+ Konuyu Yanıtla
6 / 6 İlkİlk 123456
120 sonuçtan 101 --- 120 arası gösteriliyor

Konu: Allah’tan BaŞka Batil İlahlar! «ÜÇler, Yedİler, Kutup Ve Gavslar»

  1. #101
    Merhum Taner PINAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Makedonya
    Yaş
    44
    İletiler
    1,637
    Blogdaki Konular
    6
    İngilizden haber alıp müslümanları karalayan, tüm alemi gavs denen bir sapığın idare ettiğine inanan müşrik kafalılara veyl olsun.

    Tasavvuf camiasını genellemeden söylüyorum ki siz hakkatten sapık bir zümresiniz..

    şirk koşmadan iman edemezsiniz..

    söyleyin o gavsınıza bie tarafı yiyorsa yazdıklarımı engellesin.. Allah müşriklere yardım etmez..
    Allah indinde Din İSLAM dır.Kendine başka din ve başka peygamber arayanlara veyl olsun..

  2. #102
    Alıntı Taner PINAR tafarından gönderildi Mesajı Göster
    İngilizden haber alıp müslümanları karalayan, tüm alemi gavs denen bir sapığın idare ettiğine inanan müşrik kafalılara veyl olsun.

    Tasavvuf camiasını genellemeden söylüyorum ki siz hakkatten sapık bir zümresiniz..

    şirk koşmadan iman edemezsiniz..

    söyleyin o gavsınıza bie tarafı yiyorsa yazdıklarımı engellesin.. Allah müşriklere yardım etmez..
    İngilizlerin itirafı tarihi olaylada örtüşmüyor mu? Osmanlı arşivlerindede bu bilgiler teyit edilmiş doğruluğu kanıtlanmıştır.Siz kafirlerin her itirafının yanlışmı olduğunu haber veriyorsunuz? ne kadar saçma.. o kadar kafir hatta kafirlerin başı Ebu Cehil bile Resulullah'ı s.a.v için ''O Allah'ın Resulüdür. O doğru söylüyor ama söyledikleri bizim nefsimize işimize gelmez'' dememişmidir. Bu itiraf doğru değilmidir?.O kadar gavur kafir aktivist dinimiz hakkında çok harikulede itiraflarda bulunmuşlardır.Siz bunların hepsinin yanlışmı olduğunu söylersiniz bu sadece kabullenmemezlik tavırlarıdır.

    ehl-i sünnetin dışına çıkmış ve biz tasavvufi tarikatız diyenleri elbette kabul etmiyor kendileri için hidayet diliyoruz. ama hakikat manasında ehli sünnet dairesinde tasavvufu şeriat nizamında yaşayanlara dil uzatan akılsızlara ise cevabımız herzaman vardır.

    abdulvehhabın hampher ile olan ilişkisini reddetmek sadece tarihi inkar etmek ve batıl görüşünüzü meşrulaştırma çabasına delalet ettirir.siz ehli küfürün vesvesesi ile çıkmış bir fırkayı ne hakla ne akılla savunursunuz ?

    Sizler Resulüllah s.a.v efendimize dahi ''seyyid'' lafzını küfür sayarsınız ve ''seyyid sadece Allah'dır'' dersiniz.

    Halbuki ayet-i celilede:
    فَنَادَتْهُ الْمَلآئِكَةُ وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي فِي الْمِحْرَابِ أَنَّ اللّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَى مُصَدِّقًا بِكَلِمَةٍ مِّنَ اللّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ الصَّالِحِينَ

    Fe nâdethul melâiketu ve huve kâimun yusallî fîl mihrâbi, ennallâhe yubeşşiruke bi yahyâ musaddikan bi kelimetin minallâhi ve seyyiden ve hasûran ve nebiyyen mines sâlihîn(sâlihîne).

    Bunun üzerine, o (Zekeriyya A.S) mihrabda kaim olarak namaz kılarken, melekler, "Allah'ın, onu, "Allah'tan bir kelimeyi (Hazreti İsa'yı) tasdik edici olarak, seyyid, nefsine hakim, ve Nebî olan, salihlerden "Yahya" ile müjdelediğini" nidâ ettiler (bildirdiler).

    ÂLİ İMRÂN Suresi, Ayet - 39

    Yahya a.s'mı bile seyyid olarak bildiren Allah c.c. nasıl olurda Resulüllah s.a.v efendimize seyyid denilmesini men eder ? Yoksa size göre Kur'an'damı yanıldı.(HAŞA).

    Daha nice abuk subuk din adına tevhid adına bu işleri düzelticez niyetiyle ne kadar yanlışlar içine düşülmüş ki bu müşkil durumlardan her müslümanın temizlenmesi imanlarını tazelemeleri gerekir. Resulüllah'a tanzim etmek ve salatu selam etmekten nehyetmek kadar büyük bir gaflet yoktur. ''Allah yolunda ölenlere ölü demeyin'' diye Allah bildiriyorda kim Resulüllah'a öldü gitti bitti o postacıydı işi bitti O'ndan artık hayır yok diyebilmek ne büyük cehalet ve küfre meyildir. Bu ne akılsızlıktır ki Resulüllah'ın manen yaşadığını inkar etmek cehaletin boyutunu ortaya koymaktadır. Resulüllahı Hayberin yahudi liderinin kızı kuzu etine zehir koydurarak zehirletmiştir Peygamberimizi, gerçi o kuzu dile geldide ''beni yemeyiniz etim zehirlidir'' dedi ama azcık bir suyu tesir ettide zamanla Efendimizi tahrip edip şehit olmasına vesile olundu. Bu kafirin elinden öldürülmek şehitlik değilmidir. ALLAH ise şehitlere ölü demeyin onlar diridirler demiyor mu? Kaldı ki şehitlerden daha da üstün olan insanlar Peygamberler değilmidir ve Peygamberlerin serveri büyüğü insanların en üstünü Resulüllah nasıl olurda öldü bitti artık işe yaramaz ondan artık birşey beklemeyin demek neyin nesidir hem siz gerçi şefaatide inkar edenlersiniz öyleyse ahirette Resulüllahın yüzüne nasıl bakacaksınız yok yok asla bakamayacaksınız çünkü bu sapık zumrelerin müridleri kesinlikle Allah'ın dostlarına harp açtıkları için o vaad edilen gün gelip çatında Allah'ın söz verdiği azap ile başbaşa kalacaklarda bu inkar ve küfürlerinden pişman olacaklar. Allah anlamayı ve ölmeden önce anlamayı son nefesde imanla gitmeyi nasip eylesin.
    Ne diyim ki akıl çekmezse yapacak birşey yok.
    zafer inananlarındır ve zafer yakındır

  3. #103
    Alıntı Hatice AKGÜN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    İngilizlerin itirafı tarihi olaylada örtüşmüyor mu? Osmanlı arşivlerindede bu bilgiler teyit edilmiş doğruluğu kanıtlanmıştır.Siz kafirlerin her itirafının yanlışmı olduğunu haber veriyorsunuz? ne kadar saçma.. o kadar kafir hatta kafirlerin başı Ebu Cehil bile Resulullah'ı s.a.v için ''O Allah'ın Resulüdür. O doğru söylüyor ama söyledikleri bizim nefsimize işimize gelmez'' dememişmidir. Bu itiraf doğru değilmidir?.O kadar gavur kafir aktivist dinimiz hakkında çok harikulede itiraflarda bulunmuşlardır.Siz bunların hepsinin yanlışmı olduğunu söylersiniz bu sadece kabullenmemezlik tavırlarıdır.

    ehl-i sünnetin dışına çıkmış ve biz tasavvufi tarikatız diyenleri elbette kabul etmiyor kendileri için hidayet diliyoruz. ama hakikat manasında ehli sünnet dairesinde tasavvufu şeriat nizamında yaşayanlara dil uzatan akılsızlara ise cevabımız herzaman vardır.

    abdulvehhabın hampher ile olan ilişkisini reddetmek sadece tarihi inkar etmek ve batıl görüşünüzü meşrulaştırma çabasına delalet ettirir.siz ehli küfürün vesvesesi ile çıkmış bir fırkayı ne hakla ne akılla savunursunuz ?

    Sizler Resulüllah s.a.v efendimize dahi ''seyyid'' lafzını küfür sayarsınız ve ''seyyid sadece Allah'dır'' dersiniz.

    Halbuki ayet-i celilede:
    فَنَادَتْهُ الْمَلآئِكَةُ وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي فِي الْمِحْرَابِ أَنَّ اللّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَى مُصَدِّقًا بِكَلِمَةٍ مِّنَ اللّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ الصَّالِحِينَ

    Fe nâdethul melâiketu ve huve kâimun yusallî fîl mihrâbi, ennallâhe yubeşşiruke bi yahyâ musaddikan bi kelimetin minallâhi ve seyyiden ve hasûran ve nebiyyen mines sâlihîn(sâlihîne).

    Bunun üzerine, o (Zekeriyya A.S) mihrabda kaim olarak namaz kılarken, melekler, "Allah'ın, onu, "Allah'tan bir kelimeyi (Hazreti İsa'yı) tasdik edici olarak, seyyid, nefsine hakim, ve Nebî olan, salihlerden "Yahya" ile müjdelediğini" nidâ ettiler (bildirdiler).

    ÂLİ İMRÂN Suresi, Ayet - 39

    Yahya a.s'mı bile seyyid olarak bildiren Allah c.c. nasıl olurda Resulüllah s.a.v efendimize seyyid denilmesini men eder ? Yoksa size göre Kur'an'damı yanıldı.(HAŞA).

    Daha nice abuk subuk din adına tevhid adına bu işleri düzelticez niyetiyle ne kadar yanlışlar içine düşülmüş ki bu müşkil durumlardan her müslümanın temizlenmesi imanlarını tazelemeleri gerekir. Resulüllah'a tanzim etmek ve salatu selam etmekten nehyetmek kadar büyük bir gaflet yoktur. ''Allah yolunda ölenlere ölü demeyin'' diye Allah bildiriyorda kim Resulüllah'a öldü gitti bitti o postacıydı işi bitti O'ndan artık hayır yok diyebilmek ne büyük cehalet ve küfre meyildir. Bu ne akılsızlıktır ki Resulüllah'ın manen yaşadığını inkar etmek cehaletin boyutunu ortaya koymaktadır. Resulüllahı Hayberin yahudi liderinin kızı kuzu etine zehir koydurarak zehirletmiştir Peygamberimizi, gerçi o kuzu dile geldide ''beni yemeyiniz etim zehirlidir'' dedi ama azcık bir suyu tesir ettide zamanla Efendimizi tahrip edip şehit olmasına vesile olundu. Bu kafirin elinden öldürülmek şehitlik değilmidir. ALLAH ise şehitlere ölü demeyin onlar diridirler demiyor mu? Kaldı ki şehitlerden daha da üstün olan insanlar Peygamberler değilmidir ve Peygamberlerin serveri büyüğü insanların en üstünü Resulüllah nasıl olurda öldü bitti artık işe yaramaz ondan artık birşey beklemeyin demek neyin nesidir hem siz gerçi şefaatide inkar edenlersiniz öyleyse ahirette Resulüllahın yüzüne nasıl bakacaksınız yok yok asla bakamayacaksınız çünkü bu sapık zumrelerin müridleri kesinlikle Allah'ın dostlarına harp açtıkları için o vaad edilen gün gelip çatında Allah'ın söz verdiği azap ile başbaşa kalacaklarda bu inkar ve küfürlerinden pişman olacaklar. Allah anlamayı ve ölmeden önce anlamayı son nefesde imanla gitmeyi nasip eylesin.
    Ne diyim ki akıl çekmezse yapacak birşey yok.
    Hatice AKGÜN hanım kardeşimize;

    Bismillahi Subhanehu ve Teala.

    Allah'a hamd, Resulü Efendimize salat ve selam olsun.

    Bundan sonra;

    Sizin bu içi boş sözlerinize birkaç sefer cevap verdim, hatta nedense siz benim cevaplarımı ya hiç okumadınız, yada okudunuz ancak cevap vermediniz.

    Taner Pınar sizi muhattab bile almıyor. Halbuki sizi biz muhattab alıyoruz.

    Taner Pınar beyağabeyin mesajından önce bir mesaj yazdım. Allah azze ve celle'nin sinelerinizdeki hatrı, zahmet edip de o yazıyı okuyup, Hakk'a talipkar ve teslimkar bir kul gibi davranış sergilemenizi beklemekteyim.

    Bizim hakkımızda öne sürdüğünüz bir takım şeyler var -ki siz bunları bizi tanımaksızın söylüyorsunuz- bunlara cevap vermeyi uygun görüyorum.

    1-Şefaat
    2-Efendi demek
    3-Resulullah'a öldü demek ile Resulullah postacı idi demek.
    4-Muhammed b. Abdilvehhab ve ingiliz ajanı.

    1- Şefaat. Siz hakkında inkar ettiğimizi düşündüğünüz şefaati nereden öğrendiğiniz bilmiyorum. Ama şunu çok iyi biliyorum ki, biz şöyle diyoruz: "Şefaat hakktır, inkarı ise küfürdür."

    Şeyh Muhammed b. Abdilvehhab (Rahimehullah)'ın kitaplarını okursanız, onun şefaati inkar etmediğini, aksine şefaati hakk olarak kabul ettiğini, Şehid'in şefaatini vs hak olarak gördüğünü göreceksinizdir.

    Ancak, bunu ancak Şeyh Muhammed b. Abdilvehhab'ın kitaplarını okuyan birisi tarafından bilinebilecek bir şeydir. Arapçanız varsa size onun kitaplarını gönderebilirim. Türkçe tercümesi yapılan kitaplarını gönderebilirim.

    Siz yine O'na ve O'nun mübarek davetine muhalif olabilirsiniz. Ancak, muhalefetiniz cehaletle değil, ilim ile süsleyiniz ki, olur ya Allah azze ve celle'nin razı olmayacağı bir muhalefet sergilerse bunu düzeltmiş yada O (Azze ve celle)'nin yetersiz gördüğü bir muhalefeti artırmış ve şiddetlendirmiş olursunuz.

    2- Efendi demek. Nebilere yada resüllere, "efendi" caiz görmeyen kimselerin varolduğu muhakkak. Fakat bunu görmeyenler arasında biz yokuz. Çünkü İmamımız İbni Teymiyye (Rahimehullah) "efendi" demeyi bırakınız caiz görmemeyi, kendisi dahi "Hamd salatu selam" bahislerinde "ve seyyiduna Muhammed" (Ve Efendimiz Muhammed) demiştir. Bunu da yine İbni Teymiyye'nin türkçeye çevrilen "mecmuul fetava"sının 8 ciltlik kısmında yada diğer türkçeye çevrilip basılan eserlerinde rahatlıkla görebilirsiniz. Bu "efendimiz" tabirini en çok "es-sarimul meslul ala şatimir resul" isimli eserinde (ki bu eser Kadı Iyad Rahimehullah'ın "Eş-Şifa bi Ta'rifil Hukukil Mustafa" isimli eserinin muhteva olarak bir benzeri, fakat biraz daha tafsilatlısıdır.) kullanmaktadır.

    Yine eğer zahmet edip de Muhammed b. Abdilvehhab'ın eserlerine baksaydınız, onun "efendimiz Muhammed" dediğini görmüş olurdunuz.

    3-Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öldüğü konusunda sahabe, tabiun ve tebeu tabiun icma ettiler. Onlardan sonra gelenlerin muhalefetleri yada muhalefet edenlerin sayılarının çokluğu, bu icmayı neshetmez, iptal etmez.

    Onlardan sonra gelenlerden olup da O'nun (sallallahu Aleyhi ve Sellem), ölmediğini "manevi olarak hayatta" olduğunu iddia edenlerin ilk kim olduğunu bilmiyorum. Beni burası da ilgilendirmiyor.

    Her kim, Efendimiz Nebi'nin sallallahu aleyhi ve sellem ölmediğini iddia ediyorsa, bilsin ki Ebu Bekir'i, Ömer'i, Osman'ı, Ali'yi, diğer sahabeleri (RadiAllahu anhum), tabiunu, tebeu tabiunu yalanlamış ve onlara muhalefet etmiş bir kimsedir.

    her kim bunu iddia ederse, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in doğru sözlülüğüne şahitlik ettiği Ebu Bekir'in "muhakkak ki, Muhammed ölmüştür" (hadis sahihtir) sözünü inkar etmiş ve Ebu Bekir'i doğru olmamakla suçlamış demektir. Ebu Bekir'i yalancı demek, onun doğruluğuna şahitlik eden Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'i yalanlamaktır.

    Siz ne söylediğinizi bilmiyorsunuz?

    وَمَا مُحَمَّدٌ إِلاَّ رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ الرُّسُلُ أَفَإِن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ انقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىَ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ اللّهَ شَيْئًا وَسَيَجْزِي اللّهُ الشَّاكِرِينَ

    "Muhammed, yalnızca bir peygamberdir. Ondan önce nice peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölürse ya da öldürülürse, siz topuklarınız üzerinde gerisin geriye mi döneceksiniz? İki topuğu üzerinde gerisin geri dönen kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir." (Ali İmran/144)

    "إِن مَّاتَ" ve "أَوْ قُتِلَ" kelimeyi ayrı ayrı incelerseniz, sizin iddianız Alemlerin Rabbi tarafından reddedilmiş olduğunu göreceksiniz.

    Allah azze ve celle birinde "maate", diğerinde "kutilu" diyor. Maate'nin (kelime içerisinde illetli harf bulundurur. Mevt, mevta yanı kökten gelmişlerdir.) anlamı hakkında biraz araştırma yapmanızı ve "kutilu"'nun (ki bu kelime kimi zaman savaştı anlamına gelen katele kelimesinin türevleriyle (savaşalım gibi) aynı anlama gelir. Ancak burda savaş sırasında bir kimse tarafından öldürülmek anlamında kullanılmıştır) da anlamı hakkında araştırma yapmanızı tavsiye ediyorum.

    Sizin uzun ve son paragrafınız kapalı olarak gelen açıklanmasının gerektiğini düşündüğüm iki yön var:

    Birincisi: Siz Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in öldüğünü söyleyenlerin "O öldü gitti, Postacıydı işi bitti" dediklerini iddia ettiniz. Halbuki bu yaptığınız apaçık bir iftiradır. Evet böyle diyen bazı zındık kimselerin varlığı ma'lum. Fakat bu "Nebi sallallahu aleyhi ve sellem öldü" diyen bir kimsenin aynı zamanda, "O (s.a.v.) postacıydı işi bitti, şefaat olmaz artık" gibisinden bir şey söylemesini gerektirmez.

    Ki, nitekim aksini söyleme ihtimali de vardır. Ulema "ihtimal olan şeylerde kesin hüküm bina edilmez" demişlerdir. Yani, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in öldüğünü söyleyen her kimse, aynı zamanda ona postacı vesair diyen bir kimse olmasını gerektirmez.

    İkincisi: Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in zehirlenmesi meselesi. Bu mesele hakkında ben pek birşey bilmiyorum. Bu konuda şahsımı sahih nakillerle aydınlatırsanız, ilme susamışlığımı birazcık olsun gidermiş olursunuz.

    4-Muhammed b. Abdilvehhab'ın hampherle görüştüğüne dair elinizdeki kanıtlar İngiliz (ki kendileri İslam'ın hükümlerinin uygulandığı bir rejim değildir) ve Osmanlı (Ki Osmanlı ile Necdi'lerin aralarındaki çekişmeler ma'lumdur. İki hasmın birbirleri hakkındaki kanaatleri sağlı olmaz.) arşivlerinden mi ibaret?

    Muhammed b. Abdilvehhab'ın hayatı ve eserleri hakkında birçok kimse akademik çalışmalar yaptı. Birçok torunu ve talebesi kendisinin hayatını anlattı.

    Lafı çok fazla uzatmak istemiyorum. Özetle şunu söylüyorum: Böyle bir ilişkinin varlığına dair elinizdeki delilleri sunun, sonra biz de kanaatimizi delillere göre değiştirelim.

    "Abdulvehhabın hampher ile olan ilişkisini reddetmek sadece tarihi inkar etmek ve batıl görüşünüzü meşrulaştırma çabasına delalet ettirir."

    Bu sözünüz çok iddialı bir söz konu olduğu gibi, aynı zamanda okuyucu yanıltmaktır. Tarihin şahitliği mi vardır ki bu konuda siz bu olayı reddedenleri tarihi inkar etmekle bir tutuyorsunuz?

    Tarih'in böyle bir ilişkinin varlığı hakkındaki söyledikleri nelerdir? Buyrun onları bize de açıklayın. "herkes bunu biliyor" diyerek kaçamak vereceğiniz cevaplarla siz kendi vicdanlarınızı dahi tatmin edemeyeceksiniz.

    "ve batıl görüşünüzü"

    Bakın bu da çok iddialı bir sözdür. Eğer bir görüşü savunan kimse, bunu nasslarla destekliyorsa, bu görüşü "batıl sayacak" kimsenin biraz daha fazla uğraşması gerekecektir. Zira savunduğu şeyin Hakk (yada Hakk'a en yakın) olduğunu ispat eden bir kimsenin bu ispatını batıllığa çevirmek için, batıl olduğunu ispat gerekir.

    Dualarımın sonu Allah'a hamd etmektir.
    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  4. #104
    Bu konuya evvelce cevap vermiş idik fakat şimdik göremiyorum.
    belkide alışıldık bir vak'a olabilir bu anlayışların hoş görüldüğü bir sitede!

    siz bizi kaale alma lüftunu kendinizde görüyorsanız teşekkür ederim.
    öyleyse bizde bu güzelliği lütfetmenize karşılık sizi gönül rahatlığı ile kaale alabiliriz.


    Şimdi birde şu bilgiyi vereyim bakalım ne diyeceksiniz?

    Vehhabilerin şefaati inkar etmediğini iddia ettiniz halbuki elimizdeki arşiv kaynakları tam aksini söylemektedir işte buyrun:

    Allah'dan başkasına yakarmayı veya aracı koymayı (tevessülü) terkederek Allah'ı birlemektir. Buna uymayanlar kafir olduğu gibi, malları ve canları Muvahhidler'e helaldir. Zira şefaat etme hakkı (günahların bağışlanmasına delalet etme) yalnız Allah'a aittir... Peygamberden dahi şefaat dilemek caiz olmadığı gibi, evliyaları da gerek hayatta iken gerekse öldükten sonra Allah katında aracı kılmak insanı dinden çıkarır ve müşrik yapar.

    Cevdet Paşa,a.g.e., VII/183; Useymin,a.g.e., s,121-127;Ecer, a.g.e., s. 15.

    Vehhabilere göre aşağıdaki sayacağımız meselelerde insanı dinden çıkartır:
    1.Camilerin süslenmesi,

    2.tütün ve kahvenin içilmesi,

    3.minarelerden ezan dışında başka şeylerin okunması,

    4.tasavvuf ehlinin çeşitli biçimlerde yaptığı zikirler,

    5.hatta nafile namaz kılmak

    6.namazlardan sonra tesbih çekmek vs... gibi hususlar tamamiyle terkedilmedikçe müslüman olunamaz!!!

    A.g.e.,s.134; Ecer, a.g.e.,s. 15.
    Düzenlendi: Tevfik YAZICILAR 01-09-2010 01:26
    zafer inananlarındır ve zafer yakındır

  5. #105
    Alıntı Hatice AKGÜN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Vehhabilerin şefaati inkar etmediğini iddia ettiniz halbuki elimizdeki arşiv kaynakları tam aksini söylemektedir işte buyrun:

    Allah'dan başkasına yakarmayı veya aracı koymayı (tevessülü) terkederek Allah'ı birlemektir. Buna uymayanlar kafir olduğu gibi, malları ve canları Muvahhidler'e helaldir. Zira şefaat etme hakkı (günahların bağışlanmasına delalet etme) yalnız Allah'a aittir... Peygamberden dahi şefaat dilemek caiz olmadığı gibi, evliyaları da gerek hayatta iken gerekse öldükten sonra Allah katında aracı kılmak insanı dinden çıkarır ve müşrik yapar.

    Cevdet Paşa,a.g.e., VII/183; Useymin,a.g.e., s,121-127;Ecer, a.g.e., s. 15.
    Aziz kardeşimiz!
    1-Yukarıda kaynak olarak gösterdiğiniz metinde Resulullah (sallallahu Aleyhi ve Sellem) efendimizin şefaati gibi birşeyin olmadığından mı bahsediliyor? Yoksa tüm şefaatlerin Ancak ve ancak Allah azze ve celle'nin izni ve kontrolünde olduğundan mı bahsediliyor?

    İnşaAllah ikisini aynı kefeye koyup da bir değerlendirmede bulunmazsınız.

    2-Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'den birşeyi istemek ile O'nun birşey yapma hakkına sahip olması aynı şeyler değil. Değil mi?

    Yani kişi hem Resulullah (sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den değil, ibadeti ve kulluğu kendisine yapmamızı emreden Allah azze ve celle'den şefaati isteyip de, Resulullah (s.a.v.)'in ise bu konuda kendisine şefaat etme hakkının olduğuna inanmak bir arada olamaz mı?



    Alıntı Hatice AKGÜN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Vehhabilere göre aşağıdaki sayacağımız meselelerde insanı dinden çıkartır:
    1.Camilerin süslenmesi,

    2.tütün ve kahvenin içilmesi,

    3.minarelerden ezan dışında başka şeylerin okunması,

    4.tasavvuf ehlinin çeşitli biçimlerde yaptığı zikirler,

    5.hatta nafile namaz kılmak

    6.namazlardan sonra tesbih çekmek vs... gibi hususlar tamamiyle terkedilmedikçe müslüman olunamaz!!!

    A.g.e.,s.134; Ecer, a.g.e.,s. 15.
    Aziz kardeşim! Allah azze ve celle'nin sinelerinde bıraktığı güzel izlenimlerin ve hoş sadanın hatrına! Neden böyle yapıyorsun? Neden birbirimizi anlamamak için çaba sarfediyoruz?

    Yani böyle yaparak, Allah azze ve celle'ye vereceğin hesabı düşünüyor musun?

    Öncelikle yukarıda maddeler halinde sıraladığın şeylere değinmeden evvel şunu belirtmeliyim:

    Belli ki yaşınız henüz ileri değil. İlmi derecenizi bilmiyorum. Tecrübelerinizin de pek zengin olduğunu söyleyemem. Size Allah azze ve celle'nin yüce hatrı için soruyorum: Hiç Muhammed b. Abdilvehhab'ın yada "vahabi"lerin bir tane kitabını okudunuz mu? Bakınız kitabın yazarı, bizzat "vahabi" olacak.

    Okumuş olsaydınız, yukarıda altı (6) madde halinde sıraladığınız şeylerin sözkonusu bile olamayacağını anlardınız.

    Aziz kardeşim, maddelerin içeriğine girmeyeceğim. Fakat şunları ifade etmeme de lütfen müsaade ediniz:

    1- Aralarında kimisi bid'at olan işlerdir. Ma'lumunuzdur ki, bid'atlara karşı savaşta Necid alimleri çok sert bir metod izlemişler. Dışarıdan bakan kimseler, "bid'atlara karşı bu kadar sert olmalarının sebebi, bunun dinden çıkarıcı birer amel olarak görmeleridir" diye düşündüler.

    Halbuki bu öyle değildi. Yani Necid alimleri ve davetçileri bu bid'atların dinden çıkaran birer amel olarak gördükleri de söz konusu değildi.

    2- Necid alimlerinin davetini bilmiş ve onların bu davetlerine vakıf olmuş olsaydınız, onların "Biz -küfür dışında- hiçbir günahından ötürü müslümanı tekfir etmeyiz" sözlerini söylediklerini sürekli duyarsınız.

    Halbuki bu sözlerin hiçbirisi küfür olan amellerden değildir. Necid alim ve davetçilerinin insanların; küfür olmayan ameller sebebiyle dinden çıktıklarını iddia etmek, ancak cahil bir kimsenin, yahut bir rafizinin, yahut islam düşmanı bir mürtedi söyleyebileceği birşeydir.

    3- Verdiğiniz kaynaklardan ben hiçbirşey anlayamadım. Kitabın yazarı ve kitabın adı nedir? Yayınevi ve yayın tarihi nedir? Bunları tafsilatıyla verin ki, biz de bakalım.

    Benim söyleyeceklerim bundan ibarettir.

    Allah azze ve celle'den hem sizin, hem de kendim için mağfiret diliyorum.
    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  6. #106
    Cevabınız için teşekkür ederim. Şefaati verme yetkisi Allah'ın elindedir. Allah c.c. kime dilerse şefaat etme hakkıda verilir. Buna çok kaynak hatta ayetlerle bile delillendirmeler yapabiliriz.
    Resulullah'a (s.a.v) hadis-i şeriflerlede sabit olduğu gibi ya ümmetinin yarısının affı yetkisi veyahut istediğine şefaat etme yetkisi teklif edilmiş bundan ise şefaat etme yetkisini ihtiyar etmişlerdir. Biz Peygamberimizin (s.a.v) şefaat etme yetkisine sahip olduğunu bildiğimizden ötürü Resulüllah'dan (s.a.v) şefaat talep etmeyi doğru buluruz çünkü zaten Allah c.c. habibine o yetkiyi elhamdulillah genişçe vermiştir. Biz Rabbimizin yetkilendirdiği bir hususda Resulüllah'dan şefaat istemenin bizide Rabbimizin affetmesi için şefaatlerine muhtaç olduğumuzu dile getirmenin çok büyük faziletli bir talep olduğunu itikad ediniriz 1400 yıldır elhamdulillah.

    Gelelim ikinci cevabınıza:

    Bizler, kendilerinin vehhabi olduğunu iddia edenlerin ve vehhabilerin izindeyiz diyenlerin iddialarını size söylüyoruz. Ama kimisi ne M.bin Abdullvehhabın izinde veya ibn Teymiyye'nin izinde ama kimiside bu ismini saydığım zatların izindedir anladık ki vehhabilerinde gidişatları tek bir istikametten çıkmış farklı görüşleride içinde barındırıyor izlenimi ortadadır. Belkide yanılıyor da olabilirim ama sizin görüşlerinizle mevcut vehhabi zihniyetinin görüşleri arasında bir takım farklılıklar göze çarpıyor gibi bir izlenim söz konusudur bunu ise anlamak için daha da sizi iyi anlamamız ve nereden ilim aldığınızı bilmemiz gerekiyor. Siz bizi tanımak isterseniz direk Şeyh Mahmud Ustaosmanlu'nun yolundan gidenleriz (hakkını veremesekte).

    Elimizde ibn Teymiyye'ye ait kitapda mevcut Abdulvehhaba ait bilgiler de mevcuttur. Yani bir meseleye yorum getirmeden önce bu zatların hakkına girmemek içün bu zatlarında söylemlerini elimizden geldiği sürece araştırıyoruz ve dikkat çekerseniz kaynaklı/belgeli olarak cevaplar vermeye gayret ediyoruz ki kimsenin hakkına haksız yere istenmeden de olsa tecavüze sebep olmayalım.
    İbn Teymiyye'yi veya Abdulvehhabı tekfir etmeyide doğru bulanlardan değiliz. Kendilerinin şirke karşı bir mücadeleye başladıklarını iddia etmelerinden ötürü bu yola girdiklerini ve maalesef de birtakım ciddi hatalarada düştüklerini ehl-i sünnetin cumhur ulemasınında tespitleri ile iyice anlıyoruz ve bu yanlışlarıda uygun usluplar ile belgelendiriyoruz ki bu iyi niyetle olsun veya kötü niyetle olsun şirke karşı mücadeleye girdik diye yola çıkan İbn Teymiyye ve izinden devam edenlerin birtakım hatalarından müslümanları sakındırmak nehyi anil münker görevidir. Bunları yaparkende haksızlık etmemeye çalışmak şiarımız olmalıdır.

    1.cevabınıza yorumum şöyle olacaktır.
    Unutmayın tasavvuf adına bir takım insanlarda küfre düşmüşler ve hatta halen küfüre düşmeye devam edenleride vardır. Çünkü bu yol hassas bir yoldur. Bu yolda ihlası edinemeden yol alınmaya çalışılırsa o müslüman sufi türlü vesveselere maruz kalabilir ve yoldan kayabalir. Bunların olduğunu ve tehlikelerinden sakınılması gerektiğini zaten ehl-i sünnetin tasavvufi yönünde kuvvetli alimleri çok defa uyarmışlardır. İkinci olarak ise dini islamın fıkıh ve akaidi ilimlerinde geri kalmış avamın kabirlere gidipde direk kabirde yatan zattan medet umması şirktir. Türlü hurafeleri ibadet maksatlı yapması ve salih kimselerden direk vesile olmalarını talep etmeden dualarını talep etmeden Allah'ı (haşa) dualarına katmadan ''ey filanca bana şunu gerçekleştirirmisin veya yaparmısın?'' gibi duaları yapanlar şirk içindedir. Ehl-i sünnetin tasavvuf anlayışıda bunu küfür olarak kabul eder. Ancak ''Yüce Allah'ım şu kabirde yatan zatın salih kullarındandır o zatın yüzü suyu hürmetine dualarımı kabul eyle.'' derse bu tevessül olur hak olur. Çünkü salihlerin duaları hak katında makuldür ve Resulüllah (s.a.v)başta olmak üzere ashabından ve sahabesinden de buna çok örneklerde mevcuttur. Durumu böyle özetleyelim ki saflarımız anlayışımız net anlaşılsın.

    2.cevabınıza şöyle cevap vermeliyim:
    Necid alimlerinin küfür olarak kabul ettiği meselelerde zaten anlaşamıyoruz dediğiniz gibi onların bu konudaki sert tutumları ve katliamlara dahi başvurmaları aşırı gittiklerine delalet etmektedir. Küfürün açılımını yaparsak onların tevessül gibi bir inanışa karşı bakışları küfürdür bize göre ise bu makul bir vesiledir. Biz Allah'ı devre dışına çıkarmıyoruz tam tersine Rabbimize edeceğimiz dualarımızda Rabbimizin nazlı kullarına salih kullarının hatrına yüzü suyu hürmetine yalvarıyoruz Rabbimize o isimlerin hatrına sığınıyor dualarımızı bildiriyoruz. Tevessül sadece küfür olarak kabul edilenlerin birisi ve daha madde madde bir önceki cevabımızda bildirdik. Demek ki Necid alimlerinin küfür katagorisi davetlerini yinede meşru kılamıyor çünkü o davetteki ölçülerde tam anlamda İslam'ın bil hassa sünnet-i seniyyesine uygun görüşler bulunmamaktadır.

    Bu verdiğimiz kaynaklardan:
    Cevdet Paşa,a.g.e., VII/183; Useymin,a.g.e., s,121-127;Ecer, a.g.e., s. 15.

    NECİD VE AHSADA OSMANLI HAKİMİYETİ (Vehhabi ve Suud devletinin ortaya çıkışı) Türk Tarih Kurumu (Zekeriya Kurşun)
    Diğeri ise elimizde kitabı yok kaynak olarak arşivimizden tespitimizdir.
    Elimizden geldiği kadarı ile kaynakları bildirmeye ve işkembeyi kübradan sallamamak içün çok sıkı araştırmaya gayret ettiğimizi bilmenizi isterim.
    Bir son olarak ben sizi iyi tanımadığım gibi sizde beni iyi tanımıyorsunuz o yüzden de hakkımda bir takım hükümler henüz vermeyin derim. Bizim derdimiz insanlar aldanmasın için sünnet-i seniyyenin terkedilmemesi ve ehl-i sünnet üzerine sabit kalınması içindir. Çünkü bu yol cumhuru ulemanında deyimi ile fırkayı naciyedir. Bu yoldan ayrılmayalım cemali ba kemali seyredelim.
    zafer inananlarındır ve zafer yakındır

  7. #107
    Bismihi Subhanehu ve Teala

    Allah'a hamd olsun, Resulü Muhammed'e salat ve selam olsun.

    Bundan sonra;

    Öncelikle mesajlarınıza ancak 20 gün sonra cevap yazdığüım için özür diliyorum. Ramazanın son günleri ve bayramdan sonraki günler internete girmeye vaktim olmadığı için giremedim. Allahu alem, bayram günü bir sefer girdim. O girdiğimde de mesajınızı okudum fakat cevap yazabilecek kadar vaktim yoktu.

    Lütfen mesajınıza geç cevap vermemin, durumunun müsait olmamasından kaynaklandığını ve mazaretimi kabul etmenizi rica ediyorum.


    Alıntı Hatice AKGÜN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Cevabınız için teşekkür ederim. Şefaati verme yetkisi Allah'ın elindedir. Allah c.c. kime dilerse şefaat etme hakkıda verilir. Buna çok kaynak hatta ayetlerle bile delillendirmeler yapabiliriz.
    Resulullah'a (s.a.v) hadis-i şeriflerlede sabit olduğu gibi ya ümmetinin yarısının affı yetkisi veyahut istediğine şefaat etme yetkisi teklif edilmiş bundan ise şefaat etme yetkisini ihtiyar etmişlerdir. Biz Peygamberimizin (s.a.v) şefaat etme yetkisine sahip olduğunu bildiğimizden ötürü Resulüllah'dan (s.a.v) şefaat talep etmeyi doğru buluruz çünkü zaten Allah c.c. habibine o yetkiyi elhamdulillah genişçe vermiştir. Biz Rabbimizin yetkilendirdiği bir hususda Resulüllah'dan şefaat istemenin bizide Rabbimizin affetmesi için şefaatlerine muhtaç olduğumuzu dile getirmenin çok büyük faziletli bir talep olduğunu itikad ediniriz 1400 yıldır elhamdulillah.
    Değerli hanımefendi kardeşim! Allah azze ve celle, bizi ve sizi kendisinin sevip razı oalcaüı türden ameller işlemeyi ve sözler söylemeyi nasip etsin. Bizi ve sizi dininin fakihlerinden kılsın. (Allahumme Amin)

    Değerli hanım kardeşim, biliniz ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şefaat etmesinin hakk olduğuna inanmak ile O'ndan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şefaat istemek aynı şey değildir.

    Zira, şefaat konusunda istidlal edilen hiçbir nassta Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şefaat talep etmenin caizliğine vurgu yapılmamaktadır.

    Siz bunu (yani Resulullah sav'den şefaat istemeyi), O'nun (sallallahu Aleyhi ve Sellem) şefaat etme hakkının olduğuna kıyas ederek istinbat ettiniz. Oysa ki, "Bütün şefaatler Allah'ın izniyledir." ayeti celilesi umum ifade eden bir nasstır. Bunu tahsis edecek bir nass olmadıkça da, O'nun (Azze ve celle) dışından başkasından şefaat talep etmenin caiz olduğunu iddia etmek, apaçık Şer'i hükmün kaynaklarından biri olan "kıyas"ı, "istidlal"i ve "istinbat"ı bilmeyişin yahut bu konularda yapılan hataların göstergesidir.


    Alıntı Hatice AKGÜN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Gelelim ikinci cevabınıza:

    Bizler, kendilerinin vehhabi olduğunu iddia edenlerin ve vehhabilerin izindeyiz diyenlerin iddialarını size söylüyoruz. Ama kimisi ne M.bin Abdullvehhabın izinde veya ibn Teymiyye'nin izinde ama kimiside bu ismini saydığım zatların izindedir anladık ki vehhabilerinde gidişatları tek bir istikametten çıkmış farklı görüşleride içinde barındırıyor izlenimi ortadadır. Belkide yanılıyor da olabilirim ama sizin görüşlerinizle mevcut vehhabi zihniyetinin görüşleri arasında bir takım farklılıklar göze çarpıyor gibi bir izlenim söz konusudur bunu ise anlamak için daha da sizi iyi anlamamız ve nereden ilim aldığınızı bilmemiz gerekiyor. Siz bizi tanımak isterseniz direk Şeyh Mahmud Ustaosmanlu'nun yolundan gidenleriz (hakkını veremesekte).
    Vallahi sizin vehhabi diye kasteddiğiniz kimler bilmiyorum, ancak şu ana kadar İbni Teymiyye ve Muhammed b. Abdilvehhab'ın (Rahimehumullah) bir hatalarına rastgelmedim. Elbetteki hataları vardır. Ancak onların eserlerini okuduğum kadarıyla bu hataları henüz göremedim.

    Önemli olan benim veya bir başkasının görüşü değil, doğru olanın ne olduğudur.

    Şeyh Abdulkadir b. Abdulaziz'in talebesi Şeyh Halid ve Molla İlhan, Hafız Kemal ve Seyda Yasin hocalarımdan ders aldım.




    Alıntı Hatice AKGÜN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    İbn Teymiyye'yi veya Abdulvehhabı tekfir etmeyide doğru bulanlardan değiliz. Kendilerinin şirke karşı bir mücadeleye başladıklarını iddia etmelerinden ötürü bu yola girdiklerini ve maalesef de birtakım ciddi hatalarada düştüklerini ehl-i sünnetin cumhur ulemasınında tespitleri ile iyice anlıyoruz ve bu yanlışlarıda uygun usluplar ile belgelendiriyoruz ki bu iyi niyetle olsun veya kötü niyetle olsun şirke karşı mücadeleye girdik diye yola çıkan İbn Teymiyye ve izinden devam edenlerin birtakım hatalarından müslümanları sakındırmak nehyi anil münker görevidir. Bunları yaparkende haksızlık etmemeye çalışmak şiarımız olmalıdır.
    Sizin ehli sünnetin cumhur uleması dediğiniz kimlerdir? Halbuki bir alimin "Hiçbir ehli sünnet alimi İbni Teymiyye hakkında kötü söz söylememiştir." sözünü iyice tetkik etmeliyiz.

    Vallahi, ben onun hakkında kötü söz söyleyen nice eski dönem alimleri duydum. Her ona "ehli sünnet" derken, o yaşadığı bölgede "mutezile alimi" olarak biliniyordu.

    Evet, İbni Teymiyye'nin hataları olmuştur. Ben buna birşey diyemem. Çünkü, masumdur, ne de eserleri Allah'ın kelamıdır. Hata olması da zaten Allah'ın bir sünneti gereğidir. Ancak onun hakkında kötü sözler söyleyen alimlerin dahi onun kitaplarını okumadıklarını, "şöyle yazıyormuş" diyerek kendisinin bizzat okumadığı bir söz hakkında sanki İbni Teymiyye'nin sözüymüş gibi eleştirilerde bulunduklarına tanık oldum.

    Mesela, İbni Hacer el-Heytemi İbni teymiyye'nin eserlerinde "Kur'an'ın yaratılmıştır" dediğini söylüyor. Fakat ne bu konuda onun bir eserinin ismini zikredir, ne de bu konuda açıklayıcı bir kaynak veriyor. Halbuki herkes bilir ki, İbni Teymiyye, mecmuul fetava'sının birçok bölümünde "Kur'an Allah'ın kelamıdır" demiştir ve "Kur'an mahluktur demek küfürdür" demiştir. Hal böyle olunca, el-Alusi (Müfessir Alusi'nin oğlu), İbni Hace el-Heytemi'nin bu iddiasını boş ve yersiz olduğunu söyleyerek, İbni teymiyye'yi müdafaa etmiştir.

    Ma'lumunuzdur ki, Şeyhul islam'ın eserlerinin (Minhacus Sünne, Sarimul Meslul, Mecmuul Fetava gibi) çok az bir kısmı türkçeye çevrildi. Arapça bilip de bu eserlere ulaşabilenler hariç, hiç kimse onun fikirleri hakkında tafsili ve tam anlamıyla bir bilgiye sahip olamıyor.

    Siz bize, İbni teymiyye'nin eserlerinin mevcut olduğunu söylüyorsunuz. Peki Mecmuul Fetava (35 cilt + 2 Cilt fihrist), Minhacus Sünne (8 Cilt), Sarimul Meslul (2 Cilt) gibi eserlerini okuyabiliyor musunuz? Bu eserler hakkında tafsili bir incelemeye girişme fırsatınız oldu mu? Eserlerin sizde mevcut olduğunu söylediğinize göre arapça biliyor olmalısınız. Öyle değil mi?



    Alıntı Hatice AKGÜN tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Bu verdiğimiz kaynaklardan:
    Cevdet Paşa,a.g.e., VII/183; Useymin,a.g.e., s,121-127;Ecer, a.g.e., s. 15.

    NECİD VE AHSADA OSMANLI HAKİMİYETİ (Vehhabi ve Suud devletinin ortaya çıkışı) Türk Tarih Kurumu (Zekeriya Kurşun)
    Diğeri ise elimizde kitabı yok kaynak olarak arşivimizden tespitimizdir.

    Tam olarak anlayamadım.
    Cevdet Paşa'nın eserinin ismi, yayınevi, mütercimi, baskı yılı nedir?

    İbni Useymin'in eserinin ismi, yayınevi, baskı yılı, baskı yeri nedir?
    Ecer'in eserinin ismi, yayınevi, baskı yılı, baskı yeri nedir?

    "a.g.e." demek ile kaynak verilmez değerli kardeşim. "Adı Geçen Eser" dediğiniz eserin adı hiç geçmedi ki?

    Siz copy-paste yaparak kaynak gösteriyorsunuz. Üstelik "a.g.e."leri dahi kaldırmayı unutuyorsunuz. Böyle gayri ciddi olmaz.

    Diğer vesile konusuna vesair cevap vermeyi dahi lüzum görmüyorum. Çünkü bu konuda hiçbir delil söylememişsiniz. Delilsiz iddialara cevap vermiyorum. İspat edilmemiş iddialar, delille ispat edilene kadar iddiadan öteye geçemez. Az fikir, çok ilim.

    Allah'a emanet olunuz. (İnşaAllah vaktim olduğu başka bir zamanda diğer mesajınıza da cevap verecem. Zaman konusundaki sıkışıklığımı ma'zur göreceğinizi umud ediyorum.)

    Selamun Aleyki ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.
    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  8. #108
    Kayıtsız
    Misafir

    Saçmalık

    Saçmalık İmamı Rabbani hazretleri 2. bin yılın müceddidi değilmidir gavsı en büyük kutbu değilmidir..?

    İmamı Rabbani (k.s) da sapık o zaman sizin zihniyetinize göre yahut İmamı Rabbani ye bağlanan yüz binlerce müridi kaldı ki sadece 70 bin evliya yetiştirmiştir e o zaman bunların hepsi sapık..!

    Bunların hepsi İmamı Rabbaniyi (k.s) haşa ilah olarak görüyordu o zaman ne kadar mantıksız bir yaklaşım bu..!

    Her yüz yılda bir gelen müceddid yahut müştehid olarak kabul edilen bir çok büyük alim,kutup vardır..

    Bayezidi Bistami,Abdül Kadiri Geylani,Şahı Nakşibendi,Ubeydullah Ahrar (k.s) vs bunların hepsi büyük alimlerden ve kendi zamanların gavsı,kutbu olarak görülen zatlardır...

    O zaman bunların hepsi kendini haşa ilah olarak görüyordu...

    Şeyhine şiirler düzen Yunus Emre de İlah olarak görüyordu şeyhini o zaman bu yaklaşım çok sakat bir yaklaşımdır...

  9. #109
    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Saçmalık İmamı Rabbani hazretleri 2. bin yılın müceddidi değilmidir gavsı en büyük kutbu değilmidir..?

    İmamı Rabbani (k.s) da sapık o zaman sizin zihniyetinize göre yahut İmamı Rabbani ye bağlanan yüz binlerce müridi kaldı ki sadece 70 bin evliya yetiştirmiştir e o zaman bunların hepsi sapık..!

    Bunların hepsi İmamı Rabbaniyi (k.s) haşa ilah olarak görüyordu o zaman ne kadar mantıksız bir yaklaşım bu..!

    Her yüz yılda bir gelen müceddid yahut müştehid olarak kabul edilen bir çok büyük alim,kutup vardır..

    Bayezidi Bistami,Abdül Kadiri Geylani,Şahı Nakşibendi,Ubeydullah Ahrar (k.s) vs bunların hepsi büyük alimlerden ve kendi zamanların gavsı,kutbu olarak görülen zatlardır...

    O zaman bunların hepsi kendini haşa ilah olarak görüyordu...

    Şeyhine şiirler düzen Yunus Emre de İlah olarak görüyordu şeyhini o zaman bu yaklaşım çok sakat bir yaklaşımdır...
    Dikkat buyurunuz!
    Sadece, akli ve zanni yaklaşımlar ile delinlendirmede bulunuyorsunuz.

    "Şu kadar insan sapık mı?" gibi.

    Halbuki, Allah'a ve Resulü'ne (sallallahu aleyhi ve sellem) itaat eden her Müslüman bilir ki, Hakk'ın yada Batıl'ın ölçütü sayı değildir. Çoğunluk hüsrandadır. Çoğüunluk hata içerisindedir. Çoğunluk.... vesair.

    Eğer Allah azze ve celle'nin kitabını, ilk dönem alimlerinin bakışıyla ve ilmiyle incelemeiş olsaydınız, bu tür bir savunma psikolojisine girmiş olmazdınız.

    Ahmed Faruk Serhendi'nin, (Yani İmam Rabbani'nin) "ikibininci yılın müceddidi" olduğu, sadece bir tahmindir. Doğru da olabilir, yanlış da. Çünkü; Ahmed Faruk Serhendi'nin müceddid olduğuna dair, Allah (azze ve celle)'den ve Resulü (sallallahu Aleyhi ev sellem)'den hiçbir delil yoktur. Nasıl olabilir ki? Allah Resulü'nden (s.a.v) 1000 yıl sonra gelmiş birisi hakkında bir nass olduğunu beklemek, çok ilginç bir varsayım olur. Ancak, hadis uydurmacıları bunun dışındadır. Çünkü onlar, önlerine gelen meseleri doğrulamak ve halk nezdinde itibarını artırmak için, hemen bir isnad söyler, sonra bir hadisi uydururlardı. (Şayet, uydurma hadislerle alakalı yazılmış mustakil eserle yahut da mustahil hadis ilmine dair yazılmış eserle bakarsanız, bu dediğim kimselerin hiç de azımsanamayacak kadar çok olduğunu göreceksinizdir.)

    Ahmed Faruk Serhendi'nin "ğavsu azam" olduğunu iddia edenler, acaba sizin gibi akli ve zanni delillerle mi bunu ispat (!) ediyorlar?

    Ahmed Faruk Serhendi'nin ğavzu azam olduğu iddiası ancak ve ancak, Şeyh'in kendisine atılmış , necis ve habis bir iftiradır. Bu, şeytanın nefisleriyle ve ruhlarıyla oynaştığı bazı kimselerin uydurdukları birer yalandır.

    Allah azze ve celle, böyle iftiracı ve yalancıların burunları yere sürtsün.

    Evet. Siz söylediklerinizi, Allah'tan ve Resülü'nden (s.a.v) olan bir delille ispatlayamıyorken (ve gavs ve kutubluk meselesini savunanlardan kimse ispatlayamıyor), sizin bu yaptığınız gündüz güneşinin açıklığı ve nisan yağmurunun berraklığı kadar SAÇMALIK değil de, bizim bu mesnedsiz ve delilsiz iddiaları kabul etmediğimizi ilan ve beyan etmemiz mi SAÇMALIK oluyor?

    Ey Kayıtsız! İnsanflı olunuz. Söylediklerinizle söylediklerimizi, iddialarınızla iddilarımızı, delillerinizle delillerimizi karşılaştırınız. Sonra vicdanınız sizi nereye yöneltirse, oraya yöneliniz. Sakın ha, kovulmuş şeytanın fısıldamalarını ve ilhamlarını vicdanınızın sesi sanıp da, İblis'in oyunlarına gelmeyesiniz.

    Allah azze ve celle'den, sizi korumasını dilerim.
    Selamun Aleykum.
    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  10. #110
    Merhum Taner PINAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Sat Mar 2007
    Konum
    Makedonya
    Yaş
    44
    İletiler
    1,637
    Blogdaki Konular
    6
    yavv kıvırmayın işte şu gavs olayına onay veriyorsanız sizde müşriksiniz.. lafı eğip bükmeyin Allah kime dünyanın idaresini amellerin hesabını vermiş ?

    buna inanan küfre girer..
    Allah indinde Din İSLAM dır.Kendine başka din ve başka peygamber arayanlara veyl olsun..

  11. #111
    Kayıtsız Kalma
    Misafir
    Alıntı Kayıtsız tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Saçmalık İmamı Rabbani hazretleri 2. bin yılın müceddidi değilmidir gavsı en büyük kutbu değilmidir..?

    İmamı Rabbani (k.s) da sapık o zaman sizin zihniyetinize göre yahut İmamı Rabbani ye bağlanan yüz binlerce müridi kaldı ki sadece 70 bin evliya yetiştirmiştir e o zaman bunların hepsi sapık..!

    Bunların hepsi İmamı Rabbaniyi (k.s) haşa ilah olarak görüyordu o zaman ne kadar mantıksız bir yaklaşım bu..!

    Her yüz yılda bir gelen müceddid yahut müştehid olarak kabul edilen bir çok büyük alim,kutup vardır..

    Bayezidi Bistami,Abdül Kadiri Geylani,Şahı Nakşibendi,Ubeydullah Ahrar (k.s) vs bunların hepsi büyük alimlerden ve kendi zamanların gavsı,kutbu olarak görülen zatlardır...

    O zaman bunların hepsi kendini haşa ilah olarak görüyordu...

    Şeyhine şiirler düzen Yunus Emre de İlah olarak görüyordu şeyhini o zaman bu yaklaşım çok sakat bir yaklaşımdır...
    Kimin müceddid , kimin gavs , kimin kutub olduğuna kim karar veriyor ? Bu sayılan mertebelerin İslam'da yeri neresidir ? Lütfen, varsa delilini ortaya koyun , bizler de öğrenelim.

    -Müceddid nedir ?
    -Kutub nedir ?
    -Gavs nedir ?

    Mümkün olduğunca kısa tanımını ve Kuran-ı Kerim'de hangi ayetlerde geçtiğini yazar mısınız ? Bir insanın Müceddid , Kutub , Gavs olma hali nedir , kimler farkına varır , bu mertebeyi(varsa tabi) kim , kimden alır ?

    Kopyala-yapıştır yapıp uzun uzun cümleler yazacak olanlar varsa , hiç zahmet etmesin... ancak...

  12. #112
    Alıntı Ömer ÇELİK tafarından gönderildi Mesajı Göster
    Dikkat buyurunuz!
    Sadece, akli ve zanni yaklaşımlar ile delinlendirmede bulunuyorsunuz.

    "Şu kadar insan sapık mı?" gibi.

    Halbuki, Allah'a ve Resulü'ne (sallallahu aleyhi ve sellem) itaat eden her Müslüman bilir ki, Hakk'ın yada Batıl'ın ölçütü sayı değildir. Çoğunluk hüsrandadır. Çoğüunluk hata içerisindedir. Çoğunluk.... vesair.

    Eğer Allah azze ve celle'nin kitabını, ilk dönem alimlerinin bakışıyla ve ilmiyle incelemeiş olsaydınız, bu tür bir savunma psikolojisine girmiş olmazdınız.

    Ahmed Faruk Serhendi'nin, (Yani İmam Rabbani'nin) "ikibininci yılın müceddidi" olduğu, sadece bir tahmindir. Doğru da olabilir, yanlış da. Çünkü; Ahmed Faruk Serhendi'nin müceddid olduğuna dair, Allah (azze ve celle)'den ve Resulü (sallallahu Aleyhi ev sellem)'den hiçbir delil yoktur. Nasıl olabilir ki? Allah Resulü'nden (s.a.v) 1000 yıl sonra gelmiş birisi hakkında bir nass olduğunu beklemek, çok ilginç bir varsayım olur. Ancak, hadis uydurmacıları bunun dışındadır. Çünkü onlar, önlerine gelen meseleri doğrulamak ve halk nezdinde itibarını artırmak için, hemen bir isnad söyler, sonra bir hadisi uydururlardı. (Şayet, uydurma hadislerle alakalı yazılmış mustakil eserle yahut da mustahil hadis ilmine dair yazılmış eserle bakarsanız, bu dediğim kimselerin hiç de azımsanamayacak kadar çok olduğunu göreceksinizdir.)

    Ahmed Faruk Serhendi'nin "ğavsu azam" olduğunu iddia edenler, acaba sizin gibi akli ve zanni delillerle mi bunu ispat (!) ediyorlar?

    Ahmed Faruk Serhendi'nin ğavzu azam olduğu iddiası ancak ve ancak, Şeyh'in kendisine atılmış , necis ve habis bir iftiradır. Bu, şeytanın nefisleriyle ve ruhlarıyla oynaştığı bazı kimselerin uydurdukları birer yalandır.

    Allah azze ve celle, böyle iftiracı ve yalancıların burunları yere sürtsün.

    Evet. Siz söylediklerinizi, Allah'tan ve Resülü'nden (s.a.v) olan bir delille ispatlayamıyorken (ve gavs ve kutubluk meselesini savunanlardan kimse ispatlayamıyor), sizin bu yaptığınız gündüz güneşinin açıklığı ve nisan yağmurunun berraklığı kadar SAÇMALIK değil de, bizim bu mesnedsiz ve delilsiz iddiaları kabul etmediğimizi ilan ve beyan etmemiz mi SAÇMALIK oluyor?

    Ey Kayıtsız! İnsanflı olunuz. Söylediklerinizle söylediklerimizi, iddialarınızla iddilarımızı, delillerinizle delillerimizi karşılaştırınız. Sonra vicdanınız sizi nereye yöneltirse, oraya yöneliniz. Sakın ha, kovulmuş şeytanın fısıldamalarını ve ilhamlarını vicdanınızın sesi sanıp da, İblis'in oyunlarına gelmeyesiniz.

    Allah azze ve celle'den, sizi korumasını dilerim.
    Selamun Aleykum.
    s.a. Ömer Çelik kardeşim,
    Mezhep imamları ve Hadis kaynaklarımızda bu konuda ("Gavs") neler yazmışlar veya görüşleri nedir. Özetleyebilirmisiniz, eğer daha önce belirtmişseniz.

    Selamun Aleykum

  13. #113
    Alıntı Adil PİLAVCI tafarından gönderildi Mesajı Göster
    s.a. Ömer Çelik kardeşim,
    Mezhep imamları ve Hadis kaynaklarımızda bu konuda ("Gavs") neler yazmışlar veya görüşleri nedir. Özetleyebilirmisiniz, eğer daha önce belirtmişseniz.

    Selamun Aleykum
    Aleykum Selam ve rahmetullah.

    Şu an için ne böyle bir araştırmayı yapıp ihtisar edecek vakte sahibim, ne de böyle bir araştırmayı fıkh edecek bir ilme sahibim. Vaktimin olmamasının sebebi şudur: Şu an için sonlarına yaklaştığım bir eserin tercüme, tahric ve tashihiyle ilgileniyorum. Bu da günümün çok büyük bir kısmını almaktadır.

    Yalnız bu hususta, Şeyh Seyfullah Ebu Muaz'a danışmanızı tavsiye ederim. Zira kendisi hem ilmi anlamda yeterlidir, hem bu konuda yeterli ve doyucu bir bilgiye sahiptir, hem de onun hususi ilgilendiği alanlardandır.

    Kendisinin internet sitesi de var. Oradan klendisine sorarsınız, hem hızlı bir şekilde cevap alırsınız, hem de aldığınız cevabı burada paylaşarak herkese bu bilgiyti sunmuş olursunuz.

    Lütfen kusuruma bakmayınız. Hakkınızı helal ediniz.

    http://ebumuaz.blogspot.com
    قال الشاعر : ليس اليتيم الذي قد مات والده إن اليتيم يتيم العلم والأدب

  14. #114
    barış serim
    Misafir
    arkadaslar inancınıza saygım var tabi sapıtmadıkca . gavs lık evliyalık sapıklık diosunuz . peki hanqi gavs ı gördünüz kötülüğü emreden zinayı emreden haram ı helal olarak söyleyen allah rızası için bunu biri bana söylesin . makamına mertebesine saygınız olmasın eyvallah ama allah rızası için yaptıkları işlere saygınız olsun . gavsül azam kutbu rabbani seyyid abdulkadir geylani o en büyük gavs tır kutubların kutbu odur onun hayatını bi arastırında şirke götürecek dinden cıkaracak bir iş ve hareketi olmusmu allah rızası dısında bir işi olmusmu arastırında bi bakın . onlar duası geri çevrilmeyenlerdir allah dostlarıdır . kim ki allah dostlarına inanırsa yolundan giderse allah onların rızası için biz günahlıları affeder bagıslar bizi cennetine koyar . gavs lıqa kerametlere inancı olmayanlara tek tavsiyem sadece abdulkadir geylani hazretlerinin hayatını arastırmasıdır tek tavsiyem ve ricam . . allah doqru yoldan ayırmasın hee ola ki ben allah dostuyum diyen herkesede inandırmasın allah hak ile batını ayırt edebilecek güç ve kuvvete eriştirsin inşallah .

  15. #115
    muammer
    Misafir

    gavslik

    filistinden bahsediyorsun kutup niye karismiyo yani inanmadigi soyluyorsun.guzel kardesim bu soyledigine gore sen allahin gucunu varliginida inkar edersin o zaman.yapmayin boyle seylerle yorumlamak dogru degil.alimler peygamberlerin varisleridir ve sadiklarla beraber olunuz diyor ALLAHc.c hazretleri

  16. #116
    Misafir
    Misafir
    Hiristiyan papazlara günah çıkarmayı sorsanız günahı ben değil Tanrı affediyor der ben sadece yardımcıyım, aracıyım der.Bazı tarikatlardaki af dileme uygulamalarının farkı nedir acaba.Bunuda şöyle ifade ederler senin günahın çok şeyhinki az o nedenle haşa torpil bulmuş oluyormuşsun yani o cenneti garantilemiş sahte tevazunun ardına saklanmış kibire bak.Birde avukat mevzusu var.Bu dünyada nasıl mahkemede avukat tutuyorsan bu şeyhlerde seni ahirette savunacakmış.Yahu kardeşim avukat niye tutulur belki kanunda açık bir yer bulurda yırtarım diye tutulur.Haşa Allah ın adeletinden şüphenmi varda avukat istiyorsun,senin nasıl bir hayat sürdüğünü Allah bilmiyormu?Peygamber efendimizin yanında vefat eden amcası Ebu Talip e yardımı olmuyor bizim bu şeyhler son nefeste yanına gelip yardım edeceklermiş.

  17. #117
    Muhtazaf M. Salih AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Dec 2007
    Konum
    Almanya
    İletiler
    623
    Blogdaki Konular
    1
    1. Rahmân (ve) rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
    2. Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
    3. O, rahmândır ve rahîmdir.
    4. Ceza gününün mâlikidir.
    5. (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
    6. Bize doğru yolu göster.
    7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!
    Birliğin kederi, ayrılığın safasından daha hayırlıdır. (Yahya bin Muaz)
    www.aydin-aydin.com

  18. #118
    AHDE VEFA ibrahim DEMİRCİ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Feb 2007
    Konum
    kayseri/yahyalı
    İletiler
    2,598
    Blogdaki Konular
    11
    allah rahmet eylesin.. konuyu görünce taneri hatırladım.iyi bir müslümandı makamı cennet olsun inşallah
    EĞRİ CETVELDEN,DOGRU ÇİZGİ ÇIKMAZ

  19. #119
    Muhtazaf M. Salih AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Dec 2007
    Konum
    Almanya
    İletiler
    623
    Blogdaki Konular
    1
    ALLAH rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.
    Birliğin kederi, ayrılığın safasından daha hayırlıdır. (Yahya bin Muaz)
    www.aydin-aydin.com

  20. #120
    islam571
    Misafir
    Arkadaşlar doğru inancı savunanlar türkiyede ya vahhabicilik yada şia ile suçlanırlar Türkiyede yanlış ve kur'ana zıt bir Allah inancı mevcut

+ Konuyu Yanıtla
6 / 6 İlkİlk 123456

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •