+ Konuyu Yanıtla
2 / 2 İlkİlk 12
30 sonuçtan 21 --- 30 arası gösteriliyor

Konu: Milli Nizam Partisi MNP

  1. #21
    _ALBAY_ SİTE BAŞKANI Tevfik YAZICILAR kullanıcısının Görüntü Resmi
    Giriş
    Thu May 2006
    Konum
    İstanbul
    İletiler
    8,607
    Blogdaki Konular
    5
    Turizm İşleri

    95 - Tarihi ve tabii zenginliklerimizi yurt ve dünyanın içinde bulunduğu turistik şartları değerlendirecek ve fakat milli ahlak ve karakterimizin icaplarına uygun olacak bir turizm politikası tanzim edeceğiz.

    İç turizmin gelişmesi için, ulaştırma, dinlenme ve tanıtma mevzularında kolaylık sağlamak lüzumuna inanıyoruz.

    Yabancı turistlerin Türk Misafirperverliğine yaraşır şekilde karşılanması yurdumuzu ve milletimizi yakından tanımaları tarihimizin ve kültürümüzün eserleri hakkında bilgi edinmeleri temin edilecektir.

    Bu maksadın husulü için yurdumuzdaki tarihi eserlerin araştırılıp bulunmasına ve milli kültürümüze ait diğer eser-ler ile birlikte onarılmasına öncelik verilecek ve bunlara gereken ilgi gösterilecektir.

    Basın-Yayın İşleri

    96 - Basının, radyo ve televizyonun, başarmağa kararlı olduğumuz kültürel ve ahlaki hamlenin yardımcısı olarak faaliyet göstermesini demokratik usullerle temin edeceğiz.

    Partimiz bu müesseseleri birer milli eğitim müessesesi olarak görmektedir. Bölge radyolarının çoğaltılmasını ve birer okul olarak çalıştırılmasını tanzim etmek kararındayız.

    97 - Ahlak bozucu neşriyat yasaklıyan kanunların eksiksiz olarak işletilmesi, yıkıcı cereyanların tasfiyesi basın politikamızın temel prensiplerindendir.

    Dış Politika

    98 - Tarihi karakterimize ve milletimizin topyekün maksat ve iradesine uygun, uzun vadeli, milli müstakil, şahsi-yetli ve müstakar bir dış politika tatbikine kararlıyız. Dış politikada temel prensibimiz hakkın ve adaletin müdafaası olacaktır.

    Beynelmilel alanda haksızlıkları önlemek için mücadele ederek bu mevzuda tarihte parlak misaller vermiş olan milletimizin, Birleşmiş Milletler Anayasasının prensipleri vazedilmeden çok önce bu prensipleri daha mükemmel şekilde yaşadığı ve yaşattığı bir gerçektir. Partimizin dış politikası mana ve istikametini bu gerçekten alacaktır.

    99 - Beynelmilel mukavelelere, samimi olarak riayet eden milletimizin bu seviyeli tutumunu devam ettireceğiz. Bir yandan barışçı görünerek diğer yandan emperyalist emellerle barışı istismar ve suistimal eden gayri samimi politikalara müsamaha etmiyeceğiz.

    100 - Jeopolitik durumumuz itibariyle tarihi ve kültürel yakınlığımız olan devletlerle daha yakın münasebetler kuracağız.

    Dış Türklerin beynelmilel mukavelelerle ve insan hak ve hürriyetlerini garantiye bağlıyan prensiplerle teminat altına alınmış bulunan haklarının müdafaası için gereken teşebbüslerde bulunacağız.

    Hariciye vekaleti teşkilatının ihtiyacı olan elemanların ifa edecekleri vazifelerin hususiyetlerine göre yetiştirilmelerine yarayacak Fakültelerin açılması ve kürsülerin ihdas edilmesi lüzumuna inanıyoruz.
    Gün gelecek bütün dünya Hocama selam duracak!

  2. #22


    MİLLİ NİZAM PARTİSİ VE MİLLİ GÖRÜŞ HAREKETİ
    1950'lerde Demokrat Parti (DP), 1960'larda da Adalet Partisi'nde (AP) örgütlenerek merkez sağ partiler içinde yer almayı tercih eden İslamcı siyasal akım, 26 Ocak 1970'te Milli Nizam Partisi (MNP) adıyla ayrı bir siyasi güç olarak ortaya çıktı.

    MNP, 1969 seçimlerinde Konya'dan Bağımsız olarak parlamentoya giren Necmettin Erbakan ve 17 arkadaşı tarafından kuruldu. Amblemi, işaret parmağını kaldıran sol bir yumruktu. Genel başkanlığına Necmettin Erbakan’ın geldiği parti içinde, A.Tevfik Paksu, Süleyman Arif Emre, Hasan Aksay ve Fehmi Cumalıoğlu gibi isimler vardı. MNP, Adalet Partisi'nden (AP) ayrılan Isparta milletvekili Hüsamettin Akmumcu ve Tokat milletvekili Hüseyin Abbas'ın da katılımıyla TBMM'de 3 milletvekili ile temsil edildi.

    İslamcı bir söylemin egemen olduğu MNP'nin programında, milli ve manevi kalkınmaya önem verildi. Parti, ahlak ve fazilet kavramlarını ön plana çıkarttı. Serbest rekabetçi ekonomik anlayışa ve faiz sistemine karşı çıkarak, devlet müdahalesiyle ekonomide bir "nizam" sağlanması gerektiğini öne sürdü. Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (Avrupa Birliği) girilmesine de karşı çıkan parti, Türkiye’de ağır sanayi yatırımlarına hız verilmesi gerektiğini savundu.

    Partinin Kuruluş Beyannamesi'nde "Aziz Milletimiz; Bugün, daima Hak’ka bağlılıkta, Hak’kı tutmakta, iyiyi destekleyici, kötüyü men edici hüviyetiyle insanlık tarihinin en ulvi mahreki üzerinde yürüyen Büyük Milletimizin çeşitli tesirlerle kendi yolundan saptırılması gayretlerinin hüküm sürdüğü oldukça uzun bir devreden sonra yeniden ulvi ve şanlı tarihi yörüngesi üzerine oturtulması için füzelerin ateşlendiği gündür. Milli Nizam Partisi; Milletimizi karışık ve karanlık devrelerden sonra aydınlığa götürecek, onu parlak tarihi yörüngesi üzerine yeniden oturtmak için ateşlenen güçlü füzedir. Bugün bu füzenin ateşlendiği gündür. Bugün bu mutlu gündür. Bütün milletimize uğurlu ve hayırlı olsun. Ey daima Hak’kı tutmak, iyiyi sağlamak ve kötüyü men etmek yolunda bulunmak üzere seçilmiş mümtaz ve Aziz Milletimiz!" deniliyordu. Kaynak : Dünyada ve Türkiye'de Siyasal İslamcılık, Dr Abdullah Manaz, s. 358 - 372

    MNP programı ile ortaya atılan bu görüşler, sonraki yıllarda "Milli Görüş" adı altında, Erbakan ve arkadaşlarınca kurulan veya kurdurulan bütün partilerin programlarının genel çerçevesini oluşturdu.

    Cumhuriyet Başsavcılığı, 5 Mart 1971'de, MNP hakkında "laikliğe aykırı çalışmalar yürüttüğü" gerekçesiyle dava açtı.

    Anayasa Mahkemesi, 20 Mayıs 1971'de, partinin "laik devlet niteliğinin ve Atatürk devrimciliğinin korunması prensiplerine aykırı olduğu" gerekçesiyle kapatılmasına karar verdi. Bununla birlikte, MNP yöneticileri hakkında herhangi bir ceza davası açılmadı.

    Erbakan, MNP’nin kapatılmasından sonra İsviçre'ye gitti ve bir süre orada kaldı.

    Kapatılan MNP'nin kadroları, benzer bir tüzükle, yaklaşık 1,5 yıl sonra 11 Ekim 1972’de, Milli Selamet Partisi (MSP) adıyla yeni bir parti kurdular. Partinin Genel Başkanlığı'na Süleyman Arif Emre getirildi.

    MSP’nin kuruluş çalışmaları içinde yer alan Erbakan, bu partiye resmen 1973’ün mayıs ayında katıldı, 20 Ekim 1973'te partinin genel başkanı oldu.

    MSP, 12 Eylül 1980'e kadar, Türkiye’nin siyasal yaşamında etkin bir rol oynadı. 12 Eylül yönetimi tarafından diğer partilerle birlikte kapatıldı.

    21 Eylül 1983'de kurulan ve Genel Başkanlığı'nı Necmettin Erbakan'ın yaptığı Refah Partisi (RP), 16 Ocak 1998'de Anayasa Mahkemesi tarafından "Laik Cumhuriyet ilkesine aykırı eylemleri" nedeniyle kapatıldı. Beyan ve eylemleri ile Parti'nin kapatılmasına neden olan Necmettin Erbakan, Şevket Kazan, Ahmet Tekdal, Şevki Yılmaz, Hasan Hüseyin Ceylan, İ. Halil Çelik ile Şükrü Karatepe'ye 5 yıllık siyaset yasağı getirildi.

    1997'de RP'nin kapatılma olasılığına karşı kurulan Fazilet Partisi (FP) de, yine aynı nedenle, 22 Haziran 2001'de kapatıldı.

    FP'nin kapatılması üzerine "Milli Görüş" hareketi ikiye bölündü: "Yenilikçiler" ile "Gelenekçiler"

    Erbakan ve çevresinde yer alan "Gelenekçiler", Malatya milletvekili ve kapatılan FP'nin genel başkanı Recai Kutan'ın başkanlığında 20 Temmuz 2001'de "Saadet Partisi"ni kurdular.

  3. #23
    MNP'NİN KAPATILMA DAVASI GEREKÇELİ KARARI...
    (1)

    Savcılık İddianamesi...

    Esas Sayısı : 1971/1 (Parti kapatılması)
    Karar Sayısı : 1971/1
    Karar günü : 20/5/1971
    Davayı açan : Cumhuriyet Başsavcılığı

    Davanın konusu Milli Nizam Partisinin, 648 sayılı Siyasi Partiler Kanununun dördüncü kısmında yer alan 92., 94., 97. ve 101. maddelere aykırı faaliyetlerde bulunulması ve bu faaliyetleri onaylar nitelikte karar alınmış olması nedeniyle aynı kanunun 111. maddesinin 2 sayılı bendi gereğince kapatılmasına karar verilmesi istenilmiştir.

    1- CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ İDDİANAMESİ:

    Cumhuriyet Başsavcılığının 5/3/1971 gününde Anayasa Mahkemesi kaydına geçen 4/3/1971 günlü, Esas: S. P. 1970/3 - İddianame S. P. 1971/1 sayılı iddianamesi şöyledir:

    Davacı : Kamu hakları

    Davalı : Milli Nizam Partisi

    Davanın konusu: 648 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 4 üncü kısım hükümlerine aykırılık.

    OLAY:

    26 Ocak 1970 tarihinde, merkezi Ankara’da olmak üzere kurulan Milli Nizam Partisinin çeşitli il ve ilçelerdeki kuruluş ve açılış toplantılarında yapılan konuşmalarda, Türkiye Cumhuriyetinin Anayasa ile belirtilen laiklik ilkesine aykırı davranışlarda bulunulduğu yolunda basında yayınlanan haberler üzerine Siyasi Partiler Kanununun 4 üncü kısım hükümleri çerçevesinde gerekli inceleme yapılmıştır.

    YAPILAN İNCELEME:


    Bağımsız Milletvekili Necmettin Erbakan ve arkadaşları tarafından Milli Nizam Partisi adı ile yeni bir siyasi parti kurulduğu bir kısım basın haberleri arasında görülmekle, parti genel başkanlığına gönderilen 3/2/1970 gün ve 754 sayılı yazımıza verilen 23/2/ 1970 gün ve 13 sayılı cevapta, Milli Nizam Partisinin Genel Merkezi Ankara olmak üzere 26 Ocak 1970 tarihinde kurulduğu bildirilmiş, tüzük ve program gönderilmiştir.

    9 Şubat 1970 günlü bir kısım basında, Ankara’da Büyük Sinamada 8/2/1970 günü yapılan ilk kuruluş toplantısı ve bu toplantıdaki konuşmalarla ilgili olarak yayınlanan haberler üzerine 10/2/1970 gün ve 760 sayılı yazımızla önce Ankara Emniyet Müdürlüğüne ve sonra da Ankara, Samsun, İskenderun, Karabük, Safranbolu, Çorum, Çanakkale, Tekirdağ, Kırklareli, Bafra, Edirne, Kocaeli, Sakarya, Kütahya, Altındağ C. Savcılıklarına gönderilen talimatlara verilen cevaplarla eklerinden, Milli Nizam Partisinin bu il ve ilcelerdeki açılış toplantılarında yapılan konuşmaların bir kısmının ses alma araçları ile tespit edilip çözümlenmiş yazılı metinlerinin gönderildiği, bazı konuşmaların yetkili mercilerce tayin edilen hükümet komserleriyle güvenlik memurları tarafından düzenlenen tutanaklarla tespit edildiği ve bir kısmının da C. Savcılıklarınca yapılan hazırlık soruşturmaları, tanık beyanları ve fezlekelerle teyit edildiği görülmüştür.

    Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilen 12/8/1970 gün ve 1970/3 sayılı yazımızla Milli Nizam Partisinin kuruluş toplantıları konusunda delil niteliği taşıyan belgelerin gönderilmesi isteğimize verilen 28/8/1970 gün ve 128939 sayılı cevapta, bugüne kadar Genel Müdürlüğe intikal etmiş delil niteliğinde belge ve bilgi mevcut olmadığı ifade olunmuş ise de, 28/12/1970 gün ve 999 sayılı yazımıza verilen 30/12/1970 gün ve 852 sayılı cevaba ekli dosyada Ankara, Adana, Ağrı Bursa, Diyarbakır, Edirne, Gaziantep, Hakkari, İstanbul, İzmir, Erzurum, Kayseri, Konya, Koceli, Mardin, Sakarya, Samsun, Sinop, Trabzon, Urfa, Van ve Zonguldak illeri ile bir kısım ilçelerinde yapılan kuruluş ve açılış toplantılarındaki konuşmaların ses alma araçları ile tespit edilmiş ve çözümü yapılmış yazılı metinleri gönderilmiştir

    Partinin 24/1/1971 tarihinde Ankara’da toplanan birinci büyük kongresi ile ilgili olarak 26/1/1971 günlü yazımızla istenilen hususlara da Emniyet Genel Müdürlüğünün 1 Şubat 1971 gün ve C/158 sayılı ve Ankara Emniyet Müdürlüğünün; 28/1/1971 gün, 8723 sayılı yazıları ile cevap verilmiş, Ankara, Diyarbakır, Erzurum, Samsun ve Trabzon il, Çankaya, Yenimahalle ilçe ve birinci büyük kongreleri tutanakları ile konuşmaların ses alma aracından çözümlenmiş yazılı metinleri gönderilmiştir.

    İncelenen bu konuşma metinlerine göre :

    Milli Nizam Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın;

    1- 8 Şubat 1970 tarihinde Ankara’da Büyük Sinemada yapılan toplantıda (C. 1. E. 1.) partinin açılışını kutladıklarını ifade ettikten sonra «biraz önce sizlere M. N. P. kurucuları takdim olundu. Ama sizden niçin saklayalım, niçin partimizin hakiki kurucularını bu ilk açılış gününde zikretmeyelim. Açıkça ilan ediyorum ki, bizim partimizin kurucuları Sultan Fatih Hazretleri, Sultan Yıldırım Hazretleri, Sultan Murat, Sultan Melikşah, Ulubatlı Hasan, Orhan Gazi, Nizamülmülk, Akşemseddin, Sultan Yavuz, Kılıçarslan, Alp Arslan, Gelenbevi Hazretleri ve Sultan Hamit’dir.» (S. 6) demiş ve partinin kuruluş beyannamesinden pasajlar okuyarak konuşmasını bitirmiştir.

    2- 31/5/1970 günü Karabük İlçesinde, Site Sinemasında (C. 1 - E.3) «Esselamünaleyküm» diye başladığı konuşmasını 150 yıl önce Selanik’te kurulmuş Hareket Ordusundaki subaylar kandırılmış ve Sultan Abdülhamit Han tahttan indirilmiştir. M. N. P. Milletin iman davasını kendisine şiar edinmiştir. Türkiye'de bugün üç yol vardır. Birinci yol, solculuk, sonu Komünizm yolu, Bu yolda C.H. P.; İkinci yol kozmopolit masonluk yolu. Bu yolda A. P. levhası var. Üçüncü yol M. N. P. yolu - bu yol sağı temsil eder. Hak yolu iman yolu. Önümüzdeki seçim sonunda, yani 1973 yılında sizleri Ayasofya Camiinde namaz kılmağa davet ediyorum. (S. 2) demek suretiyle bitirmiştir.

    3- 18/1/1970 günü, Boyabat İlçesinde Sümer Kahvesinde (C.1, E.3) «Esselamünaleyküm Müslüman Kardeşlerim» diye başladığı konuşmasında «Türkiye’de sekiz parti olduğunu, kendilerinin bunlardan ayrı bir parti olduklarını, A. P. ve C. H. P. gibi sağcı ve solcu diye milleti kandırmayıp Türkiye’ye yeni bir müslüman partisi kurulmasının lüzumunu hissederek M. N.P ni kurduklarını» söylemiştir.

    4- 9/7/1970 tarihinde Tekirdağ’da, Çankaya Kahvesinde yaptığı konuşmada (C. 1., E. 5) «Dünya üzerinde kalkınma hızı en fazla olan devletin İsrail ve Japonya olduğunu, bu iki devletin dine karşı itikat ve saygılarının büyük olması ile kalkınma hızım elde ettiklerini, iktidara geldikleri zaman burayı müze halinden çıkarıp cami haline sokarak ilk Cuma namazını topluca kılacaklarını» söylemiş ve beraberindekilerle Rüstem Paşa Camiine giderek akşam namazında imamlık görevi yapmıştır.

    5- 6/10/1970 günü Kırklareli’nde İnci Sinamasında yapılan toplantıda (C. 1., E. 7) «Milli Nizam Partisinin diğer partilerden farklı bir çok yönleri olduğunu, esasen bir nizam ve düzen içinde çalışma gayesini güden teşkilatlarının kanunlar muvacehesinde böyle bir parti adı almak zorunda kaldığını, kendilerinin dinine, örf ve adetlerine bağlı imanlı müslümanlar olduklarını, Avrupalılaşmanın anlamını bulamadığını, bir kadının kocasından boşanmak için iki şahidin kafi geldiğini, Medeni Kanunun bir kadına kocasından izinsiz çalışmak hakkını verdiğini, kendilerinin millet olarak bin yıllık hak yoluna döneceklerini» (S. 7- 9) söylemiştir.

    6- 17/9/1970 tarihinde Bafra’da Cumhuriyet Meydanında yaptığı konuşmada (C. 1. E. 8) «M. N. P. nin herkesin anladığı manada bir parti olmadığını, teşkilatlanmak ve maksatlarına ulaşabilmek amacı ile parti adını aldıklarını, kanuni mecburiyetle parti adı altında toplandıklarını, fakat hakikatta parti olmadıklarını, Avrupa ve Avrupalılığın batıllık, Avrupalının teharet dahi bilmiyen hipiler olduğunu, elli yıllık batıl devreden kurtulup 1000 yıllık hakka teslimiyet devrine geçeceklerini» ifade etmiştir.

    7- 7/10/1970 günü, Edirne’de Ayvazoğlu Sinemasındaki konuşmasında (C. 1., E. 9) sık sık «Milli Nizam Harekatı» ndan söz ettikten sonra «Milli Nizamın programının lalettayin bir broşür gibi okunmamasını, kalp gözüyle okunacağını, söyleyen sözlerin altında büyük manalar yattığını, bu mananın ne olduğunu anlayacak feraseti Cenabı Hakkın verdiğini (S. 4) seçimle idare edilmeye başladığımız elli seneden beri millet olarak batıl yola sürüklendiğini, benzemek istediğimiz Avrupalının yıkanmasını bile bilmediğini, elli senedenberi sizi avrupalılaştıracağız, sizi benzeteceğiz dedikleri insanların memleketimize geldikleri zaman gördüğümüz bitli turistler olduğunu, kodamanlarının yüz numarasında su olmadığını, batıl idarenin yaptığı yolun çamur olduğunu, Osmanlılar, Selçuklular zamanında yapılmış eserlerin hala mevcut olduğunu, en mükemmel kumaşların Cennetmekan Sultan Hamit tarafından yaptırılan fabrikalarda dokunduğunu, manevi halimizdeki perişanlığın da elli senelik ters gidişin neticesi olduğunu, bu batıl, yanlış yoldan hakka dönmek için Milli Nizamın kurulduğunu (S. 7-9) Yeşilköy Havaalanından Hacca gitmek isteyen birisinin Hacca gidecek tayyare dururken, Moskova’ya, Kızıl Çin’e, Tel - Aviv’e, Orta Asya’ya gidecek diğer sekiz tayyareye elbette binmiyeceğini (S. 12) C.H.P. nin sola, Komünizme giden yolda, A.P. nin Masonluk yolunda, Milli Nizamın bin yıllık hak yolunda bulunduğunu Anadolu’da namaz kılan insanın başına vurulduğunu, bu memleketi namaz kılan insanın sömürmediğini, aksine sömürüldüğünü, vergilerin zenginlerin değil fakir halkın sırtına yüklendiğini, (S. 15-17) başını örten öğretmen hanımların mektepten kovulduğunu halbuki bu hanımlara en büyük takdirnamenin verilmesi gerektiğini, vaktiyle C.H.P. nin çarşaf giyenler ve peçe takanlarla uğraştığı, gibi A.P. nin de öğretmenlerin başörtüleri ile uğraştığını, tek tip mektep diye kız ve erkek çocukları lisenin son sınıfına kadar aynı sırada oturtup ahlaksızlığı öğütlediklerini, bira içki değildir diye camiler civarında içki sattırdıklarını, milletin kültürünü tahrip için Kültür Sarayı denen tiyatro yaptıklarını, turizm bahanesiyle memlekette 85 tane kilise inşa edildiğini (S. 20) ama cami tamiratına para verilmediğini hastahanelerde tohum bankası açıp sun’i ilkah için Amerikan tohumu getirtildiğini, İslam Enstitüleri bütçesine bir kuruş koyarlarken edepsiz yetiştirmek için iki tane bale mektebi kurduklarını (S. 21) evinde dini kitap okuyanların tutuklandığını, Kur’an kurslarının kadrolarını ortadan kaldırmak için sinsi tertipler hazırlandığını, Milletin her şeyi anladığını tekrar hakka dönüp tarihi mahrekine oturacağını (S. 22) Milli Nizam denince liselerde okutulan sosyoloji ve ahlak kitaplarının yerine Efendimizin Hadis-i Şerifi kitaplarının, İmam-ı Gazali, İmam-ı Rabbani Hazretlerinin kitaplarının okutulacağını, (S. 23-24) ahlaksız yetiştiren bale mektebi açmayacağını, Milli Nizamcı olarak şahadet bayrağı altında toplanmanın mecburi olduğunu, (S. 26) bu kadar şehit ve evliyanın büyük eserleriyle Edirne’nin tapusunun Milli Nizama ait bulunduğunu, halkçıyım diyen bir adamın başı düşük olacağı için ona, demek batıl yola hizmet ediyorsun, bir an evvel tövbe et, gel Milli Nizama katıl tavsiyesinde bulunmanın gerekli olduğunu, besmele ile Milli Nizama kaydolmak gerektiğini, Milli Nizam iktidara gelince Sultan Fatih’in yaptığı gibi Ayasofya’yı açıp ilk Cuma namazının beraberce kılınacağını (S. 27) Milli Nizamla Sultan Fatih Hazretlerinin imanı, aşkı ve azminin yeniden iktidara geleceğini, Milli Nizamın şahadet işaretinin manasının çok büyük olduğunu, bu işaretin ne olduğunu bilmeyen varsa ve yapamıyorsa öğrenince eve gidip tövbe edeceğini» (S. 28) ifade ile topluluğa şahadet parmaklarını kaldırarak sözlerini tamamlamıştır.

    8- 13/11/1970 günü Kocaeli’de (C. 1. E. 10) «Ortak Pazar» konulu konferansında «Memleketteki ahlaksızlıkların Milli Nizam Partisinin iktidara gelmesiyle kalkacağı ve eskisi gibi şerefli, ahlaklı, müslüman bir Türk Devletinin teşekkül edeceğini» söylemiştir.

    9- 13/11/1970 günü Sapanca’da yaptığı konuşmada : (C. 1. E. 11)

    Milli Nizamın bir hak davası, diğer partilerin de batıl ve şer olduklarını ifade ettikten sonra, Milli Nizamın işaretinin tekbir olduğunu belirtmiş ve sözlerini herkesi ayağa kaldırıp parmaklarını da uzattırdıktan sonra «Yarabbi Milli Nizamı, evliyaların duasındaki idarenin bu memlekete gelmesine vesile kıl, amin, Yarabbi sen Milli Nizamın bütün Sapancalı ve milletimizin dünya ve ahiret bütün saadetine vesile kıl amin» duası ile bitirmiştir

    10- 3/1/1971 günü Samsun il kongresinde : (C. 1. E. 14)

    «Müslümanlık yolunun hak, yahudilik ve hiristiyanlığın din olduğunu, müslümanlığın diğerlerinden farklı olarak Allah’ın indinde tek din ve hak olduğunu, müslümanlığın hakkı, diğerlerinin ise batılı gösterdiğini, Milli Nizamın da adının parti diğerlerinin de adlarının parti olduğunu ama Milli Nizamın hak öbürlerinin ise batıl bulunduklarını, bu farkın ise nereden geldiğini Cenabı Hakkın kalbine hidayet ve merhamet verdiği kimselerin bildiklerini ve konuşmaya lüzum olmadığını (S. 3) Bugün Türkiye’de hak ile batılın mücadelesinin yapıldığını, Türkiye’deki manevi harpte hak cephesinin bir, batıl cephesinin 72 fırka olduğunu, tek hak cephesinin de Milli Nizam bulunduğunu, Milli Nizamdan başkasına hizmet etmenin yahudi askerliği olacağını (S. 5) Ortak Pazara girmenin islam aleminin başı olan Tiirkiye’yi Hıristiyan pazarında eritmek demek olduğunu, çocuklarımızı mektebe alıp putperestlikten başlayıp her türlü Haham kitabının fikriyatını okutarak zehirleyen bugünkü maarifi kökünden değiştireceklerini, Masonluk teşkilatı 1909 yılında Sultan Hamit cennetmekan’ı tahtından indirmeseydi onların zihniyeti yürüseydi Türkiye’nin bugün dünyanın en büyük otomobil fabrikalarına sahip olacağını, 60 yıldan beri gavurun tatbikatçılığı itiyadına düşüldüğünü, (S. 6) Cenabı Hakkın hakkın yanında batılı da yaratmış olmasının insanların cihat etmesi nedenine bağlı olduğunu (S. 12) Cenabı Hakkın sanayi ve iktisadın en iyilerini müslümanlara verdiğini, Müslüman memleketleri aralarında Ortak Pazar yapılırsa istihsalin gavura satılacağını» (.S. 13-15) ifade etmiştir.

  4. #24
    11- 7/9/1970 günü Ağrı’da yaptığı konuşmada : (C. 2. E. 11)

    «Milletin yeniden 1000 senelik hak yoluna döneceğini, diğer partilerin milleti imandan ve ahlaktan yoksun ettiklerini»

    12- 30/6/1970 günü Diyarbakır’da yaptığı konuşmada : (C. 2. E 12)

    «Milli Nizam Partisinin görüşünün hakkı getiren, batılı yok eden görüş olduğunu, M. N. P. nin 4 aylık bir çocuk gibi olduğunu ve bu çocuğun terbiyesini ve gideceği yolu öğrenmesi için Akşemseddin Hazretlerine teslim edildiğini, Cenabı Hakkın aziz Milletimizi, Adem Aleyhisselamdan beri muhtelif peygamberler vasıtası ile insanlığa gönderdiği hak yolunun bin seneden beri bekçisi yaptığını, Masonların Selanik’te loca kurduklarını ve bir takım subayları da Mason yaparak hazırladıkları Hareket Ordusu ile Sultan Hamit’i tahtından indirdiklerini (S. 30) böylece dünyanın idaresinin müslümanlardan yahudilerin eline geçtiğini ve İslam İmparatorluğunun çöktüğünü, Milli Nizamın elli senelik karanlık devirden sonra 1000 senelik iman davasına giden, sağa giden yolda olduğunu (S. 32) iktisadi meselelerin çözülmesi, insanlığın zenginleştirilmesi için din düşmanlığı yapmanın gereksiz olduğunu, imanlı insanın, dinini bilen insanın Masonik oyunları sezeceği endişesiyle İmam Hatip Okulları ve Kur’an kurslarına engel olunduğunu, en kısa zamanda Yurt sathına Milli Nizamı duyuracaklarını ve bunu bir menfaat için değil, Cenabı Hakkın rızası ve ibadet için yapacaklarını, namaz kılan insanın sömürülen insan olduğunu, (S. 33).

    13- 28 Ağustos 1970 günü Hakkari’de yaptığı konuşmada : (C. 2., E. 14)

    «Küçük yaştaki çocuklara dinimizin layikiyle öğretilmediğini, bir insanın gözlerinden kırmızı ışık çıkıyorsa Komünist, sarı çıkıyorsa Mason olduğunu, kendilerine yarayan insanın gözlerinden yeşil ışık çıkması gerektiğini dinin de böylece kurtulacağını Milli Nizamın gayesinin de bu olduğunu»

    14- 17/5/1970 günü İzmir’de yaptığı konuşmada : (C. 2. E. 15)

    Milli Nizam Patisinin ihtiva ettiği davanın büyüklüğünü anlatacağından bahisle:

    «Bu milletin 1000 yıl is1am1ığa ışık tutup mağlup olmadığını (S. 6) M.N.P. 1000 senelik milliyetçilik ve mukaddesatçılığı hak yolda yürüteceğini, (S. 7) ticaret liselerine tanınan imkanın imam hatip okullarına tanınacağını, başını örten öğretmenlerin işlerinden atıldıklarını T.C.K. nun 163. maddesinin müslümanlığı yok etmek amacı ile kullanıldığını» (S. 8).

    15- 17/11/1970 günü İzmir’de yaptığı iftar sohbetinde : (C. 2. E. 15)

    «Milli Nizamın bir parti olmadığını, hak yolu olduğunu, kanun zoru ile parti adını aldığını»

    16- Trabzon’da yapılan açılış konuşmasında : (C. 2. E..19)

    Milli Nizam Partisinin Türk Milletinin imanlı insanlarında hareket ederek dininin içindeki komünistlik ve masonluk hastalığını yok etme hareketinin adı olduğunu Halk Partisi devrinde köylü vatandaşların Kur’anı kerimlerinin çuvallarla toplatılıp yakıldığını, (S. 35) Milli Nizam Partisinin gül, Cennet kokanların partisi olduğunu,

    17- 28/6/1970 günü Urfa’da yaptığı konuşmada : (C.. 2. E. 20)

    «Maarifimizin dini tedrisatı yaptırmadığını, din ile alakalı kitaplar ve buna dokunan mevzuların çocuğu dininden uzaklaştırmak maksadını taşıdığını (S. 24), elli yıldır yapılan işlerin Nemrut’un iki sütununa gerilmiş mancınık gibi milleti ateşe attığını, Milli Nizama düşen vazifenin tıpkı Hak Peygamberi İbrahim Aleyhisselamın yoluna sadakat ve hakka teslimiyet olduğunu, yakalarındaki rozetin biz İbrahim Aleyhisselamın yolundayız anlamına geldiğini, (S. 30).

    18- 27/8/1970 günü Van’da yaptığı konuşmada : (C. 2. E. 21)

    «Asil milletimizin elli senelik dalalet yolundan sonra karar gününe geldiğini ve aslına döneceğini, bizi batı mukallidi yapma gayretinin, bizi dinimizden uzaklaştırmak maksadına matuf bulunduğunu, 1000 senelik tarihimizde, Sultan Selim’de, Sultan Fatih’de, Sultan Hamit’de dinimize sımsıkı bağlı olduğumuzu ve dünyanın en ileri memleketi bulunduğumuzu, halbuki, şimdi 130 devlet arasında 90 inci sıraya düştüğümüzü (S. 12-13), Mustafa Reşit Paşanın Türkiye’de de gavurluğu resmiyete sokmak ve Tanzimatı getirmek için dışarda yetiştirilmiş bir mason olduğunu, İttihat ve Terakki’nin de bu oyunla Abdülhamit’i tahtından indirdiğini, (S. 15) camilerin yanında içki satıldığını, Maarifimizin Mason Maarifi olduğunu halbuki müslümanlık ne derse onu öğrenmeye mecbur olduğumuzu, kız okullarında erkek hocalara gece nöbeti tutturulduğunu, Milli Nizam Partisinin mecburi bir parti olduğunu, (S. 18-20).

    19- 3/1/1971 günlü Samsun İl Kongresinde : (C. 1. E. 14)

    Milli Nizamın hak, diğer partilerin ise batıl olduklarını, Milli Nizam adı partidir diye bunun da diğer partiler gibi sanılmamasını, Milli Nizamın hak davası olduğunu ve 50 yıldır yapılan particilik ve siyasetle alakası olmadığını, 36 milyon insanın bir şahadet bayrağı altında toplanması için bugünkü kanunların parti ismini almayı mecbur ettiklerini, Müslümanlık yolunun hak. Yahudilik ve Hıristiyanlığın din olduğunu, ancak bunlara din adının insanlar tarafından verildiğini, Allah’ın indinde ise tek dinin İslam olduğunu, Müslümanlığın hakkı diğerlerinin batılı gösterdiğini, şu halde Milli Nizamın da adı partidir, öbürlerinin de adı partidir, aralarında fark yoktur denilemiyeceğini, çünkü Milli Nizamın hak, diğerlerinin batıl olduğunu, bunu fazla açıklamaya lüzum kalmadığını, (S. 2-5).

    20- 7/1/1971 günü Erzurum İl Kongresinde : (C. 2. E. 7)

    Batıl partilerden birisinin ikinci başkanının Ordu İlinde konuştuğu sırada Milli Nizamcı bir vatandaşın, Milli Nizamın yolu nedir sorusunu hiddetlenerek : «Onun yolu Suudi Arabistan yolu, Hicaz yoludur» cevabını «Allah razı olsun biz de öyle biliyorduk» diye sevinçle karşıladıklarını (S. 4).

  5. #25
    21- 14/1/1971 günü Diyarbakır İl Kongresinde : (C. 2. E. 6)

    Bizim itikadımıza göre Mehdi Aleyhisselam geleceğini ve onun devrinden önce de ona basamak olacak devirlerin geleceğini, dua ve temennilerinin Milli Nizamın Mehdi Aleyhisselamın devrine basamak teşkil etmesi olduğunu, (S. 9).

    22- 16/1/1971 günü Ankara İl Kongresinde : (C. 2. E. 5)

    Türkiye’de tek yolun hak yolu, yani Milli Nizam olduğunu diğer 72 fırkanın batıl bulunduğunu, onların da 800 milyonluk İslam aleminin başını 400 milyonluk Hristiyanlık potası içinde kaynatacaklarını, faiz düzeninin kaldırılması gerektiğini, Müslümanlık, Hristiyanlık, Yahudilik hepsi birer dindir denilemiyeceği gibi, Milli Nizama da parti denilemiyeceğini, çünkü öbürlerinin batıl, kendilerinin hak olduğunu (S. 6- 8).

    23- 24/1/1971 günü Ankara’da Büyük Kongre açılış konuşmasında : (C. 2. E. 4)

    Pahalılık ve zammın alıp yürüdüğünü ve iflasa gidişin temeli araştırılırsa geniş idare ve cari iktisadi sistemin yabancıya dayanmış bulunduğunu, böyle bir anda Cenabı Hakkın Milli Nizamı aziz millete nasip ettiğini, bu kongrenin milleti 1000 yıllık tarihi ile temsil ettiğini, (S. 2) Milli Nizamın manevi sahada yapacağı köklü değişiklikler arasında milli kıyafetlere aykırı giyim tarzlarının yasaklanması, gayri milli maarifin yerine zengin kendi maarifimizin kurulması, çocuklarımızın asıl bünyemizden uzaklaştırıcı, gayri milli sporlar yerine milli spora tevcih edilmelerinin yer alacağını (S. 4) Milli Nizamın bu ve buna benzer çalışmaları ibadet aşkı ile yapacağını, 10 Ekim 1971 seçimlerinde 1000 yıllık hak ve hakkaniyete bağlılık yolunun temsilcisi olarak iktidara gelecek olan Milli Nizamın Durkheim fikriyatından mektepleri kurtarıp İmam-ı Gazali Hazretlerinin kitaplarına kavuşturacağını (S. 7).

    24- Büyük Kongre kapanış konuşmasında : (C. 2. E. 4)

    Milletin oyları vesile olmak suretiyle, Milli Nizamın şahadet işaretinin Çankaya’ya, Büyük Millet Meclisine ve Başbakanlığa dikileceğini ifade etmiştir (S. 25).

  6. #26
    Milli Nizam Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Aksay :

    1- 8/2/1970 günü Ankara’da kuruluş toplantısında : (C. 1. E. 1)

    Yavuz Sultan Selim’in dünyaya getirdiği İslamın hizmetinde onun kölesi olmak fikrinden yana olduklarını bu davaya gelenlerin hak yolda sürünmeye, ezilmeye hakkı tutup kaldırmaya razı olmalarını politikalarının bu olduğunu (S. 5).

    2- 26/6/1970 günü İskenderun’da : (C. 1. E. 2)

    Davalarının 1071 de Malazgirt’te başlayan Türkün ve Anadolu'nun islamlaşması olduğunu,

    3- 30/6/1970 günü Diyarbakır’da : (C. 2. E. 12)

    Milli Nizam Partisinin İslamın Hristiyana üstünlüğünü gösteren bir parti olduğunu, M.N.P. gelinceye kadar bütün partilerin gaye maddesine batılılaşmak diye bir madde koyduğunu, ilk defa M.N.P. nin bu gaye maddesini kaldırıp kendi mazisine döndüğünü, Ayasofya’ya İslamın Hristiyan dünyasına üstünlüğünün sembolü olarak baktıklarını (S. 16-18).

    4- 16/1/1971 Ankara İl Kongresinde : (C. 2. E. 5)

    Milli Nizam Partisinin diğer partilerden farkının, onların kurtuluşu Moskova’da, Çin’de, Paris’te aramalarına karşılık kendilerinin 1000 yıllık hak yolunda aradıklarını (S. 3).

    Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Abbas :

    1- 27/6/1970 günü İskenderun’da : (C. 1. E. 2)

    İktidara geldiklerinde okullardaki sosyoloji dersini kaldırıp, yerine İmam-ı Gazali .okutacaklarını ve din icaplarının yerine getirileceğini,

    2- 6/10/1970 günü Kırklareli’nde (C. 1. E. 7 ) mücadelelerinin özünün iki noktada toplandığını, bunların da imanla küfür ve hakla batılın mücadelesi olduğunu, milli irade safsatası ile milletin uyutulduğunu, Milli Nizamın sadece adının parti olduğunu, Kur’an kurslarının, müftülük binalarının, müslüman milletin gayreti ile ayakta tutulduğunu, çocuklarımızın dini vecibelerin gericilik olduğu zihniyeti ile yetiştirildiğini, camilerde cemaat olmadıkça onların açık sayılamıyacağını, bira fabrikalarının temelinin besmele ile atılmasının din düşmanlığı sayılacağını namazında, niyazında bir Müslümanın suç işlemeyeceğini, memleketin sarhoş masalarında hazırlanan kanunlarla idare edilemiyeceğini, bugün en iyi öğrencilerin İmam Hatip Okullarında yetiştirildiklerini (S. 3-6).

    3- 12/11/1970 günü Kocaeli’de : (C. 1. E. 10)

    Partinin ana gayesinin milliyetçi ve mukaddesatçı olduğunu, maarif sistemini değiştirip milli bir üniversite kuracaklarını; Diyanet İşlerine bütçeden 1,5 milyon lira ayrılırken 5 milyon liraya açılan bale mektebinde orospu yetiştirildiğini, (S. 1- 2)

    4- 6/12/1970 tarihinde Ankara Altındağ İlçesinde : (C. 1. E. 13)

    Medeniyet ve batılılaşma diye başımıza kasket geçirildiğini, 19 Mayıs Bayramı diye kızların kıçlarının açıldığını, Lozan Anlaşmasının Müslümanlığın ortadan kaldırılması için bir oyun olduğunu, maarif diye açılan okullara gönderilen çocukların kirlenerek döndüklerini, bu hak yolda kelle vermeye azimli bulunduğunu,

    5- 27/8/1970 günü Van’da : (C. 2. E. 21)

    İdeolojik mücadelelerin temelinin imanlı kültür olduğunu, insanlık ve medeniyeti telkin eden şeylerin esasını dini inancın teşkil ettiğini, dinimizin ilk şartı (oku) diye başlarken, memleketimiz okullarında Allahı inkarla işe başlanıldığını (S. 2).

    6- 25/6/1970 günü Urfa’da : (C. E. 20)

    Maarif politikasının dinsiz ve maneviyatsız bulunduğu, 29 İmam Hatip Okulu ile darülfünun ilahiyat fakültesinin ve medreselerle tekke ve zaviyelerin kapatılmasının şedit bir sistem olduğunu, (S: 5), ortaöğretim ve üniversitelerde yetişen yavrularımızın süper dinsiz olduklarını (S. 7), milletin hiç bir derdi kalmamış gibi milletin kılığı ile, kıyafeti ile başörtüsü ve Kur’anı ile uğraşıldığını, bir müslümanın camide namaz kıldıktan sonra dükkanında içki satamıyacağını, haram olan her şeyin helallaştırıldığını, helal olan her şeyin haramlaştırıldığını kendilerinin bu batıl zihniyeti yıkacaklarını, 4 hak mezhebin. dışında bir şey tanımadıklarını, (S. 10)

    7- 12/9/1970 günü Çarşamba’da : (C. 2. E. 17)

    Polis copu ve jandarma dipçiği ile başlarına geçirilen küfür alametini bugün cahilin de giymediğini, kendilerinin de giymediğini: (S. 4) ilkokul girmeyen köylerden başka bozulmayan köy kalmadığını, (S. 5). Hainlerin tasallutundan kurtulup Müslüman gibi yaşamak hakkının mücadelesini yaptıklarını, (S. 7)

    8- 7/9/1970 günü Ağrı’da : (C. 2. E. 11)

    M.N.P. nin memlekette asayişsizliği ve ahlaksızlığı ortadan kaldırmak dini ve dindar kardeşlerimizi bir araya toplamak için kurulduğunu, ilkokul yavrularına mekteplerde Allahı inkar etmeyi öğrettiklerini,

    9- 9/1/1971 Ankara Yenimahalle İlçe Kongresinde : (C. 2. E. 5)

    19 Mayıs Bayramlarında kızların çıplak gösteri yapmalarını istemediklerini din derslerinin okullara göz boyamak için konulduğunu Milli Nizamın sonuna parti kelimesinin kanuna uysun diye mecburen konulduğunu, kendilerinin parti olmayıp imanla küfrün mücadele ettiğini, Milli Nizamın insanlara hem bu dünya ve hem de öteki dünya saadeti getireceğini, Türkiye’de parayı Masonlarla gayrımüslümlerin kazandığını,

    Genel Başkan Yardımcısı Hüsamettin Akmumcu :

    1- 30/6/1970 günü Diyarbakır’da : (C. 2. E. 12)

    Güneşin Şarktan doğduğunu ve bu nedenle Şarklı bir millet olarak kaleye iman bayrağı dikmek gerektiğini, İslam ahlak ve faziletini memlekete hakim kılacaklarını, din hürriyeti hakkını alacaklarını, (S. 21)

    2- 27/8/1970 günü Van’da : (C. 2. E. 21)

    1839 da Gülhane Hattı Hümayunu ile başlayan manevi tahribatın devam ettiğini mektep denilen müesseselerle zalim bir zihniyetin gençlerin körpe dimağlarına yerleştirildiğini, 150 seneden beri manevi hayatımızdaki tahribatın son hadde geldiğini, spor bayramlarında kızları oynattıklarını, ilmin irfanın Şark medreselerinde yükseldiğini büyük engin maziye sahip bir milletin evlatları olarak batılılaşmayacaklarını imanlı nesillerin memlekete hakim olmasına çalışacaklarını (S. 3-6).

    3- 28/6/1970 günü Urfa açılışında : (C. 2. E. 20)

    150 senedenberi devam eden Haçlı zihniyetine karşı savaştıklarını, batılılaşmaya hiç niyetlerin olmadığını,

    4- 24/1/1971 günü Ankara Büyük Kongresinde : (C. 2. E. 4)

    1000 yıl hakkı tutup dünyanın efendisi iken 150 yıldanberi batının mikroplarına maruz kaldığımızı (S. 7).

    Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Tevfik Paksu :

    1- 26/6/1970 günü İskenderun’da : (C. 1. E. 2)

    Hırsızlık yapan elin kesilmesi, kem gözle bakan gözün zayi edilmesi gibi şer’i hükümlerin M.N.P. iktidara gelince getirileceğini, Parlamento heyeti ile İngiltere’ye gittiği zaman Müslüman bir devletin Parlamento üyesi olduğunu ifade ile smokin giymeyi ve toplantıda da domuz eti yemeyi ve içki içmeyi reddettiğini, dinimizin engellediği bir takım kaidelere kanunlarla müsaade edildiğini,

    2- 27/8/1970 günü Van’da : (C. 2. E. 21)

    Çocuklarımızı kendi ellerimizle soyduğumuzu, kadınları sokağa döktüğümüzü, asrilik modasının alıp yürüdüğünü, bale ve dansöz mekteplerine milyarlar ayrılırken İmam Hatip Okullarının sadaka ile savulduğunu, (S. 6).

    3- 8/2/1970 günü Ankara’da : (C. 1. E. 1)

    Sözlerime bu kainatın tek sahibi bulunan Cenabı Hakkın ismi ile başlıyorum dedikten sonra:

    Bu topluluğun yıllarca kilit vurulan ruhu söndürülen, yok edilmek istenilen bir milletin iman şahlanışı olduğunu (S. 2).

    4- 31/5/1970 günü Karabük’te : (C: 1. E. 3)

    Dünyanın hiç bir yerinde dinini tatbik edenin cezalandırılmadığını, parolalarının Allahın emrinde olmak ve onun emrinde olanlara hizmet olduğunu,

    Umumi Katip Süleyman Arif Emre :

    1- 27/6/1970 günü İskenderun’da : (C. 1. E. 2)

    «Kıymetli Müslüman ve din kardeşlerim» diye başladığı konuşmasında:

    Kendisinin Adıyamanlı ve Şarklı olduğunu, halen Şarkta bir çok Müslümanların ananelerini muhafaza ettiklerini, Mardin civarında dine bağlı ve icaplarını yerine getiren bir kitle bulunduğunu,

    2- 17/5/1970 günü İzmir’de : (C. 2. E. 15)

    Esas gayelerinin İslam hak ve adaletini programlı olarak yaymak olacağını, batı taklitçiliğinden vazgeçip milli maarife döneceklerini (S. 3).

    3- 29/6/1970 günü Mardin’de : (C. 2. E. 16)

    Milli Nizam Partisinin beynelmilel partiler arasında ayrı bir yer işgal ettiğini, dünya görüşünün ayrı olduğunu, milleti iman yolundan çıkarmak isteyenlere karşı islam ahlak ve fazileti ile mücadele, edeceklerini,

    4- Trabzon’da yapılan açılış konuşmasında : (C. 2.. E. 19)

    Ortak Pazar meselesinin basit bir ticaret anlaşması olmayıp İslam ticaretini Hristiyanların boğmasına fırsat hazırladığını, Türkiye’nin kalkınma hızının imanlı bir Hükümet tarafından gerçekleştirileceğini, 6487 sayılı kanun ile T.C.K. . nun 163 üncü maddesini tadil edeceklerini, (S. 17)

    Genel İdare Kurulu Üyesi Fehmi Cumalıoğlu :

    1- 30/6/1970 günü Diyarbakır’da : (C. 2. E. 12)

    «Mukaddesatımıza, dinimize, örf ve adetlerine bağlı bulunan, yüreklerinde vatan, millet ve Allah aşkı Çağlayan Diyarbakırlı kardeşlerim» diye söze başladıktan sonra :

    M.N.P. nin 1000 yıllık, tarihi mirasımıza, mukaddesatımıza, dinimize ve milletin gerçeklerine uygun programı getirdiğini, Müslüman Türk Milletinin Reisicumhurunu doğrudan doğruya kendisinin seçeceğini, M.N.P. iktidara gelince Mason müsteşar ve umum müdürleri değiştirip yerlerine imanlı kişileri getireceğini, batıyı taklit eden batıl ve İmansız, faydasız nesiller yetiştiren üniversiteler yerine milli müesseseler getireceklerini ilkokula giden küçük çocuklara putpereslik ve kafilik öğretildiğini, iktidara gelince bu putları kıracaklarını ve islamın faydasını göreceklerini, (S. 12-14)

    2- 29/6/1970 günü Urfa’da : (C. 2. E. 20)

    «Selamünaleyküm evliyalar, evliyalar diyarının 1000 senelik şanlı İslam Türk. tarihinin mücahitlerinin torunları» diye söze başladıktan sonra

    Bugünkü maarifin dinimizi, mukaddesatımızı, maarif şuurumuzu tahrip eden sistemini değiştirip milli bir program tatbik edeceklerini (S. 3-4).

    3- 9/1/1971 günü Ankara Yenimahalle İlçe Kongresinde : (C. 2. E. 5)

    Milli Nizamın 1000 yıllık mazimizin devamı dönüşüm başlangıcı ve ecdada dönüş olduğunu, batı diye diye batırıldığımızı, batıya dönmek isteyen partilerin batıl olduğunu, M.N.P. nin ise hakkın kendisi bulunduğunu, Milletin dinine, imanına hürmet etmeyen basına hürriyet tanınmayacağını,

    4- 17/1/1971 günü Trabzon İl Kongresinde : (C. 2. E. 8)

    M.N.P. nin Türk Milletine biz sizi ecdadımızın yoluna götüreceğiz, ecdadımıza benzeteceğiz diyen bir parti olduğunu, diğerlerinin ise batı taklitçisi ve eski Yunan, Roma ve Hristiyan inançlarla teşekkül ettiklerini, 19 Mayıs Bayramında kızların soyunmasının Yunan hayranlığından ileri geldiğini, üniversitelerin başındaki idareciye rektör denildiğini, halbuki bunun kilise papazı, zangoç anlamına geldiğini, öğretmenlerin Cuma namazına bile gitmediklerini, bunun talebe üzerinde menfi tesiri bulunduğunu, insanların biyoloji kitaplarında okutulduğu gibi maymun neslinden değil Adem ile Havva’dan geldiğini, (S. 3- 4).

    İleri sürmüşlerdir.

    Diğer yönden M.N.P. nin kuruluş toplantıları ile il ve ilçe kongrelerinde kullanılan slogan ve söylenilen Milli Nizam Marşı da ilgi çekicidir.

    Örneğin, M.N.P. Bursa Gençlik Kolunun 17 Temmuz 1970 günü yapılan toplantı nedeni ile bastırıp dağıttığı Milli Nizam Marşı (C. 2. E. 22)

    Herkes duyacak bilecek,
    Saklanmaz gayri bu gerçek,
    Yaprak yaprak çiçek çiçek,
    Tek yol islam yazacağız,
    Bölümü ile sona ermekle ve sloganlar arasında İmanlı Türkiye, Müslüman Türkiye ifadelerine rastlanmaktadır.
    Bu marş tutanak ve izlenen raporlarından anlaşılacağı gibi her toplantıda kaç defa tekrar edilmekte ve son cümle bazan (tek yol nizam yazacağız) bazan da (tek yol islam yazacağız) biçiminde söylenmektedir.

    9/1/1971 günü, Ankara’da Yenimahalle Alemdar Sinamasında yapılan İlçe Kongresinde Başkanlık Divanının üzerine asılan büyük pankartta, ilk üç satırı beyaz ve son satırı sarı yaldızla

    Solcuların kafasına,
    Masonların locasına,
    Türkün Anayasasına,
    Hak yol islam yazacağız.
    dörtlüğünün asıldığı tespit edilmiştir.
    Milli Nizam Partisinin amblemi olarak kullanılagelen ve konuşmalarda genellikle (Şahadet işareti), (Şahadet parmaklı bayrak) şeklinde ifade edilen işareti için Genel Başkan Necmettin Erbakan’ın 13/11/1970 günü Sapanca’da yaptığı konuşmada (Milli Nizamın işareti tekbirdir) dediği belirtilmiştir.

    24 Ocak 1971 günü Ankara’da toplanan birinci Büyük Kongrede de toplantının yapıldığı salona (Hak geldi, batıl yıkıldı.) (Hak geldi, batık zail oldu) tarzında sloganlar asıldığı 25/1/1971 günlü tutanakla belirtilmiştir.

    Bu kongrede Genel İdare Kurulu tarafından hazırlanıp okunan faaliyet raporunda : (C. 1. E. 16)

    «Milli Nizam Partisinin 1969 seçimlerinden sonra milletin 1000 yıllık hak davasına şuurla sarılıp ortaya çıktığı, solu temsil eden C.H.P. ile renksizlerin ve masonik zihniyetin temsilcisi A.P. karşısında üçüncü olarak M.N.P. nin hakiki sağı temsil ettiği, maarifin temel yapısının dünya görüşü olarak mecusilerin, putperestlerin, çetecilerin fikriyatına dayandığı ve milleti kendi aslından ve benliğinden uzaklaştırdığı, manevi eğitim yapılmadığı, Milli Nizam davasına sarılmanın artık zaruret olduğu, bu davanın milletin 1000 yıllık en mütekamil Milli Nizam ruh ve sisteminde olduğunu bilme imanına ve 150 senedenberi milletin içine şırınga edilen kozmopolitlikten kurtulmaya bağlı bulunduğu, milletin hak ve batılın ne olduğunu bildiği de Milli Nizam harekatının hidayet ve ferasetle dolu kalplerin sezişi ile başladığı, milletin 60 yıldır parti adında kurulan çeşitli batıl fikirli teşekkülleri denedikten sonra hakka dönüşü ile M.N.P. nin doğduğu bu bakımdan birinci kongrenin batıl partilerden herhangi birisinin topluluğuna benzemeyip milletin 1000 yıllık şanlı tarihini temsil ettiği» ifade edildikten sonra «Genel İdare Kurulunun 60 a yakın il ve ilçenin açılış toplantısına iştirak ettiği, 1971 yılında yapılacak seçimlerde adayların davayı temsil eden kimseler olarak seçileceği, Ortak Pazar konusunun faaliyetler içerisinde önemli bir yer tuttuğu ve bu konunun Genel Başkan tarafından Millet Meclisine de götürüldüğü» belirtilmiştir.

    Bu rapor üzerinde yapılan görüşmelerden sonra Genel İdare Kurulunun ibrası ve faaliyet raporunun da tavsibi Büyük Kongre kararına iktiran etmiştir.

    Aynı tutanağa ekli ve (Milli Nizam Partisi Birinci Büyük Kongresinin aziz milletimize beyannamesi) ile (Milli Nizam Ahdi) başlığını taşıyan iki metin ayakta okunmuş ve sonra da yayınlanmıştır.

    Beyanname özetle :

    «Allah’ın hakkı tutma, iyiyi sağlama ve kötüyü menetme yolunda bulunmak üzere seçtiği aziz milletimiz şeklinde başlayarak» 1000 yıl hakkı tuttun, dünyanın efendisi oldun, bütün dünya bin yıl ahlaki senden öğrendi, mesuttun, bahtiyardın, güçlüydün, 1000 yıldan beri sana her sahada yenilen batıl 150 senedenberi senin güçlü ................. vücuduna sinsice mikroplarını aşıladı.»

    «Milli bünyeye girmek için uğraşan batıl ve yabancı fikriyat maarifini senden ayırdı, gayrımilli maarif yaptı, gençlerimiz kalbi boş yetiştirildi, manevi ve maddi uçurumun kenarına gelindi. Ey 1000 yıllık tarihin efendisi işte bugünkü manzara karşısında senin kendi milli nizam hareketin başladı ve bu hareketin teşkilatını kurdun, bir anda milyonlarca vatan evladı milli nizamın şahadet parmağı işaretli bayrağının altında toplandı ve sen bin yıllık tarihinle beraber yerini aldın kendini ortaya koydun, şimdi bizler Milli Nizam Partisi Birinci Büyük Kongresi senin ve şanlı tarihinin temsilcisi olarak sesleniyoruz» denildikten sonra «Milli Nizam Ahdi» nde:

    «Manevi İstiklal harbi kazanılıncaya kadar mücadeleye devama, hakkın hakimiyetini kurmaya, Milli Nizamı hakim kılmaya bütün gayretimizle çalışacağımıza ahdederiz.» denilmektedir.

    Genel İdare Kurulunca Büyük Kongreye sunulan «faaliyet raporu» nda da belirtildiği gibi M.N.P. teşkilatı kuruluşundan bu yana, «Mecliste Ortak Pazar - Doğuda Batıda ve İslamda Kadın - Basında Profesör Doktor Necmettin Erbakan - İslam ve İlim konulu» yayınlar da yapmıştır. Bu yayınlar incelendiği zaman genellikle Genel Başkanın çeşitli yerlerdeki konferans, demeç ve B.M.M. konuşmalarını kapsadığı görülmektedir (C. 1. E. 15)

    DELİLLERİN TARTIŞILMASI:

    Milli Nizam Partisi Tüzüğünün 27 ve 28 inci maddeleri hükümlerine göre Büyük Kongreden sonra en yetkili merkez karar organı olan Genel İdare Kurulunun partinin çeşitli il ve ilçelerindeki kuruluş ve açılış toplantılarına iştirak ettiği Büyük Kongreye sunulan faaliyet raporunda belirtilmiş bulunmaktadır. (C. 1. E. 16-S. 71) Buna göre, Genel İdare Kurulunda görevli kişilerin açılış toplantılarında bu sıfatları ile yapmış oldukları ve yukarıya belli pasajları örnek olarak alınıp geniş metinleri dosya içerisinde bulunan konuşmalardaki ifadelerin partinin kuruluş amacının tayin ve tespiti yönünden değerlendirilmesi gerekir.

    Partinin lider kadrosunun başka bir deyişle en yetkili kişilerinin yukarıda özet olarak alınan konuşmalarının tümü ile de Anayasa’nın, Cumhuriyetin niteliklerini belirten ikinci maddesiyle temel hak ve ödevler arasında düşünce ve inanç hak ve hürriyetini düzenleyen 19, bilim ve sanat hürriyetini düzenleyen 21 inci ve siyasi haklar ve ödevler arasında partilerin uyacakları esasları düzenleyen 57. maddeleri ve bu maddeler çerçevesinde yürürlüğe konan 648 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 4. kısım ve özellikle layik Devlet niteliğinin ve Atatürk devrimciliğinin korunmasına ilişkin hükümlerine aykırı düştüğü kesin kanısına varılmıştır.

    SONUÇ VE TALEP:

    Yukarıdanberi açıklanan nedenlere göre, Milli Nizam Partisinin Siyasi Partiler Kanununun 4. kısmında yer alan 92., 94., 97. ve 101. maddelerine aykırı faaliyetlerde bulunulması ve bu faaliyetleri onaylar nitelikte karar alınmış olması nedeniyle aynı kanunun 111. maddesinin 2 numaralı bendi gereğince kapatılmasına karar verilmesi talep ve iddia olunur. 4/3/1971

  7. #27

    Milli Nizam Partisi

    Milli Nizam Partisinin gayesi

    1- Partimiz, milletimizin fıtratında mevcut olan yüksek ahlak ve faziletin, kuvvetten fiile çıkarılmasını, inkişafını ve cemiyetimize nizam, huzur, içtimai adalet ve vatandaşlarımıza saadet ve selamet getirmesini gaye edinmiştir.

    2- Partimizin, milletimizin manevi kalkınma yanında müsbet ilimlerde ve teknikte taklitçilikten kurtulması, yapıcı, keşf ve icad edici gerçek bir inkişafa ve her sahada büyük şahsiyete erişmesini gaye edinmiştir.

    3- Partimiz, milletimizin geçirdiği tarihi tecrübeler, kazandığı olgunluk sayesinde, milli ve manevi değerlerimize halel getirmeden, demokratik hukuk nizamı içerisinde, maddi ve manevi kalkınma hareketlerinin, basiretli ve isabetli bir sentezini yapacağını ve bu suretle beşeriyete ışık tutacak, refah ve saadet getirecek, yeniden dünya'ya örnek üstün bir medeniyet kuracağım kabul eder ve bu büyük gayeye erişmek için vatandaşlarımızı hizmete çağırır.

    Milli Nizam partisinin kurucuları

    1- Prof. Dr. Necmettin Erbakan
    2- Ali Haydar Paksu
    3- Ali Haydar Aksoy
    4- Süleyman Arif Emre
    5- H. Tahsin Armutcuoğlu
    6- Ömer Çoktosun
    7- Ekrem Ocaklı
    8- Ö. Faruk Ergin
    9- Saffet Solak
    10- Hasan Aksay
    11- Ali Oğuz
    12- İsmail Müftüoğlu
    13- Nail Gürel
    14- Dr. Fehmi Cumalioğlu
    15- Hüsamettin Fadıloğlu
    16- Bahattin Çarhoğlu
    17- Mehmet Satoğlu
    18- Rıfat Boynukalın

    Milli Nizam Partisi'nin Faaliyetleri

    Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın Genel Başkanı olduğu Milli Nizam Partisi mecliste on kişiyi bulup grup kuramadığı için, milletvekilleri resmen parti adına aksiyonlara girişemiyorlardı. Yapılacak teşebbüsleri kendi adlarına yapıyorlardı. Böyle olmasına rağmen çok önemli parlamento faaliyetlerine girişilmiştir.

    Bu faaliyetlerden bazıları şunlardır:

    l- AP'NİN YERLİ SANAYİCİLERE KARŞI OLUŞUNUN TESBİT EDİLMESİ

    Milli Nizam Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, partisinin meclisde grubu olmadığı için Bütçe Plan Komisyonu'nda şahsı adına söz alarak hükümetin yapılacak yeni sanayi yatırımlarında tercihini yerli müteşebbislerin aleyhine kullandığını açıklayarak Süleyman Demirel başkanlığındaki Adalet Partisi iktidarını köşeye kıstırmıştır.
    Bu gerçeklerden haberi olmayan AP'li milletvekili ve senatörler bu iddiaları aşırı bularak Erbakan'a çıkışarak şöyle diyorlar:
    "Yağma yok hoca, bu kadar ağır ithamları partimize yönelteceksiniz, sonra da çekip gideceksiniz, olmaz
    böyle şey. Delil isteriz, bu işi bu safhada bırakamazsınız."
    Erbakan'ın isteği de zaten bu idi. Ama kişisel konuşmalar 10 dakika ile kısıtlı.

    Erbakan cevaben: "Mühlet verin, delillerimi, misallerimi açıklayayım" diyor.
    Mühaletefe mensup çok sayıda milletvekili, kendi konuşma haklarını Erbakan'a devrediyorlar. Bunun üzerine Erbakan kırk'ı aşkın dosya üzerinde ayrıntılı açıklamalar yapıyor, hükümetin yerli tüccarı, yerli sanayici, yabancı sermayeye haksız bir şekilde nasıl ezdirdiğim bir bir açıklıyor.
    Erbakan'ın bu açıklamalarından sonra hükümet adına bu iddiaları cevaplamak için o günün sanayi bakanı Bursa Milletvekili Ahmet Türkel Bey konuyu incelemek için Bütçe Komisyonu'ndan 8 saatlik süre istiyor. Kendisine istediği kadar süre veriliyor. Hazırlığını yapıp geldikten sonra yaptığı konuşmada şöyle demiştir:
    "Yapılan iddiaları dosyalar üzerinde bir bir inceledim. Erbakan Bey'in söyledikleri doğrudur. Maalesef hükümetimiz verilen her misalde tercihini yerli müteşebbisler lehinde kullanmamış, yabancılar veya onlarla ortak olanlar lehinde kullanmış..."
    Bunun üzerine Adalet Partili parlementerlerden "sıfır, sıfır" sedaları yükseliyor, sen nasıl bakansın bizi savunacağın yerde Erbakan'ı doğruluyorsun; diye kızıyorlar.
    Bu olay gerek Erbakan ve gerekse onun ortaya koyduğu Milli Görüş aksiyonu bakımından çok müsbet gelişmelere yol açmıştır.

    2- ORTAK PAZAR HAKKINDA GENSORU ÖNERGESİ

    Erbakan, Milli Nizam Partisi olarak Ortak Pazar'a karşı olduklarını kamuoyuna açıklamış ve büyük bir kampanya başlatmış, yurdun her bölgesinde büyük mitingler düzenleyerek gizlenen gerçekleri anlatmaya çalışmış. Bununla da yetinmeyip bu meseleyi ilk kez meclis gündemine getirmiştir. O zamanlarda Avrupa Topluluğu'nun siyasi birleşme gayesi, masonik partiler ve bazı çevrelerce çok daha sıkı bir şekilde gizli tutuluyordu. Erbakan'ın meclisteki açıklamaları, bu sebepten sert tepkilere neden oluyordu.

    3- İNSAN HAKLARI ÖNERGESİ

    Milli Nizam Partisi döneminde 12 Mart Askeri Müdahalesi olduktan sonra anayasada değişiklikler yapılmaya başlandığında Erbakan fırsat bu fırsattır diyerek, fikir suçlarını cezalandıran 163.'cü maddeyi ele alan zor kullanılmadıkça fikirlerin açıklanmasının suç sayılamayacağım öngören bir değişiklik önergesi hazırlayarak Anayasa Komisyonu'na verdi. Komisyonda söz alarak savunmasını da yapıyor. Ama AP ve CHP oylarıyla reddedildi.

  8. #28
    Savunan Adam Savunuyor

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Hikmet Gündüz'ün Milli Nizam Partisi'nin kapatılması talebiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açması, Erbakan ve parti aleyhine hazırlamış olduğu iddianameyi okumasından sonra Erbakan, kendisini ve partisini savunmak zorunda kaldı.
    Erbakan söyledikleriyle, yaptıklarıyla ve düşündükleriyle suç işlemediğine inandığı için soğukkanlı ve rahat bir şekilde iddianamedekileri cevaplayarak savunmaya geçti.

    Erbakan'ın savunmasının özeti şu şekilde idi:

    "Anayasa Mahkemesi Muhterem Başkanı ve Muhterem Üyeleri,
    Anayasa Mahkememiz kurulduğundan bu yana geçen takriben 10 senelik bir devre esnasında ilk defa Anayasa Mahkemesine bir partinin kapatılması talebi intikal ettirilmiş bulunuyor.
    Bendeniz, Milli Nizam Partisi hükmi şahsiyetinin bir temsilcisi olarak 19/03/1971 tarihli lâyihamızdaki taleplerimizin yüksek mahkemece incelenmesine yardımcı olmak bakımından kısa bir açıklamada bulunmak üzere yüksek huzurlarınızda söz almış bulunuyorum.
    Muhterem Hakimler;
    Peşinen arzederim ki, Başsavcılıkça huzurlarınıza gönderilen iddianame Yüksek Mahkemeyi fuzuli işgalden başka bir mahiyet ve mana taşımamaktadır. Bu iddianamenin esasına geçilmeden dahi yüksek Mahkemece reddedileceğine kaniyiz. Bu reddin zaruretini ortaya koyan üç önemli usuli husus Yüksek Mahkemenize 19/03/1971 tarihli Lâyihamızla takdim olunmuştu. Bendeniz, bu lâyihadaki hususların halline geçilmeden önce, herşeyden evvel hakkında karar verilecek olan Milli Nizam'ın asıl manası ve mahiyeti ile bu iddianamenin İddiaları arasındaki büyük mesafenin çok kısa olarak arzına müsadelerinizi rica edeceğim.
    Söze başlarken, Milli Nizam hakkındaki her türlü esassız iddianın hak ve hukuk karşısında yok olacağından emin olduğumuzu belirtip, Milli Nizam davasını milletimiz adına icrai adalet eden en yüksek mahkeme huzurunda müdafaa etmekten ancak şeref ve memnuniyet duyduğumuzu kaydetmek isteriz.

    Muhterem Hakimler,
    Milli Nizam Partimiz 26 Ocak 1970 tarihinde resmen kurulmuş ve 8 Şubat 1970 tarihinde yapılan bir açılış merasimiyle çalışmalarına başlamıştı. Bir yıl zarfında yurdumuzun her tarafına yayılmış, milletimizce benimsenmiş ve 63 vilayette ve 400'e yakın ilçede teşkilatını tamamlayarak bir büyük parti olmuştur. Halen yüzbin-lerce üyesi bulunan en büyük partilerimizden birisi durumundadır.
    Her partinin olduğu gibi Milli Nizam Partimizin de kendisini diğer partilerden ayıran ana hususiyetleri olduğu muhakkaktır. Bu hususiyetlerin kısaca açıklanmasının Milli Nizam Partisi hükmi şahsiyetinin hakiki manasıyla takdimi bakımından faydalı olacağı kanaatindeyim.

    Milli Nizam Partisi; milletimizin lânettayin, sıradan bir millet olmayıp bin yıllık tarihin en büyük milleti olduğuna kanidir. Milletimizin tarihi ile ve hasletleri ile iftihar duymaktadır,
    Milli Nizam Partisi evvelemirde mevcut herhangi bir partinin reaksiyonu olan veya bölünmesinden doğmamış, doğrudan doğruya bir ilim ve fikir aksiyonu olarak teşekkül etmiştir.

    Kuruluşu sırasında, milletimizin sürüklenmiş olduğu halihazır çok yönlü maddi ve manevi buhranlardan kurtulup, yeniden bütün insanlığa ışık tutacak bir medeniyet kurmasının nasıl mümkün olabileceğini araştırmış, inandığı yolu, programı ile ortaya koymuştur.
    Milli Nizam'ın hakiki hususiyetinin ne olduğunu, iktidara geldiği zaman her sahada ne yapacağı ve nasıl yapacağı takriben yüz kadar üniversite öğretim üyesi, profesör, doçent ve uzmanın uzun aylar boyu yaptıkları çalışmaların neticesi olarak partinin programı halinde ortaya konmuştur.

    Milli Nizam diyor ki, cemiyetimize huzur, nizam ve içtimai adalet ve vatandaşlarımıza saadet ve selamet, yalnız hukuk kaideleri ve nizamları ile getirilemez. Hukuk nizamının bir ahlak nizamı ile takviye ve tamamlanması şarttır. Esasen ahlak nizamı olmayan hiçbir nizam, nizam olamaz. Ve en üstün nizam, en üstün ahlak nizamına sahip olan nizamdır.
    Halihazır maarifimizde bu noktaya ehemmiyet verilmiyor. Bunun üzerinde ehemmiyetle durulması şarttır. Gençlerin anarşik hareketlerinden bütün milletimiz şikayetçidir. Acaba bu hususta maarif sistemimizin bir
    kabahati yok mudur?

    Gençlerimize hangi ahlak eğitimi yapıyoruz? Manevi saha ile alakalı sadece bir iki ders vardır. Bunlar da gençlerimize kamil bir dünya görüşü ve ahlakı temel vermekten uzaktır.
    Milli Nizam, ahlak nizamına büyük ehemmiyet vermekle Anayasamızın 14. maddesinde ifadesini bulan "Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığım geliştirme hakkına sahiptir." Ve yine Anayasamızın 10. maddesinde ifadesini bulan "Devlet, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlar." prensibine layık olduğu ağırlığı veren tek parti durumundadır.
    Milli Nizam, nüfusu senede 1,3 artan bizim gibi bir memleketin, Avrupa'ya işçi olmaktan kurtulup gerekli iktisadi ve sinai hamleleri yapabilmesi için, bütün maddi ve manevi milli potansiyelimizin seferber edilmesini zaruri görmekte ve milli Nizam ruhuyla hareket edildiği takdirde memleketimizin kısa samanda Japonya misalinden daha parlak örnekler vereceğine inanmaktadır. Nitekim yaşadığımız fiili tecrübeler bu inancımızda haklı olduğumuzu teyid etmiştir. Meselâ 1956 yılında % 100 milli imalat olarak memleketimizde ilk defa dizel motorları imal etmeye teşebbüs ettiğiniz zaman batı taklitçisi zihniyet sahipleri bizim bu teşebbüsümüzde muvaffak olamayacağımızı ileri sürüyorlardı.

    Halbuki 300 ortakla ve tamamiyle milli sermaye ile yapılan teşebbüsümüz kısa zamanda başarıya ulaşmış, memleketimize halen senede 8000 dizel motor yapan ve memleketimizin bu sahada bütün ihtiyacını karşıla-

    yan büyük bir ağır sanayi tesisi kazandırmıştır, işte bu hakikatlerden dolayı Milli Nizam Partimiz, Batı taklitçiliği zihniyetinin fayda getirmeyeceğine kanidir. Bu ana fikirler Milli Nizam Partisi programının daha başında esas gaye olarak yerini almış ve Milli Nizam Partisi kendi hüviyetini bu esas gaye ile ortaya koymuştur.

    Muhterem Hakimler,
    Milli Nizam Partimizin hakiki hüviyetini kısaca arzettikten sonra konuya girerken bir kaç cümle ile de iddianamede adı geçen Milli Nizam mensuplarını tanımayı zaruri görüyoruz.
    Halihazır Milli Nizam Genel idare Kurulu iki profesör, 6 yüksek mühendis, 3 doktor, 5 eğitimci ve 5 tüccar olmak üzere 23 üyeden teşekkül etmektedir, iddianamede adı geçen 7 üyemizin hepsi de fakülte mezunu, yüksek tahsillidir. Yıllarca milletvekilliği ve senatörlük yapmışlardır. Muhitlerinde kültürleriyle, ahlakla-nyla, medenilikleriyle tanınmış kimselerdir.
    Hal ve keyfiyet bu iken bu hakikatlerle uzaktan yakından alakası olmayan ve ne partimizin, ne de şahısların şahsiyetleri incelenmeden ve kendilerine tek kelime sorulmadan gıyapta, gizlice ve Milli Nizam'ı ne şekilde olursa olsun itham etmek isteyen, ard maksatlı çevrelerin tesiri altında çalışmış ve fakat hakikatte içi boş ve sadece mürettep bir iddianame tanzim olunarak yüksek mahkemeye tevdi olunmuştur.

    Her türlü hukuki esastan mahrum, mesnetsiz böyle bir iddianamenin yüksek mahkemeye tevdiinde kanaatimizce asıl saik, katiyyen hukuki sebepler olmayıp, bunlarla hiç alakası olmayan siyasi tesirlerdir. Efkâri
    umumiye bu davanın Milli Nizam gelişmesinde endişeye kapılan bir kısım AP yöneticilileri tarafından tahrik edildiği kanaatindedir. 10 Ekim 1971 ara senato seçimlerinin yaklaşması muvacehesinde bir an önce Milli Ni-zam'ın inkişafının önlenmesi için bu yola gidildiği kabul olunmaktadır.
    Hadiselerin tarzı cereyanı da bu mülahazaları teyid ve takviye eder mahiyettedir.

    1- Bu iddianamenin müphem, delilden mahrum, usul ve kanuna aykırı olarak sevk edilmiş olması,
    2- Anarşik hareketlere adı kansan partiler hakkında dava açılacağına dair resmi beyanlara rağmen, o partiler bir kenara bırakılarak, 500'e yakın açılış toplantılarına binlerce vatandaş katıldığı halde bugüne kadar tek zabıta vakası mevcut olmayan partimiz aleyhine dava açılmış olması,
    3- Diğer partilerin bir çok mensupları hakkında parti yasaklarına aykırı hareketlerden dolayı Meclis'e intikal etmiş yüzlerce dosya bulunduğu halde, bu partilerin hiçbirisi hakkında tatbikata girişilmeyip şahıs konuşmalarından dolayı kanunen mümkün olmadığı halde, doğrudan doğruya partimiz hükmü şahsiyeti aleyhine müracaatta bulunulması,
    4- Dosya münderecatına nazaran şahıslara ait bazı tertip mahsulü evraklar bir sene önceki konuşmalara ait olduğu halde, bekletilerek müracaatın kısmi senato seçimleri sathı mailinde ve hatta Siyasi Partiler Kanunu'nun 110. maddesi son fıkrasındaki, dava açılmasına tahdit konulan seçim devresinde harekete geçilmiş olması,

    5- Dosya muhtevasını teşkil eden muharref ve mü-rettep konuşmaların mahalli bölgelerden normal yollardan intikal etmeyip, yukardan yapılan müteaddid tazyik ve tahriklerin neticesinde temin edilmiş olması,
    Ve bunlara benzer pek çok sebepler mevcuttur.

    Dosyada esasen muhteviyat ve hazırlanış itibariyle böyle alelacele her türlü hukuki esastan mahrum da olsa derlenmiş olmak için tanzim edilmiş bir dosya mahiyetini taşır.

    Hakikat odur ki ille bir dosya tanzimi için yapılan gayretler sonunda 500 il ve ilçenin sadece bir kaç tanesinden onun bunun "Hatip böyle dedi" iddialarından öteye geçmeyen bir söz yığını zaptı toparlanmıştır. Bu söz yığınının mahiyetini ve iddianamenin dayandığı kaynakların mahiyetini apaçık görmek bakımından, hem de ses bandından alındığı iddia edilerek dosyaya konmuş bulunan lânettayin seçilmiş, şu beş satırı arzedeyim:

    iddianame eki, 8 Şubat açılışı, sayfa l'in son kısmi;
    "Milli Nizam Partisi'nin kuruluncaya kadar ayrı ayrı fikirlerini nihayet nizam mektubunda kararımı verdim. Nizam bir fikrin... sırasında madde halined... kâinatın, göklerin, alemlerin nizamında, insan vücudundaki düzene, bal peteğindeki geometriye bir ... mimariye kadar böyle böyle olunca kafa kağıtlarına yapıştırdıkları fotoğraflar gibi bir davanın kendi bu çizginin içi nerde memur kılındığı görebilmiş olsalardı, ona refahuzran ve tankerin yanında... Avrupalı bizim iç düzenimizi bozmadı.
    îşte iddianame, gerçekten bu derece uzak ve bundan biraz farklı söz yığınlarına istinaden derlenmiştir.

    Muhterem Hakimler,
    Bu kısa maruzatımızdan maksadımız, davanın esasına girmek olmayıp, sadece söz konusu olan partimizi ve davanın mahiyetini kısaca bilgilerinize arzetmektir.
    Bendenizin bu maruzatını dinlemek lutfunda bulunduğunuz için teşekkür eder, hepinizi hürmetle selamlarım."

    Prof. Dr. Necmettin Erbakan MNP Genel Başkanı

  9. #29
    Milli Nizam Partisinin Kapatılması

    Dava açan: Hikmet Gündüz

    Gerekçe: Anayasa'nın 2,19 ve 57. maddeleri

    Sebep: Laikliğe aykırı faaliyette bulunmak

    Cumhuriyet Başsavcısı Hikmet Gündüz'ün Milli Nizam Partisi'nin laikliğe aykırı faaliyette bulunduğu sebebiyle kapatma davası açtığı için anayasa Mahkemesi Milli Nizam Partisi Genel Merkezine dava ile ilgili bir tebligat gönderiyor. Tebligatı alan parti yetkilileri bu işe şaşırmışlar. Çünkü bir dava savcılıkça hazırlanırken, dava edilen partinin temsilcisi çağrılıp hakkınızda şu iddialar yapılıyor, savunmanız nedir, karşı delilleriniz var mı diye sorulması gerekirken bu yapılmadan kapatma davası açılmış.

    Başsavcı tarafından hazırlanan iddianamede yer alan suçlamalar şunlardı:

    1- Bazı hatiplerin il ve ilçelerde yaptıkları konuşmalar
    2- Milli Nizam Marşı
    3- İslam ülkeleriyle ekonomik münasebetlerin geliştirilmesi gerektiğine dair parti görüşü.
    4- Gençlik Kollarının neşrettiği broşür
    5- Çeşitli gazetelerde MNP'ni eleştiren, mizah maksadıyla çizilmiş karikatürler.

    Anayasa mahkemesi önce dâvaya duruşmalı olarak bakılması gerektiğine karar verdi ve Erbakan'ı davet etti.
    Savunan Adam yine davasını, partisini ve hakkını
    savunma makamında idi. Savunmasında Erbakan yapılan iddiaların, aleyhlerinde, Anayasa Mahkemesi'nde kapatma sebebi yapılamıyacağını izah ediyordu.. Çünkü Siyasi Partiler Kanunu'na göre bu iddiaların önce, parti yasaklamaları inceleme kurulu adı verilen bir alt dereceli mahkemede incelenmiş olması gerekiyordu. Şayet, o kurulda ileri sürülen hususlar, kanun dışı olarak kabul edilirse, partiye tebligat yapılacak kanun dışı fiil ve sözleri işleyen partilerin bir ay içerisinde partiden ihracı istenecek, eğer bir ay içerisinde o kimseler partiden ihraç edilmezse ancak ondan sonra parti aleyhine Anayasa Mahkemesi'nde dava açılabilecekti.
    Anayasa Mahkemesi, Erbakan'ın savunmada dayandığı Siyasi Partiler Kanunu'nun iki maddesini, Anaya-sa'ya aykırı bularak re'sen iptal edip davaya duruşma-sız bakmaya başlamıştı.

    Sonuç olarak, savcı partiye veya partililere hiç haber vermeden, savunma istemeden kapatma davası açtı, Anayasa Mahkemesinde duruşma yapmadan evrak üzerinde karar vererek, Milli Nizam Partisi'ni kapattı.
    Partisinin kapatılması kendisini çok üzdüğü için Erbakan bir kalp rahatsızlığı geçirdi ve İsviçre'de tedavi gördü.

  10. #30




    Milli Görüş hareketinin işaret fişeği Milli Nizam Partisi


    Süleyman Arif Emrenin deyimiyle ırmak ırmağa karışmıştır.

    Süleyman Arif Emre’nin deyimiyle ırmak ırmağa karışmıştır. Erbakan, milletvekili seçildikten sonra ilim, irfan ve fazilet sahibi kişi ve gruplarla çeşitli istişarelerde bulunur ve neticede 24 Ocak 1970 günü Milli Nizam Partisi kurulur.
    Zeynep Şahin
    11 EKİM 1972 günü kurulan MSP, 1973 genel seçimlerinden şaşırtıcı bir şekilde 48 milletvekili ve 3 senatörle çıkmıştır. Ne AP’nin ve ne de CHP’nin tek başına hükümet kuracak bir çoğunluğa sahip olamaması, kurulacak hükümette MSP’ye, amblemindeki gibi anahtar bir rol yüklemiştir.
    Bu noktada Arif Emre’nin deyimiyle ırmak ırmağa karışmıştır. Erbakan, milletvekili seçildikten sonra ilim, irfan ve fazilet sahibi kişi ve gruplarla çeşitli istişarelerde bulunur ve neticede 24 Ocak 1970 günü Milli Nizam Partisi kurulur.
    Erbakan TOBB’da bulunduğu sırada milli ve manevi değerlere saygılı bir parti kurma çabasında olan Süleyman Arif Emre ve Osman Yüksel Serdengeçti gibi siyasiler, Erbakan’la tanışmalarının ardından aradıkları genel başkanı bulmanın sevinci içerisindedirler. Bu fikirlerini Erbakan’a açıkladıklarında “Benim de bu yönde bazı çalışmalarım var; henüz bir neticeye ulaşmış değilim, ama müspet bir noktaya gelirsem sizi haberdar ederim” şeklinde bir cevap alırlar. Bu noktada Arif Emre’nin deyimiyle ırmak ırmağa karışmıştır. Erbakan, milletvekili seçildikten sonra ilim, irfan ve fazilet sahibi kişi ve gruplarla çeşitli istişarelerde bulunur ve neticede 24 Ocak 1970 günü Milli Nizam Partisi kurulur. Milli Görüş hareketinin işaret fişeği sayılabilecek Milli Nizam Partisi, kısa ömürlü bir parti olmuştur. Buna rağmen Genel Başkan Erbakan, Demirel’in başında olduğu Adalet Partisi’nin yerli sanayicilere karşı olduğunu Plan Bütçe Komisyonu’nda iddia ve ispat etmiştir. Öyle ki getirdiği deliller zamanın Sanayi Bakanı Bursa Milletvekili Ahmet Türkel tarafından kabul görmüş ve bakana “Maalesef hükümetimiz verilen her misalde tercihini yerli müteşebbisler lehinde kullanmamış, yabancılar veya onlarla ortak olanlar lehinde kullanmış.” dedirtmiştir.
    Yine o günlerde Ortak Pazar’ın siyasi amaçlarının belli masonik çevrelerce gizli tutulması ve birliğin sadece ekonomik bir işbirliği gibi yansıtılmasından ötürü, Necmettin Erbakan’ın, bu gayelerin aslını TBMM’de ve çeşitli mitinglerde açıkça ortaya koyması büyük tepki toplamıştır.
    MNP’nin kapatılması için hazırlanan iddianamede öne sürülen gerekçeler, Erbakan’ın MNP’nin kurucuları arasında çeşitli ilim, fikir ve cihad önderlerini zikretmesi, bir sinema salonunda halka “Es-selamu aleykum” demesi, Milli Nizam marşı, Tekirdağ’da bir kahvehanede konuşmasını yaptıktan sonra akşam namazında halka imamlık yapması gibi suç unsuru olmayan, basit iddialardır ve dava da Erbakan’ın ifadesiyle “mahkemeyi fuzuli işgalden başka bir mana ve mahiyet taşımamaktadır”. Buna rağmen Anayasa Mahkemesi’nde duruşma yapılmadan evrak üzerinde karar verilerek parti kapatılmıştır.
    Erbakan, MNP’nin kapatılması üzerine büyük üzüntü yaşamış ve geçirdiği kalp rahatsızlığı yüzünden iki buçuk ay İsviçre’de tedavi görmüştür. Tuhaftır, Erbakan’ın tedavi amaçlı bu seyahati dahi Türkiye’de çeşitli dedikodulara sebep olmuştur.
    Milli Selamet Partisi Dönemi
    11 Ekim 1972 günü kurulan MSP, 1973 genel seçimlerinden şaşırtıcı bir şekilde 48 milletvekili ve 3 senatörle çıkmıştır. Ne AP’nin ve ne de CHP’nin tek başına hükümet kuracak bir çoğunluğa sahip olamaması, kurulacak hükümette MSP’ye, amblemindeki gibi anahtar bir rol yüklemiştir.

    12 Eylül Darbesi, Hapis ve Siyasi Yasak
    12 Eylül sabahı Türkiye, darbeyle uyanır. Siyasi partilerin cumhurbaşkanı seçemeyişini, anarşi ve terörün önlenemediğini, ekonomik sıkıntıların giderilmediğini bahane eden ordu, yönetime el koymuştur. İşte 12 Eylül sabahı, askerler tarafından evlerinden alınan siyasilerden biri de MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan olmuştur.
    Refah Partisi
    11 Ekim 1987 günü Ankara’da Milli Görüş tabanıyla Erbakan’ın büyük vuslatı gerçekleşir. Erbakan, Refah Partisi genel başkanı seçilmiştir. 1991 genel seçimlerinde Milliyetçi Çalışma Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi’yle ittifak kurarak baraj engelini aşan Erbakan, 38 milletvekiliyle mecliste Refah Grubu’nu kurmuştur.
    1994 yerel seçimlerinde Milli Görüş belediyeciliğinin halk arasında hüsnükabul görmesi boşuna değildir. Zira bu görüşün belediyelere hâkim olmasıyla; görev anlayışı, halkla ilişkiler, kaynakların geliştirilmesi ve kullanılması, hizmet sahalarının genişletilmesi, milli ve manevi değerlerin korunması ve çevre anlayışında devrimler gerçekleştirilmiştir. O güne kadar borç, iflas ve yolsuzlukla anılan yerel yönetimler birer atılımcı kuruluş haline dönüşmüştür.
    24 Aralık 1995 yılında yapılan genel seçimlerde Refah Partisi, yurt sathında bütün Refah kadrolarının cansiperane çalışmaları sonucunda " oy alarak Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. 26 Haziran günü DYP ile hükümeti kurup başbakanlık koltuğuna oturan Erbakan, kolları sıvayıp yılların tahribatını gidermek için gece gündüz demeden çalışmaya başlar. Milli Görüş’e göre ülkede tespit edilen sorunların hepsi de öncelik açısından bir numaradadır. Bu yüzden Refahyol’a düşen, memleketin bütün meselelerine dört elle sarılmaktan başka bir şey değildir.
    Refahyol’un hükümet protokolünde “Ekonomik kalkınmada temel esas, rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçiş olacaktır” şeklinde açıklanan temel iktisadi prensip, bütün ekonomik icraatlarda farkını hissettirmiştir. Erbakan, “rantiyeci” olarak tanımladığı bu zihniyete neden her fırsatta karşı çıktığını bir konferansında şöyle açıklamaktadır: “Şimdi, bu 72 milyonun içerisinde öyle 2000 tane insan var ki bunların hepsi bizim kardeşimiz. Ama yanlış düşünüyorlar. Çünkü bunların düşüncesi, hudutsuz bir şekilde zengin olmaktır. Bu zenginliği temin edebilmek için üretim yaparak zengin olma yolunu değil, rant yoluyla, çeşitli imkanların kendisine haksız olarak aktarılması yoluyla zengin olmayı düşünüyorlar. İşte hataları burada.”
    Reel ekonomiyi, rant ekonomisine tercih ederek milli kaynaklara yönelen Erbakan’ın kaynak paketlerinde işte bu yüzden vergi, zam, faiz, düşük ücret, düşük taban fiyatı, iç ve dış borç kelimeleri yer almayacaktır. Ne acıdır ki Erbakan ve arkadaşlarının gecesini gündüzüne katarak hazırladığı 10 kaynak paketinden ancak 3 tanesi yürürlüğe konabilmiştir.
    Havuz sistemi
    Refahyol hükümetinin hem kapsamlı hem de diğer sahalara etkisi açısında en önemli kaynak paketi, Havuz Sisteminin de olduğu pakettir. Kamu Tek Hesabı adıyla da bilinen bu yeni düzenlemeye göre bütün devlet paraları elektronik ortamda ve bilgisayarlar vasıtasıyla takip edilerek tek sistemde toplanacaktır. Herhangi bir kamu kuruluşu bu havuza parasını koyduğu zaman P kazanacak; buradan borç aldığı zaman ` ile alacaktır. Bu sistem sayesinde belediyeler ve KİT’ler rahatlamış, borçlanma ihtiyacı ve faiz giderleri azaltılmış, bu arada 1 ayda havuzda 7 milyar dolar birikmiştir. Refahyol’un düşürülmesinden sonra yeni kurulan hükümetin ilk “icraatının” havuz sistemini kaldırmak olması ise oldukça manidardır.
    Refahyol iktidarının halkın yüzünü güldüren hizmetlerinden birisi, hiç şüphesiz çalışanların ücretlerine yaptığı zamlardır. Böylece alım gücü artırılmış ve esnafın yüzü gülmüştür. Neticede faizler düşürülmüş, cumhuriyet tarihinin ilk denk bütçesini yapmak da Refahyol hükümetine nasip olmuştur.
    D-8 kuruldu...
    Bu bakımdan 15 Haziran 1997 tarihinde Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilen zirve toplantısıyla ilan edilen D-8, “Yeni Dünya Düzeni” maskesiyle insanlığı köle düzenine mahkûm etmeye kararlı güç odaklarına karşı bir manifesto niteliği taşımaktadır. Bu proje cumhuriyet tarihinde Türkiye’nin öncülüğünü yaptığı, dünya tarihindeki ilk ve tek projedir. Zaten ömrünü “Lider Ülke Türkiye” rüyasıyla geçiren Erbakan’dan da beklenen, böyle bir projeye önderlik etmesidir. Bu projeyle hedeflenen, sekiz ülke arasında eş zamanlı üretim, teknoloji ve lojistik bilgi paylaşımının sağlanması, oluşan bu pazar sayesinde ticaret hacimlerinin genişlemesi ve böylece bu toprakların zenginleşmesidir.
    Erbakan getirdiği adil ekonomik düzenle rantçıların, manevi kalkınma hamleleriyle din düşmanlarının, lider ülke Türkiye girişimleriyle de emperyalistlerin ve onların Türkiye’deki uzantılarının huzurunu kaçırmıştır. Öyleyse zaten her fırsatta eleştiri ve alay konusu edilen Erbakan’a karşı, malum kesimle bir kısım medyanın güçlerini birleştirmesinde bir sakınca yoktur. Bu yüzden Refahyol iktidarının ikinci yarısı, ilk yarıdan daha zorlu ve sıkıntılı geçmiştir.
    Bu dönemle ilgili Erbakan’a atılan en büyük iftiralardan birisi 28 Şubat kararlarını imzaladığı yönündedir. Erbakan, vefatından önce son mülakatını verdiği Habertürk televizyonunda Belkıs Kılıçkaya’nın “Sonuçta 28 Şubat kararlarını imzalamak zorunda kaldınız.” şeklinde konuşması üzerine “Hayır, anayasaya aykırı mıdır diye incelenmesini imzaladım. Bakanlara havale ettim aynı kelimelerle. Anayasaya aykırı buldukları için hiçbirini uygulamadılar” demiş ve devamında “Biz İmam Hatip Okullarını kapatmadık. Kur’an kurslarını kapatmadık. Bizden sonra kapatıldı” sözleriyle katmerleşmiş iftiraya açıklık getirmiştir.
    Refah’a kapatma davası
    21 Mayıs 1997 tarihinde Başsavcı Vural Savaş, “ülkeyi iç savaşa sürüklediğini” iddia ederek gazete kupürlerinden derlediği bir iddianameyle Refah Partisi hakkında kapatma davası açmıştır. Ancak 2004 yılında aynı Vural Savaş’ın, Milli Gazete’ye verdiği röportajda Erbakan’ın antiemperyalist olduğunu ve onun samimiyetine inandığını söyleyerek methiyeler dizmesi, 28 Şubat döneminde aktif gibi görünen isimlerin gerçekte ne kadar edilgen olduğunu gözler önüne sermektedir. 18 Haziran tarihinde hükümet protokolü gereği başbakanlık görevinden istifa eden Erbakan’ın gerekçesi görevi Tansu Çiller’e devretmek olsa da Demirel, hükümet kurma görevini mecliste ikinci çoğunluğun temsilcisi Çiller’e değil, ANAP lideri Mesut Yılmaz’a vermiş ve böylece Refahyol hükümeti sona ermiştir.
    Saadet Partisi
    Erbakan “Orgeneralin bile dört yıldızı var, yakamızda yer kalmadı” dediği günlerde Milli Görüş hareketinin dördüncü partisi Fazilet de benzer gerekçelerle kapatılmış ve peşinden kurulan Saadet Partisi’ne 84 yaşında genel başkan olarak seçilmiştir. Erbakan’ın Saadet Partisi’ne genel başkan olması, parti genel merkezi ve il teşkilatlarında yapılan istişareler neticesinde, parti tabanının yoğun talebi üzerine gerçekleşmiştir.
    Tarihler 27 Şubat 2011 gününü gösterdiğinde Türkiye ve İslam dünyası Erbakan’ın vefatıyla derinden sarsılmıştır. Her fani gibi Erbakan da ebedi âleme göçmüştür ancak geride hakkı tutup ayağa kaldırmanın, köle düzenine ve ifsada bir ömür karşı çıkmanın şerefiyle dolu bir hayat bırakmıştır.

+ Konuyu Yanıtla
2 / 2 İlkİlk 12

Tags for this Thread

Yer İmleri

Gönderme Kuralları

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •