+ Konuyu Yanıtla
3 / 1 123 SonSon
57 sonuçtan 1 --- 20 arası gösteriliyor

Konu: .:: Hz.İbrahim’in Kıssası ::.

  1. #1

    .:: Hz.İbrahim’in Kıssası ::.

    Nuh, Hud ve Salih peygamberlerden sonra yeni bir peygamberin vakti saati gelmişti.

    Babil ülkesinin yeni bir uyarıcıya ve müjdeleyen birine ihtiyacı vardı.

    Şimdi zamanın atmosferine bakalım. Babil imparatorluğu inanılmaz bir refah düzeyi yakalamıştı. Babil’in meşhur Asma Bahçelerinin yeşertildiği zamanlar. Ticaret ve saygınlık deseniz zirvede. M.Ö. ikinci bin yılın başlarından birinci bin yılın başlarına kadar uzun bir hükümdarlık dönemi. Allah onlara nimetini ziyadesiyle vermişti.

    Rivayete göre Babil Kulesi bu donemde inşa edildi. Altın çağını yaşayan Babil’in kalıntıları Bağdat’ta 88km. Uzaklıktaki Hille kasabası yakınlarında bulunuyordu. Bu ihtişam İskender’in bile dikkatini çekmiş, büyük Roma imparatorluğunun başkenti yapmak istemişti.

    Babil, İncil’e göre Nuh tufanından hemen sonra güvenli bir yer olsun diye yapıldı. Görkemli güvenli ve başı göğe değen bir kule inşa etmek istiyorlardı. Tanrı inşaatta çalışan isçilerin dillerini birbirlerini anlamalarını önleyecek şekilde karıştırarak durdurdu. Kule hiç bir zaman bitirilemedi ve insanlar dünyanın dört bir yanına farklı diller konuşarak dağıldılar. Şimdi Babil’in Asma Bahçeleri’nin kalıntıları bile dünyanın yedi harikasından biri olarak görünüyor. Kulenin kaidesinin bir kenarı 91 metreyi geçiyordu.

    Burada Sabiilik dini hakimdi. Ruhlara vemeleklere ibadetle başlayıp sonra da yıldız ay ve güneş namına yapılan putlara tapıyor, adaklar adıyorlardı. Taptıkları putları ve yıldızları ruhların sembolü sayarlardı.

    Kuran’da yer almamakla birlikte, bazı tarihlerde Hz. Musa kıssasının bir benzeri de Hz. İbrahim için anlatılır. Babil ülkesinin kralı ve kendini tanrı olarak ilan etmiş bulunan Nemrut bir rüya gördü. Aydan daha parlak bir yıldız, başının üzerinde parlıyordu. Büyücüleri, kahinleri zamanın en iyi astrologlarını çağırdılar. Hepsinin ortak kanaati ve rüya üzerine yorumu aynıydı. Bu yıl bir erkek çocuğu doğacak. O çok kutlu biri olacak ve Nemrut’un tahtını yerle bir edecek.

    Hz. İbrahim’in babası Azer, put yapıcısıydı ve zamanla Nemrut’un en yakın adamlarından biri olmuştu. Annesi Usa ise hamileydi ve o yıl doğan bütün erkek çocukları öldürülmesi emredildiğinden hamileliğini gizlemişti. Sonra vakti gelince onu kocasından bile gizleyerek evlerinden uzaklarda bir mağarada doğurdu ve mağaranın önünü büyük taşlarla kapattı. Geceleri mağaraya gidip onu gizlice beslerdi. Azer öğrendiğinde artık o büyümüş ve iş işten geçmişti. Bir baba olarak onu ele verecek değildi.

    İbrahim’in biraz aklı erince baba oğul tartışmaya başladılar. Putların bir fayda yada zarar getirmekten ne kadar uzak olduklarını söyleyen İbrahim; aya, yıldızlara ve güneşe parlaklıklarına bakarak meylettiyse de onların devrilip gitmeleri, batıp sönmeleri onda sonsuzluk arayışına yol açtı ve her türlü zevalden müstağni olan, biricik ve ortağı olmayan Allah inancını keşfetmesine neden oldu.

    Ayetlerin bildirdiğine göre Tanrının nasıl dirilttiğini yakinen bilmek isteyince Allah ona dört farklı kuş alıp bunları parçalayarak dört ayrı dağa yada bir dağın dört ayrı tarafına bırakmasını sonra da kuşları çağırmasını istemişti. Çağırılan kuşların uçarak ona doğru gelmeleri çok açıktan bir ibretti.

    Bu olayın ardından büyük bir tevhid mücadelesi başlattı. Nemrut ile tartışmalara girdi. Nemrut’a gücünü kanıtlaması için Rabbin yaptığının aksine güneşi batıdan doğurmasını teklif edince artık bu onun ölüm fermanı oldu. Çünkü zalim hükümdarı insanların önünde cevapsız ve hareketsiz bırakarak gazabını çekmişti.

    Allah’tan başkasına tapınmadığı için ceza olarak öyle büyük bir ateş hazırlanmıştı ki onu ancak şeytanın akıl vermesiyle icat edebildikleri özel bir mancıkla ateşin ortasına fırlattılar. Bu arada Cebrail göründü ve bir dileği olup olmadığını sordu. O; “hayır’ dedi, “Artık sadece Rabbime dayanıyorum, ondan diliyorum.”


    “ Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selamet ol !” Enbiya: 69

    Bu muhteşem ayetle ateşin ortasında yemyeşil bir bahçe oluştu. İbrahim sükunet içinde ve ateşten uzaktı. Bunu gören Nemrut ve halkı uzun süre iman ve küfür arasında gidip geldiler ama sonunda büyüklük taslama galip geldi.

    Burada asıl konumuz Hacer olduğundan bu olayların detaylarına giremiyoruz ama şu kadarını söyleyelim ki , Allah’ın gazabına karşı her önlemi alan, korku içinde uykuları kaçan Nemrut, küçük bir sivrisineğin taarruzuyla oldu.

    Bu olaylardan itibaren bütün peygamberlerin ortak kaderi olan hicret vuku buldu. Hazreti İbrahim artık buralarda duramazdı. Biricik eşi, can yoldaşı, dert ortağı Sare ve az sayıdaki ashabıyla birlikte Şam’a doğru yola çıktılar. Harran’a yani Urfa’ya geldikleri de rivayet edilir.

    Bütün bu olaylarda ona eşlik eden çok genç biri daha vardı. İbrahim’in kardeşinin oğlu olduğu öne sürülen Lut aleyhisselam. Bu hicret esnasında ilahi bir emirle onun bir kaç arkadaşıyla beraber farklı bir yöne gitmesi istenmişti. Her türlü insani düşüklüğün yaşandığı, gelmiş geçmiş halklar içinde en alçak derecelere inmiş insanların bulunduğu aralarında Sodom ve Gomore’nin de yer aldığı beş şehre doğru yola çıkmışlardı.

    İbrahim ve Sare ise yol ayırımından sonra Mısır’a geldiler. Burada Sare’nin büyük imtihanı vardı. Kocası Adem ve Nuh aleyhisselamdan sonra insanlığın üçüncü büyük atasıydı. En büyük, ul’ul-azam peygamberlerdendi. Hep evlatsızlık acısını yüreğinde taşımış, zürriyetim olacak mı diye endişelenmişti ama onun soyundan gelenler, gökteki yıldızlardan daha çok olacaktı. O bunu bilemiyordu, çünkü bir beşerdi ve ancak Allah’ın bildirdiği kadarını bilebilirdi.

    İbrahim’e 10 sayfa vahiy gönderilmişti. Ebuzer’in Peygamberimizden (Sallallahu aleyhi Vesellem) bu sayfalar, akıllı bir insanın aklına yenik düşmeyeceği, insanın malı bir araya getirmek için değil, kafir de olsa mazlumun hakkını zalimden almak için çalışmasının zaruri olduğu, zamanı iyi kullanıp bir kısmını münacata bir kısmını hesaplaşmaya ayırması gerektiği gibi konuları ihtiva ediyordu.

    Kuran ise İbrahim’i şöyle tanımlıyordu: Allah’ın dost edindiği kimse, çok içli, yüreği yanık, yumuşak huylu, kendini Allah’a vermiş, vefakar, hanif, sadık ve görevini tam yapmış, Allah’ı bir tanıyan, gerçek bir Müslüman, işinde Allah’a dönük, inanmış bir kul…

    Evi yol üzerindeydi. Geleni geçeni doyururdu. Adının anlamı millet babası demekti. Onun güzel isimleri vardı. Halilullah (Allah dostu), Ebul Edyaf (misafirler babası).


    Göklerin ve yerin sırları kendisine öğretilmişti

    “ Biz İbrahim’e kesin ilme erenlerden olması için göklerin ve yerin melekutunu da öyle gösteriyorduk” En’am: 75

    Çok sevgili bir kul olmasına rağmen babasının affedilmesi için yaptığı dua kabul olmadı. Buradan şu gelenek oluştu ki iman etmeyenlerin affına değil hidayetine dua edilebilirdi ancak. Velev ki o kişiler anamız babamız olsun.


    Yıldız RAMAZANOGLU

    Kadın Oradaydı
    ....

  2. #2
    ademoğlu
    Misafir

    kıssa ne demek

    kıssa ne demek

  3. #3
    asdasda
    Misafir

    Kissa

    kıssa peygamber`lerin
    ibret verici hikeyesi

  4. #4
    Kayıtsız
    Misafir

    Peygamberİmİz

    YÜce Allahim Sen DÜnyadakİ Herkesİ ÖldÜmÜ Kendİ Huzuruna Ve Hz. Muhammedİn Huzuruna Çikarmayi Nasİp Eyle Yarabbİm!

    HZ. İBRAHİM
    Düzenlendi: Ayşe ACAR 13-03-2008 10:24

  5. #5
    Kayıtsız
    Misafir

    hz. muhammedin kıssas yoqmu

    yha hz. muhammedin kıssası yoqmu

  6. #6

    Son Peygamber Ve Son Dİn

    Sevgili Kardeşim Hz.Muhammedin Kıssa sı yok mu derken ayet olarak Peygamber (sav) efendimizin hayatından ibret verici bölümler soruyorsanız Kıyamete kadar başka bir peygamber ve başka bir din gelmeyecektir. Bu anlamda Hz.Muhammedin Kıssası yoktur.
    Ancak Peygamber (sav) efendimizin hayatını öğrenmek için soruyorsanız bu konuda sayısız kaynak bulabilirsiniz..
    Allah yar ve yardımcınız olsun.....

  7. #7
    Kayıtsız
    Misafir
    kıssa nedemek gibi bir soruyu anlamıyorum kuran-i-kerim de yazan her ayette bir peygamberin hyatı gizlidir ve dünya 100.000 fazla peygamber oldugunu düşünün ve böyle bir şeyde var fakat ne yazık sadece 29 tanesinin hayatını biliyoruz

  8. #8
    kelekele
    Misafir
    herkes hz. Muhammed'in hayatının bi kısmını gormüştür ama bu bi kısmı iddaa ya göre hayatının sadece ama sadece 1/1000 idir

  9. #9
    Kayıtsız
    Misafir
    Alıntı ademoğlu tafarından gönderildi Mesajı Göster
    kıssa ne demek
    Kıssa Kur-an'ı Kerim'de geçen Peygamberlerin, Peygamber olmayan bazı şahısların ve geçmişte yaşamış toplulukların ibret verici öyküleridir...

  10. #10
    Kayıtsız
    Misafir

    selam

    hz ibrahimin allahla konuşmasını yazabilirmisiniz

  11. #11

  12. #12
    Kayıtsız
    Misafir
    kıssa nedemek gibi bir soruyu anlamıyorum kuran-i-kerim de yazan her ayette bir peygamberin hyatı gizlidir ve dünya 100.000 fazla peygamber oldugunu düşünün ve böyle bir şeyde var fakat ne yazık sadece 29 tanesinin hayatını biliyoruz .
    Sevgili Kardeşim Hz.Muhammedin Kıssa sı yok mu derken ayet olarak Peygamber (sav) efendimizin hayatından ibret verici bölümler soruyorsanız Kıyamete kadar başka bir peygamber ve başka bir din gelmeyecektir. Bu anlamda Hz.Muhammedin Kıssası yoktur.
    Ancak Peygamber (sav) efendimizin hayatını öğrenmek için soruyorsanız bu konuda sayısız kaynak bulabilirsiniz..
    Allah yar ve yardımcınız olsun.....
    --------------------------------------------------------------------------------
    Nuh, Hud ve Salih peygamberlerden sonra yeni bir peygamberin vakti saati gelmişti.

    Babil ülkesinin yeni bir uyarıcıya ve müjdeleyen birine ihtiyacı vardı.

    Şimdi zamanın atmosferine bakalım. Babil imparatorluğu inanılmaz bir refah düzeyi yakalamıştı. Babil’in meşhur Asma Bahçelerinin yeşertildiği zamanlar. Ticaret ve saygınlık deseniz zirvede. M.Ö. ikinci bin yılın başlarından birinci bin yılın başlarına kadar uzun bir hükümdarlık dönemi. Allah onlara nimetini ziyadesiyle vermişti.

    Rivayete göre Babil Kulesi bu donemde inşa edildi. Altın çağını yaşayan Babil’in kalıntıları Bağdat’ta 88km. Uzaklıktaki Hille kasabası yakınlarında bulunuyordu. Bu ihtişam İskender’in bile dikkatini çekmiş, büyük Roma imparatorluğunun başkenti yapmak istemişti.

    Babil, İncil’e göre Nuh tufanından hemen sonra güvenli bir yer olsun diye yapıldı. Görkemli güvenli ve başı göğe değen bir kule inşa etmek istiyorlardı. Tanrı inşaatta çalışan isçilerin dillerini birbirlerini anlamalarını önleyecek şekilde karıştırarak durdurdu. Kule hiç bir zaman bitirilemedi ve insanlar dünyanın dört bir yanına farklı diller konuşarak dağıldılar. Şimdi Babil’in Asma Bahçeleri’nin kalıntıları bile dünyanın yedi harikasından biri olarak görünüyor. Kulenin kaidesinin bir kenarı 91 metreyi geçiyordu.

    Burada Sabiilik dini hakimdi. Ruhlara vemeleklere ibadetle başlayıp sonra da yıldız ay ve güneş namına yapılan putlara tapıyor, adaklar adıyorlardı. Taptıkları putları ve yıldızları ruhların sembolü sayarlardı.

    Kuran’da yer almamakla birlikte, bazı tarihlerde Hz. Musa kıssasının bir benzeri de Hz. İbrahim için anlatılır. Babil ülkesinin kralı ve kendini tanrı olarak ilan etmiş bulunan Nemrut bir rüya gördü. Aydan daha parlak bir yıldız, başının üzerinde parlıyordu. Büyücüleri, kahinleri zamanın en iyi astrologlarını çağırdılar. Hepsinin ortak kanaati ve rüya üzerine yorumu aynıydı. Bu yıl bir erkek çocuğu doğacak. O çok kutlu biri olacak ve Nemrut’un tahtını yerle bir edecek.

    Hz. İbrahim’in babası Azer, put yapıcısıydı ve zamanla Nemrut’un en yakın adamlarından biri olmuştu. Annesi Usa ise hamileydi ve o yıl doğan bütün erkek çocukları öldürülmesi emredildiğinden hamileliğini gizlemişti. Sonra vakti gelince onu kocasından bile gizleyerek evlerinden uzaklarda bir mağarada doğurdu ve mağaranın önünü büyük taşlarla kapattı. Geceleri mağaraya gidip onu gizlice beslerdi. Azer öğrendiğinde artık o büyümüş ve iş işten geçmişti. Bir baba olarak onu ele verecek değildi.

    İbrahim’in biraz aklı erince baba oğul tartışmaya başladılar. Putların bir fayda yada zarar getirmekten ne kadar uzak olduklarını söyleyen İbrahim; aya, yıldızlara ve güneşe parlaklıklarına bakarak meylettiyse de onların devrilip gitmeleri, batıp sönmeleri onda sonsuzluk arayışına yol açtı ve her türlü zevalden müstağni olan, biricik ve ortağı olmayan Allah inancını keşfetmesine neden oldu.

    Ayetlerin bildirdiğine göre Tanrının nasıl dirilttiğini yakinen bilmek isteyince Allah ona dört farklı kuş alıp bunları parçalayarak dört ayrı dağa yada bir dağın dört ayrı tarafına bırakmasını sonra da kuşları çağırmasını istemişti. Çağırılan kuşların uçarak ona doğru gelmeleri çok açıktan bir ibretti.

    Bu olayın ardından büyük bir tevhid mücadelesi başlattı. Nemrut ile tartışmalara girdi. Nemrut’a gücünü kanıtlaması için Rabbin yaptığının aksine güneşi batıdan doğurmasını teklif edince artık bu onun ölüm fermanı oldu. Çünkü zalim hükümdarı insanların önünde cevapsız ve hareketsiz bırakarak gazabını çekmişti.

    Allah’tan başkasına tapınmadığı için ceza olarak öyle büyük bir ateş hazırlanmıştı ki onu ancak şeytanın akıl vermesiyle icat edebildikleri özel bir mancıkla ateşin ortasına fırlattılar. Bu arada Cebrail göründü ve bir dileği olup olmadığını sordu. O; “hayır’ dedi, “Artık sadece Rabbime dayanıyorum, ondan diliyorum.”


    “ Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selamet ol !” Enbiya: 69

    Bu muhteşem ayetle ateşin ortasında yemyeşil bir bahçe oluştu. İbrahim sükunet içinde ve ateşten uzaktı. Bunu gören Nemrut ve halkı uzun süre iman ve küfür arasında gidip geldiler ama sonunda büyüklük taslama galip geldi.

    Burada asıl konumuz Hacer olduğundan bu olayların detaylarına giremiyoruz ama şu kadarını söyleyelim ki , Allah’ın gazabına karşı her önlemi alan, korku içinde uykuları kaçan Nemrut, küçük bir sivrisineğin taarruzuyla oldu.

    Bu olaylardan itibaren bütün peygamberlerin ortak kaderi olan hicret vuku buldu. Hazreti İbrahim artık buralarda duramazdı. Biricik eşi, can yoldaşı, dert ortağı Sare ve az sayıdaki ashabıyla birlikte Şam’a doğru yola çıktılar. Harran’a yani Urfa’ya geldikleri de rivayet edilir.

    Bütün bu olaylarda ona eşlik eden çok genç biri daha vardı. İbrahim’in kardeşinin oğlu olduğu öne sürülen Lut aleyhisselam. Bu hicret esnasında ilahi bir emirle onun bir kaç arkadaşıyla beraber farklı bir yöne gitmesi istenmişti. Her türlü insani düşüklüğün yaşandığı, gelmiş geçmiş halklar içinde en alçak derecelere inmiş insanların bulunduğu aralarında Sodom ve Gomore’nin de yer aldığı beş şehre doğru yola çıkmışlardı.

    İbrahim ve Sare ise yol ayırımından sonra Mısır’a geldiler. Burada Sare’nin büyük imtihanı vardı. Kocası Adem ve Nuh aleyhisselamdan sonra insanlığın üçüncü büyük atasıydı. En büyük, ul’ul-azam peygamberlerdendi. Hep evlatsızlık acısını yüreğinde taşımış, zürriyetim olacak mı diye endişelenmişti ama onun soyundan gelenler, gökteki yıldızlardan daha çok olacaktı. O bunu bilemiyordu, çünkü bir beşerdi ve ancak Allah’ın bildirdiği kadarını bilebilirdi.

    İbrahim’e 10 sayfa vahiy gönderilmişti. Ebuzer’in Peygamberimizden (Sallallahu aleyhi Vesellem) bu sayfalar, akıllı bir insanın aklına yenik düşmeyeceği, insanın malı bir araya getirmek için değil, kafir de olsa mazlumun hakkını zalimden almak için çalışmasının zaruri olduğu, zamanı iyi kullanıp bir kısmını münacata bir kısmını hesaplaşmaya ayırması gerektiği gibi konuları ihtiva ediyordu.

    Kuran ise İbrahim’i şöyle tanımlıyordu: Allah’ın dost edindiği kimse, çok içli, yüreği yanık, yumuşak huylu, kendini Allah’a vermiş, vefakar, hanif, sadık ve görevini tam yapmış, Allah’ı bir tanıyan, gerçek bir Müslüman, işinde Allah’a dönük, inanmış bir kul…

    Evi yol üzerindeydi. Geleni geçeni doyururdu. Adının anlamı millet babası demekti. Onun güzel isimleri vardı. Halilullah (Allah dostu), Ebul Edyaf (misafirler babası).


    Göklerin ve yerin sırları kendisine öğretilmişti

    “ Biz İbrahim’e kesin ilme erenlerden olması için göklerin ve yerin melekutunu da öyle gösteriyorduk” En’am: 75

    Çok sevgili bir kul olmasına rağmen babasının affedilmesi için yaptığı dua kabul olmadı. Buradan şu gelenek oluştu ki iman etmeyenlerin affına değil hidayetine dua edilebilirdi ancak. Velev ki o kişiler anamız babamız olsun.

  13. #13
    Kayıtsız
    Misafir

    kıssa

    kuranı kerimde geçmişte yaşamış topluluklar ve peygamberler hakkında anlatılan ibret verici hikaye vetarihi olaylara kıssa denir.

  14. #14
    layla
    Misafir

    Hz.muhammed

    Bikere hz. Muhammedin kıssası var

  15. #15
    Kayıtsız
    Misafir

    Kıssa nedir?

    Kıssa, hikaye demektir. Kur’an kıssaları denildiğinde, Kur’an’da anlatılan geçmiş toplumlarla ilgili ibret ve öğüt veren hikayeler anlaşılır.

    Yüce Allah, insanlara doğru yolu göstermek, onlara güzel huy ve ahlak kazandırmak için, öğütlerini değişik biçimlerde anlatmıştır. Kuranıkerim’deki kıssalar, onun öğütlerini daha ilgi çekici hale getirmiştir.

    Kur’an’daki kıssaların bir bölümü peygamberlerin başında geçen olayların hikayesidir. Hz. Adem, Hz. İbrahim, Hz. İsmail ve diğer peygamberlerin Allah’ın dinini yaymak uğruna başlarına gelen ilginç olaylar, güzel bir dille ve öğüt veren bir tarzda anlatılır. Kıssaların geri kalanından bir bölümü peygamber olmayan bazı şahıslar hakkında bir bölümü de geçmişte yaşamış toplumlar hakkındadır.

    Kur’an’da en uzun ve en çok dikkat çeken kıssası Hz. Yusuf’un kıssasıdır. Bu kıssaya girişte şöyle buyurulur:

    “(Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'ı vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini sana en güzel bir şekilde anlatıyoruz. Gerçek şu ki, sen bundan önce (bu haberleri) bilmeyen kimselerdendin.” (Yusuf, 3)

  16. #16
    Kayıtsız
    Misafir

    Kıssa ne demek?

    Alıntı ademoğlu tafarından gönderildi Mesajı Göster
    kıssa ne demek
    Kıssa insanların yaşadıkları olayları,hayat hikayelerini anlatan yazıdır.Bu yazı bazen uzun bazen kısadır.Bu yazılar peygamberlerden de bahsedebilir

  17. #17
    Kayıtsız
    Misafir
    kıssa peygamberlerin başından geçen önemli olaylardır.

  18. #18
    kayıtsız
    Misafir

    ibrahim

    kıssa hikaye demek

  19. #19
    HERŞEYİ BİLEN...
    Misafir

    Kıssa

    ya arkadaşlar kıssanın ne anlama geldiğini bilmiyor musunuz yuh yuh yuh başka bir şey demiyorum artık allah akıl fikir versin neyse ben söylüyüm

    PEYGAMBERLERİN İBRET VERİCİ ÖYKÜLERİ

  20. #20
    semra
    Misafir

    kıssa

    kıssa Arapçadan dilimize geçen ve eski dilde "ders alınması gereken kısa hikâye" anlamına gelen bir sözcüktür arkadaşlar başka bir soru...

+ Konuyu Yanıtla
3 / 1 123 SonSon

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •