3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor

Konu: Ya Hoca'ya bir şey olursa?

  1. #1

    Ya Hoca'ya bir şey olursa?

    Allah uzun ömür versin ona bir şey olduğunda, iktidar koltuğunda oturan talebeleri utanmayacak mıdır?

    Milli Gazete yazarlarından Mine Alpay Gün, bün yayınlanan makalesinde medyanın Erbakan Hoca'nın ev hapsiyle ilgili tutumunu eleştirdikten sonra meseleyi öyle bir noktaya getirdi ki! Gün "Allah uzun ömür versin ona bir şey olduğunda, iktidar koltuğunda oturan talebeleri utanmayacak mıdır?" sualiyle adeta AK Partilileri damarından vurdu..

    İşte o yazı

    Bir Erbakan klasiği
    “Erbakan’ın evinin kapıları kapatıldı” haberine bakıyorum. Çoğu medya organı, yine görmezlikten gelmiş. Yani bu ülkede sadece kendilerinin özgürlük mücadelesi verdiklerini yana yakıla anlatanlar, başkalarının başına gelenlere, her zamanki gibi, üç maymunu oynayarak çözüm getiriyorlar.

    Aynı durum bir başka parti liderine olsa idi, yer yerinden oynardı herhalde.

    O yaşta bir eski başbakan evinde hapsediliyor, medyanın umurunda değil.

    Mesela Demirel in başına gelse idi bu durum, ne acıklı haberler okuyacaktık hakkında.

    12 Eylül belgeselleri, filmleri çekilirken de Erbakan’ın yaşadıkları, hapishane hayatı, ailesinin dramının halka yansıtılmaktan özenle kaçınıldığı gibi, bu sefer de klasisizm sapmıyor, benzer bir medya infazı tekrar uygulanıyor.

    Bir kere tamamen derin oyunlarla hiçbir liderin başına gelmeyen olaylar, nedense Erbakan’ın başına gelmekte.

    Bir suçlu gibi en fazla onun partisi kapatıldı.

    Siyasetten yasaklandı.

    İlerleyen yaşına rağmen hapis olgusu onun önüne bırakıldı.

    Necip Fazıl’ın da hüküm giymiş olarak vefat ettiğini anımsayınca, ileri yaşda bir insanı bu cezaya mahkûm etmek ne kadar hakçadır.

    Allah uzun ömür versin ona bir şey olduğunda, iktidar koltuğunda oturan talebeleri utanmayacak mıdır?

    Kendilerini yetiştirmiş olan lideri, kendi iktidarları döneminde hapisle cezalandırıp, özgürlüğünü elinden almayı kendilerine yakıştırabiliyorlar mı?

    Cumhurbaşkanı, başbakan ve bakanlar, yetişmelerinde emeği ve alın teri olan bir ekolün başına gelenleri seyretmeyi ne kadar içlerine sindirebilmekteler?Özel af gibi bir girişim için parmaklarını kıpırdatmamaktalar.

    Aynı şey bir başka liderin başına gelse idi; demokrasi havarisi olmak için koşuşturacaklarından adımız gibi emin olduğumuz isimler, şimdi suspus.

    Kimileri şunu düşünebilir, “canım ne var hapse girmedi, cezasını evinde çekecek” diye.

    Belki ben de “ne var evde işte” diyebilecektim.

    Üç hafta önce ayağımı kırıp, alçıya alınınca özgürlüğün ne demek olduğunu çok daha iyi anladım.

    Bahçeye, balkona bile çıkamıyorum.

    Babamın yeni doğan küçük kedilerini ziyarete gidemiyorum.

    O sevimli miniklerin iyi haberlerini sadece telefonda öğreniyorum, fotoğraflarını çekip getiriyorlar ama kucağıma alamıyorum.

    Yeğenimin yumurtadan çıkmış simsiyah dünya güzeli ördek yavrularını bile göremiyorum.

    Akşam yürüyüşlerimi yapamıyorum.

    Mayıs senfonisini duyamıyorum.

    Hep duvarlar, hep pencere gerisinden ağaçları, kuşları, gülleri, çiçekleri seyretmek ne kadar acı.

    Koltuk değneklerini kullanmayı beceremiyorum.

    Alçılı kocaman ayağımı kullanamıyorum.

    Kapıları kimselere açamıyorum.

    Evde oturup gerçi bol bol kitap okuyorum ama insan özgürlüğü meğer ne kıymetli imiş.

    Bütün seyahatlerimi iptal ettim.

    Önemli toplantılar oluyor, onlara katılamıyorum, kimseleri dinlemeye gidemiyorum.

    Şimdi Erbakan Hoca’nın çok önem verdiği fetih etkinlikleri var, katılmaktan çok mutlu olduğu o tarih ve medeniyet festivali tam da şu günlerde kutlanacak.

    Katılamayacağı için kim bilir ne kadar hüzünlenecek.

    Milletini, vatanını deliler gibi seven bir insanın üstelik hayli ilerlemiş bir yaşında ülkesinde yaşayıp da, memleketinin sevimli karelerine uzak kalması insafdan, estetikten hayli ırak bir yaklaşım biçimi.

    Onunla ilgili art niyetliler gerçi muratlarına eriyorlar; yerli düşünceyi savunan, Anadolu kıtasına gönül vermiş, İslâm dünyasının büyüklük davasına harç taşımış, insanlık âleminin huzur ve mutluluğunu kendisine dert edinmiş bir fikir mimarını cezalandırarak amaçlarına ulaşıyorlar.

    Ama hiç iyi etmiyorlar…

    Mine Alpay Gün

  2. #2

    Hoca vurulurken neredeydiniz?

    Afet Ilgaz, 'son günlerde aşırı ısınma yapan merhamet sigortalarını attıracak' bir yazı kaleme aldı.


    Erbakan’a dâvâ açılırken neredeydiniz?

    AKP, “Millî Görüş gömleğini çıkardık” diye işe başladı ama Millî Görüşçülerin bir kısmı AKP sevgisini bir türlü üzerlerinden atamadılar.
    Bu, AKP için açılmış kapatma dâvâsından beri daha fazla belirginleşti.
    Fazilet Partisi’nin bölünüş günleri çok çabuk unutuldu.

    Her ne kadar gönül gözü açık olanlar bunun bir “arınma” olduğunu söylüyorlardı ise de gene de ortada Talat Halman’ın formülünü verdiği bir bölünme “imtihanı” vardı.



    Kimi için arınma, kimi için imtihan!

    Erbakan Hoca’nın geniş görüşlülüğü, ileri görüşlülüğü ve hiçbir zaman devlet kurumlarına saygısızlık etmeyen devlet adamlığı vasfı, partileri kapatıldığı zaman Türkiye’yi bu gün AKP’nin içine düşürdüğü duruma düşürmedi.

    Onun için parti, koltuk, bugünkülerin yaptığı gibi terkedilmiyecek bir özellik taşımıyordu.
    Onun için “koltuk” değil, “dâvâ” dediği Büyük Türkiye ideali korunmalıydı ve bu, devlet kurumlarına şu veya bu vesileyle hakaret etmekten, isyan etmekten değil, insanların bilinçlenmesinden geçiyordu.
    Bazılarının ileri yaş dediği ama onun için bir önemi olmayan yaşında bile, son seçimlerde, seçimlerin belki en doğru ve en cesur konuşmalarını yaparak Türk milletinin millî ve manevî bilincini geliştirmeye çalıştı.

    İşbirlikçilik yapmadı.
    Devletin, milletin haysiyetini korudu.
    Ekonomik başarılara imza attı.
    Dış siyasette Türkiye’nin kanını emen Haçlı keneleri durdurucu, hiç olmazsa yavaşlatıcı önlemler aldı.
    D8’ler gibi dev bir organizasyonu oluşturarak D8’lerin ilerde D160’lar olabileceği ümidini uyandırdı.
    Ülkesini Haçlılara şikayet edip oralardan gelen fonlardan faydalanmadı.




    Erbakan Hoca’nın, siyaseti, bir dünya vizyonu idi.
    O, dar bir bakışla ve yüz senelik argümanlarla siyaset yapmıyordu.
    Bakıyordunuz Venezüella’daki bir İslâm devletleri toplantısında salon Saadet bayraklarıyla süslenmiş.
    Bugünküler gibi yargıya, askere, hakaret etmiyor, devlet adamlığına yakışmıyacak tavırlar koymuyordu.
    Bunun içindir ki bugün en hızlı muhalifleri bile onun ve fikirlerinin yol göstericiliğini kabul ediyor.
    Devlet adamlığı budur.
    Bütün Türkiye’ye hitap edersiniz.

    Milli Gazete

  3. #3
    .... Ravza AYYILDIZ kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu Apr 2007
    Konum
    G.kore
    İletiler
    3,039
    Blogdaki Konular
    3
    hocamı tekerlekli sandalyede bile görmeğe dayanamıyorum...
    AMPÜLLERİ SÖNDÜRÜNÜZ!
    ELEKTRİĞE %65 ZAM!

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •