7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor

Konu: Halepçe Katliamı

  1. #1
    WeL_AsR^^ Adem DOĞAN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Feb 2007
    Konum
    İstanbul
    Yaş
    34
    İletiler
    1,545
    Blogdaki Konular
    1

    Halepçe Katliamı




    Tarih 17 Mart 1988 İslam topraklarının bir kesiti sessizce yangına veriliyordu. Ama bu yangında ağaçlar ve otlar değil, çocuklar, kadınlar, ihtiyarlar ve can taşıyan bütün varlıklar yanıyordu. Ve katliamın böylesi görülmemişti.


    17 Mart 1988 Halepçe kasabasının hemen başucunda iğrenç bir adam, iğrenç uşaklarıyla, iğrenç planlar yapıyor. Önceden planlanmış bir katliamın uygulanmasına karar verildiği kara bir gün bu gün.
    Camilerin çokluğu ve İslam Ensitütüsüyle ünlü Müslüman öğrencilerin yetiştiği ve 70 bin insanın yaşadığı bir yerdi.


    1971-73 yılları arasında yönetime gelen Baas rejimini bu Müslümanların şiddetle karşı çıkmaları öfkelendiriyordu. Karşı çıkmanın en yoğun olarak görüldüğü yer Halepçe olduğu için, hedef seçilen yerde orası oldu.

    Bir an önce önlem alınmalıydı. Önce onların içine sinema, tiyatro ve müzik gibi etkinlikler sokarak kendi gündemlerini Halepçeliye unutturmaya çalıştılar. Ancak onlar Baas rejiminin sinsiliğinin farkındaydı. Bunun üzerine katliam, kıyım ve imha planlarını uygulamaya koymak istiyorlardı. Ancak bu vahşete göz yummayan Halepçeliler ayaklandılar. Lakin Baas partisinin Müslüman Kürtleri sürgün etmek ve yuvalarından göçe zorlamak cinayetinin halkası gün geçtikçe genişliyordu.


    İran-Irak savaşının en yoğun günleriydi. İran güçleri Peşmergelerle beraber Halepçeyi ele geçirerek Irak askerlerini esir aldılar.
    Aradan iki gün geçmeden kentin üzerine sessizce ölüm yağıverdi. Irak uçaklarının bıraktığı kimyasal bombalarla Halepçe halkı korkunç bir katliama maruz kaldı.


    Mahşerden farksızdı o gün. İnsanlar şaşkın, çaresiz, ve mazlum… Anneler yavrularını kurtarmak için korkunç bir mücadele verirken Baas’ın taşlaşmış kalpli askerleri uçaklarla onları bombardımana tabi tuttular. Anneler kan içinde bebelerinin üzerine düşüyordu cansız. Kadın, erkek, çocuk, ihtiyar ve her şey yok olmuştu. Ve katliamda 11540 kişi katledildi.
    Batı dünyası sessizdi… Suskundu ve memnundu! Çünkü Müslümanlar ölüyor ve öldürülüyordu.


    Olaya şahid olanlar anlatıyor:
    “Biz 21 Mart günü oraya vardık. Dört gün geçmişti aradan ve aynı vahşet gözleniyordu. Tüm sokaklar, caddeler insan ve hayvan ölüleriyle doluydu… Gördüğümüz bütün insan cesetleri kadın, kız, çocuk ve bebelerle yaşlılardı… Bu manzaraya en katı insan bile dayanamazdı.” [1]
    “Etrafta hardal gazının yakarak öldürdüğü kadın ve çocuk cesetlerinin resimlerini çekerken kusmamak için kendimi güçlükle tutuyordum… Bütün sokaklar kadın ve çocukların cesetleriyle doluydu… Dış görünümlerinde hiçbir şey olamayan bu insanlar sokaklarda uyur gibi yatıyorlardı…
    Koca kasabada hayvan dahil hiçbir kimse kalmamıştı.” [2]






    [1] (R.Öztürk Gazeteci)
    [2]
    (Faruk Ölçücü Gazeteci)




    ʞoʎ ʎǝşıq uǝpıƃ sɹǝʇ ɯıʎıʎı uǝq

  2. #2
    Kısıtlanmış Üye
    Giriş
    Wed Jan 2008
    Konum
    Acı Ve Gözyaşı ile Islanmış Topraklar
    Yaş
    28
    İletiler
    1,533
    Blogdaki Konular
    5
    11540 kişi katledildi.
    Batı dünyası sessizdi… Suskundu ve memnundu! Çünkü Müslümanlar ölüyor ve öldürülüyordu.


    !!!!?


    Suskunluk aceba nereye kadar?Batı dünyası değil İslam dünyasıda seyirci kalmadı mı ?
    ѕєηιη ƒαякıη вєηιм тαяzıм .......

  3. #3
    Batı her zaman ki,gibi tiyatral ve totaliter bir zihniyetle yorumlamıştır bu olayı.Zira şahsen ben ölü sayısının verilen rakamların çok çok üstünde olduğuna inanıyorum.Tabi vakıa bulmuş bir durum kriter yapmak bile yersiz.Umarım benzeri durumlara tekrar maruz kalmaz,hiç kimse...
    Kaburgası Kırılmış Bir Adamın İsyanı Kadar Cehennemsiyim

  4. #4
    Halepçe Katliamı


    İran-Irak Savaşı’nın sekizinci yılında Enfal Operasyonu kapsamında gerçekleştirilen Halepçe Katliamı’nda, binlerce Kürt korkunç şekilde yaşamını yitirmiştir. 16 Mart 1988’de gerçekleştirilen katliam sırasında İran sınırına yakın bir bölgede bulunan Halepçeliler, Irak ordusunun yaptığı hava bombardımanından sonra sığınaklara çekildilerse de bir süre sonra helikopter ve uçaklardan atılan kimyasal gazlardan kendilerini kurtaramamışlardır. Saldırılarda en az 5,000 sivil ölmüş, 10,000’den fazla sivil yaralanmıştır. Katliamın boyutunu ve korkunçluğunu daha iyi anlayabilmek için, yine olayı yaşayanların aktardıklarına dönelim:

    Nesrin Abdülkadir Muhammed isimli bir kadın, Irak Askeri Kuvvetleri helikopterlerinin Halepçe’ye bomba attığı sırada, ailesiyle beraber yaşadıklarını bir gazeteciye anlatmıştır: Iraklı peşmergeler İranlı askerlerle beraber Irak’a karşı savaştıklarından ve Irak askerleri geri çekilmek zorunda kaldığından, Nesrin ve ailesi Halepçe’deki evlerinin sığınağında bir Irak saldırısını bekliyorlardı. Saat 10 sularında, Nesrin içerisinde kameralarla görüntü alan ve fotoğraf çeken adamların bulunduğu bir helikopter gördü. Helikopter çok yakına kadar geldi, ancak geri gitti. O sırada Nesrin 16, kız kardeşi ise 15 yaşındaydı. Saldırı saat 11’de başladı ve Irak ordusu Halepçe üzerine napalm attı.. Saat ikide bombalama bitti. Nesrin yukarı kattaki mutfağa çıkarak ailesi için yemek hazırlamaya başladı. Nesrin olanları şöyle anlatmıştır: “Bombalama sonunda ses değişti. Artık ses eskisi kadar yüksek değildi. Sanki patlamaksızın düşen metal parçaları gibiydi. Bu sessizliğe bir anlam veremedik.” Halepçe’ye yakın Yulakan bölgesinde yaşayan Muhammed adında bir adam ise şöyle dedi: “Bir helikopter kasabaya geri geldi ve askerler beyaz kağıt parçaları fırlattılar.” Muhammed, askerlerin rüzgarın hızını ve yönünü ölçtüklerini anlamıştır. O sırada yiyecekleri toplayan Nesrin, rüzgarın evin içine taşıdığı garip kokular duydu. Nesrin şöyle dedi: “Başlangıçta çöp gibi kötü bir kokuydu. Sonra elma kokusu gibi güzel bir kokuya dönüştü. Ardından yumurta gibi koktu.” Aşağıya inmeden önce evlerindeki kuş kafesine baktı, kuşun ölmekte olduğunu gördü. Pencereden dışarı baktığında gördüğü manzara şaşırtıcıydı: “Çok sessizdi, ama hayvanlar ölüyordu. Koyunlar ve keçiler ölüyordu.” Nesrin sığınağa döndü: “Herkese yanlış giden bir şeyler olduğunu söyledim. Havada ters giden bir şeyler vardı.” Bombardımandan kaçmak için sığınağa saklanan ev halkı telaşlanmış, ancak sığınağı terk edememiştir. Nesrin şöyle devam ediyor: “Rahatsızlanmaya başlasak da saklanmaya devam etmeye karar verdik. Gözlerimde çok şiddetli bir acı hissettim. Kız kardeşim yüzüme yaklaştı ve ‘gözlerin kıpkırmızı’ dedi. Sonra çocuklar kusmaya başladılar. Çok fazla acı çekiyorlar ve sürekli ağlıyorlardı. Annem ağlıyordu. Sonra yaşlılar kusmaya başladı.” Her sığınağın bir gaz odasına dönüşeceğini anlayan Irak Hava Kuvvetleri, Halepçe’de kimyasal silah kullanmıştı. Nesrin şöyle devam ediyor: “Havada kimyasal maddeler olduğunu anlamıştık. Gözlerimiz gittikçe kızarıyordu ve bazılarımızın gözleri yaşarıyordu. Kaçmaya karar verdik. İneğimiz bir köşede yatıyordu. Koşuyormuş gibi hızlı hızlı nefes alıyordu. Sonbahardaymışız gibi ağaçların yaprakları dökülüyordu. Keklik ölmüştü. Etrafta yere çöken duman bulutları vardı.” Aile rüzgarın yönüne baktı ve tersi yöne koşmaya başladılar. Koşmak gittikçe zorlaşıyordu. “Çocuklar yürüyemiyorlardı, çünkü rahatsızdılar. Kusmaktan bitkin düşmüşlerdi. Onları kollarımızda taşıdık.” Şehrin diğer kısımlarında da aileler benzer durumdaydılar. Halepçe’nin kuzeyinde yaşayan Nuri Hama Ali, ailesiyle birlikte Irak ordusunun yerinden ettiği Kürtlerin bulunduğu Anab’a doğru giderken gördüklerini şöyle ifade etmiştir: “Anab’a doğru giderken çoğu kadın ve çocuk ölmeye başladı. Kimyasal bulutlar yere yakındı. Ağırdılar. Onları görebiliyorduk. Her tarafta insanlar ölüyordu. Bir çocuk daha ileri gidemeyecek duruma geldiğinde korkudan çılgına dönen ebeveynleri çocuğu yolun kenarında bırakıyorlardı. Aynı şekilde yaşlılar da bırakılıyordu. Koşuyorlar, nefes alamaz duruma geliyorlar ve ölüyorlardı.” Nesrin ve Nuri’nin yaşadıkları korkunç olaylarla ilgili izlenimleri benzer şekilde devam etmektedir. Sonunda Nesrin ve ailesinin diğer fertleri kör olmuşlardır. Nesrin annesinin İran’da gömülenler arasında olduğunu İranlıların hazırladığı bir fotoğraf albümünden öğrenebilmiştir. Kardeşlerinden beşi ölmüştür. Nesrin’in bir çocuğu olmuş, fakat kalbindeki delikten dolayı üç aylıkken çocuğu kaybetmiştir. Saddam’ın Halepçe’de kendi vatandaşlarına karşı gerçekleştirdiği bu katliam, binlerce insanın hayatını Nesrin’inkine benzer acılarla karartmıştır.

    Halepçe Katliamı’nın tek sebebi bölgede yaşayan halkın Kürt olması değildir. Bölgede İslami grupların güçlü olması da Saddam’ın Halepçe’de kimyasal gaz kullanarak nüfusu ortadan kaldırmak istemesinin sebebidir. Kuzey Irak’taki en güçlü İslami örgüt Şeyh Osman Halebcevi liderliğindeki el-Hareket’ül İslamiyye fi-Kürdistani’l-Irak, Halepçe’de çok güçlüydü. İslami bir hareket, laik Baas ideolojisini benimsemiş Saddam tarafından iktidarı için tehlike olarak görülmüştür. Şiilerin muhalif olarak görülmelerinin altında İslami yönetim taraftarı olmalarının yatması gibi.

    alıntı

  5. #5
    yakamozaik Samet AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Fri Mar 2007
    Konum
    tabi ki BaLıKeSiR
    Yaş
    26
    İletiler
    2,735
    ey halepçe
    sen şehitsin
    cok yakınsın hüseyine
    bizse hala akdenizi getiremedik yerine
    zulme karsı koyamadık
    yasıyoruz keyiflice
    zalimlerle hep beraber deyme sakın neşemize
    ey halepçe!
    ne olursun acı bize
    hak yolunda ölemedik senin gibi izzetlice
    bosnada çeçenistanda şehitler katıldı size
    işte hala gülüyoruz ağlanacak halimize
    dünya bize ne güzel
    ahiretse neyimize
    kalbimize inemedi müslümanlık
    ey halepçe
    ne olursun acı bize
    ağlanacak sen değilsin
    asıl ağlanacak biziz
    sessiz kalmış yüreğimiz
    sanki kırıldı elimiz
    ne oldu bilmemki
    bizim mühürlenmiş kalplerimiz
    bunca mazlum katlolurken
    titremiyor bir tenimiz bile
    bizler size ağlıyorken
    asıl ağlanacak biziz
    ey halepçe
    ne olursun acı bize
    hak yolunda duramadık senin gibi izzetlice...
    bir çöl bul kendine
    belki sonra bir Leylâ/n.arıman

  6. #6
    Mâh-rû Mümine AYDIN kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Wed Jun 2006
    Konum
    Halen bilmiyorum...
    İletiler
    1,720
    İslam Dünyası şuan nereye gidiyor acaba...Daha doğrusu biz...
    Çocukluk günlerimin son demlerini yaşıyorum...Tadını çıkarmak istiyorum...

  7. #7
    Halepçe... Giyim tarzı değişik dilleri değişik insanlar, dolmuştu Mardine. Yüzlerce çadır kurulmuştu, gelişlerine türküler yazdı yerel halk sanatçıları. Garibandılar, masumdular, neyin ne olduğunu bılmeden birden bire atılıvermişlerdi yeni bir ülkenin topraklarına. Kültürleri ayrı, dilleri ayrı, yüzleri ayrı idi. Kandılrmaya müsait insanlardı en çok bu tür insanlar. Beş lirayı, on lirayı altın diye (ozaman ki paralarımız sarı idi) yutturuyorlardı onlara. Bu yetmedi en ağır işlerde en düşük ücretle çalıştırıldılar. Taş taşıdılar, kum taşıdılar, zayıf bedenleriyle, garip bir ülkenin garip bir kentinde. Mazlumun Allahı var sözünü en çok belkide orada gördüm. Ve 8 katlı bina çöküverdi sanki zalimlerin üzerine aslında çökmedi kendi yapılarını, mazlumun kanı üzerine kurdukları dev apartmanı kendi elleri ile bozmak zorunda kaldılar.
    Buda yetmedi...! Çok kalabalıklardı sanki, ülkene sığınmıştı bir avuç masum insanlardı... Ekmeğini elinden mi aldılar acımasızca ekmeklerine zehir kattın ve katlettin yüzlerce, bir gecede yüzlerce insan... Saddam kimyasal ile sen ise zehirle öldürdün ne farkınız kaldı? Yol görünüyordu dönüş için, kimisi anasını, kimisi babasını, kimisi evlatlarını bıraktı sığındıkları ülkede...
    Yalnız hüznü vardır kalbi olanın...

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •