ederek bir çok vartalardan kurtulur.






    30- << Şüphesiz, Allah'ın kulları üzerindeki hakkı, Allah'a kulluk yapmaları ve hiçbir şey'i ona ortak tutmamalarıdır. Aziz ve Celil olan Allah üzerinde kulların hakkı ise, hiçbir şey'i zat'ı ilahisine şirk koşmayan kimseyi azaba uğratmamasıdır. (Hadis-in ravisi) Muaz b. Cebel diyor ki :
    << Ey Allah'ın Resulü, (bunu) halka müjdeleyebilir miyim?>> dedim. Resul-i Ekrem :
    << Bu müjdeyi onlara iletme. Zira güven (ip tembelleş) irler>> buyurdu>>. (Müslim, c. 1, s. 43).





    Açıklama :
    Allah Teala'nın her kul üzerindeki hakkı, Zat'i ilahisinin tek olduğuna ve ondan başka hiçbir ilah bulunmadığına inanmaktır. Her kulun ilk vazifesi budur. bu temel, şirk ile yıkılacak olursa imanın diğer esasları da heder olur.






    31- Bir arabi , Resulüllah (s.a.v.) e gelerek şöyle dedi: << Ey Allah'ın Resulü, işlediğim vakıt cennete girebileceğim bir işe bana önderlik ediniz>>.
    Resul-i Ekrem :
    << Allah Teala'ya (imanve) ibadet eder, hiçbir şeyi ona ortak tutmazsın. . (Farz olarak) yazılmış namaz (lar) ı dosdğru kılar, farz olan zekatı verirsin ve Ramazan (ayın) da oruc tutarsın>> buyurdu. Arabi :
    << Nefsim (kudret) elinde bulunan (Allah) a andolsun ki, bunun üzerine asla hiçbir şey'i eklemiyeceğim, ondan bir şey'i de eksiltmeyeceğim dedi. O dönüp yürüdüğünde Peygamber (s.a.v.) :
    << Cennet ehlinde bir adama bakmak, kimi sevindirirse şu şahsa baksın buyurdu. (Müslim, c. 1, s. 33)

  13. #13
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320






    32- Muaz b. Cebel (r. a.) rivayet etmiştir: Resulüllah (s.a.v.) beni, (Yemen'e vali olarak ) gönderdiği sırada şöyle buyurdu :
    << Sen ehl-i kitabtan bulunan bir topluluğa (amir olarak ) gidiyorsun. Onları (önce) Allah'tan başka hiçbir Tanrı bulunmadığına, benim de Resulüllah olduğuma şehadet getirmeye çağır. Şayet onlar bu hususta sana itaat gösterirler ise, her gündüz ve gecede, Allah'ın onlar üzerine beş vakit namazı farz kıldığını kendilerine bildirirsin. Eğer bunda da sana itaatkar davranırlarsa onlara, zenginlerinden alınıp fakirlerine verilecek sadakayı ( zekatı ) Allah Teala'nın farz kıldığını kendilerine bildiriver. Şayet onlar, bu hususta da sana itaat ederlerse onların mallarının değerlerini almakdan çekinmelisin. Zulme uğratılmış kimsenin inlemesinden sakın. Muhakak ki onun (düası ) ile Allah arasında bir perde yoktur>> (Müslim, c.1, s. 37).







    Açıklama :
    Hadis-i şerifte gayr-i müslimlere İslam'ın esaslarını tebliğ etmekde takip edilecek usul ve sıra açıklanmış bulunmaktadır. Bu usül, tebliğ ve irşadta her mü'min için bir düstur olmalıdır.






    33- << Allah'tan başka hiçbir Tanrı bulunmadığına, Muhammed (s.a.v.) in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet getiresiye ve namazlarını dosdoğru kılıp zekatlarını veresiye kadar insanlar ile savaşmakla emrolundum. Onlar bunu yaptıkları vakit benden kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Ancak İslam'ın hakkı sebebiyle olan (huküm bundan) müstesna. Hesapları Allah'ın üzerinedir>> (Buhari, c. 1, s. 11).




    Açıklama :
    Bir insan, kelime-i şehadet getirmekle iman etmiş; namazını kılıp zekatını verdiği zaman, inancını fi'len isbatlamış olur. Bunu yapmadığı takdirde, İslam'ı karşısında bulur.







    34- Resulüllah (s.a.v.) e << Hangi iş faziletce daha üstündür?>> diye sorulmuşdu. Efendimiz :
    <<Allah'a ve Resulü'ne imandır>> buyurdu. Ashab tarafından :
    << Sonra hangisidir?>> denildi. Fahr-i kainat :
    << Allah yolunda cihadtır>> cevabını verdi. Ashab :
    << Daha sonra hangisidir?>> Peygamberimiz :
    << Hacc-ı mebrurdur>> buyurdu. (Buhari, c. 1, s. 12;Müslim, c. 1, s. 62)





    Açıklama :
    Amel, imandan cüz değildir. Fakat, imanın kemale ulaşması, dini faaliyetlerle mümkin olabilir. Zira iman ile amel arasında sıkı bir bağlantı vardır.

  14. #14
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320




    35- Cabir (r.a.) İn şöyle dediği rivayet edilmiştir : Nu'man b. Kavkal Peygamber (s.a.v.) e gelerek :
    << Ey Allah'ın Resulü, ne görüştesiniz? (Farz olarak) yazılmış namaz (lar) ı kıldığım ; harama haram, halala halal (olarak itikaad) ettiğim zaman cennete girebilecekmiyim? >> dedi. Efendimiz :
    << Evet (girersin)>> buyurdu. (mülim, c. 1 s. 34).





    Açıklama :
    Cennete girebilmek için imanını korumaya ihtiyaç vardır. İmanın muhafazası için dinimizin halal ve haram olarak bildirdiği şeyleri aynen kabul edp aksi bir iddiada bulunmamak gerekir. Harama halal demek ne kadar tehlikeli ise halal'a haram hükmünü veremek de ayni derecede vahimdir.





    36- Bir adam Resulüllah (s.a.v.) e << İslamın hangi (vazife) si hayırlıdır? diye sormuşdu. Resulüllah :
    <<Yemek yedirmen, bildğin ve tanıdığın (her) şahsa selam veremendir>> buyurdu. (Buhari, c. 1, s. 13; Müslim, c. 1, s. 47).






    Açıklama :
    İslam dini, ictimai bünyeyi korumaya büyük bir ehemmiyet vermiştir. Bu bünyenin ayakta durması için, ferdler arasında bağlılık ve sevginin devamını emretmiş bulunmaktadır. Müsafire, yoksula ve yetime yemek yedirmek; halka selam vererek tanışma ve konuşmaya zemin hazırlamak ; bünyeyi teşkil eden ferdleri birbirine kenetlemiş olur.






    37- İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe (hakkıyle ) inanmış olamazsınız. İşlediğiniz vakit, sevişeceğiniz bir şey'e size öncülük edeyim mi? Aranızda selamlaşmayı yayınız>> (Müslim, c. 1, s. 53).





    Açıklama :
    Selamlaşmak, tanışıp sevişmenin ahiret saadetinin amilidir. Bu itibarla İslami usulde selamlaşan mü'minler, saadet meyvesini dermiş ve Cennete girmiş olur. Selam ver ki sev, sevil. Selametle cennete gir...







  15. #15
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320





    38- << Müslüman, elinden ve dilinden müslümanların selamatte olduğu kimsedir. (Hakiki) muhacir, Allah'ın yasakladığı şey (ler)i terk edendir>> (buhari, c. 1, s. 9).



    Açıklama :
    Müslim, bu hadis-i şerifi Hz. Cabir'den naklen rivayet etmişdir. Müslim'in rivayetinde, << Muhacir ilh>> ifadesi yoktur.
    Eli, eza ; dili, cefa vermeye devam eden kimsenin ve Allah Teala'nın yasakladığı şeyleri terk etmeyenin islam nazarında bir değeri ve hayrı yoktur.



    39- <<İslam üstündür.(Hiçbir şey) ona üstün olamaz>> Feyz'ül-kadir. c. 3, s. 179).





    40- << Biriniz islam (i vazifeler) ini güzel yaparsa işlediği her güzel ve hayırlı) iş kendisi lehine, on mislinden yediyüz katına kadar (sevap) yazılır. İşlediği her kötülük de misli kadar yazılır>> (Buhari, c. 1, s. 16).




    Açıklama :
    Yapılan işlerin sevabının yüksek olması, şartlarına uygun ve güzel olarak yapılmasına ve bir de kalbdeki niyetin temiz oluşuna bağlıdır. Kalb Allah aşkı ile kaynarsa, artık içinde yabancı bir madde barınamaz. Aşkın hararet derecesine göre, sevabın miktarı da yükselir. Hataların işlendiği miktarda yazılması, Cenab'ı Hakk'ın kulunu himayesinden doğmaktadır.





  16. #16
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320





    İKİNCİ KIRK HADİS
    TEMİZLİK


    TEMİZLİKLE İLGİLİ AYET'İ KERİMELER


    << Allah hem tevbe edenleri, hem de çok temizlenenleri sever>> Nisa 103.




    << Ey iman edenler. namaza kalkacağınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayıp ve başlarınıza meshedip, her iki topuğa kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp olduysanız, boy abdesti alın>> Bakara 43.



    << Elbiselerini (bundan sonra da) temizle (mekte devam et)>> 238.





    TEMİZLİK HAKKINDA KIRK HADİS







    1- Temizlik, iman (ehline lazım olan işler) in yarısıdır. << Elhamdülillah> (demek) terazi ( nin hayır kefesi )ni doldurur. << Sübhanellahi velhamdülillahi>> (demek ) yer ve gökleri doldurur veya göklerle yerin arasını doldurur. Namaz, nurdur. Sadaka, (sahibinin lehine) bir bürhandır. Sabır, ( hakkı görmeye yarayan ) bir ışıktır. Kur'an lehine veya aleyhine bir huccetdir. Her insan, nefsinin satıcısı olarak sabahlar da ya onu azad eder veya helak eder. (müslim, c. 1, s. 140 )




    Açıklama :
    Yüce islam dini, temizliğe büyük bir ehemmiyet vermiştir. Gerek dini vazifelerle ilgili gerekse hususi hayatımızla alakalı işlerde temizliği emretmiş içten dışa doğru gelişen ve genişleyen bir temizlik ölçüsü vaz etmiştir. Abdest olmadıkça namaz kılmanın, Kur'an okumanın ve Ka'beyi tavaf etmenin caiz olmayışı ;, her türlü dini vecibede temizliğin ehemmiyetini aksettirmektedir.
    Müslümanın gönlü, ruhu, fikri manen temiz ; evi, yolu, meydanları, üstü başı maddeten temiz olacaktır.
    Temizlik, sadece ibadetle ilgili bir vazife olmayıp, sıhhi, ictimai ve ahlaki noktalardan temizliğe dikkat etmek mecburiyeti vardır. Temizliği ihmal eden bir kimsenin islami vazifeleri ikmal etmesi mümkin değildir. Temizlik, hacimde şekil gibi, islamiyetin her safhasında göze çarpmaktadır. Temizliği islam'dan ayrı olarak düşünmek bile kaabil değildir.
    Müslüman, cemiyet içerisinde, temizliği ile herkese örnek ve önder olmalı ; ciltteki ben gibi, bulunduğu topluluğa değer ve şeref bahşetmelidir.



    2- << Allah, (noksan sıfatlardan) arınmıştır, arınmış ve pak olanı sever. Kerem sahibidir, iyilik (eden) i sever. Sahi'dir, cömerdliği sever. Evlerinizin etrafını temizleyiniz, (kirli tutup da ) yehudilere benzemeyiniz>> (Feyz'ül- kadirc. 2, s. 239)


    Açıklama :
    Bu hadis-i şerif, mü'minin dışa dönük hasletlerini dile getirmektedir. Maddi ve manevi kirlerden arınmış olan kimseyi Allahın seveceğini ifade eden efendimiz, yehudilere benzememek için kir ve pastan uzak bulunmanın zaruriyetine işaret etmektedir.





  17. #17
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320



    3- Alanlarınızı temiz tutunuz. Zira alanların en kokmuşu yehudilerin sahalrıdır. (Feyz'ül- kadir,c. 4, s. 284).





    4- Kapları yıkamak ve evlerin etrafını temiz tutmak zenginlik (imkanı)verir. (Feyz'ül- kadir c. 4, s. 402 ).




    Açıklama :
    Kap, kacak ve meydanların pis tutulması mikropların üremesine ve hastalıkların artmasına sebep olur. Bu gibi yerlerin temiz tutulması ise servetin elde kalmasına hizmet ettiği gibi, sihhatli bir vücudla çok çalışma imkanı doğacağından kazancı artmış olur.




    5- << Kim, elinde et ve balık kokusu olduğu halde geceler de kendisine (zararlı ) bir şey dokunursa nefsinden başkasını ayıplamasın>> (Feyz'ül- kadir, c. 6, s. 92)




    Açıklama :
    Et ve balık bulaşığının bulunduğu yerler, mikropların daha kolay üremesine zemin hazırlar. Bu itibarla, yemekten sonra mutlaka eller yıkanmalıdır. Elin yağlı oluşu, insan sağlığı bakımından, zarara yol açar.







  18. #18
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320








    6- << Biriniz uykudan kalktığı vakit, üç defa yıkamdıkça, elini kabın içine daldırmasın. Çünkü elinin nerede gecelediğini bilemez>> ( Müslim, c. 1, s. 160).







    7- İbni Abbas (r. a. ) dan rivayet edilmiştir : Peygamber (s.a.v.) bir defasında süt içmişdi. Su isteyip ağzını çalkaladı, daha sonra : << Hakıykat onun (sütün ) yağı vardır>> buyurdu>> (Ebu Davud, c. 1, s. 50).





    Açıklama :
    İçinde yağ bulunduğu için, süt içtikten sonra ağzı çalkalamak yerinde bir hareket olur. Bu hadis-i şerif, Efendimizin temizliğe riayetinin derecesini açıkca ortaya koymaktadır.




    8- << On (şey) fıtrat (islama uygun bulunan davranışlar) dandır:
    Bıyığın kısaltılması, sakalın uzatılması, misvak (kullanılması), buruna su çekilmesi, tırnakların (kesilip) kısaltılması, parmak boğumlarının yıkanması, koltuk altı (kılları) nın temizlenmesi, kasığın tıraş edilmesi ve büyük abdest mahalinin yıkanması,
    Hadisin ravilerinden bulunan Zekeriyya dedi ki: Mus'ab bana << Onuncuyu unutmuşum. Ağıza su verlimesi olabilir>> dedi. (Müslim c. 1, s. 153).





    Açıklama :
    Hadis-i Şerifte anılan şeyler, insanın yaratılışı ile birlikde riayet edilegelen ve her peygamberin sünneti olarak bilinen temizlik kaideleridir.
    Bunlar, ayni zamanda medeni bir insan olmanın da gereğidir.






  19. #19
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320





    9- << (Allaha) ortak tutanlara aykırı hareket edin. Bıyıkları (n ızı) kısaltın. sakalları (nızı ise ) uzatın>> (Müslm, c. 1, s. 153).





    10- Ebu Hüreyre (r.a.) den Resülüllah (s.a.v.) in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir :
    << Çok la'net (ettiri)ci iki şeyden sakının>>. Ashab :
    << Ey Allahın Resulü, o iki la'netci şey nedir?>> dediler. Resul-i Ekrem :
    << İnsanların yoluna ve gölgeliğine helaya oturmaktır>> buyurdu (Müslim, c. 1/ 156).




    11- << Resulüllah (s.a.v.), mescidlerin kapıları (yakını) na işemekten nahyetdi>> (et-Tergib ve't Tergib c. 1, s. 136).




    Açıklama :
    Cami ve mescidler, ibadethane olması bakımından, saygı gösterilmesi gereken bir yer ve halkın uğrağı bulunan bir mahaldir. Bu itibarla ma'bedlerin etrafını bu gibi kirli ve kirletici şeylerden uzak tututlmalıdır. Müslüman ve olgun bir insan olmanın gereği buraları temiz tutmaktır.




  20. #20
    M i l i h Salih EREN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Mon Dec 2006
    Konum
    Fıstık Diyarı
    İletiler
    320






    12- << Relüllah (s.a.v.) yerdeki oyuk (ve hayvanlara mahsus yuvalara işemeyi yasakladı >> et- Terğib ve'' Tehib, c. 1, s. 137).



    Açıklama :
    Bir mü'min, insanlara zarar verecek hareketlerden kaçındığı gibi, hayvanları incitecek davranışlardan da uzak bulunmalıdır. Yerdeki oyuklar, karınca ve benzeri hayvanların barınaklarıdır. Onları bilerek rencide etmek islam edebine aykırıdır.





    13- << Kabir azabının çoğu idrardan (sakınmamakdan) dır>> (et- Tergib c.1, s. 139).



    Açıklama :
    Küçük abdest bozarken, idrarın üstüne sıçramamasına ; daha sonra, istibrada kurulanma sırasında çok dikkat göstermelidir. Beden ve elbisenin idrarla kirlenmiş olması, ibadetin de makbul olmamasına yol açar. Böyle bir netice ise kişinin ahiret hayatında sorumlu olmasına ve azaba uğramasına sebeb olur.






    14- << Biriniz, sonunda yıkan (mak için kullan) acağı durgun suya sakın işemesin>> (Tuhfetül- Ahvezi, c. 1, s. 222) Ebu Davud, c. 1, s. 18 ).




    15- Abdullah b. Mğaffel'den rivayet olunmuştur : peygamber (s.a.v.) kişiyi boy abdesti aldığı yere işemekten nehyetdi. ve şöyle devam etti: << Vesvesenin çoğu bundan doğmaktadır>> (et-tergib ve't- Terhib c.1 s.137).





    16<< İdrardan sakının. Çünkü bu, kulun kabirde ilk sorguya çekileceği şeydir>> (Feyz'ül- kadir c.1 s. 130).








9 / 1 12345678 ... SonSon

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •